0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    Y. D.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #15 : Ekim 22, 2009, 23:29:23 »
Çok geçmiş olsun, sağ salim atlatmaları sevindirici.
*

    H. Z.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #16 : Ekim 22, 2009, 23:38:35 »
O an teknede kaptan kimse sorumluluk ondadır. Ama öyle ama böyle. Aslında siz olsanız naapardınız sorusuna cevap şu belki de...

Teknenin sorumluluğunu bıaktığım kişi o an neye inanıyorsa onu yapar. Sonucu kötü olursa üzülürüz ama iyi olursa seviniriz. Yukarıda ki örnek gibi. Söylenmiş gerçi gelen mala gelsin, yelken dediğimiz iki çaput ama o tekne o zorlu sınavı aşmış ya, gelip palamarı bağladığın an sarılasın gelir karinasına. İşte tekneleri diğer ulaşım araçlarından ayıran fark bu. Motosikletinde yatamazsın, arabada uyusan heryerin tutulur, kocaman karavanın var ama altında asfalt var, el frenini çekersin durursun. Tekne ise başka birşey yoldaşın altındaki suyun derinliğinin ne olduğunu umursamadan yere basmanı sağlayan bir yoldaş.

İsteyen herkesin denizde yüzen bir tahtası ola'


*

    A. Ç.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #17 : Ekim 30, 2009, 12:55:24 »
Bir küçük hatırlatma:

Pupa havalarda özellikle rüzgar da fazla ise ana yelken +flok yerine sadece flok kullanmak daha doğrudur. Eğer yelkeniniz varsa pupada başa iskele ve sancağa hemen hemen eşit büyüklükte iki yelken basmak en iyi sonucu verir. Pupada ana yelken çok büyük olasılıkla kontrolsuz kavança demektir, bu da yelkeni ve armayı hırpalar.

*

    M. E.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #18 : Ekim 30, 2009, 13:08:45 »
Ben katılmıyorum...
Sadece flok veya genova basmak, hele de fırtına tedbirlerinde armadaki tüm yükü kıç ıstralyaya ilettiği için ciddi sorunlar çıkmasına davetiye çıkartır.
Çok küçük bir anayelken basmak, sadece  floktan her zaman daha güvenlidir.
O günkü seyirde de zaten tam pupa olmamıştı, hava Lodos gibi değil daha çok Kıble esiyordu. Kavançayla ilgili kısmına katılıyorum, ama bundan  kaçınmak için tam pupa gitmektense, açıyı biraz daraltıp geniş apaz seyretmek daha güvenlidir.
*

    O. B.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #19 : Ekim 30, 2009, 13:28:02 »
Ben de katılmıyorum. Çünkü tek başına ön yelken, zaten gezinmeye meyli olan tekne kıçının daha kolay gezinmesine yol açar. Çift ön yelken ise ancak hafif havalarda kullanabiliriz aksi halde sert havada kontrol pek mümkün olmayabilir.

Gezgin Korsan Sosyal Medya Hesaplarını Takip Ediniz

               


*

    M. T.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #20 : Ekim 30, 2009, 14:21:04 »
Bende sarma anayelken olmasına rağmen pupada ön yelkeni kullanıyorum. Kontrolsüz kavança azda olsa birkaç kere başıma geldi ve biryerleri kırmaktan korkuma artık hep cenovayı kullanıyorum. Tekniğinden çok anlamasamda tipi bile balona daha çok benziyor ayrıca böylece denizde daha stabil duruyormuş gibi hissediyorum. Tam fırtına ortamında zaten cenovayı küçülteceğimizden kıç ıstıralyalara aşırı yük bineceğini sanmıyorum.
*

    U. K.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #21 : Ekim 30, 2009, 14:26:27 »
Hele kıç ıstralyası olmayan bizim teknede hiç ama hiç yapmamamız gereken bir seyir.
Hava ne olursa olsun bir ana yelkeniniz mutlaka olsun.


