0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    A. Ç.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #60 : Mayıs 30, 2016, 11:05:35 »
Çevre konusunda bir iki  söz  de benden:

Ahşap  ağaçtan elde edilir,ağaç kesmenin yenisini diktikten sonra bir zararı yoktur. Kağıt kullanmayın ağaçları kesiyorlar söylemi ise neredeyse tamamen yanlıştır.  Türkiye'de yeterli ağaç yoktur ama  kağıt  da  aynen buğday gibi ekilen kavaktan elde edilir.  Tarlalar kenarına ekilen kavakların adı ise "çeyizlik"tir.

Fiberglass ise geri dönüşümü olmayan bir malzemedir.  Ömrü sona erdiğinde bir kenara atmaktan başka çare yoktur, belki kırıp  betonun içine  karıştırabilirsiniz.
*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #61 : Mayıs 30, 2016, 11:15:29 »
Fiber geri dönüşür ben bilirsem.Tabii bunun için ayrıca yatırım yapılması gerekir.
Öte yandan Ağaç kesip ağaç diktiğinizde diktiğiniz ağacın kesilebilir hale gelmesi için gereken süre kaç yıldır?
Yahu yapmayın Allah aşkına. Ağaç dikerek bu hızla kestiğiniz ağaçların yarısını kurtaramazsınız.


*

    A. Ç.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #62 : Mayıs 30, 2016, 11:32:40 »
Ağaç dikerek bu hızla  kestiğiniz ağaçların yarısını kurtaramıyorsanız  bu hızla kesmeyeceksiniz.  Gerekirse ağacın  bol olduğu  ülkeden ithal edeceksiniz.

*

    G. A.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #63 : Mayıs 30, 2016, 11:48:55 »
Kaliteli yapılmış fiberin ömrü 150 yıl.Bu kadar ucuz ,kolay,hızlı ve dayanımı kuvvetli olan başka bir malzeme olsaydı burada onu tartışıyor olacaktık.
Bir çok büyük ve köklü tekne yapımcısı bu işe ahşap tekneler ile başladı
ama fiber malzemenin keşfi ile hepsi fibere döndü
ama bir şeyden hiç vazgeçmediler.
Ahşap doğal bir malzeme idi teknelerin de kullanılıyorlar.
Mabılya,küpeşte kenarları,hzvuzluklar,güverte v.s ...
Şöyle de bir gerçek var
Fiber bu teknelerin maliyetlerini düşürdü ve bu gün satılan bir çok marka ahşap olsaydı çok daha pahalı olacaklardı.
Mesela örnek vereyim.
Fiber teknenin jellkotu 20-30 hatta 40 yıla kadar dayanıyor belki kimi zaman daha fazla...
bu gün en kaliteli boya poliüretan 5.sene yenilemesi gerekiyor.
her 5 senede bir kayığını poliüretan boyamayı göze alan yada düşünen var mı?
bir kaç kişi vardır ama bunların hepsi maliyet
bu gün bir fiber kayığı 3 günde çekersiniz atarsınız.
*

    H. E.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #64 : Mayıs 30, 2016, 11:55:36 »
10 yılda 2,5 milyar ağaç diktik. Hala yetmiyor mu?  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #65 : Mayıs 30, 2016, 12:03:15 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Ağaç dikerek bu hızla  kestiğiniz ağaçların yarısını kurtaramıyorsanız  bu hızla kesmeyeceksiniz.  Gerekirse ağacın  bol olduğu  ülkeden ithal edeceksiniz.

Bu da milliyetçi bakış açısı. Benim ağacım kalsın ama Amazon gitsin. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    E. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #66 : Mayıs 30, 2016, 12:19:47 »
HAYDİ ORTAYI BULALIM....
( Valla lamine , - yani çakma ! -,ahşap tekne sahibisi olduğumdan değil ! )

Öncelikle he dönemin kendi teknolojisi ve ticareten kabul edilebilir usulleri vardır , dolayısıyla
eskiden iyiydi, hayır yenisi uygunudur gibi bir genellemenin yanlış olacağını düşünüyorum.
William Fife teknelerini perçinle ve yığma yapmıştır. Zamanında epoksi bulunmuş olsa, epoksi
kullanacağını düşünürüm.
Geleneksel usuller geçerliyken dahi ; çift katlı yada çapraz lamine ( iki kat arasına güverte
kaplamasında kullanılan bezler gerilip, zamanın yetersiz yapıştırıcıları ile yapıştırılmış ) usuller
denenmiş olduğuna göre, büyük ustaların klasik inşa usullerinden tamamen memnun oldukları
söylenemez...

