Gezgin Korsan
Makine Dairesi => Bağlanma ve Demir Yerleri, Seyir Notları => Konuyu başlatan: Murat Erciyes - Şubat 22, 2014, 18:10:07
-
30 yılı aşmış, Orfos isimli piyade kayığımla Alanya-Göcek arasında seyirler yapalı, Adrasan Burnuyla boğuşalı, Yedi Burunlarda dayak yiyeli. Kekova Üç Ağız'da tuttuğum barbunları Kaş Limanındaki lokantalara verip 3 günlük sebze yemeğini hak edeli.
Sonra Rota 5.75 ile seyirler... 4 yıldır da Bavaria 38 Balım ile gidiyoruz işte bu mavi dünyada. Bundan sonra 50+ feet bir center cockpit kısmet olursa. Ondan sonra yaş da kemale erer, tek çifte bir kayıkla bitiririz bu yolu.
Burada Balım'ın seyir notlarını paylaşmaya gayret edeceğim; gittiğimiz yerlere gideceklere bizden de bir katkı olsun diye.
Selametle
-
Hoş geldiniz, tecrübelerinizden faydalanmak isteriz..
-
Hoş geldiniz :)
-
Hoşgeldiniz...:)
Balım'ın maceralarını dörtgözle bekliyorum..
-
Hoş geldiniz Sizi aramızda görmek biz mutlu eder
-
Hoş geldiniz.
-
hOŞGELDİNİZ..
-
Eh, hadi bismillah, 2013 Orhaniye-Patmos-Orhaniye seferi ile başlayalım. Evvelki yıl Didim, geçtiğimiz yıl Karacasöğüt Haluk Ağabeyin yeri derken, 2013'te Orhaniye Mart'ı Marina'da bulduk kendimizi. Iyi de olmuş, çokça zaman geçmişti buralara gelmeyeli.
Sanırım 1995 ya da 96 idi. Şimdi ismini hatırlayacağım bir emekli bahriyeli ciddi yatırım yapmıştı Mart'ı Marina'nın şimdi olduğu yere. Ağırlığı çekek işine vermiş, sahilde bir rıhtım, yamaçta da yarım kalmış bir otel, yorun yatsılar için. Pek gelişmiş değildi ama, Hisarönü Körfezi için tek seçenek idi. Kışın kuzey-batı bastırdı mı, tekneyi yerinde tutmak pek güç olurdu. Ne kadar tekne varsa rıhtımda, topunu birden şehir hatları iskele halatlarına benzer bir halatla başlarından birbirlerine bağlarlardı, rüzgarda baş vermesinler diye.
Şimdi yıllar sonra tabii modern bir marina olmuş, konfora diyecek yok. Üstelik avantajı büyük: Marina'dan çıktın mı, abartsan hemen karşı koya funda demir! Ister yelken yap, ister koyda pinekle, artık sana kalmış yani.
Her ne ise, işte 2013 yazında bayrama bir hafta ekleyip çıktık Orhaniye-Patmos-Orhaniye seferine. Eşim ve kızımla birlikte. Bu, bayrama bir hafta ekleme konusu önemli, şöyle ki: ben Ankara'lı memur çocuğu bir adamım. Ankara'da memurların memur oldukları, mesai saatinde dairelerinden çıktıklarında bulvardaki dükkânların bayram ettikleri dönemdendi babam. "Mahçup olmamak" üzerine idi hayatı ve beni de öyle kurguladı. Hal böyle olunca, ben de bir mühendis olarak hep öyle çalıştım. Çalıştığım yerlerde sorumluluklarım arttıkça, daha da sıkı sarıldım işe, mahçup olmayacağız ya. E, teknecilik de var... Hep hafta sonları geldim tekneye, bazen kaçamak yapıp uzatılmış hafta sonları. Hiç üşenmedim gerçi, Ankara'dan 600-700 km araba kullanmaya Cuma ve Pazar akşamları. Hala da öyle ya. Işte bu yüzden bayrama bir hafta eklemek bizim ailede önemli bir olay yani.
Neyse, lafı uzatmayalım, çıktık Orhaniye'den yola... Zaten ilk sürpriz, Türkiye'den çıkış yapmak için Marmaris'i kullanamamak oldu. Eskiden Karacasöğüt, Orhaniye vs, Marmaris'ten uzak yerlerde iken bile, çıkışı Oradan almak mümkündü. Sanırım son yıllardaki yasa dışı imigrasyon meselelerinden olacak, sahillerde çıkış noktalarını arttırmışlar. Hisarönü Körfezi'nde de seçenekler Bozburun ve Datça. Biz de tuttuk dümeni Bozburun'a.
-
Hosgeldiniz... :)
-
Hoş Geldiniz
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye devam...
Atabol burnunu bordaladık. Malum oradaki sığlığı işaret eden bir fener var Fl (2)W 5s. Burundan yaklaşık 0.4 nm ötede NW yönünde. Eskiden bu fener Atabol Kayalığının üzerinde idi, epeyi açıktan alırdık riske girmemek için. Şimdi aradan geçilebiliyor, rüzgarlı havada bile.
Atabol'u geçince 12-15 knots Yıldız başladı, biz de kolayına Bozburun'a geldik. Hele Bozburun'a girerken öyle güzel ediyordu ki, dalgasız koyda 20 knots havayı bulunca işi gücü bırakıp yelken çalışası geliyor insanın.
Bozburun Limanı küçük ve sığ. Doğu veya Batı rıhtımına kıçtankara olunur. Kuzey yakası pek sığ. Mazot ve su için tanker çağırmak mümkün. Biz çıkış işlemleri için uğraşmak istemedik o korkunç sıcakta, Salih Bey'den istedik, pek konforlu oldu. Bayram zamanı olacak, 2 saati buldu limandan çıkmamız. Saat 17:30, istikamet Symi, yolumuz 11.4 nm.
Akşam hava kararırken Symi'de giriş işlemleri yapamam, karaya çıkarsam da polise zımbalanırım diye korkudan, Limanın hemen Doğusundaki koyda boş bir yere demiri funda ettik, alargada kaldık. Boş yer diyorum, içerisi tıklım tıklım dolu. Pek gidilecek bir koy değil ama.
Sabah Symi Liman. Burası ile ilgili birkaç bilgi verelim:
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/534/gv84.jpg)
Liman SW yönüne doğru içeriye 250 m kadar giren ve Max 100 m genişlikte bir yer. Tekneler rıhtıma karşılıklı kıçtankara oluyorlar. Mesafe yeterli olmadığı için, demirler üstüste. Akşamları bazen koyun içinden rüzgar kaptırdığı için, öyle kısa demir atayım, iki tekne arasında takılırım demek tehlikeli, teknenin kıçını vurursunuz vallahi. Ben genelde karşı kıyıya yanaşabildiğim kadar yanaşıp, uzunca bir zincir atıyorum. Toplarken de zincire asılmak yerine, tekneye zincirin üstüne gidip, zinciri alıyorum, sorun çıkmadı şansıma.
Bir diğer konu limanın batı kanadına girecekseniz, feribot iskelesi ve Sahil Güvenlik botundan sonra 10-15 teknelik yer var. Sona doğru, rıhtım duvarında "No Anchor" yazıyor, silik de olsa. Burada kendinden geçmiş birkaç Tonoz var, mecbur kalırsanız kullanılabilir. Çünkü o hizada, Deniz'de büyükçe bir çipa var ve zincir döşenirse, kaçarı yok takılır ve kurtarmak için ya Symi'nin çişli suyuna gireceksiniz, ya da 60€ dalgıç parası vereceksiniz.
Tabii Symi ilginç bir ada. Diğer Yunanlara benzemiyor. İtalyan işgalindeki kimliğini en azından mimari olarak korumuş. Lokantaları pek iddialılar ve Manos! Yani bu Manos Kardeş işini gerçekten biliyor. Kimi teknecimiz ona kızsa da, adam işini biliyor. Bence Bodrum'da hiç birşey için kazık yiyeceğine, burada olağanüstü tatlar için o para değer. Bir de Georgina'dan bahsedelim. Gümrük binasının hemen arkasında sokak içinde bir içki dükkanı. Dünyada içki adına ne varsa var bu ablada. Ayrıca mortadella salamı ve taramalık sazan yumurtası satıyor. Daha ne olsun Allah'tan kork be ya! Kadıncağız bizim teknelere daha hızlı servis yapmak için mopet almış, anlarsınız ya.
Symi'de o gece ilginç birşey oldu... Biz ailecek Manos'un kucağından kalkıp teknemize geldik. Sürekli bir dinamit konusu var adada. Meğer o gece bunların dini bir bayramı imiş. Symi'de de vaktiyle birbirine rakip (!) kiliseler birbirlerinin kiliselerine dinamit atarlarmış, şimdi ise gelenek olmuş tarlada dinamit atıyorlar. Ben yattım uyudum baş kamarada, eşim ve kızım havuzlukta. Sabaha karşı bu Yorgo'lar ellerinde dinamit kalmış, artık seneye kalmasın demiş olacaklar ki, topunu tek kalemde patlatmaya karar vermişler manyaklar. Yahu tekne yerinde zıpladı, ben yandım Allah diye dışarı fırlamışım! Eğleniyor işte komşu.
Sabaha Symi-İstanköy hayırlısıyla...
-
Hoş geldiniz t*"y+
-
Bu Bozburun ve Symi için birkaç telefon vereyim, lazım olur
Manos +30-2246-072-429
Mithos +30-2246-071-488
Manos, malum, ye istiridyeler, iç ouzo'yu, kır tabakları, eller havaya vs vs. Mithos Kardeş ise farklı. Karşı kıyıda bir teras. Romantik bir ambiyans. Kendini İtalyan zannediyor, yani havası öyle, yoksa buz gibi Yunan işte. Siz mönüden seçmeyin ben size getireyim ufak ufak diyor, little little. Ama romantik bir Symi yaz akşamı için güzel. Ikisinde de rezervasyon şart, yoksa ciğeri dükkanının önündeki kedi olursunuz.
Bozburun liman pasaport işlemleri Salih Bey Lodos Yachting 0-252-456-2092 ve 534-624-3770
-
Hoş geldin 8)
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye devam...
Neyse biz sabah işlerimizi yapıp Symi'den çıktık. Istikamet Knidos, mesafe 26 nm. Buradan batıya gidecekler için kısa ve güzel yol adanın kuzeyindeki Nimos adası ile aradaki daracık boğaz. Dalgalı havada geçer miyim bilmem, ama sakin iken muhteşem bir su. Derinlik salma altında 2 metre okudum. Yine de dikkatli olmak lazım. Navionics'te birisi buraya şöyle not düşmüş: "Passagio Interessante, acqua cristallina"; tercümeye gerek yok herhalde?
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/163/rwj7.jpg)
Yahu, ben ne zaman bu Knidos yoluna düşsem, tırmanırken kafadan rüzgar, dalga ne varsa üstüme çullanır, aşağı giderken de hava biter ense kızartması olurum. Kırdık şeytanın bacağını, 15-20 knots gidiyoruz şahane derken.... Palamut'a yaklaştıkça yine aynı hatayı yaptım ve karaya yaklaştım. Bir hava, kafadan 30'u geçti. Mecburen Palamut'a yaklaşalım dedik, orası da Çarşamba Pazarı. Haydi yine açtık adanın altından dışarıya. Knidos'a yaklaşıyoruz, artık rüzgar durdu, kafadan dalga ile itişerek gidiyoruz. Ama havadan olacak, Knidos'ta tekneler sığmamış, dışarıya taşmışlar. Biz daha erken bir koy yavrusuna girdik, pek dar, sevimsiz...
Sabaha erkenden demir alıp İstanköy yolu. Hava sakin. Adanınsaçağına gelene kadar motor, sonra sonra biraz esmeye başladı. Eski Liman ağzına yaklaşırken 25 knots oldu çok şükür.
Limana girdik ve bingo! Kos limanında öyle kafadan boş yere yanaşma kalmamış, önceden rezervasyon vs yapmak lazımmış. O ne ya? Nereye seğirtsem, adam kıyıdan gelme diyor. Baktım olacak gibi değil, kalenin yamacını bırakıp, girişte sancakta kalan kaldırım kenarı rıhtımına kıçtankara girdim. Zaten öbür taraf da muazzam güvenli değil.
Öğrendim ki, bilhassa yazın Kos limanı Bodrumlu teknecilerden biraz şikayetçi. Yani "Kos'a para harcamaya geliyoruz, ne diye laga luga ediyorsunuz" havası buraları bozmuş anlaşılan. Pasaport polisi, daha yanaşırken kaptanına tekneyi bırakıp, tavernaya giden yatçıları sokaktan toplar hale gelmiş. Ben birkaç teknenin mürettebatını kaptana çağırtıp, Liman'dan gönderildiğini gördüm.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/208/g5sb.jpg)
Kos, bildiğimiz Kos. Bodrum'un daha mütevazı hali, henüz lokantacılarının müşteriyi düdüklemeyi öğrenmedikleri, müşteri geldiğinde gülen, giderken uğurlayan Egelileri. Her taraf turist kaynıyor. Teknede güzel duşumuzu falan aldık, akşama yayıldık tarama salatasının üstüne. Kendimi Ploumari'ye basmaya karar verdim bu tatilde.
Bu gece dinamit yok, ama liman ağzından geçen gemiler, bizim olduğumuz rıhtıma öyle bir dalga veriyorlar ki, sallantıdan iskele kıç kurtağzının altı cıvatasının dördü kesti. Bir keresinde öyle şiddetli sallandık ki, kıyıya vurmamak için, koltuk halatlarını bile gevşetmeden, motoru çalıştırıp öyle bir yol vermişim ki, millet ne olduğunu şaşırdı.
Veee Symi'den yırttık ama Kos'ta suya girdik vallahi. Sabah demir topluyorum, takıldı bir yere, gelmiyor. Irgatın sigortası atacak artık. Mecburen gözlük şnorkel atladık suya. Yahu iskandil 3 metre okuyor, yani satıhtan de ki 6 metreyi bırak, 50 cm önünü görmüyorsun. Resmen çiş banyosu! Zincire tutunarak dipte yolumu buldum da, kurtardım Allah'ın cezası inşaat demirinden zinciri.
-
hoş geldiniz :)
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye devam...
Bugün Kos'tan Pserimos üzerinden Kalymnos Vathi'ye gidiyoruz. Kos'tan çıkmadan Liman Polisinden çıkışımı yaptırdım. 3€ işlem harcı, 13€ liman parası. Uğradığımız diğer Limanlarda bu liman parası konu olmadı. Bir de, Limandan çıkarken bir sonraki limanı soruyorlar kağıtlara işlemek için. Mümkün olduğu kadar uzak bir liman söylemek uygun olur ki, her seferinde uğraşmayalım. Biz Leros dedik.
Haydi çıktık Kos Limanından, hava 12-15 knots N-NW, çiçek. Tam arma yelken, koşuyoruz Kos Burnu sığlığını geçtikten sonra Batıya doğru. Pserimos'un güneyinde hava kesildi, kolayca girdik kasabanın güneybatıya açık koyuna. Kalabalık! Kos'tan gelen günübirlik tekneler, sürat tekneleri, yatlar... Pek durulacak gibi değil. Beyaz kumları olan güzel serin denizde serinleme, soğuk beyaz şarap tedavisi, ver elini Kalymnos.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/855/x0eb.jpg)
Kafadan Kalymnos Vathi'ye geldik. Bu benim Vathi'ye ilk gelişim. Suyu derin, dağlar yüksek bir fiyord. Demir atmak için iyice derine girmeli. 20 metreye demir attık, kıçtan koltuk. Kıyıda bir Yacht Club kılıklı yer var, iskelesi tonozlu, 10 tekne alır. Köyde iki bakkal, iki meyhane, birkaç pansiyondan bozma yer var. Çok sevimli değil, ama görülesi bir yer burası. Tekneye su almak o iskelede mümkün olabilir, biz sormadık. Yüksek kayalardan denize atlamak gibi bir kıroluk yapmak isteyenler için ideal - ben onlardanım!
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye devam...
Hadi bakalım bu sabah Kalymnos-Leros kolayına bir yol var, 12.4 NM kıyı seyri ile Leros'un güneyindeki Xerocampos Koyuna. Kıyın kıyın gideriz artık, Kalymnos taşının yanısıra. 2 saate kadar Xerocampos'a geldik. NW tarafında balıkçı barınağının açığında şamandralar var, üzerinde "bizim lokantaya gelirseniz seviniriz" mealinde bir yazı var, sevimli ve nazik. E, biz de davete icabet etmemezlik edemedik, mateessüf :)
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/401/5k24.jpg)
Lokantanın ismi Aloni-Lefteris. Sahibi Lefteris Abi, doğal olarak bizim Lefter Andonyakis'ten vs konu açıldı, çok cana yakın birisi. Önde plaj, arkada pansiyon, ortada çardak altı lokanta. Şahane ızgara kalamar, nefis tarator.
Komşu masada emekli bir Yunanlı tarih-felsefe öğretmeni. Gür ve kalın sesiyle konuşuyor. Konu bir şekilde kendi aralarında Türk-Yunan ve Avrupa ile olan ilişkilerine geldi. Adam gürledi: "I KNOW THE TRUTH! YOU DON'T KNOW IT. WE WERE BROTHERS AND THEY (avrupalılar) F..KED US". Ne yalan söyleyeyim, güldüm içimden kıs kıs.
-
Konu bir şekilde kendi aralarında Türk-Yunan ve Avrupa ile olan ilişkilerine geldi. Adam gürledi: "I KNOW THE TRUTH! YOU DON'T KNOW IT. WE WERE BROTHERS AND THEY (avrupalılar) F..KED US". Ne yalan söyleyeyim, güldüm içimden kıs kıs. tarih ve felsefe ogretmeni , konudan haberdar bi komsumuz , samimi olabilir [veya opuldukten sonra samimilesmistir , ama yinede sonuc guzel /color]
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye devam...
Her ne ise, sabah Leros'un Güney koyu Xerocampos'tan çıkıp, hemen batıda Lakki Limanı'na gireceğiz. Artık ikmal zamanı, tuttuk dümeni Leros Marina Evros'a.
Koya girerken, sancak tarafında Yunanlıların kendinden menkul bir deniz üsleri yer alıyor. Pek matrah birşey değil, Navionics haritalarda yasak bölge diye deniz sınırı işaretli. Bende burasıyla ilgili ilginç bir hikaye var: sanırım 2003 yılıydı, çok meşhur bir Türk piyanistin eşi buradan yatla geçerken üssün ya da o yönün fotoğrafını çekmiş. Vay sen misin çeken, hain Türk casusu. Olay sonunda mahkemelik olmuş. Avukatları bir çözüm bulmaya çalışıyorlar. Biz de o zamanlar uzaydan yüksek çözünürlüklü ticari görüntü işi yapıyoruz, neresi varsa ayırt etmeden çekiyoruz. Sonunda bizim çektiğimiz Leros görüntüleri mahkemeye sunuldu, bak işte uzaydan kabak gibi görünüyor ticari herkese açık görüntüler, adam yandan fotoğrafını çekse ne olacak mealinden. Neyse mahkeme suçsuz buldu. Tabii birkaç yıl sonra bu iş Google Maps olarak daha da yaygınlaştı. Ama ben başımı belaya sokmayayım diye, bırak fotoğraf çekmeyi, yüzümü bile doğuya dönmedim valla.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/546/dm01.jpg)
Biraz Lakki anlatalım: koyun kuzeydoğusunda Ormiskos Themenia diye bir alan var, dibinden tatlı su gelir. Onun Doğu tarafında Leros Marina var. Pek dolu bir yer, gelmeden bir gün önce rezervasyon istiyorlar. Kafadan gelinirse yer bulmak kısmet işi, yer yoksa Lakki tarafında rıhtıma kalırsınız. Orası da gerçi temiz, su, elektrik var, ama marina gibi değil tabii.
Leros Marina Evros VHF Ch 10, tel +30-22470-24733
Çok sakin bir yer, telsiz anonsu ile marina girişine bir Bot geldi, bizi yerimize götürdü. Hoşgeldiniz vs vs, veee adam size 5€ elektrik, su açtım, işinizi görün, rahatlayınca ofise gelin işlerinizi yapalım dedi. Yahu bunu bir kısmı arkadaşım olan bizim memleketteki marina müdürlerine anlatamadım. Yelkenci dediğin bir marinaya gelince önce su ve elektrik ister, sonra ne istiyorsan yap. Yok! Illa ki önce marina ofise gel, o sıcakta pastırma ol, sonra rahat yüzü görürsün! Bu adamlarla bizim farkımız bu ve çok bariz. Lipsi'de de benzer birşey oldu, anlatırım.
Marina'da duş tuvalet çok başarılı değil, ama genelde temiz. Şehre inmek için güzel bir yürüyüş yapılabilir, ama biraz alışveriş yapılacaksa pratik olanı bot ile gitmek. Biz öyle yaptık. Lakki'de öğle sıcağında kısa bir tur, çok sıcak! Terkedilmiş gibi. Feribot iskelesinin iki sokak arkasında pasaport polisi var, evraklarımı verdim, sonraki liman dedi, Lipsi'yi atlayıp Patmos dedim.
Bakkal ve fırın, koyun tam kuzeyindeki kıyının arka sokaklarında. Fırın mükemmel, bakkal ve manav zayıf.
Öğlen bir lokanta keşfettik: hemen kıyıda bu bakkalların olduğu yer ile Lakki feribot iskelesinin arasında, kıyıda. Ostria Restaurant. Tel +30-2247-023452, gerçi rezervasyonluk bir durum yok, masası fazla sayıda. Sakin ve temiz. Yemekler muhteşem. Bu adam lokantayı Istanbulda açsa kopar, ama açmasın da biz ona gidelim. Ne kadar büyüklerimizden duyduğumuz Rum mezesi varsa, hası burada. Sonunda rakıya doyamamışım ki, bana Metaxa-Ouzo karışımı birşey önerdiler. Ben de aşka gelip getir bakalım bir karafaki demiştim. Fena çarptı.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/546/2tq2.jpg)
Akşamüstü (ayrıldıktan sonra) marinada tekneyi yıkıyoruz, bir tekne geldi yanımıza. Yaklaşık 40 feet saç bir yelkenli. İçinde orta yaşlı bir yunanlı. Dr.Stamatis Skoutas. Arkadaş olduk. Doktor Samos'ta bir sağlık merkezinin Direktörü. Türkiye'den göç etmiş ailesi... Adamın soyadı Üsküdar yahu! Geç farkettim. Dr. Skoutas teknesi ile Ege'deki antik limanları inceliyor, makaleler yazıyor. Şimdi de Gümüşlük'e gidiyormuş. www.ancientmedports.org (http://www.ancientmedports.org)
Sabah Marina'dan ayrılırken arkamdan seslendi "LIFE IS BEAUTIFUL! Hakikaten de öyle be Üsküdar Bey!
-
Korsan kardeşler, bu iPad benim yazdığım kimi kelimeleri beğenmiyor olacak ki, kendine göre başka sözcüklerle takılıyor. Ne kadar kontrol etsem de, bazen atlıyorum, kusura bakmayın.
-
Murat korsan hoş geldin.
Selametle...
-
Murat korsanım, yazılarınız keyifle okunuyor. Paylaşımınız için teşekkürler. Eğer mümkünse giriş-çıkış işlemlerindeki bilgileri de (gümrük- liman yerleri, acenta kullandıysanız adı-telefonu gibi, tavsiyeniz vb.) paylaşır mısınız lütfen? Selamlar...
-
hoş geldiniz çok eğitici bir yazım şekli teşekkür ederim
-
Murat korsanım, yazılarınız keyifle okunuyor. Paylaşımınız için teşekkürler. Eğer mümkünse giriş-çıkış işlemlerindeki bilgileri de (gümrük- liman yerleri, acenta kullandıysanız adı-telefonu gibi, tavsiyeniz vb.) paylaşır mısınız lütfen? Selamlar...
MetinÇ Korsanım, elimden geldiğince yerlerini vereyim.
BOZBURUN
burada çıkış yaparken Lodos-Salih Bey'den hizmet aldık 0534-624-3770. Gerçi biz de yapardık, ama çok sıcakkkkk idi. Pasaport ve gümrüğün yeri aşağıdaki resimde işaretli
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/844/4j0y.jpg)
SYMI
Symi'de kesinlikle acenta kullanmak lazım. Bozburundan Salih Bey bana Symitours Kostas'ı önerdi. Gerçi o da öptü sağolsun. Ama limanın üç yerine dağılmış durumda gümrük, pasaport ve portpolice, uğraşmaya değmez... Onun yerine ploumari veya barbayanni incelemeleri yapmak daha uygun olur. Bu Kostas'ın telefonu bende vardı, ama şimdi ulaşamıyorum, bulunca veririm.
KOS
Kos'ta sadece evrakımıza geldik-gittik işlettik Port Police'de. Ikisini aynı anda yapıyorlar, eğer bir gün sonra çıkacaksanız. Aşağıdaki resimde yerini işledim. Port Police sarı ile, pasaport ve gümrük ise kırmızı ile işaretledim. Gittiğim adalarda sadece Kos'ta sanırım 5€ kadar harç aldılar, Leros'ta sıfır, Paymos'ta 2€.
Bir limandan diğerine giderken ayrılacağınız limanın Port Polisi soruyor bir sonrakini. Daha önce söylediğim gibi bir kaç ada öteyi söylemekten yarar var, hepsinde aynı muhabbeti yaşamamak için. Ben Kos'ta sonraki adaya Leros dedim mesela.
Eğer Yunanistan'a Kos'tan giriş yapacaksanız Seda Hanım Fanos Travel +30-2242-020035 info@kostravel.com. Limanın ortasında büyük bir meşe ağacı var her yerden görünür, ofisi onun altında.
Tüm limanlarda bu geldim-gittim işlemlerinde Ilk Liman'dan aldığınız transitlogu, pasaportları, teknenin sigorta poliçesini ve kayıt belgesini istiyorlar. Dikkat: teknelerin o yılki geçerli kaydını görmeden Kos işlem yapmıyor. Evvelki sene Gökova'dan 34 knots rüzgarda tuzdan adam olarak Kos'a girdim, o yılın registration kartını bulamadım diye giremedim, haberiniz olsun.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/21/o748.jpg)
LEROS
Lakki'de port police aşağıdaki resimdeki yerde. Pek köhne bir yer, ama inanılmaz güleryüzlü memurlardı.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/543/s3d5.jpg)
PATMOS
Patmos'ta port police aşağıdaki resimde, feribot terminal binasının hemen arkasında küçük bir ofis.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/197/r9pw.jpg)
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye devam...
Neyse, çıktık Lakki'den, bugün Lipsi'nin güneyinde bir koy kestirdim gözüme, oraya gidiyoruz. Leros'tan ikmal yaptığımız için sakin bir koy peşindeyiz. Aslına bakarsanız, bu tip yolculuklarda teknedeki mürettebat sayısına da bağlı olarak 3-4 gün bir limana uğramadan mis gibi koylarda takılmak doğrusudur. Teknede suyumuz var, yiyecek var, içki desen symi'deki Georgina ablam sağolsun, teknenin façası hala suda... ama işte yok mu o tarama! Her bulduğum yerde karadayım. Varsın olsun, bu tatil de böyle olsun bakalım.
Lakki'den çıkıp neden Adanın batı kıyısından Lipsi'ye çıkmadık bilmiyorum. Çünkü zaten Patmos dönüşü Leros'un batı kıyısında pek methedilen Alinda ve Pandeli'de kalacağız. Hiç değilse o tarafı da görürdük. Her neyse. Çıktık, hafif rüzgar, Dhaipori burnu ile Velona adası arasında geçip pruvayı kuzeye verdikçe rüzgar da basmaya başladı, kafadan. Artık orsa yelken ve motor ile çıkmaya başladık. Aç be kardeşim başı rüzgardan, mis gibi yap yelkenini, tarifeli vasıta mısın mübarek, Lipsi'ye saat bilmemkaça söz mü verdin?
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/542/2nkz.jpg)
Bu yolculukta yaptığım bir iki hatayı sizlerle paylaşayım.
(1) toplam 14 günün her gününe bir seyir koymak büyük hata! Rüzgarın yönü sana uymuyorsa, daha uygun bir rotaya dönebilmek lazım. Yoksa bizim gibi görev adamı olursun.
(2) yine bu sıkışık program, rüzgarın şiddetine karşı hiç tolerans bırakmıyor. Bu güvenli bir şey değil. Tabii çok da zorlamazsın, ama 14 güne 2 gün boş gün koymak lazım.
(3) "TCell çekiyor yaa bu adalarda" muhabbetine dikkat, her şartta cihazların uluslararası dolaşımı kapalı olsun. Arada Yunan Cell'e geçiyor farketmeden. Kızımın iPad'i kendisi kadar fatura getirdi, döndüğümüzde. Bana serum taktılar, bayılmışım.
(4) Temmuz Ağustos buraları gezmek için çok akıllıca değil. Yani rüzgar öğleden itibaren sertleşmeye başlıyor, ama bizim memleketteki gibi gece düşmüyor. Bence Mayıs ya da iyisi Eylül sonu Ekim daha mantıklı olabilir. Ben adaların saçağına girdikçe daha fazla cıvarna yedim. 30 knots rüzgar, adanın tepesinden türbülans yaparak aşağıda 40'a yakın vuruyor ve düzensiz. O yüzden adadan adaya geçerken denize çıkmak, karadan açılmak doğrusudur.
(5) gece Tonoz almadıysan, demirine asla asla güvenme, başında tilki uykusu uyu. Pandeli'de sabaha kadar Iki defa demir döşedik, yine de tutmadı 38 knots'a kadar sağanaklarda. Yanımdaki gemicik motoryat eller havaya muhabbetinden sonra uykuya daldı, demiri taradı, uyandıramadık, uskurunu kayalardan topladı gariban.
İşte böyle, denizde dert bitmez. Leros Lipsi arasında rüzgar da düştü, biz yine kaldık motora, ağır yol gidiyoruz. Lipsi'nin güneyinde bir koyu gözüme kestirmiştim dedim ya, işte geldik.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/35/5nbl.jpg)
Korsanlar, burası kaçmaz! Kouloura koyu. Önünde Lira adacığı. İçeride üç girinti var. NE yönündekini geç, çok sığ. Ortadakinde bir plajımsı kıyı, hemen ardında çok sevimli bir lokanta. Şöyle yazıyor: "we don't serve fast food, but good food". Tel +30-2247-041041.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/31/grx1.jpg)
Lokantanın önünde 10-12 metrede sağlam tonozlar var. Hakim rüzgar NW, estiğinde ortalığı dağıtıyor, boş Tonoz bulursanız bağlanmak akıllıca olur. Lokanta gerçekten güzel. Köyün NW tarafında ise bu Lira adacaığının arkasında 8-10 metre derinlikte masmavi, beyaz-mavi olağanüstü bir deniz var. Iyi demir tutuyor. Şahane! Gece kalınacaksa belki kıyıdan koltuk almak akıllıca olur.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/268/uq5b.jpg)
-
Yaaa hadi kıyamadım, korsanlara kuvvetli sabah kahvaltısı tarifi. Beğenmezsen sözüm yok, beğenirsen bir kadeh soğuk roze alacağım olsun.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/856/8iw8.jpg)
Balım sy usulü egg benedict
Malzeme - kişi başına
- 2 dilim ekmek, varsa Hamburger ekmeğinin üstünü altını traşla, ortadaki parça bir parmak kalınlığında kalsın
- Jambon, domuz ya da dana, artık meşrebine göre. Ama küçük parmağın kalınlığında kestireceksin, şöyle 10-15 cm çapında bir dilim
- 1 yumurta
- 1 dilim kaşar veya chedar peynir, 2-3 mm kalınlıkta
Sosu - 3 kişi için. Aslında bunun sosu holandez'dir. Ama onu teknede yapmak için malzeme her zaman olmaz, onun sahtesi bu.
- 3 yumurta sarısı
- 100 gr tereyağı
- hazır İtalyan salata sosu
- tuz. Çekme karabiber vs vs
Şimdiiii
- önce sos: yumurtaların sarılarını küçük sos tenceresinde telle karıştırmaya başla. Sos tenceresinin altına daha büyük tencerede sıcak su olacak... Bain Marie yani. Yumurta sarılarını omlet yapmadan, arada sıcak sudan çıkartarak, ama hep çırparak hafif pişir. Sarılar ısınmış olacak yani. Ama hep karıştır, çırp. Sonra içine yavaş yavaş çay kaşığı kadar tereyağı parçalarını koymaya başla, çarpmaya devam. Tereyağı zerki bittikten sonra sosun temeli hazır. Üzerine İtalyan hazır salata sosu. Bu sos sirkeli. Istersen içine çok ince kıyılmış yeşil ve kırmızı biber parçaları konulabilir. Sos hazır kenara al
- şimdi organize olacağız biraz. Ekmeklere hafif tereyağı sürüp, tavada golden brown oluncaya kadar kızart, fazla değil. Onlar olunca ekmekleri al tabağa, tavaya jambonları koy. Iki tarafını da pişir. Onlar da ekmeklerin üstüne. Tavaya peynirler. Hafif eriyince onlarda jambonların üstüne. Tavaya az zeytinyağı, yumurtaları kır. Pişince peynirin üstüne. Hepsinin üstüne sos.
Yanına istersen mantar sote, üstüne biraz maydanoz, çekme karabiber vs artık her ne ise... Afiyet olsun. Bunu yiyen korsan akşama kadar 6 havada yelken yapar.
Selametle, yarın Patmos'a
-
Teşekkürler.... 1w5ey8
-
murat korsanim
yaptim yedim
lezzetli ama teknede imalatini yapacak baba yigit sart, telassiz bir koyda zincirde olursa olur .
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye devam...
Eveeeet, bugün yolun yarısını tamamlayacağız, tarifeli vasıta Balım Patmos'a gidecek. Lipsi'den yine kolayına 11 NM yol alacağız, üstüne üstlük Kos'tan bu yana ilk defa yönümüz batı, yani rüzgarı kafadan değil, sancak baş omuzluktan alacağız ki, pek hevesliyim bugün yelkene.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/822/2h5r.jpg)
Hava nefis, Lipsi'nin güneyindeki kayalıktan menkul adacıkları geçince fora yelken, tam arma koşmaya başladık yaklaşık 20 knots N-NW rüzgarda. Zeynep dümende sıkıdır, kaçırmaz, hem de ön vermeyi zamanında yapar. Ben de trimlerle oynuyorum, resmen çalışıyoruz.
Sezonun başında aile halkı serpinti körüğü istedi, konforlu olacağız ya! Ben de bu körükten pek haz etmem, yüzümdeki rüzgarı kesiyor diye. Üstüne üstlük, ana yelken triminde bir de tepemde tente olunca, körüğün önünden kafayı kaz gibi çıkartıp yukarıya bakmaktan boynum uzadı vallahi. Güverte üstüne yatırırsan körüğün plastikleri çatlar da dediler ya, artık yandım.
Neyse deniz güzel, rüzgar güzel, bıraksalar geçip Patmos'u, gideceğim daha. Adaya 5 mil kala rüzgar pompalamaya başladı. Önce sağanaklarda biraz baş verip idare ettik, sonra ön yelkeni arabasını oynayıp üst yakayı boşladık, sonra yer misin, yemez misin, vurduk limana doğru, artık küpeşte suda :)
Patmos'a doğudan gelirken liman ağzına 2 NM kala satıha çıkan birkaç kayalık var. Dalgalardan gayet bariz görünüyor. Ama görünüyor diye riske girmemek lazım, açıktan almakta yarar var. Bu arada bu bölgedeki harita meselesi ile ilgili birkaç not vereyim. Bizim yat haritaları tabii belli bir ölçekten daha fazla detay vermiyor. Onlarla da kıyıya yakın seyir yapmak pek zor. Referans verildiği için Admiralty haritaları edinmeye karar vermiştim yola çıkmadan. iPad GPS'inden yararlanmak için de Imray Charts uygulamasını indirdim. Uygulama iyi, ama sorun şu ki Admiralty haritalarının kullandığı mesahaların, yani ölçümlerin çoğu en az yüz yıllık. Pek tat vermedi. Diğer taraftan Navionics şakır şakır çalışıyor ve en önemli üstünlüğü kullanıcıların harita üzerine bilgi girmeleri. Pek çok lokantanın telefonunu ve tavsiyeleri buradan aldık. Ayrıca kullanıcı girişlerinin arasında çok sayıda iskandil verisi var ki, bu da önemli. Aşağıda Patmos limanı girişinin hem Navionics, hem Admiralty haritaları var, kararı siz verin.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/843/32iu.jpg)
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/27/ig64.jpg)
Patmos'a girince koyun kuzeyine doğru çıktık. Dipte bir ponton var, çoğunluk tekne oraya bağlanmış, ama bize tatsız geldi. Biz onun karşısında batı yakasında rıhtıma kıçtan bağlandık. Dip iyi demir tutuyor. Liman işlemi için bastıran yok, rahatız. Limanda şöyle sağa sola bakınca sanırsın ki Bodrum'dasın. Türk bayrağından geçilmiyor.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/138/37c8.jpg)
Suyumuz var, ama bir arayış içindeyim. Limanda bir mini tanker var, su dağıtıyor. Ama buralara gelenlerden duydum ki, bunlarda zaten su kıymetli, yatlara kuyu suyu veriyorlarmış, o da bize gelmez, vazgeçtim. Ama rıhtımda mermer bir Çeşme var, yukarıdaki resimde işaretledim. Ve fakattt musluk bildiğin artema, yani hortum takacak bir durum yok. Eh, işte zamanı geldi. Uzun zamandır portuçta taşıdığım 20 litrelik su çantalarını kullanacağım. Bu yılın başında Bauhaus'tan katlanır bir el arabası almıştım, tekneye geldiğimde buzluk, çanta vs tek seferde kolay taşımak için. İşte onunla iki su çantasını git gel bayağı doldurdum kıç depoyu. Bu arada rıhtımda bir adet elektrik kutusu var, o da Güney ucunda, hiç takılmadık.
Pasaport polisi hallettim, sonraki limanı sordu, Symi dedim artık. Yemezler diye baktı ama bastı damgayı sağolsun Polisamu. Açlıktan ölüyoruz, daldık Patmos çarşısına. Kasaba çok sevimli ve çok kalabalık. Gerçi sabahtan beri Patmos diyorum, kasabanın adı Scala. Her ne ise, işte buraya John (Yuhanna) gelmiş, incilini yazar olmuş, o sırada ona İsa görünmüş, o sırada mağarada imiş vs. Hemen her dinde olan hikaye tekrarlanıyor, gerçi benim üstüme vazife değil de.... İşte bu yüzden burası ve tepedeki apocalypse bir nevi hac yeri olmuş. Kalabalık yani.
Çarşının rıhtıma bakan cafe'leri feribot ya da uçan gemi bekleyen turistlerde dolu. Içeriye doğru sakinleşiyor. Hafif bir İtalyan havası hemen her yerde. O ne! Karşımızda dönerci. Tavuk, et, domuz artık ne verdiyse gömüldük. Adam kesin "buradan Türkler geçti" demiştir akşamına.
Hanım ve kızım alışverişte, peynirci ve manav arıyorlar. Ben teknede ufak tefek temizlik ve tamirat peşindeyim. Bir de akşam nerede yiyeceğiz hesabı yapmaktayım. Sonunda keşif edilen lokanta şudur, mutlaka akşam gidilesidir, önceden rezervasyon yapılasıdır La Strada di Petranti +30-2247-034188. Tekneyi bağladığımız rıhtım ile feribot iskelesi arasında. Akşam lokantanın önündeki dar kumsala masalar koyuyorlar, şamdanlar mumlar vs. Pek romantik. Yemekler çok özenli ve lezzetli. Tavsiyem kremalı safran sosunda pişmiş midye, başka birşey yemeğe gerek yok, hatta yeme fakat yanında yat, o kadar yani.
Bu arada, "Türkler her yerde" tabii. Sözüm yok, biz de Türk Türk geziyoruz orada işte. Ama şehirde standart pazar sabahı ailecek eşofman-brunch moduna girmiş ve duraksız bağıran çocuklarını ortaya salmış ve biraz rahatsız olduğunu belli etsen, ne var yaaa çocuk işte aymazlığını yapan densizlere (özür dilerim) gerçekten çok sinirleniyorum. Yahu, bilmem kaç mil gelmişim herkes gibi, tatildeyiz işte, hoş bir akşam... Orayı kebapçıya çevirmeye ve gecemi rezil etmeye ne hakkın var bre eşofmanlı daimi-sporcu kardeşim benim.
Neyse, canımızı sıkmayalım, yarın dönüş başlıyor, bu sefer bayır aşağıya. Gece biraz da havuzlukta takıldık, sonra daldık rüyaya. Sabaha kadar üzerimden geçer mi endişesiyle irkildiğim egzosu açık motorlar dışında, sakin biri gece. Yarın Alinda ve Milos varrrr!
Selametle
-
Murat korsanım hoşgeldiniz :) Elinize sağlık devamını bekliyoruz.
Patmos un kuzeyinde Lampi Koyu(37°21'59.79"N 26°34'35.72"D) da güzeldir, ilginçtir. Lampi Restaurant bir aile tarafından işletilir.
Yarın sabaha tarifiniz için bir hazırlık yapıldı, bakalım becerebilecek miyim :)
Selamlar.
-
Murat korsanım oldukça keyifli anlatıyorsunuz. Hoş geldiniz :)
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye ...
Bugün Orhaniye-Patmos bitti, Patmos-Orhaniye bayır aşağı seferi başlıyor. Umarım ki, buraya kadar yüklendiğimiz kafadan NW rüzgar bizi kolayına aşağı atar. 18 NM yolumuz var Leros Alinda koyuna.
Seyir için anlatacak birşey yok, hava puslu, olağanüstü sakin, deniz karıncalar su içsin misali... Verdik motora gidiyoruz da, bu işte bir iş var, Skiron hava tahmin sitesine bakıyorum sürekli. Konu açılmışken bu konudan da biraz bahsedeyim. Malum bu Yunanın denizciler için hava tahminleri epeyi başarılı. Mevsim geçişleri hariç, adamların tahmin algoritmaları neredeyse Ankara'nın havasını doğru biliyor, gitmeden Kartalkaya'daki havaya buradan bakıyoruz, o kadar yani.
Yunanın yaptığı şu: Ege onlar için hakikaten Yunan gölü. Her tarafına binlerce "buoy" atmışlar. Dalga yüksekliği, basınç, rüzgar vs ne kadar veri varsa topluyorlar. Diğer meteorolojik data ile de birleştirince, ortaya manyak bir veri seti çıkıyor. Zaman içinde geliştirdikleri algoritmalar ile başarılı interpolasyon modelleri oluşturmuşlar. Bu veri Atina Üniversitesinde duruyor, Poseidon gibi siteler kendi modelleri için bu verileri kullanıyor. Ben modele güvendim ve defalarca doğruladığım için Atina Üniversitesininkini kullanıyorum.
Http://forecast.uoa.gr/forecastnew.php (http://Http://forecast.uoa.gr/forecastnew.php)
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/32/cm71.jpg)
Bu sitede bulut, rüzgar, basınç, yağmur, kar vs hem Avrupa, hem de Yunanistan ve Ege olarak veriyor. Dikkat etmeniz gereken şey saatler UTC, yani Türkiye için üzerine 3 saat eklemek lazım.
Her neyse, çıktık yola, vardık Alinda'ya. Alinda ve hemen güneyindeki Pandeli, küçük birer kasaba, ama motel, pansiyonları ile bir miktar turist çekiyor, çünkü plaja benzer bir kıyısı var. Bunca kayalık arasında büyük nimet... Alinda'da kıyıda yoğun şekilde yazlık muhabbeti de var, demek ki popüler bir yer.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/585/x99f.jpg)
Demirlenecek iki yer var: (A) kuzeybatıda 8-10 metrede alargada kalmak, ya da (B) kuzey sahilinde anam babam usulü kıçtan kara olmak. Güneydeki feribot iskelesi tarafı rüzgar ve dalga alıyor. Rüzgar, yazları mutad kuzeybatıdan, koyun içinde rahatça 20 knots oluveriyor ve sağanaklar bitmiyor. Aşağıda anlatacağım, bir burayı sevdik de, iki gün kaldık (B) yerinde, ama sonunda tekne iskeleye baş vermeye başladı, alargaya çıkmak zorunda kaldık.
Sonuç: Alinda kalınacak yer, karada yükseklikler fazla değil, rüzgar tolere edilebilir. Asıl sonuç: Mylos!!! Aman efendim, yer misin, yemez misin? Yukarıdaki haritada (C) ile işaretledim. Zaten Alinda'ya gelen, aaa işte kıyıdaki yel değirmeni diyor, hemen arkasındaki çivit mavisi dükkan bu Mylos Kardeşin. Genelde bu kadar popüler olan yerler, yemeğin özenini kaçırır, kazık konusuna girerler... Burada durum şöyle: Ege'de yiyebileceğin en iyi yemeklerden, alabileceğin en iyi tatlardan birisi, fiyatı makulün hafif üstü - eğer abartmazsan. Bence kesinlikle değer. Ama bak şimdi atlamayalım, bu Mylos ile başedebilecek bir yer var bizim illerde, o da Ekincik My Marina. Onu da başka bir hikayede anlatırız.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/853/yyvz.jpg)
Kesinlikle rezervasyon gerekir ya sabahtan, iyisi bir gün önceden +30-2247-024894 ölenleri sakin, akşamları full+full
Burayı Türkler bozamaz, garanti! Ama bak ne oldu: akşam yemeği için tekneyi karşı kıyıda bıraktık, botla eşim kızım geldik Mylos'a. Önünde bir iki taştan yapılma bir iskelemsi birşey var, bağladık. Lokanta dolu, Mylos kapıda oturmuş gelene yer yok demekle meşgul. Yedi düvelden insan burada değişik birşeyler yemek peşinde, çünkü hakikaten çok özenli, özel tatlar. Haşırt diye bir motor yat geldi, belli ki Bodrum'dan. Neyse çıktılar geldiler, yanımızdaki masaya buyur oldulaaaar. Hava gerçekten binbeşyüz, gömlek cebindeki puro ağabeyin burnuna girecek, o kadar yani. Bir bey, eşi, iki teenager çocuk. Uzatmayayım, garson geldi mönüyü verdi, ne içersin dedi. Adam sordu ki, Mylos'ta patlıcan kızartma var mı diye. Garson diyor ki aubergine a la bilmem ne, adam istiyor ki patlıcan kızartma. Garson pes etti, var dedi, var. Hah dedi bizimki, peki yoğurt da var mı diye sordu. Garson anladı durumu, aldırırız abi mealinden bir cevap verdi. Adam, "olduuuu şimdi yap sen bize bir patlıcan kızartma üzerine de sarımsaklı yoğurt ohhhh" demez mi? Yahu güzel kardeşim, poposunda 2x1000 beygir muhteşemliğin zirvesindeki kardeşim, sen Bodrum'dan ne diye geldin buraya 30 küsur mil, oracıkta da yerdin patlıcanını, hangi boy istiyorsan, değil mi? Hey be!
Neyse, biz 2x1000 beygir ile takılmadık, nefis şaraba, tel kadayıfa sarılı pane edilen keçi peynirinin üzerine dökülen incirli bala, bu yunandaki efsane taramaya, bilmem ne buharında pişmiş midyelere daldık. Dükkandan mutlu ayrıldık, hemen herkes de öyle. 2x1000 ne yaptı, bilemiyorum.
Gece botla karşı kıyıya tekneye dönerken, acaba yarın da burada kalsak mı diye karnından konuşan arkadaşların hiç de samimi olmadıklarını suratlarına şakkadanak söyledim. Herkes kalmak istiyor, hem biraz deniz, güneş, dinlenmece; hem de adım gibi biliyorum yarın öğlen bu takım Mylos'un ifadesini almak istiyor. Kalalım o halde!
Yarın Alinda, devam... İstakozlarrrr
-
bu Mylos ile başedebilecek bir yer var bizim illerde, o da Ekincik My Marina.
Ege de fiyat konusunda hiçbir yer My Marina ile başedemez. ;D
Murat Korsanım, seyir anılarınızı imrenerek okuyorum. Verdiğiniz bilgileri de not alıyorum. Elinize sağlık..
-
muyrat korsanim gezdiginiz yerleri not ediyoruz ama cok dagildik rica etsek sizden su mekanlarin hepsini alt alta bir listede toplasaniz bide her mekanin karsisina koordinatlarini verseniz de rahat rahat gidip bulsak bizde oralaara gidip sizi yad etsek , hatirlasak mutlu olsak
tesekkurler hersey icin
-
Murat korsanım, hoşgeldiniz. Yazılarınızı keyifle okudum, denizden uzak bu kış günlerinde anılarımı tazelediniz, teşekkürler.
-
Hosgeldiniz Murat korsan, kaleminize saglik
-
Hoşgeldiniz..
Teknenizin, sizlerin ve gezdiğiniz yerlerin fotoğraflarını görmek hoş olurdu...
Sevgiler...
-
FerdiA Korsan Kardeşim, yazı bitip de Orhaniye'de bağlanınca marinaya, listeleyelim lokantaları, koyları önerdiğiniz gibi. Gerçi, dediğim gibi bu gezide tarifeli vasıta gibi bir limandan diğerine, bir taramacıdan ötekine gitmekten, doğru dürüst koyları keşfedemedik, yayılamadık. Bodrum Milta'da can dostum Çetin Akıncı (Thassos SY) vardır, belki Club'teki mükemmel piyanosundan bilenler vardır, O gitti bu sene galiba Samos'a, neredeyse bir ay bir koyda kaldı. Ohhhh be, lümpen bir hayat! Ama işte böyle çıkıyor tadı... Yoksa bizim gibi koşturarak değil. Gerçi, buna da şükür.
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye devam...
Valla pehlivan tefrikasına döndü bu 2013 gezisinin notları... Ben de gördüklerimi paylaşayım derken, yeniden yaşamış gibi oldum, Gezgin Korsan'a teşekkür edelim bu fırsatı verdikleri için.
Efendim, önceki akşam Mylos'ta hızımızı alamadığımızdan ve 2x1000 beygir masa komşumuz bizi dumura uğrattığından, Alinda'da kalmaya ve sonraki gün öğlen yine Mylos'ta ve fakat bu sefer sakin bir öğle yemeğinin hakkını vermeye karar vermiştik. Bu arada hala daha önceki yazımda belirttiğim üzere koyun kuzey yakasında kıçtan kara durumdayız. Kâh denize girip, kâh dönüş yolu için donanımı kontrol edip öğleni bulduk.
Öğlen yine botla Mylos abiye yola çıktık, ama Patmos'tan gelirken huzursuzlanmaya başlayan hava kıpırdanıyor. Neyse eşim ve kızım limandaki tek hediyelik eşya dükkanını tavaf ettiler, görev yerine getirildi ve lokantaya geldik. Bu Mylos abinin özel yemeği istakoz veya bizim İskenderun dediğimiz cinsten karides soslu bir makarna. Önden taramayı az da olsa götürdüm, ne olur ne olmaz diye. Hala nasıl kaşınmıyorum, anlaşılır gibi değil? Neyse, yemekler yendi, rehavet noktasında tekneye dönüldü, dönerken rüzgar üstüne botta bayağı serpinti yedik, ıslandık. Geliyor bir şey ya, hayırımıza olsun.
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/198/nixw.jpg)
Rüzgar kuvvetlendi, bizim 70 m kalomaya rağmen tekne baş vermeye başlayınca, huzursuz oldum, iyisi mi alargaya çıkalım, kıyıda başımıza birşey gelecek. Alinda'da koyun kuzeybatısı rüzgarın gözünde olduğu için, fena değil, demiri de iyi tutuyor. Geceyi rahat geçirdik... diyemeyeceğim. Çünkü kıçtan kara olduğumuz yerde, ağaçların arasında küçük bir kilise vardı. Akşamüstü düzgün giyimli beyler, hanımlar sökün ettiler, belli nikah var. Herhalde kasabanın eşrafından olacak ki, çok fazla insan geldi. Eh, Allah mutlu etsin. Biz alargaya çıkıp da, merkeze yaklaşınca bu nikahın bir de düğünü olduğunu anlamak zor olmadı. Yahu sabah 5, baba hala bouzouki çalıyor! Bunların bizden valla bir farkı yok, dünya yansa umurlarında değil.
Sabah makul saatte Symi'den tedarik ettiğimiz son mortadella'ları da götürdükten sonra, yolculuğun en uzun seyrine çıktık: hemen bir alt koy, Pandeli, nam-ı diğer Panali, sadece 2.5 NM!
(http://imagizer.imageshack.us/v2/640x480q90/41/nmp2.jpg)
Burası Rod Abinin kitabında ve diğer kaynaklarda pek methediliyor. Lokantaları, rüzgara kapalılığı vs vs. Yalannnnn! Bir defa dar bir alan. Koyun kuzeybatısında bir köy, önünde yerel tekneler için bir dalgakıranımsı, iki tane lokanta, bunların hemen güneyinde bir kayalık ki, ne kadar Türk gulet varsa kıçtankara, jet skiler vs... Bize gelmez. Ne yapalım, koyun batı yakasında alargaya geçtik. Akşam botla o pek methedilen lokantalardan birisine gideceğiz (keşke oradan çıkıp, bassaydık Kalymnos'a, çünkü ertesi gün yandık ki ne).
Fazla anlatacak birşey yok, limandaki iki lokanta yanmana, el çaka yer çaka, tipik Bodrum muamelesi, yani sahte güleryüz (pan american smile), kötü ve özensiz yemek, gereksiz para. Bakın korsan kardeşler, iyi yemeğe can feda, ne isterlerse öderim, ama sahtekarlığa bozuluyor insan! Düşündüm, bu Yunan ellerinde burası hariç bir kez kazık yemedik, bir kez kötü yemek yemedik, bir kez kötü muamele görmedik. O halde burasını diğerlerinden ayıran şey Bodrum'dan buraya zınk diye geçen ve kendileştiren müşterisi olabilir mi?
Tekneye döndük söylenerek. Hava basmaya başladı. Bu sefer kuzeybatıdan, hafif kuzeye dönüyor gibi. Bunun sonu kötü belli. Nöbetleşe uyuyacağız bu gece. Zaten tekne demire asılmış, bir sağa, bir sola uçurtma gibi uçuyor. Bir ara tenteyi toplamayı düşündüm, rüzgarı tutmasın diye, vazgeçtim.
Sabaha karşı 3 gibi artık 33-34 knots esiyor, içeriye solugan da yapmaya başladı ve taradık! Haydiiii, motor çalıştır, Demir topla, yeniden pozisyon al, Demir at, bekle.... Sabahı bulacağız anlaşılan.
Bu arada hemen yanımızda bir motor yat var, epeyi heybetli birşey. Onlar da lokantadan gelip, biraz eller havaya yaptılar, sonra da yattılar sanmıştım ki, sızmışlar meğerse. Bunların tekne taramaya başladı. Havalı korna, ses vs duymadılar, tekne gitti, gitti, koyun güneyinde kayalara bindirdi! Bir anda ışıkları yandı, uyandılar. Takip ettim, kayalardan uzaklaştırmayı becerdiler tekneyi. Selamete ermişlerdir umarım.
Bu şekilde sabahı ettik. Karşıda Yalıkavak hizasında güneşin kızıllığı çıkmaya başladı biraz içimizi ısıtsın diye, çünkü bayağı üşüdük gece Demir başında. Eeee, teknecilikte herşey var, kimi zaman palpa liman olur, kimi zaman çocukluğumuzun merdaneli çamaşır makinaları gibi. Zaten bu yüzden peşine takılıp gitmiyor muyuz bu işvebazın?
Yarın, adam boyu dalgalardan kaçarken Kalymos ve Pserimos. Uçmadık, valla düştük Pserimos'un rüzgara kaplı Vathi koyuna 22 NM yolu aşarak.
Selametle,
-
Paylaşımınızı ve tecrübelerinizi keyifle takip ediyorum.....teşekkürler...
-
Pandeli benim favori yerimdir..
Çok şaşırdım.. Yediğim en ucuz ve en güzel yemekler oradadır,, onca ada dolaştım ama tek memnun kaldığım yer Pandeli'dir.. Acaba nereye gittiniz..
Kıyıda, denizden baktığınızda en sol tarafta , yanında ufak bir balıkçı kayığı maketi olan yer müthiştir....
-
Pandeli benim favori yerimdir..
Çok şaşırdım.. Yediğim en ucuz ve en güzel yemekler oradadır,, onca ada dolaştım ama tek memnun kaldığım yer Pandeli'dir.. Acaba nereye gittiniz..
Kıyıda, denizden baktığınızda en sol tarafta , yanında ufak bir balıkçı kayığı maketi olan yer müthiştir....
Valla, Vural Korsan, durum bu. Biz, sanırım işaretlediğiniz yerin yanındaki, botları bağladıkları iskelenin karaya bakarken sol tarafındaki lokantaya gittik. Ama belki Bayram dolayısıyla işler karışıktı?
-
Biz Pandeli' de Zorba Tavernaya gideriz.
Sahilde masa kurarlar, her gittiğimizde de çok kalabalık olur. Yemek ve mezeleri ortalamadır.
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye devam...
