Gezgin Korsan
Korsan Kıraathanesi => Güverte Sohbetleri => Konuyu başlatan: Ersin Böke - Mart 04, 2015, 09:09:13
-
Öncelikle.
Postmodern; Yaşamın her alanında Modern düşünce akımına karşı oluşan ve bu akımın eksik ve yanlışlarını inceleyen ve sonrasında olması gerekenler için yeni düşünceler üreten akımın adı.. (kabaca böyle dimi redaktör)
BU yazı, yeni tekne almayı planlayan , ya da yelkenciliğe heves etmiş arkadaşlara farklı bir bakış açısı sunmak için kendi yaşadıklarımdan derlediğim bir yazıdır.
Tekne almaya karar verdiğimde, o kadar bu işlerden anlamıyordum ki ilk satılık ilanını aradığımda adama ne soracağımı dahi bilememiştim.
Baştan belirteyim , yazdıklarımda objektif bir bakış açısı yoktur. Ben artık iflah olmaz bir ahşap tekne sever bir klasikçiyim. Yazdığım her şey ahşap ve klasik tekne yönünde taraflıdır.
Teknik bilgiler vermeye devam edelim. Hani böyle iyice yatmış, ekibi bir tarafta , halatlara iyice asılmış, dalgaları yara yara giden yelkenliler var ya.. videosunu ya da resimlerini gördüğünüz.. Hah işte. Bunlar göründüğü gibi hızlı değiller. En sıkısının hızı 15 deniz milini geçmez( katamaranlar hariç tabii) Yani bu ne demek ? Yaklaşık 30 km/saat demek. Yani evinizdeki bisiklet ile bile daha hızlı gitmeniz mümkündür.
Bu anlamada yarışçı yelkenci arkadaşlarım kızmasınlar ama yelkenli bir tekne ile yarışmak bu nedenle hep komik gelmiştir bana. Hızlı yarış atları yerine kaplumbağaların üzerine binmiş jokey görüntüsü gibi birşey yani.. Hız tutkunu , hırslı ve yarışmacı bir kişilik iseniz yelkenli belkide bu dünyada kullanmanız gereken en son araçtır bana göre.. O yüzden hemen bu sevdadan vaz geçip, bir motorsiklet klübüne üye olunuz , arada bir de arkadaşlarınızın teknelerinde , yarışçı ruhunuzu dinlendiriniz. Siz de artık yazının geri kalanını okumaybilirsiniz.
Yok taktım kafaya illa denizin üstünde olacağım diyor iseniz o zaman nasıl bir kayık alacağınıza karar vermek gerekli. Ama önce tarzınızı bulmanız gerekiyor. Evet klasik bir yelkenli insanın özgürlük ruhunu kamçılıyor. Yelkenci olmak havalı birşey gibi duruyor. Ancak sırf bu hava uğruna yelkenci olunmaz aman diyim.. Aramızda bir sürü gizli yelkenci var .. Aslında motoryat sevdalısı bunlar. ama sırf bu hava uğruna yelkenli almışlar. Sakın siz bunlardan olmayın.
Çok basit bir şekilde belli ederler kendilerini. Bunlarla yelken seyri yaptığınızda eğer yanınızdan bir motoryat geçerse ve bu motoryatın dalgaları yüzünden küfür eden bir yelkenci görürseniz , bilin ki bunlar gizli motoryatçılardır. Kendisi 15 bilemedin 25 beygirlik motoru ile en fazla saatte 6 knot hız yaparken ( 12 km/saat yani hızlı bir yürüyüş temposuna eş bir hız ) yanından son sürat geçen motoryata gıcık olmaktadır. Kafadan gelen rüzgar istikametindeki Yunan adasına en az daha 2 saat yolu varken , motoryatçı 15 dakika hadi bilemediniz yarım saat sonra restoranda oturmuş, kafa çekmektedir bile..
