0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    E. B.

Hüseyin abi, biliyorsun modern diye tabir edilen teknelerde  anayelken direğe sarılıyor. Cenova da zaten furling var . Görünüşte çok pratik olan bu sistemde camandan vurulduğunda yani cenova furling ile sarıldığında ve anayelken direk içine sarıldığında her iki yelkenin de kuvvet merkezleri , (ağırlık merkezi, )  teknenin baş tarafına doğru kayıyor.

Sert havada Özellikle cenova da yelken alanını küçülterek önlem almaya çalışılsa da yelken küçülünce kuvvet azalıyor ancak moment kolu uzadığından , (yelkenin tekne üzerindeki döndürme momenti  ) yelkenin kuvvet merkezi teknenin ağırlık merkezinden uzaklaştığından çok dengesiz bir durum ortaya çıkıyor.

Biliyorsun rüzgarın oluşturduğu emme kuvveti ile tekne ileri doğru hareket ediyor. Aynı senin uçak kanadı gibi.

Ancak cenova küçültüldüğünde itici güç olan emme kuvveti ,yani çekiş gücü düşüyor ancak döndürme momenti artıyor.

Aynı zamanda ana yelken de küçüldüğünden , ana yelkenin kuvvet merkezi de teknenin önüne doğru kaydığından , cenovanın oluşturduğu döndürme momentin karşılayacak bir ana yelken kalmıyor. Zaten torpil salma olan tekneyi kumanda etmek inanılmaz derecede zorlaşıyor.

Bu durum , Tayo Mar 'da acemiyken benim de başıma geldi. O zaman daha mizana direğindeki bocurumu kullanamıyordum. Sert havada Flok ve trinket ile yol almaya çalışmış , fırıldağa dönmüştüm.  25 -30 knot arlığında sadece trinket ve bocurum ile Tayo Mar d apaz seyirde gövde hızını yakalıyor.

Her ikisi de hemen hemen aynı boyda ve ana direğe olan mesafeleri de hemen hemen aynı. Böylece dümene hiç yük binmiyor neredeyse. 
*

    N. B.

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Okurken yoruldum.
Bi de yelkenleri açarken izlesen... Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Yapıcı korsanım,
4 yelkenin 4 ayrı ismi var. Bazılarının birden fazla ismi var. Bunların adı
ezberlenecek önce. Sonra bunların bağlı olduğu direklerin adı da başka aşka.
Ben sabah tansiyon ilacımı alıp almadığımı hatırlayamıyorum. Hatta son
zamanlarda sigaramı yaktım mı yakmadım mı onu da bilemez oldum.
Hangi yelkeni açtığımı hangisini kapattığımı hiç hatırlayamam.
Sen nasılsın bu durumlarda?
 Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap   Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
« Son Düzenleme: Ocak 31, 2015, 19:36:05 Gönderen: Noyan Bakır »


*

    E.

Noyan korsanım, ben o adları akılda tutmakla uğraşmıyorum(zaten tutamıyorum, ne uğraşcem Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap).
Eğer Kalamış koyu civarında isem ve Ersin'in yelken basışına denk gelmişsem dikkatle izliyorum. Sonra... sırtüstü yere uzanıyorum, ayaklarımın altına bişiler koyup yerden 10-15cm yükseltip bekliyorum. On dakka sonra geçiyo zaten Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

*

    B. B.

Neden modern diye tabir edilen teknelerde öncelikle cenova küçültülsün? Kendi payıma Masal'da  öncelikle ana yelkeni biraz küçültüyorum. Sarma yelken olmasının avantajı ile bunu dilediğim kadar yapabiliyorum. Cenova ile Ana yelken arasında bir uyum sağlamaya çalışıyorum  ve hem hızımı hem de kayığın güvenliğini böylece sağlayabiliyorum.

*

    C. G.

Masal yelkenlimi?

Gezgin Korsan Sosyal Medya Hesaplarını Takip Ediniz

               


*

    B. B.

sen görmedin ama öyle Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    C. G.

Boke ye kiyak olsun diye oyle dedim cocuk bizim mahalleden biliyorsun onunda kalbi var yaziktir.


*

    E. B.

Sevgili redaktörcüm , yelkenci olarak değil de mühendis olarak anlatmaya çalışayım. Şimdi senin güzelim Masal da hem ana yelken direğe sarma ve rahat çalışan bir furling sistemin var. (sen uyurken açtıydım motor yelken 2 saat gittiydim oradan biliyom..  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap )

Daha tecrübeli yelkenciler , mesela Eyüp abiye de danışmakta fayda var ya da Merem yardımcı olabilir , Diyelim ki Masal da full arma gidiyorsun ve yelken küçültme ihtiyacın doğdu. İlk önce cenovayı küçültmen seyir konforu açısından daha iyi olur bence. Çünkü Cenovayı küçültünce , rüzgarın yarattığı emme gücü azalacak ancak yelkenin ağırlık merkezi öne kayacağından tekneyi döndürme momenti çok da değişmeyecek.  Bu senin Masal'ı daha zor kumanda etmene neden olur bana göre.

İstersen bir gün hafif bir havada dene. Tek başına cenovayı aç. Sonra küçültmeye başla . Masalın puruvasını gözle. Ben Tayo Mar da denemiştim , dümene acayip yük biniyordu.
*

    E. B.

Yani Masal da seyir sırasında önce cenovayı küçültürsen döndürme kuvveti hala ana yelken trafından karşılanıyor olacak. Sonra Bu döndürme gücünü tartarak ana yelken küçültürsen seyir kolaylığı açısından daha iyi birşey yapmış olursun bana göre..
*

    V. P.

Bülent'ciğim..

