0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    E. A.

Tarihi gemiler
« : Ocak 02, 2012, 22:32:54 »
Tarihi gemi ve replikaları.


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    H. Z.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #1 : Ocak 02, 2012, 23:04:51 »
Ben hala acır acır jilet ya da şeklini iğrençleştirip sözde restoran yapılan eski şehir hatları vapurlarına acırım.


*

    E. A.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #2 : Ocak 02, 2012, 23:36:15 »
 gördüğüm kadarıyla Türkiyeden 1 tekne var o da uluburun batığının replikası...
 bizim tarihi zırhlılarımız bile jilet oldu...

*

    H. Ç.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #3 : Ocak 03, 2012, 13:39:57 »
Adamların işi gücü yok böyle şeylerle uğraşıyorlar Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Çok değerli bir kaynak sayfa. Ne büyük emek harcanmış!

Haberdar ettiğiniz için teşekkürler.
*

    K. K.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #4 : Ocak 04, 2012, 20:33:32 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
gördüğüm kadarıyla Türkiyeden 1 tekne var o da uluburun batığının replikası...
 bizim tarihi zırhlılarımız bile jilet oldu...

UluburunII diye deniz tarihinin bilinen en eski batığının replikasını 360 derece araştırma grubu yaptı ama replikalar bununla sınırlı değil...

Kybele adında bir replika daha yaptılar. 2600 yıl önce foça dan marsilya ya gidip orayı kuranların o zamanlar kullandıkları geminin replikası... Bu gemi marsilya ya gitti orada fanatikler tarafından batırıldı,tekrar yüzdürüldü ve İstanbul a döndü...Şimdi Pendik marinada...

İzmir kayıkları ve İstanbul kancabaş kayıkları projeleri de var...

Bu arada linkteki replikalar harika Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

*

    E. A.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #5 : Ocak 04, 2012, 21:38:34 »
Doğrudur Kadir korsanım. Hatta bunlar İzmir Urlada yapıldılar.

Sanırım en son yapılanlardan biride bu ve yüzdürüldü.
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Ayrıca izmir kayıklarının bir kısmı İzmir inciraltında ve çok iyi korunduklarını sanmıyorum.
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

son olarak Uluburun 2:
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Umarım bu teknelerin sayısı artar ve iyi korunurlar.
*

    T. A.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #6 : Kasım 13, 2013, 12:41:28 »
Rüsumat Vapuru:
rüsumat 1891 yılında ingilterede inşa edildi.1913 te osmanlı gümrük idaresince satın alındı ve rüsumat NO:4 olarak kayıt edildi. burada bir not düşeyim: rüsumat osmanlıcada ticaret anlamına geliyor. dolayısıyla geminin adı aslında 4 nolu ticaret vapuru.
denizcilik müzesi arşivlerinde ,geminin bugünkü ölçülerle 33,5 metre boyunda, 6,8 metre eninde olduğu kayıtlı.vapur ,1914 yılında Osmanlı Bahriye’sine devredildi. Bu tarihte gemiye 2 adet seri ateşli top monte edildi.
Rüsümat, bu dönemde mayın tarayıcı ve karakol gemisi olarak kullanıldı.Ayrıca kömür, cephane, asker ve yiyecek taşıdı. Posta vapuru görevi de yapan Rüsumat , İstanbul, Gelibolu, Biga, Tekirdağ, Bandırma gibi Marmara denizi limanları arasında çalıştı. Doğu Cephesinde Ermenilerden ele geçirilen silah ve cephaneler, Sovyetler Birliği’nden alınan yardımlar ve Almanya’dan gizlice sağlanan silahlar Batumda toplanıyor ve depolanıyordu.
Rüsumat, 1920 yılı yazında Nakliyat-ı Bahriye Komutanlığınca el konularak donanmaya alındı.
Bu yeni görevinde ilk seferini 4 Kasım 1920’de yapan Rüsumat No 4 gemisi, özellikle fırtınalı havalarda güçten düşer, sık sık batma tehlikesi geçirirdi. Sert dalgalarda sac levhaları suyun şiddetine dayanamaz, yer yer çatlardı. Bu çatlaklar, gemide hazır bulundurulan çimento ile sıvanır ve ambarların su alması böylece önlenirdi.