Ne demek istiyorum? Sizin için önemli olan bir yerlere varmak ise yelken size göre değildir pek. Alın bir motoryat ya da sürat teknesi . Olsun bitsin. Hem gerçekten hız yapmış olursunuz. Adrenalin.... Hem de arkadaşlarınızla , sevgilinizle , dostlarınızla denizde gezersiniz. Sadece biraz cüzdanınız kalın olacak . Hepsi bu.. Siz de bundan sonra artık bu yazıyı okumayabilirsiniz.
Yok taktım kafaya ben illa yelkenli istiyorum mu diyorsunuz hala? O zaman hadi diyelim yelkenci camiasına hoş geldiniz.
Burada da dikkat etmeniz gereken birkaç zümre var. Önce seçkinciler.. BUnlar o bölgenin, şehrin , kasabanın ya da her ne ise yelken kulüplerine üyedirler. (aman ha herkes böyle değil tabi) Bunlar yelkenci değil yatçıdır. Yani yat klübü üyesidir. Kendilerine sosyal bir üst statüde tutmak ya da öyle görünmek için buradadırlar. Yelkenlileri muhtemelen marinanın en sıkı yelkenli ve markalı teknesidir. ama ne hikmetse hiç çıkmaz marinadan. Arada bir havuzluğunda arkadaşlar ile sohbet edilir. Eh marina da deniz değilmidir canım? Teknede olmak , denize çıkmak gibi birşeydir onlar için.
Eğer bir yerlerde üst düzey yönetici ya da zengin değilseniz bunlardan çok ta korkmanıza gerek yoktur. Zaten sizi aralarına almazlar.
Cimriler... Bunar en tehlikeli yelkenci sınıfıdır. Yelken kullanırlar çünkü rüzgar bedavadır. Ciddiyim valla var böyle tipler. Mazot parası olmasa çoktan motoryat alacaklardır aslında. Bunları da ayırt etmek çok kolaydır. 14 beygirlik dizel motorunun ne kadar az yaktığından bahseden bir yelkenci görürseniz ahanda bunlardır işte. 14 beygir bir dizel motordan daha tasarruflu hiçbirşey yoktur ve Onlar hala hangi marka daha az mazot yakıyor diye tartışırlar.
Tüm bunlardan sonra geriye işte gerçekten denizin üstünde olmak isteyen , yelken yapmayı seven gerçek yelkenciler ile tanışırsınız ki hayatınızdaki en keyif alacağınız insan topluluğu ile berabersinizdir artık.
Gelelim nasıl bir yelkenli alacağınıza...
- Devam edecek -
-
ben de kafamda benzeri bir yazı kuruyorum, hafta sonu komplo teorileri yapmak için gizlice tapınakta buluştuğumuzda Kerim'e de anlattım.
dur bakalım, yazıları çarpıştıralım, neler çıkacak?
-
;D tamam.. Ama beni de birgün tapınağa götürün.. :D
-
iyi başladı... hadi bakalım keyifli gidecek gibi..
Şu tapınak da neyin nesi... ???
Paralel durumlarımı var ;)
-
Aynı tarikattan mısınız?
-
;D tamam.. Ama beni de birgün tapınağa götürün.. :D
Sadece bakireler kurban ediliyor. Olmaz yani... 8)
-
Katılmadığım noktalar var.
-
Böke yazı güzel, ellerine sağlık. Ancak katılmadığım kısım yelken yarışı kısmında ki düşüncelerin..
Yarışlarda amaç formula pilotları gibi hızlı gitmek değildir bence.. Amaç aynı bir stranç oynar gibi doğru zamanda doğru hamleler yaparak tekneyi en verimli şekilde ileri götürmektir. Örneğin, rüzgar nereden dirise edecek, ne zaman tromola atmalıyım, sağanakları nasıl yakalamalıyım vs vs.. Kısacası hızdan ziyade , doğa ve rüzgar ile mücadele söz konusu burada diye düşünüyorum...
