0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    K. Ö.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #165 : Haziran 02, 2016, 16:04:12 »
Boşuna sonsuz tartışma dememişler. Bitmez.
Herkes kendince haklı, herkesin haklı sebepleri var. O sebepler diğerlerince doğru olmak zorunda değil, olmadığı gibi tek de değil haliyle.

Bence, konu deniz ve tekne olduğun da kimisi sadece duygusal yaklaşıyor ki mesela ben;
Tekne benim için hem ev hem de benimle birlikte hayallerimi yaşayan, beni rüyalarıma götüren yardımcıdır. Dalgalardan kayarken, halen içimde ki mutluluk anlatılamaz ve çocuk gibi içimi çekerek gülerim istemsiz olarak, bunu sadece teknemle paylaşır onunla konuşurum, bütünleşirim onunla. Kolay kolay değiştirilebilir bir şey değildir, yani eşya değildir benim için, hiç öyle görmedim. Bunu içindir ki standart tekne hep C planıdır benim için. Marinaya girdiğimde aynısından onlarcasının olduğu tek farklarının kıçında yazan isimler olan tekneler pek anlam ifade etmiyor. Ha mecburiyet olduğun da kullanmazmıyım, imkanlarım ona elveriyorsa elbet kullanırım. İlk fırsatta gönlümde ki tekneyi bulana kadar. Bir Problem de burada, ülkemizde maalesef çok alternatif yok, gerek tekne, gerek bayrak yüzünden.
İlk arabam 1974 Taunus coupe idi. 18 yaşımda almıştım. Yağmur yağdığın da içi su dolardı. Benim için dünyanın en şahane arabası idi. Ama sadece benim için. Yine de hiç Renault'um olmadı, sırf herkes sağlam, kolay satılır, parçası kolay bulunuyor dedi diye. Çünkü sevmedim.

Kimisi içinse, tekne araçtır. En güvenli haliyle, hesabı kitabı yapılmış, kişiyi A noktasında B noktasına götürecek, görünüşü ve konforu kabul edilebilir düzeyde ki bir araç. Kolay satılabilir, parçası bulunabilir, kabul görmüş, fazlaca ekonomik zarar uğramayacağı. Yanlışmıdır, hayır. Tercihdir sadece.

Yani konu sadece ahşap, fiber değil. Sırf malzeme olsaydı o zaman derdim ki bana göre sıralama, Ahşap, Saç, Alüminyum ve Fiber olurdu.

Yine de katılmadığım yerler var. Örneğin, Tiryakinin ilk Yengeci aldığı zamanları hatırla. Yengeç'i tanıyan bir sürü insan vardı. Hatta sarı tirhandilleri de. Biz Tiryaki ile daha da iyi tanıdık. Geçen gün yazmıştım. Tayomar'ın ilk resimlerini ve hakkında ki bilgiyi 2008'de öğrenmiştim. Belki Ersin'den bile önce. Şimdi ise aşık sahibi sayesinde daha iyi tanıyorum. "Taleisin" denildiğin de tanımayan kaç kişi vardır, teknelerle ilgilenenler arasında, sahibinin adını sık sık unuturlar da tekneyi unutmazlar. Kısmet'i herkes tanırda, Sonbahar'ı ayırt edemez çoğu kimse. Sadun Baba, onunla birşeyler yaşamıştır çünkü. Yapımından seyahatine kadar. Bir parçası olmuştur. Elbet o Sadun Baba, tekne onun önüne geçemez ama Kısmet teknesi denildiğinde adı gelir akla, Sadun Boro denildiğinde Kısmet'in geleceği gibi.   
Yani "güzelliğin on para etmez bende ki bu aşk olmasa" sözü bazı teknelere söylenemez.


Bu konunun en hoşuma giden tarafı ise uzun süredir forum da herhangi bir konu hakkında güzelce ve sadece fikirler tartışılmıyordu. Bunu için ayrıca teşekkür ederim sizlere.

Saygı, sevgi ve selametle. 
*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #166 : Haziran 02, 2016, 16:23:45 »
İşte kimisi için tekne araçtır dendiğinde, tepem atıyor benim. Çünkü doğru. Bu dediğinin doğru olması tepemi attırıyor. Profesyonel denizcileri ayrı tutmak kaydı ile söylüyorum, bir yelkenli tekne, araç olarak algılanıyorsa, umarım pot kırmıyorumdur ama o teknenin sahibi ancak kiralama şirketi sahibi olabilir. Denizlerle hasbıhal eden birinin yelkenlisine araç olarak bakmasını benim aklım almaz. Eğer öyleyse git sırf yarış, git kirala.Ne bileyim, uzaktan kumandalı yelkenli kullan. Arkadaşının teknesine bin. Bu doğruyu söyleyerek tepemi attırdın Kaan!

