0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #150 : Mayıs 16, 2016, 17:21:12 »
İlkbahar'da Gökova (devam)

Günlerden 19, artık biz yokuz...  Valahi de yokuz, billahi de yokuz.  Bittim ben, eridim gittim Gökova'nın dinginliğinde, sakinliğinde.  Yumdum yıkandım.  Kendi kendime "artık benden adam olmaz" deyip duruyorum bu sabah.  Huzurun zirvelerinde falan bir yerlerdeyim.  Tembellik de üstüne... 

Teknede de yapacak, tamir edilecek bir şey yok.  Sadece elektrik tevzi tablosunu açıp başta otopilot olmak üzere kablo bağlantılarını temizlmek, elden geçirmek işi var. onu da salladıkça sallıyorum.  Tembelim ya!

Bugün de Küçük Çatı sakiniyim ben.  Hava hafiften batılı, ne gam!  Vermişim kıçımı tam batıya.  Sekiz kuvvet esse umurumda olmaz.  Neyse biraz iş yapayım da, soğuk birayı hak edeyim dedim.  Botu temizlemeye karar verdim.  Geçen seneden beri teknede bir Inflatable Boat Cleaner diye bir şey taşıyorum.  Ama deterjan türevi bir kimyasal sandığımdan ne marinada, ne de koylarda kullanamıyordum.  Baktım ki, kremimsi bir şey.  Botun suyun üstünde kalan kısmını mutfak süngeri ile güzelce temizledim.  Pislikler ve halat vs izleri hem kolayca çıkıyor, hem de ilk günkü gibi oluyor.  Artık botu ön güverteye alınca tüplerin altta kalan kısmını da yaparım.  Güneş de yakıyor - yoruldum - ama biranın sadece soğuğu değil, hak edilmişi makbuldür derler (ya da ben öyle uydurdum).  Oh be!

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Küçük Çatı - Balıkçının iskelesi

Öğleden sonra uzunca yüzdüm.  Su yeteri kadar sıcak.  Dibe dalarsan soğuk, ama yüzeyde sıcaklık çok iyi. Geçen sene Mayıs 2015'te Göcek'ten Bodrum'a geçerken Balım'ın altını Orhaniye Martı'da yaptırmıştım.  Korsan Kardeşlerimizden bazılarının tavsiyesi üzerine Ecelak kullandık.  Ondan sonra bir yıla yakın Bodrum'da kaldım.  Şimdi yüzerken karinasını yokladım, tertemiz! Sadece güneş ışığı alan façasında yosunlaşma olmuş onu da scotch brite ile temizledim... bu sene karaya çıkmayız - tutya kontrol ve devam yani.  Çıkınca sıcak bir duş, biraz tertiplendik, traş falan.. Akşama hazırız yani Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Eveeet, artık Küçük Çatı'nın yeteri kadar hakkını verdik galiba.  Yarın Bördübet'in doğu sahillerini tavaf ederek, Amazon'a gidiş.  Pek uzun bir yolum var, kuş uçuşu 2.6 mil!  Bu arada gri su tankım yavaştan dolmaya başladı.  Araya bir yere Ören sıkıştırmak gerekecek, bakalım?

(devam edecek) Selametle
*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #151 : Mayıs 16, 2016, 18:54:21 »
İlkbahar'da Gökova (devam)

Nisan 20. Önemli! Neden? Anlatacağım. 

Sabah güzel uyandım.  Hava hafiften bulut yaptığından dün gece yatmadan 45 dk kadar motor çalıştırmıştım. O sayede gece kalorifer güzel çalıştı.  Sabah da akülerim güzel uyandı sabaha.  Hava fıstık gibi.  Koy göl, Gökova da herhalde öyle, içeriye hiç üflemiyor, zaten sabahın sekizi. 

Dün gece karar verdim ki, sevdiğim kadına evlenme teklif etmeliyim.  Yani hadi hop diye olmuyor da, şimdi Korsan Kardeşleri meşgul etmemek için son aşamasını paylaşıyorum Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap uzun sayılabilecek bir arka planı var bittabî.  Yani adam yalnız Gökova'ya gidiyor, ne olur bunun sonu diyen sevdiğim kadın için bu iş güzel bir şeye vesile oldu anlayacağınız. Tarih olarak da 23 Nisan'ı seçtim (yani ileride unutma riski sıfır - anladınız onu siz).  Ama Arzu tekneye gelemeyecek, Ankara'da çok yoğun bir işi var, asrın hastanesini yapıyor.  Öyle ise 22 Nisan Cuma akşamı Ankara'ya gidilecek, 23 Nisan akşamı teklif yapılacak, umulur ki olumlu cevap alınacak, 24 Nisan'da aşkım Gökova'ya huzur içinde dönülecek.  Bunun için de 22 Nisan Cuma Ören'e gidilip, akşama Bodrum-Ankara uçağına binilecek.  Plan böyle.  Ama bir eksik var: yüzük.  Aha!  GSM burada felaket, biraz SMS, biraz bağıra çağıra, biraz Adana aradan çık vs, eh arkadaşların da yardımıyla istediğim yüzüğü ısmarladım kuyumcuya.  Bana ölçüsü ne olacak diyor, ben de 10 kuruş girmeyecek diyorum, öyle bir ölçü yok diyor, ben gelip sana göstereceğim o ölçüyü de ah işte!  Neyse 23 Nisan Ctsi öğleden sonra teslim edecek. 

Yahu bu Gökova adamın ayarını bozar derler de, bozmaktan kasıt bu muydu acaba diye düşünmedim değil - şaka şaka, mutluyum yahu!

Şimdiiii - bugün Nisan 20. Amazon'a geçilecek.  21 Amazon, 22 Ören - fena değil.  Ağırdan koltuk halatlarını aldım, demiri vira ettim, daha ağır yapamazsın kardeşim, öyle ağırdan alıyorum.  Gelecek sefer yine bu kadar güzel bir Küçük Çatı yaşayabilmek niyetiyle usuldan ayrıldım cennet havuzdan.

Makine 1200 devirde, gayet ağırdan alarak doğuya döndüm, Balıkaşıran'ın önünden Veli Bükü'ne doğru gittim.  Hava yüksek bulutlar, bazen güneş, çok sakin.  Veli Bükü sığ olduğu için hiç girmeden bir sonraki Çilekli Koyuna dümen tuttum.  Burası da diğer koylar gibi girişindeki burnun önü sığ ve topuklar var.  Dönüp içeri girince 4-5 metre derinlik, kıyı çakıl plaj.  Burası batı rüzgarında solugan alacağından gece kalınmalık olmasa da, yüzme ya da öğle yemeği molası için çok güzel bir yer.  Hele hava güneyli ise, daha da rahat olur.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bördübet - Çilekli Koyu 36D 48.0d N ve 28D 03.2d E

Çilekli Koyundan ağır yol kuzeye Bördübet Koyuna doğru çıkmaya başladım.  Koya yaklaştıkça arkada Bördübet Deresinin olduğu geniş ve verimli ova, önünde sahil, tek tük şirin ve temiz evler görünmeye başladı.  Tabii olağanüstü sığ bir deniz. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Gökova - Bördübet Koyu alt yakada Gerence, Çatılar ve Balıkaşıran, poyraz yönünde Bördübet Koyu, hemen batısında Amazon fiyordu

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bördübet - Bördübet Koyu 36D 49.3d N ve 28D 3.5 E

Bördübetin doğası şahanedir.  Yıllar önce burada sıkı bir kara keşfi yaptığım için, bu sefer karaya çıkmayacağım.  Ama azmak, etrafındaki doğa, otel vs çok şirindir.  Bördübet ismi de İngilizce "Bird Bed"den gelmektedir.  Yani kuş yatağı.  Hakikaten de envaî çeşit kuş vardır.  Herkese çok tavsiye ederim bilhassa baharda buraya gelmelerini.  Marmaris-Datça karayolunda, henüz Orhaniye sapağına gelmeden sağa Amazon-Bördübet diye tabela vardır, yol girer.  Tekne ile gelmek mümkün değilse, otomobil ile de gelebilirsiniz.

