0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #150 : Haziran 02, 2016, 00:29:49 »
Alıntı yapılan: Ersin Böke
Seni bir daha Tayo Mar 'a bindirmiycem..  >:( :D
[/quote



Sana mi soracağım binerken ?
« Son Düzenleme: Haziran 02, 2016, 00:30:34 Gönderen: Bülent Büyükdağ »
*

    E. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #151 : Haziran 02, 2016, 05:42:13 »
Benim kullandığım yağ bir alman markası. renksiz. Ancak kıvamlı bir yağ. Şimdi vernik uyguladığınızda bir iki sene sonra çatlaklar, atmalar ve kararmalar oluyor. Bu sefer bütün verniği sökmek zorunda kalıyorsunuz. Zaten zor olan , insanları ahşaptan bu kadar soğutan en önemli nedenlerden biri bu zımpara işi. Verniklenmiş bir ahşap yüzeyi temizlemek çok zor. Hele bir de poliüretan tarzı vernik kullanılmış ise.

Yağ uygulamasında ise zımpara yapmış olduğunuz yüzeyi bir üstübü ile yağlıyorsunuz. Bunlar inceltilmiş yağlar sanırım ve çok hızlı ahşap tarafından emiliyor. Bu yağlama işlemini yapmadan önce kritik noktalarda, baba (bağlantıları v.s.) kimyasal emprenye işlemi uyguluyorsunuz. Bir süre bekledikten sonra (yarım saat kadar ) fazlasını bu sefer temiz bir üstübü ile tekrar siliyorsunuz. Bitti gitti.

Verniğe göre daha mat bir yüzey oluşuyor. ancak dokunduğunuzda ahşabı hissediyorsunuz. Üstelik ahşabın kendi rengi otaya çıkıyor ki bu benim çok hoşuma gidiyor.  Ne kadar gidiyor..* Benim kullandığım yağın kilosu toptancısında 40  TL. Benim teknem 7 m. Her yağlamada tamamen yağlarsam yarım kilo kadar gidiyor.

Ne kadar zamanda yapılması gerekir. ? Şimdi yağ zamanla uçuyor. Aslında doğrusu içinde bir miktar renklendirilmiş yağları kullanmak. Bunlar güneş ışınlarına daha dayanıklı ancak benim hoşuma gitmiyor. Saydam olunca daha çabuk uçuyor. Zaten siz yağın artık azaldığını gözünüzle de görebiliyorsunuz. ahşap hafif beyazlaşmaya başlıyor. Bu durumda heme yağlamak gerekiyor. Kaçırırsanız ahşap kararır. ancak bu durumda dahi çok hafif bir zımpara ile yeniden yağlayıp kolayca eski haline getirebiliyorsunuz.

Ahşabı beslemesi , özellikle tatlı su girişini kesmesi , suyu ittirmesi en önemli özelliği. Çatlamayı da önemli ölçüde engellediğini düşünüyorum. Ahşap için en büyük tehlike tatlı su. Bu mantarlaşma ve çürümenin temel nedeni. O yüzden ahşap tekneler deniz suyu ile yıkanır. İçindeki tuz, ahşabın mantarlaşmasını , çürümesini önler. Yağlanınca su girişi de ciddi oranda azalıyor elbette.

ahşap tekne için en önemli tehlike elbette yangın.. Yağlanmış bir tekne için yağın ilave bir risk oluşturduğunu düşünmüyorum. Yangın her durumda ciddi risk zaten.

Dün redaktörün havuzluk tikleri için de sika derz dolgu malzemesi ve gerekenleri aldık Perşembe pazarından . Yağ da aldık. Bence Tik de yağlanmalı. Ben grileşmi halini değil de kendi rengini daha çok seviyorum. Her zaman beklerim. Tayo Mar da forsaya her zaman ihtiyaç vardır.  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #152 : Haziran 02, 2016, 09:57:21 »
Aldığınız hediyeler için teşekkür ederim. Lütfen daha sık Perşembe Pazarı'na gidiniz.
Gelelim mevzuya, daha doğrusu mevzunun dönüp dolaşıp geldiği Ahşap-Fiber tartışmasındaki yere.
Ahşapçıların sohbetini çekilmez kılan şey, bu türden insanların her nedense fiber bir teknenin ruhunun olamayacağına, bir fiber tekne sahibinin işte ancak, Kaan ve Ersin'in savladıkları gibi, beyaz yakalılardan oluşabileceği, bunların teknelerinde ancak bazı basit işler yapabildikleri, daha çok zevk ve konfor üzerine odaklandıkları, eh tabii bu gariplere de, deniz üstünde oldukları hasabiyle de saygı gösterilmesi gerektiği yönündeki yaygın eğilim.