*

    H. Z.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #22 : Ekim 30, 2009, 14:57:07 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bende sarma anayelken olmasına rağmen pupada ön yelkeni kullanıyorum. Kontrolsüz kavança azda olsa birkaç kere başıma geldi ve biryerleri kırmaktan korkuma artık hep cenovayı kullanıyorum.

Demek pupa seyrini sevmeyen tek ben değilmişim. Pupa seyrini nedense hiç sevemedim. En son pupada ana yelken gidişimde kendimi kasmaktan helak olmuştum.
*

    A. Ç.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #23 : Ekim 30, 2009, 15:22:48 »
Ana yelken ile flok'un kıç istralyaya bidnireceği güç çok fazla değişmez. Ana yelkende güçler kıç istralya ile çarmıhlara biner. Asıl yükü ise kıç istralya taşır. Pupada giderken sadece başa flok basılması ise teknenin gezinmesini arttırmaz aksine azaltır. Başa basılacak tek veya çift flok hava şarlarına göre büyüklüğü ayarlanmış olmalıdır.
*

    O. B.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #24 : Ekim 30, 2009, 15:51:08 »
Bana göre ön yelken teknenin burnunu tutar sadece. Halbuki tekne "center of effort" dediğimiz noktaya göre direnc merkezi etrafında döner. Ön yelkeni basmak "center of effort" noktasını öne çeker ve tekneye dönmesi için daha fazla moment yükler. Bunu dengeleyen ana yelkendir. Her iki yelken birlikte basılmadığı sürece teknenin ekseni etrafında dönmesi artar.
Pupa seyirde dalga etkisiyle(rüzgar etkisi değil) tekne kıçı bir o yana bir bu yana savrulur. Öne basacağımız tek yelken tekne burnunu sabit tutar. Teknenin iskele kontrada gittiğini farzedelim. Ön yelken tekneyi saat yönünde çevirmeye çalışacaktır. Dalga etkisi kıçı iskeleye atacak şekilde gelirse dönme etkisi ikiye katlanacak demektir. Dalga etkisi   kıçı sancağa atacak şekilde gelirse dönme etkisi hafifleyecektir. Dolayısıyla dalgaya göre tekne stabilitesi bu iki uç arasında gezineceği için daha çok bozulacaktır.

Tek başına ön yelken, tek başına ana yelkene göre tekne direğini daha fazla kritik hale sokar. Ön yelkenin direğe etkisi tek noktadan yani direğin en tepesinden olur. halbuki ana yelkenin etkisi direğe düzgün yayılı yük şeklinde olur. Birinci durumda neredeyse tüm yükü kıç ıstralya taşırken(rüzgarın iğnecikten gelme hali, çarmıhlar rüzgar açısına göre  taşır) ikinci durumda yük direk çarmıh ve ıstralya arasında bölüşülür.

Ben pupa seyrinde hiç başarılı değilim. Yazdıklarım tamamen teorik. yelkenleri nasıl ayarlarsam ayarlıyayım dalga tekneyi öyle bir silkeliyor ki ön yelken her zaman boşa çıkıyor. Bu boşa çıkıp silkelenme, arma üzerinde korkunç dinamik yüklere sebep oluyor. Bu yüzden pupa gitmek yerine geniş apaz gidip tekneme onu sevdiğimi belirtiyorum.
« Son Düzenleme: Ekim 30, 2009, 15:55:03 Gönderen: Orhan Barut »
*

    N. Ö.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #25 : Ekim 30, 2009, 15:51:50 »
Böylesi durumlarda en yakın limanınız olarak Silivri'de apartta duruyorum. Bir çok arkadaşımız her türlü badireyi atlatarak, kimilerinin telefonları ile abartılarak iletildi bana. Ama her zaman elimden gelen desteği gösterdim. Bir iki gün sonra FB'ye yada Ataköy'e devam edildi. Ancak son 1 yıldır  artık hafta sonları burada bulunamıyorum. İstanbul'un bok kokan, göya TURMEPA tarafından gösteri amaçlı temizlik makinelerinin ortalarda dolaştığı ama boşa kürek salladığı Haliç'te; Beyoğlu Yelken Kulübü'nün antrenörlüğünü yapmaya çalışıyorum.