Öncelikle ( bakın vallahi epoksi lamine tekne reklamı değildir muradım...) temel bir kuralla
başlayalım. Islak ahşabın mukavemeti yaklaşık % 50 azalır. Bu yüzyıllardan beri ( işini bilen
ve hırsız olmayan ) tüm ustaların teknelerini tasarlarken malzemenin mukavemet kaybını
göze alarak, kuru olsalar gerekmeyecek kadar sağlam ve ama ağır tekne yaptıklarını gösterir.

Ahşabı, - neyle olursa olsun -, sudan yalıtabiliyorsanız 20 mm kullandığınız yerde 10 mm,
50 cm posta aralığı yerine 100 cm ( hatta postalardan tamamen vazgeçebilrisiniz ) yapar
ve ne fiberglasdan da, aluminyumdan da daha hafif tekneler inşa edersiniz.

Hafif teknenin faydalarını şimdilik bir kenara bırakalım...Sadece bir İngiliz denizci sözünü
hatırlatarak ; '' denize nasıl davranırsan, o da sana aynını yapar ...'' Yani bodoslamadan
veya bordadan gelen dalgaya 5 değil, 10 tonla karşı geliyorsam ; onun da bana tokadı
2 kat fazla olacaktır .


Dönelim konumuza, ahşap kuru kalmalıdır.
Artık bunu bezir yağıyla mı ( en püriten ahşap uzmanları teknenin karinasının içinde ,su
altında kalan bölümün asla ve asla boyanmamasını önerirler. Bunun yerine günlerce bezir
yağı içirmek, sonra silmek, sonra yine bezir uygulayarak ahşabın nefes alarak kurumasını
sağlayabilecek bir yapı isterler.
Halbuki boya suyu içeri geçirir ama dışarı doğru buharlaşmasına olanak tanımaz ( derler ).

Bilinen her malzemenin belli bir su geçirgenliği vardır, ancak epoksi en az geçirgenlerdendir.

Tekne inşası klasik yığma da olsa, lamine de olsa kuru ağaçla yapılmak zorundadır. Bu
üstelik öyle '' bu ağaçları x-sene evvel biçtik, istife yatırdık, kav gibi bunlar ...'' demekle
de olmaz, kullanılacak ahşabın nem oranı , hiç de bulunmaz bir nesne ve pahalı olmayan
nem ölçer cihazlarla ölçülmeli, gerekirse tekrar fırınlanmaya gönderilmelidir.

Böyle ağaçla yapılan tekne yığma da olsa, epoksi de olsa, dönmez, çalışmaz, çatlamaz,
patlamaz.

Gelelim klasik yöntemle inşa edilmiş ahşaba sonradan epoksi-elyaf uygulamasına...
Sanırım İngilizceye çevrilmemiş, insanın asla dilinin dönmeyeceği bir İsveçce başlıkla
orjinal ve Almanca çevirisi olan bir kitap var. Björn Peter Behrens diye bir restorasyon
gurusunun yazdığı...

Adam kısaca şunları söylüyor :
Epoksi ile yeni inşa yapmalıdır.
Eski tekne epoksi ile işlem görecekse, bu sadece kendini çok iyi muhafaza etmiş
( veya çok iyi renove edilmiş ) ve bir '' kıymet-i harbiyesi '' olan değerli tekneler
için doğrudur. Harcıalem tekneye ne o masraf ne o emek gerekmez...
Tekne epoksi ( ve elyaf veya diagonal kontrplak, papel ) ile işlem görecekse, çok
iyi kurumalıdır , bu işlem aylarca sürer ( ahşabında rutbet saklayan tekneye bu
işlemi yaparsanız, işte o teknenin ölüm fermanıdır ).
Geçmişte özellikle polyester reçine ve elyafla kaplanan teknelere Batı'da '' kefen
bezine sarıldı '' diye bir tabir oluşmuştu...Kuru olmayan gövdeye uygulanan ve su
geçirgenliği epoksiden yüksek olan polyester elyaf kabuğun içindeki teknenin çürüyüp,
un ufak olmasına neden olurdu.