3 yıl oldu Masal bende, bir kaç saygıdeğer istisna dışında konuk kabul etmedim ben Masal'a.Ha bire de yergi alırım bu yüzden eşten dosttan.
 Ablam, daha işte bu yıl, o da tekneyi Bodrum'dan Esay'la getirince bizi Adana'ya götürmeye geldi de gördü.
Ne işi var normal insanların Masal'da? Gelecekler orasını burasını kurcalayacaklar. Neye gerek?
Siz hiç sevgilinizin gözünüzün önünde elin oğlu/kızı tarafından orasının burasının ellenmesine tahammül edebilir misiniz?
Denizle teşne olan biri başka, o bilir sınırını, haddini, ne kadar yakınlaşabilir ne kadar elleşebilir, çizgiyi aşmaz. Onlar gelsin.

« Son Düzenleme: Haziran 02, 2016, 16:27:00 Gönderen: Bülent Büyükdağ »


*

    K. Ö.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #167 : Haziran 02, 2016, 16:42:21 »
Biraz ara ;

    TEKNENİN ÖLÜMÜ

    Kara yakındı önce, hem çok yakın,
    Elimi uzatsam tutardı.
    Yıldızsız teknemdi inip çıkan gece,
    Kurumuş gece, kum, kömür, arduvaz...
    Kara yakındı önce, hem çok yakın,
    Denizleyin inip çıkan önümde
    Bir tanrının atardamarı.

    Açtım, yorgundum ama uykum yoktu.
    Günlerce yekesiz yelkensiz
    Ne de çok kuş takılmıştı ardımıza,
    Ne çok harman gördüm köpükten beyaz...
    Açtım, yorgundum ama uykum yoktu.
    Güneşler hala sağımda solumda,
    Sürer gibiydi açık deniz.

    Deniz en ince hayvanı belleğin
    Nerden  kalktım, o rıhtım, o çan...
    Bilmiyorum o gök kıyı nereye gitti!
    Bir masal şebboyu çarmıhtaki yaz.
    Deniz en ince hayvanı belleğin
    bir kuşluk vakti tanrının sevdiği
    Görünür zaman yaratan.

    Canlı mıydım? O uğursuz kıyıda
    Öldüğüm gün de bilemedim.
    Hep o sallantı, o devinim, o avcıl
    Bayrak, bir aş tenceresi, bir az
    Küfür, karı kız öyküleri, sonra
    Dipteki ölülerin fısıl fısıl
    Konuşmalarını dinledim.

    Doğdum mu? Nasıl? Belki bir tezlik
    Yeli kımıldadı, kan gibi.
    Ağaç ve kızak, demir, yağ, halat, katran,
    Boya kutuları, sünger, tel ve gaz...
    Derken gün kokulu yüreğimdi ilk
    Yapının boş gömütünde dikili
    Sabırsız kaburgama çarpan.

    Ruh, şarabı gördü üzümden önce
    Süt, kan olmak için devinir
    Tohum bildi herkesten önce ekmeği
    Gün, denizi salıvermeden batmaz.
    Ruh, şarabı gördü üzümden önce
    Ağaç ne diye kalktı çiçeklendi,
    Denize inmesi nedendir?

    Ah yalnızlığın gömük kapıları,
    Aysız ayışığı gibiydim,
    Geceleyin gece, gündüzleyin gün
    Gibi suyun altınavuran yalaz.
    Ah yalnızlığın gömük kapıları
    Bir yağmuru dinlercesine bütün
    Anları iç içe bilirim.

    Bir tekne her zaman düşüncelidir.
    Bizimle demirledi gece.
    Karaya çıktı tayfalarım uykulu.
    Pruvamda çok acayip bir yıldız
    Konmak istercesine gider gelir,
    Suları budanmış bir yolculuğu
    Sürdürmek isterdi kendince.

    Kara yakındı önce, ödağacı
    Kokusu sarmıştı geceyi.
    Ve bir kuş bağırdı çağırdı tepemde,
    Fosforlu sesi kabarık ve ıssız.
    Lale rengindeydi şimşeğin dalı,
    Ve güneydoğunun yangını pembe
    Nakışlı bir çanak gibiydi.

    Unutmak istemiyorum bunları,
    Göğün damarlarını gördüm,
    Fırtına kırının yaban keçisini,
    Koşar küpeşteme saçsız sakalsız...
    Ağaç gibi yırtılan karanlığı,
    Koca kulaklı lodosu, o fili,
    Ah yay biçimdeydi ölüm.

    Yalnızlıktır denizin tek yasası,
    Aşkın altın yasasıdır o.
    Bir gün kum uaynır, ay gıcırdarsa
    Çalınırsa bir gün gömük kapımız
    Kalamazsın sabaha inen suda,
    Kalk kürek, yola düşmenin sırası
    Aşkın altın yasasıdır o.

