Paşalimanı-Lapseki 13 Ekim 2014
Güzel havaları beklerken günlerdir alargada kaldığımız Paşalimanı' dan en sonunda puslu ve serin bir Ekim sabahı yola çıktık. Günlerden beri izlediğim hava durumuma göre, 13 Ekim nispeten daha sakin görünüyordu. Gerçi 14 Ekim de iyi olacaktı ama, hedeflediğimiz 45 mil uzaklıktaki Gelibolu'da liman şartları pek uygun olmadığı için gene alargada kalacak ve hemen ertesi günü de Bozcaada'ya doğru seyre devam edecektik. Yani benim bir değil, üst üste en az 2-3 sakin güne ihtiyacım vardı. İyi havaları kollamak zorundaydım, çünkü direksiz ve yelkensiz teknede sert yalpaya düşme acı tecrübesini birkaç kez yaşamıştım.
Gideceğimiz günün öncesi akşamı Paşalimanı koyu şenlendi, gemi görünümünde bir özel yat koyun ortasına demirledi. Muhtemelen güneyden gelip İstanbul tarafına geçecekti.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapPaşalimanı-Lapseki rotamızAkşamdan tüm yol hazırlıklarını tamamladık; botu kaldırıp bağladık, teknenin içinde dökülüp saçılacak eşyalar toplandı, yüzme merdiveni kaldırıldı, bisiklet bağlandı, sabah kahvaltısı müslileri kuru olarak hazırlandı.
Esintili bir havada yola çıktık. Poyraza göre, Avşa adasının gölgesinden çıktığımızda sancak tarafından dalga yiyeceğimizi tahmin ediyordum, gerçekten de öyle oldu. Ama bu kez poyraz yandan vuramıyor ve sancak kıç omuzluktan geliyordu, bizi biraz sallasa da rahatsız edici değildi.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapSerin ve Kapalı bir havada yola çıktık, Paşalimanı ve Avşa Adaları ufukta kayboluyordu...Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapPruvamızda Ince Burun ve Güvercinyalısı TepeleriBağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapBiga taraflarına doğru deniz de rahatladı, biz de... Açan güneşte hem ısınıp hem de kıyıları seyrederken sanayi tesisleri ve fabrikaların varlığının doğal güzelliği nasıl da bozduğunun bir kez daha farkına vardık... Tabii ki fabrikalar da lazım, ama kilometrelerce kıyı şeridini bozarak yapılmaları çok mu elzem?
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapDenizde yansımalar yapan ve içimizi ısıtan güneş...Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapKıyılarımızı "güzelleştiren" sanayi tesisleriBağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapMarmara Denizi batıya doğru daraldıkça ister istemez gemi yoluna yaklaşıyorduk, sancak baş omuzluktan her iki yönde hareket eden gemileri gittikçe daha yakından görmeye başladık. Denizlerde ne kadar çok gemi varmış....
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapGemiler, gemiler...Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapÇanakkale Boğazı girişi - pruva iskelede Zincirbozan sığlıklarıÇanakkale Boğazı'nın kuzey kısmında yeralan Gelibolu mevcut havaya ve poyraza açık göründüğü için gece alargada rahat edemeyeceğimizi düşündüm, geçen büyük gemilerin dalgaları da bizi etkileyecekti. Bu nedenle Anadolu yakasında Çardak Limanına gitmeye karar verdim.
Yanlış bir karardı.
Oraya varınca gördük ki Kuzeydoğuya kapalı olan Çardak Limanı rüzgarı kesmiyordu, demir yeri dalgasız-solugansz olmasına rağmen sığlık olan kıyıda balık çiftliği ya da dalyan benzeri yapılar, yüzen bir sürü nesne ve dubalar, hemen açığındaysa her 15 dk da girip çıkan özel bir firmanın feribotları bize göz açtırmayacaktı. Alargada salınım yapmak için bu yer çok dar gelecekti. Çıkış manevrası için hafifçe geri gaz verdiğimde motorun zorlandığını ve pervanenin dönmediğinin dehşetle farkına vardım.