Bir de bu ahşapçıları, ahşap severleri diğer canlılardan ayıran özellik, herkesin kendilere hak ettikleri saygıyı göstermedikleri yönündeki saplantı.
Burada çaktırmadan tersine bir durum var; bu deyişleriyle,  fiber tekne kullananlara, Tiryaki'nin sözünü ettiği ancak yaşlılıkta kullanılabilecek bir tekne nevi olduğundan bahisle tepeden baktıklarını ilan ederler.

Anlıyorum. Bunlar da kardeşimiz, bir şey demiyorum, az sayıda kişinin kullandığı bir tür tekne kullanıyorlar. Türlerinin son örnekleri. Evimizdeki yaşlı, bir ayağı çukurda kişiler gibi, özel bir ihtimama muhtaçlar. Ama her yaşlı gibi saplantılı olduklarından yeni çağda anlayamadıkları şu; bir tekneye ruhunu veren malzemesi değildir. Malzeme görsel olarak tabii ki onunla ilgisi olmayan kişide bir izlenim, estetik bi haz uyandırır.
Gerçekte ise herhangi bir eşyanın kendinden kaynaklanan bir ruhu yoktur. Onu eşya olmaktan çıkartan şey, yani ona ruh veren şey, onu kullananın eşya ile kurduğu ilişkidir. Tayo-Mar'a Ersin yakışır.  Yengeç'e Tiryaki. Verdikleri emek ve onlara yükledikleri anlamla. Yengeç eğer Saç bir tekne olsa idi, Yengeç Yengeç olmayacak mıydı? Tiryaki ona şimdiki ruhunu vermeyecek miydi? Eğer evet böyledir, ne olsa biz o ruhu veremezdik diyorsanız, fena!  Eşya sizin sahibiniz olmuş demektir, kendinizi sallayın gitsin.   

Gerçek bir denizci, elinin altındaki şişme bot da olsa ona hayat verir. Enes kardeşe ne diyorsunuz? Tayo-Mar'dan daha mı ruhsuz onun Orsa'sı? Yalnızca daha güvensiz bize göre. Onu diyebiliriz.

Kaan'ın dediklerine de katılmıyorum bu bağlamda. Avukatım. Beyaz yakalıyım yani sizin deyiminizle. Sırf bu nedenle herhangi bir ahşap tekne Masal'dan daha mı "yaşıyor". Ne münasebet. Tiryaki'in anlattığı her seyir sonrası yapılan işler veya seyir sırasında olup bitenler ahşap teknelerde mi oluyor sanıyorsunuz? Ne büyük bir yanılgı!

Tekne işi ben bilirsem, ki küstahlık edeyim hadi, biliyorum, hayat gibidir. Hayatlarımızın verili bir anlamı yoktur. Hayatlarımıza biz anlam yükleriz. Teknelerimize de öyle. Ona hayat veririz, onunla ilişkiye gireriz. Zaten Tiryaki de farkında ki bunun, Yengeç'i ancak benim gibi birine bırakabilirim, diyor.

O nedenle geçin bu anlattıklarınızı, atın bir kenara. Ahşap olduğu için saygıya şayan değil tekneleriniz, saygıya şayan olan onlarla kurduğunuz gerçek bağ ve bilin, belleyin diye söylüyorum, bu bağı pek çok ahşap tekne sahibinden daha fazla sayıda fiber tekne sahibi de kuruyor.

Ersin, sakın aynı şeyleri söylüyoruz deme, aynı şeyleri söylemiyoruz.

Arada fuarlardan da bir şeyler alıp yollayıverin. Muhabbetle kucaklarım.
« Son Düzenleme: Haziran 02, 2016, 10:20:08 Gönderen: Hakan Erim »

*

    E. A. A.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #153 : Haziran 02, 2016, 10:09:52 »
Bulentcim harika bir yazi cok begendim inan ki. Ben de birseyler yazmaya hep niyetlendim ama tahtacanlari uzerim kirarim korkumdan yazamiyordum. Eline saglik Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

SM-N915F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #154 : Haziran 02, 2016, 10:16:32 »
Biri de "odaklandıklandıkları" sözcüğünü, "odaklandıkları" olarak düzeltirse belki daha güzel olur Alp abi.