Leros Pandeli'de tüm gece boyunca demir başında bekleyip, iki defa da demir yeniledikten sonra, güneş bizim ellerden ışıtmaya başlarken çıktık koydan. Rüzgar 20-22 knots, kuzey esiyor; ama dalga bu rüzgarın olabilecek etkisinden fazla. Leros'u arkada bırakınca, dalganın etkisi daha da arttı. Biz de ön yelkeni açtık, sallan yuvarlan iniyoruz Güneydoğu'ya doğru. Kalymnos'a doğru gelince rüzgar arttı, artık zahiri 30-32 knots görüyorum. Kekamozlu parekete pervanesine güvenmeyiz, içeride GPS'ten baktım 6 knots civarı gidiyoruz, demek ki gerçek 40 knots'a yakın. Yelkeni kontrol etmek pek mümkün değil, zaten üst yakası sürekli hava boşaltıyor, yıpranacak. Topladık yelkeni, motorla iniyoruz aşağıya.
Problem şu ki, kıçtan gelen dalgalar çok yüksek, tekneyi Bodrum boğazına versek, iskele kıç omuzluktan gelen 4 metreyi bulan dalga hem çok rahatsız edecek, hem de rotayı tutturmak için dümeni çok zorlayacak. Biz de Kaymnos'tan kıyı seyri ile inmeye karar verdik. Hata!
Çok yıllar önce Orfos piyade kayığımla Kalkan-Fethiye arasında Yedi Burunlarda iyi bir dayak yemiştim. Orada dağlar denize çok dik giriyor, gelen dalgalar kıyıdan sekiyor, kıyıya yakın giderken dalgalar girişim yapıyor, kimi yerde sıfır, kimi yerde iki katı oluyordu. Ölü Deniz'e girdiğimde ( o zamanlar kayıklar içeri girebiliyorlardı) şükretmiştim. İşte Kalymnos da böyle. Biz dalgayı kıçta tutacağız diye, yaklaştıkça yaklaştık kıyıya. Dalgalar daha da yükselmeye başladı.
Malum, yüksek ve hareketli dalgaların tepesinde dalganın ilerleme yönünde, çukurunda da bunun tersi yönde bir akım olur. O yüzden tepesinde uçarken, çukurunda kalırız. Tepeden çukura düşerken teknenin yön stabilitesini kaybetmemek için dümende önleme vermek lazım, o da gelen dalganın büyüklüğüne göre değişiyor. Otopilot bu salınımı öğrenip, fazi-lojik bir çevrimde ön verebilir, ama bu işe elle yapmayı tercih ettim, bu karışık sularda bir de otopilot ya da dümen arızası istemiyorum.
Eşim havuzlukta arkadan gelen dalganın büyüklüğünü bana söylüyor, ben de ona göre dümene ön veriyorum. "Büyük" diyor, az biraz dümen, "çok büyük" diyor, ona göre biraz daha fazla kırıyorum... Büyük, çok büyük, çok çok büyük falan derken, bir ara elleriyle yüzünü kapattı "offff" dediğini duydum. Artık dalga altımızdan mı geçti, üstümüzden mi bilemedim. Söylediğine göre havuzlukta oturduğu yerden baktığında, dalganın tepesi tentenin üstünde kalmış.
Biz bu şekilde gittikçe adaya yanaşmış olduk, artık dalganın yönü kalmadı, kıyıdan sekenlerle birlikte su sanki kaynıyor. Hay allahın cezası. Neyse ki Pounda burnuna gelmişiz, ya Allah deyip daldık Palionisos girintisine. Ohhhh, dünya varmış ya. Kuzeyine doğru ilerledik, içeride küçük bir lokanta, sevimli görünüyor. Derinlik 8-10 metre, büyük tonozlar koymuşlar... Birine bağlandık. Sakinlemece, yemek yemece, dinlenmece.
Birkaç saat dinlendik, suya girdik. Koydan bir yelkenli çıktı, baktım ardından ki, bakalım ne kadar sallanacak, hacı yatmaz gibi gitti işte. Doğrusu gece burada kalıp, yarın doğrudan Bodrum Boğazına basmak, ama ah yok mu o şeytan. Topladık çıkıyoruz öğleden sonra.
Yine aynı sallan yuvarlan. Ama artık adadan açmaya başladık, daha doğrusu biz yine S-SW iniyoruz da, ada bizden açmaya başladı. Mürettebat da alıştı galiba, naapsınlar zaten, düştüler tarifeli vasıtaya artık. Rota Pserimos'un doğusu. Akşamüstü 5 gibi girdik Pserimos'un Doğuya bakan Vathi'sine.
Koyun kuzey kıyısı tekne dolu, çoğu kıçtan kara olmuş. Rüzgar kuzeyden basmaya devam ediyor. E, akıllı kaptanlar vermişler kıçlarını rüzgara, karaya, açmışlar soğuk artık Allah ne verdiyse, keyif yapıyorlar. Ne işleri var denizde? Denizlere çıkmaya başlayalı 30 yılı epeyi geçti, daha öğrenecek çok şey var.
Korsan kardeşler, bu yazılarımın bir tanesinde değinmiştim, 15 günlük böyle bir geziye en az 3 gün pay koymalı. Havaya tolerans vermeyince, işin tadı kaçıyor. Denizde, denizcilikte her şey var, kabul, ama bile bile kasmaya gerek olmayacak şekilde akıllı plan yapmalı. Deniz kasmaya, zorlamaya gelmez.
Bugün Imageshack saçmalıyor... O yüzden resim koyamadım. Pserimos-Symi yazısına inşallah.
Selametle
-
Ge-Ko! Rehber kitap masrafından kurtarır! Ellerinize sağlık. Herkesin.
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye devam....
Bir süredir imageshack ile başım belada, bir türlü resimlerin bağlantılarını alamıyorum. Sonunda cep telefonundan devşirerek, birşey becerdim galiba...
Geçen yazıda Leros'tan Pserimos'a bayır aşağı inerken, arkamızdan çullanan havadan bahsetmiştim. Tekneyi ve kendimizi selametle götüreceğiz diye, doğru dürüst resim çekememişiz, sadece tek kare:
(http://imageshack.com/a/img849/4102/y4xg.jpg)
Pserimos'un doğusundaki Vathi'de gece derin bir uykudan sonra, sabah sakin bir hava ile uyandık. Fırtına geçmiş. 8 gibi toplandık, bugün yol uzun, hedef Symi. Doğrudan Kos'a yöneldik, Bodrum Boğazından geçip güneye kıvrılacağız. Hava sakin, NW eser gibi, arada ön yelken açıyoruz.
Kos'un Doğu ucuna doğru hava NW-W başladı esmeye, haydi biz de tam arma yüklendik bakalım. Knidos Deveboynu Fenerine 3-4 mil kalana kadar güzel geldik ve hava bittiiiii. İşte bundan sonra benim son 10 yılın mutad Knidos-Datça Ince Burun şeyi başladı: ense kızartmaca. Hava yok kadar az esiyor, zaten gelse de pupadan teknenin hızı kadar. Ağır dalgada kafayı yiyeceğiz. Rota doğrudan Symi boğazı.
Bir ara o kadar ağırlaştık ki, ortada durup denize girdik, yoksa bayılacaktık artık. Neyse, herkesin tecrübe ettiği gibi, ne kadar yavaş gidersen git, mutlaka hedefe ulaşıyorsun. Biz de akşamüstü 5 gibi Symi Boğazına vardık. Daha önce yazdığım gibi, burada su mükemmel, ama limanda yer kalmayabilir, beklemeden geçtik.
Hakikaten, son yerlerden birisine girdik, kıçtan kara olduk, daha tekneden çıkmadan başımıza port police tünedi resmen. Kağıtları istedi, baktı, eksik olmayınca ok dedi. Sanırım Bayram süresince bizimkiler burasının da suyunu çıkartmış.
Akşam Symi'nin tadını çıkartacağız, sabaha Bozburun, Türkiye'ye giriş yapmak için, sonra da Orhaniye kısmetse. Bu sefer mürettebat Manos istemiyor. Arkadaşları daha "gentil" yerler var demiş. Biz de Mythos'a gidiyoruz. Limanın Doğu kıyısında, iki katlı bir evin teras katı. Mumlar, loş ışıklar falan. Sahibi ve aşçısı Stavros kendini İtalyan havalarında takdim ediyor. Bir şekilde burası NYT'de çıkmış, havalı bir yer olmuş. Ben beğenmedim. Rum mezesine füzyon yapmış gibi geldi bana. Her neyse rezervasyon şart +30-2246-071488
Gece feribot geldi, önümüzde bir trafik falan, umurumda değil, dünyanın yolunu yemiş bitirmişim, karnım tok, sırtım pek, vurdum kafayı mis gibi bir uyku.
Selametle
-
Orhaniye-Patmos-Orhaniye son
Sabah Symi'de gerinerek uyandık. Artık Yunanistan'dan çıkıp bizim ellere dönüş zamanı. Daha önce de bahsetmiştim, Symi limanının dibinde kıyıda sarı tek katlı gümrük binası var, onu arkanıza alıp saat 10 yönündeki sokağa girerken büyük bir içki ve şarküteri dükkanı var, ismi Georgina. İşte bu Georgina ablamızı bir kez daha ziyaret edelim dedik, malum sebeplerle.
Çıkışımızı yaptık. Symi'de port police ve pasaport polisi olabilecek en uzak iki noktada.... Yine Kostas kardeşden yardım aldık (Symitours.com). Hazırız. Motora marş, koltukları çözdük, biliyorum ki burada karşı kıyıdaki teknelerin ve yandaki teknelerin demirlerine takılma ihtimali çok çok yüksek, ben de fishing out dedikleri yöntemle tekneyle zincirin üzerine gidip, hafif arkadan topluyorum.... Ve takıldı! Yuh be ya! Allah'tan rüzgar yok, bu Symi Limanı hiç belli olmaz, kapalı falan dememek lazım, arada bir kaptırdı mı, vallahi ortalığı Çarşamba pazarına döndürür. Biraz zorladım, baktım geliyor. Karşı kıyıdan da bir bağrıma yok, Eh vira o halde. Demir, karşı kıyıda bir kato'nun zincirini kapmış geliyor. Geldi de, bosa vurmamıza rağmen, bir türlü bizim Demir aradan kurtulmuyor. Neyse ki, komşum Fransız botuyla gelip, beni ön güverteden aşağı doğru maymunluk yapmaktan kurtardı.
Symi Liman'dan çıktık, hava sakin, rüzgar yok. Tipik bir Yeşilova Körfezi sabahı. Kahveler, müzik, son 15 günde yaşadıklarımız falan derken geldik Bozburun'a. Türkiye'ye giriş yapacağız. Balım, Amerikan bayraklı. Bilmeyenler için yazalım: Türk transitlogunu alınca her sene vizesini yaptırmak suretiyle 5 yıl kalabiliyorsun. Bizim bu süre 4 yıl olmuştu. O bakımdan bu giriş-çıkış işi iyi oldu. Ama yunana gidecek korsanlara tavsiyem, öyle bir günlük stop-over falan yapmayacaksınız, o da Sakın Kos gibi bir adada değil, mutlaka giriş işlemi yaptırın. Özellikle Türkiye'ye yakın adalarda. Artık sıkı tutuyorlar işi, canınız sıkılmasın. Tabii bu son 400€ muhabbeti ne olacak bilemiyorum?
Neyse işte, Bozburun'a girdik yine dar limana. İşlemler çabuk bitti. Gel gör ki artık biraz mazot alsak iyi olacak. Bütün bu yolda hiç mazot ikmali yapmadık, deponun dibini kazımak istemiyorum. Gel gör ki, Bozburun'dan en yakın benzinci epeyi uzakta. 20 lt bidonla gitsem bile taksi şart. Allah'tan komşu gulet için mazot gelmiş, biz de iki damla nasiplendik.
(http://imageshack.com/a/img691/9041/vrni.jpg)
Bozburun-Orhaniye arası keyifli. Atabol'u döndükten sonra hisarönü'nün temiz rüzgarı karşıladı bizi. Başladık yelkenle son voltaları atmaya. Ama bitti be! Geri gelmek, bağlı olduğun marinaya dönmek, dönebilmek güzel de, yine de bitti be! Ama güzeldi.
Bu yolculuğun mil hesabı:
Orhaniye-Bozburun 17 NM
Bozburun-Symi 12 NM
Symi-Kos 41 NM
Kos-Pserimos-Kalymnos Vathi Koyu 15 NM
Kalymnos Vathi-Leros Lakki Limanı 15 NM
Leros Lakki - Lipsi Kalloura Koyu 11 NM
Lipsi Kalloura -Patmos Limanı 11 NM
Patmos Limanı - Leros Alinda Koyu 20 NM
Leros Alinda - Leros Pandeli Koyu 2 NM
Leros Pandeli - Pserimos Vathi Koyu 23 NM
Pserimos Vathi - Symi Limanı 49 NM
Symi Limanı - Bozburun 12 NM
Bozburun - Orhaniye Martı Marina 17 NM
14 günde Toplam 245 NM yol yapmışız, yaklaşık 80 lt mazot yakmışız, sanırım 6 kilo falan tarama yemiş, 20 şişeye yakın Ploumari içmişimdir. Bu sene güneş enerjisi panellerini taktırınca yakında mazot tüketimi azalacak, çünkü bu yaktığımız mazotun yarısı elektrik üretmek için oldu. Yunan adalarında sadece Leros Marina'da sahil elektriğine bağlanabildik. Sadece yine Leros Marina'da su aldık. Patmos'ta su torbaları ile ikmal yaptık. Toplam 6 adada 12 koy ve limana girmişiz. Güzeldi. Eşim ve kızımla şahane bir 14 gün geçirdik, oh be
Başka seyir notlarında Korsan kardeşlerle buluşmak üzere,
Selametle
-
Keyifle okuyup çok da faydalandığım gezi yazınızın bittiğine bittiğine üzüldüm...Kaleminize sağlık Murat korsanım.
-
Hem fotoğraflar, hem kullanılan dil, hem içerdiği bilgilerle... sağolun.
-
Paylaştığınız için teşekkürler. İçimizdeki karıncaları hareketlendirdiniz :) :D
-
Bu sene benzer bir rotada 15 gün seyir planlıyorken, bu seyir anıları ilaç gibi geldi.. :)
Elinize sağlık, teşekkürler..
Yeni seyir yazılarınızı da bekliyoruz..
-
Murat korsanım, teşekkürler keyifle okudum, anılarım canlandı, nice seyirlere sağlıkla mutlulukla. Simide duytu free dükkanı vardı, gerçi şarap yok ama oradanda ucuz likit alabilirdiniz. Selamlar.
-
Murat korsan'ım, Teşekkürler... Sizin gözünüzle bi kez daha gezmiş olduk güzel koyları. Güzel anlatımınızla, görmediğimizkoyları da bize gezdirdiniz, elinize sağlık olsun... :-* t*"y+
-
güzel anlatımınız için teşekkürler. ayrıca edindiğimiz bilgiler için de teşekkürler. symi'de yandaki küçük nimosda pokinin ağılı diye bir yer vardır. adam yıllar önce kendisine bu koyda bir ev ve beton bir iskele yapmış ve sonra da bırakıp gitmiş. denizi çok güzeldir ve bot ile symi merkeze de kolayca gidilebilir. deniz biraz serindir ama kafa dinlemeye birebir yerdir. ayrıca kafa dinlemek için de güzeldir
-
Bizim Orhaniye-Patmos-Orhaniye gezi notlarını beğendiğinize sevindim. Deniz gibisi var mı ya? Ne yazsan, nasıl yazsan güzel olur. Maharet yazanda değil, yazdıranda.
Geçtiğimiz hafta başında tekneyi karaya aldık Orhaniye Martı Marina'da. 5 günde karinası boyandı, tutyaları değişti. Bu arada bavariasailgroup'ta bu kış o kadar dümen şaftı hikayesi döndü ki, zaten dümen simidinden hafif tıkırtı alıyordum... Haydi dümeni aşağı alıp şaftın yatağına bakalım dedik. Allah'tan bu işi yapmışız. Dümen şarfının dibinden, dümenin ön kenarına (hücum kenarına) doğru ciddi bir çatlak olmuş. İçindeki suyu boşalt, epoksi ile tamir et, bayağı iş çıktı. Seneye mutlaka karada daha uzun kalıp, dümen palasında bir pencere açıp, iyice tamir etmeli.
Her neyse, sezona başlamadan geçen sonbaharın bir hafta sonu kaçamağını paylaşayım, hem de Yeşilova Körfezi'nde, Bozburun yakınlarında bir koyu tanıtayım.
(http://imageshack.com/a/img703/6059/0oyo.jpg)
Bu tarafa yolu düşmeyenler için: Yeşilova Körfezi kuzeyde Bozburun, batıda Symi adası, güneyde Bozburun Yarımadası, Kızılburun arasında kalan yaklaşık 5 NM çapında bir Körfezdir. Kuzeyinde Bozburun limanı! kuzeydoğusunda ise Darboğaz ardında Söğüt bulunur. Bölgede çokça ahtapot çıkar, balığı boldur.
Yukarıda haritada işaretlediğim yer, Bozburun Limanı'na yaklaşırken, hemen Doğu'da kalan alanda. Navionics haritalarında balık çiftlikleri görünüyor, ama burada çiftlik falan kalmamış. Çok çok güzel, sakin, korunaklı. Özellikle sakinnnn!
(http://imageshack.com/a/img547/3364/kcy1.jpg)
Buraya geldik, hava Symi üzerinden hafif batı, güneybatı esiyor. Okla işaretlediğim yere kadar girdik, uzunca bir Demir attık, altımızda 4 metre su var. Balığa çıkmak için ideal. Botla darboğaz söğüt tarafı, Bozburun girişi vs sırtı attım, gelen yok. Olsun! Hava güzel, şahane bir sonbahar günü, keyfim yerinde. 3 gün kıpırdamadan kalmışız burada. Tavsiye ederim
Bir not: ola ki gece karaya çıkmak istersiniz, ne biletim ihtiyaç olur falan, yapmayın, fena halde domuz var! Acımasızlar. Yok, ben çıktığım için değil, sabah bir sürü keçiyi telef etmişler gördük de ondan söylüyorum.
Selametle
-
Orhaniye Martı Marina'da karaya çıkarken ön yelkeni söktürüyorlar, zorunlu imiş. Geçen yıl karadaki bir yelkenli tekne devrilmiş, bu yüzden. Ben pek anlamadım?
-
Aslına bakarsan Murat korsanım, yelkenlerimizin daha az yıpranması ve buna bağlı olarak da daha uzun kullanabilmemiz açısından kullanmadığımız dönemlerde özellikle karadayken hem Genoa'yı hem de Ana Yelkeni sökmek bizim menfaatimizedir.
Marinanın sökülmesini istemekteki sebebi tabiki bu değil. Zira onların düşünceleri kışın genoa ıskotasının boşlamasından dolayı genoa rüzgarla dolmaya başlayıp kontrolsüz bir güç teknemizin üzerinde oluşabileceği için Genoanın sökülmesini istemekteler. Karada ve de payandalar üzerinde duran teknemiz denizdeki gibi bu rüzgar gücüne cevap vermeye çalışacak ama iskele yada sancak tarafına kuvvet uygulamasına karşılık devrilme riski oluşturacaktır.
-
Murat korsanım yazılarınız çok bilgilendirici bu yaz denizde görüşmek üzere diyorum
-
Murat korsanım yazılarınız çok bilgilendirici bu yaz denizde görüşmek üzere diyorum
Teşekkür ederim TümayG Korsanım. Hep dediğim gibi, yazana değil, yazdırana bak. Bu denizin, mavinin hikayesi her daim güzel olur.
Bizim aile meclisi bana muhalefet bu yıl Göcek istedi, Korfu yerine. Eh, Göcek'e gitmeyelim 12 yıl, aşağı Kaş Kelovaya gitmeyeli 20 yıl olmuş. Iyi madem dedik. Oralarda olan Korsanları görmek umuduyla.... Bir de korsan bayrağım olsa
-
Sezon başlar başlamaz aşağıya yönelirseniz havalar bunaltıcı olmadan tadını çıkartırsınız
-
Oradan buradan: Ankara'nın kuru kışı bitti. Bu kış çok sık olmasa da Balım'a gittik, Hisarönü Körfezi'nin kışın sakin koylarının tadını çıkarttık. Korsan Kardeşlerimizden birisi Bencik Koyunda fena halde fare var dediğinden beri alargada duruyorum. Geçtiğimiz hafta yine gittik, eski MTA kampının önünde, palmiyelere nazır alarga... Pek keyifli oldu. Ama kalorifere geçen sonbahar da sıra gelmediği için sabaha karşı donduk vallahi.
Bu arada teknenin ufak tefek eksikleri tamirlerini de yaptık. 2 sene sonra karaya çıkıp altını da boyadık. Micron Extra gerçekten iyi bir zehirli, 2 sene suda kalmaya dayanmış! Yine de bu kadar beklemesek daha iyi, 2000 devir makinada 1.3 knots farketti hızı, altı da saçaklanmamıştı ama yine de bir yaşam oluşuyor aşağıda.
Nisan sonu Orhaniye Martı Marina ile sözleşmemiz bitiyor. Burası çok güzel, ama her yıl başka bir marina bizim için. Aile meclisi karar verdi, Göcek'e gidiyoruz. Rüzgarı azdır oranın, biraz da pinekleriz bakalım. Galiba 12 yıl olmuş gitmeyeli. Dostları da özlemişiz. Hem Adrasan'a kadar gideriz. Vural Korsan o kadar güzel anlattı ki Meis'i, oraya da uğrarız.
Kısmet olursa rota Orhaniye, Simi'de ikmal (!), gece oradan çıkarsak, sabah Kurtoğlu'nu bordalarız. Bakalım?
Selamatle
-
Kısmet olursa rota Orhaniye, Simi'de ikmal (!), gece oradan çıkarsak, sabah Kurtoğlu'nu bordalarız. Bakalım?
Selamatle
İyi seyirler Murat Korsan, yeni seyirler yeni anılarınızı merakla bekliyoruz..
Balım'a da yeni evi hayırlı olsun..
Selametle..
-
Hayırlı olsun.
Selametle...
-
Selametle
-
Selametle iyi seyirler :)
-
Selametle t*"y+
-
Orhaniye-Göcek
İşten güçten kafayı kaldıramadık, yazamadık olan biteni şu son bir ay içinde. İşte Orhaniye Martı Marinada bir yılı bitirip, aile meclisi kararı ile Port Göcek'e gitmece hikayesi:
Martı'da sözleşme 28 Nisan'da bitiyordu. 19-20 hafta sonunda eşim, bir arkadaşı ve kızımla Hisarönünü bu seferliğine son kez tavaf etmeye gittik. İşte, malum Bencik, ardından Selimiye yapacağız. Eşim ve arkadaşı kalacaklar, ben döneceğim, 30 Nisan'da geleceğim, çıkacağız. Hava çok değişken. Vural Korsan'ın o tarihlerdeki yazılarında da var... Tahminler tutmuyor, hava bir oradan, bir buradan bindiriyor.
Neyse, tabii sezon başlamadan Bencik şahane idi. Sakin... Sabah denizin üstünden bir buğu kalkıyor ki, görmeye değer. Sonraki gün öğleden önce demir alıp, öğlen Selimiye, akşam da Martı Marinaya döneceğiz, gece Ankara... Bencik'ten çıktım, hava NE 20 knots esiyor, ben de tam arma açtım, neşeye gidiyoruz, hava ağır bulutlu, ağırdan çiseliyor. Ne olduysa, inanın 2-3 dakikada tam 42 knots vurdu. Rüzgarı kafaya almadan, sadece iskotasını boşlayarak ön yelkeni toplamaya kalktım: ne mümkün! Ellerim yırtılacak, toplayamıyorum roller halatını. Ana yelkeni ve ön yelkeni hava boşalta boşalta Selimiye'nin girişine kadar geldim. Teknedekiler sakin, problem yok. Ama bu havada Selimiye'nin içi nasıl olur ki diyerek rotayı Orhaniyeye çevirdim. Orası sakin. Uzun zamandır böyle sağanak yememiştim.
Galiba roller tamburu 1-2 boy büyük olsa, moment yeter, o durumda da küçültülebilirdi ön yelken. Buna bakacağım.
Hava bir kuzeyden, bir güneyden basıyor, Skiron tahmin yapmayı kesti. 30 Nisan'da bir pencere var, kullanacağız galiba?
-
Orhaniye-Göcek (devam)
Eşim Martı Marina'da kaldı demiştim, hazırlık, temizlik vs. Orada arkadaşı ile Orhaniye'de yeni açılan bir lokantaya gitmişler akşam. Tekneye de gece dönerken sahilden gelmişler, asfaltın suyu çıkmış gibi. Yolda ayağı taşa takılınca elindeki telefonu bırakıp kendisini kurtaracağına, telefonu kurtarmayı tercih etmiş. Sonuç: üst dudak patlak, dört diş kırık! Elden de birşey gelmiyor tee Ankara'dan. Ödem geçinceye kadar bir tedavi de yok maalesef.
1 Mayıs'ta sabaha karşı Ankara'dan tekneye geldim. Hava tahminleri sapıtmış görünüyor, bugün sanki bir pencere var ve bir şekilde Göcek'e geçeceğiz gibi. Yoksa kuzeyden, güneyden hava bindirince pek başedilecek gibi değil. Skiron tahmin yapmayı kesti.
Sabah 08:30'da Marina'dan ayrıldık. 28 Nisan'da sözleşme bittiğinden, arada geçen günler için borcum olup olmadığını sorum, olur mu öyle şey dediler, birkaç günün hesabını sormayız dediler (önemlidir, kayıtlara geçsin).
Rahat sakin havada Symi'ye girdik. Limanda birkaç tekneden başka birşey yok, feribotlar gelip gidiyorlar. Ada çok sakin, esnaf sezon hazırlığı peşinde. Demir atıp, kıçtan yanaşdık rıhtıma. Önde Toma (Liman'dan mesul arkadaş), arkada pasaport polisi. Polis hoşgeldin, "papers" dedi. Ben de kağıtlar ok, problem yok, ama biz Rodos'tan giriş yapacaktık, hanım kaza geçirdi, pomat falan alıp gideceğiz adadan dedim. Arkadan da eşim dişini gösteriyor. Polis "amanın" mealinde birşey söyledi, hastaneye gidin, geçmiş olsun dedi, gitti. Biz de hem ilaç, hem de Georgina Ablamızdan ikmalimizi yaptık. Eh, tekneyi bağladığımız yerin karşısındaki lokantanın kısmetini de verdik, 13:30 gibi yola koyulduk. Rota Kızıl Burun (şimdi Ala Burun diyorlar), hafiften Rodos'a inip, oradan doğrudan Kurtoğlu Burnu. Tahminen 22:30 Göcek
Hava 10 knots SW esiyor. Ön yelken + motor 7+ knots gidiyoruz, keyif yerinde. Gerçi bu kadar uzun tek rotalarda insan sabırsızlanıyor ama, yapacak birşey yok, sabır. Insan gideceği yeri kafaya koydu mu, hızı ne olursa olsun varıyor menzile değil mi? Hava kararırken Peksimet Adasına yaklaştık, feneri çakmaya başladı. 21:45 gibi Kurtoğlu'nu döndük, rakıları koymakta artık bir mahsur yok herhalde?
Domuz Adası ile Karpı arasından, dar Boğaz'dan geçip, Çamlı Limanda geceleyeceğiz. Bu Navionics gerçekten başarılı. Denedik ki, 50 metre genişlikteki Boğaz'dan geçerken, en fazla 10 metre hata yapmıştır. Başarılı.
22:30 Çamlı Koyda funda demir, kıçtan kara, uyku.
Kapatmadan, Göcek ile birkaç not paylaşayım:
1- en son 10 yıl önce gelmiştim Göcek'e. O güne göre deniz çok daha temiz. Çok söylendik, ama bu gri su tankı yönetmeliği işe yaramış. Benim gördüğüm budur.
2- Göcek, Port Göcek'e yakın otelin acaipliği dışında normal büyümüş, dükkanlar çeşitlenmiş, lüks artmış. Benim gibi ön sıradaki evlerin önünde denizin sahil yaptığını bilenler, yaşayanlar için olan biten pek fazla etkilemiyor artık. O günlere, Mavi Lokantasına, işleme çorbacıya dönüş yok gayrı.
3- eskiden koylarda motor yatlar bir tarafta, yelkenliler bir tarafta olurlardı. Şimdi her yer motor yat, aradaki boşluklarda yelkenliler var, bana komik geldi. Jetski yasağını delen çok... 3 mio dolarlık yatla gelen adamın çocuğuna yönetmelik falan birşey yazmıyor. Olsa olsa cezasını öder, yapar çocukcağız. Insanlara denizi sevmeyi, saymayı öğretmeyen, yasayla yönetmelikle bu işi götürmeye kalkışan bu nesile biz denk geldik, ne yazık!
4- Turmepa'nın pis su tankı toplama teknesi var, yeşil bordalı. Biz kullanmadık henüz ama telsizle çağırılabiliyor anlaşılan.
5- Çekek yerinde DMarin'in tank çekme istasyonu var. Biz orayı kullandık. Ama işin ilginç tarafı her çekişten 30 TL alıyorlar (belki daha büyük tanklardan fazlasını alıyorlardır). Aslında tanklarını çektirdiğinde, denize boşaltmadığınız, buraya getirdiğiniz için teşekkür ederiz demelerini beklerdim. Ama burası Türkiye. Artık bizim teknede küçük 1 TL, büyük 5 TL... Tank çektirme özel vergisi...
Artık bu yıl Göcek'te pineklemece, Gemiler adası ve Turunç Büküne geçmeece, Kaş, Adrasan'a uzanmaca... 30 yıl olmuş gitmeyeli be ya.
Korsan Kardeşlere güzel havalar, güzel dostluklar, güzel insanlar, güzel havalar, mis gibi bir yaz diliyoruz.
Selametle,
Balım S/Y
-
Siz doya-doya, selametle gezin; bize de keyifle okumak düşsün Murat Korsanım...
-
İyi sezonlar dilerim, Selametle...
-
Eşinize çok geçmiş olsun Murat Korsanım..
Umarım bir an önce iyileşmiştir..
Göcek'te yeni evinizde güzel, keyifli bir deniz sezonu geçirmenizi diliyorum..
Selametle
-
Geçmişler olsun ve selametle iyi sezonlar diliyorum, sağlıcakla
-
Murat bey roller makaranızda, ön yelkeni açtığınızda yani sarma ipi tamamen makaraya sarıldığında dışta bir miktar boşluk kalıyorsa, bir boy kalın bir ip deneyebilirsiniz. Yani örneğin, 8mm lik yerine 10mm lik takabilirsiniz. Bu durumda sarılınca, sarımın dış çapı büyüyeceği için sizin istediğiniz moment artışı sağlanmış olur. Hem de daha kalın ip elinizi daha az acıtır. Ben kendi teknemde bunu yaptım ve işe yaradı.
-
Murat kaptanım..
İlk önce eşinize geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.. Nazarlıktır... İşallah kısa zamanda sıhhatine kavuşur..
Size bol keyifli, bol neşeli, bol mutluluklu bir sezon dilerim. İşallah herşey gönlünüzce olur.. Umarım karşılaşırız bir yerlerde.. VİKO ve hayvanları sizi misafir etmekten mutluluk duyacaktır...
Sevgiler..
-
İyi dileklerini gönderen Korsan Kardeşlere teşekkürler. Hakikaten Viko'ya rastlarsam çok güzel olacak. Biz de Balım'da uzun yıllar bir Labrador ile takıldık, taa ki zamanı gelip o bizi bırakıncaya kadar.
-
GÖCEK-SYMI BAYRAM GEZISI:
Gecikmiş Bayram gezilerini okumaya hali kalmış olan Korsan Kardeşler için yazıyorum. Göcek-Marmaris-Symi rotası pek çoğumuzda bilindiği için, uzatmadan ilginç notları koyacağım.
Geçen sene Hisanönü Orhaniye Martı Marina'da geçirdikten sonra, bu yıl Göcek'te Balım. Çok uzun yıllardan beri gitmediğimiz için de fena olmadı sanırım. Her neyse, bu yıl Şeker Bayramında ne yapalım derken, kızımızın programına uyduk: Deniz (17) iki yıldır Gökova Global Sailing Karacasöğüt'te eğitmen yardımcılığı yapıyor. Bayramda iki kurs arası tatil olduğu için hesap, onu Marmaris'ten ekibe katıp, dönüşte de yine Marmaris'e bırakmak.
26 Temmuz'da fazla gecikmeden Göcek'ten çıktık, Tersane Adası Boğazı'na kadar kahvaltı ... Eskiden Rota 5.75 yelkenli bir tekne vardı bende. O tekne ile Göcek-Bodrum falan yapardık. Tabii tekne küçük, Kurtoğlu-Dişibilmez arası denizler fazla gelirdi garibim tekneye. O bakımdan bu Kurtoğlu açılışından bir endişe kalmış bende, o moddayım yani. Ama hava yok gibi, motorla hedef Ekincik. Sebep, yine yıllardır gitmediğimiz My Marina'ya gitmek, günü akşamı orada geçirmek, bir sonraki gün de Marmaris civarına gelip, Pazar günü Deniz'i almak.
Ekincik My Marina eskisi gibi çok güzel. Ama önündeki tonozlara bağlanmaya para istemiyorlar mı, çok bozuluyorum. Zaten orada bir dünya para vereceğiz. Yunanda bu yok, bizde var, "arada ne fark var, hepimiz aynınız" falan diyenlere ithaf ederim: aynı değiliz usta! Biz farklıyız, chip'lerimiz farklı, algoritma farklı.
Fotoğraf eklemeyi beceremiyorummmm :(
Devam edecek,
Selametle
-
Merhaba Murat Bey dediklerinize aynen katılıyorum. Birkaç gün önce Limni arasındaydım. Bırakın ücret falan istemeyi bir ilgi alaka bir hürmet nezaket. İstediğiniz kadar kalabilirsiniz sorun yok dediklerinde içinizin yağları eriyorcasına keşke daha uzun plan niye yapmadık diye insanın hayıflanası geliyor, tekrar gidesi debreşiyor. Gel gör ki Türk limanlarına girince ilk sorunuza hazırsınız "KAÇ GÜN KALACAKSINIZ" x():düşün bakalım ne katakülle cevap vereceksiniz aşağısı sakal yukarı bıyık cinsinden maliyet hesapları ve o, önce halatı at sonra parayı ver bakışları.... Kusura bakmayınız muzdaribiz işte aradaki farkı görünce!
-
GÖCEK-SYMI BAYRAM GEZISI (devam)
Cumartesi günü biraz rüzgar olsun diye bekledik Ekincik'te, öğleden sonra çıktık, istikamet Marmaris Çiftlik. Orasının da hikayesi şu: hem ben, hem eşim teenage yaşlarımızda oraya gitmişiz, "dipte beyaz taşların olduğu Berrak suyu olan yer" diye hatırlıyoruz. Çok yıllar önce Fethiye'den Marmaris'e yaklaşırken babam karşıdaki yerleşim yeri neresi diye sormuştu da, Turunç diyememiştim, büyük bir hüsran olmasın diye. Sanırım Çiftlik de öyle olacak.
Her neyse, Rodos Boğazından mutad Güney batı rüzgarı deniz kaldırarak 20 knots civarı esiyor, ama dalgası bu rüzgarın kaldıracağından fazla. Açı da çok dar. Eh ben de ne yapayım, işlendim rotayı uzatmaya, ana yelken motor geldik Çiftlik'e. O da ne! Içerisi vallahi Marmaris Liman'dan beter. Aklına ne gelirse var. Tur tekneleri, hızla manevra yapan motoryatlar, jetski'ler... Bize gelmez deyip önündeki adanın bir ucundan girdik, diğerinden çıktık. Yeni yerimiz Kadırga Burnundaki Çaycağız Koyu. Sakin denizde güneye kıçtan kara olduk. Yaksa o beyaz taşlar burada mıydı?
Burada kalacaklara not: dışarıda hava ne kadar kalırsa kalsın, hem Rodos-Marmaris feribotları, hem de açık denizin solucanı tekneyi gece boyunca rahat bırakmıyor.
Pazar sabahı erkenden Marmaris Netsel. Deniz geldi çok şükür, pek de özlemiştik. Tekneye hafif ikmal yaptık. 2 saati geçince mecbur tam gün parası verdik, ama yapacak birşey yok, alargada kalarak yapacaklarımızı halledemezdik. Öğleden sonra çıkıp, Çiftlik'in hemen güneyinde Gerbekse Koyuna demirledik.
Netsel: uzun zamandır bu marina Setur'un. Son Kalamış ihalesi ve Yıldız Holding marinalarının da alımı ile bu işte kalacağını belli ediyor. Ama bir çivi çakmadan bu iş olmaz. Benim bugüne kadar gördüğüm en profesyonel marina Netsel'dir, o da palamarcıları sayesinde, yoksa gerisi 30 yıllık. Setur'un yakışmıyor. Diğer Setur'un marinalarında durum nedir bilmiyorum. Yeni bir vizyona ve soluğa ihtiyaç var galiba?
Pazartesi sabah erkenden Gerbekse'den çıktık, işte mutad Marmaris Geçidi, Kızıl Burun (şimdi Ala Burun olmuş ismi), Tilos'un güneyinden kopan şahane bir SW ile tam arma Symi'nin güneyine bir seyir başladı. Pek keyifli, ama kısa sürdü. Çipayı Panormitis'in 5 m suyuna funda ettik.
Panormitis: buraya ilk gelişim. Haritadan güzel görünüyor, hakikaten de öyle. Ama Yunanistan'ın en faal manastırlarından birisi burada ve sanırım bundan olacak kıyıda bir eski bakkal, ekmek fırını ve kahvehaneden başka birşey yok. Millet buraya hacı olmaya geliyor gibi bir durum var. Feribot gelince bir hareket, bir hareket... Sonra koyda manastır sessizliği.
Akşama doğru manastırda bir ayin başladı ki, hayra alamet, ciddi ortodoks ayini. Bu arada bizim göletlerden birisi de manastırın önündeki rıhtıma kıçtan kara olmuş, rıhtımın üzerinde müşterisine mangalda pirzola yapıyor. Sahne müthiş komik, çünkü müthiş kokulu bir duman ruhaniyete ermiş manastırın camlarından içeriye doluyor. Vallahi nefs kontrolü diye buna denir :)
Tapatalk resim göndermiyorum, neden ki?
Devam edecek
Selametle
-
GÖCEK-SYMI BAYRAM GEZISI (devam)
Panormitis'te bir gün daha kalmaya değmez, Symi'nin güneyinden geri dönüp, kıyıdan başladık kuzeye adayı çıkmaya. Ilk koy Maratonda. Küçük ve dibi güzel deniz, kıyıda yazlık evler var ve sanırım birkaç lokanta... Ama Symi'den deniz taksilerle gelenler burada çok kalabalık yapmışlar. Hafif Florya Birlik Kampı durumları var, vazgeçtik, kuzeye devam. Ikinci koy Nanu. Orada da motoryat ve mini gemi istilası var, girmedik bile. Eh, o halde Pedi. 8 metreye bıraktık çipayı, sağlamladık, keyifler yerinde.
Pedi: burası Symi Limanı'na girmek istemeyenlerin yeri, öğlen dinlenmeye gelenler, akşam da kalmaya gelenlerle epeyi kalabalık oluyor. Kıyıda bir lokanta var, artık garson kızlar Türk gibi Türkçe konuşur olmuşlar. Fiyatlar makul, tabii yediğine bağlı. Öğlen Datça Aktur'dan birkaç tane bot geldi. Öyle "Bot" dediğime bakmayın, altı fiber, yanları bot, arkada ikişer tane 200 bilmem kaç beygir dıştan takma... Müşekkel aletler. Hesap ettim sanırım 8-10 dakikada burada oluyorlar. Tabii dönüşte Datça'nın karayelinde o hızla gidebiliyorlar mı bilmem? Yemeklerini yeyip gittiler.
Ertesi gün Ploumari operasyonumuz vardı. Detay veremeyeceğim, ama epeyi heyecanlı ve yorucu olduğunu söyleyeyim yeter :)
Artık ufaktan Marmaris yolu görünüyor, Cumartesi sabahtan Deniz'i bırakmamız lazım ki, Karacasöğüt'te Global Sailing'teki görevine dönsün. Ama Bozukkale'ye de uğramak istiyorum, yıllardır Kızıl Burundan geçiyoruz da, bir kere kısmet olmadı girmek.
Bozukkale: yıllardan beri birşey kaybetmemişim. Öyle sevimli bir yer gibi gelmedi bana. Belki hava çok azarsa sığınmaya girilebilir? Burada da sabaha kadar solugan oldu, pek rahat edemedik teknenin göbek atmasından. Kıyıdaki iki lokanta ve iskele uzaktan pejmürde görünüyor.
Cuma öğleden sonra yola koyulup, Marmaris limanı içinde haritada Büyükkargı yazan yere geldik. Burası Bedir Adası ile Yıldız Ada arasında kalan yer. Biz buraya Maymunlu koy deriz. Yıllar önce kıyıdaki ağaçların arasında bir maymun vardı! "Yok artık" diyenleri duyar gibiyim, vallahi vardı.
Sabah 07:00 Demir alıp Netsel'e girdik. Deniz Karacasöğüt'e, biz tekneyi yıkamaya, Pineapple'da hafif birşeyler yemece, öğlen Göcek'e yola çıktık. Kadırga Burnu hizasına gelene kadar birşey yok, deniz sakin. Sonra yine Rodos Boğazından Önce Güney, sonra Güney Batı 20 knots civarı başladı. Tam arma başladık koşmaya. Otopilot bu tip seyirde pek başarılı değil. Sancak kıç omuzluktan gelen dalga yüksek olunca teknenin başını tutamıyor... Aldık dümeni, hem de zaman geçer. Marmaris Liman'dan Fethiye Körfezi Kurtoğlu Burnun tam 5 saatte geldik. Zaman zaman 7.7 knots hızı bulduk, ama sonuna doğru rüzgar gitti, bize kaldı dalgası. Karpı geçidinden içeri daldık, çamlı Koyda mutad yerimize bağlandık. Bu kadar güzel bir koy olmaz, su pırıl pırıl, dip 12 metreden detaylı görünüyor. Oh be.
İşte bu tatil de bitti. Toplam 196 mil yapmışız, işte çoğumuzun avucunun içi gibi bildiği yerler. Ama denizde olmak çok güzel.
Galiba seneye Çeşme Marinaya gidiyoruz yıllık kalmaya. Orasını bilmem, ama bu tarafta artık Temmuz Ağustos Balım karada olacak. Bu kadar sıcak ve bir diğerine saygısız kalabalık bize göre değil. Diğer mevsimlerde sanırım "denizci" popülasyonu daha fazla olur bu sularda.
Selametle kalın.
BALIM SY
-
Murat korsan, zekle okudum yazınızı. Teşekkürler.
My Marina'ya Ekincik'te kalırken karadan gitmiştim ama tekne ile hiç girmedim.
Günlük bağlanma ve yemek ücretleri hakkında bilgi verebilir misin?
Bir de Netsel Marina'da 2 saati geçirmeseniz ne ödeyecektiniz
Ayrıntısız yazayım demişsiniz ama bu kadarı ayrıntı sayılmaz sanırım. :D
-
Noyan Korsanım, Ekincik My Marina'nın önünde sanırım 20 tekneyi bağlayacak yer vardır, ama ben hiç buraya bağlanmadım. Onun yerine koyun hemen Güney yakasında rüzgara kapalı kıyıya koltuk aldım. Daha sakin ve denize girilebilir bir yer. İşte bu kıyıya paralel 3 tane Tonoz var, bunlara para isterler. Ben tonozlara da kullanmadım.
Netsel'de eğer 2 saat kalırsanız günlük bağlanmanın yarısını ödüyorsunuz, o da sanırım 80 TL civarındadır.
-
30 Ağustos hafta sonu tekneye geldim. Eşim Istanbul'a gitti. Eh, geçtiğimiz hafta sonu da gelememiştim, 15 gün ara fazla.
Gece yarısı olmadan Anlaradan geldim, yatmadan mutad GK'ya bakılacak. Bu ara özellikle Mesut Korsanın yazdıklarını takip ediyorum, Viko ise banko! Her neyse, işte geldim, yarın Fethiye Körfezi'nde solo yelken çalışacağım diye paylaştım. Mesut Korsan da "tam zamanını bulmuşsun, hava sıfır" diye yazdı. Bence Turgut'a çakıldı diye hafiften kıskançlık başladı :)
Sabah 11'e doğru Port Göcek'ten çıktım. Doğrudan Iblis Burnuna verdim. İnlice önlerinde gerçek 9-10 knots sancak kemereden başladı. Yelkenleri açtım. Dümende otopilot, başladım trimlerle oynamaya. 6 knots gidiyorum. Oh, keyfim yerinde. Maksadım Turunçbükü'ne gitmek, öğle yemeği için biraz durmak, sonra Göcek'e dönmek. Sancakta Fethiye Körfezini tutan Kurtoğlu Burnunu hizalayınca rüzgar 20 knots'a geldi. Gerçek rüzgar Sancak kıça doğru, Balım artık apazda 8'leri görüyor, pek zevkli şekilde Turunçbükü'ne vardım.
Yelkenleri topladım, başladım bağlanacak yer aramaya. Ne mümkün? Marina gibi, dolu üstüne dolu. Teknelerin arası mesafe o kadar az ki, tek başına kıçtan kara olmaya kalksam zor. Burada ve Hillside tarafında alarga da zor, derinlik 60 metre.
Haydii, yeniden yelkenleri açıp, döneceğim. Hiç değilse yelkene devam. Ama hava da artıyor, hem de bu sefer iskele baştan gelecek. Ön yelkeni camadanlı açtım, ana yelkeni tam açtım, arabası rüzgar altında kasılı.
Çıktım çıkmasına da, zahiri 28 knots okuyorum, Kurtoğlu'ndan bu tarafa da dalga da yapmış. Ana yelken fazla geldi, onu da küçültmek lazım. Gerçi sevmiyorum bu işi, çünkü ana yelken rollerinin üzerindeki rachet'e güvenmiyorum, boşaltılsa bir anda diye. Her ne ise işte, otopilotu tam rüzgar üstüne ayarladım. Hata-1: ön yelkeni kapatmadan ana yelkeni küçültmeye kalktım. Bizim otopilot öyle çok hassas değil, ya da ayarları yanlış, ön yelken façaya döndü. Hata-2: hayatta yapmam, vinç kolunu ön yelken iskota vinci üzerinde bırakmışım. İskotayı vinçten kurtarana kadar tekne başını çoktan 180 atmıştı, otopilot bence anlamadı bu durumu :)
Neyse, bir tecrübe daha işte. Ondan sonra işin keyif tarafı. Çok çok güzel ve zevkli bir yelken seyri ile Göcek Boynuz Bükünde funda demir. Göcek Fethiye 7 mil civarındadır. Toplam 25 mil seyir yapmışım. Çok zevk aldım. Bugün Manastır Koyu önünde solo tramolası bol birşeyler var inşallah. Şimdi Boynuz'da pineklerken, otopilotun kitabından response ve rudder gain ayarlarını çalışıyorum.
Herkese fıstık gibi bir hafta sonu dilerim. Selametle
Murat Erciyes
Balım S/Y
-
İyi seyirler Korsanım,
Turunçbükü dediğiniz yer Turunçpınarı mı?
-
İyi seyirler Korsanım,
Turunçbükü dediğiniz yer Turunçpınarı mı?
Evet, yanlış yazmışım
Murat Erciyes
Balım S/Y
-
(http://i1372.photobucket.com/albums/ag349/smerciyes/imagejpg1_zpse2dff56f.jpg) (http://s1372.photobucket.com/user/smerciyes/media/imagejpg1_zpse2dff56f.jpg.html)
-
Yaşasınnnn! Foto yükleyebildim sonunda. Yahu maymuna çeviriyorlar adamı, bir foto yükleyince çocuk gibi sevindim :) burası Ekincik My Marina.
BALIM SY
-
Bu da hafta sonu Göcek. Otopilot saçmalamadı, ben de tek başıma oynadım durdum trimlerle. Gerçi Manastır'ın önünde o meşhur rüzgar yoktu
(http://i1372.photobucket.com/albums/ag349/smerciyes/d75ce020-11fe-467d-a44d-7e2d6d1376f6_zps1cdf536e.jpg) (http://s1372.photobucket.com/user/smerciyes/media/d75ce020-11fe-467d-a44d-7e2d6d1376f6_zps1cdf536e.jpg.html)
BALIM SY
-
Elimize sağlık.. Zevk ile okudum..
Otopilotu halledebildiniz ise paylaşın bence.. Önemli bir konu..
Sevgiler
-
Hepimiz kıyıya koltuk aldığımızda bir şekilde koya yeni gelenlerle, üstümüze zincir atanlarla işimiz oluyor. Normaldir, denizcilikte olan birşey. Ama geçen hafta sonu Göcek Kuyucak Burnunun arkasındaki Çamlı Koyda gelen günlük gezi teknesinin yaptığını görünce nutkum tutuldu. Kaptana (gerçi bunu yapana kaptan denir mi) sadece "sence oldu mu?" diyebilmişim.
(http://i1372.photobucket.com/albums/ag349/smerciyes/imagejpg1_zps49080681.jpg) (http://s1372.photobucket.com/user/smerciyes/media/imagejpg1_zps49080681.jpg.html)
O da bana "sizin gibi Amerikan Bayraklı sahtekarlar yüzünden koylarda yer bulamıyoruz ki" gibi konuyla doğrudan ilgili ve ilintili bir cevap verdi.
Müşterilerini rahatsız etmemek için burna iki tane usturmaça astım, fesüpanallah çektim, yerime oturdum. Olay çıkartmanın yeri değil. Siz olsanız ne yapardınız?
Selametle
BALIM SY
-
Murat Korsanım sabrınıza hayran kaldım. Ben olsam tüm hayvanseverleri karşıma almayı göze alır o ite dalardım. Sessiz kaldıkça bunlar hızla üreyip başa bela oluyorlar.. Belediye zehirlemiyor ki...
-
Murat Korsanım sabrınıza hayran kaldım. Ben olsam tüm hayvanseverleri karşıma almayı göze alır o ite dalardım. Sessiz kaldıkça bunlar hızla üreyip başa bela oluyorlar.. Belediye zehirlemiyor ki...
Evet, haklısınız; belediyeler bunları zehirlemeli.
-
Valla Murat Korsan,
Sahiden bilemiyorum. Şu kesin; asla sizin kadar akıllıca davran(a)mazdım. Kavga eder miydim bilemiyorum, Kaptan var, mürettebat var....
Ama ses çıkartan ne varsa, onu basardım mesela. Durmadan düdük çalardım. Bir şey yapar, bütün koyu ayağa kaldırırdım.
-
Göcek'te iş çığırından çıkmış durumda. Gazete, dondurma, ekmek falan anlamıştık da, bakkal fazla geldi doğrusu :)
(http://i1372.photobucket.com/albums/ag349/smerciyes/imagejpg1_zps65510508.jpg) (http://s1372.photobucket.com/user/smerciyes/media/imagejpg1_zps65510508.jpg.html)
BALIM SY
-
Aslanım özel teşebbüş.
Aslında iyi denetlenen özel sektörden iyisi yoktur.
-
Göcek Çamlı Koyda pineklemeye devam ediyorum. Önümde ve yanımda toplam 6 motoryat oldu. Motoryatlardan ve sahiplerinden oldum olası haz etmem; düzgününe denk gelmediğimdendir mutlaka. Sahne şu: yüzlerce çocuk, bunları jetski, sosis vs ile eğlendirmeye çalışan mürettebat, bilmem kaç desibel müzik, koyun öbür ucundan duyulan telefon konuşmaları, şımarık dışavurumcu hareketler... Yuh be! Sonra da "aaa bak kayada balık resmi". Yaa, kayada balık resmi... Birazdan Bedri Rahmi öte taraftan gelip kafana atacak o kayayı! Ah be güzel kardeşim, gelmişsin bu cennete, mehtap tabak gibi, su dingin, hava yumuşak. Ne diye şehir hayatını buraya taşırsın? Ben bunu Helenistik Çağda Dorların Yunanistan'ı işgaline benzetiyorum. İki yılda istila etmişlerdi ülkeyi. Burayı da istila ettiler paralı ama henüz sosyal gelişememiş yeni yetmeler. Çok yazık.
Murat Erciyes
Balım S/Y
-
Göcek Çamlı Koyda pineklemeye devam ediyorum. Önümde ve yanımda toplam 6 motoryat oldu. Motoryatlardan ve sahiplerinden oldum olası haz etmem; düzgününe denk gelmediğimdendir mutlaka. Sahne şu: yüzlerce çocuk, bunları jetski, sosis vs ile eğlendirmeye çalışan mürettebat, bilmem kaç desibel müzik, koyun öbür ucundan duyulan telefon konuşmaları, şımarık dışavurumcu hareketler... Yuh be! Sonra da "aaa bak kayada balık resmi". Yaa, kayada balık resmi... Birazdan Bedri Rahmi öte taraftan gelip kafana atacak o kayayı! Ah be güzel kardeşim, gelmişsin bu cennete, mehtap tabak gibi, su dingin, hava yumuşak. Ne diye şehir hayatını buraya taşırsın? Ben bunu Helenistik Çağda Dorların Yunanistan'ı işgaline benzetiyorum. İki yılda istila etmişlerdi ülkeyi. Burayı da istila ettiler paralı ama henüz sosyal gelişememiş yeni yetmeler. Çok yazık.
Murat Erciyes
Balım S/Y
Abi hiç olmazsa Dor sütunu diye bir şey çıktı o sayede... bu tip kişilerden ancak kalas çıkar.
-
Acaba neden o tarz davranışlarda bulunuyorlar?
-
Dor sütunu bilebileceğiniz gibi kuvveti temsil eder Bülent Korsanım. Ama zorla, kuvvetle maalesef güzellik olmuyor. Yanına başka şeyler de koymak lazım.
Eski güzeldi gibi bir nostaljik gerçekdışıcılık yapacak değilim. Ama Cevat Şakir'in Yatağan'ın anlayışını devam ettirebilseydik keşke. Heyyy be diye bağırmayı büyük mutluluk saysalardı. Ekmek kalmadı, rakı var'ın anlamını bilselerdi keşke. Bak, 40 yıl önce tirhandil kayıkla gelmişler buraya. Kayalara resim yapmışlar, deniz kabukları ile mozaikler... Sebahattin Ali mi daha çok emzirmiş buraları, biz mi? Ege'li yapamadık bu genç insanları. İçini gösteremedik, onlar ambalajını aldılar maalesef
Murat Erciyes
Balım S/Y
-
Dor sütunu bilebileceğiniz gibi kuvveti temsil eder Bülent Korsanım. Ama zorla, kuvvetle maalesef güzellik olmuyor. Yanına başka şeyler de koymak lazım.
Eski güzeldi gibi bir nostaljik gerçekdışıcılık yapacak değilim. Ama Cevat Şakir'in Yatağan'ın anlayışını devam ettirebilseydik keşke. Heyyy be diye bağırmayı büyük mutluluk saysalardı. Ekmek kalmadı, rakı var'ın anlamını bilselerdi keşke. Bak, 40 yıl önce tirhandil kayıkla gelmişler buraya. Kayalara resim yapmışlar, deniz kabukları ile mozaikler... Sebahattin Ali mi daha çok emzirmiş buraları, biz mi? Ege'li yapamadık bu genç insanları. İçini gösteremedik, onlar ambalajını aldılar maalesef
Murat Erciyes
Balım S/Y
Geçmiş ne güzeldir diye bakacak halimiz yok elbet dediğiniz gibi. Sabahattin Âli emzirmiş buraları bizden çok ama, o da çok daha umutlu bir gelecek düşüyle beslenmiş. Haliyle sunduğu ürün de daha sağlıklı/yararlı olmuş.
Şimdilerde, yani neredeyse son 30 yıldır, geleceğin çok daha iyi olabileceği bir dünyadan söz ettiğinizde, doğadaki tırtıl böceklerinden söz eden sıkıcı hocalar gibi oluyorsunuz. Sonuç olarak da bugünün lezzetli ama obezliğe yol açan sosuyla beslenmiş insanların emzirdiği doğa da/toplum da bu hale geliyor işte.
Fenası şu ki, iyi bir gelecekten söz eden kişiler de alaya alınır oldu pek bilge kişiler tarafından.
-
HüseyinD Korsanım, dedim ya, bizler öğretememişiz denizi bu insanlara. Tekne sahibi olmak sosyal bir statü olmuş. Al tekneyi, tut bir gemici, oldu bitti maşallah. Şu anda en az 3 zincir var üstümde. Teknen var mı? Var evellallah. Denizcimisin? Allah bilir Herşey denizi severek başlıyor. Herşeyini severek, saygı duyarak... Sadun Abinin kulakları çınlasın, çok yaşasın. Uzaktaki teknenin demir fenerinin sudaki aksini, dağdan gelen yelin taşıdığı çam kokusunu, denizden çıkmış balığın pırıltısını bilmeyen genç delikanlı ne yapsın? Piyade bir kayıkla GaziPaşa'dan Bodrum'a kadar gezip, ağ atıp, balık tutmuş, denizi yaşamışım, çok, ama çok şanslı imişim.