Pervaneye birşey olmuştu ve hareket edemiyordum. Bir feribot çıkıyor, diğeri yanaşıyordu ve rüzgar bizi onların manevra yolu üzerine sürüklüyordu. Bir anda o "zor an"lardan birine düştüğümüzü anladım...
Bu arada rüzgarın etkisiyle dönen teknenin burnu açığa gelmiş ve tornistan yapmadan uzaklaşma imkanı doğmuştu. Gaz koluna biraz daha yüklenmekten başka çarem yoktu, o anda aşağıdan "çaat" diye bir ses geldi, tekne şöyle bir sallandı ve arkadaki suyun pervane etkisiyle hareketlendiğini gördüm. Teknem yeniden yürümeye başlamıştı! Oradan hemen uzaklaşıp güneye yönelerek güvenli bölgeye doğru uzaklaştım, harita kontrolu yaparak alternatif demir yeri belirlemeye çalıştım. Bu arada, teknenin verilen gaza ve motor devrine göre neredeyse hiç yürümediğini farkettim. Kesinlikle aşağıdaki problem devam ediyordu!
Haritada demir yeri olarak Lapseki şehir merkezinin hemen açığı gösteriliyordu, ancak orası da Lapseki-Gelibolu arabalı vapurları iskelesinin tam dibiydi ve hiç de rahat değildi. Tekrar biraz kuzeye tırmanıp biraz önce gözüme kestirdiğim Lapseki balıkçı barınağının açığına doğru yöneldim. Haritada derinlik olarak 2-2,5 m gösterilen barınağa girmeye hiç yeltenmeden açıkta 5 m ye çapayı bıraktım, tornistanla 85 m demiri kıyıya paralel olarak döşedim ve motoru kapatınca rahat bir nefes aldım. Demir atarken farkettim ki, tornistanda pervane nedense daha iyi çalışıyordu. Etrafta barınağa girip-çıkan çok sayıda küçük balıkçı tekneleri vardı.
Ertesi gün yola devam etmek gerektiği için problemi hemen çözmeliydim. Acilen dalgıç elbisesi giyildi, paletler, gözlük ve şnorkelle ve elimde bıçakla soğuk suya daldım. İner inmez, daha pervaneyi uzaktan görünce durumu anladım. Pervaneye bir şeker çuvalı dolanmıştı, inanılmaz doğru bir kararla 10 gün önce taktığım halat kesici çuvalı kesmiş ve pervaneyi kurtarmış, ancak pervaneye dolanan kısmı bir çember şeklinde pervanenin üzerinde kalmıştı, dönmesine engel olmamakla birlikte hızını kesiyordu.
Biraz uğraşıp çuvalı kesip pervaneyi kurtardım, 1-2 defa daha dalıp pervanemin kanatlarında sorun olmadığını görerek ve gönlüm rahatlamış olarak sudan çıktım. Ancak yanılmışım, sorun devam ediyordu ve bunu ancak ertesi sabah anlayabilecektik.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapUskura takılan yem çuvalıResimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapTekne yapım aşamasındayken pervanenin ve ayar vidasının yandan fotoğrafıO akşam üzeri rahatlamış olarak çevrenin, havanın ve günbatımının güzelliği içinde dinlendik...
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapÇanakkale Boğazı'nda feribotlar ve güzel bir akşamın dinginliği...Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapSabah her zamanki yol hazırlığımızı yaptık, demiri aldık, güneye doğru yola çıktığımızda 2000 devirde 7,5-8 knot yol yapması gereken tekne 3,5-4 knotun üzerine çıkamıyor ve motor da gereksiz yere bağırıyordu. Aynen dönüp balıkçı barınağının önüne demiri gene attık, ne olmuş olabileceği konusunda tanıdıkları ve sağı solu aramaya başladım. Reis Denizcilik'ten Hüseyin Usta ile yaptığım görüşmede motorda bir sıkıntı olmadığını idrak ettim, sorun pervanedeydi ve ne olduysa olmuş, pervanemin performansı yarı yarıya azalmıştı.