Ahşap suyu sevmez. Tatlı suyu hele hiç sevmez. Küf, çürüme, vs gibi şeylerin
çoğunun nedeni oraya buraya veya sintineye sızan yağmur ve yıkama suyudur.
Tuzlu su konserve edici özelliktedir, ahşabı konserve eder ve hatta küflenmeye
vs ye sebep olan mikroorganizmaları öldürür.

Ne yazık ki tuzlu su vernikli yüzeylerin, metal güverte donanımlarımızın vs'nin düşmanı.
Yoksa tekneye hiç bir şekilde tatlı su değdirilmemesi en iyisidir. Bunu yapamayacağımıza
göre, tekneyi her fırsatta marinada tatlı suyla saatle yıkayacağımıza, denize çıktığımızda
bir kaç kova deniz suyunu üzerine atmak, gerekiyorsa kromları, vernikli yüzeyleri, pleksi
glasları filan dönüşte tatlı suyla ıslatılmış bezle silip tuzdan arındırmak en iyisidir.

Bir defa tatlı suyla, bir defa tuzlu suyla yıkanmış ahşap teknenin ömrü sürekli tatlı
suyla yıkanandan çok daha uzun olacaktır ( diyor anlayanlar...50 veya 75 sene aynı
ahşap tekneye binmişliğim yok ? Denedim ama neticeyi göremedim henüz ) .



Aali San.. yazmış bitirmiş. Cem Gür'ün açtığı " fiber tekne ahşap tekne derin tartışması" konu başlığından.. Okuyalım öğrenelim..
« Son Düzenleme: Mayıs 30, 2016, 12:20:30 Gönderen: Ersin Böke »


*

    H. A.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #67 : Mayıs 30, 2016, 12:20:47 »
Ahşap tekne iyidir, çok güzel ve insanın içine sıcaklık verir 
Sıfır  yapılıp  ve hatta imalat safhasindaki o ahsap kokusu insanı kendine aşık eder .içeriden  baktığınızda  fiber gibi dışardan içeriye ışık verip insanı huzursuz etmez denizde fiber tekne gibi her kafayı kaldırıp denize  vurdugunda  beton a vurmuş gibi gumburtu çıkarıp acaba ne zaman karpuz gibi yarilcak endişesi vermez sadece baş bodoslamanin suyu yarma sesi ve kafada patlayan sesi ve akabinde serpintileri hissedersiniz  hem yapmış, hem kullanmış hemde bu işten yıllarca ekmek yemiş  biri olarak kısaca ahşap  CANDIR.
Ancak. .. iyi bir dizayn  çok iyi bir işçilik ve malzeme kullanmak şartıyla .uzun yıllar severek kullanırsınız.
Eğer  yeniyse ve bakimliysa  bu ilk 10 yıl ahşap tekne için gerekli şartlar saglanmissa  teknenin  yapı olarak  daha cocukluktan gençliğe geçişi bile değildir kolay yaşlanmaz
Eger bu şartlarda uretilmemis ve hor kullanılmış  bir ahşap tekne elinize geçerse yalnızca tekneden  değil denizden bile nefret edersiniz  .
Şu  anda yoğurt kabı kullanan ben dahil birçok insan denizle ilk  aşk hayatına ahşap  bir deniz taşıtlar başlamıştır  unutmadan ilave edeyim  ahşap olan  şehir hatları Vapuru bile varmış bir zamanlar  nerden biliyorum? Dedem onları Kalafat ederdi ahşap tan plastige yoğurt kabına geçiş büyük çoğunlukla  bakim kolaylığı ,karada kalma süresinin kısa olmasi  tamirlerinin kolay ve çabuk halledilmesi  ahşap tekneye  göre hafif  ve rüzgara çok daha kolay  yanıt vermesi   
Ayrıca kullanimda pratik olmasi bütün bunların altında da bir mühendislik bilimi olmasi
Şimdi ben evdeki tam otomatik çamaşır  makinasini atıp  nostaljik bir  kazanli Merdaneli makina koysam eve  hanim ikimizi de kapı önüne koyar
Hersey  tercih meselesi olaya bakış açısı   ve geçmişe ve geçmişin  çok değerli  ustalarina ve  urettiklerine  saygı duymaktan geçiyor  bir gerçek varki  acı da olsa dünya devamli bir değişim  ve dönüşüm içinde ve biz buna karşı koyamayiz
*