Bördübet Koyunun kuzeyinde, batıya da kapalı küçük bir girintinin (Kapıcık Koyu da deniliyor buraya) içinde bar-plaj türevi bir şey vardır.  Önündeki iskeleye dikkat ederek yaklaşılabilir veya daha iyisi hava müsaitse alargada kalıp, botla kıyıya çıkılabilir.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bördübet - Kapıcı Koyu plaj-bar 36D 49.6d N ve 28D 3.4d E

İşte buralarda hafiften gezinerek Amazon'un ağzına geldim.  Zaten Amazon denen fiyort (diyelim), Bördübet Koyunun yarım mil batısında kalır.  Burasının gerçek ismi Küçük Günlük Koyudur.  Ama fiyordun sonudaki azmağın da dibindeki Amazon Kamping, bu koya da ismini vermiştir diyebiliriz.  Benim de mezunu olduğum Ankara Tevfik Fikret Lisesinde tanışıp evlenen iki arkadaşım, Özge ve Cengiz Tecelli, burayı canla başla ayağa kaldırdılar, sadece bizim değil, yabancıların da pek iyi bildikleri güzel bir tesis haline getirdiler.  Tahmin edersiniz ki, burada böyle bir tesisi, hele doğaya zarar vermeden çalıştırabilmek üstün bir gayret gerektirir.  Özge'nin babası benim sevgili fizik hocam (Allah rahmet eylesin), Cengiz'in babası da biz yaştakilerin iyi bildiği sevdiği Güneş Tecelli'dir. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Küçük Günlük Koyu - Amazon 36D 49.7d N ve 28D 3.0d E

Bu yukarıdaki haritadan da göreceğiniz gibi girişi temizdir.  Girişi ortalayrak lodos-poyraz yönünde girilir.  Hemen iskele baş omuzlukta kum bir plaj görülür ki, yazın Amazon Kampın şemsiyeleri olur üzerinde.  İşte bu kum plajın ileriye uzanan ucu hizasından itibaren derinlik hızla azalır.  O bakımdan belki katamaranlar dikkatlice daha da girebilirlerse de, bizim tekneler orada kalır. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Amazon Koyunun kuzeybatı yakasındaki plaj, arkada azmağın girişi görülüyor

Zaten o hizada sancakta küçük bir iskele görürsünüz.  İşte koltuk alınacak yer de burasıdır, ben de öyle yaptım. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Amazon koyunun güneydoğu yakasındaki iskele

Bu Amazon denen yerin bir sakat tarafı vardır ki, Gökova'nın mutad batı rüzgarında içeriye lodos yönlü hava alır ve soluganı da şiddetli olur.  O bakımdan demiri derinlik izin verdiği kadar karşı kıyıya ve mümkünse biraz da koyun ağzına doğru batı yönlü olmak üzere yakın atmak ve oradan güzelce güneybatı sahiline döşemek uygun olur ki, rahat edilsin.  Aslında niye girişte iskelede kalan kıyıya çima tutulmaz, onu da anlamıyorum ya neyse.  Yıllardır böyle yapıyoruz işte.

Rüzgar üstü koltuk halatını alana kadar biraz uğraştım ama şimdi tamamdır.  Zımba gibi oturduk.  Etrafa bakıp, göz banyosu yapmaktayım.  İleride azmaktan büyükçe beyaz bir şey geliyor ağırdan, kazdan hallice.  Ah, bu bir kuğu! İlk defa görüyorum burada.  O kadar mesafeyi yavaş yavaş geldi tekneye kadar. Sokulgan.  Eh, bize de onu beslemek kaldı.  Yarım ekmek ve bir büyük paket bisküviyi afiyetle yedi, gitti güzelim.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Hafiften bir öğle yemeği. Hafiften dediysem, bu yolculukta sıkı tarifler yapıyorum.  O işi anlatmaya hiç girmiyorum, ayrı bir yazı konusu olur. Geçelim... 

Ne? Geçemeyelim mi? ..bu öğlen yemekte haşlanmış patates püresi, yumurtanın sarısı, labne peyniri, az sarımsak ile yoğrulmuş konserve ton balığı, pinpon topu büyüklüğünde parçalar halinde önce un, sonra köpük edilmiş yumurta akı, sonra da kıyılmış taze nane ile karışık galeta ununa bulanıp kızarmış ton balığı topları vardı. 
.....
E, ben dedim, girmeyelim konuya diye, di mi? Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Ohhh!  Şimdi keşif zamanı.  Çünkü rüzgar bu gece sert vermeye başladı.  Burada ben huysuzlanırım, gece gece de demir nöbeti tutmak istemem.  üç sene önce dümen palasını Kos limanda hızlı geçen bir teknenin dalgası yüzünden rıhtıma çarpıp yaralamıştım.  Bende dümen palasını çarpma fobisi var.  Galiba akşam hava kararmadan Büyük Çatı'ya geçeceğim.  O bakımdan Amazon gezisini bugün bitirelim.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Balım SY Amazon'da

(devam edecek) Selametle


*

    M. A.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #152 : Mayıs 16, 2016, 19:06:51 »
Mekan güzel, zaman güzel ama hepsinde daha önemlisi anlatımınız çok güzel.
Basılı olarak saklayacağım yazılardan...
Elinize sağlık. Arzu Hanım'la da bir yastıkta kocayın. :-)

*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #153 : Mayıs 16, 2016, 19:19:04 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Mekan güzel, zaman güzel ama hepsinde daha önemlisi anlatımınız çok güzel.
Basılı olarak saklayacağım yazılardan...
Elinize sağlık. Arzu Hanım'la da bir yastıkta kocayın. :-)
Teşekkür ederim, ama daha dur, henüz teklifi yapmadık ki Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    E. O.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #154 : Mayıs 16, 2016, 19:25:23 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bu "İlkbahar'da Gökova" yazılarını okuyup, beğenilerini gönderen tüm Korsan Kardeşlere de ben teşekkür ederim, ilgi gösterip okuyorlar.  Önemli önemsiz demeyip paylaşmak bence güzel bir şey.  Bu yazılardan heves yapıp, buralara gelecek, buralara aşık olacak, sonra buralara sahip çıkacak kardeşlerimiz vardır mutlaka forumda. 
Murat Korsanım, çok güzel yazıyor ve yorumluyorsunuz...
Bu sene bayramda 8 günlük bir Gökova gezisi yapacağız. Seyir notlarınız çok işimize yarayacak...