(Hele hele, teknede birde klima olursa tadından yenmez.. Anladın sen onu.. )
-
Belli, yine büyük büyük konuşacak bu tahtacı!!! 9kly3
-
Ersin Korsanım, güzel yazıyorsun, çarpıcı, eleştirel, kışkırtıcı...
Devamını merakla bekliyorum..
Ama yazı ilerledikçe güme gitmesin diye bahsetmek isterim ki, bir koyda dinlenirken hızla koya giren bir motoryatçıya küfretmişliğim çoktur, veya açık denizde suyu yara yara üzerime doğru gelip tekneyi çamaşır makinesi gibi sarsalayan motoryatçıya da... Senin de böyle bir durumda tepki göstermeden duracağına inanmıyorum.
Şimdi ben gizli motoryatçı mıyım? :) hiç sanmıyorum...
Yelken yarışlarına gelince; bir kere bir yarışa katıl sonra konuşalım.. :) sorunun hız olmadığını anlayacaksın..
Sevgiler..
-
Yarış kısmında da aslında paralel düşünüyoruz. Nitekim yelkenciliği de geliştirdiği kesin. Kastım yarışmayı hız yapmak gibi görenler ile ilgili idi. Senin yazdıkların tamamlayıcı olmuş. Teşekkürler.
(Bi gün alıcam sana bi klima..ulen bende daha buzdolabi bile yok.. :))
-
Yelken yarışlarına gelince; bir kere bir yarışa katıl sonra konuşalım.. :) sorunun hız olmadığını anlayacaksın..
abi sen ne dedin. kavgada denmez.
adam ömrü hayatımda şu tatta kayıkla bir yarış yapayım dedi, ne bu Moda koyundan çıkabildi ne de beriki Küçükyalı çukurundan.
-
Tayo Mar ı satıyomuyuz yoksa?
-
Öncelikle.
Postmodern; Yaşamın her alanında Modern düşünce akımına karşı oluşan ve bu akımın eksik ve yanlışlarını inceleyen ve sonrasında olması gerekenler için yeni düşünceler üreten akımın adı.. (kabaca böyle dimi redaktör)
Değil. Redaktör'ün yazısından alıntı:"Postmodernizm, bireyin sürekli olarak kendini varoluşun koşullarına adapte edebileceğini ve herhangi bir ileriye yönelik umuda gereksinimi olmadığını söyler"
Yani gelecekle ilgili bir şey söylemesine gerek yokmuş.
-
Eyüp abi,
Bu forumda en son motoryatçı olacak kişi sensindir herhalde.. :)
Benim kiraladığım yelkenliyi motoryat üstüne sürmüşlüğüm vardır.. :) Ben açık denizde yol alırken bile motoryat dalgasına gıcık olan yelkenciyi tariflediydim. Ee ne yapacaktı motoryat kaptanı ? aman yelkenli var yavaşlayayım mı diyecekti. unutmayalım ki O 'da yelkenciye gıcık oluyor. O süratle giderken cayır cayır parlar egzozundan uçarken , yelkenci bedavadan gidiyor işte..
Yazıya gelince.. Dümdüz mühendis formunda da yazabilirim.. O zaman böyle geyik döndüremeyiz ama.. x():
-
kötü motoryat yoktur, kötü motoryatçı vardır.
keşke imkanım olsa da şöyle7-8m bir motoryatı da finanse edebilsem.
-
Ee ne yapacaktı motoryat kaptanı ? aman yelkenli var yavaşlayayım mı diyecekti.
9 yılda iki kez yanıma gelince yavaşlayan, beni geçince hızlanan motoryat kaptanına rastladım. İkisi de Yunan karasularındaydı. Az da olsa öylesi de var.