    Kükürt rengindeki ağzı gecenin
    Üfürdü huysuz karanlıkta
    Sintineme düşçül bir ateşböceği
    Kömürdüm, tahtaydım, kurumuş anız,
    O böcek oldu yangımı teknemin,
    anladım kuşun, yıldızın gizini,
    Başladım usuldan yanmaya.

    Söndüremezdi kimse bu ateşi,
    Kıyıdan kesilmiş sularda,
    Kara hem yakındı şimdi, hem çok uzak
    Bir yanyanaydım onunla, bir yalnız.
    Devirdim bütün yüklediklerimi
    Ve demiri uykuda bırakarak
    Bindirdim eskil kayalara.

    Parçalanıyordum kimse bilmeden,
    Ateştim cevizin içinde,
    Ve bir gece içinde bilmeden öldüm.
    Ey gece, nereden yol bulacağız,
    ey yaralı göğsüme düşen yelken,
    Ya sen kürek, solmuş rüzgar gülüm,
    Ya sen ne diyeceksin, söyle!

    Deniz durdu, mumyası yıldızların
    Erir gün görmüş kayalıkta,
    Ve yürüdü sabah, denizin ineği.
    Ölünce ne yapsak sabah oluruz...
    Ah kara yakındı ve darmadağın
    Kuşları durmuş zaman kadar eski,
    Taşları hüzün olan kara.

    Kopmuş uykunun iskeletiyim ben,
    Artık yelin göğsü olamam.
    Gördün mü ölümün gözündeki mor rengi,
    Söyle, ölüp dirilen Tanrı, Temmuz,
    Ay yapraklarının indiği bu dam,
    Eski düşleri taşır mı yeniden,
    Koca karınlı kuşlar gibi.

    Bir yanda parçalanmış teknem durur,
    Sert tütünüyle gün bir yanda.
    Kara yakındı önce, hem çok yakındı,
    Elimi uzatsam tutardı ama
    Yalnızlıktır denizin tek yasası,
    Bütün ölüler unutulur,
    Yaşayanlar kalır tek başlarına.

    Akşamleyin kaptan, birkaç gemici
    Gelip dizildiler kıyıya.
    Tutunacak bir tekne arar gibiydi
    Ayağı kayan meltem ve cigara
    İçerek konuştular gizli gizli,
    Bense dalgın bakıyordum, boşuna
    Koparılmış süsendim sanki.

    Çalıştılar bir hafta, Ağustosun
    Altısında bütün iş bitti.
    Kesik baş çapa, iplerim, küreklerim
    Kumsalda şaşkın bir yığındır şimdi.
    Tüter el ayak, tüter ıslak odun,
    Denizin uzaklardan getirdiği
    Yabancı, anlamsız bir şeyim.
     

                                 Melih Cevdet ANDAY

*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #168 : Haziran 02, 2016, 16:56:43 »
Çok güzel ve iyi geldi. İç huzuru ile rakıya gidebilirim.
Gemiler hakkında güzel şiirleri Baudelaire'den de okuyabiliriz. Muhakkak okumuşsundur, ama yine de arada göz atmanı salık veririm. Gerçi pek zayıf çevirileri.
S. Kudret Aksal çoğunu çevirmiş.
*

    K. Ö.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #169 : Haziran 02, 2016, 17:02:18 »
Evet ve elbette.

Afiyet olsun.

*

    E. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #170 : Haziran 03, 2016, 00:08:21 »
Redaktör , konuyu mükemmel şekilde kıvırdın.. döndürdün.. konu nereden nereye geldi.

Sizler fiber tekne sahipleri, hangi boyda olursa olsun , ahşap tekne konusu açıldı mı demediğinizi bırakmıyorsunuz. İş öyle bir noktaya geldi ki , öyle bir algı yarattınız ki ahşap tekne almak isteyen adamın ödü kopuyor. Konu bu. Benim itiraz ettiğim bu. Ahşap tekne sanıldığı kadar öcü değil işte. Şimdi dönüp,  malzeme önemli değil insan önemli gibi zaten herkesin hemfikir olduğu şeyleri yazıyorsun.

Sizler , fiber tekne sahipleri hangi gerekçe ile olursa olsun bu tekneleri edinmişsinz , keyifle de kullanıyorsunuz. Keyfiniz bol olsun. Sizler fiber teknenin özelliklerini iyi yanlarını yazmıyorsunuz sadece.

Birisi burada tekne yapıcam dediğinde üstüne saldırıyorsunuz. Ahşabı itin.. G.. sokup sokup çıkarıyorsunuz. Demediğiniz kalmıyor.

Öyle olunca tirhandil de yapılmıyor bu ülkede ahşap tekne de . Şimdi gerçek bu iken laf döndürüp duruyorsun.  Bu ve benzer temelsiz yazdıklarınız yüzünden insanları tekne yapmaktan, yaptırmaktan, satın almasından soğutuyorsunuz.

Eski uygulamalar, eski yapım teknikleri zamanında insanları ahşap tekneden soğutmuş olabilir. Bunla ilgili bir ön yargı da olduğu doğru.
Ancak şimdilerde durum bu değil. ahşap teknenin bakımı eskisi kadar zor değil.

Benim fiber tekneye karşı hiç bir ön yargım yok. Kullanıyorum da .. ama siz fiber tekne sahiplerinin var. Bilmediğiniz bir konuda (eskiden ahşap teknesi olup ta sonradan fiber alanları hariç tutuyorum .. ) konuşuyorsunuz. Benim itiraz ettiğim konu budur.

*

    D. Ç.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #171 : Haziran 03, 2016, 00:12:18 »
afiyet olsunda
ahşabın bir teknenin oturaklığında rakının tadı bir başkadır diyim.
korsan abi ortamı yumuşatmak amaçlı bir şakadır.
konu başka yerlere gidiverdi birden.
yaşlanan fiberden çekincem olarak fiberin kırılganlığıdır.
tamiri ve fiberin ömrünü uzatma gibi çabaların,ahşap tekneyi yürütmenin/yaşatmanın masrafından daha çok olacağını düşünmekteyim.
maalesef bende inşaat mühendisiyim.
test yapmadan sonuca varmadan tecrübe etmeden konuşmamı doğru bulamıyorum.
o yüzden değerli tecrübeleri olan korsan abilerime bir soru sormuştum
neyse rakı kafasındayım
herkese bu akşamlık zonguldaktan  selamlar...


*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #172 : Haziran 03, 2016, 00:16:55 »
....................
sildim.
« Son Düzenleme: Haziran 03, 2016, 00:20:23 Gönderen: Bülent Büyükdağ »
*

    D. E.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #173 : Haziran 03, 2016, 00:37:20 »
Ersin Korsan ' ım,
Sen daima haklısın ! ...
 Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    D. Ç.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #174 : Haziran 03, 2016, 00:50:43 »
Bülent korsan
sildim derkene.....
==)
*

    Ö. T.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #175 : Haziran 03, 2016, 00:54:32 »
Sevgili Ersin korsan

(eğer şaka değilse) son mesajında Bülent korsana ve benzer düşüncede olanlara ciddi haksızlık yapıyorsun
*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #176 : Haziran 03, 2016, 07:16:30 »
Yazayım;  uykumu kaçırdın madem:
Konuyu degistirdiysem de , bu dönüşüm gitti gitti Melih Cevdet Anday'a oradan Baudelaire geldi. Sen konuyu tam buradan yani Baudelaire'den alıp  itin g...'une getirdin ya, daha ne deyim sana.
« Son Düzenleme: Haziran 03, 2016, 07:17:47 Gönderen: Bülent Büyükdağ »
*

    E. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #177 : Haziran 03, 2016, 07:40:38 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Sevgili Ersin korsan

(eğer şaka değilse) son mesajında Bülent korsana ve benzer düşüncede olanlara ciddi haksızlık yapıyorsun

Özcan korsanım , amacım kimseye haksızlık yapmak ya da kırmak değil.. Eğer böyle anlaşıldı ise özür dilerim.

Geçen gün de yazdım ama dilimi tutamadım . Konu ile ilgili görüşlerim zaten biliniyor. Defalarca yazmanın da bir anlamı yok gerçekten.

*

    B. B.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #178 : Haziran 03, 2016, 07:51:37 »
Fiber bir tekne bulacaksın. Bizi alıp Burgaz'a gotureceksin. Demiri Funda ettikten sonra kiyiya cikacaksin. Ben havuzlukta Kaan ile hasbihal ederken sen kıyıdan çeşit çeşit meze getireceksin. Ancak öyle.
« Son Düzenleme: Haziran 03, 2016, 07:55:35 Gönderen: Bülent Büyükdağ »
*

    Ö. T.

Ynt: Bir Yelkenlinin Ömrü Ne Kadardır ?
« Yanıtla #179 : Haziran 03, 2016, 10:41:54 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Fiber bir tekne bulacaksın. Bizi alıp Burgaz'a gotureceksin. Demiri Funda ettikten sonra kiyiya cikacaksin. Ben havuzlukta Kaan ile hasbihal ederken sen kıyıdan çeşit çeşit meze getireceksin. Ancak öyle.

bize de barınakta çay ısmarlayaydı, eyidi