Size mutluluklar diliyorum.. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #155 : Mayıs 16, 2016, 20:37:51 »
İlkbahar'da Gökova (devam)

20 Nisan'a devam.  Dediğim gibi bu geceden itibaren 24 saat kadar 5-6 kuvvetinde batı-lodos gibi rüzgar veriyor şimdilik.  Bu Amazon'da o rüzgarda barınılır da, uğraştırır. Uyurken huzur yapamam.  Akşam Büyük Çatı'ya geçmeye karar verdim.  Ama o saate kadar azmağa girilecek ve biraz da orman yolunda yürüyüş yapılacak, yüzülecek. 

Bot zaten suda, motoru indirdim.  O da şöyle: Balım'da matafor yok.  Yıllar önce bende 5.75 yelkenli Rota Prenses varken, Göcek'te dıştan takmayı yüksek iskeleden tekneye alırken, hep birlikte havuzluğa düşmüştüm, canım yanmıştı. Bu teknede de o şekilde motoru bota takmak kolay değil.  Gerçi pek popüler olan Yamaha 2 HP hafif, ama olsun. Motorun üzerine önden ve arkadan alttan geçen bir kuşak yaptım.  İskelelere bağlandığım koltuk halatı ile bu askıya bir izbarço atıyorum.  Motoru vardeveladaki yerinden alıp, aşağıya salıyorum, halatı da vardevelanın üzerinden alıp, koç boynuzuna volta ediyorum.  Sonra sakin sakin bota geçip, motoru askısından tutup bota takıyorum, halatı da bırakıyorum. Geri alması da aynı. Şimdilik rahat.  Ne zaman ki belim buna da isyan eder, o zaman bir matafor ve palanga ile işi kolaylarız.

Her neyse işte, motoru taktım, azmağa gittim. Bu azmağın girişi sakattır.  İyice kuzeybatı sahiline yaklaşmadan girilmez.  Yazın teknelerden Amazon Kamping'e gidilebilsin diye işaretler koyarlar.  Kırmızıları sancağa, beyazları iskeleye alıp, kolayca girilir.  Ama şimdi bu mevsimde toplamışlar.  Eski tecrübe ile gireceğiz.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Amazon - Azmak girişi

Önce kum plaja yanaşılır, uygun derinlikte plajın yanından kuzeybatıya yakın azmağa girilir.  Hızlı gitmemeli, çünkü belli olmaz, pervaneyi boşu boşuna yere değdirmeye gerek yok.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Amazon - Azmak

Girince genelde sancak yakaya yakın gidilir.  Zaten kendini belli eder.  Eğer imkân varsa, motorun uskurunu çok fazla çürük su yapmayacak kadar bir kademe kaldırmak uygun olur.  Diğer azmaklarda olduğu gibi, ağaçların kökleri kıyıyı öyle iyi sarmış ki, derinlik yeterli.  Yavaş yavaş içeriye girmeye başladım. Bu azmak yaklaşık 300 metre kadar içeri girer ve buraya gidecek tüm Korsanlara çok tavsiye ederim.  Resmen amazon!  O da ne?  Bizim kuğu orada süzülüyor.  Bir fotoğrafını çektim.  O kadar güzel ki, fotoğrafı alt-üst ettim, halâ güzel.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Amazon - Azmak

İçeriye girmeye devam etiğinizde bir nihayete erer ki, orada Amazon Kamping'in bot iskelesi varır.  Ondan sonrasına gidilmez.  Botu bağlayıp, bu düzgün iskeleden karaya çıkıp, içeriye yürüyebilirsiniz.  Amazon Kamping'in telefonu 252-43-69-111.  Eğer akşam yemek yemek isterseniz ki pek güzeldir, önceden arayıp rezervasyon yapmalı, yemeği ve servisi misafirleri kadar açıyorlar. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Amazon - Azmak

Bu bölgede, yani Büyük Çatı'dan Okluk'a, hatta Karacasöğüt'e kadar yürüme ve bisiklet yolları gayet güzel işaretlenmiş.  Kalkınma Bakanlığına bağlı GEKA - Güney Ege Kalkınma Ajansı (Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap) ve Marmaris Belediyesi güzel bir iş yapmışlar.  Zaten orman yollarında yürürken, yanınızdan gayet teşkilatlı bisiklet grupları geçiyor.  Çok hoş. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bördübet - Orman yolu

İşte böyle bu cennet.  Her daim sade ve saf güzellikten burnun sızlar.  Sadece burası da değil ki, Knidos'da Artemis sunağında gece dolunay çıkınca da öyle, Bencik'te ağaçların suya aksi vurunca da öyle, ne bileyim, Göcek Boynuz'da sanki denize atlamak istemiş de arkadaşları otur oturduğun yerde demişler gibi uzanıp kalmış çam ağacında da öyle.  Böyle kaç yer var.  Şükür ki, bunları halâ böyle tutabiliyoruz, bilemem daha kaç yıl?  Ama başta Sadun Boro olmak üzere emek verenlere bir teşekkür, rahmete kavuşanlara bir dua borcumuz var muhakkak.

İşte böyle çıkmaya başladım azmaktan.  Yine sığlıklara dikkat ederek.  Bizim kuğu, azmağın denize çıkışında, sığlığın ucunda ayakta duruyor.  Sağolsun, sayesinde kolay çıktım sığlığa sürtmeden Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Bu demir attığım yerde bir iskele var demiştim.  Bu iskeleye çıkınca, 10 metre kadar tırmanılırsa orman yoluna çıkılır.  Oradan istenirse koy içine doğru yürünülür, Amazon Kampinge ve dahasına buradan da gidilir.  Veya Bördübet'e doğru yürünülür, ilk köşede çok güzel bir Gökova - Bördübet manzarası sizi kucaklar.  Antremanlı iseniz, buradan Bördübet'e çok güzel bir yürüyüş yapılır. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Gökova - Bördübet

Tekneye dönünce tekrar Poseidon'a ve Skiron'a baktım, yarına 6-7 kuvvete kadar batı-lodos veriyor.  Evet, burada durulmayacak, keyfimiz kaçırılmayacak.  Koltuğu, demiri aldım, güneş batmaya çok yakın, Amazon'dan çıktım.  Zaten yolum kısa, bilemedin 40 dakika sonra Büyük Çatı'dayım.  O ne? Yahu, bir taraftan güneş batıyor, diğer taraftan ay doğuyor usul usul.  Gökova akşama yatıyor, hem de nasıl.  Makinenin devrini biraz daha düşürdüm.  Varsın geç gireyim Büyük Çatı'ya, olmazsa alargada kalırım.  Yahu, yanıyor Gökova, aşkım Gökova!  Kızıl, alev saçlı bir güzellik.  Rakıyı da koydum yanı başıma.  İçime çekiyorum görüntüyü, beni buraya gömün demem boşa değil be ya!