Rüsumat No 4’ün kaptanı Yüzbaşı Mahmut’tu.

Rüsumat No 4, batumdan 15 Temmuz gecesi ayrılır(not: bazı belgelerde ağustos geçiyor)
Rüsumat , 17 Temmuz’da Ordu’ya varır. Kimi eksikleri gidermek ve düşman gemileri hakkında bilgi almak için iskeleye yanaşır. Liman başkanı Dursun Bey,vapura çıkar ve Samsun’dan aldığı telgraf buyruğunu Mahmut Kaptan’a iletir: Düşman gemileri hem batıdan hem doğudan ilerlemektedirler, dolayısıyla Rusumat No 4’ün her an yakalanma tehlikesi vardır. Yük, Ordu’da boşaltılacaktır.

Vapurun boşaltılması

Ordu Liman Başkanlığına konuyla ilgili gelen telgraf emri yalnızca cephaneyi boşaltıp düşmana teslim etmemek yönündedir.Mahmut Kaptan, Liman Başkanı, Emniyet Müdürü, Belediye Başkanı ve Mutassarrıfla görüşürve halkın gemiyi boşaltacağı kararı verilir.Yüzbaşı Mahmut vapuru kıyıya çok yakın bir noktada, neredeyse kuma değecek bir derinlikte demirler. Kayıklar yan yana getirilir ve üstlerine kalaslar döşenerek, göz açıp kapayıncaya dek kurulan bu iğreti iskelenin üzerinden toplar ve tüm cephane geçirilir.

19 temmuzda yunan kruvazörü Dafni ve bir muhripten oluşan yunan filosu gelir
yüzbaşı mahmut'un emriyle kilistin vaflerinin 6 civatasından 4ü sökülmüş gemi batırılmaya hazır hale getirilmişti ayrıca baş tarafa gaz yağı ve paçavralar konmuş ''yangın'' süsü verilmek üzere hazırlık yapılmıştı.
düşman gemilerinin yaklaşması üzerine çarkçıbaşısı yüzbaşı Arif'i gemiye gönderip valfleri açtırdı.bir asker de yangını başlattı. tüm personel yüzerek veya sandalla gemiyi terk etti. yunan gemisinden inen filika vapura yaklaşarak kontrol etti ve uzaklaşmasına mütakiben yunan filosu limandan uzaklaştı.

ardından gerçekleşen olay dünya savaş tarihinde halen ilk ve tektir.
Rüsumat baş tarafı yanmış,küpeşteye kadar suya batmış halde beklerken ,yüzbaşı mahmut gemiyi tekrar yüzdürme çalışmalarına başlamıştır. ordulu Hamdi isimli bir genç (sonradan karadeniz soyadını almıştır) makine dairesine dalarak valfi kapatmış önce kovalarla sonra gün içinde limana gelen bir italyan gemisinden pompalar alınarak su boşaltılmış halktan toplanan fındık yağı ile yağlanmış ve sonrasında fındık kabuğu ile kazanlar ateşlenerek makineler çalışıtırlmıştır.

Rüsumat 1 aylık süre içinde Batumda tamir edilip yeniden savaşa girdi.ingilizler ve yunanlılar olayı öğrendiklerinde gurur yaptılar ve köşe bucak Rüsumatı aramaya başladılar

sonunda 29 eylül 1921 de inesil önlerinde yunan devriyesiyle karşılaştı ve isabet aldı.yüzbaşı Mahmut sancağı da alarak gemiyi terk emri verdi.
ertesi gün Göreleden trabzona şu telgraf çekildi:

“29 Eylül 337 (1921) saat 09.20’de düşmanın bir nakliyesi ile beş bacalı bir torpidosu ansızın Eynesil (İnosil) açıklarında üzerimize hücum etmiştir. Vapur hemen Eynesil önlerinde karaya oturtularak kiniştin açtırılmış ve terk edilmiştir. Düşman derhal bombardımana başlayarak 40’tan fazla mermi atmıştır. Bunlardan 5’i vapura isabet etmiştir. Önemli bölümlerden ırgatı parçalamıştır. Sancak başomuzlukta su kesiminde küçük bir gedik açılmıştır. Düşman bir saat süren bombardımandan sonra kuzeybatı yönünde açılmıştır.”

telgraftan sonra İnesil'e bir römorkör gönderilmiş 5 gün yeniden yüzdürülmeye uğraşılmış 5. gün düşmanla yeniden karşılaşılmış, Rüsumat'ın bordasına 3 top mermisi daha isabet edince gemi kaderine terk edilmiştir.