İlk önce cenova küçülür.. Eğer hava sertlediyse. Küçültürsen tekneye kumanda etmen dahada kolaylaşır. Teknenin seyir konforu artar, tekne kafasını rüzgar üstüne döndürmek için cabalamaz...
*

    U. K.

"ruzgar altina" olmayacak mi Vuralcim?
*

    V. P.

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
"ruzgar altina" olmayacak mi Vuralcim?


Sert havada cenova ile oynamaz isen, tekne kafasını rüzgarın estiği yöne doğru çevirmeye çalışır. Dümene kontra vermek zorunda kalırsın, eğer tekne otopilotta ise geze geze ilerlersin. Rüzgar teknenin kafasını rüzgara doğru çevirmeye çalışır, otopilot rotaya sokmaya çalışır..

Ben ana yelken ile çok oynamam , toru ile oynaşarak rüzgarı kaçırırım genelde, yada bumba  ile oynaşırım. Ama çok majör hava yoksa pek elleşmem. Benim başımı derde sokan genelde genova olur sert havada..
*

    E. B.

ahanda budur. Vuralın dediği gibi redaktör.
*

    E. B.

Şimdi efendim , devam edelim.. Armaya sonra devam ederiz. kafa karıştırmayalım. Çeşit çeşit yelkenci var. Hatta her bir yelkencinin başka bir çeşit galiba.  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Bu yazacaklarıma , zamanı yelkenlisinde çok fazla zaman geçirmeye müsait, teknede yaşayan ya da uzunyol denizcileri , ya da konfor ve lüks hoşuna giden , her şeyin elektriklisini seven (bildiniz siz onu adı H ile başlayıp erim ile bitiyor ) korsanlarımız hariçtir.

Bence yelkenli sonuçta kullandığımız arabalar gibi bir araçtır. Ama en önemli farkı özgürlük kelimesinin tam karşılığıdır. Yelkenli sahibi olmanın müthiş bir büyüsü vardır. Ne kadar küçük olur ise olsun yelkenliniz ile  iyi havaları takip edebilirseniz dünyayı bile dolaşabilirsiniz. Belki hiç dolaşmayacaksınızdır ama dolaşabilme olasılığı bile manyak keyiflendirir adamı.

Bir yelkenliniz var ise ve denize açılabiliyor iseniz , o yelkenler sanki sizin kanadınız gibidir. Kuş gibi özgür hissedersiniz kendinizi.

Benim gibi klasik yelkenciler , güvertede olmayı severler. denizde her şey yeteri kadar olmalıdır bizim gibilere göre. Ne eksik ne fazla. Kamara olmalıdır tabi, rahat bir yatak ta , rahat oturabileceğiniz bir harita masası, tuvalet , ve ocak, hepsi kullanışlı ve el altında olmalıdır. Yoruldun mu güvertede, içeriye girip uyuyabilmelisin. Öyle çok ta aydınlık olmamalı kamara. Tuvalet için kapalı bir bölüm çok ta gerekli değildir hani. Üstelik tek başına seyirdeysen sıkıntıdır da yani. Tuvaleti kullanırken , otopilotu , telsizi, chart plotteri görmek , dahası haritaları incelyebilmek keyiflidir  de.

Benim gibi klasik yelkenciler teknelerinde yapabildikleri her şeyi kendileri yapmak isterler. Bizim gibileri  büyük tekne yorar.  ama 7 m. bir yelkenlinin her işini kendin yapabilirsin. ahşap öyle korkulduğu gib yormaz seni o zaman. Tam tersi keyif alırsın. Hangimiz çocukken boya yapmayı sevmezdik ki.

Üstelik ucuz da ahşap, Kırılan bocurum bumbasını 150 TL ye yeniden yaptırdım. Yanında yedek trinket bumbasını da yaptırıverdim. Üstelik çok ta uzmanlık istemiyor doğrusu. Biraz dikkat ve alet edevat yeterli bu işlerde.

Benim gibi klasik yelkenciler için ev evdir, yelkenli de yelkenli. En son sivriden dönerken sert bir havada sancağımdan çok şık, çok pahalı , kocaman bir yelkenli geçti. Çift güverteli bu yelkenlinin üst güvertesinde 60larında bir amcam şezlonga kurulmuş , viskisini ve porosunu içip , Tayo Mar'ın önünde patlayıp yağmur gibi üzerime yağan dalgalar ile boğuşmamı izliyordu. Kaptanı da kuru direk tekneyi motor seyri ile kalamış a götürüyordu.

Sevgili dostlar, bu amcamızın aldığı keyfi almak için teknede olmak gerekmiyor ki. Herhangi bir lüks deniz gören restoran ya da kafe de de bu keyif alınır. Ne anladım o zaman ben denizde olmaktan. ?

Benim gibi yelkenciler sert havada seyir yapmayı , yelkenlerini trim etmeyi, Küçültmeyi , büyütmeyi, denemeyi, denizi ve rüzgarı kirpiklerinde hissetmeyi severler. Rüzgarın yönü ve şiddeti için ne rüzgar ölçere gerek var ne de rüzgar gülüne. Biraz harita okumayı seviyorsanız ve temkinli iseniz ne derinlik ölçere gerek var ne de chart plottere.

Amca ile göz göze geldik, o hafifçe kadehini kaldırdı, bende önce ıskotayı , yekeyi tuttuğum elime sıkıştırdım , Sonra cebimden çıkardığım cep konyağının dişimle ağzını açıp , önce kadeh kaldırıp , bir fırt çektim. Söylemeden edemeyeceğim, metaxa 7 yıldız, boğazımdan yağ gibi yaka yaka geçiverdi. O hengamede yaktığım yarım Cohibadan da bir nefes..

Ohh dünya varmış dersin.. Şüküredersin.

-devam edecek-

 








*

    C. G.

Kim bunlari yapan ?