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Gökova - Bördübet

(devam edecek) Selametle
*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #156 : Mayıs 16, 2016, 22:28:28 »
İlkbahar'da Gökova (devam)

İşte böyle güneş gidesiye kadar Büyük Çatı'ya girdim.  Büyük Çatı'ya giderken en güzel işaret üzerinde rüzgârdan doğuya doğru eğilmiş çam ağacı olan küçük adadır.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Büyük Çatı önündeki ada 36D 47.9d N ve 28D 0.9d E

Batıdan veya kuzeyden gelirken bu adayı yeterli mesafe ile sancağa alıp koya güneye doğru girilir.  Bu ada ile kara arasından geçilmez.  Geçilir diyen var, siz takılmayın. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Büyük Çatı 36D 47.4d N ve 28D 0.8d E

İçeri girerken, asıl koydan önce iki demirleme yeri vardır.  Birincisi hemen sancakta kalan sahildir.  Rahat, ferah bir koydur.  Batı fazla basarsa biraz solugan yapar, ama içerisi doluysa en iyisi buraya demirlemektir.  İkincisi de bunun hemen güneyinde kalan küçük girintidir.  Burası da çok temiz suyu olan bir yerdir, daha az solugan alır.  Ama asıl koy, dirseği geçince sancakta önünüze açılan alandır.  Burada, derinlik yettiği kadar güney yakasına yaklaşılır, demiri bırakıp, kuzey sahiline koltuk alınır.  Eğer illâ ki batıya kıçını verip koltuk almak isterseniz, geri kalan tüm teknelere çapariz vermiş olursunuz, başınız belaya girer.

Ben işte böyle güney-kuzey zincir serip, güzel bağlandım.  Mis gibi uyku.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Büyük Çatı

Şimdi bu yukarıdaki fotoğraftan Büyük Çatı'yı anlatayım.  Solda ileride gördüğünüz sahil balıkçıların yeri, bir nev'i üssü.  Onun arkası, sağa doğru azmağa doğru gider.  Oraya su çekmeyen tekneleri bağlar, kışlatırlar.  Arkası günlük ağaçları, onun da arkası çam ormanıdır.  Güzel bir orman yolu Marmaris-Datça yoluna bağlanır.  Yolda kaplumbağalar çoktur.  Martılar her daim havada.  Keklikler havalanır.  Azmakın ağzında uzun bacaklı balıkçıl kuşları vardır. 

Kahvaltıdan sonra botla koyu gezmeye çıktım.  Bu yukarıdaki fotoğrafta sağda gördüğünüz koyu borda renkli alargadaki tekne ile merhabalaştık, hava hafiften basıyor, koltuk halatını bağladım.  Pek güzel, alımlı bir tekne.  Meğerse rahmetli Mustafa Koç'un Istanbul'da Kempinski önünde kaza yaptığı tekne imiş.  Rina.  Çok beğendim.  Yelkenli tekneyi abrayamayacağımız yaşta, son merhalede de tek çifteye geçmeden, araya böyle usturuplu ve makûl boyu olan bir tekne sokulabilir diye düşündüm kendimce. 

Sahili yavaş yavaş kürekle dolaştım.  Balıkçıların iskelelerinden birine bağlayıp karaya çıktım.  Orman yolu çok güzel, her taraf günlük ağaçları. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Büyük Çatı - Orman Yolu

Buradan yürüyüp, balıkçıların olduğu sahilin arkasından onların alanına geldim.  Orada karaya bir tekne çekiyorlardı.  Bir traktör, uzunca ve kalın lastikleri olan bir treyler getirdi, suya soktu.  Çekilecek tekne de kendi imkânı ile üzerine geldi.  Traktör treyleri çekiyor, tekne de ileri viteste yol veriyor.  Hop diye iki dakikada çekiverdiler 8-9 metrelik piyadeyi. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Büyük Çatı

Burada bizleri ilgilendirecek en önemli şey, tatlı su.  Kıyıda, balıkçıların olduğu yerde bir tulumba var ve suyu çok güzeldir, içilir.  Bu tulumbaya ayrıca bir pompa (yerlileri motopomp der) bağlamışlar, yaklaşık 50 metre kadar da spiral hortumu vardır.  İster su taşıma çantaları ile tekneye su alabilirsiniz, ister tekneyi yanaştırabilirseniz 50 metre kadar, hortumla da tanklarınızı doldurursunuz.  Balıkçılara da 20 lira verseniz çay-çorba için, oldu bitti işte. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Büyük Çatı - Tulumba

Ayrıca buraya taksi gelir.  Olmaz ya, tekneye ikmal gerekirse, veya birisi ayrılacak ya da oradan katılacak ise taksi ile halledebilirsiniz.  Numarası 537-251-2678 ve 537-921-3351.  Zaten tabelası ağaçta duruyor Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Büyük Çatı - Taksi

İşte böyle zaman geçti, hava akşama doğru hafifliyor, zaten koyun içinde derdimiz değil.  Bugün dolunay gecesi.  Hazırlık yapmalı.  Güzel mezeler hazırladım, sofrayı kurdum.  Doğuya doğru pozisyon aldım havuzlukta, bekliyorum.  Arkada nihavend faslı var.  Vay vay vay, işte arz-ı endam diye buna derler.  Sadun Boro bunu görünce "saluta la luna" derdi.  Hakikaten öyle yahu.  Öyle ağırdan, öyle endamlı, yahu öleceğiz burda... ya da öldük belki de? 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Büyük Çatı

(devam edecek) Selametle


*

    H. A.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #157 : Mayıs 16, 2016, 23:36:59 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Murat korsanım teşekkürler, keyifle okuyorum.

Nerissa da bu yıl Gökova'da olacak demiştiniz, değil mi Hakkı Bey?
Murat korsanım, niyetimiz öyle bu yıl yazın bir bölümünü Gökova'da geçirmeyi düşünüyorum. Çok güzel yazıyorsunuz, anılarım canlanıyor, hatta gezerken farketmediğim güzellikleri sayenizde yaşıyorum, teşekkürler. Bir yerlerde karşılaşırsak sevinirim. Evlilik yolunda başarılar diliyorum, herşey gönlünce olsun.
« Son Düzenleme: Mayıs 16, 2016, 23:38:45 Gönderen: Hakkı Algın »
*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #158 : Mayıs 17, 2016, 09:22:36 »
Bugün 22 Nisan ve evet günlerden Cuma.  Bugün Ören'e geçeceğim, tekneyi bırakıp malûm sebeple Ankara'ya gideceğim.  8:30 gibi Büyük Çatı'dan çıktım.  Çıkarken botu da ön güverteye aldım, güzel bağladım.  Hava bulutlu.  Rüzgâr kalır gibi, batıdan 12-14 kn esiyor.  14.4 mil yolum var.  Rotayı Mersincik Burnunun açığına verdim, ana yelkeni açtım.  Daha burna yaklaşırken, rüzgâr düşmeye başladı.  Kuzeye çıkarken hiç değilse batıdan gelen dalganın sallamasını azaltır diye ana yelkeni bıraktım. İşte sallan yuvarlan Ören Marina'ya 11:30'da girdim. 

