0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    Ö. A.

El telsizi
« : Kasım 21, 2008, 09:55:45 »
Kahraman bey ,

Kusura bakmayın bu konuda biraz cahilim,bir sorum olacak. El telsiziyle acil bir durum karşısında (mesela size yaklaşmakta olan bir gemi) varsayarsak ne kadar mesafede konuşup uyarabiliriz.
*

    A. Ç.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #1 : Kasım 21, 2008, 10:52:44 »
Deniz telsizlerinin genel görüşme alanları çıkış güçlerine çok da bağımlı olmadan antenlerin birbirini görmesi koşuluna bağlı olarak belirlenir. Bir el telsizi ile (5 Watt) Sivriadadan Şenesenevlerde ev ile çok rahat görüşebiliyordum. Her ikisi de el telsizi idi ve ev diğer apartmanların arasında kalıyordu.

Göz ile görebilidğiniz bir gemiye 2W çıkış gücünde hiç bir sorunla karşılaşmadan ulaşabilirsiniz.




*

    A. E.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #2 : Kasım 21, 2008, 12:05:22 »
Tabi gemiyle ayni kanaldaysaniz Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap veya telsizi aciksa Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Ben bikeresinde yelken seyrinde deliler gibi uzerime gelen deniz otobusunu cagirmistim 16. kanaldan. Sanirim ne diyecegimi bildigi icin hic orali olmamisti  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
AtesK (rotasini deistirttim gerci de, sanirim tam yanimdan gecerken sintine bosaltti, ortaligi pis bi koku sardiydi  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap)

*

    Ö. A.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #3 : Kasım 23, 2008, 01:03:10 »
Aslında bu sorumun kaynağı geçen sene 5 eylül de oldukça kötü bir tecrübe yaşadık. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Kısaca ((( ki bu yazıyı hazırlıyorum çok yakında ekliycem. Denizde tedbirsizlik))) Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap dalış sonrası Miyandros (tavşan adası) dönereken sedef adasını 1 mil geçmiştik ki elektrik arızası sebebiyle saatlerce 5m bir sürat teknesinde yolda kala kaldık. ve gecenin bir vakti Bulgaristandan gelen bir kuru yük gemisi çarpmasına yakın zor bir manevra ile  :(sonunda ikaz ışığımızı fark etti takribi 50 m. açığımızdan zar zor geçtiii..
*

    A. E.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #4 : Kasım 23, 2008, 11:43:03 »
Evet gelelim işin ciddi kısmına.

Önce biraz teori (yani sıkıcı kısım)
Bir telsiz vericisinin anteninden uzaya yayılan elektromagnetik dalga diğer telsiz alıcısına 2 şekilde ulaşır :
1- Yeryüzüne paralel hareket eden yer dalgaları;
2- Gök dalgaları.
.
Yer dalgaları :
Doğrudan yer yüzeyi ile bunun hemen üzerindeki boşluk boyunca hareket ederler. Bunlar da üç bileşenden oluşur. Birincisi verici anteninden çıktıktan sonra doğrudan uzay yoluyla alıcı antenine ulaşır. Buna direk dalga denir. İkincisi yine uzay yoluyla fakat yer yuzeyinden yansıyarak alıcı antenine ulaşır. Buna yansıyan dalga denir. Son bileşen ise yer yüzeyine temas ederek hareket ettiğinden, buna da yüzey dalgası denir.

Direk ve yansıyan dalgalar :
Yer dalgasının bu iki bileşeni birbirlerinden çok farklı değildirler. Ancak alıcı antenine ulaşırken farklı mesafeler kat ettiklerinden aralarında bir faz farkı oluşur. Her iki dalga verici anteninden çıktıklarında aynı fazda olmalarına rağmen, yansıyan dalga, direk dalgaya göre daha uzun bir yol izlediğinden, alıcı antenine daha geç varır ve bu da alıcı anteninde bir faz farkı oluşmasına sebep olur. Yansıma topraktan oluyorsa, aralarında 180 derecelik bir faz farkı oluşur. Bu iki dalganın yolları arasındaki fark çok değilse, alıcı antenine 180 derece faz farkıyla geleceklerinden, ters yöndeki bu iki alan birbirini yok eder. Dalgaların yolları arasındaki fark fazla olursa, alıcı antenini etkileyen alanlar arasındaki faz farkı da 180 dereceden farklı olur. Bunun sonucu olarak ta zıt yönlerdeki alanlar birbirlerini tamamen yok etmezler. Alıcı anteni geri kalan alan tarafından etkilenir. Verici ve alıcı antenlerinin yerden yükseklikleri fazla değise, direk ve yansıyan dalgaların izledikleri yollar da mesafe bakımından birbirine yakın (hatta pratikte eşit) olduğundan faz farkı 180 derece olur ve bu durumda antenler arasındaki ilişki sadece yüzey dalgası ile saglanır.