Rüsumat , Batum ile Samsun arasında 11 sefer yapmış, bu seferlerde 8 top ,1070 tüfek, 7459 sandık mermi, 993 kasatura, 2244 sandık top mermisini batı cephesi komutanlığı emrine ulaştırdığı kayıtlara geçmiştir

İşte bu yüzden Rüsumat dünya denizcilik tarhinde ilk ve tektir... battıktan sonra yüzdürülen ve yine aynı savaşa girip savaşmaya devam eden dünyadaki tek savaş gemisidir

Yüzbaşı Mahmut, , baş çarkçı Yüzbaşı Arif, ikinci çarkçı Yüzbaşı Mehmed Emin, Yüzbaşı Mehmet, Üsteğmen Ahmet Reşat, Teğmen Yusuf, Teğmen Fahrettin, Teğmen Cevat ve isimleri belli olmayan müretttebata allahran rahmet diliyor saygı ve şükranla anıyoruz

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


*

    T. A.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #7 : Kasım 13, 2013, 12:45:27 »
nur -ül bahir gambotu:

İmalatçı:MacLaren&Wilson,Genoa
Kızağa Konma:1896 Denize İnme:1896
Donanmaya Katılış:1906
Personel:60
Ağırlık:450 ton
Boy:52 m
En:7.8 m
S.Ç:4.4 m
M.G:300 HP
Hız=12 knot
Silahlar:2x76 mm top
Tarihi:
1897 yılında Fas Sultanı tarafından İtalya'daki Mac&Laren tersanelerine sipariş edildi.Gemiye Siri-ül Türk isminin verilmesi planlanıyordu.Fakat; henüz inşaat halindeyken Osmanlı Hükumetine satıldı.12/1898'de Reji idaresi için Nur-ül Bahir ismini aldı.1906'da donanmaya devredildi.Balkan savaşları sırasında devriye,topçu destek,çıkarma,koruma eşlik etme gibi görevlere katılmıştır.1913 yılında yedeğe çıktı ama 1.Dünya Savaşı çıkınca tekrar göreve alındı.1 Mayıs 1915 günü devriye gezerken Marmara Denizi’nde E-11 tarafından batırılır.24 kişi Zuhaf tarafından kurtarılırken kalan 36 kişi gemiyle beraber sulara gömülür.

Durumu:48 metre derinlikte ve balıkçı ağlarıyla kaplanmış bir haldedir.Kıç tarafının hasarlı olması (E-14 denizaltısının attığı torpido yüzünden) ve güvertedeki yapının (kaptan köşkü) çürümüş olması haricinde iyi bir durumdadır.


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    T. A.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #8 : Kasım 13, 2013, 13:24:29 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

facebook sayfama beklerim
« Son Düzenleme: Kasım 13, 2013, 13:26:08 Gönderen: Tunç Aş »
*

    T. A.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #9 : Kasım 13, 2013, 13:33:42 »
Hamidiye Kruvazörü:
"Abdülhamid kruvazörü" olarak 1903 yılında İstanbul sularına gelerek Osmanlı donanmasına katılan ve 1908 Devriminin ardından adı "Hamidiye" olarak değiştirilen bir gemi.

rauf orbay komutasında adriyatik denizinde yaptığı bir seferde bir göktaşı geminin önünde belirmiş kayan bir yıldız gibi gelerek tam pruva gönderinde toz halinde düşmüştür...dünyada eşi benzeri görülmemiş ve denizcilik tarihinde ''büyük şans'' getirdiğine inanılan bu olay  gemiye ayrıca bir anlam katmıştır

1925 yılında rize ve köylerinde meydana gelen şapka devrimi karşıtlı ayaklanmaları bastırmak için zırhlı bu bölgeye yollanmıştır.
''vurma hamidiye vurma şapkada takacağız vergi de vereceğiz'' diye türkü bestelenmiştir

Varna deniz muharebesi

Balkan Savaşı başlayınca Hüseyin Rauf Bey (Orbay) komutasında Karadeniz'de görevlendirildi. Aralık 1912'de Varna'yı ve Bulgaristan'ın diğer limanlarını bombaladı. 20 - 21 Aralık 1912 gecesi bir Bulgar torpil gemisi Drazki tarafından vuruldu. Baş tarafı tamamen suya gömülü olarak İstanbul'a dönmeyi başardı ve Haliç'te onarıma alındı.