Böylesine acil bir durumda direk Silivri'ye yönlenebilirsiniz. Burundan aldığınız sert darbeler sonucu ben olmasamda liman sizi her sükunetle karşılar. Kış sezonu nedeni ile ana iskeleye bağlanmamanızı öneririm. Balıkçı tekneleri oldukça fazla, iskele yüksek. Hemen dış Mendirek içinde sancak tarafınıza dönerek içerilere doğru bağlanmanızı tavsiye ediyorum.

Ege'den sonra Marmara'da her zaman ayni rehaveti yaşamamanız dileği ile...

Çok geçmiş olsun.

*

    S. O.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #26 : Ekim 30, 2009, 16:11:04 »
Osman Atasoy!un halen devam eden Atlantik geçişinde kaleme aldığı ilginç bir teknik :

"TWISTLE RIG
Rota değişikliğinden sonra rüzgâr kıçtan gelmeye başladı. Cenova ana yelkenin gölgesinde kaldığından tam çalışmıyor. Gönder takmak lâzım. Bu sefer her zamankinden farklı, yeni bir sistem deneyeceğiz. Teoman Arsay’dan dinlemiştim.Teknesi Mat ile Atlantik’i geçerken pupa seyirlerde,İngilizcesi ‘twistle rig’ olan bir donanım kullanmış.Bu sistemde ön yelkenleri tutan gönderler direk yerine, hac şeklindeki bir aparata bağlanıyor.Teoman Ağabey yola çıkmadan önce, “kullanınca çok memnun kalacaksınız,” diyerek bu aparatı bize vermişti.Ana yelkeni indirerek ‘bükülebilir donanımı’ kurmaya başladık. Önce tam ortalarından birbirine
kaynaklı 30’ar santimlik iki krom lamadan oluşan artı şeklindeki aparatı baş üstüne götürdük. Üst ve alt uçlarından iki ayrı halatla ana direğin biraz önünde ve güverteden 1.5 metre yukarıda, havada asılı duracak şekilde bağladık. Sonra cenovayı sancağa, trinketi iskeleye iki ayrı gönderle bastık. Gönderlerin boştaki uçları aparatın yatay lamasının iki ucuna takılınca donanım kurulmuş oldu. Bu sistemde direğe sabitlenmediği için gönderler iki yana salınabiliyorlar. Bu da iki önemli fayda sağlıyor.Birincisi tekne çok daha az yalpaya düşüyor. İkincisi ise yelkenler rüzgârı daha geniş bir açıyla alabiliyor. Rüzgâr apaza yaklaşsa dahi bu sistemde yelkenler çalışıyor."
*

    M. E.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #27 : Ekim 30, 2009, 16:28:48 »
Orhan Korsan'a katılıyorum. Bizimiler gibi finkeel-ayrı dümen teknelerde ön yelkenden kaynaklanan bu rota değişiklikleri, çok sık oluyor. Cutter armalarda, en ön yelkeni tamamen kapatıp, direğe yakın ikinci floğu ya da trinketi açmanın mantığı bu...
Momenti merkeze yakın çekmek

Ahmet Korsanın bahsettiği belki ağır deplasmanlı, salma omurgalı tekneler için söz konusu olabilir...

Fakat bir tane de basılsa, Ahmet Korsan'ın anlattığı gibi simetrik iki tane de basılsa -ki örnekleri özellikle dünya seyahati yapanlar tarafından detaylı anlatılmıştır- öne basılan ister flok ister genovayı, pupa seyrinde mutlaka gönder ile kullanmak gerekir diye düşünüyorum.
Aksi takdirde dümdüz suda bile, ön yelkenin arada bir köre düşmesi, yapraklanması bence her dümencinin başına geliyordur...
Hele de dalgalı bir denizde, yalpadan dolayı acayip artıyor, en azından bende öyle oluyor....