Gezgin Korsan Sosyal Medya Hesaplarını Takip Ediniz

               


*

    Ö. T.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #155 : Haziran 02, 2016, 11:06:33 »
Yalnız, Ersin korsanın yağı, "Lorenzo'nun yağı" diye bir film vardı ondan daha etkili olmaya başladı

yakında, bu yağı oranıza buranıza sürün 15 yaş gençleşin diyenler çıkarsa şaşırmayın



*

    H. T.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #156 : Haziran 02, 2016, 11:43:49 »
Bülent korsanım, hiçbir satırında gizli saklı bir ifade yok. Yüzen her nesneyi severim diye başladım. Şu an Yengeç olmasa kuzeyli bir fiber fisherman ilk tercihim olur. Fiberdir kendileri. Onun da her bir santimetresini Yengeç gibi sever, okşarım. Daha önce de bu konuda şunu yazmıştım; hepimizin deniz algısı, tekne beklentisi kendimizce. Bana ifade ettiği en önemli şey palamarı çözünce dilediğim yere gidebileceğimi bilmek. Bana özgürlük kavramını bu denli somut, bu denli dokunulabilir hissettiren başka bir şey yok. Dünyanın bütün denizleri önümde ve ben bir deniz hayvanıyım. Ne kadar umurumda olabilir beni özgürlüğe taşıyacak teknemin hangi malzemeden yapıldığı. Rüzgarı buldumu gitsin yeter. Bilmem anlatabildim mi Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

S/Y Yengeç Tırhandili



*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #157 : Haziran 02, 2016, 11:46:15 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bülent korsanım, hiçbir satırında gizli saklı bir ifade yok. Yüzen her nesneyi severim diye başladım. Şu an Yengeç olmasa kuzeyli bir fiber fisherman ilk tercihim olur. Fiberdir kendileri. Onun da her bir santimetresini Yengeç gibi sever, okşarım. Daha önce de bu konuda şunu yazmıştım; hepimizin deniz algısı, tekne beklentisi kendimizce. Bana ifade ettiği en önemli şey palamarı çözünce dilediğim yere gidebileceğimi bilmek. Bana özgürlük kavramını bu denli somut, bu denli dokunulabilir hissettiren başka bir şey yok. Dünyanın bütün denizleri önümde ve ben bir deniz hayvanıyım. Ne kadar umurumda olabilir beni özgürlüğe taşıyacak teknemin hangi malzemeden yapıldığı. Rüzgarı buldumu gitsin yeter. Bilmem anlatabildim mi Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

S/Y Yengeç Tırhandili



Ersin'e "daş" atmak için seni kullanmak zorundaydım. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Zira ona genellikle doğrudan taş atıyorlar, bari ben etmeyeyim dedim.
« Son Düzenleme: Haziran 02, 2016, 11:48:23 Gönderen: Bülent Büyükdağ »
*

    S. T.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #158 : Haziran 02, 2016, 11:57:58 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bülent korsanım, hiçbir satırında gizli saklı bir ifade yok. Yüzen her nesneyi severim diye başladım. Şu an Yengeç olmasa kuzeyli bir fiber fisherman ilk tercihim olur. Fiberdir kendileri. Onun da her bir santimetresini Yengeç gibi sever, okşarım. Daha önce de bu konuda şunu yazmıştım; hepimizin deniz algısı, tekne beklentisi kendimizce. Bana ifade ettiği en önemli şey palamarı çözünce dilediğim yere gidebileceğimi bilmek. Bana özgürlük kavramını bu denli somut, bu denli dokunulabilir hissettiren başka bir şey yok. Dünyanın bütün denizleri önümde ve ben bir deniz hayvanıyım. Ne kadar umurumda olabilir beni özgürlüğe taşıyacak teknemin hangi malzemeden yapıldığı. Rüzgarı buldumu gitsin yeter. Bilmem anlatabildim mi Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

S/Y Yengeç Tırhandili




''Anlıyorum. Bunlar da kardeşimiz, bir şey demiyorum, az sayıda kişinin kullandığı bir tür tekne kullanıyorlar. Türlerinin son örnekleri. Evimizdeki yaşlı, bir ayağı çukurda kişiler gibi, özel bir ihtimama muhtaçlar. Ama her yaşlı gibi saplantılı olduklarından''

Ersin'e "daş" atmak için seni kullanmak zorundaydım. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Zira ona genellikle doğrudan taş atıyorlar, bari ben etmeyeyim dedim.