Akın harekâtı

Kıdemli Yüzbaşı Hüseyin Rauf Bey komutasındaki Hamidiye Kruvazörü’nün Ege ve Akdeniz’de olağanüstü güç koşullarda icra etmiş olduğu yaklaşık yedi buçuk ay süren Akın Harekatı, Türk Deniz Kuvvetlerinin altın sayfalarından birisini teşkil ettiği gibi, Genel Deniz Harp Tarihi açısından da bu tür harekatın emsalsiz örnekleri arasında gösterilmektedir. Birinci Dünya Savaşında Emdem ve İkinci Dünya Savaşında Scanhorst ve Bismark gibi Alman korsan kruvazörlerine ilham kaynağı olmuştur.

Ege Denizi'nde

Balkan Savaşı esnasında, Yunan Donanmasının Ege’de siklet merkezi tesis etmesini önlemek, başta Averof Kruvazörü olmak üzere, Yunanistan’ın ana muharip unsurlarını, kuvvet inkısamı yaratacak şekilde üzerine çekerek Osmanlı Donanması üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla Hamidiye’nin Ege’deki Yunan askeri tesis ve gemilerine yönelik taarruzi bir harekat icra etmesi kararlaştırılmıştır.
Hazırlanan harekat planında, gemi komutanı Rauf Bey'in (Hüseyin Rauf Orbay) koşullara bağlı olarak vereceği kararlara istinaden Ege’de tecavüzi hareketlerde bulunması, daha sonra İzmir’e dönmesi, bu mümkün olmadığı takdirde İskenderiye, Brindisi gibi tarafsız limanlarda hem kendisini emniyete alması hem de lojistik destek temin etmesi öngörülmüştür.
Hamidiye Kruvazörü 13 Ocak 1913’te harekât emrini aldıktan sonra Yunan gemileri tarafından tespit edilmeden Çanakkale’den Ege’ye çıkmış ve 15 Ocak 1913 günü Orta Ege’de Siros Adası’ndaki askeri hedefler ile birlikte, fabrika ve barut deposunu 2800 metre mesafeden ateş altına alarak imha etmiş; daha sonra liman önüne yaklaşarak Yunan Donanmasına ait Makedonya kruvazörünü top taarruzları ile nötralize etmiştir. Rauf Bey, Ege’deki harekat süresince gemi personeline fes giydirmeyerek üçüncü ülkelere ait tarafsız gemilerin Hamidiye’yi Osmanlı Devleti dışında bir ülkenin gemisi olarak değerlendirmelerini hedeflemiştir.
Rauf Bey, Siros Adası’na gerçekleştirdiği harekat sonrasında İzmir Körfezi yaklaşma sularında Yunan Donanmasının üstün kuvvetlerle kendisini karşılayacağını değerlendirerek Akdeniz’e çıkmaya karar vermiş; ancak önce doğuya seyrederek Anadolu’ya müteveccihen hareket ediyor izlenimini verdikten sonra, havanın kararması ile birlikte derhal güneye dönerek, düşman kuvvetleri tarafından tespit edilmeden Akdeniz’e çıkmıştır.