Ören Marina malûm yeni.  Hatta resmi açılışı bile yapılmadı galiba?  Kanal 72'yi kullanıyor.  Bu kanalda sabah yunanlılar da yayın yapıyorlar, el telsizinde çok cızırtı var, aşağıdaki büyük telsizden konuşabildik. Karacasöğüt Global de Kanal 72'de.  Sanırım 73'e geçmeliler?  Her neyse girmeden atık istasyonunun yerini sordum, önce atık suları bırakayım, ondan sonra gösterecekleri yere geçeyim diye.  Maalesef henüz atık su çekme ve akaryakıt istasyonu devreye girmemiş.  Anam, yandık!  Teknede tankları ağzına kadar dolu, yapacak bir şey yok.  Gayet nazik ve iş bilen palamarlar teknenin yerini gösterdiler, bağlanmaya yardımcı oldular.  Burada da, Port Göcek gibi tonoz halatını güverteye almıyorsunuz, baştan halat verip, tonoz halatının ucundaki radansadan geçirip, geri alıyorsunuz.  Hem temiz, hem de bırakırken pratik.  Dolayısıyla buraya girecek tekneler başta 10 metre kadar bir halat tutarlarsa iyi olur.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Balım Ören Marina'da

Ören Marinayı bir yatırımcı grubu yaptı, Setur da işletmecisi.  Marinanın başında 40 yıllık kardeşim, sevgili Can Polat var. Can bu işi en iyi bilenlerden.  Bugüne kadar elinin değdiği her yer güzelleşti.  Çalıştığı personel de her daim sevdi onu, zaten başarı da buradan geliyor.  İşini sevgiyle yapar.  Konuştuk, biraz hasret giderdik.  Karacasöğüt'ten Haldun Sevel Ağabeyi gördüm, Maviş burada karada imiş - sonradan öğrendim ki Maviş'i satmış, teknesini değiştiriyormuş, hayırlı olsun. İçinde olduğu teknenin sonuna kadar hakkını verenlerden. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Ören Marina 37D 1.7d N ve 27D 59.3d E (mendirek ağzı)

Şimdi biraz da Ören Marina'dan bahsedeyim, çokça konuşuluyor.  Bu tarafı bilenler bilir, Gökova'nın kuzey yakasında dağlar Ören'den itibaren hemen yükselir, Akyaka'ya kadar 900 metrelere varır.  O yüzden Bodrum tarafında karayel, burada sıkı batıya dirise eder, bu yüksek kayaları yalar gider.  Bazen de, kuvvetlice yıldız eserse, bu yakanın sahillerinde kıran rüzgârı yapar, ortalığı dağıtır. İşte Ören Marina bu sahilde.  Her ne kadar Ören Yalısı denen Girme Burnunun arkasında kalır gibiyse de, tabii ki kuvvetli bir mendirek gerekmiş.  Ancak anladığım kadarıyla bu dalgakıran beton bloklar, suyun altındaki beton sütunlar üzerinde duruyor (inşaatçılar bunun doğru ismini bilirler).  Dolayısıyla buraya gelen dalga, aşağıdaki bu sütunların arasından içeride salınım yapıyor.  Buraya gelen bazı denizcilerden içeride solugan olduğunu duymuştum, solugan değil, aradan geçen dalga bu.  Can Polat, şimdi bu sorunu ortadan kaldırmak için su altında çalışma yaptıklarını, kısa sürede halledeceklerini söyledi.  Umarım başarılı olurlar.

Onun dışında yeni bir marina.  Kullanılan malzeme olağanüstü kaliteli. Pırıl pırıl. Tuvaletler duşlar vs şahane.  Yüzer iskeleler ve üzerindeki tertibat birinci sınıf.  Korsanlara uyarı: Ören Marinada sahil elektrik bağlantısı büyük boy priz istiyor.  Küçük boy kullanıyorsanız ve teknenizde adaptör yoksa şimdiden edinin derim, zaten başka yerlerde de gerekiyor.  Henüz dükkanlar tamamlanmamış, bir tane lokanta var - çok sevimli ve güzel yemek yapıyorlar, hatta akşama yemek bile ısmarlayabilirsiniz.

Ören Marina mendireğinin batı ucunda bir mini barınak var.  Ucunda Yeşil çakar bir fener var Fl(2) G 8s.  Burada da 3 tane yüzer iskele var. Kısa süre durmak için iyi olabilir.  Önünde de Sahil Güvenliğin istasyonu ve teknesi duruyor.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Ören Marina - Batı mendireği 37D 1.9d N ve 27D 58.8d E

Her neyse, tekneyi güzelce yıkadım, kapattım.  Yarım saatte bir Milas'a minibüs varmış Yalı'dan.  Marinadan Yalıya güzel bir sahil var.  Çakıl, tertemiz bir sahil.  Arkada güzel evler, çoğunun önü balık lokantası.  Güzel, temiz, tertipli bir yoldan minibüslerin kalktığı meydana 10-15 dakikada vardım.  Milas 8 TL.  Bu yoldan hiç gitmemiştim, çok çok güzel.  Minibüsler de artık malûm ya Mercedes, ya Volkswagen, gayet konforlu.  Minibüsün içi de eğlenceli.  Yöre halkının aralarında konuşması, tabii eğer takip edebilirsen, inanılmaz güzel.  Çocukluğumda Güllük Kıyıkışlacık'ta Cuma Dayı şöyle seslenmişti "beni eşeği bi bindirivee"  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap  Hey yurdum be!

Neyse bir saat olmadan Milas merkezde indim.  Daha uçağa var.  Milas'ın merkezi (eski Milas) gezdim.  Nasıl güzel, nasıl temiz, nasıl refah, nasıl tertemiz pırıl pırıl insanlar.  Bayıldım.  Tee 1960'larda kurulmuş bir lokantada şahane ev yemekleri yedim.  Oradan bir taksi ile havaalanı.  Neyse, bundan sonrası Ankara ve Ören'e 24 Nisan Pazar akşamı dönüş - Korsan Kardeşleri sıkmayalım.  Ama merak edenler için: gelin evlilik teklifimi kabul etti!  Yani "senin gibi gayıkçıdan goca mı oluumuş, yörü git bakhem" demedi.  Eh, benden de günah gitti güzelim  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

(devam edecek) Selametle
*

    M. A.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #159 : Mayıs 17, 2016, 10:52:05 »
Yahu Murat Korsanım, heyecanla beklediğim bir arkası yarına dönüştü yazınız... Bitmesin istiyor okurken insan... Fotolar, haritalar ve yazılar muazzam uyumlu ve ahenkli... Arada varsa birkaç video da ne giderdi hani...

Bu arada mutluluklar dilerim...
*

    M. R. B.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #160 : Mayıs 17, 2016, 11:03:41 »
Murat Korsan,
Sabah sabah değerli yazılarınızı okuyarak çok mutlu oldum, Gökova ancak bu kadar güzel anlatılır, tşk ederim. Ayrıca  size eşinizle mutlu ve huzurlu bir hayat dilerim. Bir yerlerde görüşmek üzere, selametle...
*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #161 : Mayıs 17, 2016, 19:29:59 »
İlkbahar'da Gökova (devam)

Nerede kalmıştık?  24 Nisan Pazar akşamı çok mutlu ve muzaffer bir kişi olarak Ankara'dan Bodrum'a döndüm.  Kih kih, yani bu Bodrum'a gelmek değil de, Bodrum'a dönmek söylemi hoşuma gitti.  İnşallah dört ya da beş sene sonra o da olacak, kısmetse.

