SOLOCAN GEZİDE PART FOR
Canım okurcularım bu günlerde bayağı yoğunuz. Hordan bordan saçmalıyoruz. O bakımdan bu seriye epi ara vermek zorunda kaldık.
Ancak su uyur yazarınız unutmaz. Gelmişimdir.
Selamınaleyküm hepinize.
Hatırladığınız üzere öyle gidiyorduk ipimizi koparmış. Hatırlamıyorsanız şuraya bakın:
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapOkumadıysanız burdan geriye doğru gidebilirsiniz.
"Solocan'ın muhabbeti devam edecek, kaçınız anacığım.." Demiştim kaçmadıysanız sizin bileceğiniz iş. Hala fırsatınız var, kaçan canını kurtarıyor.
"Gelelim hikaye çıkarma işineee.." Burda kalmıştık değil mi?
Valla çıkarırım canlarım kusura bakmayın. Hem niye çıkarmayacakmışım ki? Eğleniyoruz işte. Görmek ve görünmek değil mi bütün mesele. Tabii "bana ne benim görünmek gibi bir derdim yok" diyen followerlerim olabilir. Olsundur. Allah onları da bize bağışlasındır. Başımızdan eksik olmasınlar.
Alalım visitor followerleri.. Bakıp bakıp kaçıyorlar. Olur.. Ama biz onlara bakamıyoruz işte. Varlıkları ile yoklukları bir. Daha doğrusu varlıkları yok. Yok onlar. "Ne okurcularım vardı aslında yoktular." diyeceğim onlar için, kusura bakmasınlar.
İnsana dair bişi değilmiş gibi geliyor bana görünmemeye çalışmak. Yani bana öyle geliyor, çemkirmeyin hemen. Ben
"medya maymunu" tayfasındanım n'apayım..
Şimdi burada ne yapıyoruz?
Bir foruma üyeyiz.
Nereye ? Foruma.
Bir forum burası. Günlük gazete değil, dergi de..Okuyup kaçmak ne iş? Forum yapacağız. Ben bişi diyeceğim, sen başka bişi diyeceğin, hayat böylece devam edecek. İnsana özgü bişi yapacağız, iletişeceğiz. Sevişmek gibi bişi yani. Güzel bişi..
Ama kesinlikle tek yönlü bişi değil. O iletmek olur. Oysa derdimiz iletişmek, sosyalleşmek, paylaşmak..Şu "Ş" harfi işi bitiriyor canlarım.
Napıyoruz? Hobimizi yaşarken burada paylaşarak aldığımız zevki çoğaltıyoruz.
Mesela bu gün Bodrum esiyor. İstanbul'un bed havası burayı da silkeliyor. Deniz yok, tekne yok. Evde oturuyoruz. Oturuyoruz ama ben yine de denizci dostlarla zevzeklik yapıyorum. Yine de teknedeyim, yine de havuzluk muhabbetindeyim falan..Kötü mü? Vakit geçiyor işte.
Evin bodrum katına kapanıp, kibrit çöplerinden tekne maketi yapsam, ya da bir trompet alıp komşuların başına dert olsam, bayılırsınız bana. Adamın ne güzel hobisi var diye. E bu yaptığıma niye çemkiriyonuz. Yazıyoz işte. Size de vakit geçirecek bişiler çıkıyor. Metropollerde, camdan kulelerde otururken yağmurlu karabasan havalarda, size güneş ülkesinden bir pencere açıyorum işte fena mı?
Arada biraz da yeni bişi duyarsanız ne güzel. Fazladan üç beş anlamsız bilginin de bir zararı olmaz hiçbirimize. Ha bilgi vermek, öğretici olmak mecburiyetinde miyim? Valla hiç değilim. Tohuruna para mı veriyoz forum sayfalarının ? Eciş bücüş te olsa anlatırım, sizde okumazsınız beğenmiyorsanız zevzeklikleri, olur biter.
Forum sayfaları birbirinden değerli maceralar, anılar, bilgi mesajları, teknik dökümanla dopdolu.. Oraya alalım sizleri.
Amaaa "bir sürü ıvır zıvır yazılıyo", "incir çekirdeğini doldurmayacak mesajlar yollanıyor" "önüne gelen topik açıyor", falan dediniz mi durun orada..Siz mi karar vereceksiniz kimin ne yazacağına? Forum kurallarına aykırı değilse kim ne karışır? Okumayın geçsin gitsin.
Hele sevdiği yazarı yüceltmeye çalışırken, başkalarını aşağılayan övgü mesajları yok mu? Neyse dalmayalım şimdi.
Bişi sorucam: Schweitzer amcayı tanır mısınız? Albert olanını?
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapJean-Paul Sartre'in annesinin kuzenidir. Jean-Paul Sartre'ı tanıyonuz ama değil mi? Bize ne bu zevattan diyeceksiniz demeyin. Bişi anlatıcam bekleyin az biraz.
Dönelim İlke'ye, Nahi olanına. Dağıldınız dimi? Kusura bakmayın valla toplayacağım. Güvenin yazarınıza.