Kabahat hep motoryatlarda ve 520 bmw'lerde kampanya yapanlarda :)
Murat Erciyes
Balım S/Y
-
Pek güzel yazmışsın Bülent Kardeşim
Murat Erciyes
Balım S/Y
-
Göcek Çamlı Koy, pineklemeye (yayılmaya) devam. Zaten çıkmak istesem 4 motoryatı yerinden oynatmam lazım, hepsi üstüme döşediler keratalar :)
Sabah erken sırtı ile balığa çıktım. Gelen olmadı. Kurban Bayramı olduğunu bilip, tüymüşler herhalde. Neyse, hava çok güzeldi, havamızı aldık.
Bu arada teknede arızalı birkaç işi bitirince, kapak ve lumbozlara "restorer" cila yaptım, vinçleri söküp temizledim, greslerini yeniledim vs. Teknede iş bitmez.
Bu Bayram da böyle geçti işte. Galiba sonbaharda bizi güzel havalar bekliyor. Hem koylar da sakinler biraz, kafamızı dinleriz. Yoksa bugün Göcek koyları Florya Birlik Kampı gibi vallahi.
Herkese selamlar, sevgiler
Selametle
Murat Erciyes
Balım S/Y
-
Murat Korsan, kıskandırıp duruyorsunuz. Anlaşılan Perşembe'den kaçacağım :)
-
Durman hata BülentB Korsanım. Hava bir lâtif, bir lâtif. Öyle böyle değil yani. Deniz üşütmüyor, hafif limon :) sabah güneş biraz geç gelip, akşam erken gidiyor, olsun. Geceleri titretmiyor, ama "ah keşke şu kalorifer işini halletse idik" dedirtmeye başladı. Sabah kıyıda hayvanat henüz yok, şehirden gelenlerin gitmesini bekliyorlar :) yoksa Boynuz Bükünde denize seğirtmiş çamın üstünde sincap çok gördüm. Karaya çıkıp yürüyüş yapmak için de mevsim daha uygun herhalde. Daha ne olsun Bülent Korsanım, Allah'tan kork derler adama. Bırak çarşambayı perşembeyi, onlar insan icadı (ben bırakamıyorum da, sen bari bırak mealinde :) ).
Nazım Hikmet der ki "Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın, bir sincap gibi mesela". Önce gelişigüzel geliyor da, sonra basıyor ağırlığı mısranın. Sincap kadar hakkını verebilmek için bu şahane yaşamın, pek fazla uğraş vermek lazım, ne yazık. Ama varsın olsun, sen git teknene Bülent Korsanım.
Sincapımsı Murat
Murat Erciyes
Balım S/Y
-
Yaşamak şakaya gelmez ve bu bir şiirde yazıldığı için değil sırf, sahiden güç bir iş olduğundandır.
Dediğiniz gibi zor iştir sincap gibi olmak. Düşünsenize bir, mesela aklınız cruise füzesini nasıl yaparım gibi şeylere hiç takılmayacak.
Sahiden zor iştir bu çağda insan olmak.
-
Yaaaa bugün birşey daha öğrendim. Kıçtan kara demirliyim. Hemen sancağımda bir tonoz var, ucunda usturmaça. Bir tekne geldi, kıçtan yanaştı usturmaçaya, güzelce halatını geçirdi altından. Sonra teknenin başına götürdü, iyi mi? Bazen şamandralar ağır oluyor, pruvadan yaklaşıp altından halatı geçirmek zor! Her gün yeni birşey öğrenmek güzel
Murat Erciyes
Balım S/Y
-
Bugün Göcek'te sanki akşama kuzeyden bastırmayacakmış gibi mükemmel bir sarı yaz havası var. Yarın Nilüfer Hanım bizim pontondaki yeni teknesi ile buluşacak, onun için akşam döneceğiz Port Göcek'e. Sabahtan az rüzgarda kendimize geldik
(http://i1372.photobucket.com/albums/ag349/smerciyes/imagejpg1_zpsa779d24f.jpg) (http://s1372.photobucket.com/user/smerciyes/media/imagejpg1_zpsa779d24f.jpg.html)
BALIM SY
-
Murat korsanım sizi ve güzel kızınız Deniz'i tanımak büyük keyifti. Misafirperverliğiniz için teşekkürler :)
Görüşmek üzere
-
Uzun zamandır işten güçten yazamamışım buraya. Gerçi elden geldiğince takip ediyorum yazışmaları. 2015 başına kadar Port Göcek'te kaldıktan sonra mutad olduğu üzere yer değiştireceğiz. Aile toplandı, Bodrum kararı çıktı. Pek pahalı, pek kalabalık ve çok çok sıcak. Ama annem babam kışın Bodrum'un keyfini çıkartırız, tekneyi ev gibi kullanırız dediler; kızım da arkadaşlarımla yazın bir buçuk ay kalıtım deyince... Eh, fena değil, kurtarır dedik, geldik Bodrum Milta Marina'ya, çok sevgili kardeşim Çetin Akıncı'nın Thassos'unun yanıbaşına.
Göcek-Bodrum için doğrudan Kurtoğlu-Symi, oradan Orhaniye planladık. Teknenin altını Reyhan Hanım'a teslim edip, bir hafta sonra da sallan yuvarlan Bodrum. Tarih 2015 Mayıs başı. Hava SW veriyor, şansımızı deneyelim dedik, çıkarttık kafayı Kurtoğlu'ndan, ne mümkün! Canavar gibi yükleniyor mübarek. Dönüp oralarda biraz yelken talimi... Bir daha denedik, ı ıh olmayacak. Döndük Çamlı Koya, güzel yatarım kardeşim. Ertesi gün yine çıktık, bu sefer makûl. Yanımdaki arkadaşım tutturdu Ekincik My Marina diye. Hadi gittik ki, daha sezonu açmamışlar. Orada güzel yatarken yanımdaki tutturdu gidelim diye. Kaşınıyor bu. Akşam güneş batıyor artık. Çıktık çıkmasına da Kızıl Kaya'ları batıya doğru dönünce ağır dalga, biraz da rüzgar, kafadan. Gece bastırınca soğuk da oluyor. Neyse, Yılancık'a daha gelmeden Marmaris tarafından o meşhur NW başladı, tam 32 knots. Kesiyor vallahi. Gece gece motor yelken Kadırga'nın üstündeki Çaycağız'a girdik. Oh pek rahat. Neyse sabah Orhaniye kolay oldu.
Teknenin altında 2015 baharında Ecelak kullandık pek çok tavsiye üzerine. Sonuç mükemmel. Bir, ucuz. İki, neredeyse bir yıl olacak, daha 3-4 aylık gibi. Daha ne ya? Yalnız, sürmesi biraz zormuş, boya sert ve yoğunluk olduğu için. Şimdi gidince bakacağım, ama herhalde bu sene karaya çıkmayacağız gibi?
Şimdi herkesin kafasını şişirmeden sadede geleyim. Bodrum Milta, Bodrum'u Ekim'den Mayıs sonuna kadar yaşamak ve çıkıp yelken yapmak için ideal. Ama yazın en iyisi tekneyi karaya almak. Ben böyle sıcak, böyle kalabalık, böyle şıpıdık terlikle Bitez dondurması yalamaca görmedim arkadaşlar! 2015 yazında birkaç Gökova, bir defa da şahane Hisarönü, Yeşilova ve Bozburun yaptık, eh buna da şükür.
2016 Mayıs'ta sözleşmemiz bitiyor. Çok düşündük bu sefer nereye gitmeli diye. Karacasöğüt Global'de karar kıldık. Sağolsunlar, yer de varmış - kısmet. Sadun Abiyi arayacak gözlerimiz, nur içinde yatsın.
Bu arada altı yıldır çalıştığım işimden zamanı geldi diye ayrıldım. Yeni işten önce "reset" yapmalı diye ki, sanırım 10 Nisan gibi Bodrum'dan çıkıp 25 gün kadar solo takılacağım. Yelken yapacağım, kitap okuyacağım, balık tutacağım, uzun yürüyüşler yapacağım. Yolun sonu da Gökova Karacasöğüt olacak. Vallahi çocuk gibi her gece Navionics'te plan yapıyorum. Herhalde on tane alternatif rotam var. Ya Kos, Nisyros, Tilos, Rodos, Symi, biraz Hisarönü ve oradan Gökova. Ya da, kafadan Gökova Çatılarda, Bekâr'da uzun uzun yatmaca, sonra çipayı çamurdan çekememece. Bunun sonu rüzgar nereden eserse kolayına rota tutmaca olacak herhalde t*"y+
Uzun tuttuk bu sefer yazıyı, kusura bakmayın. Tüm korsan kardeşlere fıstık gibi bir sezon dilerim.
Selâmetle
-
Bu arada altı yıldır çalıştığım işimden zamanı geldi diye ayrıldım. Yeni işten önce "reset" yapmalı diye ki, sanırım 10 Nisan gibi Bodrum'dan çıkıp 25 gün kadar solo takılacağım. Yelken yapacağım, kitap okuyacağım, balık tutacağım, uzun yürüyüşler yapacağım.
Selâmetle
Herşey gönlünüzce olsun..
Darısı bizim başımıza diyelim..
Selametle
-
Bizim için de biraz keyif sürün. Selametle.
-
Murat korsanım, güzel özetlemişsiniz, keyifli seyirlerinizin devamını diliyorum. Bu yıl bizde oralarda olacağız, karşılaşmak ümidiyle, çok selam.
-
Adaş Korsanım,
Yazınız 2014 yılında başlamış ama ben siz bu konuyu tekrar diriltince yeni okuma fırsatım oldu.. Tek seferde tüm yazılarınızı bir çırpıda okudum. Harika geldi...
Yeni sezonda her şey gönlünüzce olsun.. Güzel bir "re-start" zamanı diliyorum..
Bu arada yazılarınız arasında vermiş olduğunuz deniz uzaklıklarını görünce içim gitti.. 11NM-24NM vs en uzunu 50 NM.. Çok şanslısınız... :-*
Ben bu yaz için bir rota yaptım; İstanbul-Avşa arası 84NM ile başlıyor ;D Sonra Sporades adaları falan derken Avşa-İstanbul 84NM ile kapanıyor ;D
Güzel seyirler dilerim...
Murat Ayduk
-
8 Nisan'da Bodrum'a tekneye geldim. Dostlarla hasret giderip, birkaç eksiği de giderip, 12 Nisan'da Gökova'ya çıktım. Bugün 27 Nisan. Elimden geldiğince tüm bükleri, koyları geziyorum. Orman yollarında uzun yürüyüşler yapıyorum. Baharda Gökova'nın muhteşem dirilişine şahit oluyorum. Koylardaki balıkçılarla sohbet edip, onlarla rakı içiyorum. Hepsini fotoğraflarıyla birlikte tekmili birden yazacağım. Ama bu gece yıldızların altında Yedi Adalar Bekar Koyunda, bizim GeKo flaması ağır ağır sallanırken iskele gurcetada, bir selam etmek istedim tüm Korsan Kardeşlere
-
Hobaaaa! Selam olsun Murat Korsan da... çok kıskandım ya. :-*
-
Birgün mutlaka, umarım , yarasın Murat Korsan 1w5ey8
-
Şahane sinir bozuyorsunuz Murat Korsan :)
-
Aleykum Selam . :)
-
Murat Korsan ım bizim içinde bir nefes Bekar limanı havası çekin içinize, kıskandık sizi. Selametle. :)
-
Valla ne diyeyim ben de çok kıskandım...
Seyir yazınızı dörtgözle bekliyorum.
Bizim yerimize de bir duble için.. :)
-
Ankara'ya dönünce bekleyen işlerden başımı alıp, yazamadım Gökova'yı. Şimdi notları toplayıp, artık daha fazla gecikmeden yazmayı deneyeceğim Nisan 2016 Gökova'sını. Ama önce bir fotoğraf yüklemeyi denemeliyim.(http://i.hizliresim.com/rMqbZ7.jpg)
-
Oldu vallahi :)
Şimdi bu gezinin öncesini biraz paylaşmalıyım. 28 yıldır savunma sanayiinin çeşitli şirketlerinde çalıştım. Bu süre içinde hep teknem oldu. Bu başlığın altındaki notlarımda biraz paylaşmıştım. Yılda en az 25 hafta sonu ve uzatılmış hafta sonu ile tatillerde hep tekneme geldim. Bir sürü yeri gezdim, çok mutlu oldum. Ama dediğim gibi, hep kaçamak yapar gibi... Bu yılın başında çalıştığım şirketten ayrılmaya karar verdim. 6 yıl olmuştu ve genelde profesyonel yöneticiler için bu süre makûl ve yeterli oluyor.
Bu sırada da kızım Fransa'da uluslararası siyaset alanında eğitim görmek istiyordu. Sciences Po Üniversitesine girmek istiyordu. Burası da meşhur ama biraz kazık bir yer. Mülâkat ile alıyorlar. Ona yardımcı olmak da bana düştü. Zaten böyle bir çabaya ortak olabilmek herhalde bir anne-baba için bulunmaz fırsat. Ben de öyle yaptım. Şubat başında istifa edince, Nisan ayına kadar kızımla her gün Fransızca dış basından makale analizleri, bu alandaki temel konular vs çalıştık. Neyse uzatmayayım, Nisan başında mülâkata girdi ve sonradan da haber geldi ki kazanmış :)
Eh, benim de vazifem bittiğine göre tekneye gidip, kendime bir aylık bir tekne gezisi ısmarlamak vacip oldu. 8 Nisan'da Bodum Milta Marina'ya geldim. Bu gezinin özelliği şu ki, 5 Mayıs'a Dalaman'dan dönüş biletim var ve o tarihe kadar kafama estiği gibi solo takılacağım. Galiba en son böyle geziyi 1986'da Orfos kayığımla yapmıştım Alanya-Göcek arasında. Aile içinde bir WApp gurubu açtım, ismi "Orfos'tan Balım'a 30. Yıl" Hak ettik galiba ?
Sıra geldi rota planlamasına. Alternatifler (1) Milos'a kadar Batıya Ege'ye, (2) Kos-Nisyros-Tilos-Khalki-Symi-Hisarönü ve (3) Gökova. Bu seyrin sonu her şartta Gökova Karacasöğüt olacak, çünkü bu yıl Balım'ın yeni evi Karacasöğüt Global Sailing Marinette. Yunan'a tek başına gitmek bana cazip gelmedi, oraya ailecek gidilmeli, tek başına tavernada taramaya dalmış olarak kendimi pek komik gördüm. Dedim ki, hep Gökova'da haldır haldır uçarcasına gidiyoruz, bu sefer Sadun Boro'nun sözünü dinleyip, keşfe çıkayım acelem olmadan. İşte öyle oldu bu iş. Plan şu: rüzgâr varsa yelken, yoksa motor, kasmadan, acele etmeden, gezmece, yatmaca, kitap okumaca, yüzmece, orman yollarında uzun yürüyüşler yapmaca, okullar tatil olup Gökova'yı tüketecek olan arkadaşlar gelmedennnn!
-
2015 kışında Bodrum'da iken tekneye Webasso kalorifer taktırmıştım. O bakımdan, Nisan ayında Gökova'da gece üşüme ihtimalim yok. Nisan başında da bir adet esnek solar panel taktım. Şimdilik paneli tentenin üzerine koyup, dört köşesinden lastik halatla bağladım. İşler düşündüğümüz gibi olursa, tenteyi yapan Marmaris'teki ustama kalıcı şekilde monte edecek değişiklikleri yaptıracağım. Panel takıldı, elektrik bağlantıları yapıldı ve 6.5 Amper akım alıyorum - öp başına koy kardeşim. Bakalım gezerken nasıl olacak?(http://i.hizliresim.com/y5yODM.jpg)
Gökova'da yat ikmal yerleri kısıtlıdır. Çok canını dişine takarsan Körmen'den, Çatı'lardan vs bir yerleşim yerine ulaşırsın, ama bunlar ekstrem şeyler. İkmal yerleri Değirmen Bükü Okluk Koyundaki Denizkızı, Karacasöğüt, Ören. E, ben çıkıyorum neredeyse 30 gün. Bodrum'dan iyi bir alışveriş yapmaya karar verdim. Metro'dan içkileri, suyu, eti ve birkaç gözüme çarpan ıvır zıvırı aldım. Migros'tan meşrubat, bira, peynir vs paketli gıdaları aldım. Ekmek olarak çavdarlı dilimli paket ekmeği almak en iyisi. Rafın arkasından son tüketim tarihi daha ileri bir tarih olanları alınca teknede iyi dayanıyor. Son olarak da Bodrum manavlardan taze sebzeyi aldım. İyi ki buradan almışım, epeyi dayandılar. Yoksa marketten aldığın ikinci gün çöp! Burada bir şey paylaşayım: kıvırcık, roka, taze soğan, maydanoz, nane vs bu tip gıdaları teknede temizleyip, yıkayıp, kurulayıp, havlu kağıda sararak buzdolabına koyarsanız, tahmininizden çok daha uzun gidiyor.
Marina'dan ilişiğimi kestim, Memedof'la vedalaştım, gece Marina Klüp'te arkadaşlarımı dinledim, yahu ciddi ciddi yarın ayrılıyorum. Mutluyum ki nasıl! Nereye gideceksin diyorlar, bilmiyorum diyorum :)
-
Halâ Bodrum'dan çıkamadım. Hava kuzeyden bastırdıkça bastırıyor, arada sırada da serpiştiriyor. Hiç işim olmaz vallahi. Teknede ufak tefek işlerle uğraşıyorum. Bir sıkıntı var ki, canımı sıkıyor. Geçen Bodrum-Kargı arasında yelken yaparken otopilot birkaç defa sustu. Tevzi tablosundan açıp kapayınca çalışıyor. Sanırım panelin arka kablo bağlantısında oksitlenme vs var, o yüzden. Ya da ben öyle basit bir şey olmasını hayal ediyorum. bu önemli çünkü tek başına yelken yaparken otopilot'u "windvane" moduna alıyorum ve tramolalarda da yine otopilotu kulanıyorum, yoksa tek başına kolay olmuyor. Her ne ise işte, ona da koylarda bakarım dedim.
Bu arada Bodrum Milta'da komşum Thassos teknesi Çetin-Yasemin Akıncı. Dünya güzeli insanlardır. Kışın Bodrum'da çok güzel müzik yaparlar. Yazın da beş ay gözlerine kestirdikleri bir Ege Adasında yatarlar. Onların komşuları var Chalki trawler"ı Şükrü Okçu ve eşi Ayşe Hanım. Çok misafirperver insanlar, teknelerine davet ettiler, yedik içtik, sohbetlerini dinledim. "Geç buldum, çabuk kaybettim" oldu, yarın ayrılıyorum. Yine o gün Ankara'dan hekim dostumuz Ahmet Görgül ve eşi Güliz geldiler. Hayatın tadını almayı bilen ender insanlardan. Yeme-içme-eğlenme kültürü çok geniş. Dedim ki, "Mario Battali diye bir İtalyan ustanın kitabını aldım, pek güzel görünüyor", dedi ki "a evet ben New York'ta çalıştığı lokntaya gitmişim, şu şöyle, bu böyle" yok atık!
İşte böyle 8 Nisan'dan sonra şuydu buydu derken 13 Nisan'ı buldum. Bodrum'da bundan sonrası ifrada kaçar. Yarın çıkış. Akşam üstü en son Gezgin Korsan flamasını iskele gurcetaya toka ettim. Pek güzel salınıyor.(http://i.hizliresim.com/Yk1Gm6.jpg)
-
14 Nisan - günlerden ne bilmiyorum, bilmeyeceğim. İki yanımda bir tekne vardı, ismi "everyday sunday". İşte öyle bir durum var. Teknede eksik yok, fazlası var. Sadece kıçtaki duş tertibatının plastik musluk başlarını bulamıyorum dükkânlarda. Bu yolculukta yıldız uçlu tornavida ile idare ederim, ama yaza halletmek lazım. herhalde Istanbul'dan baktırmalı?
İskeleden ayrıldık, dostlar arkadan su döktü, güzel temennilerini söylediler, çıktım. Hemen akaryakıt istasyonuna yanaştım. bu sefer boş - iyi. Mazot deposunu doldurdum, zaten 60 litre kadar aldı. Dıştan takmanın benzin bidonlarını doldurdum. Bodrum akaryakıt istasyonunun rıhtımına güzel usturmaçalar monte etmişler, halatları da var. Size sadece tekneyi usulünce yanaştırmak kalıyor. Beğendim.
Oradan da çıktım, mendirekten kafayı dışarı uzattım, sancak iskele şamandralarını geçtim, iskeleye döndüm, 130 derece baş, otopilotu Kara Ada ile Tavşan Burnu arasına bağladım. Usturmaçaları topladım, kıç küpeşte üzerindeki emniyet kablolarını taktım, birayı açtım, oh be! diye bağırdım. Oh Be!
(http://i.hizliresim.com/j3E70L.jpg)
Bodrum kalesi iskelede, su sakin, yavaş yavaş geçiyorum aşağıya doğru. Balım'ı her yıl başka bir yere bağlıyoruz. Bu adet oldu bizde. Bodrum da güzeldi. Tabii her yer kendine göre. Bodrum'un içi bence gerçek Bodrum. Yarımadadaki diğer yerlerin de kendine göre özellikleri ve güzellikleri var, ama Bodrum değil. İçeride olunca ara sokaklardı, Denizciler kahvesiydi, Sakallı lokantasıydı, Kumlubahçe falan biraz daha "Bodrum" oluyor. Tabii bütün bunlar sonbahardan ilkbahara kadar geçen sürede. Yoksa yazın olay inanılmaz bir sıcak, üstü gürültü, üstü yollarda şıpıdık terlikle Bitez dondurması yalamaca - inanılır gibi değil. Neyse iyi taraflarını aldık, kötü taraflarını unuttuk. Hayat da öyle değil mi zaten?
-
Darısı başımıza Murat kaptan ilk baharda tur yapmak büyük ayrıcalık
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
... 14 Nisan'da öğlene doğru Bodrum'dan çıkıp, kafayı 130 derece Gökova'ya vermiştik. İşte öyle ağır yol, hafiften iniyorum Kara Ada - Tavşan Burnu arasına. Bu Kara Ada'ya ne diye kara demişler hiç bilemedim. Ciddi yeşil. Ağaçlar halı gibi suya kadar iniyor. Yazları hakim rüzgar karayel olduğu için, öğlene kadar Kara Ada'nın kuzey yakasındaki kıyı güzel olur. 12-15 metreye demiri funda edip, güzel yüzülür. Hava sert olursa SW yönünde Poyroz Lİmanı ve Ada Limanı vardır; her ikisi de korunaklıdır. Adanın güney kıyısında ise iki tane dalış noktası var. Birisinde 28 metrede Hava Kuvvetlerinin bağışladığı bir DC-3 Dakota uçağı, diğerinde de 30 metrede Deniz Kuvvetlerinin verdiği eski tip sahil güvenlik botu vardır. Bodrumdaki dalış tekneleri insanları buraya getirir. Eğer dalış eğitiminiz ve sertifikanız varsa denemenizi öneririm.
(http://i.hizliresim.com/1dmkBN.jpg)
Kara Ada'yı bitirdim, hafiften lodos yönlü bir rüzgar var, tek başına götürecek kadar değil, ama ön yelkeni açtırdı işte. Orak Adasına doğru hafiften gidiyorum. Keyfim çok yerinde. Sanki Gökova'ya ilk defa çıkıyormuş gibi. Galiba deniz işi böyle - her seferinde yeniden tanıyor gibi oluyor. İşte böyle Orak Adasına yaklaştım, yelkeni topladım, içeriye sancak tarafına yöneldim, kara ile Kıstak Adasının arasından girdim. Buradaki demir yerleri Bodrum'a yakın olduğu için yazın çok kalabalık olur, biz de hiç ilgilenmeyiz. Başı doğuya çevirip, Kıstak ve Orak Adalarının kuzeyinden Kisse'ye verdim. Bu Kıstak Adası küçük, üstü zeytinlik olan bir adadır. Üzerinde uzaktan pek zor seçilen bir ev vardır, her geçişimde mimarisine ve kullandıkları malzemeye hayran kalırım. Orak Adasının kuzey yakasında ise uzaktan bile görülebilen beyaz, büyükçe bir ev vardır. O evin olduğu yerin altında da korunaklı bir koy. Denizi çok güzeldir.
İşte böyle yavaş yavaş Kisse'ye geldim. Bu koyun batıdan gelişinde burnu bordalarken Yıldız Ada ile aradaki sığlığa dikkat etmeli. Gerçi yerli kaptanlar bu sığlığı işaret eden doğu kardinal şamandra ile kara arasından geçiyorlar - benim işim olmaz - etrafını dolaştım, içeriye döndüm.
(http://i.hizliresim.com/VY5L1y.png)
Şimdi Kisse'ye girince koyun SW yönünde küçük bir adacık vardır. Bu Adaya veya sağındaki solundaki kıyıya koltuk alınarak demirlemek adettir. Adanın arkasında küçük temiz bir kumsal vardır, ama sanırım bizim yelkenliler oraya giremez, sığdır. Ben yıllar önce Yeşil teknesinde bu adaya koltuk almıştım. Gece başlarken rüzgar yok, ama deniz hareketlendi, çalkalanıyor. Biraz uyuyup kalktım ki, doğudan hava bindiriyor. O teknenin ırgatı da netameli olduğu için, sabaha kadar yağmur altında motor çalıştırıp, ileri vites ile tekneyi tutmuştum. Galiba bu bende kalmış! Bu adalı koyun hemen 0.3 mil kuzeyinde güzel bir girinti vardır. hem dibi derin, hem temiz. Bir kaç defa ahtapot görmüştük burada. Oraya demirlemeye karar verdim. Böylece kemere yönünden rüzgar sağanak yaparsa, bordadan çima tutmak da mümkün olur.
Şimdi tek başına kıyıya koltuk alarak demirleme yöntemi: Bu adi otopilotu yapanlar, tekne tornistanda giderken de aletin çalışması gerekebileceğini düşünmemişler. Ya da düşünmüşler de benim otopilotu yapanlar geri zekalı. Her ne ise, demir yuvasından çıkartılır, funda edecek şekilde hazırlanır, bot kürekleri ile donatılır, o da hazır edilir, tekne demiri funda edecek noktadan da epeyi öteye alınır - acelemiz yok. Tornistan ile manevraya başlanır. Pervanenin kıç atması bittikten sonra demir döşenecek istikamete oturulur. Çok ağır yol geri geri gelinirken, dümen simidi orta göbekten sıkılır, ince ayarı yapılır - çünkü birazdan bırakıp gideceğiz. İskandilden uygun derinliğe yaklaşırken başa gidilir ve kastanyoletten açarak demir funda edilir. Zincirin üzerindeki uzunluk işaretlerinden takip ederek, arada hafif kasarak döşenmeye başlanır. Asla fazla koyvermeyeceksin, çünkü teknenin kıçını çarparsın. Çok kasmayacaksın, teknenin hızını kesersen kıçı pervane etkisi ile kaymaya başlar. İşte böyle uygun yere kadar elden geldiğince demir döşenir ve kastanyolet kasılır. Arkaya gidip, dümen iskele alabanda yapılır (Balım tornistanda sancaklı). Tekne olduğu yerde kalır. Yandan rüzgar varsa, pozisyonu kaybetmemek için tornistanda motor devri ve dümen pozisyonu ile oynanır. burada acele etmek daha zararlı, bırak tekne ne hareket yapacaksa, önlemini al, sonra bot ile rüzgar üstü koltuğu alınır - bir oh çekilir, daha sonra işte rüzgar altı, en sonunda da vites boşa alınır, tekne zımba gibi yerine oturur.
Şimdi Korsan Kardeşler diyecek ki, "yahu ne uğraşıyorsun, kal alargada mis gibi". işte bu da benim fantazim diyelim. Hoşuma gidiyor. Son üç yıldır kalabalık olmayan koylarda bunu hep deniyorum. Teknenin hareketlerine de alıştıkça daha rahat oluyor. Günün birinde mazallah çipa bir kaçırırsa, o zaman yeni bir tecrübe edineceğiz - bakalım.
Neyse artık, hafiften akşam oluyor, hava tahminleri de karışık ama sabaha karşı doğu veriyor ki, hiç işime gelmez. Artık emek, biraz film, az kalorifer, yattım. Bir ben, bir deniz, bir de balıkçı kayıkları. Mutlu huzurlu uyumuşum.
(devam edecek) Selametle
-
Hıc denememiştim tornistanda Auto pilot çalışmaması tuhaf geldi, haber vericeğim takıldım...
-
Çok keyifli anlatım için teşekkürler.
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
Gecenin bir yarısı, baktım saat 3, teknenin başı vuruyor dalgaya, çalkantılı. Çıktım baktım, evet doğu hafiften esiyor, ama dalgası daha fazla. Demire baktım sağlam, koltuk halatları da suya girmemiş, eh yattım tekrar. Çalkantılı suda uyumuşum.
Sabah uyandım ki, hava durmuş, ama keyfim kaçtı. Bu Kisse'de daha huzur yapmışlığım yok vallahi. Ama seviyorum nedendir bilinmez. Güzel kahvaltıdan sonra çıkmaya karar verdim. Baktım, hedef Gökova'nın güney sahilleri, ilk koy Gölyeri (Limaniçi der yerlileri). Malûm Gökova İstanköy'ün doğu ucundan itibaren Akyaka'ya kadar 50 millik bir körfezdir. Bunun 30 küsur mili ile Yedi Adalar bölgesine gelinir. Onun güneyinde Bördübet uzanır. Körfezin kuzey yakası Bodrum'dan çıkıldığı için çok fazla bilinir. İşte Orak Adası, Kisse, Çökerme, Ören, Akbük, Akyaka. Ama güney kıyılarına fazlaca uğranılmaz. Zaten barınılacak koy sayısı da azdır. Güney yakanın batıdan itibaren, Knidos'u döndükten sonra ile limanı Mersincik'tir. Girişte hemen sancakta kalan güzel bir girinti, dibi kum ve bembeyaz taşlardır. Ondan sonra arada Körmen vardır ki, pek sevimsizdir. Mecbur kalınmadıkça girilmez. Körmen'in arkası 750 metreye varan dağdır ve sıkı rüzgar yapar. İnce Burunu geçip doğuya ilerledikçe ardından yine 750 metre Kocadağ gelir. Gagla ve Sedef Burunlarını bordaladıktan sonra ilk liman Gölyeri'dir. Ben de oraya dümen tuttum. Bu tatilde amacım görmedik koy bırakmamak.
(http://i.hizliresim.com/dbz0NV.png)
Yaklaşık 15 mil yolum var, hava çok çok sakin, Gökova göl gibi. Benim de acelem yok, makine 1800 devirde iniyorum aşağıya. Zamanında indim Gölyeri'ne. Burada kalmak istiyorum. Ama sığ burnu kollayıp içeri girince gördüm ki burası çok çok sığ, ancak balıkçıların durabilecekleri bir yer. Marmaris'in o çam ağaçları buraya ulaşamamış. Kıyıda birkaç otomobil, balıkçıların herhalde? Sevmedim burayı. Belki hava batıdan çok bindirir de bezdirirse, o zaman kullanılabilir. Ama biraz daha dişini sıkarsan az ötede Gerence (Armonika) koyu var zaten.
(http://i.hizliresim.com/0DjLXZ.jpg)
Resimdeki yer Gölyeri ya da Limaniçi. Sağda batı burnu görünüyor. Arkası ince bir kumluk ile karaya bağlı. Bu burnun etrafı sığlık. Açıktan dönüp, koyu ortalayarak girilmeli. İçeride fazlaca ilerleyemiyorsunuz. Balım'da iskandil 3 metreye ayarlı, yani 3 metre derinliği 0 gösteriyor. Daha girişte 1-2 metre vermeye başladı. Pek sevimli bir yer değil.
(devam edecek) Selametle
-
İyi geldi be! Sağolun Murat Korsanım
-
Murat korsanım teşekkürler, keyifle okuyorum.
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
Gölyeri'nden çıkınca doğuya devam. Bahsettiğim kuzey kardinal şamandrasını geçince kıyı temiz, biraz daha yaklaştım. Artık burasının doğası Marmaris. Kıyılara kadar çam ormanları halı gibi iniyor. Gölyeri'nin 5 mil doğusunda Gerence koyuna gireceğim. Buraya Sadun Boro'nun pilot kitabı dahil Armonika Koyu diyenler çok, neden bilemedim? Ayrıca Tatlısu da deniyor.
Gökova'nın bu Marmaris'e yakın kesiminde, yani diyelim ki Gerence'den Akyaka'ya kadar çok fazla dere, azmak vs denize kavuşur. Bunların getirdiği alüviyon da koyları sığlaştırır. Aynı zamanda tatlı yüzünden herhalde, su çok berrak değildir, ama temizdir.
Burada Gökova'nın bu kesimini gezecek olan Korsanlara bir uyarı yapayım: Bilhassa kıyılardaki, koylardaki derinlik ölçümlerinin önemli bir kısmı Navionics'te hatalıdır. Eğer bilmiyorsanız, portolonları da hazır etmekte yarar var. Özellikle Mersincik ve Koyun burunları çevresindeki ölçümler yanlıştır. En iyisi ağırdan girmek, tedbirli olmak, ikinci biri kişi varsa teknede, onu başa dikmektir. Ben elimden geldiğince iskandil ölçümlerini Navionics'e işlemeye gayret ediyorum. Ama o da garip oluyor: 5 m denilen yere 47 m ölçüm yazmak milletim kafasını karıştırabilir.
Her neyse, geldim Gerence Burnuna. Gerence'ye giriş: Gerence Burnundan güneye dönerken burundan açık kalınmalı. Diğer taraftan iskelede kalan topuklara da dikkat. Burnun 500 m doğusunda kalan bu topukları Navionics küçük bir ada olarak gösteriyor. Gözle görülebilir. Bu topuk kayalarla Gerence Burnunu ortalayarak girilir. İçeride derinlik ortalarda 7 m kadar. Eğer hava sakinse koyun kuzey yakasına demir bırakıp, güney sahildeki çamlara koltuk alınabilir. , ama kıyılar çok sığ olduğu için kaloması pek kısa kalır. Onun yerine eğer koy da müsaitse (ki Nisan ayında her yer sizin) szinciri doğu-batı yönünde döşeyip batı sahiline 30-40 metre kalana kadar yaklaşılır. Diğer benzer koylarda olduğu gibi, demir atmadan önce uzun bir koltuk halatını hazır tutmak iyi olur. Batı sahiline yanaşırken, tam ortada küçük bir palmiye var, onu hizalamak yeterlidir. Sonra koltukları alırsınız.
(http://i.hizliresim.com/B2mPJv.jpg)
Balım'ın bağlanma işi bittiğinde iskandil 0 m gösteriyordu. Sonra denize girdiğimde baktım, salmanın altında 2 karış su var. Ama aşağısı kum olduğu için endişe etmedim. Yahu burası çok güzellll! İşte diyorum ya, hadi Gökova'ya gidelim, haldır haldır kıçından 25-30 knots eser, tekne baş bodoslamaya yaslanmış koşarak uçar gider. bu koyların önünden geçer gideriz Çatılara falan varacağız diye. İyi ki bu geziyi yapmışım.
(http://i.hizliresim.com/VY5Ygv.png)
Hemen suya atladım. Vay be, çok güzel. Geçen yıl Haziran'da çok soğuk diye giremiyordum, bu yıl şahane. Güzel bir öğle yemeği, soğuk rose şarap, müzik, daha ne olsun, Allahtan kork be!
https://www.youtube.com/embed/QsfWZnBqHPM
(devam edecek) Selametle
-
Nazar etmeyin, sabahta cam kokulariyla uyanmak gibisi yoktur, ben olsam kalirdim orda
Resimlediginiz yer cok guzel
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
Bugün Nisan'ın onaltısı. Gerence'de yatış günü. Burası tatilin geri kalanında kalsam mı dedirtecek kadar güzel. Kisse'den çıktığım iki gündür Gökova göl gibi sakin. Uysal atın çiftesi pek olur derler, Gökova da bakalım ne zaman tepecek? Havaya hem Poseidon'dan, hem de Skiron'dan bakıyorum. Birbirine bayağı uzak iki yüksek basınç merkezi arasında anlaşılan Gökova dinlenecek daha bir süre.
Bu mevsim geceleri kış kadar soğuk değil elbet, ama kaloriferi çok kısık olmak üzere açıyorum. Çok rahat uyumuşum. Bu arada güneş panelini deneyeceğim günler bunlar. Motor seyri yapmadığım için gerçek performansını göreceğim. Teknede ciddi elektrik çekebilecek buzdolabı, gece kaloriferin fanı ve gece kamara ışıkları falan var. Bakalım, göreceğiz. Hava bulutlanmadıkça sorun yok gibi.
Sabahları sıkı çiğ yağıyor. Bu aslında çok iyi, güzel bir kurulama bezim var, tüm tekneyi güverteyi, vardevelaları, puntelleri falan sabah erkenden siliyorum. Neticede tatlı su. Eh işte biraz spordan sayalım.
(http://i.hizliresim.com/pPqlAJ.jpg)
Sabah kahvaltısından sonra kısa bir yüzme, ardından bot-kürek koyu dolaşmaya çıktım, sahillerini ağırdan tavaf ettim. Burada orman yolu yakın değil, o yüzden yürüyüş yapma imkânı pek yok. Ama sakinlik beni benden aldı. Son beş senenin çok yoğun ve yorucu iş temposunun verdiği yorgunluk fitil fitil çıkıyor vallahi. Beni bilenler, hiperaktif olmasa da, iş yapmadan duramadığımı bilirler. Şimdi kendime "gevşek" olma terapisi uyguluyorum. Bakalım tutacak mı?
Yanımda bolca kitap getirmiştim. Son bir yıldır Mısır dini ve tarihine takık durumdayım. Doğru dürüst yayın olmadığı için Adolf Erman, Henri Franquefort gibi tarihçilerin 1800'lerin sonunda basılmış kitaplarını internetten indirip, yazıcı çıktısı ile kitap haline getirmiştim. Onları okuyorum. Sıkıldıkça güncel Soner Yalçın'lar falan, iyi gidiyor. Bu arada, bölgede GSM pek zayıf, ya da benim kullandığım operatörün hizmeti zayıf. Ancak idare ediyor. Ama Digiturk mobili destekleyecek kadar değil. Radyoda ise sadece TRT istasyonları var. Ne Marmaris Yat FM, ne de yunan radyoları çekiyor. Artık kendi arşivimizden takılıyoruz. Akşam güneş rakı burcuna girdiğinde ise TRT Nağme fena değil.
Bu Gerence'den ayrılmak istemiyorum. Kim bilir bir daha ne zaman gelirim, hele böyle sakin zamanında? Tadını çıkartalım bari.
(devam edecek) Selametle
-
Murat Kaptan ,
huzurlu yeri bulmuşken bırakmayın ,koyda tek siz varsınız anladığım ,yüzün bol bol havuz gibi deniz iyi yer...
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
Bugün 17 Nisan. Sabah uyandım, hiç acelem yok. Dün gece yemeği biraz kaçırmışım ki, kahvaltı istemedi canım. Şöyle güzel bir Türk kahvesi ve sabah sigarası. Uzunca yüzdüm ardından. Niyetim Küçük Çatı'ya geçmek bugün. Yaz günlerinde Küçük Çatı'da yer bulmak için çok çok şanslı olmak gerekir. Nasıla bir tekne vardır, onun öğlene doğru çıkacağını düşünüp, planlama yapılır. Oysa şimdi öyle mi ya? Her yer benim! Dedim ya acelem yok.
Motoru çalıştırmadan servis akülerine baktım, 12.4 V gösteriyor. Eh, gece buzdolabı da çalıştı, fena değil. Oldu galiba bu iş? Koltuk halatlarını aldım, usul usul demiri vira ettim. Koydan çıkarken, daha önce bahsettiğim, şimdi sancakta kalan topuklara dikkat ettim; sonra kafayı doğuya çevirdim. kıyıya yakınım.
(http://i.hizliresim.com/4l24a0.png)
Gerence'den çıkınca, topuk kayaların hizasındaki burnun arkasında küçük bir koy var, onu da geçince ardından Ballıcak Bükü gelir. "V" şeklinde bir koy.
(http://i.hizliresim.com/7vEzYN.jpg)
Batı yakasında bir girinti var. Bu girintinin hizasına kadar güneye inince su ciddi şekilde sığlaşıyor. Haritada ortalar 20 metreye kadar derinlik verse de, inanmayın, 10 metreden fazla değil. Sıkı havada batıya koltuk alınıp durulabilirse de, sanırım solugan alır. Suyu çok berrak, belki yüzme molası vermek için uygun olur?
Ballıcak'tan çıkıp, Büyük Çatı'nın girişini işaret eden üzeri eğri çam ağaçlı küçük adayı sancakta bırakıp, Küçük Çatı'ya ağır yol yöneldim. Küçük Çatı'nın girişinde sancakta kalan burnun önü sığdır. Gerçi daha önce söylediğim gibi bu bölgede çok fazla azmak alüviyon getirdiği için hemen tüm koyların girişinde ihtiyatlı olmak, açıktan almak gerekir. Her neyse, işte Küçük Çatı'ya girerken de girişi ortaladım. İçerisi ortalarda 5-7 metre civarında. Küçük Çatı'nın efsane koyu girdikten sonra batı yakasında göreceğiniz girintidir. Zaten koyun iki demilerme yerinden birisi burası, diğeri de hemen bunun güneyinde kalan girintidir, başka bir yer de yoktur. Bütün bu koyların batı tarafına demirlemek, doğu sahillerinden uzak durmak gerekir, sebebini sonunda söyleyeceğim - sıkıntılı bir konu.
(http://i.hizliresim.com/Zdg4RG.png)
Demiri koyun ortasına bırakıp, tornistan ile batı yakasına girdim, koltuk halatlarını aldım. İskelemden hafiften solugan oluyor, akşam rahat edeyim diye iskele baştan da kuzey sahiline çima tuttum. Oh, havuzdayım yahu!
(http://i.hizliresim.com/5VrJOd.jpg)
Bu Küçük Çatı'ya girerken tam karşıya düşen güney sahilinde, Günlük Ağaçlarının altında, denize hemen 5-6 metre mesafede bir gölcük vardır. Sadun Boro'nın kitabında çok güzel anlatılır. Yarın ziyaret ederiz artık. Onun dışında küçük bir balıkçı iskelesi var. Oradan bir patika ile Büyük Çatı'ya, oradan da Marmaris-Datça yoluna çıkılır.
(http://i.hizliresim.com/R3LMqZ.jpg)
Buraya en son bir sonbahar günü gelmiştim. O tarihlerde kovanları bir şey yapıyorlar bilemiyorum, arılar biraz daha fazla oluyorlar. Kıyıda dolaşırken bir çalılığın içinden çıkan bir sürü arı bana hücum etmişti. Benim saydığım yedi arı sokmuştu, kendimi suya atana kadar. İnsanda adrenalin nasıl bu kadar hızlı yükselir, o zaman görmüştüm. Allahtan alerjim yokmuş. Burada Korsanlara bir tavsiye, zaten teknelerinizde arı sokmasına karşı Stilex ya da Fenistil Jel gibi pomatlar vardır. Eğer mürettebatta arı alerjisi olan varsa, mutlaka yanınızda hekimden yazdıracağınız bir iğne olsun - eczenelerde reçete ile satılıyor. Allah korusun, ciddi alerjisi olan birisi için orada yapacak bir şey yok.
Eh, akşam oluyor. Sanırım birkaç gün buradayım. Yarın etrafı keşif günü. Şimdi gün ağırdan düşerken, tadını çıkartalım. Rakıyı koydum, TRT Nağmede arşivden Rıza Rit hem anlatıyor, hem de söylüyor. Her taraf olağanüstü sessiz. Sanırım şükretme zamanı...
(devam edecek) Selametle
-
Murat korsanım teşekkürler, keyifle okuyorum.
Nerissa da bu yıl Gökova'da olacak demiştiniz, değil mi Hakkı Bey?
-
Murat Kaptan ,
huzurlu yeri bulmuşken bırakmayın ,koyda tek siz varsınız anladığım ,yüzün bol bol havuz gibi deniz iyi yer...
Semih Korsanım, evet koyda bir tek Balım var, Balım'da da bir tek ben varım. Terapi üstüne terapi :) yani. Ben buraya hem bu büyük fırsattan istifade teknemle sarmaş dolaş olurum, hem de biraz "reset" ederim diye gelmiştim, ama sonunda "format atıp" döndüm. Dikkatli olunmalı :)
-
Murat korsanım, koca Sadun usta tadında yazıyorsun valla, nur içinde yatsın,senin de ömrüne bereket.
-
Güzel resimlerle desteklenmiş güzel bir seyir yazısı. Kıskandım şimdi. Yaza ben de çıkacağım oralara ama zaman geçmez artık.
-
Murat Kaptan ,
huzurlu yeri bulmuşken bırakmayın ,koyda tek siz varsınız anladığım ,yüzün bol bol havuz gibi deniz iyi yer...
Semih Korsanım, evet koyda bir tek Balım var, Balım'da da bir tek ben varım. Terapi üstüne terapi :) yani. Ben buraya hem bu büyük fırsattan istifade teknemle sarmaş dolaş olurum, hem de biraz "reset" ederim diye gelmiştim, ama sonunda "format atıp" döndüm. Dikkatli olunmalı :)
çok güldürdünüz valla:)güzel bir pazar geçirmeniz dileği ile...
-
Conquest karada ve daha yapılacak işler var. Okudukça öylesine heveslendim ki hani denizde olsa süper hiper acemiliğime aldırmadan bir ıssız koya da ben açılacağım.
-
Bugün 18 Nisan, günlerden bilmem ne. Sabah gerine gerine uyandım. Mutad olduğu üzere sabah kahvesi, sonra güverte kurulamaca, hop deniz. Servis akülerine baktım, 12.3 Volt'un altına inmiş, kalorifer de kendini kapatmış. Hava yavaştan yükseklerde bulutlanmaya başladı, ondan mı? Gerçi buzdolabım da tekneyle yaşıt, onbeş yaşında. Onun da kompresörünü şöyle yeni esil bir makina ile değiştirsem daha iyi olacak herhalde? Her neyse, güneş yükseldikçe toparlar umarım. Bu arada güneş panelinden memnun olduğuma karar verdim ve ikincisini de ısmarlayacağım.
Kahvaltıdan sonra botla Küçük Çatı'yı gezmeye koyuldum. İlk durak, dün bahsettiğim havuz, günlük ağaçlarının altındaki.
(http://i.hizliresim.com/L3P1mV.jpg)
Bu resimde gördüğünüz şey, arkadan gelen azmakın yaptığı mini göl. Üzeri gökyüzünü göremeyecek kadar sık günlük ağacı. Arkadan keklik sesleri geliyor. Suyun üzeri yosun ve çer çöp olmuş. Sahile 5-6 metre mesafede. Üşenmeyip çakıllardan bir su yolu açılırsa, suyun üzerindekilerin çoğu denize akar gider, içine girilir. Ama epeyi çakıl temizlemem lazım, üşendim. Etrafında biraz dolaşıp içeriye yürüyeyim dedim. Daha beşinci adımda, hooop ayağımın altından bir yılan kaçtı geçti. Küçüklüğümün yazlarını Iassos'ta Akarca'ların çiftliğinde geçirirdim. O tarihlerde oralarda yılan, akrep bol olduğu için çoğunu bilirim. Bu, zararsız olan gariban kara yılan değildi. 40-50 cm uzunluğunda yavru bir engerek gibi desenleri vardı. Ben de hata edip, terlikle bu işe kalkıştığım için, tabii yılan bir yana, ben öbür yana... korktum ya. Tırıs tırıs bota döndüm.
Bu günlük ağaçları Marmaris ve çevresinde bulunur. Bir de Göcek Boynuz Bükünün dibindeki restoranın arkasında vardır. Yapraklarının rengi açık yeşil, şekli çınar yaprağı gibi, ama küçüğü. Çocukken, henüz Netsel'in yerinde bataklık, arkası Günlük iken, çarşıda birisini sorarlar, onun için Günlüğe gitti derlerdi. Anlardık ki, sakinlemeye, sinirini atmaya gitmiş. O zamanlar bir kaç alman turist görmüştüm, kuru dallarını köz edip, duman altında otururlardı. İşte bu Günlük ağacının reçinesi çok güzel kokar, toplayıp ilaç ve kozmetik işinde kullanıyorlar.
(http://i.hizliresim.com/MJYLO2.jpg)
Koyu dolaşmaya, imkân olan yerlerde karaya çıkıp gezmece. Burada orman yolu yok. O yüzden kesinlikle lastik ayakkabı ve uzun konçlu çorap gerekir. Akşamüstüne doğru balığa çıkayım, biraz sırtı çekeyim dedim. Bir şey vurmadı gerçi, ama bu sayede yandaki Balıkaşıran Koyunu ziyaret ettim. Küçük Çatının hemen doğusunda kalan Balıkaşıran, malûm arkada Hisarönü Körfezinin Bencik Koyu ile sırt sırta. Koya girerken, arkadaki tepenin bel verdiğini, karayolundan geçen araçları görürsünüz. Aralarında kuş uçuşu 500 metre ya var, ya yok.
(http://i.hizliresim.com/B2XPmG.jpg)
Burasının dibinde iki azmak var. Aynı Bencik gibi epeyi alüviyon getirmiş. Dolayısıyla koyun sonunda doğu ve batıya yapan girintilere tekne mümkün değil girmez, neredeyse dıştan takmanın pervanesi değecek. Yola yakın olduğu için balıkçılar burada ciddi teşkilat kurmuşlar. Kıyıda ağaçların arasında teneke evler, küçük depolar falan var. Velhasıl, buraya tekne ile girip kalmak isterseniz, ya da Çatılarda yer bulamayıp buraya girmek isterseniz, girişte hemen sancakta kalan ilk batı sahiline koltuk almak en uygunu olur. Yoksa, o içerlek olan girintilere girmek mümkün değil. Hava varsa, solugan alacaktır.
Her neyse işte, tekneye döndüm. Aylaklık diz boyu. Kitap, müzik, yüzme falan derken yine akşam oldu. Artık mehtap semirmeye başladı, iki gün sonra dolunay. Kendime iyi bir yer bulmalıyım, mehtabı karşılayacak. Hava hafiften bulut yapmaya başladı. Çifte geliyor gibi. Hava tahminleri yarın öğleden sonra 5 kuvvet batı veriyor. Bakalım?
(http://i.hizliresim.com/1dPM1b.jpg)
(devam edecek) Selametle
-
Çok ama çok güzel anlatıyorsunuz.. 1w5ey8
Bence bu yazı dizinizi Word'de arşivleyin.. İhtiyacı olan çok olur.. (Word 2013 kullanırsanız, dergi tadında yazı/foto yerleşkesi hazır olan şablonlar var içinde... bakarsınız daha da yazarsınız, kitap oluverir, bizler de nasipleniriz)
Biz şimdilik haftasonları reset atabiliyoruz. Ama pazar akşamı arabada eve varmadan, İstanbul trafiği iki dakikada kafayı dolduruyor tekrar &+^^ )
-
Murat bey gerçekten çok keyifle okunuyor anlattıklarınız. Emek verip yazdığınız için teşekkür ederim.
-
Murat kaptan bu resimler tam haritada neresi?
-
Bu "İlkbahar'da Gökova" yazılarını okuyup, beğenilerini gönderen tüm Korsan Kardeşlere de ben teşekkür ederim, ilgi gösterip okuyorlar. Önemli önemsiz demeyip paylaşmak bence güzel bir şey. Bu yazılardan heves yapıp, buralara gelecek, buralara aşık olacak, sonra buralara sahip çıkacak kardeşlerimiz vardır mutlaka forumda.
-
Murat kaptan bu resimler tam haritada neresi?
Semih Korsanım, aslında resimlerin hemen altına yazmak lazım, doğrusu. Uyardığınız için teşekkürler. Resimleri hep yazıda konunun geçtiği yerlere koymaya gayret ediyorum. Ayrıca her uğradığım koyda iken ekran kopyasını aldığım Navionics haritalarını da koyuyorum. Bundan sonra Navionics haritada gösterirken enlem-boylam bilgisini ve resimlerin altına da koy isimlerini de yazarım.
Buraya kadar yazdıklarım için:
14 Mayıs tarihli #128 yazıda 1inci resim Bodrum Karaada kuzey yakası 36D59.1d N ve 27D28.4d E
14 Mayıs tarihli #131 yazıda 2nci resim Bördübet bölgesine girmeden Gölyeri (Limaniçi) 36D48.5d N ve 27D53.7d E
14 Mayıs tarihli #134 yazıda 1inci resim Gerence (Armonika) 36D47.9d N ve 27D59.5d E
14 Mayıs tarihli #134 yazıda 1inci resim (film) Gerence (Armonika)
15 Mayıs tarihli #136 yazıda 1inci resim Gerence (Armonika)
15 Mayıs tarihli #138 yazıda 2nci resim Ballıcak Koyu 36D47.7d N ve 28D00.5d E
15 Mayıs tarihli #138 yazıda 4üncü resim Küçük Çatı Koyu 36D47.4d N ve 28D01.3d E
15 Mayıs tarihli #138 yazıda 5inci resim Küçük Çatı Koyu
16 Mayıs tarihli #145 yazıda 1inci resim Küçük Çatı Koyu
16 Mayıs tarihli #145 yazıda 2nci resim Küçük Çatı Koyu
16 Mayıs tarihli #145 yazıda 3üncü resim Balıkaşıran Koyu 36D7.4d N ve 28D01.9d E
16 Mayıs tarihli #145 yazıda 4üncü resim Küçük Çatı Koyu
Bundan sonra resim alt yazılarını ihmal etmem
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
Günlerden 19, artık biz yokuz... Valahi de yokuz, billahi de yokuz. Bittim ben, eridim gittim Gökova'nın dinginliğinde, sakinliğinde. Yumdum yıkandım. Kendi kendime "artık benden adam olmaz" deyip duruyorum bu sabah. Huzurun zirvelerinde falan bir yerlerdeyim. Tembellik de üstüne...
Teknede de yapacak, tamir edilecek bir şey yok. Sadece elektrik tevzi tablosunu açıp başta otopilot olmak üzere kablo bağlantılarını temizlmek, elden geçirmek işi var. onu da salladıkça sallıyorum. Tembelim ya!
Bugün de Küçük Çatı sakiniyim ben. Hava hafiften batılı, ne gam! Vermişim kıçımı tam batıya. Sekiz kuvvet esse umurumda olmaz. Neyse biraz iş yapayım da, soğuk birayı hak edeyim dedim. Botu temizlemeye karar verdim. Geçen seneden beri teknede bir Inflatable Boat Cleaner diye bir şey taşıyorum. Ama deterjan türevi bir kimyasal sandığımdan ne marinada, ne de koylarda kullanamıyordum. Baktım ki, kremimsi bir şey. Botun suyun üstünde kalan kısmını mutfak süngeri ile güzelce temizledim. Pislikler ve halat vs izleri hem kolayca çıkıyor, hem de ilk günkü gibi oluyor. Artık botu ön güverteye alınca tüplerin altta kalan kısmını da yaparım. Güneş de yakıyor - yoruldum - ama biranın sadece soğuğu değil, hak edilmişi makbuldür derler (ya da ben öyle uydurdum). Oh be!
(http://i.hizliresim.com/kvrWXq.jpg)
Küçük Çatı - Balıkçının iskelesi
Öğleden sonra uzunca yüzdüm. Su yeteri kadar sıcak. Dibe dalarsan soğuk, ama yüzeyde sıcaklık çok iyi. Geçen sene Mayıs 2015'te Göcek'ten Bodrum'a geçerken Balım'ın altını Orhaniye Martı'da yaptırmıştım. Korsan Kardeşlerimizden bazılarının tavsiyesi üzerine Ecelak kullandık. Ondan sonra bir yıla yakın Bodrum'da kaldım. Şimdi yüzerken karinasını yokladım, tertemiz! Sadece güneş ışığı alan façasında yosunlaşma olmuş onu da scotch brite ile temizledim... bu sene karaya çıkmayız - tutya kontrol ve devam yani. Çıkınca sıcak bir duş, biraz tertiplendik, traş falan.. Akşama hazırız yani :)
Eveeet, artık Küçük Çatı'nın yeteri kadar hakkını verdik galiba. Yarın Bördübet'in doğu sahillerini tavaf ederek, Amazon'a gidiş. Pek uzun bir yolum var, kuş uçuşu 2.6 mil! Bu arada gri su tankım yavaştan dolmaya başladı. Araya bir yere Ören sıkıştırmak gerekecek, bakalım?
(devam edecek) Selametle
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
Nisan 20. Önemli! Neden? Anlatacağım.
Sabah güzel uyandım. Hava hafiften bulut yaptığından dün gece yatmadan 45 dk kadar motor çalıştırmıştım. O sayede gece kalorifer güzel çalıştı. Sabah da akülerim güzel uyandı sabaha. Hava fıstık gibi. Koy göl, Gökova da herhalde öyle, içeriye hiç üflemiyor, zaten sabahın sekizi.
Dün gece karar verdim ki, sevdiğim kadına evlenme teklif etmeliyim. Yani hadi hop diye olmuyor da, şimdi Korsan Kardeşleri meşgul etmemek için son aşamasını paylaşıyorum :) uzun sayılabilecek bir arka planı var bittabî. Yani adam yalnız Gökova'ya gidiyor, ne olur bunun sonu diyen sevdiğim kadın için bu iş güzel bir şeye vesile oldu anlayacağınız. Tarih olarak da 23 Nisan'ı seçtim (yani ileride unutma riski sıfır - anladınız onu siz). Ama Arzu tekneye gelemeyecek, Ankara'da çok yoğun bir işi var, asrın hastanesini yapıyor. Öyle ise 22 Nisan Cuma akşamı Ankara'ya gidilecek, 23 Nisan akşamı teklif yapılacak, umulur ki olumlu cevap alınacak, 24 Nisan'da aşkım Gökova'ya huzur içinde dönülecek. Bunun için de 22 Nisan Cuma Ören'e gidilip, akşama Bodrum-Ankara uçağına binilecek. Plan böyle. Ama bir eksik var: yüzük. Aha! GSM burada felaket, biraz SMS, biraz bağıra çağıra, biraz Adana aradan çık vs, eh arkadaşların da yardımıyla istediğim yüzüğü ısmarladım kuyumcuya. Bana ölçüsü ne olacak diyor, ben de 10 kuruş girmeyecek diyorum, öyle bir ölçü yok diyor, ben gelip sana göstereceğim o ölçüyü de ah işte! Neyse 23 Nisan Ctsi öğleden sonra teslim edecek.
Yahu bu Gökova adamın ayarını bozar derler de, bozmaktan kasıt bu muydu acaba diye düşünmedim değil - şaka şaka, mutluyum yahu!
Şimdiiii - bugün Nisan 20. Amazon'a geçilecek. 21 Amazon, 22 Ören - fena değil. Ağırdan koltuk halatlarını aldım, demiri vira ettim, daha ağır yapamazsın kardeşim, öyle ağırdan alıyorum. Gelecek sefer yine bu kadar güzel bir Küçük Çatı yaşayabilmek niyetiyle usuldan ayrıldım cennet havuzdan.
Makine 1200 devirde, gayet ağırdan alarak doğuya döndüm, Balıkaşıran'ın önünden Veli Bükü'ne doğru gittim. Hava yüksek bulutlar, bazen güneş, çok sakin. Veli Bükü sığ olduğu için hiç girmeden bir sonraki Çilekli Koyuna dümen tuttum. Burası da diğer koylar gibi girişindeki burnun önü sığ ve topuklar var. Dönüp içeri girince 4-5 metre derinlik, kıyı çakıl plaj. Burası batı rüzgarında solugan alacağından gece kalınmalık olmasa da, yüzme ya da öğle yemeği molası için çok güzel bir yer. Hele hava güneyli ise, daha da rahat olur.
(http://i.hizliresim.com/aEq1zz.jpg)
Bördübet - Çilekli Koyu 36D 48.0d N ve 28D 03.2d E
Çilekli Koyundan ağır yol kuzeye Bördübet Koyuna doğru çıkmaya başladım. Koya yaklaştıkça arkada Bördübet Deresinin olduğu geniş ve verimli ova, önünde sahil, tek tük şirin ve temiz evler görünmeye başladı. Tabii olağanüstü sığ bir deniz.
(http://i.hizliresim.com/7vmyQN.png)
Gökova - Bördübet Koyu alt yakada Gerence, Çatılar ve Balıkaşıran, poyraz yönünde Bördübet Koyu, hemen batısında Amazon fiyordu
(http://i.hizliresim.com/PM3Od6.jpg)
Bördübet - Bördübet Koyu 36D 49.3d N ve 28D 3.5 E
Bördübetin doğası şahanedir. Yıllar önce burada sıkı bir kara keşfi yaptığım için, bu sefer karaya çıkmayacağım. Ama azmak, etrafındaki doğa, otel vs çok şirindir. Bördübet ismi de İngilizce "Bird Bed"den gelmektedir. Yani kuş yatağı. Hakikaten de envaî çeşit kuş vardır. Herkese çok tavsiye ederim bilhassa baharda buraya gelmelerini. Marmaris-Datça karayolunda, henüz Orhaniye sapağına gelmeden sağa Amazon-Bördübet diye tabela vardır, yol girer. Tekne ile gelmek mümkün değilse, otomobil ile de gelebilirsiniz.
Bördübet Koyunun kuzeyinde, batıya da kapalı küçük bir girintinin (Kapıcık Koyu da deniliyor buraya) içinde bar-plaj türevi bir şey vardır. Önündeki iskeleye dikkat ederek yaklaşılabilir veya daha iyisi hava müsaitse alargada kalıp, botla kıyıya çıkılabilir.
(http://i.hizliresim.com/pP4GQq.jpg)
Bördübet - Kapıcı Koyu plaj-bar 36D 49.6d N ve 28D 3.4d E
İşte buralarda hafiften gezinerek Amazon'un ağzına geldim. Zaten Amazon denen fiyort (diyelim), Bördübet Koyunun yarım mil batısında kalır. Burasının gerçek ismi Küçük Günlük Koyudur. Ama fiyordun sonudaki azmağın da dibindeki Amazon Kamping, bu koya da ismini vermiştir diyebiliriz. Benim de mezunu olduğum Ankara Tevfik Fikret Lisesinde tanışıp evlenen iki arkadaşım, Özge ve Cengiz Tecelli, burayı canla başla ayağa kaldırdılar, sadece bizim değil, yabancıların da pek iyi bildikleri güzel bir tesis haline getirdiler. Tahmin edersiniz ki, burada böyle bir tesisi, hele doğaya zarar vermeden çalıştırabilmek üstün bir gayret gerektirir. Özge'nin babası benim sevgili fizik hocam (Allah rahmet eylesin), Cengiz'in babası da biz yaştakilerin iyi bildiği sevdiği Güneş Tecelli'dir.
(http://i.hizliresim.com/6nRyg7.png)
Küçük Günlük Koyu - Amazon 36D 49.7d N ve 28D 3.0d E
Bu yukarıdaki haritadan da göreceğiniz gibi girişi temizdir. Girişi ortalayrak lodos-poyraz yönünde girilir. Hemen iskele baş omuzlukta kum bir plaj görülür ki, yazın Amazon Kampın şemsiyeleri olur üzerinde. İşte bu kum plajın ileriye uzanan ucu hizasından itibaren derinlik hızla azalır. O bakımdan belki katamaranlar dikkatlice daha da girebilirlerse de, bizim tekneler orada kalır.
(http://i.hizliresim.com/6nRJYv.jpg)
Amazon Koyunun kuzeybatı yakasındaki plaj, arkada azmağın girişi görülüyor
Zaten o hizada sancakta küçük bir iskele görürsünüz. İşte koltuk alınacak yer de burasıdır, ben de öyle yaptım.
(http://i.hizliresim.com/0DVE4Z.jpg)
Amazon koyunun güneydoğu yakasındaki iskele
Bu Amazon denen yerin bir sakat tarafı vardır ki, Gökova'nın mutad batı rüzgarında içeriye lodos yönlü hava alır ve soluganı da şiddetli olur. O bakımdan demiri derinlik izin verdiği kadar karşı kıyıya ve mümkünse biraz da koyun ağzına doğru batı yönlü olmak üzere yakın atmak ve oradan güzelce güneybatı sahiline döşemek uygun olur ki, rahat edilsin. Aslında niye girişte iskelede kalan kıyıya çima tutulmaz, onu da anlamıyorum ya neyse. Yıllardır böyle yapıyoruz işte.
Rüzgar üstü koltuk halatını alana kadar biraz uğraştım ama şimdi tamamdır. Zımba gibi oturduk. Etrafa bakıp, göz banyosu yapmaktayım. İleride azmaktan büyükçe beyaz bir şey geliyor ağırdan, kazdan hallice. Ah, bu bir kuğu! İlk defa görüyorum burada. O kadar mesafeyi yavaş yavaş geldi tekneye kadar. Sokulgan. Eh, bize de onu beslemek kaldı. Yarım ekmek ve bir büyük paket bisküviyi afiyetle yedi, gitti güzelim.
(http://i.hizliresim.com/Gzn9RN.jpg)
Hafiften bir öğle yemeği. Hafiften dediysem, bu yolculukta sıkı tarifler yapıyorum. O işi anlatmaya hiç girmiyorum, ayrı bir yazı konusu olur. Geçelim...
Ne? Geçemeyelim mi? ..bu öğlen yemekte haşlanmış patates püresi, yumurtanın sarısı, labne peyniri, az sarımsak ile yoğrulmuş konserve ton balığı, pinpon topu büyüklüğünde parçalar halinde önce un, sonra köpük edilmiş yumurta akı, sonra da kıyılmış taze nane ile karışık galeta ununa bulanıp kızarmış ton balığı topları vardı.
.....
E, ben dedim, girmeyelim konuya diye, di mi? :)
Ohhh! Şimdi keşif zamanı. Çünkü rüzgar bu gece sert vermeye başladı. Burada ben huysuzlanırım, gece gece de demir nöbeti tutmak istemem. üç sene önce dümen palasını Kos limanda hızlı geçen bir teknenin dalgası yüzünden rıhtıma çarpıp yaralamıştım. Bende dümen palasını çarpma fobisi var. Galiba akşam hava kararmadan Büyük Çatı'ya geçeceğim. O bakımdan Amazon gezisini bugün bitirelim.
(http://i.hizliresim.com/aEqzzR.jpg)
Balım SY Amazon'da
(devam edecek) Selametle
-
Mekan güzel, zaman güzel ama hepsinde daha önemlisi anlatımınız çok güzel.
Basılı olarak saklayacağım yazılardan...
Elinize sağlık. Arzu Hanım'la da bir yastıkta kocayın. :-)
-
Mekan güzel, zaman güzel ama hepsinde daha önemlisi anlatımınız çok güzel.
Basılı olarak saklayacağım yazılardan...
Elinize sağlık. Arzu Hanım'la da bir yastıkta kocayın. :-)
Teşekkür ederim, ama daha dur, henüz teklifi yapmadık ki :)
-
Bu "İlkbahar'da Gökova" yazılarını okuyup, beğenilerini gönderen tüm Korsan Kardeşlere de ben teşekkür ederim, ilgi gösterip okuyorlar. Önemli önemsiz demeyip paylaşmak bence güzel bir şey. Bu yazılardan heves yapıp, buralara gelecek, buralara aşık olacak, sonra buralara sahip çıkacak kardeşlerimiz vardır mutlaka forumda.
Murat Korsanım, çok güzel yazıyor ve yorumluyorsunuz...
Bu sene bayramda 8 günlük bir Gökova gezisi yapacağız. Seyir notlarınız çok işimize yarayacak...
Size mutluluklar diliyorum.. :)
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
20 Nisan'a devam. Dediğim gibi bu geceden itibaren 24 saat kadar 5-6 kuvvetinde batı-lodos gibi rüzgar veriyor şimdilik. Bu Amazon'da o rüzgarda barınılır da, uğraştırır. Uyurken huzur yapamam. Akşam Büyük Çatı'ya geçmeye karar verdim. Ama o saate kadar azmağa girilecek ve biraz da orman yolunda yürüyüş yapılacak, yüzülecek.
Bot zaten suda, motoru indirdim. O da şöyle: Balım'da matafor yok. Yıllar önce bende 5.75 yelkenli Rota Prenses varken, Göcek'te dıştan takmayı yüksek iskeleden tekneye alırken, hep birlikte havuzluğa düşmüştüm, canım yanmıştı. Bu teknede de o şekilde motoru bota takmak kolay değil. Gerçi pek popüler olan Yamaha 2 HP hafif, ama olsun. Motorun üzerine önden ve arkadan alttan geçen bir kuşak yaptım. İskelelere bağlandığım koltuk halatı ile bu askıya bir izbarço atıyorum. Motoru vardeveladaki yerinden alıp, aşağıya salıyorum, halatı da vardevelanın üzerinden alıp, koç boynuzuna volta ediyorum. Sonra sakin sakin bota geçip, motoru askısından tutup bota takıyorum, halatı da bırakıyorum. Geri alması da aynı. Şimdilik rahat. Ne zaman ki belim buna da isyan eder, o zaman bir matafor ve palanga ile işi kolaylarız.
Her neyse işte, motoru taktım, azmağa gittim. Bu azmağın girişi sakattır. İyice kuzeybatı sahiline yaklaşmadan girilmez. Yazın teknelerden Amazon Kamping'e gidilebilsin diye işaretler koyarlar. Kırmızıları sancağa, beyazları iskeleye alıp, kolayca girilir. Ama şimdi bu mevsimde toplamışlar. Eski tecrübe ile gireceğiz.
(http://i.hizliresim.com/z4Rjl6.jpg)
Amazon - Azmak girişi
Önce kum plaja yanaşılır, uygun derinlikte plajın yanından kuzeybatıya yakın azmağa girilir. Hızlı gitmemeli, çünkü belli olmaz, pervaneyi boşu boşuna yere değdirmeye gerek yok.
(http://i.hizliresim.com/VYp96V.jpg)
Amazon - Azmak
Girince genelde sancak yakaya yakın gidilir. Zaten kendini belli eder. Eğer imkân varsa, motorun uskurunu çok fazla çürük su yapmayacak kadar bir kademe kaldırmak uygun olur. Diğer azmaklarda olduğu gibi, ağaçların kökleri kıyıyı öyle iyi sarmış ki, derinlik yeterli. Yavaş yavaş içeriye girmeye başladım. Bu azmak yaklaşık 300 metre kadar içeri girer ve buraya gidecek tüm Korsanlara çok tavsiye ederim. Resmen amazon! O da ne? Bizim kuğu orada süzülüyor. Bir fotoğrafını çektim. O kadar güzel ki, fotoğrafı alt-üst ettim, halâ güzel.
(http://i.hizliresim.com/MJYVv1.jpg)
Amazon - Azmak
İçeriye girmeye devam etiğinizde bir nihayete erer ki, orada Amazon Kamping'in bot iskelesi varır. Ondan sonrasına gidilmez. Botu bağlayıp, bu düzgün iskeleden karaya çıkıp, içeriye yürüyebilirsiniz. Amazon Kamping'in telefonu 252-43-69-111. Eğer akşam yemek yemek isterseniz ki pek güzeldir, önceden arayıp rezervasyon yapmalı, yemeği ve servisi misafirleri kadar açıyorlar.
(http://i.hizliresim.com/aEqllg.jpg)
Amazon - Azmak
Bu bölgede, yani Büyük Çatı'dan Okluk'a, hatta Karacasöğüt'e kadar yürüme ve bisiklet yolları gayet güzel işaretlenmiş. Kalkınma Bakanlığına bağlı GEKA - Güney Ege Kalkınma Ajansı (www.geka.org.tr (http://www.geka.org.tr)) ve Marmaris Belediyesi güzel bir iş yapmışlar. Zaten orman yollarında yürürken, yanınızdan gayet teşkilatlı bisiklet grupları geçiyor. Çok hoş.
(http://i.hizliresim.com/1dP6aG.jpg)
Bördübet - Orman yolu
İşte böyle bu cennet. Her daim sade ve saf güzellikten burnun sızlar. Sadece burası da değil ki, Knidos'da Artemis sunağında gece dolunay çıkınca da öyle, Bencik'te ağaçların suya aksi vurunca da öyle, ne bileyim, Göcek Boynuz'da sanki denize atlamak istemiş de arkadaşları otur oturduğun yerde demişler gibi uzanıp kalmış çam ağacında da öyle. Böyle kaç yer var. Şükür ki, bunları halâ böyle tutabiliyoruz, bilemem daha kaç yıl? Ama başta Sadun Boro olmak üzere emek verenlere bir teşekkür, rahmete kavuşanlara bir dua borcumuz var muhakkak.
İşte böyle çıkmaya başladım azmaktan. Yine sığlıklara dikkat ederek. Bizim kuğu, azmağın denize çıkışında, sığlığın ucunda ayakta duruyor. Sağolsun, sayesinde kolay çıktım sığlığa sürtmeden :)
Bu demir attığım yerde bir iskele var demiştim. Bu iskeleye çıkınca, 10 metre kadar tırmanılırsa orman yoluna çıkılır. Oradan istenirse koy içine doğru yürünülür, Amazon Kampinge ve dahasına buradan da gidilir. Veya Bördübet'e doğru yürünülür, ilk köşede çok güzel bir Gökova - Bördübet manzarası sizi kucaklar. Antremanlı iseniz, buradan Bördübet'e çok güzel bir yürüyüş yapılır.
(http://i.hizliresim.com/VYp9jr.jpg)
Gökova - Bördübet
Tekneye dönünce tekrar Poseidon'a ve Skiron'a baktım, yarına 6-7 kuvvete kadar batı-lodos veriyor. Evet, burada durulmayacak, keyfimiz kaçırılmayacak. Koltuğu, demiri aldım, güneş batmaya çok yakın, Amazon'dan çıktım. Zaten yolum kısa, bilemedin 40 dakika sonra Büyük Çatı'dayım. O ne? Yahu, bir taraftan güneş batıyor, diğer taraftan ay doğuyor usul usul. Gökova akşama yatıyor, hem de nasıl. Makinenin devrini biraz daha düşürdüm. Varsın geç gireyim Büyük Çatı'ya, olmazsa alargada kalırım. Yahu, yanıyor Gökova, aşkım Gökova! Kızıl, alev saçlı bir güzellik. Rakıyı da koydum yanı başıma. İçime çekiyorum görüntüyü, beni buraya gömün demem boşa değil be ya!
(http://i.hizliresim.com/NEVnza.jpg)
Gökova - Bördübet
(devam edecek) Selametle
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
İşte böyle güneş gidesiye kadar Büyük Çatı'ya girdim. Büyük Çatı'ya giderken en güzel işaret üzerinde rüzgârdan doğuya doğru eğilmiş çam ağacı olan küçük adadır.
(https://i.hizliresim.com/EJl26v.jpg)
Büyük Çatı önündeki ada 36D 47.9d N ve 28D 0.9d E
Batıdan veya kuzeyden gelirken bu adayı yeterli mesafe ile sancağa alıp koya güneye doğru girilir. Bu ada ile kara arasından geçilmez. Geçilir diyen var, siz takılmayın.
(https://i.hizliresim.com/6nRM60.png)
Büyük Çatı 36D 47.4d N ve 28D 0.8d E
İçeri girerken, asıl koydan önce iki demirleme yeri vardır. Birincisi hemen sancakta kalan sahildir. Rahat, ferah bir koydur. Batı fazla basarsa biraz solugan yapar, ama içerisi doluysa en iyisi buraya demirlemektir. İkincisi de bunun hemen güneyinde kalan küçük girintidir. Burası da çok temiz suyu olan bir yerdir, daha az solugan alır. Ama asıl koy, dirseği geçince sancakta önünüze açılan alandır. Burada, derinlik yettiği kadar güney yakasına yaklaşılır, demiri bırakıp, kuzey sahiline koltuk alınır. Eğer illâ ki batıya kıçını verip koltuk almak isterseniz, geri kalan tüm teknelere çapariz vermiş olursunuz, başınız belaya girer.
Ben işte böyle güney-kuzey zincir serip, güzel bağlandım. Mis gibi uyku.
(https://i.hizliresim.com/4lm9zQ.jpg)
Büyük Çatı
Şimdi bu yukarıdaki fotoğraftan Büyük Çatı'yı anlatayım. Solda ileride gördüğünüz sahil balıkçıların yeri, bir nev'i üssü. Onun arkası, sağa doğru azmağa doğru gider. Oraya su çekmeyen tekneleri bağlar, kışlatırlar. Arkası günlük ağaçları, onun da arkası çam ormanıdır. Güzel bir orman yolu Marmaris-Datça yoluna bağlanır. Yolda kaplumbağalar çoktur. Martılar her daim havada. Keklikler havalanır. Azmakın ağzında uzun bacaklı balıkçıl kuşları vardır.
Kahvaltıdan sonra botla koyu gezmeye çıktım. Bu yukarıdaki fotoğrafta sağda gördüğünüz koyu borda renkli alargadaki tekne ile merhabalaştık, hava hafiften basıyor, koltuk halatını bağladım. Pek güzel, alımlı bir tekne. Meğerse rahmetli Mustafa Koç'un Istanbul'da Kempinski önünde kaza yaptığı tekne imiş. Rina. Çok beğendim. Yelkenli tekneyi abrayamayacağımız yaşta, son merhalede de tek çifteye geçmeden, araya böyle usturuplu ve makûl boyu olan bir tekne sokulabilir diye düşündüm kendimce.
Sahili yavaş yavaş kürekle dolaştım. Balıkçıların iskelelerinden birine bağlayıp karaya çıktım. Orman yolu çok güzel, her taraf günlük ağaçları.
(http://i.hizliresim.com/7vm1dv.jpg)
Büyük Çatı - Orman Yolu
Buradan yürüyüp, balıkçıların olduğu sahilin arkasından onların alanına geldim. Orada karaya bir tekne çekiyorlardı. Bir traktör, uzunca ve kalın lastikleri olan bir treyler getirdi, suya soktu. Çekilecek tekne de kendi imkânı ile üzerine geldi. Traktör treyleri çekiyor, tekne de ileri viteste yol veriyor. Hop diye iki dakikada çekiverdiler 8-9 metrelik piyadeyi.
(http://i.hizliresim.com/4lmVoL.jpg)
Büyük Çatı
Burada bizleri ilgilendirecek en önemli şey, tatlı su. Kıyıda, balıkçıların olduğu yerde bir tulumba var ve suyu çok güzeldir, içilir. Bu tulumbaya ayrıca bir pompa (yerlileri motopomp der) bağlamışlar, yaklaşık 50 metre kadar da spiral hortumu vardır. İster su taşıma çantaları ile tekneye su alabilirsiniz, ister tekneyi yanaştırabilirseniz 50 metre kadar, hortumla da tanklarınızı doldurursunuz. Balıkçılara da 20 lira verseniz çay-çorba için, oldu bitti işte.
(http://i.hizliresim.com/4lmVJA.jpg)
Büyük Çatı - Tulumba
Ayrıca buraya taksi gelir. Olmaz ya, tekneye ikmal gerekirse, veya birisi ayrılacak ya da oradan katılacak ise taksi ile halledebilirsiniz. Numarası 537-251-2678 ve 537-921-3351. Zaten tabelası ağaçta duruyor :)
(http://i.hizliresim.com/QMXzmj.jpg)
Büyük Çatı - Taksi
İşte böyle zaman geçti, hava akşama doğru hafifliyor, zaten koyun içinde derdimiz değil. Bugün dolunay gecesi. Hazırlık yapmalı. Güzel mezeler hazırladım, sofrayı kurdum. Doğuya doğru pozisyon aldım havuzlukta, bekliyorum. Arkada nihavend faslı var. Vay vay vay, işte arz-ı endam diye buna derler. Sadun Boro bunu görünce "saluta la luna" derdi. Hakikaten öyle yahu. Öyle ağırdan, öyle endamlı, yahu öleceğiz burda... ya da öldük belki de?
(http://i.hizliresim.com/WY28AN.jpg)
Büyük Çatı
(devam edecek) Selametle
-
Murat korsanım teşekkürler, keyifle okuyorum.
Nerissa da bu yıl Gökova'da olacak demiştiniz, değil mi Hakkı Bey?
Murat korsanım, niyetimiz öyle bu yıl yazın bir bölümünü Gökova'da geçirmeyi düşünüyorum. Çok güzel yazıyorsunuz, anılarım canlanıyor, hatta gezerken farketmediğim güzellikleri sayenizde yaşıyorum, teşekkürler. Bir yerlerde karşılaşırsak sevinirim. Evlilik yolunda başarılar diliyorum, herşey gönlünce olsun.
-
Bugün 22 Nisan ve evet günlerden Cuma. Bugün Ören'e geçeceğim, tekneyi bırakıp malûm sebeple Ankara'ya gideceğim. 8:30 gibi Büyük Çatı'dan çıktım. Çıkarken botu da ön güverteye aldım, güzel bağladım. Hava bulutlu. Rüzgâr kalır gibi, batıdan 12-14 kn esiyor. 14.4 mil yolum var. Rotayı Mersincik Burnunun açığına verdim, ana yelkeni açtım. Daha burna yaklaşırken, rüzgâr düşmeye başladı. Kuzeye çıkarken hiç değilse batıdan gelen dalganın sallamasını azaltır diye ana yelkeni bıraktım. İşte sallan yuvarlan Ören Marina'ya 11:30'da girdim.
Ören Marina malûm yeni. Hatta resmi açılışı bile yapılmadı galiba? Kanal 72'yi kullanıyor. Bu kanalda sabah yunanlılar da yayın yapıyorlar, el telsizinde çok cızırtı var, aşağıdaki büyük telsizden konuşabildik. Karacasöğüt Global de Kanal 72'de. Sanırım 73'e geçmeliler? Her neyse girmeden atık istasyonunun yerini sordum, önce atık suları bırakayım, ondan sonra gösterecekleri yere geçeyim diye. Maalesef henüz atık su çekme ve akaryakıt istasyonu devreye girmemiş. Anam, yandık! Teknede tankları ağzına kadar dolu, yapacak bir şey yok. Gayet nazik ve iş bilen palamarlar teknenin yerini gösterdiler, bağlanmaya yardımcı oldular. Burada da, Port Göcek gibi tonoz halatını güverteye almıyorsunuz, baştan halat verip, tonoz halatının ucundaki radansadan geçirip, geri alıyorsunuz. Hem temiz, hem de bırakırken pratik. Dolayısıyla buraya girecek tekneler başta 10 metre kadar bir halat tutarlarsa iyi olur.
(http://i.hizliresim.com/MJYQbk.jpg)
Balım Ören Marina'da
Ören Marinayı bir yatırımcı grubu yaptı, Setur da işletmecisi. Marinanın başında 40 yıllık kardeşim, sevgili Can Polat var. Can bu işi en iyi bilenlerden. Bugüne kadar elinin değdiği her yer güzelleşti. Çalıştığı personel de her daim sevdi onu, zaten başarı da buradan geliyor. İşini sevgiyle yapar. Konuştuk, biraz hasret giderdik. Karacasöğüt'ten Haldun Sevel Ağabeyi gördüm, Maviş burada karada imiş - sonradan öğrendim ki Maviş'i satmış, teknesini değiştiriyormuş, hayırlı olsun. İçinde olduğu teknenin sonuna kadar hakkını verenlerden.
(http://i.hizliresim.com/2Z7dRL.jpg)
Ören Marina 37D 1.7d N ve 27D 59.3d E (mendirek ağzı)
Şimdi biraz da Ören Marina'dan bahsedeyim, çokça konuşuluyor. Bu tarafı bilenler bilir, Gökova'nın kuzey yakasında dağlar Ören'den itibaren hemen yükselir, Akyaka'ya kadar 900 metrelere varır. O yüzden Bodrum tarafında karayel, burada sıkı batıya dirise eder, bu yüksek kayaları yalar gider. Bazen de, kuvvetlice yıldız eserse, bu yakanın sahillerinde kıran rüzgârı yapar, ortalığı dağıtır. İşte Ören Marina bu sahilde. Her ne kadar Ören Yalısı denen Girme Burnunun arkasında kalır gibiyse de, tabii ki kuvvetli bir mendirek gerekmiş. Ancak anladığım kadarıyla bu dalgakıran beton bloklar, suyun altındaki beton sütunlar üzerinde duruyor (inşaatçılar bunun doğru ismini bilirler). Dolayısıyla buraya gelen dalga, aşağıdaki bu sütunların arasından içeride salınım yapıyor. Buraya gelen bazı denizcilerden içeride solugan olduğunu duymuştum, solugan değil, aradan geçen dalga bu. Can Polat, şimdi bu sorunu ortadan kaldırmak için su altında çalışma yaptıklarını, kısa sürede halledeceklerini söyledi. Umarım başarılı olurlar.
Onun dışında yeni bir marina. Kullanılan malzeme olağanüstü kaliteli. Pırıl pırıl. Tuvaletler duşlar vs şahane. Yüzer iskeleler ve üzerindeki tertibat birinci sınıf. Korsanlara uyarı: Ören Marinada sahil elektrik bağlantısı büyük boy priz istiyor. Küçük boy kullanıyorsanız ve teknenizde adaptör yoksa şimdiden edinin derim, zaten başka yerlerde de gerekiyor. Henüz dükkanlar tamamlanmamış, bir tane lokanta var - çok sevimli ve güzel yemek yapıyorlar, hatta akşama yemek bile ısmarlayabilirsiniz.
Ören Marina mendireğinin batı ucunda bir mini barınak var. Ucunda Yeşil çakar bir fener var Fl(2) G 8s. Burada da 3 tane yüzer iskele var. Kısa süre durmak için iyi olabilir. Önünde de Sahil Güvenliğin istasyonu ve teknesi duruyor.
(http://i.hizliresim.com/QMX55G.jpg)
Ören Marina - Batı mendireği 37D 1.9d N ve 27D 58.8d E
Her neyse, tekneyi güzelce yıkadım, kapattım. Yarım saatte bir Milas'a minibüs varmış Yalı'dan. Marinadan Yalıya güzel bir sahil var. Çakıl, tertemiz bir sahil. Arkada güzel evler, çoğunun önü balık lokantası. Güzel, temiz, tertipli bir yoldan minibüslerin kalktığı meydana 10-15 dakikada vardım. Milas 8 TL. Bu yoldan hiç gitmemiştim, çok çok güzel. Minibüsler de artık malûm ya Mercedes, ya Volkswagen, gayet konforlu. Minibüsün içi de eğlenceli. Yöre halkının aralarında konuşması, tabii eğer takip edebilirsen, inanılmaz güzel. Çocukluğumda Güllük Kıyıkışlacık'ta Cuma Dayı şöyle seslenmişti "beni eşeği bi bindirivee" :D Hey yurdum be!
Neyse bir saat olmadan Milas merkezde indim. Daha uçağa var. Milas'ın merkezi (eski Milas) gezdim. Nasıl güzel, nasıl temiz, nasıl refah, nasıl tertemiz pırıl pırıl insanlar. Bayıldım. Tee 1960'larda kurulmuş bir lokantada şahane ev yemekleri yedim. Oradan bir taksi ile havaalanı. Neyse, bundan sonrası Ankara ve Ören'e 24 Nisan Pazar akşamı dönüş - Korsan Kardeşleri sıkmayalım. Ama merak edenler için: gelin evlilik teklifimi kabul etti! Yani "senin gibi gayıkçıdan goca mı oluumuş, yörü git bakhem" demedi. Eh, benden de günah gitti güzelim t*"y+
(devam edecek) Selametle
-
Yahu Murat Korsanım, heyecanla beklediğim bir arkası yarına dönüştü yazınız... Bitmesin istiyor okurken insan... Fotolar, haritalar ve yazılar muazzam uyumlu ve ahenkli... Arada varsa birkaç video da ne giderdi hani...
Bu arada mutluluklar dilerim...
-
Murat Korsan,
Sabah sabah değerli yazılarınızı okuyarak çok mutlu oldum, Gökova ancak bu kadar güzel anlatılır, tşk ederim. Ayrıca size eşinizle mutlu ve huzurlu bir hayat dilerim. Bir yerlerde görüşmek üzere, selametle...
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
Nerede kalmıştık? 24 Nisan Pazar akşamı çok mutlu ve muzaffer bir kişi olarak Ankara'dan Bodrum'a döndüm. Kih kih, yani bu Bodrum'a gelmek değil de, Bodrum'a dönmek söylemi hoşuma gitti. İnşallah dört ya da beş sene sonra o da olacak, kısmetse.
Milas-Ören minibüsleri maalesef akşam 19:30'da bitiyor. Şimdi 8 liraya geldiğimiz yolu taksi ile 160 liraya döneceğiz. Yaaa, havalanından tekneye gitmek, uçaktan pahalıya geliyor. Her neyse artık. 11'e doğru teknede oldum. Yaşasın, eve geldim. Bu Ören Marinada henüz market olmadığı için, Ankara'dan bir sürü sebze meyve getirdim. Hiç o işlerle burada uğraşmama gerek yok. Sabah Can Polat ile biraz sohbet edip, çıkacağım. Artık hava tahminleri güneyli hava vermeye başladı. Gerçi Gökova'da Nisan ayında artık güneyli hava kalmaması lazım, ama galiba mevsimler bir aya yakın kaydı ve kaymaya da devam ediyor, bu presesyon meselesi yüzünden. Güneyli havanın beni işkillendirmesi şundan ki, burada keşişlemeden lodos'a kadar şiddetli rüzgarın sonu mutlaka ağır yağmur getirir, o da bana uymaz. Diyeceksiniz ki, uymaz da ne yapacaksın? Hiiiç, benimkisi kendimle muhabbet.
Sabaha kadar marinada çok fazla sallandım. İnşallah bu soruna kısa zamanda çözüm bulurlar. Tekne göbek atıp durdu. Sabah 10'da Ören Marina'dan misafirperverliklerine teşekkür edip, çıktım. Hava batı-lodos yönlü 15 kn civarında. Hedef Yedi Adalar, Bördübet'ten sonra bıraktığımız yerden devam edeceğiz. Bu Yedi Adalar denen bölge, Gökova'nın doğuda alnı gibi duran, güneyde Bördübet, kuzeyde de Akyaka'ya kadar giren kısmın ortasındadır. Yaz mevsiminde Gökova'nın ağzındaki karayel, buraya öğleden sonraları batı yönlü kuvvetli rüzgâr ile yüklenir, yüksek de dalga yapar. Ama bu adalar rüzgarı bir nebze, ama dalgayı kat'i olarak keser, içerisi havuz gibi olur.
(http://i.hizliresim.com/YbPmaz.png)
Gökova - Yedi Adalar 36D 52.5d N ve 28D 2.1 E (Teknenin durduğu yer Bekâr Limanı)
Yedi Adalar, genel kabul olarak kuzeyde fenerli Koyun Burnu Fl(3) 10s ve güneyde sektör fenerli Mersincik Burnu Fl WR 3s arasında kalan bölge gibi görünse de, tam olarak kuzeyde Kargı Burnu 36D 53.1d N ve 28D 2.5d E ve güneyde Taneli Burun 36D 51.8d N ve 28D 0.9d E arasında kalır. Yedi Adanın dördü, koyları batıya kapatan büyük adalardır; diğer üçü ise kuzeyde Kargı Burnunun önündeki miniklerdir. Adaların hemen hepsinin ve adalarla kara arasından olan geçişlerin hepsinden girilir, ama dikkat ederek. Çünkü hem sığlıklar, hem de tehlikeli topuklar vardır. Yukarıdaki haritada güneyde Taneli Burundan sonraki doğu-batı yönünde uzanan Martılı Adadır. Hakikaten, özellikle akşam vakti yüzlerce Martı çığlık çığlık güneşi birlikte uğurlarlar. İkinci ada lodos-poyraz yönündeki İnce Adadır, sonraki de daha büyükçe olan Topak Adadır. Gerçi bu adaların ismi haritalarda olmadığı için, herkesin koyduğu bir isim var galiba.
Şimdi, girişte eğer gece geliyorsanız çok dikkatli olun, birden fazla GPS kullanın ve yavaş olun. Hava yüksek ve dalgalı ise, hiç buraya girmeye teşebbüs etmeyin. Gece en rahat giriş İnce Ada ile Topak Ada arasıdır, ama unutmayın, yavaş. Yok gündüz geliyorsanız, hemen her girişi kullanırsınız. Taneli Burun ile Martılı Ada arası sığ, ama temizdir; Martılı Adaya daha yakın tutulur. Martılı ve İnce Adalar arası topuklar ileriye kadar uzanır, geçilebilirse de ne gerek var gibi? Benim de çoklukla kullandığım İnce ve Topak Adalar arası rahattır. Gece için bu girişi önermemin nedeni, iskandilde 20 metreyi koruduğunuz müddetçe başınız belâya girmez, ama siz içeriye girersiniz.
Bu Yedi Adaların içinde pek çok koy vardır, rüzgâra, keyfinize ve doluluğuna göre bir yer seçersiniz. Hemen hepsinin suyu pırıl pırıldır - ama gene de pek doğu ya da rüzgâr altı sahillerini tercih etmeyin - sebebi bu yazı dizisinin sonunda. Zaten bu bölgeyle ilgili internette çok fazla yayın ve yorum da var, uzatmayayım.
İşte her neyse Yedi Adalarda niyetim hem Bekâr'da, hem de Uzun Liman'da kalmak. Hava rüzgâr ve yağmur getiriyor. Burada geçirelim bari. Ören'den aşağı inerken ön yelkeni de açtım, motor yelken güzelce iniyorum. Koyun Burnunun önündeki kuzey kardinal şamandrayı iskelede açıkta bırakıp Teke Burnu, oradan güneydoğuya dönüp içeri girmeye hazırlanıyorum. Zaten hafiften rüzgar altına dönünce rüzgârın da faydası kalmadı, ön yelkeni toplayacağım. O ne? Roller halatı gelmiyor. Çekiyorum gelmiyor, asılıyorum gelmiyor, abanıyorum ı ıh. Geçtiğimiz yıllarda birkaç defa roller içinde halat sıkışmıştı, gidip baktım, pek öyle de değil. Rüzgâr da durup durup yüklendi, hoppalaaa. Hiç yapılacak iş değil, vince taktım roller halatını, vallahi gitar teli sesi gibi bir ses çıkıyor halattan, vinç yerinden çıkacak, gene de gelmiyor. Yapacak bir şey yok, yelken motor gireceğiz buraya. Rüzgârı sancak kıç omuzluktan alıyorum. Girerken bunu bozmamak lazım, tam geçişte kavança attırmak istemeyiz. O yüzden İnce Ada ile Topak Ada arasına elimden geldiğince yükselerek yaklaşıyorum. Neyse kolayca geçtim aradan. Yahu nedir bu? İçeride İnce Adanın arkasında gidip bir daha baktım, gözüme çarpan bir anormallik yok. Eh ne yapalım, elden geldiğince elle sarıp, iskota halatlarını da üzerine doladım, böyle demirleyip, sonra bakacağız artık. Güneye, Bekâr Limana yöneldim ağır ağır.
Ortalarda bir yerde durup botu indireceğim. Botu ön güverteye alıyorum. Eğer tekneden uzun süre ayrılacaksam da, balon mandarını botun önündeki mapaya bağlayıp hafiften yukarı çekiyorum ki, botun önü güverteye değmesin, iz yapıyor. İşte Ören'de tekneden ayrılırken de öyle yapmıştım. Bugün yola çıkarken de, nasılsa yelkenle fazla işim olmayacak diye bunu çözmemiştim. Hata! Bizim ön yelken kapanırken bu mandarı da kapmış, içine almış her nasılsa? O yüzden gelemezmiş roller halatı. Direkte balon mandarını koç bonuzundan fora edince bir çatırtı geldi, şöyle iyi bir zıngırdadı - titredi arma, her şey düzeldi. Hey Allahım, kopartacakmışız bir yeri. Ön yelkeni güzel sardım, botu indirdim, küreklerini donattım, demiri hazırladım, koltuk halatlarını hazırladım, Bekâr'a giriyorum.
(http://i.hizliresim.com/y4dQaM.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Bekâr Limanı 36D 51.4d N ve 28D 1.8d E
Bu Bekâr Limanı, Yedi Adalar'ın efsane koyudur. Yazın boş bulmak hemen hemen imkânsızdır. Ticari yatlar birbirleri ile haberleşirler ve biri çıkmadan diğeri gelir. Bazen ısrarcı olan yatlar üst üste burada kalırlar. Şimdi bu mevsimde ise benim! Zaten küçük olan bu koyun içi gayet sığdır. Girişte güneye doğru ilerlerken iskelede kalan doğu sahili nispeten daha derindir. İki türlü demirlenir: (1) kuzey-güney yönlü demir döşenir, güney yakadan koltuk alınır veya (2) koyun girişinde iskelede kalan çıplak taşlık sahile yakın demir atılır ve lodos yönünde, kıyıda denize uzanmış gibi duran ağaca doğru girilir ve koltuk alınır. Her ikisinde de göz iskandilde olur. Gerçi dip kum olduğundan, salma için fazla tehlike olmasa da, dümen palasını çarpma riski daha yüksektir. Bugünlerde lodos beklediğimden ve her daim Gökova'nın batı rüzgârından çekindiğimden, bu sefer doğu-batı yönünde demir attım, koltuk halatlarını da biraz açılı bağladım. Oh rahat. Cennet havuzuna hoş geldim.
(http://i.hizliresim.com/5V9J5R.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Bekâr Limanı
Altımda 3 metreden az su var. Salma değdi değecek. Ama koyun içinde mesafeler yeterli olmadığı için, kalomayı kısaltmamak için yerimde duruyorum. Su berrak üstü berrak. Geeeel diyor. Durulur mu?
Ardından güzel bir öğle yemeği, havuzlukta bir o taraf, bir bu tarafa gevşek gevşek yaslanarak ve dönerek keyif yapıyorum, kitap okuyorum. Burası kaçırılacak bir yer değil.
https://www.youtube.com/embed/KshMu_c4IBA
Akşamüstü hafiften yağmur başladı. Tahminlere göre yarın geceye kadar hava böyle. İçeriye girdim, kaloriferi açtım. Motor sabahtan güzel sıcak su yapmış, güzel bir yıkanmaca. Yemek, ardından sıkı bir caz koydum, siyah rom, kitap falan derken yatma vakti. Gece yarısı yağmur şiddetini artırdı. Güverte davul gibi ses çıkartıyor. İçerisi sıcak, güzel uyumuşum.
Sabah kesif bulut ve ağır yağmur ile uyandım. Bugün hep böyle anlaşılan. Gece yarısı bir balıkçı kayığı gelmiş, o da yanımda.
(http://i.hizliresim.com/dbjyGV.jpg)
Arada denize girip çıktım, ama hava da soğudu. Allahtan tente çok iyi, su geçirmiyor, yandan esinti ile biraz gelse de, en azından ilişerek havuzlukta oturabiliyorum. Bu tenteyi yaptırırken, serpinti körüğünü biraz uzatarak üstünün tentenin altına girmesini sağlamakla iyi etmişim, aradan yağmur gelmiyor.
(http://i.hizliresim.com/ZdNb3a.jpg)
Bugün de böyle geçti işte. Kitap üstüne kitap bitiriyorum. Akşam bir film seyredip, erkenden uyumuşum. Yarın hava açacak, ben de güzel yürüyüşe çıkacağım.
(devam edecek) Selametle
-
Güncelledim sayfayı, bir yazı daha :)
Yaşasın 1w5ey8
-
Pess :))) video fln yıkıldık burda
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
Evet, biraz hızlanmam lazım, yoksa bu hikaye pehlivan tefrikasına dönecek, bitmeyecek, herkes sıkılacak.
Bugün Nisan'ın 26'sı, günlerden gene bilmem ne? Sabah yağmur hafiflemiş ama, havanın açması öğleni bulacak. Sabah kahvesinden sonra teknede yapacak iş, tamir edecek yer arıyorum. Elektik paneline ise nedendir dokunmuyorum. Zaten oraya ayrı projem var. Tevzi tablosunun ve radyo, telsiz vs'nin monte edildiği sabit bir panel var Balım'da. Bu cihazların arkasına erişmek için koca paneli sökmek lazım, hiç pratik değil. Bazı teknelerde gördüğüm üzere, buraya iki kanatlı, sıra menteşeli dolap kapağı gibi birer kapak yapacağım. Açınca, hop içerdesin. İnşallah bu yaz hallederim.
Neyse, bari içerideki ahşapları temizleyip, cilâ yapayım. Az değil, yarım günümü alır. Sonra öğle yemeği işine giriştim. Radyo, daha önce dediğim gibi sadece TRT istasyonları. Dışarıda yağmur, içeride TRT Nağme, ocakta yemek, pek domestik oldu, güzel.
https://www.youtube.com/embed/DKhGAN_Sq9Q
Öğleden sonra hava hafiften açmaya başladı, ama her yer ıslaktır, dışarıda yürüyüş tat vermez. Ben de havadan dolayı buraya, Bekâr'a kısılan komşuma gittim. Kayığın ismi İzmirli Çarkçı. Eh, Çarkçı Kaptan diye seslendim. Çıktı dumbarçosundan kayığın. Canı sıkkın. Dışarıda sıkı hava var diyor, çıkamıyorum diyor, ofluyor. Biraz muhabbet ettik, eksiğini sordum, önce çay, sonra da az rakı... Ne yapacaksın, Bekâr Limanda komşuluk.
Çok yılar önce bende 5.75 Prenses varken, Göcek'ten Bodrum'a gideceğim. Kurtoğlu'nu döndüken sonra hava asıldı, o teknenin de gücü ne ki, ne yapacak? Zor belâ Sarıgerme önündeki Baba Adanın kuytusuna girmiştim. Gece hava artınca büyükçe bir piyade geldi yanıma. Araya koyduk usturmaçaları, yan yanayız. Bayram günleriydi. Yanında karısı, iki çocuğu bir balıkçı. Meğerse Marmaris Turunç'lu imiş. Oradan tanıdığım insanlardan, balıkçılardan bahsettik, Mustafa Kemal'den, karısının yaptığı limonlu revanilerden (of Allahım), Enişte'den, Yüksel'den, rahmetli Ruhi Su'dan, benim ilk kayığımın ismini esinlendiğim Orfos kayığından vs. Yemeklerimizi kattık. Adamın kıç küpeştede bağdaş kurur gibi oturup, çocuklarını dizlerine oturtup, o mağrur duruşunu hiç unutmuyorum. Çok güzeldi. Hey ülkem!
Bunlar "iyi insanlar, "insan" insanlar. Gecenin karanlığında balık peşinde ailelerini geçindiriyorlar. Bizler iyi hoş, tekne yelken falan da, bu insanlar gerçek denizci, kalpleri denizci. Yeri değil belki ama aktaracağım. Cevat Şakir'in hikayesidir, kitabında da yazar. madem Gökova rehberine dönüyor bu yazı... Okumayanlar, bilmeyenler için aktaralım: Halikarnas Balıkçısı, para kazanması lazım, Yunanlı tüccar da Bodrum'a gelip balıkçılara avans veriyor, işte İzmir'den Istanbul'dan yeni takımlar, ağlar vs alsınlar diye. Gökova'ya da büyük kasalar koyuyor, içi dağ buzu (sanırım Adanalılar bunu biliyorlar halâ, yazın erimez, sokakta üzerine şerbet döküp satılırdı 90'ların başında). Balıklar tutulacak, avans düşülecek, kalan para balıkçının olacak. Cevat Şakir de, yanında Aleko, Yatağan kayığı ile katılır bu işe. Çıkarlar Gökova'ya. Oraya gider, buraya gider, balık yok. Gelirler bakarlar ki, kasaların içi balık dolu, üzerinde de tutan kayıkların isimleri ile çeteleler var. Bunların morali iyice bozulur, bırak para kazanmayı Yunan'ın verdiği avansı ödeyemeyecekler. Birkaç gün daha uğraşırlar, birkaç küçük parça balık ile dönerler kasalara. Bakarlar ki Yatağan kayığının ismi hizasında bir sürü işaret... Ne bu diye sorar Cevat Şakir. Aleko da der ki, diğer balıkçılar hesapladıkları parayı çıkarttılar, baktılar ki bizde tık yok, tuttuklarını bize yazmışlar. Offff.
İşte böyle akşam ettik. Güneş ağırdan giderken, ister istemez biz nasıl böyle olduk diye üzüleyim mi, sıkılayım mı, hırslanayım mı, ağlayayım mı bilemedim. Offff ki ne.
(http://i.hizliresim.com/R3ydmo.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Bekâr Liman
Oldu Nisan'ın 27'si. Sabah hava fıstık gibi. Yağan yağmur, lodosun getirdiği Afrika kumlarını bir güzel sıvamış Balım'ın güvertesine, tentesine. Haydi bakalım, aldık elimize kovayı. Denizden su çekip, tekneyi yıkadık. Neyse tertemiz oldu. Diğer her türlü sabah ritüelini tamamladım, kahvaltıyı kısa tutup, botla karaya çıktım, yürüyüş var. Bekâr Liman'da kıyıda denize uzanan çam ağacının hemen yanından içeriye bir patika vardır, rahat,geniş. Bu patika hemencecik orman yoluna bağlanır. Eğer sola, doğuya giderseniz koyların arkasından Küfre'ye kadar çıkarsınız. O yol daha sonra içeriden Tuzla'nın arkası, ovadan Löngöz falan diye gider. Bense bugün sağa, batıya gidip, Çamaltı Koyuna kadar yürümek istiyorum.
(http://i.hizliresim.com/AJ29JB.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Bekâr Liman - orman yoluna bağlanan patika
Şahane bir yol bu. Geniş. Geçen kış mevsiminde de fazla zarar görmemiş. Normal şartlarda yağan yağmur suları bu yolları bozar, Orman İdaresi de her yıl greyder ile şöyle bir geçer üzerinden bunların. Neyse, çok sık bir orman içinde yürüyorum, kıyıya kimi zaman çok yakın. Arada az da olsa günlük ağaçları, uzun çamlar, taze yaban mersinleri, ismini bilmediğim türlü nebat. Öyle içine girilebilecek gibi değil, çok sık bir orman.
(http://i.hizliresim.com/R3yWra.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Gökağaç Bükü 36D 51.4d N ve 28D 1.4d E
Yürümeye devam. Bu yol hemen hemen düzdür, fazla yormaz. Her zaman söyledim gibi, uyanık olunacak, bastığın ve basacağın yere dikkat edeceksin. Çantanda mutlaka keskin bir çakı veya bıçak, elde uzunca bir sopa veya dal ve mutlaka arı sokmasına karşı pomat olacak.
(http://i.hizliresim.com/6nRopN.jpg)
Gökova - Yedi Adalar -Çamaltı Koyu 36D 51.6d N ve 28D 1.2d E
Yürüye yürüye Çamaltı Koyuna yakın bir tepeye kadar geldim. Bundan sonrasında orman da yerini makilere bıraktığı için, yol da bitmiş. Hemen aşağıda küçük bir tuzla var, ama pek bu sene deniz uğramamış buraya ki, tuzu yok. Ağırdan geriye döndüm. Tabii, buraya geldiğinize görürsünüz, etrafı göreceğiniz tepelerde ya da güzel sahillerde yerde sigara izmaritleri vardır. Şimdi tüm Korsan Kardeşlerden çok ama çok özür dileyerek, çünkü bunun toleransı yok.... ulan eşşekoğlueşşek, buralardaki ormanlar, işte Amazon'un sırtlarında dekarlarca alan, İngiliz Limanı, Löngöz (hem de üst üste iki kere) senin gibi sigarayı atan, ya da köşede bi mangal yapacaz - bişi olmaz diyen, çamaşır yıkayıverecem, az su ısıtayım diyen hıyar ağalarından dolayı yandı, gitti, kül oldu, içindeki hayvanatla birlikte. Her yıl OGM buralara ağaç dikiyor. Dikiyor da, hemen olmuyor ki. Marmaris'in arkası, eski TURBAN'ın arkası halâ kel değil mi? Yazıktır. Sizlerden rica ederim ki, yanınızda böyle şeyler yapan olursa, asla ayıp olur falan demeyin, müdahale edin. Hele mangala asla izin vermeyin. Muhatap olmak istemezseniz Sahil Güvenliği çağırın, vallahi Bodrum'dan 10 dakikada üşenmiyorlar, geliyorlar.
Neyse, bu gün de yavaştan, güzelim çam kokuları ve akşam vakti Martıların gösterisi ile bitiyor. Yarın sabah Uzun Liman'a geçilecek. Sonra? Benim Ankara'ya biletim 5 Mayıs, ama 2'sinden itibaren yine ağır yağmur var. Galiba Karacasöğüt ötesindeki Sedir Adası, Çamlı Liman (Gelibolu), Akyaka ve Akbük daha sonraki bir seyre kalıyor. Bakalım?
(devam edecek) Selametle
-
(http://i.hizliresim.com/YbPnVE.jpg)
-
Elinize sağlık ne güzel yazmışsınız. 1w5ey8
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
Nisan 28, günlerden Perşembe. Şimdi durup dururken niye mi günleri takip ediyorum. Çünkü yeni gelin aradı Ankara'dan, "2 Mayıs'tan sonra hava 4-5 gün bozuyor, yağmur var, orada kalma, ben Cuma akşamı tekneye geleyim, sonra Pazartesi birlikte dönelim" dedi. Yahu bu kız beni tek başıma Gökova'ya saldı da, evlenme teklifinden sonra işler değişti. İşkillenmeli miyim acaba? Bilemedim bak şimdi.
:) neyse, şimdi program değişiyor. Bugün Perşembe Uzun Liman'a gidilecek, Saklı Liman gezilecek, yarın Cuma Yedi Adalardan Değirmen Büküne kadar koylar tavaf edilerek, akşam Karacasöğüt'ten Arzu alınacak, hafta sonu Değirmen Bükü, muhtemelen Okluk, Pazartesi de Karacasöğüt Global Sailing iskelesine tekne bağlanacak ve Ankara. Aslında bu geziye Sedir (Şehir) Adası, Çamlı Koyu (Gelibolu), Akyaka ve Maden İskelesi ile Akbük de girecekti. Artık bir sonraki sefere. Zaten ben Ankara'da olsa olsa 1-2 hafta dayanırım. 5 Haziran'da da Sadun Ağabeyi'in ölüm yıl dönümü, tören var Okluk'ta.
Bekâr Limanından ağırdan çıktım. Bu bölgedeki azmaklardan bahsetmiştim. İşte bunların getirdiği alüviyonlar sebebiyle çipa anormal iyi tutar koylarda. Bekâr'da üç gün kaldım ya, çipa apikoya geldi, ırgat çekemiyor. Maazallah sigorta falan atar, öyle yapışmış kuma. Irgatı bırakıp, az tornistan ile demiri söktüm saplandığı yerden, çıktım Bekâr'dan.
Yolum pek uzun, 1 mil! O yüzden nasıl ağırdan alıyorum. Uzun Limanın girişi temizdir. Hele 20 metre derinliği kollayıp girmek çok kolaydır. Girerken ve içeride kuzey yakasına biraz daha yakın gitmek daha güvenlidir.
(http://i.hizliresim.com/R3ELy1.png)
Gökova - Yedi Adalar - Uzun Liman 36D 52.0d N ve 28D 2.9d E
Uzun Liman'da içeriye girince hemen sancakta kalan batı yakasına koltuk alacak, kıçı batı rüzgârına verecek şekilde demirlemek en güvenlisidir.
(http://i.hizliresim.com/bbQA5m.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Uzun Liman (birinci demir yeri)
Güney yakada ardarda olan girintilere de girmek mümkün ise de, bunların içinde en rahat edeceğiniz, güney yakadaki batı tarafındaki hemen ilk koydur. Uzun Limanın önünü kapatan burnun ortası (yukarıdaki fotoğraf) alçak olduğu için, hem girişten, hem de bu alçak belden gelen rüzgâr içeriyi tahmin edilenden daha fazla etkiler.
(http://i.hizliresim.com/4lY2qq.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Uzun Liman (ikinci demir yeri)
O bakımdan bu ikinci önerdiğim koyda, iskele bordadan veya baştan kıyıya çima tutmakta yarar vardır. Her neyse işte içeri girdim, bomboş, oh ne alâ. Bu birinci diye tarif ettiğim yere kıçtan kara demirleyeceğim, çünkü bugün kuvvetli batı rüzgârı var. Demirleme faslından sonra hoppala deniz, pek güzel. Burada yapacak fazla bir şey yok. En ilginç olanı Uzun Limanın doğu yönünde dibindeki Saklı Limana botla gitmek. Onun dışında ön güvertede biraz güneşlenmece, hangi biranın daha çok soğuduğu anlamak için birkaç tanesini içmece, sıkıldıkça denize atlamaca. Bu arada teknede tamirlik bir şey olmayınca, başladım her fırsatta cila yapmaya. Havuzluk, dümen konsolu ve kıç pırıl ötesi oldu. Güverte ve bordayı ise Karacasöğüt'te yeni aldığım makine ile yapacağım.
Ve fakat rüzgâr basmaya başladı arkadan. Bot kürek giderim de, dönmek zor olur herhalde. Üniversitenin ilk yılında dersler kolay, ben de denizle falan ilgili ne var diye baktım, ODTÜ kürek takımına girdim. Zannettim ki, kürek çekeceğiz, su, eğlence vs. Dört günün üçünde koşuyoruz, ağırlık kaldırıyoruz. Sadece tek gün 8 tek'teyim. Neyse, yazın Istanbul'da kız arkadaşıma geliyorum. Tarabya'dan kayık kiralayalım, Yeniköy'e akrabalara gidelim dedi. Bana! 8 tek'in en civanına! Yahu aradığım fırsat. O zamanlar Tarabya koyunun dibindeki ağacın altında dere akar, kıyısında da kayıkçı var. Kiraladık bir tane, çıktık koydan. Ben bir çekiyorum, kayık üç gidiyor. Kürekçiyiz ya! Neyse geldik Yeniköy'e. Ben daha yeni akıntının farkına varıyorum ki, külüstür çipa Yeniköy yalılarının önündeki kayalarda bile tutmuyor. Bundan sonrasını anlatmayayım aslında. Geri dönerken, Kalkavan Yalısının az ötesine, Adliye'ye kadar ancak gelebildim, ellerim patladı, kan revan içinde. Allahtan bir motor geçiyordu, el ettik falan, Tarabya'ya dönüş muhteşemdi. İşte burada da öyle olsun istemem, hele lastik botla! Motoru indirdim üşenmeden.
(http://i.hizliresim.com/2Zvmoj.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Uzun Liman (doğuya doğru Saklı Limana bakış)
Bu Uzun Liman, girişinden dibine, Saklı Limana kadar yaklaşık 1100 metredir. Ortalarına doğru güney yakasından bir kum bankı, koyun ortalarına kadar gelir. O yüzden tekne ile girilecekse kuzey kıyısına 20-25 metre mesafeden seyretmek doğru olur. İçeriye yaklaşınca küçük bir burun, karşısında balıkçıların iskeleleri başlar. İçeride iki azmak buraya su taşır. Katamaranlar ve az su çeken tekneler için ilginç olabilir, ama suyu azmaklar yüzünden berrak değildir. İstenirse buradaki iskelelerden çıkıp, ormanda yürüyüş yapılır.
(http://i.hizliresim.com/qB9qbq.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Uzun Liman (Saklı Limandan batıya bakış, uzaktaki beyaz nokta Balım)
Tekneye döndüm. Rüzgâr iyice azdı, arada direk başı sensörünü açtım, 38 kn gösteriyor. Allahtan kıçımı vermişim, rüzgara. Ona rağmen, koyun girişinden basıyor tekneye. İskele baştan kıyıya bir koltuk daha aldım. Akşama doğru hava düşmeye başladı, sakinlemesi gece yarısını bulacak herhalde.
(http://i.hizliresim.com/gojlOZ.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Uzun Liman
Bu Yedi Adalar'da bugüne kadar huzur yapmışlığım yoktur. Hep hava bastı. Belki bir gün? Küfre'ye gitsem bundan iyiydi herhalde. Her neyse. Yarın pek çok koyu dolaşıp, Karacasöğüt'e gidiyorum, gelini almaya. Umarım hava sakin olur da, rahat rahat hepsine girerim. Keşke zamanım olsaydı da, Fener Koyunda, Löngöz'de, Balısutası Koyunda da geceleyebilseydim.
(http://i.hizliresim.com/R3Eygo.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Uzun Liman
(devam edecek) Selametle
-
İlkbahar'a Gökova (devam)
Nisan 29 Cuma. Bugün Yedi Adalar'dan çıkıp, Gökova'nın başka güzel bir bölgesini gezeceğim: Koyun Burnu - Karacasöğüt arası. Hafta sonu da efsane Değirmen Bükü gezilecek. Sabah hva sakinlemiş, deniz yatmış. Dün hızını aldı tabii. Uzun Liman'dan çıkışı yine ortalayarak, hafif kuzey kıyıya yakın çıktım. Çıkışın kuzeyinde Babuş Burnu var, arkası içerlek bir koydur, güzel.
(http://i.hizliresim.com/kvZAmJ.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Babus Koyu 36D 52.3 N ve 28D 3.3d E
Kuzeye doğru çıktıkça Küfre Koyuna gelinir. Burası kuzeye giren büyükçe bir koydur. Batı sahili derince olup, demirlemek ve sahilden koltuk almak mümkündür. Koyun dibinde, kuzeyde azmak vardır ve bir de lokanta. Burada yazın sabahları güzel tava ekmeği çıkar. Yapa yapa öğrendi ki, güzel tuzda levrek yapar. İsterseniz pişiip alüminyum folyoda sıcak sıcak tekneye de getirir. Telefonu 539-761-6327. Gördüm ki, bu lokanta Küfre'de teknelerin demir yerine birkaç tane de tonoz bırakmış.
(http://i.hizliresim.com/J2dXm5.jpg)
Gökova - Yedi Adalar - Küfre 36D 52.d N ve 28D 3.3d E
Küfre'den çıkıp, Kargı Burnuna da fazla yaklaşmadan Yedi Adalar bölgesinden ayrıldım. Hava bulutlu, ama sakin. Teke Burnunu dönünce doğuya doğru Hırsız Koyu girer. Buraya hiç uğranılmaz, merak etim, vaktim de var, haydi sancak alabanda, girdim koya. Sakin, güzelce bir koy, ama burada hava rahat vermez. Güney-doğu köşesinde bir girinti var, ancak balıkçı kayıkları girer - sığ.
Haydi döndük Koyun Burnuna tekrar. Bu burundan sonra Gökova doğuya doğru girer, taa ki Çamlı Koy - Gelibolu'ya, oradan da Akyaka'ya kadar. Koyun Burnunun üzerinde bir fener Fl3 10s vardır, ama kaidesi metal iskelet olduğu için gündüz uzaktan seçilemez. Bu burnun yaklaşık 0.4 mil batısında kuzey kardinal şamandrası vardır, ama her şartta batı tarafında kalacak şekilde uzakta tutmakta yarar var. Daha önce yazdığım gibi bu bölgedeki derinlik ölçümlerine asla güvenmeyin, çoğu hatalıdır, her daim emniyet payı bırakın. İskandilde derinliklerin ne kadar hızlı azaldığını görünce hayret edersiniz. Bu yılbaşında şamandrayı yenilemişler, sarı renk parlıyor. Bu Koyun Burnu ile şamandra arasından yerli tekneler, guletler geçiyor, ben denemedim.
(http://i.hizliresim.com/9LvRJ8.jpg)
Gökova - Koyun Burnu ve Feneri 36D 55.5d N ve 28D 1.3dE
Batısındaki sığlık şamandrası 36D 55.4d N ve 28D 0.9d E
Bu Koyun Burnunun önündeki şamandrayı sancakta bırakıp, güneyden gelip kuzeye doğru geçince, doğuya döndüm, Koyun Burnunun hemen arkasındaki Fener Koyuna girdim.
(http://i.hizliresim.com/v4Ym1r.png)
Gökova - Koyun Burnu arkası - Fener Koyu
Bu Fener Koyunda yan yana kuzeybatı, batı, güneybatı ve güney sahili olan dört koy vardır, hangisini beğenirseniz artık. Rüzgâr genelde batılı olduğu için suyu pek güzel ve temizdir. Buraya özel gelip günlerce kalan tekneler biliyorum. Batı sahlinden akşam tepeyi aşınca muhteşem bir gün batımı izlenir. Ama benim vakim yok, maalesef kalmayacağım.
Bu Fener Koyundan itibaren doğuya, Tuzla Koyu uzanır. Kuzeydoğusundaki Tuztutan Burnu, Tuzla koyunu nredeyse fiyort gibi kapatır. Buraya tuzla denmesinin sebebi, doğuya doğru içeri girerken, iskelede kalan çakıllık sahilin arkasında doğal bir tuzla olmasındandır. Doğuya doğru girdikçe su sığlaşmaya başlar. En dibe girmeden önceki boğumda 10 m olur ve ondan sonra hızla azalır.
(http://i.hizliresim.com/NEY3zQ.jpg)
Gökova - Tuzla Koyu doğu sahili 36D 55.8d N ve 28D 4.0d E
Bu yukarıdaki fotoğrafta Tuzla'nın doğu sahili görülüyor. Birazdan Löngöz'e gideceğim. Löngöz'ün batı azmak tarafı ile burası arasında, iki dağın vadisinde çok güzel bir ova, güzel bir köy, tarlalar ve yürüyüş yolu vardır - vaktiniz olursa tavsiye ederim. Yaklaşık 2.5 km bir mesafedir. Hatta bir kişi kendini feda edip, tekneyi Tuzla'dan Löngöz'e götürürse, oh ne alâ!
Tuzla'dan çıkıp, Tuztutan Burnundan sonra kafayı yine doğuya verdim, kıyı seyri ile gidiyorum. Bu rota, eğer Bodrum'dan geliniyorsa da, işte Değirmen Büküne ve bu sahillere inilen rotadır. Buraya gelince girişler, koylar rahat seçilmez, hele bilmeyen için.
(http://i.hizliresim.com/nrYkvR.jpg)
Gökova - Tuztutan Burnundan doğuya - önde üçgen tepenin arkası Nergislibaşı Koyu, onun arkasında ileriye uzanan burun Löngöz
(devam edecek) Selametle
-
Ne kadar işime yarayacağını tahmin edemezsiniz.
Her şey "kolayına" olsun.
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
29 Nisan Cuma gününde Tuztutan Burnundan doğuya doğru, yaklaşık 90 derece baş ile gidiyorum. Bu yazılarda dedim ya, süre kısa olunca gideceğimiz koylara uçar gibi gideriz, mis gibi koyları ıskalarız. İşte Nergilibaşı Tepesinin altındaki koy da öyledir. Batıdan yaklaşırken, üçgen sivri tepelik burnun arkasında kalır.
(http://i.hizliresim.com/81mlAa.png)
Gökova - Nergislibaşı Koyu 36D 56.5d N ve 28D 4.6d E
Hemen 1 mil doğusunda Löngöz Limanı 36D 56.3d N ve 28D 5.6d E
Yukarıdaki Navionics haritasında görülen sığlık ölçümü yanlıştır. Koyun batı sahili hariç derinlikler 30-40 metre civarındadır. Güney yakası, yukarıda 180 metrelerden aşağı dik yamaç şeklinde iner ve üzeri çam ve diğer nebat ile kaplıdır. Suyu tipik Marmaris lacivertidir. Batı sahiline koltuk alınırsa her havadan korunarak güzel yatırılır.
https://www.youtube.com/embed/4EtxDrV3ryM
Gökova - Nergislibaşı Koyu
Buradan çıkıp, yine doğu yönünde 1 mil kadar gidince güzel Löngöz Koyunun girişi sancak başomuzlukta çıkar.
(http://i.hizliresim.com/EJQVGz.jpg)
Gökova - Löngöz Koyu
Löngöz, yukarıdaki haritadaki gibi önce güneydoğuya, sonra güneye, en sonda da güneybatıya doğru giren korunaklı bir limandır. Batı sahilinin arkası Tuzla Limanıdır. Bu koya birisi batıdan, birisi güneyden olmak üzere iki azmak ciddi alüviyon getirir. O bakımdan koya girince, hemen sancakta kalan kuzeybatı sahiline koltuk alacak şekilde demirlenir. Öğleden sonraları Tuzla tarafından rüzgâr içeri girdiği için, sancak baştan çima tutmak rahatlatır. Koyun ileride güney sahilinde okaliptüs ağaçlarının altında bir lokanta vardır. Marmarisli bir genç ile yabancı bir hanım birlikte işletirlerdi orasını, halâ öyle mi bilemiyorum? Genelde az su çeken birkaç tekne olur, kışlayan da bulunur burada. Bu lokanta için ya da çevresinde gezmek için botla giderken, azmak ağızlarına dikilen sopalara dikkat edin.
Löngöz'ün hemen doğusunda kalan minik koyun ismi de Ballısutası Koyudur. Buraya da hiç girmemiştim, haydi bakalım.
(http://i.hizliresim.com/bbQ58j.png)
Gökova - Balısutası Koyu 36D 56.1d N ve 28D 6.7d E
Girerken dikkat. Bu noktadan itibaren Değirmen Büküne kadar, bilhassa Körmen Adaları etrafında ciddi topuklar var. Bu koy diğerleri gibi çok cazip görünmedi gözüme. Batı sahiline yanaşmalı, ama koltuk alacak ağaçlar çok uzakta, bazı teknelerin halatı bile yetmeyebilir?
(http://i.hizliresim.com/81mgmW.jpg)
Gökova - Balısutası Koyu
Buradan kuzeye yeteri kadar çıkıp, Körmen Adalarını hizaladım, az sonra yine doğuya, sonra da Körmen Adalarının altında kalan Çamlı Adaya yöneldim. Buralarda fazlaca bir şey yok. Minik koylar, topuklarla dolu. Bu Körmen Adaları, ile Çamlı Ada ve Ayın Limanından önceki İnce burun arası gayet sığ olup, dip kayalıktır ve çok güzel şnorkel yapılır.
Şimdi eğer Bodrum tarafından bu tarafa gece geliniyorsa, iskelede Termik Sanral, sancakta Koyun Burnu feneri zaten iyi bir kanal yaparlar. Değirmen Büküne yaklaşırken önce Körmen Adalarının feneri Fl(2) 8s ve Değirmen Bükünün doğu çıkışındaki Kara Ada Feneri Fl 8s arasındaki hattın içine girmedikçe sıkıntı olmaz. Buraya yaklaşınca bir de Sedir Adası sektör feneri Fl WR 10s çakmaya başlar, yolunuzu buldurur size.
İşte böyle böyle hafiften Ayın Limanına da girip çıkıp, Değirmen Bükünün kuzeyindeki bir koyu gözüme kestirdim. Bundan sonra Karacasöğüt'e 40 dk yolum var. Arzu gece gelecek, Dalaman üstünden, eh bari burada bekleyeyim.
(http://i.hizliresim.com/QM1AAr.png)
Gökova - Değirmen Bükü girişi 36D 56.5d N ve 28D 8.6d E
Şimdi bu Değirmen Bükünü anlatmak için ayrı bir fasıl açmak lazım. Gerçi Sadun Boro kitabında öyle güzel anlatmış ki, bize asla laf düşmez. Burası hemen her havaya göre bir demirleme yeri veren, çok büyük dere ve azmaklar ile sığlıkları olan, orman yolları ile çevrelenmiş bir cennettir. İngiliz Limanı diye bilinen koyun yamaçları bir su kaynatma uğruna yıllar önce yanmasa idi, şimdi daha da güzel olurdu. En bilinen koyları kuzeyden girişten itibaren iskelede kalan Sazan Koyu, onun hemen altındaki isimsiz koy (ki yukarıdaki haritada Balım orada görünüyor), güneye indikçe sancakta Hırsız Koyu, onun hemen batısından ters tarafa kuzeye giren İngiliz Limanı ve karşısındaki Okluk Koyudur. Sadun Boro yıllarca Kısmet'i bu Okluk Koyunda "8 numaralı ağaç" diye tabir ettiği ağaca koltuk alarak tutmuştur. Öyle ki bilenler, Kısmet orada olmasa da bağlamazlardı bu ağaca.
Neyse hafta sonu Arzu gelince Okluk'a geçeceğiz, daha detaylı anlatırım. Şimdilik Sadun Boro anısına Okluk'taki meşhur fotoğrafı koyalım buraya. 5 Haziran 2016 günü tören yapılacak birinci ölüm yıldönümü dolayısıyla.
(http://i.hizliresim.com/R3EYoG.jpg)
Sadun Boro - Kısmet - Okluk
Ben şimdi kuzeyde kalan Sazan Koyunun bir altındaki koya giriyorum. Bu koya gelirken iskelede kalan Zeytinli Ada (şimdi ismi değişiyor galiba her nedense) üzerinde Navionics'te birisi fener işaretlemiş. Öyle bir fener yok orada - bilginize. Herhalde Kuzeyde kalan Kara Ada fenerini koymak istemiş? Bu koyda (hadi güney Sazan Koyu diyelim) içeride üç tane bağlama yeri verir, alargada da pek güzel kalınır. Kuzeye bakan girintiye girilirse, öğleden sonra rüzgârı daha az etkiler herhalde. Suyu derin, lacivert rengidir.
(http://i.hizliresim.com/jnz5BJ.jpg)
Gökova - Değirmen Bükü, Sazan Koyunun güneyinde kalan koy
(http://i.hizliresim.com/0Dbqy9.jpg)
Gökova - Değirmen Bükü, Sazan Koyunun güneyinde kalan koy
Bu koya girerken, Zeytinli Adayı iskelede bırakıp da, küçük burnun içine girince, çok güzel şirin bir koy daha var. Arkadan gelen dalgayı keser, ama rüzgârı engellemediği için ferah olur. Sahilde büyük çam ağaçları vardır, güzel koltuk alınır, suyu olağanüstü berraktır, eğer karayel ya da batı esiyorsa.
https://www.youtube.com/embed/eZuEdluv89s
Gökova - Değirmen Bükü, Sazan Koyunun güneyinde kalan koy
Akşama doğru toparlandım, Karacasöğüt'e gittim. Global Sailing'de sözleşmem 1 Mayıs'ta başlıyor. Gerçi kabul ederler ama şimdi insanları da ayaklandırmayalım dedim, alargada kaldım. Gece gelin gelecek, Cumartesi ve Pazar Okluk Koyu gezilecek, oranda yürüyüş yapılacak, Pazartesi tekne Global'e bağlanıp sefer sonrası temizliği yapılacak, Ankara'ya dönülecek. O tarafı da bir sonraki yazıya... Uzattım, kusura bakmayın.
(devam edecek) Selametle
-
"Uzattım" ne demek. Elinize, kaleminize sağlık. Daha da uzatın lütfen. Mutluluklar.
-
bu paylaştıklarınıza, emeğinize bizim teşekkür etmemiz lazım,
iyi ki bu forum var,iyi ki varsınız Murat kaptan ....
-
Bence daha da uzasın.. :-*
-
Bu seyir yazısı çok güzel..tam bir pilot kitap gibi..her detay düşünülmüş, denizciler için çok faydalı olacak..
Benim moderasyondan isteğim; Bu yazıları bizim arada yazdıklarımızdan arındırıp, bütün halde gekopedia veya başka bir yerde birleştirip, gökova başucu kitabı gibi kullanıma açmaları...
Not: elbette Murat Korsan izin verirse..
-
Kaleminize sağlık. Çok güzel.
Dilediğiniz kadar uzatın hatta siz bütün sezonu sürekli teknede geçirin, böyle anlatarak, her gün bizimle de paylaşın. :D
Ve Eyüp abi'ye de kesinlikle katılıyorum. Sadece anlatımın olduğu tek bir başlık olmalı bence de. :-*
Ayrıca moderatör arkadaşlar, sadece söylemekle olmaz bir de yapması var derler ise, forum'a uygulanacak şekli ile ne ve nasıl yapılması gerektiğini söylerler ise yardımcı olabiliriz. En azından kendi adıma yardımcı olurum.
-
Kaleminize sağlık. Çok güzel.
Dilediğiniz kadar uzatın hatta siz bütün sezonu sürekli teknede geçirin, böyle anlatarak, her gün bizimle de paylaşın. :D
Ve Eyüp abi'ye de kesinlikle katılıyorum. Sadece anlatımın olduğu tek bir başlık olmalı bence de. :-*
Ayrıca moderatör arkadaşlar, sadece söylemekle olmaz bir de yapması var derler ise, forum'a uygulanacak şekli ile ne ve nasıl yapılması gerektiğini söylerler ise yardımcı olabiliriz. En azından kendi adıma yardımcı olurum.
Herkese teşekkürler. Aslında Sadun Ağabeyin kitabını almak yeterlidir. Biz biraz köpürttük işte.
Kaan Ö Korsan Kardeşimizin "tüm sezon" dediği işte bu Gökova'da bu kadar zevk vermez. Koylar çok kalabalık olur. Hele ticari yatlar ve guletler ile durum fecaat olur. Çünkü mürettebatı uzun süredir kurmuş kendisini Gökova'ya gideceğim diye. Dünyanın da parasını vermiş. Koylarda yüksek müzik, bağırtı çağırtı, gece desen öyle... Tam takım tüketmeye gelirler bu güzelliği. O bakımdan fırsat olsa yazın çekerim tekneyi karaya. Bunu bilenler genelde uzak Ege Adalarına kaçarlar yazın. Bana sorarsan Gökova'nın en güzel sezonu Eylül'de okullar açıldığı zaman başlar, Kasım, Aralığa kadar gider.
-
Bu seyir yazısı çok güzel..tam bir pilot kitap gibi..her detay düşünülmüş, denizciler için çok faydalı olacak..
Benim moderasyondan isteğim; Bu yazıları bizim arada yazdıklarımızdan arındırıp, bütün halde gekopedia veya başka bir yerde birleştirip, gökova başucu kitabı gibi kullanıma açmaları...
Not: elbette Murat Korsan izin verirse..
Kaleminize sağlık. Çok güzel.
Dilediğiniz kadar uzatın hatta siz bütün sezonu sürekli teknede geçirin, böyle anlatarak, her gün bizimle de paylaşın. :D
Ve Eyüp abi'ye de kesinlikle katılıyorum. Sadece anlatımın olduğu tek bir başlık olmalı bence de. :-*
Ayrıca moderatör arkadaşlar, sadece söylemekle olmaz bir de yapması var derler ise, forum'a uygulanacak şekli ile ne ve nasıl yapılması gerektiğini söylerler ise yardımcı olabiliriz. En azından kendi adıma yardımcı olurum.
Olacak. Bu başlık ve bunun gbi Gekopedia'da yer alması gereken seyir notları, teknik konular vb. başlıklar, ara yazılardan arındırılıp yeni ve işlevsel Gekopedia'da yayınlanacak. Böylece emsalsiz bir kaynak oluşacak.
-
Elinize, emeğinize sağlık Murat Korsanım, daha önce paylaştığınız yazılarınızı da keyifle okumuştum; ama bu kez daha bir keyifli olmuş. Hanımefendinin etkisi sizi daha bir coşturmuş sanki. Şaka bir yana kutluyorum, Allah tamamına erdirsin. Selametle
-
Murat korsanim
Paylasiminiz icin tesekkurler super olmus cok ise yarayacak..devamini bekleriz Ankarali hemserim.
-
Murat korsanim
Paylasiminiz icin tesekkurler super olmus cok ise yarayacak..devamini bekleriz Ankarali hemserim.
Sonunu getireceğim, iki yazı daha kaldı. Ama şimdi kızımla tekneye geldik. Keyif yapıyoruz. Dün Gökova sert esti, şahane yelken yaptık, ama yordu. Ankara'ya dönünce İlkbahar'da Gökova'yı tamamlarız.
-
Şimdiye kadar okuduğum en keyifli, haritalarla ve fotolarla zenginleştirilmiş, bilgilendirici seyir yazılarından biri. Keşke dünya turuna da çıksanız, ama böyle yazmaya devam ederek, biz de sizi takip etsek. Ne iyi ederdiniz, hem kendinize hem de bize...
-
Keşke dünya turuna da çıksanız, ama böyle yazmaya devam ederek, biz de sizi takip etsek. Ne iyi ederdiniz, hem kendinize hem de bize...
Hımm, dünya turu... Şimdi size yazacağım diye 2000-3000 mil okyanusları geçeceğim, salak kabalak adalarda, kıyılarda dolanacağım, güneydoğu asyada mideyi bozacağım, Aden Körfez'inde esir düşeceğim, Mısır'da yine bir darbe olacak kanaldan geçemiyeceğim... Siz de burada cennet koylarda, körfezlerde keyif yapacaksınız ki yemez :) şimdi Okluk'ta dolunayın çıkmasını bekliyoruz, tam teşkilat!
Selamlar, sevgiler tüm Korsanlara
-
Keşke dünya turuna da çıksanız, ama böyle yazmaya devam ederek, biz de sizi takip etsek. Ne iyi ederdiniz, hem kendinize hem de bize...
Hımm, dünya turu... Şimdi size yazacağım diye 2000-3000 mil okyanusları geçeceğim, salak kabalak adalarda, kıyılarda dolanacağım, güneydoğu asyada mideyi bozacağım, Aden Körfez'inde esir düşeceğim, Mısır'da yine bir darbe olacak kanaldan geçemiyeceğim... Siz de burada cennet koylarda, körfezlerde keyif yapacaksınız ki yemez :) şimdi Okluk'ta dolunayın çıkmasını bekliyoruz, tam teşkilat!
Selamlar, sevgiler tüm Korsanlara
İyimiş:)
-
İlkbahar'da Gökova (devam)
Eveeet, artık bitiriyoruz. Bugün 30 Nisan Cumartesi, Değirmen Bükü ve Okluk var iki gün boyunca. Pazartesi de Karacasöğüt, tekne Global Sailing'e bağlanacak ve Ankara.
Dün gece gelin hanım tekneye teşrif etiler. Aman pek güzel bir durum. Tekneyi de temizlemiştim, bal dök yala yani. Sabah erkenden Değirmen Bükünün yolunu tuttuk.
Gerçi Değirmen Bükü pek bilinen, polüler bir yerdir, ama ben bilmeyenler için anlatayım. Eksiklerim varsa, Korsanlardan tamamlayan olursa sevinirim. Bu Değirmen Bükünde hemen her rüzgâra göre barınılacak koylar vardır, seç beğen al. Aşağıda ben bildiklerimi yazmaya çalıştım.
(https://i.hizliresim.com/l108QX.png)
Gökova - Değirmen Bükü
(1) Sazan Koyu. Değirmen Büküne kuzeyden girişte, Kara Ada ile Zeytinli Ada arasından doğuya dönüldüğünde karşıda kalan koy. Geniş ve ferahtır. Ama hakim karayel ve batı rüzgârları burayı etkiler. Ben bugüne kadar kalmayı düşünmedim.
(2) Sazan Koyunun güneyinde kalan koy. Burası Zeytinli Adanın güneyinden dolaştığınızda doğuda kalan koy. Girerken iskelede, hemen koyun başında alçak bir burun vardır. Kuzey sahiline koltuk alınırsa gün içinde serin serin pek güzel kalınır, denizi çok berraktır. İçeriye girdikçe üç tane girinti vardır, birbirinden güzel. Burada azmak olmadığı için su çok berraktır ve kıyıya kadar da makûl derinlik olur.
(3) Değirmen Bükünde hakim rüzgâr (3) ile işaretlediğim koyda demirlemeyi zorlaştırır, o bakımdan burada kalan pek olmaz ise de, doğulu rüzgârlarda burası bir cennet olur. Berrak, pırıl pırıl suyu vardır. İster alargada, ister koltuk alınarak durulur. Akşam Gökova'nın geceye yatması sırasında çok güzel görüntüler olur.
(https://i.hizliresim.com/dbWaNX.jpg)
Gökova - Değirmen Bükü
(4) Okluk Koyu. Meşhur ve bilmeyen yok galiba. Sadun Boro'nun ismiyle anılır. Lodos-poyraz yönünde içeriye girer. Koya girmeden tekne ile güneye doğru inerken, karşınızda bayrakları ile Cumhurbaşkanlığı konutunun iskelesini görürsünüz. Az önünde büyük bir duba vardır. Buraya bağlanmaya izin vermezler, zaten herhalde günün birinde Savarona gelirse diye koymuşlar bu büyük dubayı. Rahmetli Sadun Ağabey Göcek'ten Gökova'ya kadar bu koyları, denizleri temelli koruyabilmek için Özal'ı teknede gezdirdikten ve ikna ettikten sonra, burada, Okluk Koyunda da mütevazı bir CB konutu yapmaya ikna etmişti. Tabii Can Pulak'ın da katkılarını unutmadan yazmış olalım. İşte bu ağaçların arkasında Okluk denen alanda gerçekten küçük bir konut vardır. Özal'dan sonra maalesef Cumhurbaşkanları buraya gelmediler, gelmedikleri için de kıymetini bilmez oldular - işleri çok herhalde?
(https://i.hizliresim.com/4lZ3QA.jpg)
Gökova - Değirmen Bükü - Okluk Koyu - Güneydoğu sahili Denizkızı Restaurant ve iskelesi
Her neyse, Okluk'ın dibindeki azmak buraya ciddi alüviyon getirir. O yüzden suyu berrak değildir, ama temizdir. Güneydoğu sahilinde iki lokanta vardır, Mustafa Denizkızı ve Yücel. Her ikisinin de önünde yaklaşık on tekne alacak sağlam iskeleleri vardır (bu iskeleler vaktiyle Sadun Ağabeyin de yardımıyla günübirlik iskele olarak tescil ettirilmiş idi, ama geçen yıllardan itibaren yıllık bağlama ve kışlatma işine girince şimdi Marmaris Belediye ile bir sıkıntı olduğunu duyuyoruz). İskelelerde su ve elektrik bulunur. Botla gelirseniz, iskelelerin arkasına bağlanılır. Bu lokantalarda güneşin batışı çok güzel olur. Ayrıca marketleri vardır, kredi kartı kabul ederler. Çöplerinizi de atabilirsiniz. Denizkızı’nda bir oda büyüklüğünde soğuk hava deposu vardır, sebzeleri orada tutar, yani oldukça iyi durumda sebze alabilirsiniz. Ekmek Karacasöğüt’ten gelir. Yaz sabahları Denizkızı bahçedeki odun fırınında tava ekmeği yapar – akşamdan ayırtmak lazım.
Bu Lokantaların olduğu yerden güzel bir orman yolu Karacasöğüt’e kadar gider. Yol yokuş olasıyla kadar boyu kırk metreye varan çam ağaçlarının, günlüklerin, mersinlerin ve türlü nebatın arasından dümdüz gider. Çeşmelerden balı su akar. Eğer antremanlı iseniz yola devam edip tepeyi tırmanıp Buzağıotu Köyünden Karacasöğüt’e, ya da sapakta sol tarafı tutup, Değirmen Bükü Koylarını karadan gezebilirsiniz.
(https://i.hizliresim.com/8193RA.jpg)
Gökova - Değirmen Bükü - Okluk Koyu orman yolu
(https://i.hizliresim.com/y4Avr9.jpg)
Gökova - Değirmen Bükü - Okluk Koyu
Okluk’ta kalmak isterseniz iki alternatif var, birisi bu iki lokantanın iskelesine, diğeri de kuzeybatı sahiline koltuk alarak. Dip çok iyi demir tutar, ama kalomasını her daim uzun tutmakta yarar var.
(https://i.hizliresim.com/YbjayE.jpg)
Gökova - Değirmen Bükü - Okluk Koyu kuzeybatı sahili
Tabii Okluk’un alâmeti farikası Sadun Boro’nun yaptırıp, kitabesi ile Okluk girişindeki kayaya koyduğu denizkızı heykelidir. Ölümünden beri boynunda çiçekten bir çelenk var güzelim denizkızının. Buraları temiz tut diyor, kirletme diyor, yakma diyor, bütün dünyayı dolaştım bundan güzeli yok diyor.
(http://i.hizliresim.com/VYAlgn.jpg)
Gökova - Değirmen Bükü - Okluk Koyu girişi
(5) Malderesi. Okluk Cumhurbaşkanlığı iskelesinin güneybatısında oldukça büyük Malderesi vardır. Güney sahili anormal sığdır, botla bile girilmez. Ama bu sığlığın önünde, hele ki hava batı veya lodos ise alargada kalınır. Dip fazlasıyla iyi demir tutar, kimi zaman ırgatla alamazsınız, yol vermek gerekir demiri kurtarmak için.
(6) İngiliz Limanı. Burası malûm çok meşhur. Neden bilmem. Doğası çok ilginç muhakkak, ama içerisi tekneler için cazip olmaması gerek? Sebep, hem sığdır, hem suyu iki azmaktan dolayı berrak değildir, hem de hakim batı-karayel buraya yukarıdan girer, koyun şekli itibariyle rüzgâra kontra bağlanmış tekneleri rahatsız eder. Hemen her tekne başta rüzgâr üstüne çima tutmak, açmaz almak zorunda kalır. İllâ ki burada kalınacaksa, İngiliz Limanına güneyden girerken, hemen iskelede kalan, arkasında uzun ve büyük çam ağaçları olan sahile koltuk alarak durmak daha keyifli olabilir. Hem de o gece mehtap varsa, iyi pozisyon alınmış olur.
(7) Hırsız. Burası da batı ve karayele kapalı olduğu için popüler, kalabalık bir koydur. Genellikle iki veya iç tekne koyu paylaşmak zorunda kalır. O bakımdan koltuk halatlarınızı çok geniş açıyla alırsanız, toplamanızı isteyebilirler.
(8 ) Buraya ne diyorlar bilemiyorum – ben küçük Hırsız diyorum. Hırsız’da veya İngiliz Limanında yer bulamayanlar, ya da biraz sakin kalıp, tek başına olmak isteyenler burada teknenin kıçını karayele doğru verip güzelce kalırlar. Koy küçük olduğu için, yandan gelecek sağanaklara tedbir olsun diye rüzgâr üstüne açmaz yapmak iyi olur.
İşte dilim döndükçe Okluk’u ve Değirmen Bükünü anlatmaya çalıştım. Arzu Okluk’u seviyor, burada kalacağız. Ama hava lodos veriyor ki, Okluk’un tek açık olduğu hava bu. Demiri karşı sahile çok yakın bıraktım, usul usul kuzeybatı sahiline yanaşıp, koltuk aldım. Hava da başladı. Demir sağlam. Denizkızı’nın iskelesine çıktık, çöpleri attık, marketi henüz yeni açıyorlar. Güzel bir yürüyüş ile Okluk’un tadını çıkarttık.
2 Mayıs Pazartesi. Artık dönme zamanı. Bu İlkbahar’da Gökova gezisinde Karacasöğüt’ten sonraki Boncuk, Sedir (Şehir) Adası, Çamlı Koy-Gelibolu, Akyaka-Maden ve Akbük’ü gezemedik. Daha önceki gezilerimden birkaç küçük not ekleyeyim: Karacasöğüt Koyunun hemen girişindeki Karaca Adasının her tarafından geçmek mümkündür. Onun hemen kuzeydoğusunda Boncuk Koyu vardır (36D 58.5d N ve 28D 12.1d E) Bu koy, batıya açık olup, öğleden sonra dalga ve rüzgâr alır. Boncuk Koyunun özelliği, 40 m kadar derine giden kuzey yakasına Nisan-Mayıs aylarında kum köpekbalıkları gelirler ve yumurta bırakırlar. Üç yıl kadar önce sualtı fotoğraf ve film uzmanı olan Mutlu Payaslıoğlu beni ve kızımı buraya getirmiş, şnorkel ile köpekbalıklarını seyretmiştik (yani kumköpekbalığı deyince, öyl epısırık, AVM akvaryumlarındakilerden sanmayın, ciddi büyükler). Sanırım Ege Üniversitesine bağlı bir birim burayı kontrol ediyor. Boncuk Koyunun hemen kuzeyi Sedir Adası ve onun de kuzeyindeki Orta Adadır. Bu adalar ile kara arasından geçiş yapılır, ama iskandilde 20 metreyi iyi takip etmeli, sığlıklar vardır. Genelde öğleden sonraya kalmadan Sedir Adasının doğusunda sığ suda demirlenir (36D 59.7d N ve 28D 12.5d E), karaya çıkıp batı sahilindeki meşhur kumda denize girilir.
Her neyse işte, Karacsöğüt’e sabah saatlerinde geldik. Burası Değirmen Bükünün 2 mil kadar doğusunda, güneye doğru giren, yaklaşık 500 m çaplı daire şeklinde bir koydur.
(http://i.hizliresim.com/jnL42L.png)
Gökova - Karacasöğüt 36D 56.6d N ve 28D 11.4d E
Bu koyun güneydoğusunda, koya girerken çatılarını görebileceğiniz bir site vardır. Herhalde otuz yıl kadar önce Ankara’lı ağabeylerimiz burada bir kooperatif şeklinde bu evleri köye bağlı olarak yaptılar (Navionics’te otel olarak gösterilir, özel sitedir). Bu evlerin hemen yanından bir azmak güney kıyısını sığlaştırır. Güneyde, bu azmağın hemen yanında yaklaşık 10 tekne alabilecek bir iskele vardır. Özel marinette gibi çalışır. Su ve elektriği vardır. Koyun güneybatısında uzunca bir iskele vardır. Burası eskiden muhtarlık iskelesi olarak günübirlik bir tahta iskele idi, ama tekneler kışlarlardı ve hatta iskelenin ucunda kendilerine Çin Mahallesi dedikleri bir grup yaşardı (halâ varlar herhalde?). Bu iskeleye bir süre sonra guletler yanaşmaya başladı, bir gün de bu guletlerden biri iskelenin bir kısmını yerinden söktü! Şimdi bu tahta iskelenin yerine yüzer beton ve uzunca bir ponton konulmuş. Az daha ileriye yerleştirilmiş ki, artık arkasına da yelkenliler girebiliyor. Güzel, tertipli bir yer olmuş gibi geldi bana. Bu iskelenin arkasında Söğüt Market vardır. Hemen her ihtiyacınızı görebileceğiniz büyük bir dükkândır. Sahipleri çok misafirperver insanlardır. Hemen marketin yanında Raca isminde bir restaurant vardır, yemekleri olağanüstü güzeldir; gitmeden mutlaka rezervasyon yaptırın 252-465-5454. Bu marketin önünden sabah Marmaris’e dolmuş olur, akşamüstü de döner. Karacasöğüt’te herşey var, maalesef akaryakıt yok. Arada sırada tanker ile mazot gelir, belki iskelede kalanlardan ne zaman geleceğini öğrenebilirsiniz?
(https://i.hizliresim.com/0D4Z4B.jpg)
Gökova - Karacasöğüt - İskele
Koyun kuzeybatısında da Global Sailing tesisi vardır. Burasını anlatmaya gerek var mı bilemiyorum, hemen herkes bilir. Sahibi yelkenle dünya turu yapan ikinci Türk, Halûk Karamanoğlu ve ailesidir. Bu tesiste hem küçük ama çok temiz bir otel ve restoranı, hem yaklaşık yirmi tekne alabilen marinası, hem yelken kulübü, hem de yazları üç dönemde çocuklara gençlere yelken eğitimi veren kampı, bahçeleri, ördekleri, kuşları vs şahane bir habitatı vardır. Kızım Deniz, benim gibi alaylı olmasın diye, buraya kampa geldi, optimistten lasere kadar hepsini yaptı, sonra antrenör yardımcılığı yaptı, buranın bir parçası gibi bilir kendisini. Çocuklarını yelken ile tanıştıracak anne babalara çok tavsiye ederim.
(https://i.hizliresim.com/NE9obO.jpg)
Gökova- Karacasöğüt - Global Sailing iskele
Global Sailing kanal 72’i kullanıyor. Ören Marina da bu kanalda. Sabahları Yunanlıların neredeyse tümü burada. El telsizi yetmiyor uzaktaki trafiği bastırmakta, neyse sabit telsizden konuştuk, tekneyi bağladık, dostları gördük, pek mutlu olduk. Karaya çıkınca, hemen içeride küçük bir süs havuzu vardır, yanında Kısmet’in filikası, onun yanında da Sadun Boro’nun 1:1 fotoğrafı. Artık her sabah günaydın, her akşam da iyi akşamlar Sadun Ağabey deyip geçiyorum. Bu arada Haldun Sevel Ağabeyimizin yeni trawler teknesini de gördüm (ismi Rüzgarbaba), pek güzel, oturaklı, tam ona göre ferah bir tekne – güle güle kullansın iyi günlerde.
(http://i.hizliresim.com/R3XJoY.jpg)
Gökova - Karacasöğüt - Global Sailing iskele
(devam edecek) Selametle
-
İlkbahar’da Gökova (devam – son)
Sevgili Korsan Kardeşler, amatör denizciler, Nisan ayında yaptığım bu Gökova turunu sizlerle dilim döndüğünce paylaşmaya çalıştım. Gökova’nın birkaç malûm koydan ibaret olmadığını, birbirinden güzel, ferah koyları olduğunu, sadece koylara gidip denize girmek ya da güneşlemek değil, tekne ile gidilen yerlerde karaya çıkılarak yürüyüşler, geziler yapmak demek olduğunu aktarmak istedim. Özellikle bahar aylarında, sözün özü okulların açık olduğu ilkbahar ve sonbaharda Gökova’nın tadının başka olduğunu anlattım. Dilerim ki, her Korsan Kardeşimiz bir yolunu bulup bu cenneti gezer, güzellikleri yaşar.
Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne. Gökova’yı gezdiğim Nisan ayı boyunca hava çoğunlukla sakin olduğu için, Gökova’da denizin ne denli pislendiğini gördüm. Hemen her denizimizde katı atıklar denizde olur. Bunların bir kısmını teknelerin demirlediği yerlerde su dibinde bira veya kola tenekesi şeklinde veya denizde yüzen plastik evsaflı atıkları dalga ve rüzgâr ile karaya vurmuş şeklinde görürüz. Deniz çoğunlukla kış aylarında yüzen bu katı atıkları sahile tükürür. Ben dahil, pek çok yatçının demirlediklerinde bir fırsatını bulup, deniz dibindeki ve kıyıdaki çöpleri topladıklarını biliyorum. Ama gelin görün ki, denizdeki asıl pislik, gri su atıkları. Yani mutfak lavabosunun ve duşların atıkları. Bu sularda deterjan var, yağ var. Deniz bunu ayıklayamıyor. Aşağıdaki birkaç resme dikkatli bakmanızı rica ediyorum.
(http://i.hizliresim.com/nrkAj5.jpg)
Balıkaşıran
(https://i.hizliresim.com/VYAl0y.jpg)
Yedi Adalar
(https://i.hizliresim.com/dbonPr.jpg)
Küçük Çatı
Forumda da sıklıkla tartışılan Mavi Kart uygulamasının da buna bir çözüm olmadığı açık. Kimi “ekolojik deterjan” kullanarak bunu hallettiğini düşünüyor, kimi açıkta boşaltmanın yeterli olduğunu söylüyor, çok iyi eğitim görmüş, çok yer görmüş, medenî bir hekim ağabeyim bu gri su deposunun Avrupa’da istenmediğini hatırlatarak bir çıkış noktası buluyor, kimi MARPOL hükümlerinde gri su tankı yok diyor… Bir başkası da, “biz atık alım teknesine versek ne olacak, o da kanalizasyona basacak, kanalizasyon da denize” diyor, ki haklı. Gerçek ise yukarıdaki fotoğraflarda ve durum iyi değil. Bir süre daha rüzgâr üstü koylara demirleyerek görmezden gelebiliriz, ama oralar da kirlenecek.
O halde ne yapmalı? Bu işe mutlaka el atmalı. Sahil Güvenlik botu ile karşılıklı iknaya dayanan mürettebat sayısı, son atık verme tarihi, depo hacmi vs komikliğine son verilmeli – yoksa zaten bu cezalara mukabil davalar açılacak. Gökova bir cennettir. Birinci derece sit alanıdır, her tarafı millî parktır. Burasını yapılaşmadan korumak için çok gayret sarfedildi. Bakmayın, Özal'ın en yakınındaki siyasilerle arasının açılmasına neden olan meselelerden birisi de kişinin Göcek'teki Boynuz Bükündeki otel yapmak istediği arazisidir. Bizler, ticari yatlarla gelip burada tatil yapanlar da bundan istifade ediyoruz. O halde burasının bir kuralı olmalı ve o kurala uymayan da buraya girmemeli. Başka çare yok. Yoksa 20 sene sonra Gökova da yok. Güllük Körfezi gibi anılarda anlatırız artık, ağlaşarak.
Bence:
(1) Teknelerde asgari (yatak sayısı x 2 gün x 2 lt) hacminde siyah su + asgari tatlı su depo kapasitesinin yarısı kadar hacminde gri su tankı olmalıdır.
(2) Gökova Körfezinin başlangıcından (Bodrum Paşa Kayalığı – Kos Yunan karasuları sınırı – Knidos Burnu) içeriye kadar herhangi bir yerinde aık su boşaltılması yasak olmalıdır (bu 4 mil açıktan boşaltma izni burada geçerli olmamalıdır, zaten Gökova’nın kuzey güney yakaları arasında mesafe çoğunlukla 8-9 mil arasındadır ve kimse de kıyılardan 4 mil açığa gitmek için örneğin Çatılardan 10 mil tank boşaltmaya gitmemektedir).
(3) Ticari yatlarda (bilhassa büyük kapasiteli guletlerde denize açılan tank vanaları kesinlikle GPS’li olmalı, açıldığında otomatik SG’ye mesaj göndermelidir (bu çok kolay bir şey, gayet ucuza bir vana bu sistemle donatılabilir)
(4) Buna mukabil, Bördübet, Yedi Adalar, Değirmen Bükü, Çökertme gibi hemen her yatın uğradığı yerlerde 50-60 ton kapasiteli sabit atık su çekme tesisleri olmalıdır. Bunlar 7x24 hizmet verecek şekilde, self-servis makinalarla donatılmalı, her bir tesiste en az 5 yatın aynı anda boşaltım yapabileceği parmak iskeleleri olmalıdır. Mavi Kartları da işlemelidir.
(5) Ayrıca gezer atık su çekme teknesi de hizmet vermeye devam etmelidir. Ancak büyük kapasiteli bir atık su gemisi bu tesislerdeki suyu periyodik olarak gelip çekmelidir.
(6) Gökova’ya kıyısı olan yerleşim yerlerindeki kanalizasyon arıtma tesisleri kesinlikle düzgün çalışır hale getirilmelidir. Bu tesislerin kanalizasyon suyunu arıtmaması nedeniyle belediyelere büyük cezalar kesilmelidir.
(7) Gökova’ya kıyısı olan yerleşim yerlerinde Sağlık Bakanlığının TSE’nin yayınlayacağı ekolojik deterjan standardına göre ruhsat verdiği deterjanlar dışında başka temizlik malzemeleri ilçedeki marketlerde ve toptancılarda satılmamalıdır (Belediye zabıtası bu kolayca denetler).
(8) Paralel olarak, Bördübet, Yedi Adalar, Değirmen Bükü, Çamlı, Çökertme gibi merkezlerde "Koy Korucusu" gibi bir yapı kurulmalı (yaşı 50'yi geçmiş olanlar Flipper adlı televizyon dizisini hatırlıyordur), bu korucular SG, Jandarma ve Orman İşletmeleri ile ortaklaşa çalışarak kendi bölgelerine sahip çıkmalıdırlar. Başka türlü “abi burası şahane, gel kıyıda taşların üstünde bi mangal yapalım” geri zekâlısı ile veya koydan çıkarken “ay çok sıkıştım, aç artık şu vanayı” vurdumduymazlığı ile mücadele edilemez.
Ben bunların bir “Gökova Master Planı” ile yapılabileceğini düşünüyorum. Ankara’da girişimlerim olacak. Bakalım nereye kadar sesimizi duyurabileceğiz?
Her neyse işte, biraz da can sıktık, ama gerçeklik de bu sevgili Korsan Kardeşler. Şimdi yaz geliyor. Herkes teknesini hazırlayıp, gönlünce gezmek, yelken yapmak, iyi vakit geçirmek peşinde olacak. Tüm Korsanlara ve sevdiklerine fıstık gibi bir yaz dilerim.
Selametle
(http://i.hizliresim.com/kvAjRA.jpg)
-
Çok güzel bir yazı dizisiydi. Elinize sağlık... Umarım yeni gezileriniz yakında olur, onları da okuma şansımız olur...
Deniz kirliliği ile ilgili önemli bir faktörü dile getirmek istiyorum.. Eğer insanın içinde yoksa, kurallarla engelleyemezsiniz. Önce insanlarımızın içinde olacak... Bunu nasıl başarabiliriz, başarırsak bizler görür müyüz bilmiyorum...
Kurallar için de Amerika'yı tekrardan keşfetmeye gerek yok.. Diğer ülkelerin nasıl çözdüğünü görmemiz lazım.. İstediğimiz otomasyon sistemlerini kursak dahi, ara bir yazılımla otomasyonun da başa çıkamayacağı çok zeki (!) insanlarımız var.. Guletlerin hepsinde crack edilmiş GPS sistemleri çöp haline geliverir..
Mesela Adriyatik ve Yunan suları görevlileri bunu nasıl çözmüş? Oralar da en fazla charterın olduğu yerler..
Yani; Mavi Kart uygulamasında Sadun Boro abimize katılıyorum.. İşe yaramayacak uygulama bence..
Bizim gibi denizciler zaten çok duyarlı, bence charter teknelerini ve gulet-tur teknelerine bir uygulama olabilir... (belki ticari olan tüm teknelerin çıkış vanaları mühürlenebilir, ve görevliler bunun takibini yapar)
Amatör denizciden zaten zarar gelmez doğaya... Ama kurunun yanında yanan yaş da hep amatör denizciler olur nedense...
-
Şu şahane yazı dizisi altında demek istemem ama, a güzel kardeşim, 300 litre temiz su depom, 100 litre pis su tankım var. Şimdi bana diyorsunuz ki, 150 litre de gri su tankı için bir yer bul. 34 feet teknede buyurun gelin siz bir yer bulun.Baş kamara altı temiz ve pis su tankı ile dolu, kıç kamaraların altı mazot ve temiz su tankı ile dolu, salon yatak altında aküler, buzdolabı motoru invertör vs. var. Sizin dediğinizi de eklesem, makarnayı koyacak yer bulamayacağım.
Yağımı tuvalete döküyorum. Deterjan tercihimi dediğiniz yönde kullanıyorum.Koylarda şampuandan kaçınıyorum. Daha ne edeyim bilemiyorum ki?
-
Bende eline mikrofonu da alip son ses muzikle tur yapan gezi motorlarindan nefret ediyorum
Denyolar!
Denizi tum kirliliklerden arindirmak lazim
-
Çevre duyarlılığı konusundaki düşüncelerinize katılıyorum.Aldığım Teknemde 200 lt tatlı su,200 lt pis su tankı var idi...Şimdi 66 lt de gri su tankı yaptım.Çevre ile hiç bir bağlantım kalmayacak....
Ancak bu gösterdiğimiz özverinin aynısını belediyeler,gezi tekneleri,gemiler,devlet otoritesi,oteller,vb.....kurum ve kuruluşların da göstermesi gerekli.
Bu doğa ve tabiat çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirasımız.....
Ama toplumda çevre bilincinin gelişmesi için eğitim şart......
(http://s33.postimg.org/kufjlt0rf/image.jpg) (http://postimg.org/image/kufjlt0rf/)
-
Tekrar teşekkürler. Çok beğenerek okudum, harika bir yazı ve anlatım.
Herim korsanım, biliyorum, ayıracağınızı söylemiştiniz ama kimbilir ne zaman ve ne şekilde olacak. Hiç olmazsa şu son konuyu, diğer yazılardan arındırılmış olarak, bir bölüme almanızı rica etsek ki bizde arşivleyebilelim fotoğraflar ile birlikte.
-
Bizim tip teknelerin Deniz'i kirletmeleri devede kulak. Aldığımız tatlı su belli. 8 senedir dikkat ediyorum ortalama bir kişi en fazla 15 litre tatlı su kullanıyor, bununda çoğu güvertede alınan duş, suyu. Yani bizim tekneden atılan gri su günde 5-6 litreyi geçmez. Tur tekneleri iki günde bir 2-3 ton su alıyorlar, onlarca kişinin yemeği bulaşığı, banyosu çiddi bir kirletme yaratıyorlar. Bunların denize açılan delikleri kesin kapatılmalı. Günlük tur tekneleri yanımıza gelip, 1-2 saat kalıp gidiyorlar Deniz'in üstü güneş yağlarından yağ kaplıyor, gerisini düşünün artık. İçindekiler birer kere denize işese bizim 20 katımızı bir kerede denize deşarj ediyor. Bu işin özeti tur tekneleri, guletler ve büyük motor yatları denetim altına almaktan geçiyor.
-
...
Herim korsanım, biliyorum, ayıracağınızı söylemiştiniz ama kimbilir ne zaman ve ne şekilde olacak. Hiç olmazsa şu son konuyu, diğer yazılardan arındırılmış olarak, bir bölüme almanızı rica etsek ki bizde arşivleyebilelim fotoğraflar ile birlikte.
Çok yakında...
-
Bizim tip teknelerin Deniz'i kirletmeleri devede kulak. Aldığımız tatlı su belli. 8 senedir dikkat ediyorum ortalama bir kişi en fazla 15 litre tatlı su kullanıyor, bununda çoğu güvertede alınan duş, suyu. Yani bizim tekneden atılan gri su günde 5-6 litreyi geçmez. Tur tekneleri iki günde bir 2-3 ton su alıyorlar, onlarca kişinin yemeği bulaşığı, banyosu çiddi bir kirletme yaratıyorlar. Bunların denize açılan delikleri kesin kapatılmalı. Günlük tur tekneleri yanımıza gelip, 1-2 saat kalıp gidiyorlar Deniz'in üstü güneş yağlarından yağ kaplıyor, gerisini düşünün artık. İçindekiler birer kere denize işese bizim 20 katımızı bir kerede denize deşarj ediyor. Bu işin özeti tur tekneleri, guletler ve büyük motor yatları denetim altına almaktan geçiyor.
Hakkı Korsanım,
Sonuna kadar haklısınız.... Ama olan nedense hep bizim amatör denizcilere oluyor hep...
Mavi karttan ziyade tur teknelerinin giderlerini mühürlesinler, işin %90'ını halletmiş olurlar...
-
...
Herim korsanım, biliyorum, ayıracağınızı söylemiştiniz ama kimbilir ne zaman ve ne şekilde olacak. Hiç olmazsa şu son konuyu, diğer yazılardan arındırılmış olarak, bir bölüme almanızı rica etsek ki bizde arşivleyebilelim fotoğraflar ile birlikte.
Çok yakında...
Çok yakında artık geçmiş oldu.
Balım SY Seyir Notları yeni GeKoPedia'da yayında. 1w5ey8
http://gezginkorsan.org/gekopedia/ (http://gezginkorsan.org/gekopedia/)
-
Çok güzel olmuş, elinize sağlık. İnşallah çok uğraştırmadı? Bu tip yazıların sahiplerinin yapacağı bir iş ise, nasıl yapılacağını öğretirseniz, kardeşlerimizi bir de bunun için meşgul etmeyiz.
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
Çok güzel olmuş, elinize sağlık. İnşallah çok uğraştırmadı? Bu tip yazıların sahiplerinin yapacağı bir iş ise, nasıl yapılacağını öğretirseniz, kardeşlerimizi bir de bunun için meşgul etmeyiz.
Sent from my iPhone using Tapatalk
Yok. Bizim yapacağımız bir şey yok. Biz sadece buraya yazacağız. GeKoPedia'da yer almasını istiyorsak yazı sahibi ve diğer korsanlar bildirecek. Teknik ekip GeKoPedia'ya alacak. Ana bölüm forum. GeKoPedia sadece buranın bir kopyası. Oradaki yazıda düzenleme yapılmasını isteyemeyiz. Sadece buradan şu mesajı dakoyalım, oradan şu mesajı çıkaralım falan diyebiliriz.
Genellikle ilgi gören, hızla ulaşılması gereken, esas anlatılan konunun dışında çok fazla "Tebrik ederim, elinize sağlık, çok güzel olmuş, ben de..., ...sonra adamın biri..." gibi geyik mesajları içeren konulara kolay ulaşabilmek için GeKoPedia'yı tasarladık.
-
Bu hafta başında tekneye geldim. Uzun süredir yapmak istediğim uzun bir liste var elimde. En önemlisi ve el tutacak olanı elektrik tevzi tablosu, teksiz, radyo, kalorifer kumandası vs'nin bağlı olduğu sabit panoyu çöpe atıp, kapaklı bir sistem kuracağım.
Bir süredir başta otopilot olmak üzere cihazlar çalışmıyor, bu sabit panoyu yapan Bavaria herhalde çok güvenmiş kendine. Sökmek ve arkasında çalışmak çok zor. Oysa çoğu teknede bu cihazlar dolap kapağı gibi panoların üzerinde. Hadi bakalım, işe giriştim. Önce ne varsa söktüm. Ankara'dan güzel 18mm gürgen panolar getirmiştim. Karton kalıplar çıkartıp, üç adet pano kestim, menteşe ile yerlerine alıştırdım. Elektrik tevzi tablosunu ve diğer cihazları dekopaj ile panellere oturttum. Panelleri önce vernikledim, yüzeyleri pürüzsüz hale gelince teknenin içindeki maun renginde dorefix ile kapladım, montajı bitirdim.
Bu arada sonradan taktırdığım gri su tankı göstergesi, pompa anahtarı cs, elektrikçi en yakın yerden kablo bağlantısı yapmış, onları düzelttim. Balım 16 yaşında, tevzi tablosunun arkasındaki hemen tüm kablo papuçlarını değiştirdim. Pek güzel oldu :)
Portuçları ve demir loçasını güzel yıkadım. Sonra beyaz Danbolin sintine boyası ile boyadım. Kolay bir boya, ama kötü kokuyor. Demir loçasının içinde boya yaparken bir küçük içmiş kadar oldum. Gelecek sefer şnorkel kullanacağım :) Ama tertemiz oldu.
Demir fırdöndüsünü, şu deve boynu gibi olanla değiştirdim. Artık demir makaraya hep düzgün geliyor. İtip kakmaca bitti.
Transom sürgü kapağının propilen yatakları kırılmıştı. Ankara'dan 5 tl'ye aldım, ama takmak için üst yapı tamamen sökmek gerekti. Neyse, o da bitti.
Tuvalet koku yapıyor. Her tarafa baktım, sızıntı yok. Kesin horumlar. Bu sefer en iyidinden koku yapmayan hortum takacağım, sanırım başka çare yok?
Polisaj makinası ile güverte ve havuzluğun cilasını yaptım. Parlıyor vallahi.
Üç yıl önce fuardan aldığım alüminyum tabanlı boyumdan pek memnunum. Ama yanındaki şerit güneşte jiklet kıvamında tekneye zarar verdi. Oraya bir fileto bandı çektim, umarım işe yarar.
Bu sabah sonunda Gökova Akyaka'dan gelen atık su teknesini yakaladım, suları çektirdim.
Sabah teknenin altına da daldım. Durum iyi. Tutyalar da iyi.
Şimdi Değirmenbükü'de yatış. Sazan Koyunun güneyindeki koy. Haldun Ağabey şu koya bir isim ver Allah aşkına. Gökova bu hafta sonu dinlenecek. Ben de!
Herkese güzel bir hafta sonu dilerim.
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
Bu gece Gökova Değirmen Bükü şahane. Dolunaya az kaldı. Şimdi de fena değil, semirdi yani. Ayın şavkı suya vurmuş ki, anlatılır gibi değil. Arada büke giren çıkan tekne oluyor. Sakin ki nasıl. Herkes nafakasını alıyor bu gece Gökova'dan. Nasip ile kısmet arasında bir yerden...
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
Bu tür seyir notlarını okumak kendi adıma acayip hoşuma gidiyor.Murat korsanım yüreğinize gönlünüze sağlık..
-
Bu bayramda gün sayısı nedeniyle Nisiros, Tilos, Halki, Rodos, Simi gibi kısa, ama hareketli bir rota yapayım diyorum. Buraları daha görmemiş olduğum için ilginç de geldi. Türkiye'den çıkış Datça, giriş Bodrum olabileceği gibi, tam tersi de olabilir ki, hakim rüzgarlar için bu daha uygun gibi görünüyor?
(http://uploads.tapatalk-cdn.com/20160624/631fd89d1ca976ded5ffec2767603707.jpg)
Bu yukarıdaki rotaya (sırası bu şekilde ya da tam tersi) önerisi, düzeltmesi, yorumu olan Korsan Kardeşlere şimdiden teşekkürler.
Murat Erciyes BALIM SY
-
Çok güzel ve uygun bir rota. Bodrum çıkışlı yapılması hakim rüzgarlar açısından daha uygun olacaktır.
-
Kos gereksiz.
-
Kos gereksiz.
Giriş yapmak için mecburen ve kısa süreli HakanErim Korsanım. Eğer Bodrum çıkışlı olursa Rodos'a kadar giriş yapmadan zor olur?
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
Belirttiğiniz rotayı haziran ayı başında yaptık, hiçbir sıkıntı yok, Kos'dan giriş yaptık, liman yerine marinada kaldık, limanda tuvalet,duş imkanı olamdığı için marinayı seçtik, 42feet tekneye günde 35 euro kadar birşey ödedik, su ve elektrik hariç.Elektrik için 3 euro yatırdım su almadım evvelden biliyordum musluklar sürekli açık. Yanlız Kos marina A ve B pontonu çok dar ondan dışarıda marina girişinde tornistanlı girerseniz çok rahat olur. Giriş için Fanos (Süleyman) acente olarak kullandık , tel 05301509967 tüm işlemler için 130 euro aldı, araba kiralama içinde 35 euro. Nsiros, Pali girişi çok sığ benim salma 2.36 m tam girişte 0 okudu sancak mendireğine yakın geçerseniz daha derin, çıpa atmanız gerekli, Muhakaka adı galiba Nikea olan bi köy var tepede orayı görün, Limanda Eleni diye bir restoran var bize biraz pahallı geldi. Tilos tonozlu Livadia hemen hemen 20 mil civarı çok güzel yelken yaptık devamlı apazdan geldi. Halki çok güzel T iskele var, çok temiz. Rodos Halki arası 35 mil kadar geniş apaz ve pupa esiyor sürekli. Telefon edip yer ayırtırın yoksa sıkıntı olur, acente Rhoditis (Stavros) tel 0306974998766 veya telsizden 69 limanda demiri mümkün olan en uzun olarak atın, kısa atarsanız bir sürü demir var üstüste. Simi girişte gümrük çagırıyor, ama Rodostan geliyorum derseniz limana yanaşmanıza izin veriyor, yoksa gümrüğe yanaşıp giriş yapmanızı istiyor, acente Kostas tel 0030694646255 tüm çıkış işlemleri için 40 euro aldı, araba kiralama 35 euro 1 gün benzin dahil.
Selametle ,
-
Çok teşekkürler Mustafa Rıfat Korsan. Damardan olmuş. Özellikle marinadan giriş işlemi yapabilmek çok iyi, limanda sürünmek istemiyorum. Tekrar teşekkürler
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
Mustafa Rıfat Korsan çok güzel ve özet bilgi vermiş,
Rodos da marina açıldı, bize de Fatih Tanış korsan önerdi. Tertemiz duşları, tuvaletleri, parmak pontonları, su ve elektriği ile oldukça güzel. Bu özellikleri ile ve Mandraki limandaki kesmekeş ve diğer olanaksızları düşünülürse iyi bir alternatif. Rodos liman da en fazla 10 euro kadar ücret ödersiniz, Rodos Marina ise geceliği 40 feet tekne için biz 30 euro ödedik.
Ön buroda Selen isimli Türk bir bayan var. Tel 0030 695 577 3766
Rodos merkeze yürüyerek 15 dk.. İstenirse taksi ile gidip gelinir.
Selametle..
(https://s31.postimg.org/j01cczaon/2016_06_27_10_48_30.jpg) (http://postimg.cc//image/j01cczaon/)
-
Herkesin geçmiş bayramını kutlayarak başlayayım. Bu tatilde daha önce yazdığım gibi Kos -Rodos ve aradaki adaları gezmek üzere bir plan yapmıştım. Ama gün yaklaştıkça eşim ve kızım hafiften Gökova'da kalmak üzere çark etmeye başladılar. Eh, canıma minnet, Temmuz ayında Ege'de, adalarda işim olmaz. Bayram zamanı Gökova da kalabalık olacak kuşkusuz, ama yayılacak birkaç koy buluruz diye çıktık.
Hakikaten çok çok kalabalıktı. Hava tahminleri hemen her gün şaştı. Özellikle arefe ve birinci gün Gökova sabah 7'de 15 knots ile başladı güne. Koylarda doğru dürüst yer bulmak hemen hemen imkânsız idi. Şansımıza Küçük Çatı'da yer bulduk, pek güzeldi, iki gün kaldık. Yedi Adalar hem çok rüzgârlı, hem de kalabalıktı. Yer kapmaca kuşkusuz bu işin bir parçası böyle günlerde, ama hafta sonu AVM otoparklarındaki çıldırmış insanlar gibi olmamalıyız, bana çok garip geliyor.
İkmal yapmak üzere Okluk'ta iskeleye bağlandık. Allahtan tonoz bulduk, öğleden sonra 30+ knots esti, gürledi. İskeledeki tekneler ciddi şekilde demirlerini birbirlerine doladılar. Bağırış, çığırış... denizcilere yakışmıyor bence.
Okluk Denizkızı iskelesinde en güzeli Eyüp Oğan Korsan ile tanışmak oldu. Güzel bir organizasyon yapmışlar, belki kendisi paylaşır?
Bizim GeKo flaması işe yarıyor. İki gün sonra Sedir Ada'sının arkasında yatarken, bir tekne çok yakınımdan geçerken seslendi: "Gezgin Korsan Gökhan!" diye. Pek güzel oldu.
Çok çok yıllar önce Akbük'te yendiğim kıran dayağını bu sefer de yedik. Gün akşama dönerken sıcak, kuru bir rüzgar hafiften başladı yıldızdan. Kızım, çıkalım dedi, ben üşendim, sonuç sabaha kadar demir nöbeti. Epeyi dalga da yaptı.
Rüzgâr var dediysem de, çok kararsız idi. Yelkene başlıyorsun, 22-25 knots zahiri 30 derece iskele kontradan, bu sonra artar nasılsa diye genoa camadanlı... Bir tramola, rüzgâr oldu 30+, genoaya bir camadan daha atmak o pozisyonda gerçekten zor. Bu rollerin tambur çapını kesin büyüteceğim. Her neyse, tekne başlıyor koşmaya, artık Allah ne verdiyse... Hop, rüzgâr apaza kaçıyor 9 knots! Bu dediğim kıyıda değil, Gökova'nın ortası. İşte Temmuz Ağustos ayları hep böyle. Çok ısınan karalar, dağlar işi çok değiştiriyor. Hep diyorum bu aylarda tekne karaya çekilmeli diye, daha yapamadım gitti.
Kısa kısa birşeyler yazmaya çalıştım. Eyüp Korsana tekrar olmak üzere tüm Korsan Kardeşlere selamlar.
Selametle
Murat Erciyes BALIM SY
-
Herkesin geçmiş bayramını kutlayarak başlayayım.
Okluk Denizkızı iskelesinde en güzeli Eyüp Oğan Korsan ile tanışmak oldu. Güzel bir organizasyon yapmışlar, belki kendisi paylaşır?
Selametle
Murat Erciyes BALIM SY
Ben de herkesin geçmiş bayramını kutlayarak söze başlayayım.
Okluk'a botla birkaç eksik ihtiyacımızı ve birlikte filotilla yaptığımız iki teknemizi ziyaret etmek için gitmiştim.
İskelede bağlı teknelere bakarken iskele gurcatada Geko bayrağını görünce dikkatimi çeken Balım teknesini ve daha önce tanışma fırsatını bulamadığım Murat Korsanla karşılaştım ve kısa sürede olsa birkaç kelam edip hasbıhal ettik. Çok mutlu olduk...
Gökhan Korsan la telefonla konuşup, bayramlaştık.
Balım teknesiyle, Karacasöğütte de tekneleri bağlarken karşılaştık.
Bu seyrin en güzel artılarından biri bu oldu... :)
Selametle..
-
:) Yeniden gorusmek dilegiyle ... simdiden iyi bayramlar :)
-
Hoşgeldiniz Selen hanım
-
HOSBULDUK :) NASILSINIZ ? NASIL GECTI YAZ ?
-
Merhaba Selen hanım. 4 günlük Rodos Marina konaklamamızda gösterdiğiniz sıcak ilgi için tekrar teşekkürler.
Halil Ergür "Elika"
-
Herkese yağdı mı kış, dindi mi yaz bir Gökova'dan selamlar. Teknenin kıçında Bayrağımız ile pek güzel seyrediyorum Bodrum'dan Karacasöğüt'e.
Bodrum'da bayrak değişimini yaptım. Kolay oldu. İnşallah gümrük işleri de öyle olur.
Bu yıl Ecelak ile Balım'ın karinası üçüncü yılına giriyor. İlk boyandığı zamanki hızı ile aynı neredeyse. Tutyalar da dayanırsa ne alâ. Suya girip bakacağız.
Aküler ölü idi. 2 x 210 Ah Mutlu Jel ile değiştirdim. Güneş paneli ile inşallah bu sefer akülerimize iyi bakacağız, hedef beş yıl kullanmak.
Bu arada elektrikçim redresörlerin akü tipine göre ayarlanması gerektiğini söyledi, ben bunu bilmiyordum. Akü tipine göre çıkış voltajı ayarlanırmış. Jel aküler için 25 V civarı dedi. O da yapıldı.
Çin malı SinoSola 120 W güneş panelim çalışmıyordu. Yandık falan derken üzerindeki elektroniğin su almış ve lehimlerinin atmış olduğunu gördük. Tamir edilmiş, KSöğüt'e dönünce takılacak.
Selametle ve Gökova'dan selamlar
Balım SY
-
Bu arada geçerken Ören Setur Marinadan mazot alayım dedim. Halâ istasyon açılmamış, tankerle getiriyorlarmış. Bölgedeki Korsan Kardeşlerin bilgisine.
Balım SY
-
...
Aküler ölü idi. 2 x 210 Ah Mutlu Jel ile değiştirdim. ...
Hayırlı olsun bayrak ve sezon.
Akülere ne kadar ödediniz?
-
...
Aküler ölü idi. 2 x 210 Ah Mutlu Jel ile değiştirdim. ...
Hayırlı olsun bayrak ve sezon.
Akülere ne kadar ödediniz?
Tanesine 1200 TL ödedim. 2017 imalatı. Daha düşük fiyata online piyasada var, ama 6 aydan eski aküye dikkat
Balım SY
-
Selametle Murat Korsanım, sezonu en erken siz açıyorsunuz, şimdi oraların en güzel zamanı.. :)
-
sevilen bir kitap gibi bir nefes de okudum. teknem yok ama teknem varmış gibi oraları gezdim. bilgiler için teşekkürler.
-
Muhteşem bir seyir notu olmuş, bulutlu bir İstanbul Cumartesi'nde bir solukta okudum. Emeğinize ve kaleminize sağlık. Bu ay sonu TEOG sınav sonrası Bodrum çıkışlı yapacağım ve henüz rota belirlemediğim 5 günlük seyirde sanırım Gökova notlarınızı takip edeceğim. Teşekkürler Murat korsanım. Selametle !
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
Murat Kaptan Merhaba,
Okuduğum kitaptan daralmışken forumda "BALIM SY Seyir Notları" Başlığına rast gelmem ilaç gibi geldi uzun süredir bu kadar keyifli bir şeyler okumamıştım gerçekten çok teşekür ederim.
selamlar 1w5ey8 :) :) :)
-
:) ben de teşekkür ederim. Zevk aldıysanız ne mutlu. Bakalım, bu sene de bir şeyler çıkartırız kısmet olursa
Balım SY
-
..... Hava tahminleri hemen her gün şaştı. Özellikle arefe ve birinci gün Gökova sabah 7'de 15 knots ile başladı güne. Koylarda doğru dürüst yer bulmak hemen hemen imkânsız idi. ........
....Allahtan tonoz bulduk, öğleden sonra 30+ knots esti, gürledi. İskeledeki tekneler ciddi şekilde demirlerini birbirlerine doladılar. Bağırış, çığırış... denizcilere yakışmıyor bence.
.... Kızım, çıkalım dedi, ben üşendim, sonuç sabaha kadar demir nöbeti. Epeyi dalga da yaptı.
..... Hop, rüzgâr apaza kaçıyor 9 knots! Bu dediğim kıyıda değil, Gökova'nın ortası. İşte Temmuz Ağustos ayları hep böyle. Çok ısınan karalar, dağlar işi çok değiştiriyor. Hep diyorum bu aylarda tekne karaya çekilmeli diye, daha yapamadım gitti.
.....
Merhaba,
Yazdıklarınızın çoğunu okudum çok güzel yazmışsınız ve gezmişsiniz..Elinize gönlünüze sağık..
Ancak yeni bir tekne sahibi ve denizci olarak yukarıdakilere takıldım..Temmuz-Ağustos'ta havanın birden kötüye dönmesi gibi şeyler olması fena.. Hava durumunu gösteren yerler doğru tahminlermi yapamıyorlar-sizmi buna dikkat etmediniz öğrenmek istedim.
Birde bu gibi durumlarda iskelede yer ve/veya tonoz bulunamazsa ne yapmak gerekir geceyi/günü güvende geçirmek için?
Bende bu sene Bodrumdan Kos ve yakınlarındaki yunan adalarını gezmeyi planlıyorum.Kos,Leros,Kalimnos hakkında bilgi arayışındayım, marinalar dışında güvenli ve belkide ücretsiz yerler varmı diye..
-
..... Hava tahminleri hemen her gün şaştı. Özellikle arefe ve birinci gün Gökova sabah 7'de 15 knots ile başladı güne. Koylarda doğru dürüst yer bulmak hemen hemen imkânsız idi. ........
....Allahtan tonoz bulduk, öğleden sonra 30+ knots esti, gürledi. İskeledeki tekneler ciddi şekilde demirlerini birbirlerine doladılar. Bağırış, çığırış... denizcilere yakışmıyor bence.
.... Kızım, çıkalım dedi, ben üşendim, sonuç sabaha kadar demir nöbeti. Epeyi dalga da yaptı.
..... Hop, rüzgâr apaza kaçıyor 9 knots! Bu dediğim kıyıda değil, Gökova'nın ortası. İşte Temmuz Ağustos ayları hep böyle. Çok ısınan karalar, dağlar işi çok değiştiriyor. Hep diyorum bu aylarda tekne karaya çekilmeli diye, daha yapamadım gitti.
.....
Merhaba,
Yazdıklarınızın çoğunu okudum çok güzel yazmışsınız ve gezmişsiniz..Elinize gönlünüze sağık..
Ancak yeni bir tekne sahibi ve denizci olarak yukarıdakilere takıldım..Temmuz-Ağustos'ta havanın birden kötüye dönmesi gibi şeyler olması fena.. Hava durumunu gösteren yerler doğru tahminlermi yapamıyorlar-sizmi buna dikkat etmediniz öğrenmek istedim.
Birde bu gibi durumlarda iskelede yer ve/veya tonoz bulunamazsa ne yapmak gerekir geceyi/günü güvende geçirmek için?
Bende bu sene Bodrumdan Kos ve yakınlarındaki yunan adalarını gezmeyi planlıyorum.Kos,Leros,Kalimnos hakkında bilgi arayışındayım, marinalar dışında güvenli ve belkide ücretsiz yerler varmı diye..
Gökhan Korsan Kardeşim, bizim kıyılar ve Ege adaları Temmuz Ağustos'ta özellikle öğleden sonra hava yapar. Bunlar öyle farkettirmeden bastırmaz, çoğu zaman önceden tahminlerde görülür. Ben aslen Skiron'u kullanırım, ama geçen yaz Poseidon daha iyi tahminler yaptı.
Bu bölgede, özellikle dağların yüksek olduğu bölgelerde yerel rüzgarlar etkili olur, rüzgarın yönü ve şiddeti değişiklik gösterir. Gökova'da Ören'den Akyaka'ya kadar olan bölge, Datça yarımadasının kuzey sahilleri veya yüksekçe Ege adalarının saçakları buna örnektir.
Böyle yerlerde yelken yaparken tedbirli olunursa çok sıkıntı yapmaz. Eğer daha sakin hava isterseniz, sabahtan öğleye kadar seyirler önerilebilir.
İskelelerdeki sıkıntılara gelince, maalesef tonozları düzenli tertipli olmayan yerlerde bu sıkıntılar hep olur. Yukarıda alıntı yaptığınız yer Değirmenbükü Okluk'ta Mustafa'nın yeri. Rüzgar Gökova'da W-NW bastığı zaman, çoğunlukla Okluk'ta güneyden, Malderesi tarafından estirir. O da bu iskelede yandan gelir. Tonoz olmayınca, demir atarken acele edenler sıkıntı yaratırlar. Olsun, denizde bunlar olur da, insanların bağırıp çağırması hoş değil, işi de kolaylaştırmıyor, onu demek istemiştim.
Akbük'teki kıran ise pek bilinecek birşey değil. Tecrübe edilmeden anlaşılmıyor. Sadun Boro'nun kitabında güzel anlatılmıştır.
Eğer böyle yerlerde sıkıntı hissederseniz ya da endişe ederseniz, normaldir, daha sakin bir yerde alargaya koyarsınız teknenizi, botla gidersiniz sahile, eğer illa ki elektrik su derdiniz yoksa. Veya öğlenden önce bağlanırsınız rahatça.
Selametle
Balım SY
-
..... Hava tahminleri hemen her gün şaştı. Özellikle arefe ve birinci gün Gökova sabah 7'de 15 knots ile başladı güne. Koylarda doğru dürüst yer bulmak hemen hemen imkânsız idi. ........
....Allahtan tonoz bulduk, öğleden sonra 30+ knots esti, gürledi. İskeledeki tekneler ciddi şekilde demirlerini birbirlerine doladılar. Bağırış, çığırış... denizcilere yakışmıyor bence.
.... Kızım, çıkalım dedi, ben üşendim, sonuç sabaha kadar demir nöbeti. Epeyi dalga da yaptı.
..... Hop, rüzgâr apaza kaçıyor 9 knots! Bu dediğim kıyıda değil, Gökova'nın ortası. İşte Temmuz Ağustos ayları hep böyle. Çok ısınan karalar, dağlar işi çok değiştiriyor. Hep diyorum bu aylarda tekne karaya çekilmeli diye, daha yapamadım gitti.
.....
Merhaba,
Yazdıklarınızın çoğunu okudum çok güzel yazmışsınız ve gezmişsiniz..Elinize gönlünüze sağık..
Ancak yeni bir tekne sahibi ve denizci olarak yukarıdakilere takıldım..Temmuz-Ağustos'ta havanın birden kötüye dönmesi gibi şeyler olması fena.. Hava durumunu gösteren yerler doğru tahminlermi yapamıyorlar-sizmi buna dikkat etmediniz öğrenmek istedim.
Birde bu gibi durumlarda iskelede yer ve/veya tonoz bulunamazsa ne yapmak gerekir geceyi/günü güvende geçirmek için?
Bende bu sene Bodrumdan Kos ve yakınlarındaki yunan adalarını gezmeyi planlıyorum.Kos,Leros,Kalimnos hakkında bilgi arayışındayım, marinalar dışında güvenli ve belkide ücretsiz yerler varmı diye..
.... Ben aslen Skiron'u kullanırım, ama geçen yaz Poseidon daha iyi tahminler yaptı.
Bu bölgede, özellikle dağların yüksek olduğu bölgelerde yerel rüzgarlar etkili olur, rüzgarın yönü ve şiddeti değişiklik gösterir. Gökova'da Ören'den Akyaka'ya kadar olan bölge, Datça yarımadasının kuzey sahilleri veya yüksekçe Ege adalarının saçakları buna örnektir.
Böyle yerlerde yelken yaparken tedbirli olunursa çok sıkıntı yapmaz. Eğer daha sakin hava isterseniz, sabahtan öğleye kadar seyirler önerilebilir. .......
eğer böyle yerlerde sıkıntı hissederseniz ya da endişe ederseniz, normaldir, daha sakin bir yerde alargaya koyarsınız teknenizi, botla gidersiniz sahile, eğer illa ki elektrik su derdiniz yoksa. Veya öğlenden önce bağlanırsınız rahatça.
teşekkürler..
bu arada yeni farkettim..hem hemşeriyiz,hemde meslektaş.. :)
-
Korsanlar GeKo flaması önemli. Herkes flamasını çeksin, olmayan tedarik etsin. Bugün Bodrum Limanda flamalarımız sayesinde Özkan Yavaşal Korsanla tanıştık. Şimdi On yıllık arkadaş gibi Bodrum'da eğleniyoruz
Balım SY
-
İyi eğlenceler...
SM-G930F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
-
Bende Viaportta sanki evimde gibiyim , ponton sagli sollu geko 1w5ey8
Foruma uye olup, aktif takip etmeyenlerin de guncel bilgileri& olaylari takip edemedigi gibi, aktivitelerimizden uzakta kaldiklarini dusunuyorum...
Tumay kaptanin yapmaya calistigi ortak seyir konusunu cok onemsiyorum, hepimiz gayret edip , daha cok seyir etmek icin bu portali aktif kullanmayi baslamamiz lazim, benim onerim, ayri bi bolum acmak , oraya her birimiz tahmin bile olsa tahtaya yazar gibi yazabilmeli hatta kendi edit edebilmeli , ne varsa bizde var, en cok gezen biziz x():
-
Korsanlar GeKo flaması önemli. Herkes flamasını çeksin, olmayan tedarik etsin. Bugün Bodrum Limanda flamalarımız sayesinde Özkan Yavaşal Korsanla tanıştık. Şimdi On yıllık arkadaş gibi Bodrum'da eğleniyoruz
Balım SY
:-* ;??^+%% :)
-
Yaşşa Murat Korsan,
-
Yarın sabah meşhur Çetin Akıncı Thassos teknesinde GeKo bayrak töreni yapılacak Özkan Yavaşal ile. Derya deniz bir üyemiz oluyor.
Balım SY
-
Bu arada ben de yarın Murat korsan abi'den ayrılıp Gümbet'e bağlanıyorum.
Bugün ön fizibilite için gittim, hiç korsan yok - varsa söylesin, ya da Murat abinin dediği gibi flama çeksin :) -
Altyapı yaptım, en az iki korsan daha geliyor oradan !
Yarın flama töreni resimlerini göndeririz - bir aksilik olmazsa - Girit kahvaltısı eşliğinde :))
Tüm korsanlara selamlar ...
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
Aha işte bu da kanıtı :)) S/Y Balım ve S/Y efErk yan yana 😱
(https://s29.postimg.org/n3f5m54g3/IMG_9233.jpg) (http://postimg.cc//image/n3f5m54g3/)
-
Bu arada ben de yarın Murat korsan abi'den ayrılıp Gümbet'e bağlanıyorum.
Bugün ön fizibilite için gittim, hiç korsan yok - varsa söylesin, ya da Murat abinin dediği gibi flama çeksin :) -
Altyapı yaptım, en az iki korsan daha geliyor oradan !
Yarın flama töreni resimlerini göndeririz - bir aksilik olmazsa - Girit kahvaltısı eşliğinde :))
Tüm korsanlara selamlar ...
Sent from my iPhone using Tapatalk
Özkan korsanım yarın kısmetse ben de Gümbet' e geliyorum.Flamam iskele gurcatamda.
-
Ben Gumbet'e intikal ettim Kamil korsanim, buralardaysaniz tanisip goruselim. Iskele gurcatada korsan flamasi mevcut :)
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
İçinde seyir olmayan kısa Bodrum notları. Geçtiğimiz hafta Pazartesi günü Balım ile Gökova Karacasöğüt'ten Bodrum'a geldim. Maksat, Türk Bayrağına geçişin gümrük aşamasını yapmak. BŞehir Belediye Limanda yer buldum, sağolsunlar, çok iyi niyetli bir ekip var orada. Ve fakat Türk Bayrağına geçen teknelerin dosyaları yığılmış gümrük idaresinde ki, hem nasıl. Komisyoncu ile ne kadar uğraştıysak da Ctsi günü ancak tekneye gelebildiler. Beş gün limanda kavruldum kaldım. Gece, yok yanlış oldu sabah 4'e kadar tekno müzik inletiyor etrafı... uykusuzum da.
Bodrum'un durumu pek iyi değil. Turist yok. Kos tekneleri 10-15 kişiyi ancak getiriyor. Şu sahte çanta ve gömlek işi almış başını yürümüş. Çok ayıp. Sattıklarını da görmedim. Belediye bunların ruhsatını iptal etse, yerel dükkanlar açılsa keşke. Bodrum ege kültürü yerine acaip bir şey olmuş. Bence patlar burası da, yazık. Turist bunu görmeye yaşamaya gelmez ki.
Bu arada GeKo flamaları sayesinde Özkan Korsan ile tanıştık, güzel bir akşam geçirdik.
Bodrum Limanda tekneler için atık su tesisatı yapmışlar. Elli metrede bir kutuları var. Ama ve maalesef bu sistem kendi hortumunuz ile sizin tekneden su basmanızı gerektiriyor. T-iskeledeki atık su teknesi de atnı şekilde çalışıyor. Bu durumda tek seçenek Milta Marina kalıyor. Benim pek aklım almadı. Yazın o kadar tekne nasıl yapıyor bu işi? Gökova, Hisarönü, Göcek'te bu tekneler var.
Her neyse işte Ctsi gümrük muayenesi bitince kendimi dışarı artım, hemen yakında Bardakçı koyunda alarga.
Balım SY
-
O da ne? İki düğün, bir davet, bilmem kaç bin watt anfiler... gece 2'de bitti. Yandım anam.
Pzt Salı gümrük beyanname, KDV ödeme vs KSöğüt'e döneceğim. Yok, kaçacağım. Yaşlanıyor muyum?
Selametle
Balım SY
-
Bodrum bodrum &+^^
-
Bir küçük bilgi: eğer bir şekilde Bodrum Limanda Belediye Rıhtımına bağlanırsanız, kutulardaki su çıkışı standart hortum adaptörü değil. Sustalı bir çıkış var. Hortumunuza karşılık takmanız gereken ucu, çarşıda Şirin Dönerin yakınındaki hırdavatçıdan alabilirsiniz. 7 TL. Elektrik prizi de büyük boy. Bilginize.
Balım SY
-
Haziran'ın ortasından beri Balım'dayız. Bu sene birkaç değişik plan yaptıktan sonra Gökova-Hisarönü-Göcek-Kaş-Kekova ve dönüşte Fethiye-Ekincik-Marmaris-Yeşilova-Gökova yapmaya karar verdik. Notlar alıyorum, gerçi buralar bilinen yerler. Sanırım gezi bitince derleyip yazarım.
Ama bu akşam Göcek'te öyle bir mehtap çıktı ki, görülmeye değer. Sabah Rodos Boğazından buraya 48 mil geldikten sonra çok şık oldu. Paylaşmak istedim. Denizde olan olmayan tüm Korsanlara selamlar, iyi geceler.
Çok şükür yaşıyoruz
Ayın şavkı vuruyor bize
Çınara, bana, kediye, güneşe
Bir de ömrümüze
Not: Gözüm Bülent Korsanın Masal'ını arıyor her yerde, tanışacağım bu sefer yolu yok :)
Balım SY
-
Murat kaptan bılen var bılmeyen var...
Yazarsanız, bende ızlerım rotanızı...
-
Balım Gökova-Kekova yolculuğunu Göcek, Fethiye'den dönüp tamamladı, Gökova Karacasöğüt'e bağlandı. Birkaç not paylaşacağım, ama hemen haberdar etmem gerektiğini düşündüğüm iki bilgi var:
1- Bozburun Söğüt'te Ahtapot Restaurant'ın iskelesinden aldığım su acaip çıktı. Tuzlu bir tadı var. Sabun köpürmüyor. Belki sistemlerinde bir arıza veya kaçak var. Dikkat
2-Göcek Boynuz Bükü iskelesindeki su sanırım dereden basılıyor. Ciddi miktarda dere yosunu var. Dikkat
Balım SY
-
2017 Gökova-Kekova Notları
Sabah altı gibi takır takır bir sesle uyandım. Yanımdaki gulet demir alıyor herhalde. Ne de bitmez zinciri varmış! Neyse, gitsin de uykuya devam... "devam ettt" diye seslendi dışarıdan adam. Ne bu be? Beşiktaş Belediyesi çöp kamyonu imiş meğerse! Evet, Istanbul'dayım. Sabah erken, bir kahve yapıp balkona kuruldum. Daha dakika bir gol bir, bizim sokak köşesinde iki şoför birbirine giydirdi. Kahve de zehir oldu mu sana. Netekim Istanbul'dayım.
Balım, Gökova Karacasöğüt'te Belediye iskelesinde bağlı bu sene. Artık bu döviz kurları ile marinalara yıllık bağlamak epeyi zor benim için. Yıllar önce de bir yıllığına Karacasöğüt'te -o zaman tahtadan muhtarlık iskelesi idi- bağlı kalmıştık. Şimdi daha sağlam bir yapı olmuş, oradayız. Karacasöğüt'te dostlar da var, Gökova'nın efsane koylarına da yakın. Şimdilik bizim için çok uygun görünüyor. Seneye ne yaparız bilmiyorum, çünkü her yıl ayrı bir yerde kalmayı adet edinmiştik.
Bu yıl niyetimiz Samos'a çıkmak, iyi dostlarımız Çetin ve Yasemin Akıncı'nın Thassos tekneleri ile Klima koyunda bir hafta, on gün geçirmek, sonra da havaya rüzgara göre kuzeye ya da batıya gitmek idi. Gel gör ki, plan değişti, Kekova'ya kadar koyları gezmeye, acele etmeden uzunca bir süre teknede yaşamaya karar verdik. Thassos kendi yoluna gitti, şimdi sanırım ismini aldığı adasına da çok yaklaştı.
Yola çıkmadan önce aile içinde ve yakın dostlarımızı da içine alacak şekilde bir WApp grubu kurdum, ismi Gökova-Kekova, Gevşek-Gamsız-Neşeli diye. Planımızı güncelleyerek orada sürekli duyuracağımı, isteyenlerin birbirleriyle çakışmamak şartı ile tekneye gelebileceklerini söyledim. Rağbet de gördü, güzel oldu hepimize.
Her ne kadar Fethiye'de iken Kekova'ya inmemeye ve geri dönmeye karar verdiysek de, iyi sayılabilecek bir seyir planı ile, giderken de, dönerken de epeyi bir yer gezdik. Bir ayı az aşan bir sürede toplam 456 DM yol yapmışız. Yirmi küsur koyda ve limanda kalmışız, gezmişiz. Temmuz ayı olmasına rağmen beklediğimiz rüzgârları bulamadığımızı peşinen söylemeliyim. Hele Rodos Boğazı - Göcek Kurdoğlu Burnu gibi uzun geçişlerde rüzgârsızlık gerçekten bunaltıcı oldu. Fethiye Körfezinde, Hisarönünde ve Göcek Ekincik arasında az rüzgâr ile eğlendik diyebilirim. Ekinci - Kadırga Burnu rotasında Marmaris'in eşek tepmesi gibi kısa süreli karayelini saymazsak, rüzgârdan yana derdimiz olmadı.
Gerçi bu seyir planına denk gelen yerlerin çoğunu Korsan Kardeşlerimiz bilirler. Üstelik pilot kitaplar ve internet yazıları da oldukça yeterlidir. O bakımdan, bu sefer bizim 2016 Gökova Gezisi gibi değil de, daha kısa notlar halinde bir şeyler paylaşmaya çalışacağım.
Selametle
-
Balım, 2000 model 38 feet bir Bavaria. 2010 yılında ikinci el olarak satın almıştım. Bu yıl yaz öncesi de Türk Bayrağına geçirdik, telsiz kaydımızı da yaptırdık Baş ve sancak kıç kamaralarını korurken, iskele kıç kamaradaki yatağı da çıkartmak suretiyle orayı depo yaptık. Kontra mutfağı ve ara kanepeyi çıkarttıktan sonra vasattaki oturma düzeni ile rahat bir tekne. Çok hafif havalarda yelkeni iddialı olmasa da, makûl hızlarda bizi götürüyor. 2 x 160 lt tatlı su, 160 lt mazot, 70 lt siyah su ve 120 lt gri su tankı var. Mutfak lavaboları ve bir tuvaletin lavabo ve duşu bu gri su tankına bağlı. 2 x 220 Ah servis aküsü, 1 x 90 Ah motor aküsü, 50 Amp redresörü, 3000 W invertörü var. Kışın da gittiğimiz için Webasto ile ısıtıyoruz. Bu yıl bimini arkasına, elimizden geldiğince az dikkat çekecek şekilde 2 x 100 W Solara güneş paneli taktık, geçen seneki çin malı flex panel faciasından sonra. Yolculuğumuz sırasında invertörden beslemek suretiyle elektrik süpürgesi ve küçük de olsa bir çamaşır makinası çalıştırmamıza ve buzdolabının kapağıdaki ısı kaçağı dolayısıyla 24 saat aralıksız çalışmasına rağmen aküler hiçbir zaman boşalmadı. Geç öğlen saatlerinde regülatör "float" durumuna geçiyor. Karinasında Ecelak var, bu yıl üçüncü yılı (dördü denemeyeceğim :)). Artık güneş ışığını daha çok aldığı façasında ve façaya yakın yerlerinde yumuşak yosun oluyor, ben de düzenli temizliyorum.
(https://i.hizliresim.com/WQR6nq.jpg) (https://hizliresim.com/WQR6nq)
(http://)
İşte, her neyse, bilinen şeyler... Balım ile Gökova-Kekova kalkiyoooo
-
Murat kaptan,
İki tespitiniz yelkenleri daha performanslı yapmak ve buzdolabının aralıksız çalışması konularında bende ıyıleştırme dusunuyorum,ortak noktamız...
-
2017 Gökova-Kekova Notları
............
............
............
Gerçi bu seyir planına denk gelen yerlerin çoğunu Korsan Kardeşlerimiz bilirler. Üstelik pilot kitaplar ve internet yazıları da oldukça yeterlidir. O bakımdan, bu sefer bizim 2016 Gökova Gezisi gibi değil de, daha kısa notlar halinde bir şeyler paylaşmaya çalışacağım.
Selametle
Murat Korsanım, seyrinizin notlarını merakla bekliyordum..
Kısa kısa değil de uzun uzun yazarsınız umarım.. :)
Selametle..
-
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)
Efendim, malûm bu Türk Bayrağına geçiş ile ilgili yasal imkân çıkınca, hiç ikiletmeden geçiş kararı aldık. İleride, hatta belki de yakın zamanda Bodrum'a yerleşme kararımız olduğu için ve Bodrum'da Bodrum bandıralı teknelere limanda indirim yapıldığı için orayı seçtik. Birkaç ay içinde ilgililer tecrübe kazandıktan sonra Türk Bayrağına geçiş işlemlerini tamamlamıştık. Tabii bunun ertesinde telsizleri de kaydettirmek lazım. Onun için de İzmir'i seçtik. Bu yolculuk için tekneye giderken bir gün İzmir'de kalalım, işlerimizi yapalım, hem de güzel İzmir'in tadını çıkartalım dedik. 19 Haziran Pazartesi günü Istanbul'dan erken çıkış ile öğleden önce İzmir'de olduk. Alsancak'ta, ilgili dairelere yakın, makûl bir otel bulduk. Hem Liman Başkanlığında eski KMT Ehliyetini değiştirme, hem de Kıyı Emniyette telsizlerimizin ruhsatname başvurularını yaptık. Vallahi her ikisi bittiğinde akşam olmamıştı :) Deniz Restaurant'ta güzel bir İzmir akşamı, sonra da Dostlar Fırınında boyoz ile ondan güzel bir İzmir sabahı... kendimizi Karacasöğüt'e, tekneye attık.
Birkaç gün alış-veriş, yeni takılacak güneş panellerinin krom ölçülerinin alınması, Marmaris'te takılmaca falan derken, 22 Haziran Perşembe sabah 10'da Karacasöğüt'te palamarı çözdük, hedef Çökertme. Bu gezinin parolası Gevşek-Gamsız-Neşeli. Eşim bana, gerekmedikçe çok uzun seyirler yapmak istemediğini, tarifeli vapur gibi gitmek istemediğini söyledi. Oh, canıma minnet. Hele Gökova'da batıya doğru giderken. işim olmaz. Gökova'da (neredeyse) rüzgâr nereden eserse essin, sizin havanız kafadan batı olur. Rüzgâr lodostan, karayelden körfeze girer, ortalarına erişmeden batılı olur, Yedi Adalarda patlar, Bördübet'e acır, oraya yüklenmez, kuzeydoğu yakasını yalayarak Değirmen Bükünden içeriye yüklenir. O bakımdan eğer orsa ya da biraz kolayına dar apaz yaprak Gökova'nın kuzey ve güney yakalarına değerek batıya yükselmek gibi bir planınız yoksa, sabahın köründe çıkıp, Bodrum Kara Ada girişini öğlen vakti tutmak gerekir ki, bana bu gezide uymaz. Dolayısıyla uyduk Arzu Hanım'a: gevşek ve gamsız.
Karacasöğüt'ten çıkınca, hemen batısındaki Çanak Koyunun önündeki, pek de tehlikeli olmayan sığlığı geçince rota batıya çevrilir, 270 baş ile önce Değirmen Bükü, sonra Köremen Adaları, Löngöz, Nergislibaşı, Tuztutan Burnu, fenerli Koyun Burnu tavav edilir, sonra da hafif karayel yönüne dönülerek Çökertme önüne gelinir. Biz de öyle yaptık, motor ile sakin güzel bir seyir oldu. Çökertme'ye yaklaşırken, pek tabii dalga rüzgar derken ortalık karıştı.
Yıllardır bu sulardayım, hayatımda ilk defa Çökertme'ye gireceğim. Hep önünden yelkenlere, dümene abanıp geçmişiz, nedense. Ama önceden bilgim var ki, koyun kuzey yakasındaki lokanta iskelelerine takılmayıp, batı yakasına yöneldim. Batıda artık ismi "Mandıra "Filozofu Koyu" dile anılan yer var. Hakim rüzgâr da oradan, batıdan Çökertme'ye yayılıyor. Bu koy da kıyı sığ olduğu için, uzunca halat ile koltuk alınabilir, alargada kalınabilir veya bu küçük koyun güney ve kuzey yamaçlarına rüzgar üstüne açmaz almak suretiyle kıçtan kara olunabilir. Biz, bu Mandıra Filozofu Koyunun kuzey yakasının bittiği köşeye, kıçımızı rüzgâra verip demir attık, koltuk aldık. Pek rahat bir gece oldu. Çökertme'nin geneli açısından rüzgâr üstü olduğu için deniz hem temiz, hem de berrak.
Sabahında kahvaltıyı nasıl uzun tutarım diye planlar yapmaktayım ki, hiç değilse mazottan tasarruf edelim. Ve fakat hem benim, hem Arzu'nın aileleri Bodrum'da ve bayram dolayısıyla bir beklentileri var. Sabah dokuzbuçukta avara olduk, vira demir, hedef Bodrum. Bu Çökertme-Bodrum arası aslına çok keyifli bir seyir olur. Hem Kisse, hem de Orak Adası, hemen ardından Kara Ada boğazı güzeldir. Hava da pek sakin ki, ben işkillendim, çünkü bu Gökova sabahları masum genç bir kız gibi durgun, öğleden sonra kaprisli kıskanç bir kadın, akşama doğru da uslu, şefkatli bir anne olur. Nitekim, Orak Adasının içinden güzel güzel giderken önce 5, sonra 6 kuvvet bir çullandı üstüme. Dalga bir yandan, rüzgar bir yandan. Teknenin baş bodoslaması hangisiyle baş edeceğini bilemedi. Daha ne olduğunu anlamadan, ana yelkeni açarken bir serpinti... yok yahu dalga geçti üstümden, zil gibi etti bizi. Neyse, tam ana yelken, iki camadanlı ön yelken Kara Ada içine attık kendimizi. Bodrum'a hoşgeldin canım!
Bu yelken işinde de ilginç bir ikilem var. Millet kıyıda güneşleniyor ya, kum, deniz falan. Uzaktan bir yelkenli geçiyor, diyorlar ki aaa ne güzel, yelkenliye bak. Yaa, gel de yakından bak diyesim geliyor. Sen gel buraya, ben geleyim oraya, oh kıyıda şezlong... margarita... hep bunu düşünüyorum bazen kıyıya yakın seyrederken.
Her neyse, Bodrum'a yaklaşıyoruz. Ve fakat Bodrum Büyükşehir Limanda yer yok, Gümbet'te yer yok, alargada dursam anneyi babayı tekneye taşıyamam, artık yaşlandılar. E, nerede yer var? Milta'da var :( orası da gerçekten pahalı. Bilemiyorum, limanların ve diğer iskelelerin verdiği hizmet ile aldığı parayı düşününce, Milta'nın hizmeti pahalı mı, bilemiyorum. Ama mutlak değer olarak bana fazla geliyor. Neyse, girdik işte, iki gün buradayız. Anne baba ile koylar gezilecek, denize girilecek, Bodrum'un tozu alınacak, Bitez'den Sabriye Hanımın profiterolleri yenilecek, belki Şirin Döner veya Sakallı'da tıka basa yenilecek, dostlarla bayramlaşılacak.
Uzatmayalım, iki gün burada kaldık, atık su verdik ki, ülkenin en pahalı atık su alım servisi: 70 TL alıyorlar (Fethiye Ece Marina'da 10 TL vermiştim). Yani b.ktan bile para kazanmaya çalışmanın anlamı nedir Sayın Aydın Doğan diyecektim ki, marina Setur'a gitti haberleri geliyor bugünlerde.
Milta'dan çıkıp, oh sabahın firişka rüzgârında Ortakent'in ötesinde Kargı'ya gittik, şimdi de Arzu'nun ailesi ile bayramlaşmaya. Gittik de böyle rüzgar yok yahu. 8 metreye demir attım 85 metre, tekne kelebek gibi bir oraya, bir buraya... tutunamadık gitti. Dürbünle bir yer aranıyorum, kıçımı yaslayacak. Neden sonra Kargının lodos yönünde, Kargı plajının bittiği yerine az ötesinde Ilgınlar diye bir kamping buldum Navionics'den, önünde alçak beton iskele. İşte Navionics'in güzelliği şu ki, birisi bu işletmenin telefonunu yazmış oraya. Aradım, tabii buyrun gelin, bağlanın, para da istemez, alış veriş yaparsınız büfeden dediler iyi mi? Kıçımı Kargı rüzgarına verip bir bağlanmışım ki, nasıl! Dikkat: bu iskelenin tek mahsuru her gün öğlen 12 ile öğleden sonra 16 arasında Bodrum'dan tur tekneleri geliyor ve size fena halde söyleniyorlar. Eğer buraya bağlanmak isterseniz, iskelenin en ucuna veya en içine bağlanmanızı tavsiye derim.
(https://s2.postimg.org/mw015o8f9/1_Bodrum_Karg.jpg) (http://postimg.cc//image/mw015o8f9/)
Bodrum - Kargı - Ilgınlar iskelesi
Bu arada Kargı koyuna GeKo flamalı bir tekne geldi, demir yeri arıyor, dolanıyor falan. Dürbünle de bakmama rağmen ismini okuyamadım ki, telsizden yanıma çağırayım. meğerse Shima imiş. Ama dedim ya, okuyamadım grafik yazıyı.
Bodrum'da aile işlerimiz bitti. Beş gündür buradayız, tamam, yeter. Yarın Kos'un doğu ucu üzerinden Knidos. (devam edecek)
Selametle
-
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)
30 Haziran'da Bodrum Kargı'dan kaçarcasına ayrıldık. Galiba Bodrum bize fazla geldi. Bu yol yaklaşık 22 DM. Hakim rüzgâr karayel olduğu için biraz bekleyelim de, yelkenle güzel gidelim dedik, öğlen 12'de çıktık. Hakikaten Bodrum Boğazı esiyor, kuzucuklar da artmış, ama yelkeni ikinci göndere kadar açtım, ön yelken iskota köşesi de direği geçmeyecek kadar açtım, durum iyi. Bu Bodrum Boğazı, Bodrum Akyarlar ile Kos arasındaki geçiştir ve derinlik taş çatlasa 35 metreyi geçmez. O bakımdan kuzeybatıdan hava yüklendiğinde burada sıkı dalga yapar. Hava 5-6 derken 7'ye dayandı, 32-35 knots esiyor. Biz de allah ne verdiyse apazda koşuyoruz. Birden ana yelken (sarma ana yelken) rollerinden boşaldı, oldu mu don gibi!!! iskotayı boşalt, alt gerginin boşunu al falan derken epeyi uğraştırdı. Ama hata işte! o kadar rüzgârda, apaz olunca hem ön, hem ana yelken tekneyi rüzgâr üstüne basıyor. Dümen rüzgâr altında sona dayandı, tekne yine de rüzgâr üstüne kaçıyor. Oysa, öyle bir durumda, ön yelkenin girebildiği kadar orsaya gidip, ana yelkeni küçültseydim daha iyiydi. Gerçi yine boşalacakmış, sonra, Kos'u bordaladıktan sonra anladım ki, ana yelken rollerine kumanda eden sonsuz halatı ters çekmişim, dolayısıyla roller kilidi çalışmamış. Şimdi yelkeni açan tarafın piyanosuna kırmızı bir etiket koyacağım!!!
Neyse bu tecrübeyi de yaşadıktan sonra, Kos'u bordaladık, az daha gittik, rüzgâr da bitti :( Motor ile sakin havada Deveboynu Burnunu, Knidos fenerini dolaşıp büyük limana, yani güneydeki malûm limana girdik, iskeleye aborda olduk. Bu iskelede her zamanki gibi su basınçsız, elektrik oradaki büyük teknelerin klimaları yüzünden habire kesiliyor. Ama denizi çok güzel. Berrak, çok soğuk. İnsanın neredeyse içesi geliyor. Kooperatif bu sene 60 TL yapmış bağlama ücretini.
Burada, iskelede Gonca kayığı vardır - Metin. Metin Marmaris itfaiyesinden emekli. Sohbeti güzel olur. Çocukluğunda fenere eşekle su çekermiş. Onunla eski günleri, eski Marmaris'i konuştuk. İskelenin öbür tarafında güzel bir Beneteau var, Panda My Love. Mustafa kemal Bey ve eşi ile tanıştık, nazik ve iyi insanlar. Arkamda da bir bareboat Bavaria 50 var, ismi Heaven Can Wait! Güzelmiş.
Bu yıl artık Knidos antik kent gezisi yapmayacağız. İki sene önce gezmiştik. Çalışmalar halâ devam ediyor. Sabahtan akşama mermer kesiyorlar, epeyi gürültü var. Ama yine de Cevat Şakir'in Anadolu Efsaneleri kitabından Knidos bölümünü tekrar okudum. Herkese tavsiye ederim, bu kadar coşkulu bir Knidos anlatımı herhalde yoktur.
Sabahı 1 Temmuz. Denizcilik ve Kabotaj Bayramı! Niyetimiz bugüne kadar hiç uğramadığımız Hayıt Büküne gitmek. Öğlen 12 gibi avara olduk. Rüzgâr yok. İşte Arslanlı Burun, Divan Burnu, Palamut Adası falan derken iki saate Hayıt Büküne geldik. Gerçi duymuştuk Ogün'ün iskelesinin kaldırıldığını, ama küçük koyun ve plajının Florya Birlik Kampı gibi olduğunu kimse söylememişti. Kıyı son derece kalabalık ve gürültülü. 5 metreye demiri funda edip, alargada kaldık. Deniz çok berrak ve temiz. Kıyıda dolaştık, arkadaki bahçelere yürüdük, insanlarla konuştuk. Tabii bu pansiyon işi bir ekonomi getirmiş, ama bize pek yaramamış. Akşama doğru kızgın dağdan esen şiddetli ve çok sıcak rüzgârdan bezip, ani kararla demiri aldık, Hisarönü Bencik koyuna doğru 20:45'te hareket ettik.
(https://s11.postimg.org/rr9nbof4v/3_hay_t_b_k.jpg) (http://postimg.cc//image/rr9nbof4v/)
Hayıt Bükü - solda kayıklar için dalgakıranlı rıhtım, sağda sahil
Kıyıdan açınca, hava sakinledi. Hele İnce Burundan sonra Datça açıklarından gelen serin hava ile rahat bir seyir oldu. Gece bir iki tekne dışında trafik de yoktu. Hazır yeri gelmişken bir derdimi söyleyeyim: teknelerin pek çoğunda seyir feneleri usulüne göre değil ve/veya kuralına göre yakılmıyor. Kemeremde sancağını gördüğüm teknenin iskele fenerini halâ görüyor olmak çok garip. bu durum demirlemiş teknelerin, hele kıçtan kara yapmış teknelerin gösterdikleri ışıklarda daha da vahim. Demir feneri yanıyor, ki çokça kırmızı demir feneri gördüm. Başta bir çakar, üç renklisini bile gördüm, kıçta deniz dibi aydınlatma sistemi!!!! koltuk halatlarında sarı kırmızı çakarlar... vallahi uzaktan yaklaşırken petrol platformu gelmiş sanırsınız.
Bu arada bizim pupa feneri ampulü de yolda gümledi. Yenisi ile değiştirdim, ama çok ısındığını farkettim, ilk fırsatta bunu da LED ile değiştirmeli.
Her neyse işte, İnce Burun - Dişlice Adalar rotası üzerinden Bencik'e 01:15'te girdim, eski MTA kampı önünde (palmiyelerin olduğu sahil) 12 metreye demiri funda ettim. Hava nefis, sabah nerede uyanacağımı çok iyi biliyorum :)
(https://i.hizliresim.com/1g0vyD.jpg) (https://hizliresim.com/1g0vyD)
Hisarönü Körkezi - Bencik Koyu
-
2017 Gökova-Kekova Notları
............
............
............
Gerçi bu seyir planına denk gelen yerlerin çoğunu Korsan Kardeşlerimiz bilirler. Üstelik pilot kitaplar ve internet yazıları da oldukça yeterlidir. O bakımdan, bu sefer bizim 2016 Gökova Gezisi gibi değil de, daha kısa notlar halinde bir şeyler paylaşmaya çalışacağım.
Selametle
Murat Korsanım, seyrinizin notlarını merakla bekliyordum..
Kısa kısa değil de uzun uzun yazarsınız umarım.. :)
Selametle..
Sevgili Eyüp Korsan, bu sene sizin efsane seyriniz gibi değil ki bizimkisi, ancak onuncu sayfaya koyarlar gazete olsa. Dilimiz döndüğünce biraz köpürtüp yazacağız artık.
-
Balım seyir notlarının 17 sayfasını da en az 2-3 kez okumuşumdur.
Türkçeyi kullanışınız, nesir yazınızda kullandığınız sanatlar yazınıza edebi bir değer de katıyor bence..
Deniz ve yelken deneyiminizi biz amatörlere aktarmanız çok değerli..
Açıkçası, Gökova, Hisarönü, Göcek-Fethiye kıyılarını bu haliyle gezen son nesil olabiliriz gibime geliyor.
Bu açıdan da baktığımızda seyirleri yazıya dökmek, kayda geçirmek çok önemli..
Sevgiler..
-
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)
Sabah Bencik Koyunda gerine gerine uyandım. Bir latif hava! Kendimi denize attım, sabah kahvemi yaptım, sigaramı yaktım, oh dedim hayata. Arzu da kalktı. Mükellef bir kahvaltıya giriştik. Bizim teknede yemek düzenimiz şöyledir: sabah kahvaltısını sıkı tutarız - öğlen yemek yemeyiz, isteyen bir şeyler atıştırır - akşamüstü eğer demirlemiş isek kek, krep vs tatlı bir şey yapılır - akşam uzun ve muhabbetli bir yemek yenir. O bakımdan sabah kahvaltısı önemli. Zaten bugün Bencik'ten kıpırdamayacağız. Hem de çamaşır günüm :)
Teknede çarşaf, havlu dışında küçük parçaları ve bilhassa t-shirtleri uzun seyirlerde yıkayabilmek lazım. yaz mevsiminde zaten bunlar dayanmıyor. Eh, marinalarda çamaşırhaneye versen çok para. Sadece Fethiye Ece Marina'da 10 TL'ye jetonlu büyük çamaşır makinaları var. Geçenlerde kayınvalidenin evinde mini bir çamaşır makinası gördüm. Gördüğüm gibi de kaptım. 220V ve sadece 140 Watt. Sıkması yok, olsun. Pek memnunum, tavsiye ediyorum uzun seyir yapanlara ve azıcık yeri olanlara.
https://www.youtube.com/embed/-jUIrA-CTYk
İşte Bencik'te güneşlendik, denize girdik, yine girdik, bot ile azmağı gezmeye gittik. Bencik'te ve aslında hemen arkasındaki Balıkaşıran'da da durum şudur ki, bu iki koy süratle sığlaşmaktadır. Bunlara açılan azmaklar ciddi alüvyon getiriyorlar. Balıkaşıran'da dıştan takma motorun neredeyse pervanesi kuma vurur oldu. Ne yapılabilir bilemiyorum. Yakında sinek cenneti olacak. Biliyorum, burası kum köpek balıklarının yumurtlama yeridir, ama 50 yıl sonra onlar da giremeyecekler. Geçiş yeri olsa, "dregging" gibi bir temizleme çalışması yaparlardı. Kimbilir belki bir gün Balıkaşıran ile Bencik arasındaki 500 m kanal açılır? Yağmacı, TOKİ'ci, azgın müteahhit takımı olmasa şahane bir arazi geliştirme çalışması ile buraya bir kanal açılır, Bördübet ve diğer tarafta Dişlice Ada tarafına birer marina konur, hem buralar daha bakımlı olur, hem de kapanmaktan kurtulur.
Ertesi gün artık Orhaniye Marina'ya gidilecek, çünkü hem siyah, hem de gri su tanklarımız doluyor. Maalesef bu sene Hisarönü Körfezinde atık su alım teknesi çalışmıyor. Ben de pek hayret ediyorum ki, tekneler bundan şikayetçi değiller - maalesef. Her ne ise, yine bu tatsız gri su muhabbetini açmayacağım, sevimsiz olduğumun farkındayım. Ne diyeyim? Amatör denizci denizi pisletmez diye bir jargondur gidiyor. Duyduğuma mı inanayım, gördüğüme mi? Kapatayım bu konuyu....
Orhaniye Martı Marinanın girişini geçip, Orhaniye'ye doğru doğu yakasından ilerleyince, marinanın arka köşesinde benzin istasyonu ve atık alım istasyonu var. Bu yıl oraya iki adet parmak iskele yapmışlar. Artık dört tekne aynı anda yanaşabiliyor. Opet gitmiş, başka bir benzinci tanker ile dolum yapıyor. Atık su çekme tertibatları da fena değil - 40 TL.
Atık su verdikten sonra çıkıp, hiç görmediğimiz Turgut'un yalısına gittik. Alargada kaldık, Ella'yı gezdik, hoşumuza gitti. Kışın orada sıkı yıldız eser, tekneler nasıl duruyor pek anlamadım, ama tesis çok güzel. Gece orada kaldık. Turgut'a şelaleye de çıkacaktık, ama internetten resimlerine bakınca nedense biraz hayal kırıklığı oldu. Belki sakin sonbahar günlerinde geliriz?
(https://i.hizliresim.com/y394v9.jpg) (https://hizliresim.com/y394v9)
Hisarönü Körfezi - Turgut
Akşam olurken, ağını atıp dönen bir piyadeye takıldı gözlerim. Ah piyadem, ah Orfos'um. Şimdi böyle transatlantik gibi teknede takılıyoruz ya, o piyadenin tadı hiçbir şeyde yoktur billahi. Zordur, yokluktur, yalnızlıktır falan ama, ah o pancarın sesi yok mu? Bu işler için çok da küçük değildik de, tecrübesizdik be ya. 18'inde Alanya'da yaptırmıştım Orfos'u. 7 metre piyade. İsmi, Marmaris Turunç'taki en yakışıklı balıkçının kayığının ismi. Hem de köyün en güzel kızıyla evlenmişti. Gövde çam, küpeşteler duttan. Çivileri eski Perşembe Pazarından çentikli-galvanizli; her bir vidasının kanalı dik, yere bakar, su tutmasın diye. Pervanesi Arap Camiinin oradan. Güverte beyazına az cam göbeği katardık ki, o beyaz yansın, parlasın. Gazipaşa'dan Göcek'e kadar gider gelirdik. Balık tutar, karşılığında birkaç günlük sebze yemeği alırdık lokantalardan. Gelidonya Burnunda, Yedi Burunlarda kalbimiz ağzımızdan çıkacak gibi olurdu, Göcek Boynuz'da denize eğilmiş ağacın altına girerdik ki, şimdi kurudu, devrildi zavallı. Offf, özlemişim. İşte bu yüzden piyade gördüm mü, içim gider, aklım gider...
(https://i.hizliresim.com/6XGngP.jpg) (https://hizliresim.com/6XGngP)
(devam edecek)
-
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)
4 Temmuz sabahı Turgut'ta alargada erken saatte çalkalanan bir teknede uyandım. Hava kuzeyden bastırmış gece, Turgut'a kadar da epeyi deniz kaldırmış. Önümüzdeki program, Datça Aktur'a gitmek, ablamları ziyaret etmek, onları alıp Selimiye'de güzel bir gün geçirmek, sonra da yeni güneş panellerimizin montajı için Orhaniye Martı Marina'ya bağlanmak. Bir günde mi, yoksa beş günde mi, işte onu bilemiyorum - gevşeğiz ya :)
Arzu uyuyor... Körfeze çıkınca hava batıdan 5 kuvvet oldu. Malûm Hisarönü Körfezinin güzelliği, aynı rüzgârda Gökova kadar dalga yapmamasıdır. Ahhh, işte yelkenleri basıp, bir oraya, bir buraya Aktur Kurucabük'e gitmek var. Var da, eşime de kıyamadım, uyuyor. Verdim motora, kuzey yakasını yalaya yalaya ağır yol gidiyorum Kurucabük'e. Bencik Dişlice Adalar, Azmak Bükü (hurmalı) vs kıyı kıyı gidiyorum. Arkaya da bir rapala attım. Gerçi bu sene hiç atlayan olmadı. Bu sırtı işine kısmet-metre diyorum artık. Kısmetimiz hiç yokmuş, öyle çıktı sonuç.
Kurucabük'e girerken artık hava oturmuştu 6 kuvvete. Nitekim o günün gece yarısına kadar da esti, tozuttu. Kurucabük, Aktur'un iki koyundan doğusunda kalanı. Küçük liman diyelim. Burada evleri olanların plajı büyük koyda. Ama öğlen saatlerinden itibaren orası dalgalı olduğu için bu tarafa geliyorlar, pek lüks bir şey. Burada bir yüzme iskelesi, önünde yüzenleri motorlardan koruyacak toplar var. Kurucabük'e girerken bu iskeleyi karşınıza aldığınızda, sancağınızda kalan kuzey yakası teknelerin alarga yeri ve arkadaki orman kampı binalarına kadar uzanıyor. Ancak bugün hava o kadar sert ki, demir atanlar uğraşıyorlar, demir tazeliyorlar, bir iki tekne ayrıldı. Önce demiri 6 metreye attım, uzunca bir kaloma verdim, ama çok uzun koyverecek durumum yok, diğerlerine çarparım. I-ıh, olmadı, beş dakikaya kalmadı rüzgar altına kayıyoruz. Ne yapalım, ne edelim derken, bu yüzme iskelesine daha yakın tarafta tonozlar gördüm. Bir tanesine yaklaşıp aldık, bağlandık, durum fena değil. Herhalde birisi gelir bu tonoz için diyorum, ama gelen giden yok. Tonoz şamandrasında başka bir tekne ismi de yazmıyor. Eh, sağ olsunlar. Bu arada rüzgâr bindirdikçe bindiriyor, tonoz halatının gözünden geçirdiğim halat veya tonozun halatı kopar diye, tonoza dalıp ikinci bir halatı mapasından geçirdim, ikinci bir bağ yapmış oldum ki, bir gün sonra onu aldığımda mis gibi 14'lük üç-kolunun kopacak hale geldiğini gördüm. Tonoz betonunun içinden çıkarıp yaptıkları mapa, bildiğin nervürlü inşaat demiri... kesmiş bizim halatı. Şimdi ortasından örgülü oldu bizim güzellik mavi halat. Bu denizin her anı, her eylemi bir tecrübedir diyoruz da, pahalıya patlıyor, beteri olmasın diye geçtik ne edelim?
Hemen arkamda yine tonoza bağlı güzel bir Grand Soleil var. Sahibi dalıyor, çıkıyor, uğraşıyor tonoz bağını sağlamlamak için. Tonoza bağladığı baş halatını gereğinden fazla koyverdi gibi geldi bana ama, bakalım...
Bu Aktur'a 1980'lerin başında, arkadaşlarımızla gelmiş, bu küçük koyun arkasındaki kamping alanında çadırda kalmıştık. O zamanlarda da, popüler ve kalabalık bir yerdi. Şimdi otuz sene sonra halâ tertipli, bakımlı, güzelliğini koruyor. Bu kadar büyük bir sitenin bu derece düzenli olması kolay değildir herhalde. İki tane Migros, haftada iki defa gayet geniş bir pazar, Datça'ya Marmaris'e düzenli minibüs, seçmece iki plaj, içeride lokantalar vs, yazlık ev meraklısı olan insanlar için herhalde cazip bir yer. Tabii bana gelmez, toprak bozar beni, demir atıp kayaya takmış gibi, gitsen gidemezsin kalsan kalamazsın...
Her neyse, ablam ve eşi evden bisikletleriyle geldiler ki, burada bisikletsiz bir yerden bir yere gitmek cesaret ve sıkı kalp ister. Yaşlılar artık çok popüler olan elektrikli ve üç tekerlekli motorları kullanıyorlar. Eve gittik, diğer akrabalarımızı görük, çocukları, torunları sevdik. Aktur'un batıda kalan ve Çiftlik denen büyük koyun ortasından bir azmak deniz dökülür. Denizden bakınca, kumsalın ortasında kıyıda beyaz taşlardan örülü bir duvar, hemen arkasında büyük bir ağaç ile hemen fark edilir. İşte orada güzel bir lokanta var. Akşam orada yedik, beklemediğim kadar lezzetli ve özenli idi. Fiyatları da makûl. Akşam güneş batarken, insanlar kıyıda yürüyorlar, yaşlılar elele oturmuşlar bir banka veya şu 3-teker motorlarında gidiyorlar... reklam filmi çeksen bu kadar olur. Çok beğendim.
Sabahında deniz masum, deniz yatık, rüzgâr ölü. Ablamı ve eşini alıp Selimiye yapacağız. Gece de sakin geçti.. diyebilirim. Tek olay, tonozuna bağladığı halatı fazlaca koyveren Grand Soleil'ci kardeşimizin teknesi bizimkine şöyle "tok" diye bir vurması oldu. Alargada nasıl ki zinciri diğer teknelere sarkmayacak kadar bırakıyoruz, tonozda da öyle olmalı. Neyse, çelik küpeşteli Bavaria'mda bir sıkıntı yok.
Şimdi bu yıl Kavaklıdere Şarapları Leyla diye bir roze şarap çıkardı. Belki daha önce de vardı da, biz yeni gördük. Ucuz da. Tekneye iki kasa almıştık, bir ay gider diye. İşte onlardan birisi, öğlene doğru Selimiye yolunda, Topan Ada, Uzun Ada, Koca Ada, Kameriye Adası falan derken hoop gitti. Dört kişi, allahtan kedimiz içici değil. Selimiye'ye giderken eğer yelken yapılmıyorsa, Hisarönü Körfezinin bu Atabol-Selimiye arasındaki adalarının arasından gitmek güzel oluyor. Sığlıklara dikkat ederek ve bilhassa Kameriye Adanın kanalındaki küçük adacığın etrafındaki dalgıçlara dikkat edilirse, sorunsuz, gevşek bir seyir oluyor.
(https://s4.postimg.org/xn6pgq3ft/12_Aktur_Selimiye_yolu.jpg) (http://postimg.cc//image/xn6pgq3ft/)
Sığ limanı sancakta bırakıp, Selimiye'ye daldık. Bu Sığ Liman ve Sığ Burnu dönüp de içeriye girerken sancakta kalan sığlığa dikkat edilmesi gerekir. Gerçi birkaç senedir burada hep bir şamandıra görüyorum.
Motor ağır yolda, Sığ Limanın arkasına düşen kıyıdan itibaren Selimiye sahillerini tavaf ederek Sardunya'ya doğru geliyoruz. Teknede herkes mutlu ki, daha ne isteyeyim? Selimiye'de mutlu belli ki. Her yıl biraz daha büyüyor, kalabalıklaşıyor, ama sanki karakterini koruyor. Sahilde küçük rıhtımları olan evler, moteller, lokantalar... acaba günün birinde Göcek'teki gibi bu sahil evlerinin önüne bilmem kaç bin ton kaya atıp yeni rıhtım yaparlar mı?
https://www.youtube.com/embed/SxWAbUn-qzE
Selimiye
Giritimu önünde 8 metreye demiri funda ettik, 30 metre kadar kaloma verdik. Başka tekneler de var alargada. Geldikçe de geliyor. Niyetimiz ve emelimiz Sardunya'da güzel bir yemek yemek. Ardından da Arzu'ya ve ablamlara Paprika sürprizi yapacağım.
Yeyip içtiğimiz bizim olsun, akşamüstü misafirlerimiz taksi ile Aktur'a döndüler, biz de Balım'ın havuzluğunda Selimiye'yi seyrediyoruz. Güzellik bir durum var. Öyle Bodrum gibi bangır bangır müzik yok, Göcek gibi histerik kahkalar yok, bağıran, nağra atan yok... öyle sakin bir gece var. Rıhtımdaki lokantaların sarı ışıkları altında sohbetler gidiyor. Kıyıda, araya sıkışmış bir pansiyon ya da ev... ağacın altında bir muhabbet. Sakin, yumuşak bir ud sesi geliyor. Ardı ardına nihavend şarkılar. Dikkat etmesen, duyamazsın. Ah, bir kadeh rakı alıp, kayıkla yanaşsam mı gecenin karanlığında?
(https://s1.postimg.org/fgfq1ziuz/16_Selimiye.jpg) (http://postimg.cc//image/fgfq1ziuz/)
Selimiye
(devam edecek)
-
O küçük çamaşır makinelerinden epeydir bakıyorum ama piyasada yoklar son iki senedir.
-
Bunca hengamede bu güzellikleri okumak o kadar iyi geliyor ki.. Çok yaşayın..
-
Çok güzel gitti bu sıkıcı İstanbul günlerinde..
Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz..
Güzel gezmeleriniz olsun... :-*
-
Murat korsanım çok güzel gidiyor zevkle okuyoruz Kargı koyunda beni gördüğünüzde keşke anons etse idiniz.Tekne ismini okuyamamışsınız ama madem korsan flamasını gördünüz "gezgin korsan gezgin korsan-balım" diye anons etseydiniz ben uyanır dönerdim anonsa .Aklınızda olsun ben öyle yapıyorum Geko teknelerine.
-
Murat korsanım çok güzel gidiyor zevkle okuyoruz Kargı koyunda beni gördüğünüzde keşke anons etse idiniz.Tekne ismini okuyamamışsınız ama madem korsan flamasını gördünüz "gezgin korsan gezgin korsan-balım" diye anons etseydiniz ben uyanır dönerdim anonsa .Aklınızda olsun ben öyle yapıyorum Geko teknelerine.
Koyda telsiziniz surekli acık mı oluyor ?
-
Murat korsanım çok güzel gidiyor zevkle okuyoruz Kargı koyunda beni gördüğünüzde keşke anons etse idiniz.Tekne ismini okuyamamışsınız ama madem korsan flamasını gördünüz "gezgin korsan gezgin korsan-balım" diye anons etseydiniz ben uyanır dönerdim anonsa .Aklınızda olsun ben öyle yapıyorum Geko teknelerine.
Koyda telsiziniz surekli acık mı oluyor ?
Seyir bitmedikçe , evet.
-
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)
Şimdi önümüzdeki iki gün Orhaniye Martı Marina'da kalmak, Karacasöğüt'te iken ölçüsünü aldırdığımız kromların ve solar panellerin montaj işi var. O sırada biraz da dinleneceğiz artık.
Martı Marina ile ilgili notlar: Günlüğü 38 feet tekne için 80 Euro olmuş. Çok çok pahalı! Neden böyle yapıyorlar anlamadım? Zaten teknelerin çoğu seferde, marinada bir çok yer boş, pek akıllıca değil böyle yüksek ücret uygulamak. Eskiden elektrik paralı, su serbest idi; şimdi su da paralı olmuş. Ama eskiden beri kullandığımız RFID anahtarlar yerine su için de yeni anahtar veriyorlar, bu da anlamsız. Balım'daki RFID anahtar setine bir yenisi daha eklendi.
(https://s1.postimg.org/4utrahi4r/IMG_1805.jpg) (http://postimg.cc//image/4utrahi4r/)
Benim en sinir olduğum şeylerin birisi de, bir marinaya girdiğimde, o kavurucu sıcakta palamarcının 5-10 liralık elektrik ve su vermemesi, sırf bu işin bir an önce marina ofisine gitmem gerektiği. Oysa bir tekne marinaya girdiğinde herhalde en çok ihtiyacı olan şey su ve elektrik. Bunu hiç bir marina müdürüne de anlatamadım. sadece Göcek Marintürk bunu yaptı ve şapka çıkarttım. Dolayısıyla ben de yukarıdaki resimde olduğu gibi çokça uğradığım marinaların RFID anahtarlarını, üzerlerinde az bir para yüklü halde yanımda taşıyorum ki, bu mesele canımı sıkmasın.
Her neyse işte, Martı'ya bağlandık, Ergün Ustayı bekliyoruz (maalesef geçenlerde bir motorsiklet kazasında kaybettik onu). Bu arada Torque geldi, motor bakımı da yapıldı, Arzu kendini havuza attı - gerçi Martı'nın havuzu deniz suyuna klor basmalı tip - ne demekse?
(https://s4.postimg.org/d8xebgycp/19_Mart_Marina.jpg) (http://postimg.cc//image/d8xebgycp/)
Şimdi Balım'ın güneş paneli hikayesini, şöyle derli toplu ve kısaca anlatayım istiyorum: Malûm hepimizin, yok, Ersin Böke'nin değil mesela :), ama çoğumuzun günlük elektrik sarfiyatını yerine koymakla ilgili derdimiz var. Bu konuda pek çok yazı yazıldı GeKo forumlarımızda ve ben de elimden geldiğince katkıda bulunmaya gayret ediyorum. Neticede işin prensibini bir kaç başlık altında toplayabilir hale geldim, çoğu bu işi bilen Korsan Kardeşlerimizin sayesinde:
1.) Servis akü bankını büyütmeden ve bu kapasiteyi dolduracak çeşitli elektrik üreticileri planlamadan önce, günlük ortalama sarfiyatını çıkart. Bunu yaparken cihazların üzerindeki ya da internetteki bilgilerden ziyade, bizzat bu cihazlar çalışırken teker teker ampermetre ile ölç (bir "clamp ampermetre" aldım, hayatım değişti).
2.) Çıkan listede en yüksek amperajı olan cihaz her ne ise (eminim ki buzdolabı :)) daha az elektrik çekmesini sağlayacak önlemleri al (ya da benim gibi almayı planla). Öncelik burada, yoksa LED ampul falan arkadan gelir.
3.) Tüketilen günlük toplam amperi karşılayacak bir sistem bul (benim örneğimde solar panel).
4.) Servis akü grubunun kapasitesini, bu günlük amper tüketiminin 2 katına göre kur.
5.) Bilinen itibarlı markalardan başka bir şey alma, paranı direkt çöpe at daha iyi. Seçtiğim markanın internet kataloğundan boyutları ve kapasitesi en uygun olan modelinden 2 adet almaya karar verdim. Flex paneller hem daha pahalı, hem de ön güverteyi kaplamayacaksan, öyle bimini falan üzerinde olmuyor (geçen sene denedim), mutlaka bumba vs birşey gölge yapıyor, panelin verimi anormal derecede düşüyor. Balım'da günlük ortalama tüketim 800W civarında. 100W peak-power olan modeli için üretildiği ülke verilerine göre günde 400W veriyor. Bizim buralarda daha fazla olacağı kesin, 800W'ı kurtarırız.
6.) Panellerin ürettiği voltaj yüksek olduğu için, kablolardan geçen akım nispeten düşük olsa da, yüksek bir güvenlik katsayısı ile kalın kablo kullan - şakaya gelmez. Aynı şekilde regülatörünü de iyi ve itibarlı bir marka al, kapasitesini yüksek tut. Regülatörü akü bankına mümkün olduğunca yakın bir yere yerleştirirken, mümkünse kabin içinde okuyabileceğin şekilde monte et (yoksa benim gibi habire akü bölümünü açmak zorunda kalırsın - yani görmemişin güneş panelleri olmuş da, o bakımdan söylüyorum...)
7.) Paneller o kadar da ağır nesneler değil. Balım'a takılan panellerin tanesi 50 cm x 120 cm gibi ve 8 kg. Sırf bunlar için bence teknenin arkasına kamyonet rol-bar'ı gibi bir şey yaptırmaya gerek yok. Eğer kıç vardavela sağlamsa sade bir krom yapılabiliyor. Tabii bu zevk ve ihtiyaç meselesi - yaptırana asla bir sözüm yok.
8.) Sonuç: paneller takıldıktan sonra buzdolabımız 24 saat çalışmasına rağmen, hiç kıyıdan elektrik almadan 20 gün gezdik, durduk. Bağlandığımız Ece Marina, Söğüt Ahtapot gibi yerlerde elektriğe bağlanmadık. Her gün öğlen saat 2 gibi aküler 13.5 V oldu, regülatörde "float" ışığı yandı. Arada invertör üzerinden mikser, elektrik süpürgesi, çamaşır makinası, tost makinası falan da çalıştı. Özetim budur. Son gün Karacasöğüt'e geldiğimde sahil elektriğine bağlandım, redresör 0 Amper gösterdi :)
Bu da monte edilmiş hali
(https://s3.postimg.org/nuymsi10f/20_Mart_Marina.jpg) (http://postimg.cc//image/nuymsi10f/)
Bu iş de sonunda bitti, artık yarın Serçe Limanına gideceğiz, sonra da Göcek'e. Hisarönü'nün hakkını verdik sanırım. Yeşilova'yı ise dönüş yoluna bıraktık. Gözüm Poseidon'da, Skrion'da. Şöyle güzel bir lodos olsa da Rodos Boğazından bizi atsa Kurdoğlu'na diyorum. Evvelki sene Marmaris Liman - Kurdoğlu Burnu rekorum var, 5 saat 15 dk. Bir taraftan da Arzu çok rahatsız olabilir, tatile limon suyu sıkma diyorum... bakalım?
(devam edecek)
-
Murat kaptan ,
80 duyduğum en yüksek rakam, pesss bu kadar açlar ,bu kadar mı köşe başı tutulup iteklenir $$#.:
resimdekiler 2*100 sanırım ,kromlarla anahtar teslimi ne civara mal oldu ,redresörünüz vs zaten vardı.
-
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)
8 Temmuz günü... yaa böyle yazıyorum da, vallahi günlerden nedir, ayın kaçıdır takip ettiğim yok. Martı Marina'dan sabah 10 gibi ağır aksak çıktık. Rüzgâr yok. Batıdan anlamsız bir dalga var, acaba Symi'nin altı mı bastı? Selimiye'nin önündeki adaların içine gireyim bari dedim, yavaşça Atabol Kayasına kadar indim. Rüzgâr mutad Knidos'tan karayel giriyor, Symi'den sonra yıldıza dirise ediyor ki, bize büyük şans, apazdan tekne tam arma koşmaya başladı ki ne!!! Heyyyyt ;??^+%% Şimdi artık yelkende trimlerle uğraşmak eğlencem oldu. Yeni oyuncağım, dümen simidinin, teknenin düz gittiği noktasına yaptığım piyan bağını ortaya getirmece. Ana yelken triminin göstergesi bence dümen simidindeki bu beyaz piyandır :) Oyna dur... ve fakat Atabol - Ala Burun arası pek kısa: 8 mil. Ala Burunda da rüzgâr düştü mü kardeşim! Kaldık motora. Dönerken Ala Burnu, adet olduğu üzere ritüelimizi yaptık, denize ekmek ve su attık: can alma ekmek al - kan alma su al.
Ondan sonrası ne? Bozukkale önünden geçip, doğuya doğru Çatal Adalar arasından geçip, kuzeye döndük, Serçe Limanına girdik.
(https://s4.postimg.org/91vd0t2eh/23_atal_Adalar.jpg) (http://postimg.cc//image/91vd0t2eh/)
Çatal Adalar
(https://s4.postimg.org/4583rbf6h/26_Ser_e.jpg) (http://postimg.cc//image/4583rbf6h/)
Serçe Limanı
Burada üç seçenek var. Birincisi koyun güneyinde, girince iskelede kalan kısmında alargada veya kıyıdan koltuk alarak demirlemek. ikincisi koyun hemen girişinde batı yakasında koltuk almak, yada kuzeyde, girişte sancakta kalan kısımda, Captain Nemo denilen Mehmet'in lokantasının önünde tonoz almak ya da iskelesine bağlanmak. Buralarda Marmaris'in yüksek dağlarının tepmesi pek meşhur olduğu için ve gece de adamın burnundan getirdiği için ve burnundan getirmeden de dinmediği için biz tonozlara yöneldik, kolayca bağlandık. Burada beş adet tonoz var, şamandıraları iyi durumda. Zaten Mehmet'in oğlu ya da oradan birisi kayıkla gelip yardımcı oluyor. Bu kuzey yakada ayrıca demirlemek pek mümkün değil, büyük olasılıkla tonoz tertibatına çipa takılır.
Akşam teknede malzememiz olmasına rağmen Nemo'da yemeye karar verdik. Biz gitmezsek, başkası gitmezse, bu adam orada nasıl barınacak? Sonra bir gün gideceğiz, bakacağı ki yok? Bahçeleri gezdik, kediler, buzağılar, keçiler... Köye gelin dediler, dağda, misafir edelim dediler - belki dönüş yolunda dedik.
(https://s3.postimg.org/6kkutd4m7/27_Ser_e.jpg) (http://postimg.cc//image/6kkutd4m7/)
(devam edecek)
-
Murat kaptan ,
80 duyduğum en yüksek rakam, pesss bu kadar açlar ,bu kadar mı köşe başı tutulup iteklenir $$#.:
resimdekiler 2*100 sanırım ,kromlarla anahtar teslimi ne civara mal oldu ,redresörünüz vs zaten vardı.
Reklâma girmeyecekse marka model vererek cevaplayayım:
- Solara S405M36 100Wp - 2 adet - KDV dahil 3600 TL. Ben daha ucuz hesaplamıştım, ama Euro kuru 4 küsur olmuş bir denizlerde takılırken...
- Kromlar da 2400 TL
- 20 Amp Regülatörüm zaten vardı
-
Murat kaptan ,
80 duyduğum en yüksek rakam, pesss bu kadar açlar ,bu kadar mı köşe başı tutulup iteklenir $$#.:
resimdekiler 2*100 sanırım ,kromlarla anahtar teslimi ne civara mal oldu ,redresörünüz vs zaten vardı.
Reklâma girmeyecekse marka model vererek cevaplayayım:
- Solara S405M36 100Wp - 2 adet - KDV dahil 3600 TL. Ben daha ucuz hesaplamıştım, ama Euro kuru 4 küsur olmuş bir denizlerde takılırken...
- Kromlar da 2400 TL
- 20 Amp Regülatörüm zaten vardı
Murat Korsanım,
Kroma şaşırdım biraz. Kullanılan 2 boy kroma 2400TL mi aldılar??
başka krom işleri de mi vardı?
-
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)
Bir önceki yazımızda Serçe Limanındaki en güzel anı paylaşmayı unutmuşuz :) Dediğim gibi koyun kuzey ucunda lokanta var, önünde iskele, onun önünde tonozlar, batı ve doğu sahilinde ise balıkçılar duruyorlar. Sabahtan gelip ağlarını, paraketlerini temizlemişler, öğlen yemek yediler, keyifleri yerinde belli ki
https://www.youtube.com/embed/_-jmR3tmXZE
Sabahında karayel yönünden sıkı civarnalar ile uyandım. Bu bölgenin, yani diyelim ki Marmaris Turunç'tan Gökçe Buruna, Serçe'ye kadar özelliği, yüksek dağlar sebebiyle geceden sabaha, bazen de gündüzleri dağdan sıkı rüzgâr yapmasıdır. O bakımdan dışarıda havanın bu şekilde eseceğine ihtimal vermiyorum. Bunu bilmeyen birisi, çıkmayıp kalmaya karar verebilir.
Tonozu bıraktım, rüzgâr halâ bindiriyor. Yavaşça koydan çıktım. Evet, Serçe ile Gökçe Burun arasında karayelden, sonrası mafiş. Yandık ki ne! Önümde Kurdoğlu'na kadar 40 mil var. Motoru 2100 devre getirdim, 90 derece doğu istikametine otopilotu koydum, gidiyorum işte. Hava da puslu gibi, sancakta Rodos, iskele baş omuzlukta Yılancık Adasına kadar ancak görünüyor. Hızım 5 knots civarında ki, normalde 5.8 olması lazım, herhalde bir akıntı var burada? (nitekim kıyıdan açıldıktan sonra kendine geldi)
(https://s1.postimg.org/asxahtrbv/28_Ser_e_G_cek_ge_i_i.png) (http://postimg.cc//image/asxahtrbv/)
Hiç rüzgâr yok, güneyden dalga var :( Ne iştir anlamadım. Bu güneyden gelen ağır dalga bizi Göcek dönüşü de bekliyordu zaten. Az bir esse bir yerden, ana yelkenle sallantıyı durduracağım, ama yok. Ege'de gezen Korsanların notlarını okuyorum, şöyle 30 knot'lar, böyle boralar falan, tam rüzgârın Rodos Boğazından beni alıp uçuracağı yere geldik, tık yok. İşte sallan yuvarlan, sonuna doğru hafif burnumuzdan getirerek Kurdoğlu'nu döndük. Dar boğaz'dan dalıp, Çamlı Koya demiri attık, kıçtan bağlandık.
Göcek ile ilgili fazla yazacak bir şey yok bence. Kısa notlar şöyle:
- Her zamanki gibi kalabalık. Bilhassa küçük motoryatlar, tekneler sabahtan koylara yayılıyorlar.
- Göcek'te bağlanma yerlerini düzenlediğini iddia eden Valiliğin genelgesindeki birçok koordinat yanlış. Bir ara kendimden şüphelenip, Navionics'ten de kontrol ettim, çoğu yanlış.
- Zaten genelgeye uyan da yok, kontrol eden de yok. Koylardaki gezi tekneleri öğlenleri mutlaka mangal yakıyorlar. Jetski'ler her yerde. Bilhassa motoryatların yaptıkları hız ve çıkardıkları dalga sinir bozucu, güya hız sınırı var bölgede. Sahil Güvenliği hiç görmedim.
- Koylar genellikle temiz, ama rüzgâr altı sahillerde kirlenme var. Boynuz, Atbükü, Çamlı gibi kapalı koylarda mutlaka rüzgâr üssü kıyılara bağlanılmalı. Pek çok teknenin gri su tankının olmaması neticesinde sabahları deterjan ve yağ birikintileri inanın çok çirkin
(https://s3.postimg.org/urm6zq5xr/36b_G_cek_aml_Koy.jpg) (http://postimg.cc//image/urm6zq5xr/)
Çamlı Koyda sabah
- Tatilimizin bu kısmında önce çocuklarımız geldiler, onlardan sonra da sevdiğimiz dostlarımız Zübeyda Gökhan Çelebi'ler geldiler. Biri akşam, diğeri sabah gelen çocukları almak ve alışveriş de yapmak için Marintürk'e bağlandık. Günlüğü 160 TL. Artık güneş panellerimiz var, elektrik almadım. Palamar daha bağlanırken 10 TL su verdi, çok hoşuma gitti.
- Tatsız bir olay, Marintürk'te palamar botu yoktu, ya da bize gelmedi. Rüzgâr altında tonoz halatı ile güreşmemek için uzun bıraktığım palamar halatların çimasını iskeleye volta etmesini, tekneyi motorla öne alıp stabil hale getireceğimi, sonra tonozun boşunu alacağımı söyledim. Karışmamasını rica ettim. Ama palamarcı arkadaş iskeleden gelen tonoz halatını bırakmayınca pervaneye doladık. Pek sevimsiz bir durum tabii. Marina suyuna girmekten başka çare yok, daldım, ama sıkı dolanmış, 10-15 dakika uğraştıysam da ciddi sarmış, beceremedim. Haydii, dalgıç çağırdık, halatı keserek kurtardı pervaneyi, cezası 240 TL.
- Boynuz Bükü en sık demirlediğimiz yer oldu bu sefer. Çoğunlukla alargada kaldık. Sabahları iskelede çıkan sıcak tava ekmeğinin tadına doyamadık. İlâvesi, içine Trabzon tereyağı ve kırmızı biber...
- Teknede tatlı su azalınca, portuçta tuttuğum 20 litrelik esnek su torbaları ile Boynuz Bükü iskelesinden birkaç sefer yaparak su aldım. Su dere yosunu dolu! Depoya koyarken elimizdeki bir kevgir ile süzmeye çalıştık. Buradan su alacaklar için dikkat!
- Boynuz Bükü, Göcek'te yakamozun en rahat görülebileceği bir yer. Hemen her gece denize girip, pırıltılı, simli bir dünyaya bıraktık kendimizi.
- Boynuz'da tatlı bir akşam, çocuklarla sohbet, yemek falan derken dolunay Fethiye'nin yüksek dağlarının ardından çıkıverdi. Deniz, karıncaların su içtiği cinsten. Hemen tenteyi açtık, serpinti körüğünü söktük. Motor ağır yolda, iki saat kadar mehtabın şavkında baktık hayata.
- Göcek koylarında teknede eksik bir şeyiniz olmaz. Geçen yıllarda mobil market falan diye büyükçe kayıklar vardı. Şimdi Carrefour büyük bir tekne yapmış aaa falan derken Manastır Koyunda karşımıza devasa Migros gemisi (!) çıktı. Her gün Fethiye'den kalkıp Göcek'e geliyor. İhtiyacı olanlar kıçındaki platforma yanaşıp, alışveriş yapıyorlar. Yaa bunda ATM makinası da vardır diye dalga geçiyorduk, varmış kardeşim! Şimdi akaryakıt satışı da bekliyoruz.
(https://s3.postimg.org/owd1jcvjz/29_G_cek_Boynuz.jpg) (http://postimg.cc//image/owd1jcvjz/)
(https://s4.postimg.org/u3hm9oouh/34_G_cek_Manast_r.jpg) (http://postimg.cc//image/u3hm9oouh/)
- Göcek'te atık su vermek o kadar da kolay değil. Koylarda atık su çekme işini Turmepa teknesi yapıyor. Telefonu 539-439-1162. Bu telefonu arayarak bir sonraki güne rezervasyon yaptırıyorsunuz. Öyle, tekneniz neredeyse geleyim, ya da geçerken bana uğrayın gibi "gevşeklikler" yapılmıyor. Tekne Çarşamba günleri de çalışmıyor, tatil yapıyormuş. Tankın ceza aldığını duymuştum da, bir teknenin tatil yapanını ilk defa gördüm. Onun dışında D-Marin'in çekek yeri tarafındaki iskelesinde de tanklar çektirilebiliyor. 10 güne yakın kaldığımız bu bölgede bir kez Turmepa'ya çektirdim (40 TL), bir kez de D-Marin iskelesine (10 Euro).
- Göcek'te Çamlı Koy ve Manastır'da birkaç tane Caretta gördük. Bizim kız hemen atlayıp, arkadaşlık etmeye kalktıysa da, allahtan kaçtı. Sonradan Dalyan'da öğrendiğimiz kadarıyla bunlar etçil ve geçenlerde bir hanımın bacağını fena ısırmış.
- Buralar iyi de, daha doğru dürüst yelken yapamadık kardeşim diye celâllendim durup dururken bir sabah. Hadi Fethiye'ye gidelim de hem yelken yaparız yolda, hem de akşamına meşhur balık pazarında takılırız dedik. Körfezin ortasına kadar avucumuzu yaladık, ikinci yarısında 20 knots kadar lodos yönünden güzel bir rüzgâr ile hızlandık, hızlandıkça rüzgârı apaza çektik, Fethiye cehennemine mızrak gibi girdik :) Sonrası... sonrası sıcakkkkk.
- Ece Marina sakin. Marinaya girdikten sonra F-iskelesine kadar dibe gidilirse, hem akaryakıt, hem de atık su çekme pompası var. Atık su alım ücreti 10 TL. Günlük bağlama ücreti 240 TL. Elektrik ve su bedava. Motoryatları ayrı bir iskeleye aldıkları için, yelkenlilere böyle bir kolaylık sağlamışlar.
- Ece Marinada, tuvaletlerde büyük çamaşır makinaları var. Ön bürodan 10 TL'ye jeton alınarak kullanılıyor. Bizim teknedeki çamaşır makinası küçük çamaşırlara uygun olduğundan, havluları ve pikeleri burada yıkadık. Kuruma faslı ise aşağıdaki gibidir :)
(https://s1.postimg.org/624qkt1ej/37_Fethiye_Ece_Marina.jpg) (http://postimg.cc//image/624qkt1ej/)
- Fethiye'de çok sıcak olmasına rağmen en sevdiğimiz şey Balık Pazarı muhabbetidir. Ayrıca tekneye de balık, kalamar vs ne alacaksanız, en uygun yer burasıdır. Bu tip yazılarda yeme içme üzerine bir şey koymamaya gayret ediyorum, ama burası istisna olsun. Hem taze balık, hem ucuz, hem eğlenceli - e, what are you? daha ne olsun?
(https://s2.postimg.org/ucshxrmyd/38_Fethiye.jpg) (http://postimg.cc//image/ucshxrmyd/)
Fethiye Balık Pazarı
(https://s1.postimg.org/8k91astvf/39b_Fethiye.jpg) (http://postimg.cc//image/8k91astvf/)2
Fethiye Balık Pazarı - çocuklar ile
(devam edecek)
-
Murat Bey,
Öncelikle elinize, emeğinize sağlık. Paylaşımlarınız için çok teşekkür ederiz.
Boynuz bükü yakamoz izlemek için en uygun yer demişsiniz. Acaba belli bir mevsimi var mı?
-
...Boynuz bükü yakamoz izlemek için en uygun yer demişsiniz. Acaba belli bir mevsimi var mı?
Bence yok. Göcek'te Ocak ortasına kadar denize girilir; yani kar suyu gelene kadar. Ben yaz da gördüm, kış da. Ama öyle gece giden teknenin dümen suyuna bakarak olmaz. Atmalı insan kendini suya :)
Balım SY
-
Murat kaptan ,
80 duyduğum en yüksek rakam, pesss bu kadar açlar ,bu kadar mı köşe başı tutulup iteklenir $$#.:
resimdekiler 2*100 sanırım ,kromlarla anahtar teslimi ne civara mal oldu ,redresörünüz vs zaten vardı.
Reklâma girmeyecekse marka model vererek cevaplayayım:
- Solara S405M36 100Wp - 2 adet - KDV dahil 3600 TL. Ben daha ucuz hesaplamıştım, ama Euro kuru 4 küsur olmuş bir denizlerde takılırken...
- Kromlar da 2400 TL
- 20 Amp Regülatörüm zaten vardı
Guzel olmuş, ketıfle kullanmak nasıp olsun Murat kaptan
bende kimseye bımını uzerı esnek vs onermıyorum %30 ancak cekebılıyorum,cırtlar da kapatıyor,bumba da...
-
Harika bir anlatım, keyifli anılar


teşekkürler
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
...Boynuz bükü yakamoz izlemek için en uygun yer demişsiniz. Acaba belli bir mevsimi var mı?
Bence yok. Göcek'te Ocak ortasına kadar denize girilir; yani kar suyu gelene kadar. Ben yaz da gördüm, kış da. Ama öyle gece giden teknenin dümen suyuna bakarak olmaz. Atmalı insan kendini suya :)
Balım SY
O son cümleyi kurmayacaktınız :)
bundan sonra gitmek kısmet olursa ilk yapacağım şey kendimi gece suya atmak.
-
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)
Göcek notlarına devam ediyorum...
- Çocuklar tekneden ayrıldılar, yakın dostlarımız Zübeyda ve Gökhan Çelebi'ler geldiler. Arzu'nun ODTÜ İnşaat'tan beri arkadaşları. Fethiye ve Göcek'ten de ikmal yaptık. Bu mürettebat değişiminde Göcek'te artık yeniden marinaya girip bir ton para vermek istemedim. Belediye iskelesine de girmek istemiyorum, çok karışık. Belediye iskelesi ile Marintürk arasındaki alanda 3 metreye demiri bıraktım. GeKo yazılarında da bir ara çıkmıştı, buraya demirlemek yasaklandı falan diye. Baktım, 8-10 tekne alargada. Ben de uygun bir yere funda ettim demiri. Gelip soran ya da bir şey söyleyen olmadı.
(https://s3.postimg.org/hnhcy791b/42a_G_cek.png) (http://postimg.cc//image/hnhcy791b/)
Göcek Limanı - alargadayım
- Göcek çok gelişti, marinalar, lüks oteller, kıyıda ve yamaçlarda lüks siteler, çarşı, rıhtım, gezi tekneleri, kıyıda lokantalar, barlar vs. Pek turist yok, esnaf sıkıntıda. Yatçıların Cumartesi günü alışverişi ile dönüyor ekonomisi. Çarşıda Çarkçı'nın büyük bir dükkânı var, epeyi de çeşit var içeride. Pazar günleri de Göcek pazarı var.
- Yine Boynuz Büküne geldik. Yeni misafirlerimizle, çocuklarla yaptığımız gibi ikinci bir Göcek turu olacak bu birkaç gün. Sabahında dipteki lokantanın iskelesine çıktık. Uzunca bir yürüyüş ile arkadaki yoldan tepelere kadar tırmandık. Burayı işleten aile sanırım onbeş yıldır burada. Oldukça bakımlı bir yer yaptılar lokantayı. Göcek'te sadece burada Marmaris'in günnük ağaçları var. Bir köşede serender gibi bir şey yapmışlar. Tam öğleden sonrası günnük ağaçlarının o güzel kokusu altında uyumalık. Etrafta biberiye, fesleğen, adaçayı vs...
- Taktık Boynuz'a ama bir not daha: burada eskiden yaban domuzu tandır yaparlardı, pek de güzel olurdu. Şimdi belediye mi, yoksa başkası mı bilmem, yaban domuzu pişirmek için ayrı mutfak, ayrı personel vs vs bir sürü şey istemişler. Dolayısıyla artık sadece kuzu tandır yapıyorlar. Akşam için öğleden ısmarlamak lazım, odun fınırında pişiyor. Mutlaka denemenizi tavsiye ederim.
- Gökhan yelken yapmak istiyor. Yelkenden hiç anlamıyor, hiç yapmamış, ama görmek ve yaşamak istiyor. Oh ne alâ. Zaten günlerdir hasretim şöyle eğlencesine, bir yere gitmek derdi olmadan yelken yapmaya. Manastır Koyuna gittik. Orada eskiden beri Mehmet'in iskelesi vardır, yok yanlış oldu "vardı" demem lazım. Şimdi Adaia isminde şık bir yer olmuş. Duyduğumuza göre Dr Metin Düren Beyin ve asıl eşinin çabaları ile bambaşka bir yer. İki tane iskelesi var, benim bildiğim hiç bir marinada bu kadar kalitelisi yoktur. Mutfak, fırın, lokanta, bar, tuvaletler vs her şey yenilenmiş. İskeleye bordalanarak bağlanılıyor. Elektrik henüz yok, çünkü tesis elektriği de jeneratör henüz. Ama su korkunç basınçlı ve temiz. İskeleye bağlanmaya para almıyorlar. Fakat iş yeme içmeye gelince, dikkatli olmak lazım. Fiyatlar ucuz değil, hatta çok pahalı. Zamanla bir dengeye oturur diye düşünüyorum. Yapılan en ilginç yapı da siyah çelik bir kafesi (herhalde 5-6 metre yükseklikte) cam ile çevirmişler, içine minimal bir kütüphane koymuşlar, yuvarlak dev bir masa 14 yy'dan kalma, tepede dev bir avize, Murano camından... sanki Düren Ailesi bir hayalini gerçekleştirmiş; görülmeli.
- Dedim ya Gökhan yelken yapalım diyor. Gökhan'a temel yelken aerodinamiğini, kuvvetlerin oluşumunu, bileşkelerini, oluşan momentleri, zahiri rüzgârı vs çizerek kısaca anlattım. Mühendis olduğu için pek zorluk çekmedik. Maksadım onu dümene koymak, 2-3 saat kadar yelkenle tekne ilişkisini kavrayacak kadar bir tecrübe yaşatmak, yelkeni sevdirmek. Belki bu işe gönül verir? Eşleri Adaia'ya bıraktık öğlen kahvesine. Malûm, Manastır ve Sarsala içinden hemen her gün öğle saatlerinde lodos yönlü rüzgâr olur, arkadaki Domuz Adasına ve Dar Boğaz'a kadar 20-25 knots hava yapar, ama dalga olmaz :) Tam da eğlence yeri yani. Birkaç tekne bizim gibi takılıyor orada. Üşenmeden biminiyi topladım, serpinti körüğünü söktüm kamaraya kaldırdım, botu iskeleye bıraktım, içeriyi neta ettim, çıktık. Domuz Adasına kadar pupa, geniş apaz dinlenmece, oradan ters dönüp rüzgârın gözüne tramolarla orsa. Koyda mesafeler de kısa olduğu için, 2 mil mesafede belki 8 tramola atıyoruz. Bunu dört defa yaptık. Gökhan bu işi sevdi, dümene çabucak hakim oldu, teknenin yatmasından da korkmadı. Hatta "bunun küpeştesi suya girmiyor mu" demez mi? Bana! iskotaları az kastım, az da rüzgâr altına dümeni kırdırdım, bizimki adrenalin manyağı oldu, çığıklar falan. Tabii, bu yaptığımızın doğru dürüst yelkencilikle alâkası yok, doğru da değil. Ama eğleniyoruz işte çocuk gibi ;D Bekledik ki, eşlerimiz bizim koya girerken, hatta Adaia'nın iskelesine taarruz eder gibi tramolalarla girişirken bir resmimizi çeksinler... onlar kahve muhabbetindeler, çeke çeke dönüp bir sonraki tur için aşağı inerken uyuz bir resmimizi almışlar - bozulduk.
(https://s3.postimg.org/t9zi6fzv3/47_G_cek_Manast_r.jpg) (http://postimg.cc//image/t9zi6fzv3/)
Evet işte böyle eğlenceli, gevşek ve gamsız bir Göcek yapmış olduk. Misafirlerimiz gittiler. Biz de Kaş Kekova rotasından vazgeçtik, dönüş yolunda da epeyi uğrayacağımız yer var, Ağustos başında da evde olmak istiyoruz çeşitli sebeplerle. Planımız şudur: Göcek'ten Ekincik'e geçeceğiz, oradan tekne kiralayarak güzel bir Dalyan-Kaunos vs günü yaşayacağız. Sonra Kadırga Çaycağız koyu, oradan belki Serçe, Korsan, Bozukkale vs birisi, sonra da Yeşilova Körfezinde gezmece.
Maalesef hava yine yok. Hoş olsa da bu Kurdoğlu dönüş yolunda adamı eşekten düşmüşe çevirir. Üç sene önce tekneyi Hisarönü'ne götürmek için bir öğleden sonra çıkmaya çalışmış, iki defa zorlamış, sonunda pes edip geri dönmüştük. O kadar yüksek dalga yapar ki, ne motor, ne de yelken gidecek takati bulamaz. Aşağıda bu anlattığım niyetlenmenin Navionics Track fotoğrafı var.
(https://s4.postimg.org/bk9prt66x/IMG_0252.png) (http://postimg.cc//image/bk9prt66x/)
Her neyse işte, botu da ön güverteye aldım, etraf neta, çıktık Dar Boğaz'dan. hava sakin, rüzgâr yok, işte 4 saatte Ekincik'te oluruz falan derken, Kurdoğlu'nda bir dalga, kafadan, 2 metre var, tekne yerine sayıyor... Vallahi gelecek sefer üşenmeyip Fethiye Körfezinin ortasından çıkıp, Peksimet Adasının güneyinden geçeceğim, bezdirdi billahi. Biraz dayanıp, Nar Adaya yaklaşınca dalga yüksekliği azaldı, dalga boyu uzadı, halâ güneyli, ama dalgaya yan verebilecek durumdayız, tuttuk Dişibilmez Burnunu. Bu seyir Arzu'ya denize dayanıklılık testi oldu, o da maşallah dayandı bu duruma. Ekincik'e geldik. Bu güney dalgası içeriye solugan yapmasına rağmen, My Marina'nın yanındaki güney yamacına kıçtan kara olduk.
(https://s4.postimg.org/xtygs83g9/57_Ekincik.jpg) (http://postimg.cc//image/xtygs83g9/)
Ekincik - My Marina'nın olduğu doğu yakası
Ekincik ile ilgili fazla söyleyecek birşey yok. Korsanlarçokça yazdılar, biz de birkaç kelime yazmışız geçmişte. Burada niyetimiz bir sonraki gün için Dalyan turu ayarlamak. Ekincik'teki kooperatifi aradık, 400 TL dediler, çok para, 250TL'ye anlaştık. Ertesi sabah saatinde kayık geldi, bizi aldı, önce İztuzu sahili, sonra Kaunos (ki buarada 2 saate yakın gezdik, güzeldi, sonbaharda gelmeli çok sıcak), Dalyan'da pazar alışverişi (cumartesi günleri Dalyan pazarı var ve çok güzel), mavi yengeç, berber... sonunda da çamur banyosu falan gibi gevşeklikler. Güzel bir gündü, eğlendik.
Şimdi yolumuzda Kadırga Burnu Çaycağız Koyu var. Burayı çok seviyorum. Küçükken Turunç'tan kayıkla buraya gelir, bembeyaz taşların üzerinde denize girer, eğlenirdik. Şimdi tabii çok kalabalık, günlük tur teknelerinin uğrak yeri olmuş, ama görmeye, kalmaya değer bir koy. Sabah Ekincik'ten çıkıp, Kızılburnu bordalayıp, başı batıya verince, Seyir Hidrografinin web sitesinden Aksaz eğitim sahası için bir duyuru var mı diye baktım. Geçenlerde Aksaz telsizden bir yelkenliyi bölgeden çıkartmaya çalışıyordu, eğitim var, sahayı ihlal ediyorsunuz diye. Neyse, bugün temiz. Rüzgâr yok, dalga güneyden mutad... Arzu uyuyor. Kardeşim, Yılanık Adasını içeriden geçtim, daha Turnalı Kayasına gelmeden bir rüzgâr başladı önce batıdan kafadan, sonra karayelden. Belli Marmaris Yalancı Boğazdan kopmuş. Biliyorum, bu karayel bazı yaz sabahları kopar, Marmaris liman içini de şöyle bir hallaç pamuğu gibi atar, sonra sakinleşir... ama bu sefer ciddi koyuyor, koydukça koyuyor mübarek. Ölü dalga güneyden, rüzgârın dalgası kuzeybatıdan, ortalık çamaşır makinası gibi oldu mu! Ana yelken ikinci göndere kadar camadanlı, ön yelken mendil kadar, verdim teknenin burnunu az aşağıya, Kadırga'ya doğru, neyse tekne biraz rahatladı ama o kadar sağanaklı bir rüzgâr ki, bu sefer motoru kapatmadım, 1500 devirde tuttum, zaten yolum da az kaldı. Kadırga önlerine gelirken sakinledi, sanki bu hava o hava değil. Sakin suda Çaycağız'a koyuluverdik.
(https://s3.postimg.org/5lx6av02n/69a_ayca_z_koyu.png) (http://postimg.cc//image/5lx6av02n/)
Marmaris Kadırga Burnu Çaycağız Koyu
(https://s2.postimg.org/agdt7z7ut/67_ayca_z_Koyu.jpg) (http://postimg.cc//image/agdt7z7ut/)
Marmaris Kadırga Burnu Çaycağız Koyu
(devam edecek)
-
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)
Çaycağız Koyunda olabildiğince sakin bir gün geçirdik. Günlük tur teknelerinin birisi geldi, diğeri gitti. Akşam sakinledi derken, bu sefer de arılar geldi. Zarar görmeden bunu da atlattık. Gece yarısı rüzgârın sesi ile uyandım. Hoppaaa, tam iskele kemereden, doğudan, dağdan rüzgâr basıyor. Katabatik rüzgârlar mı deniyor bunlara? Navigasyonu açtım, 24 knots gösteriyor, daha da sağanakları var bunun. İçerideki guletler, kıçlarını doğuya verecek şekilde demir tazeliyorlar. Bu, gece başladı mı, mümkünü yok sabahı ettirmeden dinmez buralarda. 70 metre kadar zincir sermiştim, ama girdiğim kuytulukta, az kaçırsa, ya da rüzgârın yükü ile zincir ayağa kalksa sancağımda kayalara yapışırım. Daha da basmadan üşenmeyip 50 metrelik yüer halatı çıkardım portuçtan, bot ile bordadan açıktaki bir kayaya açmaz aldım, demir rahatladı, ben de rahatladım. Uyandığımda sabah halâ esiyordu mubarek. Hızlıca koltukları, açmazı falan alıp, çıktık Çaycağız'dan.
Çycağız'dan, yani Kadırga Burnundan çıkınca güneye dönünce, Kızıl Adaya kadar hava sakin görünüyor, az bir esinti var dağdan. Belki az da olsa rüzgâr yakalarım koy geçişlerinde, onda da yelken açmakla uğraşmayayım diye ana yelkeni açtım. İşte öyle yavaştan iniyoruz aşağıya. Kızıl Adaya yaklaşırken dağdan başladı ki, 25 knot'u buluyor. Ahan da yakaladım seni. Motor stop, ön yelken fora, tekne başladı koşmaya, oh be! Rüzgâr dağdan geldiği için kimi zaman artıyor, kimi zaman azalıyor, Gökçe Burunu geçince, işte diğer ucunda Serçe Limanı olan Dedik Limanının içi neredeyse 30'a vuracak. Geçiş mesafem kısa, hiç camadanla uğraşmadan, yelkenlere twist verip hava boşaltarak, sonra kasarak falan 7.3 knot'lara kadar çıktık. Ama dedim ya, mesafe çok kısa, düştük Çatal Adalara, aradan geçip başı batıya verdik. Buraya kadar çok rahat geldik ve rüzgâr da olunca devam etmeye karar verdik, hedef Bozburun Söğüt. Ala Burnu geçtikten sonra hafif ama güzel bir kuzey rüzgârı Symi ile Yeşilova Körfezi arasını doldurmuş. Acelemiz de yok, orsadan hallice, dar apaza doğru bir seyir yapmaya başladık, uzun kollarda tramolalarla yukarı çıktık. Hava sonlara sonra doğru iyice düştü, eh buna da şükür. Motor ile Yeşilova Körfezinin havuz gibi suyuna daldık.
Bozburun'da benim favori yerim Bozburun'a girmeden, Zeytin Adanın ve Darboğaz'ın kuzeyinde kalan küçük adacığın yukarısında, doğu yakasıdır. Her zaman boş olmaz, ama pek keyiflidir. Bu sefer doğrudan Söğü'e gidiyoruz. Korsanların yazılarından öğrendim, yolda Ahtapot'u arayıp, iskelede yer ayırttım.
Buraya ilk defa geliyorum. Tertipli, çok emek verilmiş bir yer. Uzunca bir sığlığın bitiği yere sağlam bir iskele yapmışlar, tonozlar bakımlı. Su ve elektrik var. Dikkat: benim aldığım su tuzlu gibi tat verdi ve bir türlü köpürmedi. Belki bir arıza ya da sızıntı vardı sistemlerinde, bilemiyorum? Ama bundan sonra suyu tatmadan almam buradan. İskeledeki elektrik için de evlerde kullanılan topraklı prizlerden var, tedarikli değilseniz bağlanamazsınız - gerçi biz artık elektriğe bağlanmıyoruz :)
(https://s2.postimg.org/x1qix1asl/70_S_t.jpg) (http://postimg.cc//image/x1qix1asl/)
Bozburun Söğüt - Ahtapot Restaurant iskelesi
(https://s2.postimg.org/freoq4fg5/76_S_t.jpg) (http://postimg.cc//image/freoq4fg5/)
Bozburun Söğüt - Ahtapot Restaurant
Ahtapot Restaurant meşhur bir yer. Sırf burada ahtapot yemek için Ankara'dan gelen bir doktorlar grubu biliyordum. Lokanta özenli, temiz. Pahalı denilebilir, ama kaşılığını veriyor.
Sabah pek bir keyifsiz kalktım. Oysa dönüş yoluna da bir sürü yer koyup, görev gibi olmaktan çıkartmıştım. Ama keyifsizim işte - Balım'ı eve götürme zamanı. Hemen ortalığı neta ettim, yavaşça ve komşuları uyandırmadan ayrıldım iskeleden. Su ve ekmek azaldı, birkaç başka nevale de gerekecek. Datça'ya gireceğim.
Yolda Symi dolayısıyla Yunan karasularına giriş çıkış yapacağız. Bayraklarını hazırladım, zamanı gelince sancak gurçetaya çektim. Hem burada, hem de Kos geçişlerinde bazı Türk ya da Amerikan bayraklı teknelerimizin Yunan Bayrağı çekmediklerini görüyorum, üşengeçlikten mi, maçoluktan mı bilemedim?
Datça'da büyük liman ya da güney limanında, girişi kapatmayacak şekilde 6-7 metreye demiri bıraktım. Bot ile iskeleye gittim, çabucak su ekmek vs aldım. Kahvaltıyı da burada yaptık, ayrıldık. Datça Limanının hemen 2 mil güneyinde, İnce Burna varmadan Kargı Limanı var, orada kalalım dedik.
Kargı, ağzı 500 metre kadar doğuya açık, kıyısı kumsal, kuzey yakasında birkaç ev, güney yakasında ise iki lokantanın olduğu, dip kum, yer yer erişte bir koy. Girişte Datça'dan gelirken döküntülere ve topuklara dikkat edip açıktan almak gerekir. hatta bir tanesine şamandıra bağlamışlar.
Burada öyle zaman geçirirken dört yelkenli geldi, birisi Özi. Hah dedim, bu sefer tanışacağız artık Tümay Kaptan ile... az kaldırlar, göz açıp kapayıncaya kadar da demir alıp gittiler. Tüh!
(https://s2.postimg.org/z40x1q4s5/79_Dat_a_Karg.jpg) (http://postimg.cc//image/z40x1q4s5/)
Datça Kargı Koyu
Sevimsiz halim devam ediyor. Sabah kayıkçılar gibi güneşten önce kalktım. İçimden güvertedeki çiği silmek, kurulamak bile gelmiyor. Ağır ağır botu ön güverteye aldım, demiri topladım. Güneş de ağırdan çıkıyor bugün. Verdim yolu İnce Burun - Divan Burnu - Knidos Deveboynu Burnu - İskandil Burnu - Mersincik.
(https://s2.postimg.org/5p8zai7cl/80_Dat_a_Karg.jpg) (http://postimg.cc//image/5p8zai7cl/)
Mersincik' çok yıllar önce Rota 575 yelkenli ile sığınmışlığım vardır. Bodrum'dan Göcek'e giderken, daha bismillah arkadan öyle bir karayel bindirmişti ki, Knidos'u dönmeye bile halimiz kalmamış, teknemizi ve canımızı zor atmıştık Mersincik'e. İşte o zaman hemen girişte beyaz taşların denizin için süslediği bir girintide kıçtan kara olmuş, hatta Hollanda bayraklı bir tekne bizi beslemişti 3-4 gün fırtına geçene kadar. Bu sefer de oraya girdim, ama pek küçükmüş. O zaman bana büyük bir koy gibi gelmişti.
(https://s2.postimg.org/6jntjx1r9/82a_G_okva_Knidos_Mersincik_yolu.png) (http://postimg.cc//image/6jntjx1r9/)
Gökova - Mersincik yolu
Her neyse, koyun güney batısına yöneldik, çiftlik evinin batı sahiline 6-7 metreye demir attık. Barometre sürekli düşüyor, Skiron büyük bir alçak basınç bölgesi gösteriyor. Gerçi isobarların arası çok açık, yani ciddi esmeyecek, ama eserse güneyden gelecek. Bana uyar, Gökova'nın güney sahilinden hafiften uzarım Fener Burnu ve Karacasöğüt'e yarın.
(http://[url=https://hizliresim.com/nWDLjN][img]https://i.hizliresim.com/nWDLjN.jpg)[/url][/img]
Gökova - Mersincik
Sabahında, evet Gökova güneyli havasının kostümüne bürünmüş. Dağların tepelerinde şişman bulutlar, rüzgâr yok, hava kuzey yakaya doğru puslu.
(https://s1.postimg.org/i0ydm0yd7/84_G_kova.jpg) (http://postimg.cc//image/i0ydm0yd7/)
Mersincik'ten Gökova Karacasöğüt yaklaşık 40 mil. Löngöz önlerine kadar rüzgâr sıfır, motor-otopilot-kitap ve dergi kombinasyonunda geçtik gittik. Karacasöğüt İskelede yerimize bağlandık. 456 mil yol yapmışız. Pek azında yelken yapabildik rüzgârsızlıktan bu sefer. Nasip meselesi. Teknede bir arıza, hasar vs olmadı çok şükür. Balım'ı basınçlı su makinası ile yıkadım, kuruladım, içini temizledim, çarşafları vs değiştirdim, gelecek sefere hazırladım.
