0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gökhan korsanım çok güzel özetlemişsiniz. Gayrimenkul danışmanlığı yaptığımız işler arasında. size ilginç bir kaç rakam vereyim. İstanbul 'da emlak komisyoncuları odasına kayılı yaklaşık 3000 emlakçı var. ancak Sadece İstanbul 'da 60 bin emlakçı olduğu tahmin ediliyor. Ciddi bir sermaye gerektirmediğinden ve herhangi bir hukuki prosedürü olmadığından ve buna karşın geliri yüksek olduğundan özellikle eğitimsiz kişiler tarafından tercih ediliyor bu iş kolu. Yapılan üçkağıtlar insana yok artık dedirtecek cinsten. Gördüğüm , tekneler ile de benzer bir çalışma yapılmaya başlandığı. ancak piyasanın dar olması nedeni ile biraz sıkıntılı. İki nedeni var . Birincisi emlak sektöründe ciddi bir emlakçının alıcı portföyü olur. Bunlarda böyle bir şey yok. Daha doğrusu böyle bir yapı yok. Tekne kömisyoncusunun işi fotoğraf çekip, yayınlamaktan ibaret kalıyor bu nedenle. Komisyon karşılığı verilen bir hizmet yok. Komisyoncunun görevi, mal, ürün her ne ise bunları doğru fiyattan ve en kısa sürede satmaktır. Daha ciddi ya da uzun soluklu bakanlar , satış sonrası hizmetleri de verirler. Çünkü neticede bir iki yıl içinde satılan ürün de yeniden satılabilir. ancak Türkiye de bir de farklı olarak ürün ,mal, gayri menkul her ne ise bunun sahibi olanlarında yurt dışından farklı bir tutumu var. Şöyle ki;Bir ürün ya da mal satılık ilanı çıktıktan en geç bir ay içerisinde satılmıyor ise fiyat doğru değildir. Bunu komisyoncunun piyasa araştırması ile satıcıya göstermesi gerekir. ancak çoğu durumda komisyoncuya güvenilmez ya da komisyoncu bu çalışmayı yapacak düzeyde ve bilgide değildir. Ancak genelde her işte olduğu gibi bizim insnımız her işi en iyi kendi bildiğinden fiyatı da kendi belirler. Bu bedel ilk anda piyasa değerinin neredeyse %50 üstündedir. Komisyoncu bu fiyattan satılmaz dediğinde ise mal sahibi hemen başka bir komisyoncuya kaçabileceğinden itiraz edilmez ancak o fiyattan satılmayacağı bilindiğinden komisyoncu ciddi bir çaba içinde olmaz. Kimi durumda komisyoncu bunu bilerek yapar. Süreç uzayıp ürün satılmadığında mal sahibi fiyatı indirmeye başlar. Süreç şöyle gelişir. 1 Mal sahibi fiyatını %50 piyasa bedeli üzerinde belirler. 2 Ürün satılmaz. 3 Mal sahibi komisyoncuyu suçlar ve başka komisyonculara da yetki verir. 4 Bir çok komisyoncunun çalıştığı ürüne ' orta malı ' denir ve hiç bir ciddi komisyoncu gerekli eforu göstermez. 5 İyice kızan mal sahibi bu sefer kendisi ilan verip, satmaya çalışır. 6 Kendisi hiç satamaz üstelik bıkar çünkü ne kadar boşta gezer komisyoncu var ise müşteri gibi arayıp, portföy kapmaya çalışır. 7 İyice bezmiş mal sahibine ciddi teklif yapılır ve ürün satışı gerçekleşir. Eğer bir gün bir komisyoncuya işiniz düşer ise, dikkat etmeniz gereken tek önemli detay vardır. Komisyoncu sizi mal sahibi ile tanıştırabiliyor mu ? Eğer bu bir şekilde mümkün olamıyor ise biliniz ki ürünün üzerinde portföy karı denenen ayrı bir gizli bedel vardır. Bütün büyük ve ciddi sanılan emlak komisyon firmaları bu portföy karını almayı çok severler. Bir diğer dikkat edilmesi gereken de komisyoncunun markası dır. Çok bilinen meşhur bir marka her zaman çok güvenli olmayabilir. Çünkü bu markaların temel geliri frenchaise satmaktır. Aylı satışlardan da bir pay alırlar ancak buna pek güvenilmez. Eğer dürüst olmayan bir komisyoncu iseniz böyle bir markanın altında olmak sizin bu yönünüzü ilk etapta kapatır. Sıkıntılar yaşanınca hoop başka bir markaya kayarsınız. Daha bir sürü detay..