Bu sorunun bana kaça patlayacağını ve karaya çekme masraflarını vb. kara kara düşünürken bir gün önce şaka yollu balık sorarak tanıştığım ve biraz sohbet ettiğim büyükçe bir balıkçı motoruna el salladım, onlar da sağ olsunlar, yardıma geldiler. Meğerse o genç balıkçı arkadaş balıkçı barınağını idare eden su ürünleri kooperatifinin başkanıymış... Kıyı kurtarma botları ve kılavuz şileplerin girip çıkması için barınağın içinde 3-3,5 m derinlikte bir kanal açılmış, tam karşıdaki beton iskeleye kadar girebileceğimiz derinlik sağlanmış, tabii bu bilgi çok yeni olduğu için Navionics haritalarda görünmüyordu.
Bu sorunu alargada çözmenin mümkün olmadığını bildiğim için balıkçıların da yardımıyla barınağa girip kıyı koruma botunun hemen önünde iskeleye emniyetle aborda olduk. Ne olduğunu anlamak için görüş mesafesinin 30 cm olduğu kirli ve soğuk suya dalmak gerekiyordu, tek dalgıç tüpüm o sırada boş olduğu için durumu anlattığım balıkçılardan bir kompresör ve regülatör buldum, bütün bağlantıları paslı ve eski olan regülatörün hava hortum bağlantılarını yenileyip suya girdim. İlk defa kompresörle dalıyordum, su ayırıcı olmadan yaptığım bu mecburi dalışta pervaneyi biraz inceleyince durumu anladım. Takılan çuval nedeniyle ayarlanabilir kanatları olan Max-prop pervanenin pitch ayarı bozulmuştu! Bir yıl önce, tekneyi denize indirmeden hemen önce bu ayarı zaten kendim yapmıştım, kanatların pozisyonu ayarlanan konumda değil, düze yakındı, ancak suyun altında bu ayarı yapmak biraz zordu. Soğuk ve kirli suyun altında Metrik 3lük minicik emniyet imbus setiskur vidasını yerinden çıkarıp, 2 adet metrik 5 geçici imbus vidaları takıp ayar bileziğini öne kaydırıp çevirerek ayar yapmak... Üşüyerek, zorlanarak, küçücük vidaları düşürmekten korkarak hepsini yaptım...
Tek sorunum vardı, gözüm zaten bozuk ve yakın gözlüğü kullanıyorum, numaralar küçük olduğu ve su karanlık olduğu için bir türlü göremiyordum, büyüteçle daldım, gene de göremedim. Artık çaresiz göz kararı bileziği çevirdim ve pervane kanatlarını hem ileri hem de tornistan esnasında uygun olabilecek daha efektiv bir konuma getirdim.
Sudan çıkınca sıcak bir kaç bardak çaydan ve titremem geçtikten sonra bağlı durumda gaz vererek ileri-geri yaptım, pervane gayet güzel çalışıyordu. Fakat asıl sonuç sabah uzun yolda belli olacaktı...
Balıkçı dostların hiçbir para beklentisi olmadan ve insanlık adına yaptıkları yardımlarla sorunu iyi-kötü çözmüş ve karaya çekmek-suyun altında uskur değiştirmek-İstanbul'dan dalgıç getirmek vb. gibi hepsi birbirinden pahalı ve günlere mal olacak zahmetlere girmeye gerek kalmamıştı... O anda marinalarda ya da büyükşehirlerde çokça rastlanan, euro'dan başka bir şey konuşmayan kaşarlanmış usta profili aklıma geldi, hepsinden şimdilik kurtulmuştum... "Gemisini kurtaran kaptan" sözü bir kez daha doğrulanmıştı...
Ertesi sabah 45 millik Bozcaada etabı bizi bekliyordu.
Hazır karaya çıkmışken tasmasını takıp Çuku'yu gezdirdik, hatta bol bol koşturduk, çevredeki sokak köpeklerini besledik, çöplerimizi attık, videolar çektik, gün batımında Çanakkale Boğazı'nın güzelliğiyle tekrar yaşadığımızı hissettik... Ve şükrettik...
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap