Gezgin Korsan

Makine Dairesi => Zor Anlar... => Konuyu başlatan: Mehmet Erem - Ekim 22, 2009, 01:06:44

Başlık: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Mehmet Erem - Ekim 22, 2009, 01:06:44
Geçen haftabaşıydı...
Lotus'u Kuzey Ege'de yukarı çıkartmış, Çanakkale sonra da Gelibolu'ya sağ salim varmış ve bağlanmıştık.
Burada ekip değişecek, biz ayrılacak, yerimize Sergün, kuzeni ve babası devralacaktı.
Gelibolu Istanbul arası 130 mil kadardır.
Seyrin önemli bir bölümü açık denizde geçer...
O geceki öngörüler, sabaha kadar 4-5 güneyli eseceği, ertesi gün içinde Marmara Denizi'nde şiddetleneceği, yer yer fırtına seviyesine çıkarak gece yarısına doğru yağmurla beraber azalacağı yönündeydi...
Sergün neredeyse çocukluğundan beri tanıdığım, denizciliğine ve özellikle dümenciliğne güvendiğim gençten bir kardeşimizdir. Yanında gelen kuzeni ile beraber önceleri defalarca Lotus'ta yalnız başlarına seyretmiş oldukları için içim rahattı. Babası da eskiden beri denizle uğraşan ama yelkencilik tecrübesi nispeten az bir karakterdi, ona yardımcı olacağı için huzurluydum.
Lotus, bilenler bilir, hiçbir zaman sadece benim veya Haldun'un şahsi teknesi olmadı.
Bir okul gibi, güvertesinde olanların hepsi şartlar müsait olduğunda dümene geçtiler, yalnız başlarına aşağıya veya yukarıya seyahat ettiler. Bu seyirler sırasında mutlaka aksilikler oldu...
Ama aksilik bu, en tecrübeli denizcinin de başına gelebilir...
Hayat hükmünü icra eder...

Ona güveniyordum, ve tekneyi gözüm arkada kalmadan emanet ettim.
Gece Gelibolu-Marmara Adası arasında seyredip, sabah biraz uyuduktan sonra yola çıkacaklarını söyledi.
Çıkmadan konuşalım dedim...

Bu mevsimde havalar ve meteorolojik şartlar düşünülenden çok daha hızlı değişebiliyor.
Aşağıda o günün hava durumunu gösteren raporları görebilrsiniz...

(http://img199.imageshack.us/img199/2402/grwindb09101306l.png)

(http://img97.imageshack.us/img97/7384/grwindb09101309.png)

(http://img97.imageshack.us/img97/3430/grwindb09101312.png)

(http://img8.imageshack.us/img8/5152/grwindb09101315.png)

(http://img8.imageshack.us/img8/8676/grwindb09101318.png)


yağışlar da şöyle...

(http://img62.imageshack.us/img62/6654/grrain09101312.png)

(http://img62.imageshack.us/img62/2810/grrain09101315.png)

(http://img8.imageshack.us/img8/9213/grrain09101318.png)

(haritalarda belirtilen saatleri, yerel saate dönüştürmek için +3 eklenmesi gerektiğini hatırlayalım)

...ve adet olduğu üzere, soralım...
siz olsanız ne yapardınız?


Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Hakan Zorlu - Ekim 22, 2009, 01:13:45
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
adet olduğu üzere,
siz olsanız ne yapardınız?

Denizin ortasında apansızın bu havaya yakalansam önce bir besmele sonrasında üç kulhuvallahi bir elham okur sonra da "madem bindik bir alamete, gidiyoruz biryerlere hayrolsun" der içten içe tırsarak ama dışarıya belli etmeden devam ederdim. Ama durum bu durum ihbar bu ihbar ise ve limandaysam çıkmazdım.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Noyan Bakır - Ekim 22, 2009, 01:36:28
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
...ve adet olduğu üzere, soralım...
siz olsanız ne yapardınız?
Yaşar ÖZEN Korsana sorardım.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Serpil Çam - Ekim 22, 2009, 09:27:04
Siz ne yaptınız?
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Taner Özer - Ekim 22, 2009, 10:43:21
Mehmet'cim,

Çıkmaya mecbur değilsem, bulunduğum yerde kalırdım.
Eğer çıkmak zorunda isem, öncelikle mümkün olduğunca Güney'den seyir yaparak
büyük denizleri atlatırdım.
Sonra Bozburuna doğru pruvamı Kuzey'e çevirir, rüzgarı pupadan alarak uça uça İstanbul'da olurdum.

TANER

Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Eyüp Oğan - Ekim 22, 2009, 10:53:53
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
O geceki öngörüler, sabaha kadar 4-5 güneyli eseceği, ertesi gün içinde Marmara Denizi'nde şiddetleneceği, yer yer fırtına seviyesine çıkarak gece yarısına doğru yağmurla beraber azalacağı yönündeydi...
Gece Gelibolu-Marmara Adası arasında seyredip, sabah biraz uyuduktan sonra yola çıkacaklarını söyledi.

Marmara denizini pek bilmiyorum.
Bence alıntı yaptığım bölümdeki düşünce kısmen ve Taner Korsanın Marmaranın güney kıyılarına yakın seyir yapılmalı önerisi makul geldi.
Sabah biraz uyuyup yola çıkalım yerine, madem hava gece yarısına doğru kalacakmış ertesi gün akşamüstü saatlerine kadar uyuyup, dinlenip öyle yola çıksalar daha iyi gibi... Uykularını almış, dinlenmiş bir şekilde güzel ama ıslak bir gece seyri...
Sonuçta 4-5 hava da pupa veya geniş apaz fazla sıkıntı yaşamadan seyir yapabilirler.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Yaşar Özen - Ekim 22, 2009, 11:00:18
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
...ve adet olduğu üzere, soralım...
siz olsanız ne yapardınız?
Yaşar ÖZEN Korsana sorardım.
Noyan Abi, teşekkürler. Merem ile Çanakkale etabında konuşmuştuk, pazartesi 2. ekibin yola devam edeceğini söylemişti. Ama malasef hiçbir şey sormadılar, kırıldım yani. :'( Şaka bir yana tüm bilgileri kontrol etme imkanları vardı, iyi dileklerimi ilettim sadece.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Ömer Kırcal - Ekim 22, 2009, 11:01:47
Benim tanıdığım Sergün,yeke üstünde uyuklaya uyuklaya gelir :o
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Noyan Bakır - Ekim 22, 2009, 11:08:09
Yaşar'cığım,
Bir boş zamanında "İnternetten Meteoroloji Bilgileri Alınması" başlıklı bir konu açsan. Bu işin inceliklerini
bize anlatsan ne iyi olur. Her sitenin özelliklerini öğrensek. Ben biraz anlıyorum ama, biraz işte.
Sonunda bi sınav yaparsın mesela. Kazananlara belge bile veririz senin imzanla. Ne dersin?
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Mehmet Erem - Ekim 22, 2009, 14:14:07
Aynen öyle yapılması gerekiyordu...
Ama basiretsizlik ve iletişim kaybı,
ancak sonu korkunç bir felaketle bitmeyen-neyse ki- bu hikaye, oldukça zorlayıcı bir şekilde sona erdi.

Asmalı'dan öğleden önce çıkmışlar.
Marmara adası ortası, telefon çekmez...
Ben onları aradığımda telefonları kapalıydı.
Çıkarken anayelkene 1. camadan, genovayı da yarım kadar açmışlar.
Aşağıdan gelen rüzgarlar ve dalgalarla, apazda kalmayıp, geniş apaza geçmişler ve kuzeye çıkmışlar, maalesef.
İlk telefon irtibatını kurabildiğimizde Silivri açıklarındaydılar, yani Istanbul'a 35 mil kalmıştı.
Oraya kadar fazla bir deniz kaldırmamıştı, tek sorun otopilot tekneyi abrayamıyordu.
3 kişi oldukları için basit meseleleri çözmüşlerdi, ama mesela yelken küçültmek falan gibi sorunlarda Sergün'ün tekne kumandasını bırakabileceği kimse yoktu.
Ondan sonra her saat başı konuştuk, moralleri iyiydi.
Ancak Istanbul'a yaklaştıkça denizler artmaya, dalga boyları ve derinlikleri büyümeye başlamıştı.
En çok dikkat gerektiren kısım maalesef en sonda olacaktı... Nitekim de öyle oldu.
Ona yağmur başladıktan sonra saat 19.00 civarında, rüzgarın azalacağını ve denizlerin artık kabarmaya devam etmeyeceğini söyledim.
Ancak 3 gündür esen lodos zaten Istanbul önlerinde kaba deniz kaldırmıştı, hemen hepsinin söneceğini ummak hata olurdu.
Sergün'e isterse beni bir yerden, mesela Güzelce'den falan alabileceğini söyledim.
Uzun süredir tek başına dümen tutuyordu, ve özellikle Boğaz'a girerken daha da dikkatli olması gerekecek zamanlarda çok zorlanabilecekti.
Yapmadık...

Sonuç olarak Lotus Boğaz'daki yeni demir yerine geldiğinde, anayelkeni tamamen yırtılmış, tüm arabaları dağılmış, ana yelken mandarı ve güngörmez outhaulu parçalanmış ve teknede içinde ve dışında hemen herşey dağılmış, -özellikle kişiler ve kıyafetleri dahil-kuru hiçbirşey kalmamıştı...
Hemen yeni değiştirdiğimiz armaya ve tellere baktım. kazık gibi sağlamdılar, allahtan!

İyi tarafı ciddi bir fırtınanın içinden geçip gelmişler, hem Lotus hem de onlar bence bir denizcinin yaşayabileceği en ağır deneyimlerden birisini en kötü yönleriyle yaşamışlar, ciddi bir sağlık sorunu veya kaza olmadan limana varmışlardı...

Sergün'le gurur duydum...

Mala gelmesi, yelkenin yırtılması veya bir başka maddi konuya hiç acımam. Yelken zaten eskiydi, zaten bakım gerekiyordu... Kaldı ki hep dediğim gibi, "bunlar eşyadır, en nihayetinde insana hizmet eder"...

Ama galiba en başta ben hatalıydım, yukarda yazan herkesin hem fikir olduğu konu bu kadar sert bir ortamda, sınırlarda tedbirlerle mücadeleye girilmemeliydi. Bunun sorumluluğunu tek başıma alıp, onların erken yola çıkmalarına mutlaka engel olmalıydım.
Ama o da tecrübeli bir denizci diye, kararı ona bıraktım...
Bu gibi durumlarda, karada olan genelde hep denizde olandan fazla endişelenir. Bizde tersi oldu...
Düşündüğümüz gibi güneyde kalmalarını sağlayabilseydik, hem telefon çekecek, hem saatlik hava değişiklikleri olan bir ortamda istihbaratı tam yapabilecek, hem moralmen hem de fiziksel olarak o derece yıpranmalarına izin vermemiş olacaktık.
Bir kez kuzeye çıkıldı mı? Hele de hava karardı mı bilmediği bir limana, o dalgada  girmesi daha da riskli olabilirdi.
Yelkenler ıslandığında, hele de biraz eski bir yelkense, kumaş mukavemetini büyük oranda kaybediyor. Yırtılmalar hep bu anlarda, şartların da en zor olduğu durumlarda oluyor. Erken camadan tekneyi de, donanımı da koruyor, dümencinin işini çok kolaylaştırıyor.
Baştan çok hazırlık ve şartların neredeyse imkansız olduğuna göre tedbirli olmak, bu şekilde tek dümenci olduğu durumlarda bence şart...
Aslında zaten, baştan tek dümenci olmamalıydı ya...

Çok önem verdiğim bir denizci büyüğümün dediği gibi "denizden korkmayan ahmaktır"...

Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Eyüp Oğan - Ekim 22, 2009, 14:36:32
Geçmiş olsun...
Mürettebatın sağ salim limana gelmiş olmaları çok güzel...
Yeni yelkenleri sipariş etmişsindir...:) Son günlerin güncel çekişmesine ucundan katılayım bari. Ana yelken ve cenova nasıl donatılır konulu filmi de çekersiniz artık... :)
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Ahmet Semiz - Ekim 22, 2009, 15:37:20
Bir müsibet bin nasihatten evladır


mütekaidkorsan
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Yaşar Özen - Ekim 22, 2009, 18:17:27
Geçmiş olsun Merem, Lotus ve Yaşam dağarcığına yeni birkaç sayfa daha eklenmiş  ;??^+%% Kitabını emekli olmadan öncemi yoksa sonramı yazacaksın canımcığım ?  :D
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: İclal Elgün Sarp - Ekim 22, 2009, 19:13:23
Çok geçmiş olsun, çıkarılan derslerin paylaşımı da çok faydalıydı. Teşekkürler.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Kadir Kurtbayram - Ekim 22, 2009, 20:25:05
Lotus ve mürettebatına büyük geçmiş olsun Meremim korsanım. :-[

İyi ki armayı daha önce elden geçirmişsiniz. Allah korusun direk kırılmasının yanında yelkenlerin yırtılması ve arabaların parçalanması (tabii ki bunlar da önemli) daha az korkutucu...

Neyse ki,kimsenin burnu kanamadan lotus ve mürettebatı sağsalim gelmişler. :)  İşin sevindirici yanı da bu zaten.

Tanımıyorum ama Sergün le ben de gurur duydum. :) Zor denizlerde tekneyi abrayıp İstanbul a getirdiği için...

Tabii seninle de gurur duyuyorum :) Her zaman söylediğin o sözü, ''Neticede maldır,eşyadır...insana hizmet için var! '' ağzından bizzat işitmişliğim vardır.

Neyse, Lotus hanımefendi birkez daha zorlu yollardan,fırtınalardan sıyrılıp kendini boğazın güvenli sularına atmış ve kendisini sahibinin şefkatli kucağında bulmuş  :)



Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Yavuz Dogan - Ekim 22, 2009, 23:29:23
Çok geçmiş olsun, sağ salim atlatmaları sevindirici.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Hakan Zorlu - Ekim 22, 2009, 23:38:35
O an teknede kaptan kimse sorumluluk ondadır. Ama öyle ama böyle. Aslında siz olsanız naapardınız sorusuna cevap şu belki de...

Teknenin sorumluluğunu bıaktığım kişi o an neye inanıyorsa onu yapar. Sonucu kötü olursa üzülürüz ama iyi olursa seviniriz. Yukarıda ki örnek gibi. Söylenmiş gerçi gelen mala gelsin, yelken dediğimiz iki çaput ama o tekne o zorlu sınavı aşmış ya, gelip palamarı bağladığın an sarılasın gelir karinasına. İşte tekneleri diğer ulaşım araçlarından ayıran fark bu. Motosikletinde yatamazsın, arabada uyusan heryerin tutulur, kocaman karavanın var ama altında asfalt var, el frenini çekersin durursun. Tekne ise başka birşey yoldaşın altındaki suyun derinliğinin ne olduğunu umursamadan yere basmanı sağlayan bir yoldaş.

İsteyen herkesin denizde yüzen bir tahtası ola'
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Ahmet Çelenoğlu - Ekim 30, 2009, 12:55:24
Bir küçük hatırlatma:

Pupa havalarda özellikle rüzgar da fazla ise ana yelken +flok yerine sadece flok kullanmak daha doğrudur. Eğer yelkeniniz varsa pupada başa iskele ve sancağa hemen hemen eşit büyüklükte iki yelken basmak en iyi sonucu verir. Pupada ana yelken çok büyük olasılıkla kontrolsuz kavança demektir, bu da yelkeni ve armayı hırpalar.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Mehmet Erem - Ekim 30, 2009, 13:08:45
Ben katılmıyorum...
Sadece flok veya genova basmak, hele de fırtına tedbirlerinde armadaki tüm yükü kıç ıstralyaya ilettiği için ciddi sorunlar çıkmasına davetiye çıkartır.
Çok küçük bir anayelken basmak, sadece  floktan her zaman daha güvenlidir.
O günkü seyirde de zaten tam pupa olmamıştı, hava Lodos gibi değil daha çok Kıble esiyordu. Kavançayla ilgili kısmına katılıyorum, ama bundan  kaçınmak için tam pupa gitmektense, açıyı biraz daraltıp geniş apaz seyretmek daha güvenlidir.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Orhan Barut - Ekim 30, 2009, 13:28:02
Ben de katılmıyorum. Çünkü tek başına ön yelken, zaten gezinmeye meyli olan tekne kıçının daha kolay gezinmesine yol açar. Çift ön yelken ise ancak hafif havalarda kullanabiliriz aksi halde sert havada kontrol pek mümkün olmayabilir.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Mehmet Tüfekçioğlu - Ekim 30, 2009, 14:21:04
Bende sarma anayelken olmasına rağmen pupada ön yelkeni kullanıyorum. Kontrolsüz kavança azda olsa birkaç kere başıma geldi ve biryerleri kırmaktan korkuma artık hep cenovayı kullanıyorum. Tekniğinden çok anlamasamda tipi bile balona daha çok benziyor ayrıca böylece denizde daha stabil duruyormuş gibi hissediyorum. Tam fırtına ortamında zaten cenovayı küçülteceğimizden kıç ıstıralyalara aşırı yük bineceğini sanmıyorum.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Umut Korkmaz - Ekim 30, 2009, 14:26:27
Hele kıç ıstralyası olmayan bizim teknede hiç ama hiç yapmamamız gereken bir seyir.
Hava ne olursa olsun bir ana yelkeniniz mutlaka olsun.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Hakan Zorlu - Ekim 30, 2009, 14:57:07
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bende sarma anayelken olmasına rağmen pupada ön yelkeni kullanıyorum. Kontrolsüz kavança azda olsa birkaç kere başıma geldi ve biryerleri kırmaktan korkuma artık hep cenovayı kullanıyorum.

Demek pupa seyrini sevmeyen tek ben değilmişim. Pupa seyrini nedense hiç sevemedim. En son pupada ana yelken gidişimde kendimi kasmaktan helak olmuştum.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Ahmet Çelenoğlu - Ekim 30, 2009, 15:22:48
Ana yelken ile flok'un kıç istralyaya bidnireceği güç çok fazla değişmez. Ana yelkende güçler kıç istralya ile çarmıhlara biner. Asıl yükü ise kıç istralya taşır. Pupada giderken sadece başa flok basılması ise teknenin gezinmesini arttırmaz aksine azaltır. Başa basılacak tek veya çift flok hava şarlarına göre büyüklüğü ayarlanmış olmalıdır.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Orhan Barut - Ekim 30, 2009, 15:51:08
Bana göre ön yelken teknenin burnunu tutar sadece. Halbuki tekne "center of effort" dediğimiz noktaya göre direnc merkezi etrafında döner. Ön yelkeni basmak "center of effort" noktasını öne çeker ve tekneye dönmesi için daha fazla moment yükler. Bunu dengeleyen ana yelkendir. Her iki yelken birlikte basılmadığı sürece teknenin ekseni etrafında dönmesi artar.
Pupa seyirde dalga etkisiyle(rüzgar etkisi değil) tekne kıçı bir o yana bir bu yana savrulur. Öne basacağımız tek yelken tekne burnunu sabit tutar. Teknenin iskele kontrada gittiğini farzedelim. Ön yelken tekneyi saat yönünde çevirmeye çalışacaktır. Dalga etkisi kıçı iskeleye atacak şekilde gelirse dönme etkisi ikiye katlanacak demektir. Dalga etkisi   kıçı sancağa atacak şekilde gelirse dönme etkisi hafifleyecektir. Dolayısıyla dalgaya göre tekne stabilitesi bu iki uç arasında gezineceği için daha çok bozulacaktır.

Tek başına ön yelken, tek başına ana yelkene göre tekne direğini daha fazla kritik hale sokar. Ön yelkenin direğe etkisi tek noktadan yani direğin en tepesinden olur. halbuki ana yelkenin etkisi direğe düzgün yayılı yük şeklinde olur. Birinci durumda neredeyse tüm yükü kıç ıstralya taşırken(rüzgarın iğnecikten gelme hali, çarmıhlar rüzgar açısına göre  taşır) ikinci durumda yük direk çarmıh ve ıstralya arasında bölüşülür.

Ben pupa seyrinde hiç başarılı değilim. Yazdıklarım tamamen teorik. yelkenleri nasıl ayarlarsam ayarlıyayım dalga tekneyi öyle bir silkeliyor ki ön yelken her zaman boşa çıkıyor. Bu boşa çıkıp silkelenme, arma üzerinde korkunç dinamik yüklere sebep oluyor. Bu yüzden pupa gitmek yerine geniş apaz gidip tekneme onu sevdiğimi belirtiyorum.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Neco Önengüt - Ekim 30, 2009, 15:51:50
Böylesi durumlarda en yakın limanınız olarak Silivri'de apartta duruyorum. Bir çok arkadaşımız her türlü badireyi atlatarak, kimilerinin telefonları ile abartılarak iletildi bana. Ama her zaman elimden gelen desteği gösterdim. Bir iki gün sonra FB'ye yada Ataköy'e devam edildi. Ancak son 1 yıldır  artık hafta sonları burada bulunamıyorum. İstanbul'un bok kokan, göya TURMEPA tarafından gösteri amaçlı temizlik makinelerinin ortalarda dolaştığı ama boşa kürek salladığı Haliç'te; Beyoğlu Yelken Kulübü'nün antrenörlüğünü yapmaya çalışıyorum.

Böylesine acil bir durumda direk Silivri'ye yönlenebilirsiniz. Burundan aldığınız sert darbeler sonucu ben olmasamda liman sizi her sükunetle karşılar. Kış sezonu nedeni ile ana iskeleye bağlanmamanızı öneririm. Balıkçı tekneleri oldukça fazla, iskele yüksek. Hemen dış Mendirek içinde sancak tarafınıza dönerek içerilere doğru bağlanmanızı tavsiye ediyorum.

Ege'den sonra Marmara'da her zaman ayni rehaveti yaşamamanız dileği ile...

Çok geçmiş olsun.

Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Sedat Oztekin - Ekim 30, 2009, 16:11:04
Osman Atasoy!un halen devam eden Atlantik geçişinde kaleme aldığı ilginç bir teknik :

"TWISTLE RIG
Rota değişikliğinden sonra rüzgâr kıçtan gelmeye başladı. Cenova ana yelkenin gölgesinde kaldığından tam çalışmıyor. Gönder takmak lâzım. Bu sefer her zamankinden farklı, yeni bir sistem deneyeceğiz. Teoman Arsay’dan dinlemiştim.Teknesi Mat ile Atlantik’i geçerken pupa seyirlerde,İngilizcesi ‘twistle rig’ olan bir donanım kullanmış.Bu sistemde ön yelkenleri tutan gönderler direk yerine, hac şeklindeki bir aparata bağlanıyor.Teoman Ağabey yola çıkmadan önce, “kullanınca çok memnun kalacaksınız,” diyerek bu aparatı bize vermişti.Ana yelkeni indirerek ‘bükülebilir donanımı’ kurmaya başladık. Önce tam ortalarından birbirine
kaynaklı 30’ar santimlik iki krom lamadan oluşan artı şeklindeki aparatı baş üstüne götürdük. Üst ve alt uçlarından iki ayrı halatla ana direğin biraz önünde ve güverteden 1.5 metre yukarıda, havada asılı duracak şekilde bağladık. Sonra cenovayı sancağa, trinketi iskeleye iki ayrı gönderle bastık. Gönderlerin boştaki uçları aparatın yatay lamasının iki ucuna takılınca donanım kurulmuş oldu. Bu sistemde direğe sabitlenmediği için gönderler iki yana salınabiliyorlar. Bu da iki önemli fayda sağlıyor.Birincisi tekne çok daha az yalpaya düşüyor. İkincisi ise yelkenler rüzgârı daha geniş bir açıyla alabiliyor. Rüzgâr apaza yaklaşsa dahi bu sistemde yelkenler çalışıyor."
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Mehmet Erem - Ekim 30, 2009, 16:28:48
Orhan Korsan'a katılıyorum. Bizimiler gibi finkeel-ayrı dümen teknelerde ön yelkenden kaynaklanan bu rota değişiklikleri, çok sık oluyor. Cutter armalarda, en ön yelkeni tamamen kapatıp, direğe yakın ikinci floğu ya da trinketi açmanın mantığı bu...
Momenti merkeze yakın çekmek

Ahmet Korsanın bahsettiği belki ağır deplasmanlı, salma omurgalı tekneler için söz konusu olabilir...

Fakat bir tane de basılsa, Ahmet Korsan'ın anlattığı gibi simetrik iki tane de basılsa -ki örnekleri özellikle dünya seyahati yapanlar tarafından detaylı anlatılmıştır- öne basılan ister flok ister genovayı, pupa seyrinde mutlaka gönder ile kullanmak gerekir diye düşünüyorum.
Aksi takdirde dümdüz suda bile, ön yelkenin arada bir köre düşmesi, yapraklanması bence her dümencinin başına geliyordur...
Hele de dalgalı bir denizde, yalpadan dolayı acayip artıyor, en azından bende öyle oluyor....

Sedat Korsanın anlattığı, Osman Atasoyun uyguladığına benzer bir şeyi Eralp Akkoynlu da bahseder.

Benim teknede ikinci bir fırtına floğu var ama ikinci bir gönder yok, isteseler de basamazlardı...
Bildiğim kadarıyla birkaç yarış teknesi haricinde iki gönderi olan tekne de Istanbul'da pek de fazla değil.

İstenmeyen kavançayla ilgili, herkesin başına arada bir gelmiştir. Ama genellikle rüzgar yönü ve şiddetinin değiştiği kanallarda, rüzgarüstünde yükseklikler ve/veya yapılar olduğunda daha sık karşılaşılan bişey.
Açık denizde Marmara'yı, güneyden kuzeye Lodos-Kıble havada geçerken, dümenci dikkatini topladığı sürece olmayacak bişeydir diye kabul etmek lazım...

Bu tür seyirlerde belki de daha sıklıkla karşılaşılan şeyler, özellikle balon varsa, broşa düşmektir...

Tekneden tekneye arma ve donanım farkları farklı uygulamaları da beraberinde getiriyor. Umut'un Poyraz, belki de hayatımda tek örneği olarak gördüğüm, kıç ıstralyasız bir tekne. Acayip geriye doğru bükülmüş gurcatalar ve çarmıklar ile direği tutuyor. Başka açıdan, iki tarafta iki runnerı olan kesirli arma teknelerde de anayelken basılması o kadar korkulacak bişey değildir. Gerçi bu tür donanımlar çoğunlukla arış teknelerinde zaten vardır, ve zaten dümenci dahil güvertedeki herkes mümkün olduğunca çok yelken basmaya heves ediyorlardır...



Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Mehmet Erem - Ekim 30, 2009, 16:32:33
Neco Korsan doğrusu Marmara beni her zaman Ege'ye kıyasla daha çok korkutuyor...
Boşuna "kancık" deniz dememişler...
Allahtan kısa sürüyor olanlar da, berbat şeyler yaşamadan kapatıyoruz...

Hem "denizden korkmayan ahmaktır" lafını hiç akıldan çıkartmadan demir alıyoruz her seferinde, lütfen, hele de sen "küçümsediğimizi" düşünme...

Fakat Silivri'ye girişi onlar da düşünmedi değller...
Ancak nereye yanaşılması gerektiğini anlayamadım, geçene sefer yaza merhaba etkinliğinde bizi bağlattığın taraf mı kastettiğin?
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Ahmet Çelenoğlu - Ekim 30, 2009, 16:34:15
Tekne merkezi, center of effort (etki merkezi) ve kuvvetlerin yönlerini çizerseniz, pupa ve pupaya yakın geniş apazda sadece başa yelken açmanın teknenin dönmesine değil sabit kalmasına yardımcı olduğunu göreceksiniz. Ana yelken basılı iken CE tekne merkezine çok yakındır hatta aynı hattadır çünkü bu koşullarda genova hiç rüzgar almaz veya çok az alır. Ayı bacağı yaparak iki yelkenin de rüzgar alması sağlanabilir. Genova nisbeten rüzgar üstü sayılan tarafa gönderli basılır ve kolay kolay kımıldamaz, rüzgar altında kalan ana yelkeni ise rüzgar olduğu yerde tutar ancak tam pupada kavança kaçınılmaz olur.

 Okyanusta pupa seyri yapan bir çok yat bu yöntemi kullanır. Türklerin de bu yolculuklarda benzer yöntemler kullanmaları ve yelkenleri açık tutabilmek için yardımcı aparatlar kullanılması kaçınılmazdır. Bir yarış sonrası Türkiye'ye dönen ve okyanusta uzun süre ana yelken ve genova ile pupa seyreden bir ustamızın (!) ise bumbasını parçalandığını ve ana yelkenini yırtıldığı da unutmayalım.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Ahmet Çelenoğlu - Ekim 30, 2009, 16:37:33
Ekim ortasında Neco ile telefonla konuşup aynı uyarıyı almıştım. Slivriyi'ye girip ana iskeleyi boş görünce önce ana iskeleye bağlandık daha sonra balıkçlara yer açabilmek için yinae ana iskele üzerinde (Güney tarafı) bir karides teknesine bağlandık. Silivri özellikle yaz sonrasında bağlanmak için oldukça uygun ve boş görünüyor.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Neco Önengüt - Ekim 30, 2009, 17:59:07
Mehmet korsan,

Marmara'dan korkmamanızı ama daha önce Çanakkale'ye girmeden önce her daim önlem almanızı dilerim. Sert gövde çarpmalarına, kamara içinde dağınıklığa dikkat etmek gerekiyor. Adeta Surf yaparak pupa seyirle gelinen onca yoldan sonra dayak yemeye hazır olmanız lazım. Pupa seyir aslında dikkat edilmezse tehlikeli, emniyet alınırsa çok keyifli ve hızlı bir seyirdir.

Silivride daha önce bağlanmış olduğunuz yer. Acil durumlarda sizlerin yanında olamasamda çok rahat bağlanabilirsiniz. Ahmet korsan'da sonunda oraya bağlanmış görünüyor. Tekneden inmeniz daha rahat. Merkeze biraz uzak ama güvenceli. Ana iskelede hem bulunan kamyon lastikleri hem de yükseklik ürkütüyor.

Artık telsizim yanımda, hem evden telefon yardımı ile, hemde telsizden sizleri mutlaka dinleyeceğim.


Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Özden Oğul - Ekim 30, 2009, 21:46:48
Dün yapılan 29 Ekim kutlamalarına katılmak için İzmir Körfez içine getirdiğim teknemi (Scorcher) bugün Balıklıova'ya geri götürmek için sabah yola çıktık.Öğleden sonra havanın 7 kuvveti bulacağı söylendiği için saat 05:30 da yola koyulduk.Yol boyunca artan rüzgarda sancak kontra dar apaz-orsa seyri ile Uzunada'ya kadar geldik.Uzunada'nın güneyinden geçer geçmez rüzgarı ve dalgaları sancak kıç omuzluktan almaya başladık.Benim de acemiliğim eklenince yukarıda bahsedilen,teknenin kıçının gezmesi başladı.Arkadan gelen dalga tekneye yetiştiğinde tekne burnunu rüzgarüstüne çevirmeye çalışıyor,dalga bizi geçerken ise tam tersi oluyordu.Ben de içgüdüsel olarak anayelkeni kapattım ve sadece flokla daha dengeli bir seyirle limana ulaştım.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Orhan Barut - Ekim 31, 2009, 13:38:09
Pupa seyirde 3 faktör önemli. Dalga hızı, tekne hızı, rüzgar hızı. Tekne dalga üstündeyken dalga hızı ve tekne hızı toplamı rüzgar hızına yaklaşacak ve yelkenler boşalacaktır. Tekne hızı dalga hızı ile aynı olunca tekne suya göre hareketsiz hale gelecek dümen kontrolu kalmayacaktır. Dalga hızlı ama tekne yavaşsa, dalga teknenin arkasını dalga yönüne göre savuracaktır.
Bu yüzden tekne hızını dalgaya ve rüzgara göre ayarlamak çok önemlidir. Bence bu ayar yelken kombinasyonunu seçmekten daha fazla etkilidir. Yani, tek ön yelken ile daha rahat ettik diyenlerin bir bölümü tekne yavaşladığı için rahat etmiş olabilirler.
Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: Mehmet Erem - Ocak 07, 2010, 16:58:41
Sergün'ün ağzından seyrin anlatımını lotusseyirdefteri.blogspot.com'da okuyabilirsiniz...

Başlık: Ynt: Marmara'da Fırtına... Bir seyir tecrübesi.
Gönderen: mıstafa balta - Ocak 10, 2010, 19:36:44
okudum.. sergünün anlatımı çok akıcı olmasa da  yolculuğu farklı bir  kişiden dinlemek güzel.  çanakkale çay ocağı repliklerine bittim ama :). kafamda kişiler canlandı, karikatürize ettim ve  çok güldüm. olay ironik te olsa 1w5ey8.