''daş'ı'' direkt kafaya vurmussun Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    H. T.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #159 : Haziran 02, 2016, 12:29:02 »
Kalındır benim kafam, sorun yok Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

S/Y Yengeç Tırhandili

*

    K. Ö.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #160 : Haziran 02, 2016, 13:20:14 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Kaan'ın dediklerine de katılmıyorum bu bağlamda. Avukatım. Beyaz yakalıyım yani sizin deyiminizle. Sırf bu nedenle herhangi bir ahşap tekne Masal'dan daha mı "yaşıyor". Ne münasebet. Tiryaki'in anlattığı her seyir sonrası yapılan işler veya seyir sırasında olup bitenler ahşap teknelerde mi oluyor sanıyorsunuz? Ne büyük bir yanılgı!


Yazdıklarım yanlış anlaşılmış demek ki ;
 
Kimseyi yaka renklerinden ayırmam, öyle bir şey de demedim zaten. İş saatleri ve özel'e kalan zaman ve mekan açısından kişi istese de yapamaz demiştim. En azından herkes, şahsen yapamaz. İmkanlar ile alakalı.

"seyir sonrası yapılan işler veya seyir sırasında olup bitenler" elbet her teknede aynıdır da ondan sonrası farklıdır. Marina çekeği yerine, ahşap çekeklerinde, kayıkhane de farkı, zahmeti, emeği görürsün. Herkesin harcı değildir. Bir çoklarının gözü yemez. Haklı olduları çokta nokta vardır doğrusu.
Eğer ahşap konusunda saplantılı olsaydım, diğer fiber tekne örneklerini HC, Seacraft gibi vermezdim. Seacraft ya da Valiant'a laf eden çarpılır ki tank gibi fiberlerdir. Baktıkça bakası gelir insanın. Hepsi de bir içim su'dur. İşte o tekneyi otur sev,okşa, konuş.
Ayrıca hep konuşulan BCC. Hemen akla ahşap gelse de yıllardır en çok yapılanı el yatırması fiber olmuş. Hepi topu 127 adet üretilmiş bu güne kadar. Ve malzemesi özel bir kalıba dökülen fiberdir. Sadece planları ile yapılabilecek olan ahşap diye istenir.
 
Ve yine ayrıca tercihler ile alakalıdır, imkanlarla alakalıdır kimse kimseyi fiber tercih ettiği için eleştiremez, demezdim saplantılı olsam.

Yaşıyor konusu ise,
Enes'in Orsa'sı demişsin. Bence yanılıyorsun. O durumda önemli olan Enes'tir. Orsa değil. Sil üstündeki Orsa yazısını, koy eş'lerinin yanına ayırt edemez kimse. Yarın, Orsa'yı bırakıp başka bot, sandal,kano farketmez geçip aynı işleri yapsa, o işlere hayat veren Enes olacak,Orsa değil.
Ama Yarın, Ersin, Tayomar'ı satsa, Tayo-mar hep var olacak. Yeni sahibiyle anılacak belki ama anılmaya devam edecek. Yengeç'te öyle. Güzel tarafı ise her ikisinde de eski sahipleri ile bugünlere getirdiği için hep anılarında yer bulacak.
Yani,
Evet, kusura bakmayın ama yaşıyor. Bu küçümseme değil ama ahşap tekne ile fabrika'daki kalıbından çıkmış standart bir fiber aynı değildir. Burada ki fiber tekne ile kasıt bellidir. Ahşap da öyle her ahşap tekne değil elbet.
Ve bu kasıttan, buna alınan çok olacak ama bilindik fabrikasyon charter tekneleri ile karakter sahibi, ahşap yada fiber farketmez tekneleri bir tutmak komik bence.
Biri Ahal Teke, diğeri bildiğin katır.
Herkes Ahal Teke ister ama imkanlar katır'a elverdiği için kimse kimseye laf etmez/edemez. Haddi değildir. Ha imkanı olsa da tercihini bu yönde kullananlar olabilir mi. Elbette. O da kişinin bileceği bir şey.
Önemli olan deniz üstünde olmak hayalleri yaşamaktır. Varlığını bir şekilde onun üstünde sürdürebilmek, zevk almaktır.
İşte burada kişinin denizden, tekneden beklentisi devreye giriyor. Kimisi yek oluyor bunlarla kimisi için ise sadece araç. Her ikiside doğrudur, tenkit edilemez.
Ama katır sahibi de katırım Ahal Teke den iyidir yada eş dememeli.
*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #161 : Haziran 02, 2016, 14:10:28 »
Sanıyorum Sait Faik, bir güzel çınar altı kahvesinde otururlarken, karşı taraftaki köhne kahveyi göstererek Oktay Akbal'a sormuş; Şu karşıdaki kahvede hikaye nerede? Oktay Akbal çeşitli yanıtlar vermiş, işte şurada, burada filan. Sait Faik her yanıtın yanlış olduğunu söyleyip, hayır Oktay demiş, hikaye kahvenin önünde taburede oturan ihtiyarda.