Milas-Ören minibüsleri maalesef akşam 19:30'da bitiyor.  Şimdi 8 liraya geldiğimiz yolu taksi ile 160 liraya döneceğiz.  Yaaa, havalanından tekneye gitmek, uçaktan pahalıya geliyor.  Her neyse artık. 11'e doğru teknede oldum.  Yaşasın, eve geldim.  Bu Ören Marinada henüz market olmadığı için, Ankara'dan bir sürü sebze meyve getirdim. Hiç o işlerle burada uğraşmama gerek yok.  Sabah Can Polat ile biraz sohbet edip, çıkacağım.  Artık hava tahminleri güneyli hava vermeye başladı.  Gerçi Gökova'da Nisan ayında artık güneyli hava kalmaması lazım, ama galiba mevsimler bir aya yakın kaydı ve kaymaya da devam ediyor, bu presesyon meselesi yüzünden.  Güneyli havanın beni işkillendirmesi şundan ki, burada keşişlemeden lodos'a kadar şiddetli rüzgarın sonu mutlaka ağır yağmur getirir, o da bana uymaz.  Diyeceksiniz ki, uymaz da ne yapacaksın?  Hiiiç, benimkisi kendimle muhabbet.

Sabaha kadar marinada çok fazla sallandım.  İnşallah bu soruna kısa zamanda çözüm bulurlar. Tekne göbek atıp durdu.  Sabah 10'da Ören Marina'dan misafirperverliklerine teşekkür edip, çıktım.  Hava batı-lodos yönlü 15 kn civarında.  Hedef Yedi Adalar, Bördübet'ten sonra bıraktığımız yerden devam edeceğiz. Bu Yedi Adalar denen bölge, Gökova'nın doğuda alnı gibi duran, güneyde Bördübet, kuzeyde de Akyaka'ya kadar giren kısmın ortasındadır.  Yaz mevsiminde Gökova'nın ağzındaki karayel, buraya öğleden sonraları batı yönlü kuvvetli rüzgâr ile yüklenir, yüksek de dalga yapar.  Ama bu adalar rüzgarı bir nebze, ama dalgayı kat'i olarak keser, içerisi havuz gibi olur. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Gökova - Yedi Adalar 36D 52.5d N ve 28D 2.1 E (Teknenin durduğu yer Bekâr Limanı)

Yedi Adalar, genel kabul olarak kuzeyde fenerli Koyun Burnu Fl(3) 10s ve güneyde sektör fenerli Mersincik Burnu Fl WR 3s arasında kalan bölge gibi görünse de, tam olarak kuzeyde Kargı Burnu 36D 53.1d N ve 28D 2.5d E ve güneyde Taneli Burun 36D 51.8d N ve 28D 0.9d E arasında kalır.  Yedi Adanın dördü, koyları batıya kapatan büyük adalardır; diğer üçü ise kuzeyde Kargı Burnunun önündeki miniklerdir.  Adaların hemen hepsinin ve adalarla kara arasından olan geçişlerin hepsinden girilir, ama dikkat ederek.  Çünkü hem sığlıklar, hem de tehlikeli topuklar vardır.  Yukarıdaki haritada güneyde Taneli Burundan sonraki doğu-batı yönünde uzanan Martılı Adadır.  Hakikaten, özellikle akşam vakti yüzlerce Martı çığlık çığlık güneşi birlikte uğurlarlar.  İkinci ada lodos-poyraz yönündeki İnce Adadır, sonraki de daha büyükçe olan Topak Adadır.  Gerçi bu adaların ismi haritalarda olmadığı için, herkesin koyduğu bir isim var galiba. 

Şimdi, girişte eğer gece geliyorsanız çok dikkatli olun, birden fazla GPS kullanın ve yavaş olun.  Hava yüksek ve dalgalı ise, hiç buraya girmeye teşebbüs etmeyin. Gece en rahat giriş İnce Ada ile Topak Ada arasıdır, ama unutmayın, yavaş. Yok gündüz geliyorsanız, hemen her girişi kullanırsınız.  Taneli Burun ile Martılı Ada arası sığ, ama temizdir; Martılı Adaya daha yakın tutulur.  Martılı ve İnce Adalar arası topuklar ileriye kadar uzanır, geçilebilirse de ne gerek var gibi?  Benim de çoklukla kullandığım İnce ve Topak Adalar arası rahattır.  Gece için bu girişi önermemin nedeni, iskandilde 20 metreyi koruduğunuz müddetçe başınız belâya girmez, ama siz içeriye girersiniz.

Bu Yedi Adaların içinde pek çok koy vardır, rüzgâra, keyfinize ve doluluğuna göre bir yer seçersiniz.  Hemen hepsinin suyu pırıl pırıldır - ama gene de pek doğu ya da rüzgâr altı sahillerini tercih etmeyin - sebebi bu yazı dizisinin sonunda.  Zaten bu bölgeyle ilgili internette çok fazla yayın ve yorum da var, uzatmayayım. 

İşte her neyse Yedi Adalarda niyetim hem Bekâr'da, hem de Uzun Liman'da kalmak.  Hava rüzgâr ve yağmur getiriyor. Burada geçirelim bari. Ören'den aşağı inerken ön yelkeni de açtım, motor yelken güzelce iniyorum.  Koyun Burnunun önündeki kuzey kardinal şamandrayı iskelede açıkta bırakıp Teke Burnu, oradan güneydoğuya dönüp içeri girmeye hazırlanıyorum.  Zaten hafiften rüzgar altına dönünce rüzgârın da faydası kalmadı, ön yelkeni toplayacağım.  O ne?  Roller halatı gelmiyor.  Çekiyorum gelmiyor, asılıyorum gelmiyor, abanıyorum ı ıh.  Geçtiğimiz yıllarda birkaç defa roller içinde halat sıkışmıştı, gidip baktım, pek öyle de değil. Rüzgâr da durup durup yüklendi, hoppalaaa.  Hiç yapılacak iş değil, vince taktım roller halatını, vallahi gitar teli sesi gibi bir ses çıkıyor halattan, vinç yerinden çıkacak, gene de gelmiyor. Yapacak bir şey yok, yelken motor gireceğiz buraya.  Rüzgârı sancak kıç omuzluktan alıyorum.  Girerken bunu bozmamak lazım, tam geçişte kavança attırmak istemeyiz.  O yüzden İnce Ada ile Topak Ada arasına elimden geldiğince yükselerek yaklaşıyorum. Neyse kolayca geçtim aradan.  Yahu nedir bu?  İçeride İnce Adanın arkasında gidip bir daha baktım, gözüme çarpan bir anormallik yok.  Eh ne yapalım, elden geldiğince elle sarıp, iskota halatlarını da üzerine doladım, böyle demirleyip, sonra bakacağız artık.  Güneye, Bekâr Limana yöneldim ağır ağır. 