Yüzey dalgası :
Toprak yüzeyi oldukça iletken olduğundan, verici anteninden alıcı antenine giden yüzey dalgaları zayıflar. Dalganın zayıflaması, yüzey dalgasının üzerinden geçtiği arazinin cinsine bağlıdır. Su, en az zayıflamaya sebep olurken, orman, dağlar, meskün mahaller en çok zayıflamaya sebep olarak yüzey dalgasının çok kısa mesafede yok olmasına sebep olurlar. Ayrıca dalganın frekansı yükseldikçe yeryüzünün zayıflatma etkisi de artar.

Yer dalgası ile haberleşme :
Yer dalgalarıyla yapılan haberleşmenin etkinliği; frekansa, ve güce göre değişir. Düşük frekanslarda (500 KHz-50 MHZ aralığı) yüzey dalgası bileşeni çok kuvvetlidir. Fakat verici anteninden uzaklaştıkça bu bileşende zayıflama meydana geleceğinden, uzak mesafelerde haberleşme yapabilmek için yüksek güce ihtiyaç vardır. ( Hatırlayınız, TRT orda dalga radyoları (500 KHZ-1000 KHZ civarı) gücü KW'larla ifade edilirdi.) VHF ve UHF gibi yüksek frekans bantlarında, yapılan haberleşmelerde, yüzey dalgaları antenden çıktıktan hemen sonra zayıflamaya uğradığından (bakınız bir önceki paragraf), yüzey dalgası VHF-UHF bantlarında haberleşme için kullanılamaz. Bu durumda yer dalgasının diğer iki bileşeninden yararlanılır. Yani direk ve yansıyan bileşenler. Anten yüksekliğinin az olduğu vericilerin yaydığı direk ve yansıyan dalgalar, alıcı anteninde birbirlerini yok ettiğinden (180 derece faz farkı olayı), bu dalgalarla haberleşme yapmak istiyorsak, verici anteninin yer yüzeyinden yüksek tutulması gerekir. Direk dalga ile haberleşmede esas olan ise antenlerin birbirlerini doğrudan görebilmeleridir.

Gök dalgası :
Yer dalgalarına göre farklı bir biçimde yayılırlar. Yayılışındaki özelliğinden dolayı, uzun mesafe haberleşmesi gök dalgaları vasıtasıyla yapılır. Antenden çıkıp uzaya doğru yol alan gök dalgaları, iyonosferdeki elektrik şarjı tarafından eğilme ve kırılmalara uğratılarak, tekrar yer yüzüne dönerler. Verici anteninden yüzlerce (hatta bazen binlerce) kilometre uzakta, iyonosferden kırılarak yer yüzüne dönen dalgalar, o bölgede oldukça kuvvetli sinyal alınmasına sebep olabilirler. İyonosfer içindeki iyonizasyon derecesi, güneşin radyasyon değeri ve havanın yoğunluğuna bağlı olduğundan, gece ve gündüze, mevsimlere ve havanın sıcaklığına göre değişir ve iyonosfer içinde farklı bölgeler oluşur. Oluşan bu farklı bölgeler farklı frekanslar için farklı yansımaların meydana gelmesine sebep olur.


Şimdi bu kadar lafı niye yazdım. İşin temelini bilmeliyiz ki, neyi neden yaptığımızı da bilelim.
Yukarıdakiler gerçekten de işin teorik kısımları. Daha da detayları var ama adettendir şimdi biri çıkıp “haberleşme gurubu mu kardeşim burası” demesin diye sizleri bu kadar baymakla yetiniyorum Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Elimizdeki bilgileri özetleyecek ve kendimize uyarlayacak olursak :
1-   Elektromagnetik dalgalar antenden çıkınca bisürü yoldan gidiyor ama VHF deniz telsizi olarak bizi ilgilendiren kısmı yeryüzüne paralel hareket edenler.
2-   Frekansımız yüksek olduğundan bu yeryüzüne paralel hareket eden dalgaların “yer dalgası” bileşenini kullanamıyoruz.. Cünküü, eryüzü yüzey dalgalarını naapıyoduu ? Yutuyoduuuu
3-   Kaldı iki bileşen, direk ve yansıyan bileşenler. Bunların da birbirlerini yok etmemeleri için (180 derece olayı) antenimizi naapıyoruz ? mümkün olduğunca yüksege takıyoruz. Yani direk tepesine takıyoruz. Duyuldu mu Cenk korsan Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Direk lazım yani
4-   VHF ile uzun mesafe muhaberat için direk dalgayı kullanmak istiyorsak, gene ne yapıyoruz ? Antenlerin birbirlerini görmesini sağlıyoruz. Yaniii anteni mümkün olan en yüksek noktayaaaa, yaniii direk tepesine dikiyoruuuzz.