    A. Ç.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #68 : Mayıs 30, 2016, 12:21:36 »
Taşı ekip sulasan taş ağacı yetişecek  bir  ülkede dikilen ağaçların  tamamının çam ağacı olması bana biaz garip geliyor.

Amazon dahil bir çok  orman ülkesinde artık kereste için ağaç yetiştiriliyor  aynı buğday eker gibi ağaç ekiyorlar.  Amazonun küçülyor olmasının sebebi  ağaç kesimi değil, arazi kazanımıdır. Ağaç ticari olarak kullanılmak üzere kesilmiyor,  yerine ithal edip tükettiğimiz soya fasulyesi  ve palm  yağı için  palmiye  ağacı dikiliiyor. Birmanya  da  tik  ağacının  aşırı  tüketildiğini fark  etti  ve  kesimini  yasakladı.

Buğday  Türkiye'nin asıl  gıda kaynağıdır, nedeni ise genelde yeteri  kadar  yetiştirilebilmesidir.  Asya'da pirinç hakimdir. Avrupa ve Amerika'da  yulaf  lapası tüketilmesinin asıl sebebi çok lezzetli olduğu için değil  yetiştirilebildiği içindir. Nasıl balık yerine  artık  benim   deniz tavuğu dediğim çipura ve ispendek yemeye başladıysak, kullandığımız veya  kullanacağımız ahşabı da yetiştirmek zorundayız. Polyester reçine ve cam elyafı üretmek  için kullandığımız  enerji kaynaklarının yarattığı kirlilik ve tükeniyor olmalarını da gözardı edemeyiz. 
*

    S. Ç.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #69 : Mayıs 30, 2016, 12:26:47 »
Ahşabın değerini ve güzelliğini,boyanmadığı taktirde insana ve doğaya olan arkadaşlığını dostluğunu,kim tenkit edip laf söyleyebilirki..

Neden eskisi gibi ahşap konaklar yapılmıyor?...sağlıklı ve güzel olmadığı için mi?...hayır, getirisi yok.

Mecburiyet ve yaşam hızının getirdiği gereklilikler vardır..ahşaptan,bol katlı siteler yapılamayacağı gibi..

Kullan at,ya da sat..fazla masraf etmeden,zarar etmeden,değerini yitirmeden..bu benliklerimize yerleşti..zaten ekonomi getiriside bunun üzerine kuruludur..zarar etmeden sat.

Ha paran ve zamanın çoktur, ya da işin budur, yanında tanıdık greenpeace ci arkadaşın da yoktur, oturur yapar,oynar durursun..birde güzel ahşapçı siteye üye oldunmu deyme keyfime...Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

*

    S. Ç.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #70 : Mayıs 30, 2016, 12:36:11 »
Bu arada kağıt ve benzeri işlerde kullanılan endüstriyel bitki görmek isterseniz aşşağıya bakın...yani bu işler için aklınıza hemen çam ormanları gelmesin..Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap





Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap




Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    E. A. A.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #71 : Mayıs 30, 2016, 12:42:00 »
Metrekup olarak kullanilabilen alan ile tekne agirligi iliskilendirilse  tahta ve grp tekneler icin hangi oranlar var ?

SM-N915F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #72 : Mayıs 30, 2016, 15:12:02 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Amazonun küçülyor olmasının sebebi  ağaç kesimi değil, arazi kazanımıdır. 