Sevgili Korsan Kardeşler, bu hikaye de burada bitti. Vakit verip okuyanlara teşekkürler. Katkısı olanlara ve olacaklara daha çok teşekkür. Herkese fıstık gibi bir geç yaz ve sonbahar dilerim.
Selametle
-
Notlarınız yine çok güzeldi. Bana olduğu gibi, benim gibi bu hobiye yeni başlamış kişilere de eminim çok faydalı oluyordur.
Vakit ayırıp yazdığınız için çok teşekkür ederim.
-
Bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Gitmediğim yerleri gitmiş gibi okumak fırsatım oldu.
Kalın sağlıcakla Murat korsan
-
Kaleminize sağlık. Keyifle okudum.
-
Nefis bir yazı olmuş. Teşekkürler paylaşımınız için Murat Korsan
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
-
Murat korsanım paylaşım için teşekkürler.Zevkle okudum, emeklerinize sağlık.
-
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)
Sevgili Korsan Kardeşler, bu hikaye de burada bitti. Vakit verip okuyanlara teşekkürler. Katkısı olanlara ve olacaklara daha çok teşekkür. Herkese fıstık gibi bir geç yaz ve sonbahar dilerim.
Selametle
Murat abi daha "karpuz" kesecektik 
Kalemine, yüreğine ve gözlemlerine sağlık ❗️Süper notlar 


Sent from my iPhone using Tapatalk
-
Kaleminize emeğinize sağlık Murat Korsanım, her zaman ki gibi keyifle okudum yazılarınızı. Sizden bir hafta önce benzer rotada (Didim-Göcek-Yeşilova-Hisarönü-Didim) ben de rüzgarsız seyir yapmak zorunda kalmıştım. İzninizle bir ekleme yapmak istiyorum. Göcek'te Turmepa Teknesi için sizin yukarıda verdiğiniz telefon numarasına zor da olsa ulaşınca cevap veren hanım kardeşimiz başka bir telefon numarası daha vermişti. 0537 396 95 28. Gidecek korsanlara faydası olur...Selametle
-
Murat abi daha "karpuz" kesecektik 



Sent from my iPhone using Tapatalk
Özkan Korsan Kardeşim, bir türlü tekneleri yanyana getiremedik. Arayacağım selametle
Balım SY
-
Murat korsanım, elinize sağlık, sizlerle birlikte biz de tekrar gezmiş gibi olduk.. :)
Selametle..
-
Bir haftaya yaklaşıyor, Gökova'dayım. Birkaç günü KSöğüt iskelede geçirdim, matkap ile 220V gereken işleri yapmak için. Hazır iskelede iken ön güverteye iki kat naylon döşeyip zincirin 10 metrede bir renk işaretlerini attım. Bu sefer astar ve boya olarak sprey boya kullandım, bakalım nasıl olacak? Geçen Ctsi Okluk Mustafa'nın oğlunun düğünü oldu KSöğüt meydanda, pek neşeli idi, bolca zeybek çaldı, oynandı.
Bu arada yeni teknelerde pek moda bir havuzluk masası lambası var. Hazırının fiyatı pek pahalı geldi. Ikea lamba, 12 v ampul, ona göre kablo, ampul duyu falan ucuza çok güzel bir masa abajurum oldu.
Dört gündür İngiliz Linanında, azmak başında pinekliyorum. Bu arada içeride taban tahtalarını söküp sintineyi temizledim, içini su doldurup pompaları kontrol ettim, lavabo dolaplarının içini temizledim. Eh, kışa bir hazırlık işte.
Sabahları çok çiğ oluyor. Her sabah onları kurulamak hem tekneye, hem de bana iyi geliyor. Yoga yapar gibi birşey.
Bugün KSöğüt'e gittim. Orada atık su alım teknesini yakaladım, suları verdim. Raca'da bir kahve içtim, dostları gördüm. Çıkınca hava 10 knots, yelkenleri açtım, 4 knots'a kadar ancak gelebildim, ağırdan Akbük, oradan Değirmenbüküne döndüm ama yarı yolda rüzgar bitti. 1200 dev motor yine ağırdan İngiliz'e girdim, gamsız, gevşek.
Yarın Bördübet'e, Küçük Çatı'ya inşallah. Yolda bi de balık tutarsak artık? Cuma'ya sıkı hava yapacak Gökova. Orada yatarım artık.
Şimdi, gece, ne kadar yıldız varsa İngiliz Limanının suyunda. Yukarıda ne varsa, topu aşağıda. Serinledi hava, battaniyeyi çıkarttım. Oh be!
Herkese iyi geceler, cennet Gökova'dan selamlar
Balım SY
-
Bir haftaya yaklaşıyor, Gökova'dayım. Birkaç günü KSöğüt iskelede geçirdim, matkap ile 220V gereken işleri yapmak için. Hazır iskelede iken ön güverteye iki kat naylon döşeyip zincirin 10 metrede bir renk işaretlerini attım. Bu sefer astar ve boya olarak sprey boya kullandım, bakalım nasıl olacak? Geçen Ctsi Okluk Mustafa'nın oğlunun düğünü oldu KSöğüt meydanda, pek neşeli idi, bolca zeybek çaldı, oynandı.
Bu arada yeni teknelerde pek moda bir havuzluk masası lambası var. Hazırının fiyatı pek pahalı geldi. Ikea lamba, 12 v ampul, ona göre kablo, ampul duyu falan ucuza çok güzel bir masa abajurum oldu.
Dört gündür İngiliz Linanında, azmak başında pinekliyorum. Bu arada içeride taban tahtalarını söküp sintineyi temizledim, içini su doldurup pompaları kontrol ettim, lavabo dolaplarının içini temizledim. Eh, kışa bir hazırlık işte.
Sabahları çok çiğ oluyor. Her sabah onları kurulamak hem tekneye, hem de bana iyi geliyor. Yoga yapar gibi birşey.
Bugün KSöğüt'e gittim. Orada atık su alım teknesini yakaladım, suları verdim. Raca'da bir kahve içtim, dostları gördüm. Çıkınca hava 10 knots, yelkenleri açtım, 4 knots'a kadar ancak gelebildim, ağırdan Akbük, oradan Değirmenbüküne döndüm ama yarı yolda rüzgar bitti. 1200 dev motor yine ağırdan İngiliz'e girdim, gamsız, gevşek.
Yarın Bördübet'e, Küçük Çatı'ya inşallah. Yolda bi de balık tutarsak artık? Cuma'ya sıkı hava yapacak Gökova. Orada yatarım artık.
Şimdi, gece, ne kadar yıldız varsa İngiliz Limanının suyunda. Yukarıda ne varsa, topu aşağıda. Serinledi hava, battaniyeyi çıkarttım. Oh be!
Herkese iyi geceler, cennet Gökova'dan selamlar
Balım SY
Ne güzel
keyfin bol olsun
Marina Yacht Club Bodrum'dan selamlar... seni andım 
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
Ah bir video veya fotoğraf olsa da bizde görsek sudaki yıldızları... :)
-
Onlar fotoğrafta çıkmaz, gelip görmeli yaşamalı :)
Balım SY
-
Sevgili Murat, çok ayıp bu yazdıkların. Yapan var yapamıyan var. Kısmet olursa ay sonunda oaralrdaryım. Görüşmek üzere...
-
Vallahi eşime kışı burada geçirelim dedim, evet, dedim... sonra kaçtım. Uzatabildiğim kadar kalacağım(z)?
Gökova'da bugün sonbahar başladı. İlk defa akşam kazak, çorap falan. Yorganlar çıktı. İki üç gün fena esecek gibi. Akurgal Hocanın Anadolu Uygarlıklarını okuyorum, öğrenmeye gayret ediyorum.
Arılar da toplanmış gösteri yapıyorlar. Gerçi tek istedikleri tatlı su. Arada kıçtaki duşu açıyorum.
Bugün Değirmen Bükü-Ören-Fener Burnu yolunda güzelce yelken yaptım, trim çalıştım. Bu ara dümeni ortada kilitleyip düz gitmeye çalışıyorum. Bördübet'e inecektim Thassos ile buluşmaya, üşendim. Sonra gerisin geriye İngiliz Limanı.
Halatlar su koyvermeye başladı. Önce iskele genoa iskotası kılıfını sıyırdı. Halatın diğer ucundan yelkene bağladım, sıyıran kısma da piyan bağları yaptım, eh idare ettiği kadar. Bugün de ana yelken arabasının halatı sıyırdı. Benzer bir şey vardı, değiştirdim. Artık bir halat fonu oluşturmam lazım, seneye dayanmayacak bunlar.
Her neyse işte, güzel be yahu. Hayıret Kaptana, dostlara ve Korsanlara selamlar, iyi geceler.
Balım SY
-
Her neyse işte, güzel be yahu. Hayıret Kaptana, dostlara ve Korsanlara selamlar, iyi geceler.
Balım SY
Bu ne güzel ne kışkırtıcı yazıdır böyle..
Keyifli seyirler Murat korsanım..
Selametle..
SM-N920C cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
-
Offf Offf...
Öğleden sonra zamanlarında yağmur da yağarsa, bir kahve veya beyaz şarap eşliğinde; bimini yanlarından gelen su müsaade ediyorsa havuzlukta, etmiyorsa kamarada yağmurun sesini dinlemek ne güzel olur şimdilerde...
Beyazlayan saçınız varsa eski rengine döner... Dönmezse buradayım.. :)
Nazar değmesin, maşallah keyfinize adaş korsanım..
-
Bu ara teknede hem kışa hazırlık, hem de bekleyen işlerle uğraşarak güzel zaman geçirdim. Birkaçını sizlerle paylaşayım.
Daha önce Korsan Kardeşlerin de yardımını istediğim bir konu, dıştan takma motorun içindeki benzin deposunun sıyırıp kopan parçası. Depo kapağını vira ettiğimiz yer gövdeden ayrılmıştı. Sun-Fix önerilmiş, ben de Istanbul'dan alıp gitmiştim tekneye. Ama Marmaris sanayide ısrar ettiler bakalım diye, kapağın vira edileceği yeni bir plastik parçayı tornada yapıp, deponun iç yüzeyine onların tabiri ile "plastik kaynağı" ile yapıştırdılar. Eskisinden sağlam oldu diyebilirim.
(https://s25.postimg.org/onwajtym3/IMG_1940.jpg) (http://postimg.cc//image/onwajtym3/)
Sabah saatlerinde güverte çiğden dolayı epeyi ıslak oluyor, o yüzden pasta cila işlerini akşamüstüne bıraktım. Kaymaz olmayan tüm güverte alanlarını güzelce temizleyip cilaladım, pek güzel oldu. Ama yelkende ayakkabı giymeyi ihmal edip, bir de buralara basılırsa denizi boylayabiliriz, dikkat etmeli. Ama Balım parlıyor yani :)
Geçen seneye kadar zincir uzunluk işaretleri olarak renkli plastik parçalar kullanıyordum, ama zinciri galvanize verdikten sonra bu plastikler baklalar arasında nedense bir türlü tutunamadılar. Ben de boyamaya karar verdim. Bu sefer sprey boya denedim. Astarı da varmış. Ön güverteye iki kat boyacı naylonu ile iki kat astar ve ikişer kat renk atarak 70 metre zinciri işaretlemiş oldum. Boyanın zincire tutunma kabiliyetini zamanla göreceğiz bakalım?
(https://s25.postimg.org/qyyy1ilu3/IMG_1939.jpg) (http://postimg.cc//image/qyyy1ilu3/)
Her yıl sonu yaptığımız üzere aşağıda farş tahtalarının altı ve sintineyi temizledim. Bu hem kolay, hem zor bir iş. Özellikle vasatta masayı sökmek ve kaldırmak beni yoruyor. Her neyse aradan giren toz dışında önemli bir şey çıkmadı aşağıda. Yine de domestos'lu su ile güzelce temizledim (ah Serdar Çırak Korsanım şu domestos hikayeleriniz ile öyle bir yer ettiniz ki zihnimde :)). Hazır tahtaları açmışken, sintine pompalarının olduğu kısmın geçiş deliklerini kapatıp, içlerini su doldurdum ve pompaları denedim - iyi oldu.
(https://s25.postimg.org/5gdr0tdcb/IMG_1911.jpg) (http://postimg.cc//image/5gdr0tdcb/)
(https://s25.postimg.org/3oks63wm3/IMG_1937.jpg) (http://postimg.cc//image/3oks63wm3/)
Tabii bu arada havası elektrik süpürgesi ile alınmış torbalardaki yorgan ve battaniyeler çıktı, pikeler torbalara gitti. Arka kamaranın yorganını arıyorum, bir türlü bulamıyorum... Gece rüyamda gördüm yahu, ön kamara yatağın altındaki dolabın da altında, parakete sensörünün olduğu boşluğa gömmüşüm, sabah şaşkınlıkla uyandım.
Gelelim en çok özendiğim şeye. Görüyorsunuzdur yeni teknelerde havuzluktaki masanın üzerinde pek şık bir abajur oluyor. Ben de gördüğümde hem beğeniyor, hem de imreniyordum. Piyasada böyle bir abajur ve soketi vs için 300 liraya yakın fiyat koymuşlar. Gerçi diyeceğim yok, öyledir herhalde, ama hem kendim yapmak istedim, hem de satılan o abajur havuzluk masası üzerinde soketi için delik istiyor, o zaman örtüleri delecek miyiz vs... Her neyse Ikea abajur şapkası, abajur ayağı, 12 V ampul, ampul duyu, kablo ve çakmak soketi, 2 cıvata, 2 kelebek somun ile yaptım. Bana maliyeti 50-60 liradır da, uğraşıp yapmak daha güzel.
(https://s25.postimg.org/4zx4s1udn/IMG_1935.jpg) (http://postimg.cc//image/4zx4s1udn/)
Gökova'da hava soğumaya başladı. Geceleri henüz kalorifer açacak kadar olmasa da, yakındır. Gündüzleri sıcak, ama günler kısaldı. O yüzden erken kalkıp günü ıskalamamak lazım. Orada hava şöyle: yağdı mı kış dindi mi yaz... derken, birkaç günlüğüne Istanbul'a geldim, burası hepten kışa dönmüş ya.
-
Murat korsan biz Gökova'dayız. Ama siz İstanbul'a kaçmışsınız. Dönüşünüzde karşılaşırız inşallah... Gerence koyundan selamlar (not: bugün hava kapalı ve oldukça serindi)
-
Murat korsan biz Gökova'dayız. Ama siz İstanbul'a kaçmışsınız. Dönüşünüzde karşılaşırız inşallah... Gerence koyundan selamlar (not: bugün hava kapalı ve oldukça serindi)
Vallahi ben de TAJ ile yanyana gelmeyi, sizinle tanışmayı çok istiyorum. Kısmet diyelim. İyi akşamlar Tunç Korsan.
-
Murat korsan Balım gerçekten pırıl pırıldı.
Haftasonu Karacasöğütte aynı iskeledeki
bir arkadaşımızın teknesinde misafirken gözlerimizi alamadık.
Aman nazar değmesin :)
-
Murat korsan Balım gerçekten pırıl pırıldı.
Haftasonu Karacasöğütte aynı iskeledeki
bir arkadaşımızın teknesinde misafirken gözlerimizi alamadık.
Aman nazar değmesin :)
Sağolasın Hakan Korsan. Gemilerde galiba bosun diyorlar, gemi giderken içeride, durunca dışında habire temizliyor, boyuyor... bizimki de o hesap işte. 17 yaşındaki bu kızı 20 sene daha kullanacağım kısmetse
Balım SY
-
Bu ara teknede hem kışa hazırlık, hem de bekleyen işlerle uğraşarak güzel zaman geçirdim. Birkaçını sizlerle paylaşayım.
Geçen seneye kadar zincir uzunluk işaretleri olarak renkli plastik parçalar kullanıyordum, ama zinciri galvanize verdikten sonra bu plastikler baklalar arasında nedense bir türlü tutunamadılar. Ben de boyamaya karar verdim. Bu sefer sprey boya denedim. Astarı da varmış. Ön güverteye iki kat boyacı naylonu ile iki kat astar ve ikişer kat renk atarak 70 metre zinciri işaretlemiş oldum. Boyanın zincire tutunma kabiliyetini zamanla göreceğiz bakalım?
(https://s25.postimg.org/qyyy1ilu3/IMG_1939.jpg) (http://postimg.cc//image/qyyy1ilu3/)
Murat korsanım, kolay gelsin..
Bu zincirlerden sağ taraftakiler sarı kırmızı ve kırmızı yeşil ardarda boyanmış gibi görünüyor fotografta..
-
Bu ara teknede hem kışa hazırlık, hem de bekleyen işlerle uğraşarak güzel zaman geçirdim. Birkaçını sizlerle paylaşayım.
Geçen seneye kadar zincir uzunluk işaretleri olarak renkli plastik parçalar kullanıyordum, ama zinciri galvanize verdikten sonra bu plastikler baklalar arasında nedense bir türlü tutunamadılar. Ben de boyamaya karar verdim. Bu sefer sprey boya denedim. Astarı da varmış. Ön güverteye iki kat boyacı naylonu ile iki kat astar ve ikişer kat renk atarak 70 metre zinciri işaretlemiş oldum. Boyanın zincire tutunma kabiliyetini zamanla göreceğiz bakalım?
(https://s25.postimg.org/qyyy1ilu3/IMG_1939.jpg) (http://postimg.cc//image/qyyy1ilu3/)
Murat korsanım, kolay gelsin..
Bu zincirlerden sağ taraftakiler sarı kırmızı ve kırmızı yeşil ardarda boyanmış gibi görünüyor fotografta..
Evet Eyüp Korsanım. Şimdi sen söyleyince... neyi yanlış yaptım acaba? 10 metrede bir sırayla kırmızı, sarı, yeşil, kırmızı-sarı, kırmızı-yeşil ve nihayet yeşil-sarı. Bunun da bir sırası var mıydı?
-
Evet Eyüp Korsanım. Şimdi sen söyleyince... neyi yanlış yaptım acaba? 10 metrede bir sırayla kırmızı, sarı, yeşil, kırmızı-sarı, kırmızı-yeşil ve nihayet yeşil-sarı. Bunun da bir sırası var mıydı?
Yok yok... Ben mi yanlış biliyorum diye sorduydum..
sağdaki zincirleri sanki ardarda sarı-kırmızı ve yeşil-kırmızı boyamışsın gibi gördüm de..
-
Evet Eyüp Korsanım. Şimdi sen söyleyince... neyi yanlış yaptım acaba? 10 metrede bir sırayla kırmızı, sarı, yeşil, kırmızı-sarı, kırmızı-yeşil ve nihayet yeşil-sarı. Bunun da bir sırası var mıydı?
Yok yok... Ben mi yanlış biliyorum diye sorduydum..
sağdaki zincirleri sanki ardarda sarı-kırmızı ve yeşil-kırmızı boyamışsın gibi gördüm de..
Tüh! Keşke "olmaz öyle, sırası farklı olacak, boyanmış yerlerin boyu da şu kadar olacak" falan deseydin, hemen çok acil işim çıktı diye uçardım tekneye. :) Kasım ortasına kadar gidemeyeceğim gibi görünüyor.
Balım SY
-
Murat korsanım yazılarınızı keyifle okuyorum. Yaz başı bende zincirimi spey boyalar ile markaladım, ama bu tür boyalar sert olduğundan boya kırılıp teknenin her yerine saçılıyor. Ben pişman oldum, neyseki zincirim kısaydı. 90 mt lik az kullanılmış zincir bulunca sorun halloldu. İnşallah sizin boya böyle sert türden değildir.
-
Bu sene epeyi oyalandık Gökova’da. Sonunda ailedekilerin de programına uyacak şekilde 12 Adalar gezisi Temmuz’a kaldı. İyi bir dayak yesinler de seneye daha erken toparlansınlar.
Balım Gökova Karacasöğüt’te bağlı. Güzel havada yelkenle Kisse’ye geldim. Solo yelken güzel, keyifli. Tramolalarda otopilot bu kadar güvensiz davranmasa daha iyi olacak. Kisse’de iskele komşum Avare teknesi ile buluştuk, birlikte Bodrum’a geldik. Bir-iki gün sonra Turgutreis’ten çıkış yapacağım. Buradaki marinalara da günlük para vermek istemiyorum, çok ve gereksiz pahalı. Eh, Kumbahçe önünde kaleye yakın demiri funda ettik. Alargadayız.
Hava lodos, içeriye hem rüzgâr, hem de dalga epeyi giriyor. Allahtan dip iyi demir tutuyor. Ama muazzam bir bot trafiği var. Alargadaki teknelerin arasından vınn diye geçiyorlar, bir de yan yan bakıyorlar, nasıl iyi salladım mı diye. Akşama kadar aptala döndük vesselam.
Neyse akşam hava durdu, kıyıda bir lokantaya çıkacağız da... Bodrum’da tekne çalma ve soyup soğana çevirmece almış başını yürümüş. Orasını burasını kapatıp, gözümüzün önünde deyip dua ile çıktık sahile.
Bu mevsim kıyıda yüzenler için toplar koymuşlar, botla giremiyorsun. Allahtan başka bir lokantanın sahibi halden anlayıp el etti de çıkabildik, sağolsun.
Neyse işte yemek bitti, tekneye gece yarısını az geçe döndüm. Botu güverteye mi alsam falan diyordum ki, büyükçe bir bot geldi “abi tekneyi buradan al, katamaran geliyo” dedi. Ne katamaranı ulan bu saatte falan derken, o da ne! Sahildeki Catamaran Clup denen azmaca mekânı üstüme doğru geliyor ki, azman bir şey. Sanki dükkân kıyıdan sökülmüş geliyor. Önüne de iki tane araba farı koymuş, uzunları yakmış! Gece denizde rastlasan petrol arama platformu zannedersin vallahi. İçeride millet kafayı bulmuş, eller havaya durumu var. Mecburen topladık zinciri, artık burada durulmaz, gece gece tuttuk yolunu Gümbet’in.
Gece bu mevsimde Gümbet’e girmek çok kolaymış. Sahilde gökyüzüne sıkılan lazerleri, turistlerin pek çok sevdiğini ve bilhassa onun için burayı tercih ettiklerini düşündüğüm Ankara havasını (Bodrum’da?) ve arada havaya saçılan duman ve köpükleri kerteriz al, 8-10 metreyi bulunca funda demir. Küçük bir problem var, koyun doğusundaki Belediye İskelesinin altında kalan teknelerin neredeyse hiç birinde demir feneri yok. Rahat bir yer Gümbet anlaşılan.
Sabah denize de giremedim. Olağanüstü bulanık bir su. Pis midir bilmem, ama çok bulanık. Öğlene doğru kıyadaki plajlardan acıklı arabesk eşliğinde jet-ski, paraşüt, sosis, simit artık ne varsa başladı. Bu sene turist yok diye pek ağlaşıyor Bodrum. Neden acaba?
Ctsi kısmetse Turguteis’ten çıkıp Kos.
-
Murat korsanım, var mı o saatte sizi oradan kaldırma hakkı? Niye itiraz etmediniz?
-
Murat korsanım, var mı o saatte sizi oradan kaldırma hakkı? Niye itiraz etmediniz?
Bilmiyorum kaç yıl oldu. O bolgedeki eski barlar yüzünden yürüme imkani bile yoktu. Belediye onlari başka yere zoraki taşittı.
Bu katamaran disko sanirim o ara icad olduydu. Belli bir saate kadar kiyida müşteri biniyor, saati gelince gürultüsü beraberinde uzaklaştığı için hoş görulen bir çozumdu.
Hakki var mı bilmem ama her akşam çiktiğı, döndüğü saat bile belli olduğundan onun gecebileceği kadar bir koridor birakıliyor bilenler tarafindan.
Özünde karada bağlı tekneler varken onların çikişina imkan bırakmak lazım diye düşünüyorum.
-
Konu başlığini dağitmak istemem ama aynı yerde yaşadığım sıkıntiyi yazmak istedim.
Aynı maddi manevi kaygilarla geçen Yunan çıkışı öncesi ben de Kumbahçe de alargada durmak istedim. Kalenin dibine degil de daha orta kesim. Nedense (?) yer de boldu orada...
Ayrica babaannemin evi deniz kenarinda (ev degil tabi artik), çocuklugumun geçtiği sahil, benim icin duygu ve anı yüklü bir konum....
Şu an bile içimden küfür etmek gelecek kadar, en az 3-5 kez demir attim, tutturamadım bizim Ultra capayi. Hep erişte, bir tomar toplayip geliyor. Kum olan yere kadar ben girmek istemiyorum rüzgar dönse karaya çikarız.
Ben de mecbur kaldim kalenin o tarafa demir attım...
Bu teknede şimdiye kadar girdiğim yüzlerce koydan çapa tutturamadığım tek yer oldu Kumbahçe.
-
Konu başlığini dağitmak istemem ama aynı yerde yaşadığım sıkıntiyi yazmak istedim.
Aynı maddi manevi kaygilarla geçen Yunan çıkışı öncesi ben de Kumbahçe de alargada durmak istedim. Kalenin dibine degil de daha orta kesim. Nedense (?) yer de boldu orada...
Ayrica babaannemin evi deniz kenarinda (ev degil tabi artik), çocuklugumun geçtiği sahil, benim icin duygu ve anı yüklü bir konum....
Şu an bile içimden küfür etmek gelecek kadar, en az 3-5 kez demir attim, tutturamadım bizim Ultra capayi. Hep erişte, bir tomar toplayip geliyor. Kum olan yere kadar ben girmek istemiyorum rüzgar dönse karaya çikarız.
Ben de mecbur kaldim kalenin o tarafa demir attım...
Bu teknede şimdiye kadar girdiğim yüzlerce koydan çapa tutturamadığım tek yer oldu Kumbahçe.
Çapa eskimiş olabilir, kaptana toz kondurmam...
-
Ctsi 6 Temmuz. Bodrum Turgutreis’te hava karayelden bindiriyor. Millet kapağı marinaya atarken biz gümrükten avara olduk, Hüseyin Br, Paşa Kayalığı, istikamet Kos. Hava 25-28 knots, kıçtan gelen dalgalarla keyifli bir seyir oldu.
Teknede annem de var. Rahat girip çıksın diye Kos Marinada bir ay öncesinden rezervasyon yapmıştık. Önce Kos Mandraki’ye (eski liman) girip pasaporttan geçmek gerekiyor. Depremden sonra pasaport kontrol girişte sancakta kalan tarafa alınmış. Rıhtım kalabalık. Demir atıp kıçtan kara bağlandık. İşlem çabuk bitti. Bodrum’dan gelen yolcu gemilerinin saatine denk gelmemek lazım.
Oradan çıkıp marinanın önüne geldim. VHF 77 marinaya girme talebini ilettim. Cevap şöyle oldu: hava kötü, tekneler çıkamıyor, yer yok, bu sebeple alargada bekleyin. Marina önünde alarga dediğin sığda allahın dalgasında beklemek. İyi niyetle beklemeye durduk. Teknede herkes sallanmaktan kendini bir yere attı. Saat 5’e kadar sallana sallana bekledik sinir bozucu! Sonra da kusura bakmayın dedikler. Yuh!
Kos acenta Fanos sağolsun ite kaka Eski Limanda kale önünde bize yer açtı. Kapağı attık. Millet çok yorgun.
-
Geçmiş olsun t.reis te yan yanaydik siz benden önce ciktiniz tekne ismi hiç yabancı gelmemişti sohbet ettik .sizden 2 saat sonra kalimnos à gittik bizde yolda bayagi bir dayak yedik iyi seyirler
-
Oniki adaların bir kısmı turu bitti, bir kelime yazamadık. Rüzgârdan ve zevk-ü sefadan başımızı alamadık da ondan.
Kos, bilenlerin bildiği Kos diyeceğim de, öyle değil. Oradaki acenta Fanos’un yardımıyla eski limanda kalenin kuytusunda yer bulduk, hem de tonozlu. Lefreris bakıyor oraya, pek iyi birisi. Ailenin neredeyse geri kalanı da adada otelde olduğundan dört gün plajlarda, akşamları da yeme içme yerlerinde geçti.
Lefteris’ten pazar yerini öğrendim. Epeyi yürüdüm sayılır. Neredeyse tümü Türk arkadaşlar. Marketten almaktansa, buradan meyve sebze almak daha iyi. Hem taze, hem ciddi ucuz.
Yıllardır gitmemiştim Zia köyüne. Orası da pek güzeldi. Turistik tabii, ama öyle üzerine atlayan jiklet tipi satıcı yok. Turistik deyince aklımıza olumsuz geliyor ama bence öyle değil, en azından Ege adalarında. Herkes iyi zaman geçirmeye geldiğinden kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Keşke iki sene önce yerleştiğim Bodrum da öyle olsa.
Kos için yeme içme yeri tavsiyesi yapmam. Herkesin kendine göre. Benim için dostları (meyhaneci arkadaşlarımı) görmek iyi oldu. İşler geçmiş seneler gibi değil, fakat mutlular bir şekilde. Adalı olmanın bir gereği de tekne gibi azı çok yapabilmek galiba?
Kos’ta kalabalık aile olunca pek güzel geçti. Herkes mutlu. Dört gün geçti, artık yola koyulma zamanı. Temmuz Ağustos’ta Ege’ye çıkmak delilik diye diye gideceğiz bakalım?
-
Bu arada Yunan’a giriş 15€ port police, 45€ gümrük ve transit log, 33€ yeni çıkan tepai vergisi, Kos eski liman 33€/gün, su elektrik 10€.
Tamam sabah batı halâ esiyor ama tonoz olduğu için çıkmak kolay oldu rıhtımdan. Daha millet uyuyor. Uyuyor dediysem, bu kalenin şehre değdiği noktada bir barlar sokağı var. Özellikle vikingler sabaha kadar içip nara atıyorlar, bilginize. Sabaha karşı kuz oğlan teknenin başında, çığlık kıyamet. Ulan dedim oğlan kıza bir şey yapacak. Yooo, eğleniyorlar, vikingler!
Neyse, çıktım Kos eski limandan. Mürettebat uykuda. Ağır dalga var. Tuttun dümeni Pserimos’a. Burada genellikle rota Pserimos’un güneyinden kıvrılıp, Kalymnos Vathi yapılır, sonra Leros’a yükselinir. Ama teknede annem de var, ona. 15 gün vize vermişler, gün kaybetmek istemiyorum.
Pserimosun kuzeyinden Kalymnos’a yaklaşınca az olan rüzgâr yüksek olan adanın civarnası ile makûl bir yere geldi. Tam arma yelken, tek rotada Leros Alinda’yı bulduk.
Kardeşim be Alinda’da ben daha bir gün sakin huzurlu bir gün geçirmedim. Estiriyor da estiriyor. Kıyıya epeyi uzağa tekne girmesin şamandıraları atmışlar, sarı renkli. Onun dışına 10 metreye 70 metre demiri zinciri döşedim. Tuttu gibi?
Bu Alinda Koyunun güney yakasında Agia Marina denen yerleşim yeri var. Feribotlar, kafeler... gerisi sahil kasabası. Çok sakin, deniz güzel. Buradaki işimiz Mylos’ta yemek yemek. Anneme sözüm var kaç yıldır. Ama öğleden sonra rüzgâr su koyuverdi artık. 30 knots normal, üzerine bindiriyor mubarek. Baktık olmayacak, kızım botla sahildeki balıkçı iskelesine çıktı, tonoz sordu. İşte Gezgin Korsanlara hizmetimdir: Leros Alinda’da kuzeybatı kıyısındaki balıkçı iskelesinin önündeki ikinci sarı şamandıra çok sağlam bir tonozdur, hayrını görün :)
-
Herkese tekrar merhaba. Balım Karacasöğüt Müçev’de bağlı idi. Malûm bakım vs işleri için iskeleyi bir süreliğine terk ettik. Sanırım kış boyu sürecek, bakalım?
Balım’ı başka bir marinaya koyacak bir hazırlığım yoktu doğrusu. Ben de eşimin desteğini de unutmadan söyleyeyim, kışın büyük bölümünü Gökova ve Bodrum’da koylarda geçirmeye karar verdim. 15 Aralık-1 Şubat arası Körmen marinada olacağız, onun dışında rüzgâra, havaya göre koylarda.
Her neyse işte, Karacasöğüt’teki iskeleden çıkınca birkaç gün alargada kaldım. Marmaris pazarı vs, zevkli güzel işler. Kışın Marmaris ve tabii bu kıyılardaki diğer yerleşimler gerçekten başka bir çehreye bürünüyorlar.
Şimdi Bördübet Küçük Çatı “my love” koyundayım. Bodrum’dan arkadaş tekneler gelecek, haftayı burada geçireceğiz. Şimdi sert bir SE hava ve yağmur varsa da, düne kadar denize girip çıkasım gelmedi. Sanırım sonrası da sarı yaz, keyfimiz yerinde vesselam. Daha kalorifer de çalıştırmadım, onu da söyleyeyim.
Gökova’nın kışını buradan vakit buldukça yazarım artık. Vakit buldukça diyorum şaka değil. Mesleği bırakıp başka yeni şeyler öğrenmeye karar verdikten sonra antik Mısır’a ilgi duymuştum. Beşinci yılımda uluslararası ejiptojistler derneğine kabul ettiler beni, akademisyenlerden kurulu bir kurum, bu iyi, çalışmaya devam. Bu arada açık öğretim ikinci üniversite diye felsefe bölümüne yazıldım. Dersler kazık vallahi. Aksatmaya gelmiyor. E, teknenin işleri, balık tutmaca falan derken vakit kalmıyor, ondan söyledim :)
Herkese Gökova’dan çok güzel akşamlar,
Selametle
-
Serin akşamlarda keyifle okuyacağımız ve bilgileneceğimiz yazılar olacağını düşünüyorum. Marina sorununu gruplarda da gördük. İstediğiniz gibi çözülmesi dileğiyle.
Yazınızı eşime de okuttum.
Tabii, doğal olarak, bir yere takılıp soru sordu. :)
Takıldığı yer, "eşimin de desteğini unutmadan" ifadesi elbette. "Nasıl yani?" diye sorunca, cevabı yapıştırdım. "Yanında durarak elbette"
"Benimki gibi olmasın?" diyerek, yaz başında verdiği söze gönderme yaptı. Söylediği şuydu, "Git, ne halin varsa gör".. Ben de bunu verilmiş söz olarak değil, talimat gibi algılayıp gereğini yaptım. Mayıs başında yalnız kalan annesine götürüp, ekim ayında ikisini birden getirdim.
Kayığı da karaya alınca 2020 yazı için hayaller kuruyorum.
Alarga deneyiminizin, kış alarga deneyiminizin bizler için de öğretici olacağına inanıyorum.
Eigyptoloji merakınız bize de iyi gelecektir paylaşırsanız, bildiğimiz ilk denizci halk Fenikeliler de bu çabalarını büyük ölçüde Mısır'a borçludur.
Felsefe öğrenimine de düzgünce bir Batı Felsefesi Tarihi kitabı alarak, hatta farklı coğrafya ve tarihlerde yazılmışları karşılaştırarak başlarsanız işiniz önemli ölçüde kolaylaşır.
Ama benim beklentim, denizcilik, yelkencilik çevirileri ve yazıları..
Siz, her ne kadar vakit kalmıyor deseniz de yine de soracağım. Bu kadar uğraşla nasıl başediyorsunuz?
Kolay gelsin
Selametle..
Zevkle izleyeceğim.
Teşeķkürler paylaşımlar için...
-
Hafif serin, ıslak çamların koktuğu, sakin, kendi halinde Gökova’dan herkese selâmlar. Doğa asıl sahiplerine kalmış, balıklar, yalı çapkınları, azmak başında balıkçıllar, içeride kurbağalar kendi hallerinde.
Recep Korsan eş desteği durumunu sormuş. Eşimle tekne ilişkisi yabancıların tabiriyle in-and-out, yani geliyor, gidiyor, ben gidiyorum şeklinde. Onun da Bodrum’da epeyi uğraşı var.
Ejiptoloji ve felsefe öğrenimi konularına girmeyeceğim, yeri burası değil galiba. Zaten dört yıllık felsefe bölümüne yazıldık, birinci dönem dersler, sıkı durun: sosyoloji, sosyal politika, sosyal bilimlere giriş, psikoloji, uygarlık tarihi, ilk çağ felsefesi. E, hani felsefe okuyacaktık? Kazık vallahi. Zaten bir sorun da oluyor, kadim Mısır matematiğin, geometrinin, astronominin, felsefenin, teolojinin, teosofinin kat’î olarak kaynağı iken, 18.yy’da Avrupa’nın, başta İngiltere ve Almanya’nın medeniyetin kaynağı olarak Avrupa dışı bir odak yerine, bu bilgilerin Avrupa’ya girdiği Yunanistan’ı itelemeleri sonucundaki algıya biz de katılmışız, yazık. Tıpkı Hitit sonrası Batı Anadolu uygarlığına aynı muameleyi yaptığımız gibi...
Her neyse yahu bugün tekne temizlik günü. Yarın hava çiçek, bugün içerideki işleri yapalım.
Önümüzdeki hafta sonu üç-beş gün yağmur var. Hafta sonuna yakın Bodrum’a gideceğim. İyi bir doğu rüzgârı da yakalayabilirsek, bakalım? Hem ikmal yaparım, hem de evde sonsuz su kaynağı :) Ama bu arada tekneyi gece yalnız bırakamayacağım, çünkü bu sene Bodrum’da çok tekne çalındı ya da soyup soğana çevirdiler. Eh, gündüz ev gece tekne, fena değil. Sonra yine Gökova kısmetse.
Haydi selametle
-
Gökova’da kışın alarga ve kıçtan kara olmanın yaza göre farkı şu: Gökova’da kışın esaslı rüzgârlar gündoğusundan lodosa kadar değişir. Yani yazın aşağı yukarı tersi. Bazen poyrazdan da sıkı kaçırdığı olur.
Gökova’da bilinen, sevilen koyların çoğu da doğuya açıktır, tekneyi epeyi zorlar. Hele boralı rüzgârlarda ciddi yorar. O bakımdan hava durumunu iyi takip edip bu rüzgârlara uygun doğu ya da güneydoğuya doğru koltuk almak ya da o yakalara yakın alargada olmak hayatı kolaylaştırır. Karacasöğüt’te, Değirmen Bükünde, nispeten Tuzla’da, Yedi Adalar ve Bördübet’te böyle koylar vardır. Ama Bodrum yolunda birkaç girintiden başka yer olmaz, doğrudan Bodrum’a dümen tutulur.
-
Bu hafta Gökova Bördübet hep hafif hafif doğu ve keşişleme esti. Kimi zaman yanık dedikleri sıfır hava oldu. Su ütülenmiş gibi. Tabii yazın mutad batı rüzgârlarında giremediğimiz hemen her yerde kaldık. Küçük Çatı’nın azmak koyu, Çilekli, Amazon, 7Adalar Uzun Limanın dibi harika saatler bahşetti. Doğa olağanüstü, sararmış dikenler yeşerdi, yaban mersinlerinin meyvaları tatlı mı tatlı, Amazondaki kuğular dörtlemiş, teknede ekmek bırakmadılar vallahi.
Yalnız kışın tabii güneş erken gidiyor, yemek sohbet kitap derken akşam dokuz gibi tumba yatak. E, sabaha karşı uyanıyorsunuz, pek garip doğrusu.
Muazzam çiğ yağıyor. Tekneyi kurulamaya bez yetmiyor. Hele havuzluk minderlerini dışarıda unuttun mu yandın.
Daha kalorifer çalıştırmadım. Daha da istemeyecek gibi?
Bugün bir hafta kalmak üzere Bodrum’a geldim. 7Adalardan tek rota 6 saatte geldim. Arkadan da güzel bir poyraz vardı, motor yelken düştük Bodrum’a.
Bodrum limanda Neyzen Tevfik Caddesi üzerindeki rıhtım kapanmış, tadilat vs yapacaklarmış. Gümbet’te boşalan yerlere Muğla tekne almayın bilmem ne yapacağız demiş. Güç belâ dostlar sağolsun Bodrum liman T-iskelede yer bulduk birkaç günlüğüne. Sonrası Gümbet alarga. Tekneyi ya da botu çaldırmadan... gerçi evin önü ama geceleri mecburen teknede kalacağım. Burak tekneyi falan, milletin attığı sepeti çalar olmuş buradaki kansızlar. En kısa zamanda Gökova’ya dönmek üzere... bakalım?
-
Murat Kaptanım,
Hiç foto, video vs yok mu? :)
Bu arada Bodrum'da gerçekten hırsızlık bu kadar arttı mı?? :-\
Alargada kıçta duran botu mu çalıyorlar yoksa karaya çıkmak için botu kullandığınız da mı? (Ne hale geldi güzelim Bodrum)
-
Fotoğraf video koyarız da, o anı yansıtmıyor işte. Bildiğimiz yerlerin farklı fotoğrafları oluyor. Yine de bilgisayara geçince koyarım.
-
Hah! Bu arada Bodrum’da, en azından Bodrum Liman ve Gümbet’te bir karga muhabbeti var. Akşam güneş ölmeye yakın çıkıyorlar ortaya. Direğin gurçetasına kondu mu işin tamam. Güvertenin canına okundu yahu. Hele çift direkli teknelerin ismini bilmediğim iki direk tepesi arasındaki tellerinde tüneyip, aralarında güzel sohbet ederlerken aşağıya da bırakıyorlar :)
-
Murat kaptanım
Bir ay kaldık Turgut Reiste
Kuş b.ku temizlemekten bir hal olduk
Kısmettir , kısmettir
Bir yere kadar
-
Murat kaptanım
Bir ay kaldık Turgut Reiste
Kuş b.ku temizlemekten bir hal olduk
Kısmettir , kısmettir
Bir yere kadar
:) :) doğru vallahi
-
Biraz ara verdik, devam edelim Balım ile Bodrum’un kış günlerine. Tekne neredeyse on beş gündür Gümbet alargada. Artık herhalde demir epeyi gömüldü. Arada doğu ve keşişlemeden hava yokluyor.
Buralarda çok tekne çalındı diye paylaşmıştım. O bakımdan geceleri teknede kalıyorum, gündüz evci çıkıyorum. Akşamları da teknede şu bizim ikinci üniversite derslerini çalışıyorum. Kazık vallahi, ama yeni şeyler öğrenmek çok güzel.
Önümüzdeki Pazartesi Marmaris tarafından sıkı bir SE her tarafı dağıtacak gibi görünüyor. Şimdiki tahmin 7 kuvvet gibi. Tekneyi yormamak için Bodrum yarımadasının kuzeyine mi kaçayım yoksa Gökova’ya mı bilemedim. Herhalde yuvaya, Gökova’ya giderim.
Daha kalorifer çalıştıracak kadar soğuklar olmuyor. Solar panellerim arızalı ve garantiden değişecek, o zamana kadar akşam olmadan bir saat kadar motor çalıştırıyorum, o da kıç kamarayı ciddi ısıtıyor, oraya taşındım :)
Size bir güzel şey söyleyeyim. Malûm burada reklâm yapılmaz, firmalarla ve kişilerle ilgili kötü tecrübeleri de aktarmak pek uygun olmuyor, her nedense. Ama bu iyi hikâye. Balım’da 2 x 100 Wp Solara marka güneş paneli var. Bunlar bu yaz başında gayet düşük elektrik üretmeye başladılar, üzerlerinde gelişigüzel mavi çizgiler oluştu. Satın aldığım ithalatçı şirket ile görüştüm, orada görevli yabancı bir teknik kişi gayet profesyonelce bana çeşitli ölçümler yaptırdı. Sonuçta dedi ki evet bu panellerde imalat hatası var ve bilâbedel değiştireceğiz. Yani bu bazı arkadaşlarımıza normal gelebilir de, burası Türkiye. Önceki uyduruk çin malı esnek panellerin lehimleri attığında satın aldığım kişi üzerine basmışsınız demişti! Tentenin üstündeki panele, yuh! Diyeceğim o ki “iyi şirket”ten mal ve hizmet almalı. İyi ithalatçı iyi üretici ile çalışır, iyi üretici de iyi ithalatçı ile çalışır. Marka değerlerine gözleri gibi bakarlar. Ucuz meselelere takılmazlar. Solara Almanya ve Eltesan Mobil’e teşekkür gidiyor buradan.
Çok uzattım, selametle
-
Bu arada kuşlar büyük problem. Güvertenin canına okudular müdanasız kargalar. İlk iş gurçetalara plastik kuş konmazlar takmak galiba. Bir de... acaba güverte kapakları ayrıca kaplanmak şartı ile güverteyi nakliyecilerin eşya sardıkları ucuz bir strech var, onunla mı kaplasam diyorum? Biraz zihni sinir ama, bıraktıkları kimyasal arkadan sarımsı bir iz bırakıyor ve sıkı bir pasta cilâ da beni bekliyor gibi?
-
Biraz ara verdik, devam edelim Balım ile Bodrum’un kış günlerine. Tekne neredeyse on beş gündür Gümbet alargada. Artık herhalde demir epeyi gömüldü. Arada doğu ve keşişlemeden hava yokluyor.
Buralarda çok tekne çalındı diye paylaşmıştım. O bakımdan geceleri teknede kalıyorum, gündüz evci çıkıyorum. Akşamları da teknede şu bizim ikinci üniversite derslerini çalışıyorum. Kazık vallahi, ama yeni şeyler öğrenmek çok güzel.
Önümüzdeki Pazartesi Marmaris tarafından sıkı bir SE her tarafı dağıtacak gibi görünüyor. Şimdiki tahmin 7 kuvvet gibi. Tekneyi yormamak için Bodrum yarımadasının kuzeyine mi kaçayım yoksa Gökova’ya mı bilemedim. Herhalde yuvaya, Gökova’ya giderim.
Daha kalorifer çalıştıracak kadar soğuklar olmuyor. Solar panellerim arızalı ve garantiden değişecek, o zamana kadar akşam olmadan bir saat kadar motor çalıştırıyorum, o da kıç kamarayı ciddi ısıtıyor, oraya taşındım :)
Size bir güzel şey söyleyeyim. Malûm burada reklâm yapılmaz, firmalarla ve kişilerle ilgili kötü tecrübeleri de aktarmak pek uygun olmuyor, her nedense. Ama bu iyi hikâye. Balım’da 2 x 100 Wp Solara marka güneş paneli var. Bunlar bu yaz başında gayet düşük elektrik üretmeye başladılar, üzerlerinde gelişigüzel mavi çizgiler oluştu. Satın aldığım ithalatçı şirket ile görüştüm, orada görevli yabancı bir teknik kişi gayet profesyonelce bana çeşitli ölçümler yaptırdı. Sonuçta dedi ki evet bu panellerde imalat hatası var ve bilâbedel değiştireceğiz. Yani bu bazı arkadaşlarımıza normal gelebilir de, burası Türkiye. Önceki uyduruk çin malı esnek panellerin lehimleri attığında satın aldığım kişi üzerine basmışsınız demişti! Tentenin üstündeki panele, yuh! Diyeceğim o ki “iyi şirket”ten mal ve hizmet almalı. İyi ithalatçı iyi üretici ile çalışır, iyi üretici de iyi ithalatçı ile çalışır. Marka değerlerine gözleri gibi bakarlar. Ucuz meselelere takılmazlar. Solara Almanya ve Eltesan Mobil’e teşekkür gidiyor buradan.
Çok uzattım, selametle
Sattığım Teknede vardı 2x100 M Solara iki buçuk sene kullandım....Çok memnun kullandım,
Aynı zamanda Yarı paraya Çin malı taktıranlar bu süre içinde 3 tur daha aldılar..
Hani Bir laf var ya Çok param yok ki malın ucuzunu alayım diye..o hesap oldu
Tekneyi alan arkadaşımda çok memnun kullanmaya devam ediyor...
...
Dahası Bir şirketin Müşteri ilişkileri nasıl yönetilir onu gördüm ve taktir Ettim...
Nihatı çok eskiden tanırım , Çok Düzgün adamdır...
Düzgün adamlarında, işi gücü ticareti düzgün olur lafının en bariz örneğidir...
Şimdiki kayıkta yok ..
Güneş paneli taktırayım mı diye çok düşünüyorum ..
Açıkçası karar veremedim..
Taktırırsam Solara olmasını isterim
-
Biraz ara verdik, devam edelim Balım ile Bodrum’un kış günlerine. Tekne neredeyse on beş gündür Gümbet alargada. Artık herhalde demir epeyi gömüldü. Arada doğu ve keşişlemeden hava yokluyor.
Buralarda çok tekne çalındı diye paylaşmıştım. O bakımdan geceleri teknede kalıyorum, gündüz evci çıkıyorum. Akşamları da teknede şu bizim ikinci üniversite derslerini çalışıyorum. Kazık vallahi, ama yeni şeyler öğrenmek çok güzel.
Önümüzdeki Pazartesi Marmaris tarafından sıkı bir SE her tarafı dağıtacak gibi görünüyor. Şimdiki tahmin 7 kuvvet gibi. Tekneyi yormamak için Bodrum yarımadasının kuzeyine mi kaçayım yoksa Gökova’ya mı bilemedim. Herhalde yuvaya, Gökova’ya giderim.
Daha kalorifer çalıştıracak kadar soğuklar olmuyor. Solar panellerim arızalı ve garantiden değişecek, o zamana kadar akşam olmadan bir saat kadar motor çalıştırıyorum, o da kıç kamarayı ciddi ısıtıyor, oraya taşındım :)
Size bir güzel şey söyleyeyim. Malûm burada reklâm yapılmaz, firmalarla ve kişilerle ilgili kötü tecrübeleri de aktarmak pek uygun olmuyor, her nedense. Ama bu iyi hikâye. Balım’da 2 x 100 Wp Solara marka güneş paneli var. Bunlar bu yaz başında gayet düşük elektrik üretmeye başladılar, üzerlerinde gelişigüzel mavi çizgiler oluştu. Satın aldığım ithalatçı şirket ile görüştüm, orada görevli yabancı bir teknik kişi gayet profesyonelce bana çeşitli ölçümler yaptırdı. Sonuçta dedi ki evet bu panellerde imalat hatası var ve bilâbedel değiştireceğiz. Yani bu bazı arkadaşlarımıza normal gelebilir de, burası Türkiye. Önceki uyduruk çin malı esnek panellerin lehimleri attığında satın aldığım kişi üzerine basmışsınız demişti! Tentenin üstündeki panele, yuh! Diyeceğim o ki “iyi şirket”ten mal ve hizmet almalı. İyi ithalatçı iyi üretici ile çalışır, iyi üretici de iyi ithalatçı ile çalışır. Marka değerlerine gözleri gibi bakarlar. Ucuz meselelere takılmazlar. Solara Almanya ve Eltesan Mobil’e teşekkür gidiyor buradan.
Çok uzattım, selametle
Solara tartışmasız piyasadaki en kaliteli paneldir
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
-
Balım'ın kış hallerini ilgiyle izliyorduk. Tabii alarga hallerinden de öğreniyorduk. Ayrıca keyifle okuyorduk.
Devam etmemesi üzücü.
Devamını bekleyelim mi?
-
Sordunuz diye yazıyorum, cevapsız bırakmak ayıp olur. İçimden gelmiyor forumlara bir şey yazmak. İpin ucu kaçtı gibi. Fikirler bir kenara bırakıldı, kişilere doğrudan eleştiri, hatta eleştirinin çok ötesi oldu. Öyle ifadeler kullanılıyor ki, sokakta tanımadığın insana öyle yapılmaz. Bana göre değil demekle yetineyim.
-
Balım’ın kış halleri, sabah eve git, akşam tekneye dön, güneyli havalarda Bodrum’da sığınacak yer ara falan... eve bırakın yahu Gökova’ya gideyim, orada bu sıkıntı olmaz yakarışları... sonunda Yat Lift’te karaya çekerek son buldu. Balım son on yıldır hiç bu kadar uzun karada kalmamıştı. Aralık-Nisan bıraktık kızı orada.
Nisan başına kadar bana göre epeyi para verdikten sonra, altını boyayıp atalım artık dedim. Bugüne kadar Ecelak kullanıyordum, ama iki sene önceki boyadan memnun kalmadım. Ya bozuktu, ya da ben beceremedim? Her neyse, bu sene üç kat Teknomarin yaptım, göreceğiz.
10 Nisan Cuma Balım suya indi. Karaya çıktığı gün gibi rüzgar bindiriyor batıdan. Suya inmemle kendimi Gökova yolunda buldum. Pek doğru değil tabii, teknenin akarı kokarına bakmalı önce.
Akşama doğru Kisse diye bilinen Alacabük’e demirledim. Sabah uyandım ki sokağa çıkma yasağı konmuş. Eh, seyir yapmak doğru olmaz deyip iki gün Kisse’de kaldım.
Tekne çekek yerinde çok pislenmiş. Acele ile suya atmaya hazırlanırken içini, dışını temizleyecek zaman ve imkân olmadı. Şimdi şahane bir Nisan sabahında palpa deniz Ören Marina’ya doğru gidiyorum. Corona’dan uzak, mis gibi hava.
Tekneyi temizleyip, pakladıktan sonra Karacasöğüt. Bakalım MÜÇEV iskelesini açabilecekler mi? Çok sıkıntı yaşadık bu kış bu sebeple. Vardır bir nedeni diyelim.
Selametle
-
Kaptanım, ne şanslısın. Denize, tekneye kavuşmuşsun. Biz İstanbul da sıkıştık kaldık. Sana zahmet Ören de vaktin olursa benim kıza bi bakıver. Keyfi yerinde mi. Selametle..
-
Kaptanım, ne şanslısın. Denize, tekneye kavuşmuşsun. Biz İstanbul da sıkıştık kaldık. Sana zahmet Ören de vaktin olursa benim kıza bi bakıver. Keyfi yerinde mi. Selametle..
Baktım bile. Fıstık gibi tertemiz seni bekliyor
-
Ne güzel, erkenden davranıp suya atmışsınız..
Darısı başıma..
-
Şimdi şahane bir Nisan sabahında palpa deniz Ören Marina’ya doğru gidiyorum. Corona’dan uzak, mis gibi hava.
Selametle olsun Murat Korsanım.. :-*
-
Bugün 22 Nisan 2020. Bir haftaya yakın oldu herhalde Gökova Fener ya da Çanak Koyunun doğusunda Bayraklı Ada kutusunda pinekliyoruz. Yazın burayı boş bulmak mümkün değil, guletler göz açtırmaz. Dip kum olduğu için şahane demir tutar. Batıya da koltuk alınca pek sağlam bir yer. Hava birkaç gündür bulutlu, Cuma’ya bir yağmur gelecek gibi.
Kıyıda sezon başı temizliği yaptık. Sahil rüzgâr altı olmamasına rağmen epeyi çöp çıktı. Denizin içi ise tam bir felaket. Su çok soğuk, toplayamadım maalesef. Pisliğin çoğu teknelerden uçan plastik şişe, plastik bardak, karton alışveriş torbası vs. Maalesef buradan ekmek yiyen profesyonel denizciler yeterli önlemi almıyorlar. Buraya getirdikleri müşterilerini nasıl memnun ediyorlar acaba?
Bugün artık Bördübet’e geçip önümüzdeki sıkı batı havasını ve dört günlük sokağa çıkma yasağını orada geçireceğiz.
Hepimizin 23 Nisan Egemenlik Bayramını buradan kutluyorum. Egemenliğin her daim ulusta olmasını ve bunun kıymetini hep bilmeyi diliyorum. Gökova’dan sevgiler.
Selametle
-
Murat abi karantinada günler de karıştı artık, bugün 21 Nisan

Özlemişiz seni, buradan da olsa sesini duymak ve senden haber almak çok güzel ! Seyir anılarını heyecanla bekliyor olacağım. Urla’dan sevgiler, selametle...
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
Murat abi karantinada günler de karıştı artık, bugün 21 Nisan 
Özlemişiz seni, buradan da olsa sesini duymak ve senden haber almak çok güzel ! Seyir anılarını heyecanla bekliyor olacağım. Urla’dan sevgiler, selametle...
Sent from my iPhone using Tapatalk
Özkan’cım Nisan ayını tutturduğuma seviniyorum ben :) çatı koylarında internet pek zayıf olur diye önceden kutlama yapmak istemiştim
-
Özkan Yavaşal Kardeşimizin dediği gibi 21 Nisan’da Tuzla Bayrak Ad. kuytusundan demir alıp olağanüstü sakin bir Gökova denizinde ağırdan Bördübet’e indik. Özlemişim.
Çatı koylarında bir-iki tekne var. Küçük Çatı’da mutad garaja girdik. Hemen ardından hafiften batı başladı. Akşama Bodrum’dan Thassos teknesi de gelip yanımıza girdi, ama bu sefer sosyal mesafe deyip usturmaçalara yaslamadık tekneleri.
O günden bugüne Gökova estikçe esiyor. Kıçtan kara olduğumuzdan sağlamız da, sağlı sollu geliyor mübarek. Şimdi de yağmur yağayım mı, yoksa şunları affedeyim mi havasında.
Bugün güneşi bulunca biraz pasta cila işi ile ısınıp, attım kendimi suya. İlk geldiğimiz gün gibi değil, ya da ben alıştım. İlk gün girdiğimde neredeyse suyun üstünde yürüyecektim.
Günler güzel yemekler, taze ekmekler, pizzalar ile geçiyor, çok güzel ve çok şükür. Pazartesi Ören Marina’ya geçip hem akaryakıt, hem de su alacağız. Oradan Karacasöğüt, arabayla Marmaris ikmal, sonra... sonra Bördübet tabii ki. Dolunay geliyor.