Öncelikle herkesin geçmiş kurban bayramı kutlu olsun,
Evet beklenildiği gibi olmadı genelde herkesin son dakika bir işi çıkar ve yanıma gelemez derken iki arkadaşımla beraber seyrimize 23 Mayıs Cumartesi sabah erkenden Tuzla'dan başladık.
İlk durak olarak belirlediğimiz ve daha önce rezervasyon yaptırdığım güzelce marinaya akşam üzeri saat altı gibi bağlandık. Neredeyse yolun tamamını yelken seyri ile geçirdim. Arada yağmurdan da nasibimizi aldık. Allahtan çok ıslatmadı. Marina hakkında duygularımı belli etmeden bir iki şey söylemek istiyorum gene de. Pahalıydı.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap Yanlış anlaşılmasın kimsenin kazancını eleştirmek istemiyorum ama İstanbul bölgesindeki diğer marinalarla karşılaştırınca bu sonuç ortaya çıkıyor. Sanırım marina ücretleri herkesin sıkıntısı. Benim hem sıkıntım hem derdim. Neyse...
Marinanın girişindeki ilk pontona sancaktan taraftan aborda olduk. Sonra yemek faslı, yemektan sonra marina dışına biraz yürüyüş ve benim olmazsa olmazım tekne temizliği. Temizliği bitirip ortalığı toparlayınca geceyarısına doğru istirahate çekildik.
İlk günkü seyrimiz, daha önce dediğim gibi tamamı yelken yaparak geçti. Rüzgar ve dalga kolayına idi. Ekip bundan cesaretle Güzelce Marina- Marmara Ereğlisi etabını küçük görüp direk Saraylara rota tutmamı istedi. Haksızda değillerdi. windy ve meteoroloji genel müdürlüğünden takip ettiğim hava durumunda da bizi zorlayacak bir hava görünmüyordu.
Böylelikle sabah 06.30 gibi Saraylara doğru Güzelce'den yelken açtık. İlk başta rüzgar sancak taraftan apaz ve geniş apaz seyrimizi kolaylaştırdı. Ana yelkeni birinci camadan da ön yelkeni ise tam açtım. Benim ön yelkenimde förling yok. Baş ıstıralyaya kancalarla geçmeli. Değişik hava durumlarına göre 3 adet ceneovam var. O gün ben orta ön yelkeni seçtim. Flok diyebilirsiniz. Rüzgar esmesi gerektiği kadar esti sağolsun. Lakin bence bir küçük hata yapmıştık. Direk Saraylara doğru rota tuttuğumuz için güneye doğru kaymaya başladık. Biraz daha kuzeyli gidip hızımızı koruyabilirdik. Güneye doğru kayınca rüzgar azaldı fakat dalga büyüdü. Bir iki saat kadar sallan yuvarlan modunda 2, 2.5 knot hızla ilerledik ve biraz yorulduk.
Öğleden sonra ise dalga ve rüzgar iyice kesildi. Mecburen motoru çalıştırdım. Güneş öğleden sonra iyice yakmaya başlamıştı. Sabah giyilen polarları tek tek çıkarmak zorunda kaldık. Hava çok sakinledi, bir ara deniz dümdüzdü. Bizde bu sakinlikten yararlanarak Saraylar yerine Asmalıköye mi gitsek diye düşünmeye başladık, internetten biraz araştırınca Asmalıköy'ün fotoğrafları daha cazip geldi ve adanın güneyine doğru rotayı güncelledik.
İşte o an daha önce hep okuduğum cümle ile bende tanıştım. Ada bir türlü gelmek bilmiyordu. Benim ilk seyrim olduğunda herhalde; kötü yüzünü göstermedi Poseidon. Ada gelmek bilmiyordu evet ama seyrimizde çok kolaydı. Varsın ada ufukta gözüksün deyip şükrettim.
Nihayetinde akşam çok geç olmadan saat 19.00 gibi Asmalıköy'e baştan demir atıp kıçtan kara bağlandık. Gerçekten de köy çok güzel geldi. Denizde geçen öğle sıcağından sonra adanın dağlarından inen gölge ve hafif kızıllıktan etkilenmiştik.
Şunu da belirtemiliyim, bu benim ilk uzun seyrim yani başka kerbela bir adaya da gitsem kesin onuda çok beğenecektim. Yalnız Asmalıköy'ünde hakkını yemek istemiyorum. Köy gerçekten uğranılması gereken bir yer. Dönüşte de uğramıyı düşünüyorum. Belki formdaki bütün kaptanlar adayı zaten biliyordur. Sözüm benden sonra gidecek olanlara.
Devam edeceğim.