Ortalarda bir yerde durup botu indireceğim.  Botu ön güverteye alıyorum.  Eğer tekneden uzun süre ayrılacaksam da, balon mandarını botun önündeki mapaya bağlayıp hafiften yukarı çekiyorum ki, botun önü güverteye değmesin, iz yapıyor.  İşte Ören'de tekneden ayrılırken de öyle yapmıştım. Bugün yola çıkarken de, nasılsa yelkenle fazla işim olmayacak diye bunu çözmemiştim.  Hata!  Bizim ön yelken kapanırken bu mandarı da kapmış, içine almış her nasılsa?  O yüzden gelemezmiş roller halatı.  Direkte balon mandarını koç bonuzundan fora edince bir çatırtı geldi, şöyle iyi bir zıngırdadı - titredi arma, her şey düzeldi.  Hey Allahım, kopartacakmışız bir yeri. Ön yelkeni güzel sardım, botu indirdim, küreklerini donattım, demiri hazırladım, koltuk halatlarını hazırladım, Bekâr'a giriyorum.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Gökova - Yedi Adalar - Bekâr Limanı 36D 51.4d N ve 28D 1.8d E

Bu Bekâr Limanı, Yedi Adalar'ın efsane koyudur.  Yazın boş bulmak hemen hemen imkânsızdır.  Ticari yatlar birbirleri ile haberleşirler ve biri çıkmadan diğeri gelir.  Bazen ısrarcı olan yatlar üst üste burada kalırlar.  Şimdi bu mevsimde ise benim!  Zaten küçük olan bu koyun içi gayet sığdır.  Girişte güneye doğru ilerlerken iskelede kalan doğu sahili nispeten daha derindir.  İki türlü demirlenir: (1) kuzey-güney yönlü demir döşenir, güney yakadan koltuk alınır veya (2) koyun girişinde iskelede kalan çıplak taşlık sahile yakın demir atılır ve lodos yönünde, kıyıda denize uzanmış gibi duran ağaca doğru girilir ve koltuk alınır.  Her ikisinde de göz iskandilde olur.  Gerçi dip kum olduğundan, salma için fazla tehlike olmasa da, dümen palasını çarpma riski daha yüksektir.  Bugünlerde lodos beklediğimden ve her daim Gökova'nın batı rüzgârından çekindiğimden, bu sefer doğu-batı yönünde demir attım, koltuk halatlarını da biraz açılı bağladım.  Oh rahat.  Cennet havuzuna hoş geldim.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Gökova - Yedi Adalar - Bekâr Limanı

Altımda 3 metreden az su var.  Salma değdi değecek. Ama koyun içinde mesafeler yeterli olmadığı için, kalomayı kısaltmamak için yerimde duruyorum.  Su berrak üstü berrak.  Geeeel diyor.  Durulur mu?

Ardından güzel bir öğle yemeği, havuzlukta bir o taraf, bir bu tarafa gevşek gevşek yaslanarak ve dönerek keyif yapıyorum, kitap okuyorum.  Burası kaçırılacak bir yer değil.



Akşamüstü hafiften yağmur başladı.  Tahminlere göre yarın geceye kadar hava böyle.  İçeriye girdim, kaloriferi açtım.  Motor sabahtan güzel sıcak su yapmış, güzel bir yıkanmaca.  Yemek, ardından sıkı bir caz koydum, siyah rom, kitap falan derken yatma vakti.  Gece yarısı yağmur şiddetini artırdı.  Güverte davul gibi ses çıkartıyor.  İçerisi sıcak, güzel uyumuşum. 

Sabah kesif bulut ve ağır yağmur ile uyandım.  Bugün hep böyle anlaşılan.  Gece yarısı bir balıkçı kayığı gelmiş, o da yanımda.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Arada denize girip çıktım, ama hava da soğudu.  Allahtan tente çok iyi, su geçirmiyor, yandan esinti ile biraz gelse de, en azından ilişerek havuzlukta oturabiliyorum.  Bu tenteyi yaptırırken, serpinti körüğünü biraz uzatarak üstünün tentenin altına girmesini sağlamakla iyi etmişim, aradan yağmur gelmiyor. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Bugün de böyle geçti işte.  Kitap üstüne kitap bitiriyorum.  Akşam bir film seyredip, erkenden uyumuşum.  Yarın hava açacak, ben de güzel yürüyüşe çıkacağım. 

(devam edecek) Selametle
*

    N. B.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #162 : Mayıs 17, 2016, 19:41:10 »
Güncelledim sayfayı, bir yazı daha Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Yaşasın Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    S. Ş.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #163 : Mayıs 17, 2016, 21:02:35 »
Pess Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap)) video fln yıkıldık burda
*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #164 : Mayıs 17, 2016, 21:10:25 »
İlkbahar'da Gökova (devam)

Evet, biraz hızlanmam lazım, yoksa bu hikaye pehlivan tefrikasına dönecek, bitmeyecek, herkes sıkılacak.

Bugün Nisan'ın 26'sı, günlerden gene bilmem ne?  Sabah yağmur hafiflemiş ama, havanın açması öğleni bulacak.  Sabah kahvesinden sonra teknede yapacak iş, tamir edecek yer arıyorum.  Elektik paneline ise nedendir dokunmuyorum.  Zaten oraya ayrı projem var.  Tevzi tablosunun ve radyo, telsiz vs'nin monte edildiği sabit bir panel var Balım'da.  Bu cihazların arkasına erişmek için koca paneli sökmek lazım, hiç pratik değil.  Bazı teknelerde gördüğüm üzere, buraya iki kanatlı, sıra menteşeli dolap kapağı gibi birer kapak yapacağım.  Açınca, hop içerdesin.  İnşallah bu yaz hallederim.

Neyse, bari içerideki ahşapları temizleyip, cilâ yapayım.  Az değil, yarım günümü alır.  Sonra öğle yemeği işine giriştim.  Radyo, daha önce dediğim gibi sadece TRT istasyonları.  Dışarıda yağmur, içeride TRT Nağme, ocakta yemek, pek domestik oldu, güzel.



Öğleden sonra hava hafiften açmaya başladı, ama her yer ıslaktır, dışarıda yürüyüş tat vermez.  Ben de havadan dolayı buraya, Bekâr'a kısılan komşuma gittim.  Kayığın ismi İzmirli Çarkçı. Eh, Çarkçı Kaptan diye seslendim.  Çıktı dumbarçosundan kayığın.  Canı sıkkın. Dışarıda sıkı hava var diyor, çıkamıyorum diyor, ofluyor.  Biraz muhabbet ettik, eksiğini sordum, önce çay, sonra da az rakı...  Ne yapacaksın, Bekâr Limanda komşuluk. 

Çok yılar önce bende 5.75 Prenses varken, Göcek'ten Bodrum'a gideceğim.  Kurtoğlu'nu döndüken sonra hava asıldı, o teknenin de gücü ne ki, ne yapacak?  Zor belâ Sarıgerme önündeki Baba Adanın kuytusuna girmiştim.   Gece hava artınca büyükçe bir piyade geldi yanıma.  Araya koyduk usturmaçaları, yan yanayız.  Bayram günleriydi.  Yanında karısı, iki çocuğu bir balıkçı.  Meğerse Marmaris Turunç'lu imiş.  Oradan tanıdığım insanlardan, balıkçılardan bahsettik, Mustafa Kemal'den, karısının yaptığı limonlu revanilerden (of Allahım), Enişte'den, Yüksel'den, rahmetli Ruhi Su'dan, benim ilk kayığımın ismini esinlendiğim Orfos kayığından vs.  Yemeklerimizi kattık.  Adamın kıç küpeştede bağdaş kurur gibi oturup, çocuklarını dizlerine oturtup, o mağrur duruşunu hiç unutmuyorum.  Çok güzeldi.  Hey ülkem!