Ağaç kesilmeden nasıl arazi kazanılır? Yapmayalım, sözümüzü yanlışlamamak için oksimoron önermeler geliştirmeyelim.
Aladağ bir güzel bir cennet yerdir. Çınarlar, çamlar, ladinler, meşeler.... Rengânrenk açar baharın. Tam bu aylarda kadastro tespiti için gittiydim. Ak sakallı nur yüzlü bir amca, yeminler indirdi, Allah çarpsın dedi, işte şu dört tarafı çınarlarla, meşelerle, çamlarla çevrili 500 dönüm arazi Kanlı Memedlerin yurdudur, ezelden sürerler, buğday arpa ekerler. Kul hakkı için orman değil tarım arazisidir.
Orman Bilirkişisi bir namuslu adam;
-Amca bey dedi, namaza gideceksin değil mi buradan çıkınca.
-Evet, dedi nur yüzlü amca.
- İyi , dedi, Allah'a çok sıkı, kuvvetli dua et, ne olur ne olmaz, gözüyün a.... komasın.
Nur yüzlü amca gitti.
Ne oldu dedim
Meğer 30 yıl Meydan yaylası Orman Mühendisi imiş bilirkişi. Değil ata dede, a ha bacak kadar yaştaki çocuğun bebekliğinde meşe imiş o alan. Açmışlar!

Düşünceye karşı çıkalım da, bu kadar antagonistik de olmayalım.

« Son Düzenleme: Mayıs 30, 2016, 15:20:16 Gönderen: Bülent Büyükdağ »
*

    C. Y.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #73 : Mayıs 30, 2016, 16:58:55 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Sevgili dostlar,

Şimdi yeni trend, zaten bunlar da ahşap değil demek.. Bu kadar mı anlatamıyorum diye yazdıklarımı tekrar okuyorum. Bugün 1984 model bir fiber tekneye 25-35 bin Euro arası fiyat isteniyor.

Oysa endüstriyel ahşap malzeme ile (ahşabın neredeyse tüm dezavantajları ortadan kaldırılmış ürünler bunlar, su kontrası, laminasyon teknikleri v.s. ) son derece uygun bedeller ile ihtiyaca uygun , dayanıklı tekneler yapmak mümkün.

Bu malzeme ile eli biraz çekiç tutan adamlar , kadınlar çeşitli boylarda teknelerini kendileri yapıyorlar. Yurt dışı sitelerde binlerce yüzlerce proje satılıyor. Bir sürü site var bu tür teknelerin yapımını anlatan.

Şu forumun sayfalarından bir sürü örnek veririm. Kendi sandal yapmak isteyen adama bile " manyak mısın  " deniyor.

Bu endüstriyel ahşap malzeme ile adamlar kendi geçmişlerinden gelen formları yeniden üretip, göllerinde , denizlerinde kullanıyorlar. Yut dışında endüstiyel ahşap malzeme ile çeşitli boylarda "home made " tekne yapımı çok büyük bir endüstri.

Bizde tek ses.. " fiber iyidir. uğraşmazsın"

Yani konu fiber teknelerin dayanımı v.s. değil. Fiber tekne yapmak son derece profesyonellik isteyen bir iş. arka bahçenizde fiber tekne yapamazsınız. (yaparsınız da bir halta benzemez.. ) ama bu endüstiryel ahşap, elyaf, epoksi ve laminasyon teknikleri ile çok uygun bedeller ile ciddi tekneler yapmak mümkün.

Kadı ki siz bilmiyor sevmiyor olabilirsiniz. adamlar yapıyorlar , kullanıyorlar zaten. Kimse bizdeki gibi bu saçma sapan tartışmaları yapmıyor.

Ben fiber tekneyi olduğundan farklı gösteren , sanki hiçbir problemi yokmuş gibi anlatan zihniyete karşıyım. Bu kafa yüzünden geleneksel tekneciliğimiz öldü , hala fiber iyidir uğraşmazsın muhabbeti.

Ben kendi adıma fiber bir tekneye kuruş vermem. Ama alıp kullanana da saygı duyarım kendi tercihidir. Ancak topu topu 4 yabancı markanın çiftliği olmuş Türkiye yat pazarının da bu şekilde sömürülmesine tepki gösteriyorum.

Bu tepkiyi göstermek benim gibi liberallere kaldı ise zaten yandı gülüm keten helva.

Daha dün " wooden boat forum " 13 m. civarında bir uskuna satılıyordu. Bırakın satılmasını , Türkiye de uskuna yok. Varsa bir yabancı getirmiştir zaten.