Peki bi araba laftan sonra Ömür korsanın sorusuna gelirsek, 2-5W'lık bir el telsizi, deniz yüzeyinde gözümüzün gördüğü, bizim için tehlike yaratabilecek (veya Allah korusun tehlikedeyken canımızı kurtarabilecek) bir baska deniz vasıtasıyla rahat rahat iletişim kurdurur.
Özellikle anteni direk tepesinde olanlar, mutlaka mutlaka ya vardevelaya takılabilen bir acil durum anteni veya tercihan bir el telsizi bulundurmalıdırlar. Direk kırılabilir, anten veya kablosu zarar görebilir.
Bir de telsizde genelde yapılan bir hata, daima yüksek güçte kullanmaktır. Telsizler de kısmen deniz araçlarının motor güçlerine benzer. 10 KW güçle bile çıkış yapsan, şartlar değişmedikçe belli mesafenin ötesine geçemezsin. Sadece etrafını rahatsız edersin. Telsiz haberleşmesinde esas (ki acil durumda el telsizinin pilini hemen bitirmemek icin çok önemlidir bu) olabilen en düşük güçle haberleşmektir. Lüzumsuz yere yüksek güç kullanmak, bataryaların çabuk tükenmesinden başka bir işe yaramaz.

Son olarak, bizleri pek ilgilendirme de, daha çok uzun yol denizcilerinin kullandığı HF (High Frequency (1.8 MHz - 50 MHz frekans bandı) haberleşme nasıl oluyor, niye VHF değil de HF ona dğineyim biraz.
Hani gök dalgaları vardı ya. İyonosferden yansıyordu.
Aslında HF gökten gider, VHF-UHF yerden gider diye bişey yok tabiiki. Allahın elektromagnetik dalgası bunlar. Kim nerden gidecek nerden bilsin. Hepsi heryerden gitmeye çalışıyor da, işte yukarıda gördük, yer dalgası da biyere kadar. Antenler birbirini göremeyimce MW bile bassan olmuyo. VHF-UHF de aslında uzaya yayılıyor, fakat iyonosfere ulaştığında frekans yüksek olduğu için o tabakaların yoğunluğu onları yansıtmaya yetmiyor. İyonosferi delip geçiyor. Tahayyül etmek açısından, HF'i minik bir çakıl taşına; VHF ve UHF'yi mermiye; iyonosferi de bir pencere camına benzetebiliriz. Pencere camına silahla ateş ettiğimizde hangi açıyla ateş edersek edelim, mermi camı deler geçer dimi. Oysa ki çakıl taşını attığımızda, attığımız hıza ve açıya baglı olarak yansır ve bambaşka bir yere gider.
İşte HF'le haberleşmenin mantığı da budur. Uzaya yolladığımız bazen çok düşük güçteki bir sinyal (10W İstanbul-Brezılya görmüşlüüm vardır) iyonosferde birden fazla yansımaya uğrayarak dünyanın öbür ucuna gidebilir.

Peki belki birilerinin aklına takılmıştır. Niye VHF kullanıyoruz. Öyle ya öyle ahım şahım uzağa gitmiyor. Baksanıza HF dünyanın öbür ucuna bile gidiyor.
Öncelikle kafanız karışmasın. HF,de alınan bu sonuçlar asla ve asla "garanti edilmiş" mesafeler degildir. Birkaç yıl boyunca belki bir 10 dakikalık zaman diliminde şartların bir sürüsünün bir araya gelmesiyle oluşur. Ama her zaman VHF'den uzundur mesafe.
Lakin HF haberleşmesinde her zaman teknik problemler vardır. En başta verici ve alıcıların antenlerinin boyu kullanılan frekansın dalga boyu ile lişkilidir. Frekans düştükce dalga boyu da uzadığından, HF'te inanılmaz anten boylarıyla karşılaşırız.  İlave ekipmanlarla anten boyları kısaltılabilse de anten verimi düşer.
VHF cihazlar daha ufaktefek ve kulanımı daha az teknik bilgi gerektirir. Servis kalitesi -belirli sınırlar içinde- HF'e göre nerdeyse garantidir.
Üff çenem düştü, Cucu korsana geç kaldım iste Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

*

    C. D.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #5 : Kasım 23, 2008, 19:26:19 »
ateş korsanım keyifli bir bilgi paylaşımı olmuş. teşekkürler....
*

    H. Z.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #6 : Kasım 24, 2008, 01:50:55 »
Birde önemli olan telsiz Dual Kanal Dinleyebiliyormu konusu? yani 71 dinlerken 16. kanaldan gelen çağrıları alaniliyormu?