Bunlar "iyi insanlar, "insan" insanlar.  Gecenin karanlığında balık peşinde ailelerini geçindiriyorlar.  Bizler iyi hoş, tekne yelken falan da, bu insanlar gerçek denizci, kalpleri denizci. Yeri değil belki ama aktaracağım.  Cevat Şakir'in hikayesidir, kitabında da yazar.  madem Gökova rehberine dönüyor bu yazı...  Okumayanlar, bilmeyenler için aktaralım: Halikarnas Balıkçısı, para kazanması lazım, Yunanlı tüccar da Bodrum'a gelip balıkçılara avans veriyor, işte İzmir'den Istanbul'dan yeni takımlar, ağlar vs alsınlar diye.  Gökova'ya da büyük kasalar koyuyor, içi dağ buzu (sanırım Adanalılar bunu biliyorlar halâ, yazın erimez, sokakta üzerine şerbet döküp satılırdı 90'ların başında).  Balıklar tutulacak, avans düşülecek, kalan para balıkçının olacak.  Cevat Şakir de, yanında Aleko, Yatağan kayığı ile katılır bu işe.  Çıkarlar Gökova'ya.  Oraya gider, buraya gider, balık yok.  Gelirler bakarlar ki, kasaların içi balık dolu, üzerinde de tutan kayıkların isimleri ile çeteleler var.  Bunların morali iyice bozulur, bırak para kazanmayı Yunan'ın verdiği avansı ödeyemeyecekler.  Birkaç gün daha uğraşırlar, birkaç küçük parça balık ile dönerler kasalara.  Bakarlar ki Yatağan kayığının ismi hizasında bir sürü işaret...  Ne bu diye sorar Cevat Şakir.  Aleko da der ki, diğer balıkçılar hesapladıkları parayı çıkarttılar, baktılar ki bizde tık yok, tuttuklarını bize yazmışlar.  Offff.

İşte böyle akşam ettik.  Güneş ağırdan giderken, ister istemez biz nasıl böyle olduk diye üzüleyim mi, sıkılayım mı, hırslanayım mı, ağlayayım mı bilemedim. Offff ki ne.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Gökova - Yedi Adalar - Bekâr Liman

Oldu Nisan'ın 27'si.  Sabah hava fıstık gibi.  Yağan yağmur, lodosun getirdiği Afrika kumlarını bir güzel sıvamış Balım'ın güvertesine, tentesine.  Haydi bakalım, aldık elimize kovayı. Denizden su çekip, tekneyi yıkadık.  Neyse tertemiz oldu.  Diğer her türlü sabah ritüelini tamamladım, kahvaltıyı kısa tutup, botla karaya çıktım, yürüyüş var.  Bekâr Liman'da kıyıda denize uzanan çam ağacının hemen yanından içeriye bir patika vardır, rahat,geniş.  Bu patika hemencecik orman yoluna bağlanır.  Eğer sola, doğuya giderseniz koyların arkasından Küfre'ye kadar çıkarsınız.  O yol daha sonra içeriden Tuzla'nın arkası, ovadan Löngöz falan diye gider.  Bense bugün sağa, batıya gidip, Çamaltı Koyuna kadar yürümek istiyorum. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Gökova - Yedi Adalar - Bekâr Liman - orman yoluna bağlanan patika

Şahane bir yol bu.  Geniş.  Geçen kış mevsiminde de fazla zarar görmemiş.  Normal şartlarda yağan yağmur suları bu yolları bozar, Orman İdaresi de her yıl greyder ile şöyle bir geçer üzerinden bunların.  Neyse, çok sık bir orman içinde yürüyorum, kıyıya kimi zaman çok yakın.  Arada az da olsa günlük ağaçları, uzun çamlar, taze yaban mersinleri, ismini bilmediğim türlü nebat.  Öyle içine girilebilecek gibi değil, çok sık bir orman.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Gökova - Yedi Adalar - Gökağaç Bükü 36D 51.4d N ve 28D 1.4d E

Yürümeye devam.  Bu yol hemen hemen düzdür, fazla yormaz.  Her zaman söyledim gibi, uyanık olunacak, bastığın ve basacağın yere dikkat edeceksin.  Çantanda mutlaka keskin bir çakı veya bıçak, elde uzunca bir sopa veya dal ve mutlaka arı sokmasına karşı pomat olacak. 

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Gökova - Yedi Adalar -Çamaltı Koyu 36D 51.6d N ve 28D 1.2d E

Yürüye yürüye Çamaltı Koyuna yakın bir tepeye kadar geldim.  Bundan sonrasında orman da yerini makilere bıraktığı için, yol da bitmiş.  Hemen aşağıda küçük bir tuzla var, ama pek bu sene deniz uğramamış buraya ki, tuzu yok.  Ağırdan geriye döndüm.  Tabii, buraya geldiğinize görürsünüz, etrafı göreceğiniz tepelerde ya da güzel sahillerde yerde sigara izmaritleri vardır.  Şimdi tüm Korsan Kardeşlerden çok ama çok özür dileyerek, çünkü bunun toleransı yok....  ulan eşşekoğlueşşek, buralardaki ormanlar, işte Amazon'un sırtlarında dekarlarca alan, İngiliz Limanı, Löngöz (hem de üst üste iki kere) senin gibi sigarayı atan, ya da köşede bi mangal yapacaz - bişi olmaz diyen, çamaşır yıkayıverecem, az su ısıtayım diyen hıyar ağalarından dolayı yandı, gitti, kül oldu, içindeki hayvanatla birlikte.  Her yıl OGM buralara ağaç dikiyor.  Dikiyor da, hemen olmuyor ki.  Marmaris'in arkası, eski TURBAN'ın arkası halâ kel değil mi?  Yazıktır.  Sizlerden rica ederim ki, yanınızda böyle şeyler yapan olursa, asla ayıp olur falan demeyin, müdahale edin.  Hele mangala asla izin vermeyin.  Muhatap olmak istemezseniz Sahil Güvenliği çağırın, vallahi Bodrum'dan 10 dakikada üşenmiyorlar, geliyorlar.

Neyse, bu gün de yavaştan, güzelim çam kokuları ve akşam vakti Martıların gösterisi ile bitiyor.  Yarın sabah Uzun Liman'a geçilecek.  Sonra?  Benim Ankara'ya biletim 5 Mayıs, ama 2'sinden itibaren yine ağır yağmur var.  Galiba Karacasöğüt ötesindeki Sedir Adası, Çamlı Liman (Gelibolu), Akyaka ve Akbük daha sonraki bir seyre kalıyor. Bakalım?

(devam edecek) Selametle