Akdeniz ve Süveyş

Hamidiye (1913)
Hamidiye Kruvazörü, lojistik destek ve en önemlisi yakıt (kömür, maksimum kapasite 700 ton) temin etmek için yaptığı çeşitli girişimlerden sonra 19 Ocak 1913 günü tarafsız ülke konumunda olan Mısır’a gelmiş; Mısır Hidivi'nin izni ile Süveyş Kanalı’nı geçmiş; İngiliz Komiserliği’nin muhalefetine rağmen, 29 Ocak 1913 günü karasuları dışına özel teknelerle getirilen kömürü gemiye alarak başarı ile ikmalini tamamlamıştır.
Rauf Bey(Orbay) ikmali tamamladıktan sonra tekrar Akdeniz’e çıkmış; Başkomutanlık Vekaletinin de teklif ettiği Yunanistan’ın Batı limanlarına yönelik nakliyatı engellemek üzere bir plan geliştirmiştir. Harekat planına göre, Hamidiye’nin önce Malta’ya hareket ederek orada kömür ikmali yapması; daha sonra İtalya karasularına yakın seyrederek gizlice Adriyatik’e geçmesi ve daha sonra düşman unsurlarına taarruzlar tertiplemesi öngörülmüştür.
Hamidiye, 14 Şubat 1913 günü Malta’nın La Valetta Limanı’na demirlemiştir. Uluslararası hukuk kaidelerine göre orada ancak 24 saat kalabileceği için makine arızasını gerekçe göstererek limanda 3 gün daha kalmayı başarmış ve 450 ton kömür ikmali yapmıştır. Rauf Bey, mükemmel derecedeki İngilizce dil bilgisi ve diplomasi yeteneğiyle hem İngiliz makamları hem de yerel makamlar ile son derece iyi ilişkiler geliştirmiş; bu sayede gemisine daha kolay lojistik destek temin etmiş ve aynı zamanda limanda uzun süre kalmayı başarmıştır. Bu arada, Hamidiye’nin Adriyatik’te yapacağı muhtemel bir harekattan endişe eden Yunan Donanması, bu bölgedeki kuvvetlerini Ege’den kaydırılan bir zırhlı ve 3 muhriple takviye etmiştir.
Hamidiye Kruvazörü 17 Şubat 1913 günü Malta’dan hareket ederek, 22 Şubat 1913 tarihinde Gazze’ye intikal etmiş ve bir gün sonra Hayfa’ya demirleyerek 395 ton kömür almıştır. Hamidiye’nin limanlardaki lojistik destek temininde bölgede bulunan Erkan-ı Harbiye Umum Reisliği piyade şubesinde görevli Piyade Binbaşı Ömer Fevzi MARDİN Bey çok önemli katkılar sağlamıştır.

Arnavutluk ve Şingin:

Arnavutluk’ta tecrit edilmiş olan Garp Ordusuna ulaştırılmak üzere 50 ton cephane ve 10.000 altını 02 Mart 1913 tarihinde Arvat Adası’nda (Suriye karasuları içinde) teslim alan Hamidiye, 08 Mart 1913 günü Silifke’den ayrılarak, düşman unsurlarına görünmeden 11 Mart 1913’te Adriyatik Denizi’ne girmiştir.
Rauf Bey, 12 Mart 1913 tarihinde karşılaştığı Leros isimli Yunan bandıralı ticaret gemisini, kaptan ve 20 kişilik mürettebatını Hamidiye’ye aldıktan sonra Yunan Donanmasına mevkiini belli etmemek için mahmuzlayarak batırmıştır. Rauf Bey sorguya çektiği Yunanlı kaptandan bir zırhlı ve üç muhribin Korfu’da bulunduğunu, Yunan ticaret gemilerinin Şingin Limanı (Kuzey Arnavutluk)’nda Osmanlı prdularına karşı savaşan Sırp birliklerini takviye etmek amacıyla asker ve cephane boşaltmakta olduğunu öğrenmiştir.
Bu bilgiler ışığında Rauf Bey, önce Arnavutluk’taki birliklere getirmiş olduğu cephane ve altınları teslim etmeyi; daha sonra Şingin’e taarruz etmeyi planlamıştır.
Hamidiye Kruvazörü, Semeni Nehri (Arnavutluk sınırları içinde) deltasına Türk birlikleri için getirmiş olduğu malzemeleri boşaltma işlemine başladıktan hemen sonra, Lonchi isimli bir Yunan Muhribi’nin kendisine 4500 metreye kadar yaklaştığını fark etmiş; bu olay Rauf Bey'i ikinci kez durum değerlendirmesi yapmaya yönlendirmiştir. Boşaltmaya devam ettiği takdirde Yunan Donanması’nın ani bir taarruzuna maruz kalabileceğini ve bu durumda gemiyi ve cephaneleri kaybedebileceğini değerlendiren Rauf Bey, kömür miktarının da azalması nedeniyle derhal Şingin Limanı’na yönelip oradaki silah ve cephane yüklü düşman ticaret filosuna taarruz kararı almış; Şingin Limanı’na yaklaşırken gördüğü askeri çadırlara top taarruzları tertipleyerek ağır hasar verdirmiştir.
Hamidiye daha sonra hızla liman içine girerek, limanda bulunan ticaret gemilerine teslim olmaları yönünde çağrı yapmıştır. Ancak bu çağrılarına karşılık tepelerden ateş açılınca, hem yüksek mevkideki askeri hedefleri ve top bataryalarını hem de ticaret gemilerini hedef alarak yaklaşmaya devam etmiştir. Çatışma sonunda karadaki hedeflerin bertaraf edilmesinin yanı sıra Yunan ticaret gemilerinden altı tanesi batmış; bir gemide de ağır bir infilak meydana gelmiştir. Düşman, cepheleri takviye etmek için sevk ettiği çok sayıda askeri personeline ilave olarak büyük miktarlardaki harp mühimmatı ve lojistik destek malzemesini kaybetmiştir.
Hamidiye taarruzlarını tamamladıktan sonra gemide mevcut 250 ton kömür ile intikal edebileceği limanların mevki ve mesafeler açısından analizini yapmış; Yunan Donanması ile temas kurmamak şartıyla, ancak İskenderiye’ye gidebileceğini hesaplamıştır. Rauf Bey, İtalyan karasularına yakın seyrederek Yunan gemilerine görünmeden Akdeniz’e çıkmış; 16 Mart 1913 günü İskenderiye Limanı’na ulaşmıştır.
Hamidiye Kruvazörü daha sonraki dönemlerde de hem Doğu Akdeniz hem de Kızıldeniz’de birçok görevler icra ettikten sonra 26 Ağustos 1913 tarihinde onarım maksadıyla İzmir’e dönmüştür. Onarımını müteakip, Hamidiye Kruvazörü 05 Eylül 1913 tarihinde İzmir’den Çanakkale’ye hareket ederek, 08 Eylül 1913 tarihinde Haliç’e girmiştir.