Sedat Korsanın anlattığı, Osman Atasoyun uyguladığına benzer bir şeyi Eralp Akkoynlu da bahseder.

Benim teknede ikinci bir fırtına floğu var ama ikinci bir gönder yok, isteseler de basamazlardı...
Bildiğim kadarıyla birkaç yarış teknesi haricinde iki gönderi olan tekne de Istanbul'da pek de fazla değil.

İstenmeyen kavançayla ilgili, herkesin başına arada bir gelmiştir. Ama genellikle rüzgar yönü ve şiddetinin değiştiği kanallarda, rüzgarüstünde yükseklikler ve/veya yapılar olduğunda daha sık karşılaşılan bişey.
Açık denizde Marmara'yı, güneyden kuzeye Lodos-Kıble havada geçerken, dümenci dikkatini topladığı sürece olmayacak bişeydir diye kabul etmek lazım...

Bu tür seyirlerde belki de daha sıklıkla karşılaşılan şeyler, özellikle balon varsa, broşa düşmektir...

Tekneden tekneye arma ve donanım farkları farklı uygulamaları da beraberinde getiriyor. Umut'un Poyraz, belki de hayatımda tek örneği olarak gördüğüm, kıç ıstralyasız bir tekne. Acayip geriye doğru bükülmüş gurcatalar ve çarmıklar ile direği tutuyor. Başka açıdan, iki tarafta iki runnerı olan kesirli arma teknelerde de anayelken basılması o kadar korkulacak bişey değildir. Gerçi bu tür donanımlar çoğunlukla arış teknelerinde zaten vardır, ve zaten dümenci dahil güvertedeki herkes mümkün olduğunca çok yelken basmaya heves ediyorlardır...



*

    M. E.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #28 : Ekim 30, 2009, 16:32:33 »
Neco Korsan doğrusu Marmara beni her zaman Ege'ye kıyasla daha çok korkutuyor...
Boşuna "kancık" deniz dememişler...
Allahtan kısa sürüyor olanlar da, berbat şeyler yaşamadan kapatıyoruz...

Hem "denizden korkmayan ahmaktır" lafını hiç akıldan çıkartmadan demir alıyoruz her seferinde, lütfen, hele de sen "küçümsediğimizi" düşünme...

Fakat Silivri'ye girişi onlar da düşünmedi değller...
Ancak nereye yanaşılması gerektiğini anlayamadım, geçene sefer yaza merhaba etkinliğinde bizi bağlattığın taraf mı kastettiğin?
*

    A. Ç.

Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
« Yanıtla #29 : Ekim 30, 2009, 16:34:15 »
Tekne merkezi, center of effort (etki merkezi) ve kuvvetlerin yönlerini çizerseniz, pupa ve pupaya yakın geniş apazda sadece başa yelken açmanın teknenin dönmesine değil sabit kalmasına yardımcı olduğunu göreceksiniz. Ana yelken basılı iken CE tekne merkezine çok yakındır hatta aynı hattadır çünkü bu koşullarda genova hiç rüzgar almaz veya çok az alır. Ayı bacağı yaparak iki yelkenin de rüzgar alması sağlanabilir. Genova nisbeten rüzgar üstü sayılan tarafa gönderli basılır ve kolay kolay kımıldamaz, rüzgar altında kalan ana yelkeni ise rüzgar olduğu yerde tutar ancak tam pupada kavança kaçınılmaz olur.

 Okyanusta pupa seyri yapan bir çok yat bu yöntemi kullanır. Türklerin de bu yolculuklarda benzer yöntemler kullanmaları ve yelkenleri açık tutabilmek için yardımcı aparatlar kullanılması kaçınılmazdır. Bir yarış sonrası Türkiye'ye dönen ve okyanusta uzun süre ana yelken ve genova ile pupa seyreden bir ustamızın (!) ise bumbasını parçalandığını ve ana yelkenini yırtıldığı da unutmayalım.