*

    s.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #7 : Kasım 25, 2008, 00:51:53 »
Yani ben şimdi vardevelaya bağlı anteni direk tepesine mi taşıycam. Kablosu bile bi çuval para tutar ya... Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    C. G.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #8 : Kasım 25, 2008, 00:59:32 »
Önerim var: Ateş Korsanın emek verdiği bu kapsamlı Telsiz konusunu GeKoPedia'ya taşıyalım. Kaybolmasın  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    K. K.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #9 : Kasım 25, 2008, 01:09:34 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Kahraman bey ,

Kusura bakmayın bu konuda biraz cahilim,bir sorum olacak. El telsiziyle acil bir durum karşısında (mesela size yaklaşmakta olan bir gemi) varsayarsak ne kadar mesafede konuşup uyarabiliriz.


Çok şey yazılmış ama mesafe söylenmemiş sanırım.....Çelenoğlu korsanın dediği mesafe yaklaşık 7 mil falan....El telsiziyle hava ve dalga durumuna (ateş korsanın dediğini de dikkate alarak söylüyorum) 15 mile kadar konuşulabilir....daha fazla da olabilir bu ama asıl soru yaklaşan gemi olduğuna göre ve bizde bu gemiyi birkaç milde göreceğimize göre (sınırlı görüş şartları hariç) el telsizi görüşme için yeterli olur....Fakat şarj durumu da önemli...Telsizler dinleme yaparken fazla bişey harcamaz....ama gönderme yaparken bataryayı boşaltmaya başlar....Buna dikkat edilmeli...Dual bandda dinleme yapmak en iyisi....16 ve yat kanalları (72-73) Zaten çağrı yapacaksak 16 kanaldan çağrı yapacağız.... Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    Ö. A.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #10 : Kasım 25, 2008, 11:00:56 »
Cem bey, bu değerli bilgileri form da kayıp olmıyacak bir yere muhafazası her kes için çok iyi olacak.  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Özelikle El telsizi kulananlar, almak istyenler de dikkat edecekleri ((mesela şu dual band )) gibi ışık tutacak bilgiler, Ateş korsanın yazdığı öneriler.. El telsizinde bir anten nereye, nasıl koymalı, bağlantısı nasıl yapılmalı ..ve ardından  Mesafeler  en önemlisi şarj durumu
*

    M. Ç.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #11 : Kasım 25, 2008, 11:03:09 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Cem bey, bu değerli bilgileri form da kayıp olmıyacak bir yere muhafazası her kes için çok iyi olacak.  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

E,  burası orası işte  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap. Niye kaybolsun ki?

Hatta kolay bulunsun diye GeKoPeida'dan da link verdik: Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
« Son Düzenleme: Kasım 25, 2008, 11:03:56 Gönderen: Mehmet Çömlekçi »
*

    M. G.

Ynt: El telsizi
« Yanıtla #12 : Kasım 25, 2008, 12:07:08 »
HF ve MF de kullanacağınız "enerji" çok daha fazladır (SSB biraz azaltsa bile). Bu da mikro boyutlu el cihazlarının yapılmasını "batarya" sebebiyle engeller. HF ve MF (MW) vericilerin, telsizlerin yanında özel güç kaynakları bulunur. Tekne ve mobil ortamda bunlar güçtür.

Yeni modellerin bazısında bir de GPS-Imdat distress düğmesi var. Belki o da çok yararlı olabilir (inşallah olmaz). Yine aynı standarttaki telsizler (sabit/marin/el) bu imdat sinyallerini sürekli dinliyor ve koordinatı ekranda gösteriyor. Detayları unuttum çünkü telsizim yok. Ama alırsam bu özellike almalıyım diye düşünüyorum. Hem yardıma gidebilmek, hem de getirebilmek için.
*

    t.

Ynt: VHF Telsiz
« Yanıtla #13 : Kasım 25, 2008, 14:58:07 »
ömür kardeş bu telsiz hava şartları çok önemli ben geçen ay imralı adanın konuşmalarını suadiyeden dinledim....
*

    Ö. A.

Ynt: VHF Telsiz
« Yanıtla #14 : Kasım 25, 2008, 15:17:00 »
Tufan ağbeyim,sanırım sabit telsizden bu mesafeler değilmi?