Sonuçlar

Bu harekat, gemisiyle birlikte bir komutanın yeterli lojistik destek sistemi ve üs imkânları olmaksızın tek başına planlayarak icra ettiği, gerektiğinde tarafsız ülkeleri de kapsayan uluslar arası hukuk kurullarından en iyi şekilde istifade ederek lojistik destek sağladığı, son derece başarılı aldatma taktiklerinin uygulandığı parlak bir deniz harekatıdır.
Dünyada, Alman Deniz Kuvvetlerine ait Emden, Lowe gibi bu tür akın tipi harekat yapan birçok gemi bulunmasına rağmen, bu gemilerin çoğu harekat esnasında batırılmıştır. Hamidiye ve onun komutanı Rauf Bey, yaptığı bu akın tipi harekat ile Yunan Donanması'nı adeta şaşkına çevirmiş; Yunanlıların sürekli olarak çeşitli yerlere gemi tahsis etmesine neden olarak kuvvet bölünmesi yaratmış; düşman harp potansiyeline ard arda darbeler indirmiş; görevini üstün başarı ile tamamlayarak ana üssüne dönmüş ve aynı zamanda Osmanlı Devleti için son derece kötü geçen Balkan Harbi’nde belki de parlayan tek yıldız olmuştur.
Balkan Savaşı sırasında büyük işler yapan Hamidiye Kruvazörü ve mürettebatının bir başka başarısı da Osmanlı donanması ve personeli hakkındaki olumsuz düşünceleri tersine çevirmesi olmuştur.
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


20-21 aralık 1912 de torpillenen hamidiye baş tarafı suya gömülü istanbula dönmeye çalışırken
*

    M. T.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #10 : Kasım 13, 2013, 18:48:10 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Kızağa Konma:1896 Denize İnme:1896
?
*

    T. A.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #11 : Kasım 13, 2013, 20:34:51 »
1896-1898
*

    E. A.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #12 : Kasım 29, 2013, 09:46:33 »
Tunç korsanım , güzel araştırma ve bilgiler için teşekkürler...
*

    T. A.

Ynt: Tarihi gemiler
« Yanıtla #13 : Kasım 29, 2013, 20:46:25 »
Tesekkur ederim Evren korsanim
Facebookta 1.dunya savaşında görev alan gemilerimize beklerim