Şimdi bu İlke, işten bir saat önce çıkıp, çamaşır leğeni kılıklı, pek sevdiği teknesine binip, Maltepe önlerinde bir tur atıyor; diyelim 2 saatlik bir tur, üç beş mil gidip geliyor..
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap Ne olabilirki o iki saatte, olağan 2 saatlik bir tur işte. Bu kız oturuyor bir hikaye yazıyor gezi ile ilgili. O yazana kadar ne İlke var hayatımızda o an, ne de teknesi. Maltepe denizleri ve o denizlerdeki denizci askerlerin tatbikatı hakkında da bi duygu durumumuz yok..Öyle oturuyoruz oturduğumuz yerde kös kös..
Dönüyorum Sartre biladerimize..
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapBu arkadaş, henüz küçük bir çocukken, amcası Schweitzer onu alıp, bir ağacın karşısına oturturmuş. Bir saat hiç kıpraşmadan ağaca bakıp, sonrada gördüklerini anlatmasını istermiş. Yaw ne olabilirki durup duran ağaçta anlatılabilecek uzun uzun? Ağaç işte. Ama adam Sartre olmuş sonunda.
Gelelim tekrar İlke'ye. 2 saat geziyor, gözlem yapıyor, bambaşka bir pencereden bakıyor hayata. Dönüyor öyle bir dille anlatıyor ki olup bitenleri, uçuruyor bizi..Gülüyoruz, eğleniyoruz, biz olsaydık ne yapardık diye biraz düşünüyoruz,laf lafı açıyor, işaret flamaları hakkında bişiler öğreniyoruz. Hepimiz içinde İlke diye biri var oluyor.
Ekrem İnözü'ne ne diyeceksiniz. Yazmasa kimin umurunda adamın gezmesi.
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapFaydası varsa kendine. Yine dünya turuna çıkmış ve müthiş güzel yazılarından okuyarak onunla beraber gezeceğiz dünyayı..Ne mutlu bize aferin ona..
Hadi büyük denizcilik yazarımızı da anmadan geçmeyelim.
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapSadun hoca yazmasaydı, arkasında Necati bey gibi bir dev prodüktör olmasaydı, Hürriyet o muhteşem macerayı efsaneleştirmeseydi, her şey şimdiki gibi mi olurdu?
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapAlın iki pilot kitabı, birini Heinkell, diğerini Sadun baba yazmış. İkiside bilgi veriyor hatta aynı bilgiyi veriyor. Ama Sadun baba bir döktürüyor, bir döktürüyor, bir şiirleştiriyor ortamı, gitmezsen öleceksin sanıyorsun. Bir pilot kitabı okurken şiir roman tadı almak kaç puan?
Cemalettin Özen bey'i alalım. Vista günlüğü'nü okuyor musunuz. Ben büyük bir zevkle okuyorum.
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapYazmıyom, yazamıyom diye kıvrandı kıvrandı başladı yazmaya. Bayılmıyor muyuz adama. O yazıyor, öbürü bişi soruyor, beriki eleştiriyor. Muhabbet yürüyor keyif oluyor. Cemalettin Özen bey de aklımızda şekilleniyor bizden biri oluyor.
Kısaca şunu diyorum ağbiler ablalar: Bir İlke Nahi değilim ama yazarım arkadaş, 4 millik gezi de olsa 10 millik gezi de olsa, uzun uzun ballandıra ballandıra anlatırım.
Aklınız varsa sizde yazın.
Yazamıyorsanız sorun. Ne kadar anlamsız olsa da, ne kadar önemsiz olsa da, anlatın; olmadı sorun..
İletişin bea..Yürüsün muhabbet..
Neresi burası ? Wolsitritjörnıl mı? lömont'mu? yazıyoz geçip gidiyo..Magnakartayı mı yazıyonuz?
Saçmalıyoruz işte hep beraber. Kimsiniz siz ? Slocum gibi bir deniz felsefecisi falan mısınız ki her yazdığınız allame-i cihan olacak.
Sallayın gitsin, bak ben utanıyomuyum yazdığım saçmalıklardan ? Herhalde bundan daha sıkıcı, daha kötü olamaz değil mi bir yazı? Yazın gitsin, gülelim, eğlenelim, muhabbeti köpürtelim, kam alalım dünyadan..
Yazın gitsin anacım. Ben yazıcam valla..
Hadee.. Nerelere geldik nerelerden..
Aali bir, sen iki.
yılda 10 mil yol yapıp bin hikaye çıkarıyorsunuz.
Neydi o laf "keçini olmadığı yerde, Cüneyt'e kaptan derler" gibilerinden...
Bakın Matay'ın o tek satırından ne yazı çıkaracağım. Gurur duyunuz yazarınızla cankuşlarım..Ne diyor o tek satırda ? "yılda 10 mil yol yapıp bin hikaye çıkarıyorsunuz." 10 mil işinden bi saralım bakalım..Diye başlayıp bin hikaye çıkarma faslı ile bitirdik.
Eee! Gezi hikayesi n'olucak diyorsanız part 5 i bekleyeceksiniz canım.
Onu da yazacağım. Orada hala biri varsa kaçıp kurtulsun diyorum benden uyarması.
Kalın sağlıcakla..