Bakmaya doyulamayacak kadar güzel pek çok ahşap tekne var gerçekten. Tablo gibiler.  Sizin "yaşıyor" demekten kastınız, gerçekten güzellikleri ve diğer kayıklardan belirgin ayırıcı özellikleriyse, elbette haklısınız.

Ama bu, onların yalnızca bir eşya olduğu gerçeğini değiştirmez.
Dünyanın en güzel tablosunu güzel kılan, ona bakan, onu inceleyen, onun imgelerini zihninde yeniden üreten ve ondan haz alan insanlardır. Bakan göz yoksa, Mona Lisa da yoktur.

Orsa'yı Orsa yapan, tam dediğin ve benim de ısrarla üzerinde durduğum gibi, Enes'tir. Yine tam dediğin gibi, Enes'i çek Orsa'nın üzerinden Orsa sıradan bir şişme bottur.

Teknik yetenekleri açısından, kuşkusuz ki seri üretim tekneler ile özelliği olan ahşap tekneler ve/veya HR gibi yine fiber tekneler her koşulda bir ve aynı tartıda tutulamaz. Bunu ancak bir budala söyler.

Ama sırf böyle diye, seri üretim bir tekneye garip bir şekilde yaklaşmanın yeri yoktur. Çünkü bir daha ve ısrarla söylüyorum; Yengeç'te Tiryaki yoksa, Yengeç de yok. Çünkü örnekse Kısmet'ten söz ederken biz, işin doğrusu Sadun Boro'dan söz ederiz. Yavuz Zırhlısına yüklediğimiz anlam, onun öylesine görkemli bir muhabere gemisi olmasından değil, yaşattığı tarihtendir. Nusret, muhtemelen yeryüzünün en çirkin gemilerinden biridir. Fakat biz ona baktığımızda bir gemiyi değil bambaşka şeyleri görürüz. Yeter ki onun Nusret olduğunu bilelim.

Sıradan fiber bir tekne, Masal, benim için Nusret'ten farksızdır. Katır mıdır, eşek midir, at mıdır? Bana kalsa basbayağı bir Germen savaşçısıdır.

Sevgilerimle.
« Son Düzenleme: Haziran 02, 2016, 14:12:04 Gönderen: Bülent Büyükdağ »
*

    Ç. G.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #162 : Haziran 02, 2016, 14:52:55 »
İşe kahve molası verdim, bu konuyu gördüm Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Naçizane fikrimi yazayım, düzgün bir proje ile kaliteli yapılmış ahşap teknelere bayılıyorum; aynı şekilde imal edilmiş olan bir çok fiber tekneyi de beğeniyorum.. Her ikisinin de ömrünün, kalan ömrümden daha çok olacağı herhalde muhakkak ve hiç birisi "tuu kaka" değil bence....Herkesin tercihlerine saygı duymak lazım, fiber tekne sahipleri ahşap teknelerin görece "zorluğundan" bahsederken, fiberdeki daha az pozitif noktaları da ortaya koyarlarsa belki daha dengeli bir kıyaslama olur...
Param olsa ahşap tekneyi tercih ederim, ama yaşlı da olsa iyi bir fiber tekne alacak güce ulaşamadım henüz:)
İşe dönme vaktidir, iyi günler..
« Son Düzenleme: Haziran 02, 2016, 15:03:56 Gönderen: Çetin Güner »
*

    C. İ.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #163 : Haziran 02, 2016, 15:07:00 »
 Şu Bülent'i kızdırmak lazım. Çok güzel yazıyor, ifade ediyor.
Sevgi gönderiyorum dostum.
*

    M. E.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #164 : Haziran 02, 2016, 15:48:17 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Adam sanki bana benziyor.

Not:Aldığı keyif olarak.