-
Yok bu Ersin abi bana taktı :D
Şimdi benim motoryat saatte en fazla 12 mil yapıyo :) normal seyir hızım 7-8 mil , ben genelde sırtı çektiğimden bu 6 millere düşmekte... Şöyle bir yelkenli gördüm mü içim bir hoşnut olmakta , bir ah çekmekteyim :) cimri motoryatçı olarak ; statüm yok... :-[
-
Farklı tip denizciler veya kimin kime "gıcık" olduğu ile ilgili bir yazı...
http://nalanozdemir.com/turistik-kita-sahanligi/ (http://nalanozdemir.com/turistik-kita-sahanligi/)
-
Ee ne yapacaktı motoryat kaptanı ? aman yelkenli var yavaşlayayım mı diyecekti.
9 yılda iki kez yanıma gelince yavaşlayan, beni geçince hızlanan motoryat kaptanına rastladım. İkisi de Yunan karasularındaydı. Az da olsa öylesi de var.
Motoryatı genellikle sahipleri değil kaptanları kullanıyor. Ve motoryat sahiplerinin hep bir zaman sorunu yaşadıkları belli... Kaptanların çoğu da yaranmak için sanırım çevreye verdiği zararı düşünmeden kırıp dökerek yol alıyor..
Son bir yaşadığımdan örnek vermek isterim; Symi darboğazdan çıkarken Bodrum-Knidos tarafından süratle gelen bir motoryat hiç hız kesmeden boğaza girdi, teknede neredeyse kırılmadık bardak kalmadı, içi savaş alanına döndü.. Hele o 4 m lere kadar düşen derinlikte salma vuracak diye çok endişelendim..
Bırak küfretmeyi, teknede ateşli bir silah olsa peşinden sallayacak kadar kızgındım..
-
Yazılan konuda başlık başlık gitmek istemiyorum Ben kendimle ilgili en azından hakim olduğum konu ile ilgili bir bağlantı kurarak fikirlerimi paylaşmak istiyorum ..
Mesajı okuduğum zaman uzun uzun yazacak kadar müsait değildim. O yüzden kısaca katılmadığım noktalar var diye yazmıştım.
Yazının tamamı için değil sadece yarış konusunda bir kaç bir şey yazmak istiyorum.
Benim yaptığım spor dalından ( vücut geliştirme ) örnek vermek istiyorum. Bu konuyu yelken ve yarışçılık ile pekiştirmek yanlış bir bakış açısı doğurmayacaktır diye düşünüyorum.
Ben bu sporu ilk yapmaya başladığımda tabii olarak amatör seviyede ve sadece kilo vermek, biraz olsun fiziksel anlamda daha fazla performans gösterebilmek adına idi. Benim bu sporda gösterdiğim sonuca bakılırsa, o seviyede bir profesyonel ile aynı şartları yaşadığım bu spordan para kazanan insanlardan belki de daha fazla efor sarfettiğim fiziksel ve psikolojik açıdan daha fazla yorulduğum gözükecektir. Peki neden bunca emek ve zaman harcanarak bu seviyede bu spor yapılır. Tabii ki o sonuca ulaşana kadar yapılacak ve yaşanacak şeyler bilgi birikim işin psikolojik boyutu vs.. sonuçta sizi o podyumda 1.olmaktan daha fazla motive ve mutlu eder. Bu alanda uzmanlaşırsınız. En önemlisi kendi fiziksel, psikolojik sınırlarınızı test eder ve vücudunuzun en üst seviyede yapabileceğiniz ve gücünüzü ortaya koyabileceğiniz üst çizginizi belirler. Aslında bir heykel traş düşünün, nasıl bir kayaya şekil verip onu bir şaheser olarak ortaya çıkartıyorsa biz de daha zorunu canlı, yaşayan bir kimliğe uyguluyoruz. Tabii ki bunun mükemmel olması içinde standartları var. Her bu seviyede spor yapan bu strandartlara ulaşamıyor. Sebebi genetik ve psikolojik. Çoğu zamanlarda aşmanız gereken eşikler oluyor. Her hareketiniz durumunuz uyku düzeniniz yemeniz içmeniz bunun için önünüzde duran bir duvar.. Zincirin tüm halkaları tam ve eksiksiz olursa podyumda iş yaparsınız. 6 ay uğraşıp son gece fazladan içeceğiniz ufak bir şişe su sabah kalktığında tüm o uğraşlarınız için bir kabusa dönüşebilir. Şimdi bu kadar uzun uzun yazmamın nedeni ki daha yazacak çok şey bulabilirim, hem Ersin korsanın konusunda yazarken biraz daha fazla düşünüp hakkını verecek bir şeyler yazma duygusu hemde yarışların bu derece bu seviyede sadece hız olarak görülmemesi gerektiği..