Basmakalıp , lükslüğünden başka hiçbir özelliği olmayan sırdan tekneler cenneti oldu Türkiye. Gidin Kuşadası marinayı bir gezin. Bakın bakalım yabancılar nasıl tekneler kullanıyorlar.

Birçok tekne sahibi ki burada da varlar teknelerini yazlık ev gibi kullanıyorlar. Olabilir kullanılabilir. Tercihtir. saygı duyarız. Püf nokta burada işte, sizde dünya standartlarında bu işi yapmak isteyenlere saygı duyacaksınız. Küçümsemeyeceksiniz.

Bakın Deniz Akaltan , bir tirhandili yaşatıyor. Hakan Tiryaki son derece kısıtlı imkanlar ile bir tirhandili hayata döndürdü. Bunlar saygı duyulacak işlerdir. Bu yapılanlara değer vermez, desteklemez iseniz fazla değil 10 sene sonra bu tekeneleri de göremeyeceksiniz.

Mesela ben bu fiber tekne satın alan arkadaşlar neden gidip 44 feet bir Fransız marka alırlar da bunun yerine aynı fiyata 33 Feet bir Hallberg Rassy almazlar çok merak ederim.

Al sana fiber  tekne.. 1970 li modelleri bile ciddi para ediyor. Nasıl 60 model mersedes ile 2016 model Mersedes 'i gördüğünüzde o her iki arabanın da Mersedes olduğunu anlıyorsunuz ? Bir tarzı var. HR de öyle.. sağlam denizci yelkenliler. Hem de fiber.

İki yıl önce Düsseldorf ta fuarı gezerken HR standında bir teknenin fiberine vurduğumda gelen ses ile hemen yan standda duran Fransız meşhur fibber tekne ile arasında dağlar kadar fark vardı. Yani fiber var , fiber var.

Yani neymiş, tepki gösterilen fiber değil, bu malzemeyi körü körüne savunan zihniyetmiş. 

He alanda olduğu gibi konuda da uluslararası standartlara göre çok geriyiz ne yazık ki..

İngiltere başbakanı acı söyledi ama doğru söyledi..



Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Sevgili dostlar,

Şimdi yeni trend, zaten bunlar da ahşap değil demek.. Bu kadar mı anlatamıyorum diye yazdıklarımı tekrar okuyorum. Bugün 1984 model bir fiber tekneye 25-35 bin Euro arası fiyat isteniyor.

Oysa endüstriyel ahşap malzeme ile (ahşabın neredeyse tüm dezavantajları ortadan kaldırılmış ürünler bunlar, su kontrası, laminasyon teknikleri v.s. ) son derece uygun bedeller ile ihtiyaca uygun , dayanıklı tekneler yapmak mümkün.

Bu malzeme ile eli biraz çekiç tutan adamlar , kadınlar çeşitli boylarda teknelerini kendileri yapıyorlar. Yurt dışı sitelerde binlerce yüzlerce proje satılıyor. Bir sürü site var bu tür teknelerin yapımını anlatan.

Şu forumun sayfalarından bir sürü örnek veririm. Kendi sandal yapmak isteyen adama bile " manyak mısın  " deniyor.

Bu endüstriyel ahşap malzeme ile adamlar kendi geçmişlerinden gelen formları yeniden üretip, göllerinde , denizlerinde kullanıyorlar. Yut dışında endüstiyel ahşap malzeme ile çeşitli boylarda "home made " tekne yapımı çok büyük bir endüstri.

Bizde tek ses.. " fiber iyidir. uğraşmazsın"

Yani konu fiber teknelerin dayanımı v.s. değil. Fiber tekne yapmak son derece profesyonellik isteyen bir iş. arka bahçenizde fiber tekne yapamazsınız. (yaparsınız da bir halta benzemez.. ) ama bu endüstiryel ahşap, elyaf, epoksi ve laminasyon teknikleri ile çok uygun bedeller ile ciddi tekneler yapmak mümkün.

Kadı ki siz bilmiyor sevmiyor olabilirsiniz. adamlar yapıyorlar , kullanıyorlar zaten. Kimse bizdeki gibi bu saçma sapan tartışmaları yapmıyor.

Ben fiber tekneyi olduğundan farklı gösteren , sanki hiçbir problemi yokmuş gibi anlatan zihniyete karşıyım. Bu kafa yüzünden geleneksel tekneciliğimiz öldü , hala fiber iyidir uğraşmazsın muhabbeti.

Ben kendi adıma fiber bir tekneye kuruş vermem. Ama alıp kullanana da saygı duyarım kendi tercihidir. Ancak topu topu 4 yabancı markanın çiftliği olmuş Türkiye yat pazarının da bu şekilde sömürülmesine tepki gösteriyorum.

Bu tepkiyi göstermek benim gibi liberallere kaldı ise zaten yandı gülüm keten helva.

Daha dün " wooden boat forum " 13 m. civarında bir uskuna satılıyordu. Bırakın satılmasını , Türkiye de uskuna yok. Varsa bir yabancı getirmiştir zaten.

Basmakalıp , lükslüğünden başka hiçbir özelliği olmayan sırdan tekneler cenneti oldu Türkiye. Gidin Kuşadası marinayı bir gezin. Bakın bakalım yabancılar nasıl tekneler kullanıyorlar.

Birçok tekne sahibi ki burada da varlar teknelerini yazlık ev gibi kullanıyorlar. Olabilir kullanılabilir. Tercihtir. saygı duyarız. Püf nokta burada işte, sizde dünya standartlarında bu işi yapmak isteyenlere saygı duyacaksınız. Küçümsemeyeceksiniz.

Bakın Deniz Akaltan , bir tirhandili yaşatıyor. Hakan Tiryaki son derece kısıtlı imkanlar ile bir tirhandili hayata döndürdü. Bunlar saygı duyulacak işlerdir. Bu yapılanlara değer vermez, desteklemez iseniz fazla değil 10 sene sonra bu tekeneleri de göremeyeceksiniz.

Mesela ben bu fiber tekne satın alan arkadaşlar neden gidip 44 feet bir Fransız marka alırlar da bunun yerine aynı fiyata 33 Feet bir Hallberg Rassy almazlar çok merak ederim.

Al sana fiber  tekne.. 1970 li modelleri bile ciddi para ediyor. Nasıl 60 model mersedes ile 2016 model Mersedes 'i gördüğünüzde o her iki arabanın da Mersedes olduğunu anlıyorsunuz ? Bir tarzı var. HR de öyle.. sağlam denizci yelkenliler. Hem de fiber.

İki yıl önce Düsseldorf ta fuarı gezerken HR standında bir teknenin fiberine vurduğumda gelen ses ile hemen yan standda duran Fransız meşhur fibber tekne ile arasında dağlar kadar fark vardı. Yani fiber var , fiber var.

Yani neymiş, tepki gösterilen fiber değil, bu malzemeyi körü körüne savunan zihniyetmiş. 

He alanda olduğu gibi konuda da uluslararası standartlara göre çok geriyiz ne yazık ki..

İngiltere başbakanı acı söyledi ama doğru söyledi..




Şu gelenekselci fikirlere kesinlikle katılıyorum. Keşke yüzyüze gelsek de muhabbet etsek. Fiber batağına girmeden, bir şeyler öğrenmek lazım. Fiberin ömrü 20 yıl, motorun ömrü şu kdr, metal yorgunlugu bu kadar, tel halatlar kesmese bile ömürü var! İnanılmaz bir tüketim çılgınlıgı. Sadun Boro lar, hatta şuan dünyayı gezen insanların büyük yüzdesi ( takip ettigim bloglardan öğrendiğim) ahşap ya da deplasmanı olan eski fiberler (yeni nesilleri (blue water diyorlar) cok pahalı çünkü- ancak 1970-1990 arasına yetiyor para). Güvenemiyoruz, korkuyoruz. Basıyoruz parayı fibere. Denizci olması degil, tarz! Olması önemli.
*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #74 : Mayıs 30, 2016, 17:12:43 »
Celismezlik ilkesine dikkat edelim. Fiberin armasi,  çelik carmihlari pörsüyorsa HR'de de pörsür Bavaria'da da. Bunun tuketimle ilgisi yoktur.
Dünyayı gezenlerin büyük değil çok ama çok küçük bir yüzdesi ahşap tekne ile gezer.