Bazı yelken yarışlara katılırsınız sadece o ortamı görmek o savaşa hazır olmak adına hazırmısınız, hazır olabilirmisiniz bunu kaldırabilirmisinizin terazisi olur, kimi yarışlarda ırc 4 gibi daha yavaş veya destek sınıfı gibi.. Bir diğer sınıf IRC1 vardır ki o artık belli bir noktada gerçekten ileri seviye va hata kabul etmeyecek bir seviyedir. Takım içinde herkesin bir görevi vardır. Eğitimde 2 dk içinde baş altından balon yelkeni çıkartıp basıp tekrar toplayan eğitmenler gördüm. Bunu yelken ve yarışçılığa uyguladığımızda şöyle bir sonuç çıkartıyorum.
Nasıl ben bu vücut geliştirme sporunu bu seviyede yaparken vücudumun her yediğim şeye içtiğim, uyuduğum her ana nasıl tepki vereceğini biliyorsam ki bunu normal bir spor yapan kimse anlayamaz, belki olur mu canım ben bir haftada 5 kg veriyorum diyebilir bundan bahsetmiyorum :) yelken sporunda da o seviyede yarış yapmayan kimse o duyguyu nedenini ve sonuçlarını anlayamaz. Aslında yazı içinde anlatılanların sadece fikir alışverişi açısından yazılmış üzerinde fazla düşünülmemiş olduğu izlenimi alıyorum :)
-
Başlığı gördüm, kesin bu konuyu Ersin başlatmıştır dedim ve haklı çıktım :o
okuyayım bakalım neler yazmış !*.
-
Farklı tip denizciler veya kimin kime "gıcık" olduğu ile ilgili bir yazı...
http://nalanozdemir.com/turistik-kita-sahanligi/ (http://nalanozdemir.com/turistik-kita-sahanligi/)
Merem'im, Nalan yine döktürmüş.. :)
Herkes birbirine gıcık haklı ama epeydir foruma girmediği belli ya unuttu da ayrı bir tefrika yayınlayacak "GeKolarda birbirine gıcık" diye... :)))
-
Farklı tip denizciler veya kimin kime "gıcık" olduğu ile ilgili bir yazı...
http://nalanozdemir.com/turistik-kita-sahanligi/ (http://nalanozdemir.com/turistik-kita-sahanligi/)
:D Ha, haaaa! Hatırladım bu yazıyı. Eline sağlık Nalan'ın bir kez daha. 1w5ey8
-
Farklı tip denizciler veya kimin kime "gıcık" olduğu ile ilgili bir yazı...
http://nalanozdemir.com/turistik-kita-sahanligi/ (http://nalanozdemir.com/turistik-kita-sahanligi/)
E çok iyi bu ve diğerleri .. :)
-
Ben İtalya'dan motoryat getirirken ne yaptım..
Pruva pruva kaşılaştığım tüm yelkenlilerden en az 2 mil uzaklarından geçecek şekilde yolumu değiştirdim. Bununla da yetinmedim mutlaka suratimi makul seviyede düşürdüm.
Yetişen tekne olduğum tüm anlarda, hızımı 10 knot cıvarlarına düşürüp öyle geçtim. Eğer şartlar müsait ise yine en az 2 mil açıklarından geçtim.
Her şartta her durumda yol hakkı bende olsa dahi yol hakkını onlara bıraktım.
Marina vb girişlerde her şartta yok hakkını ve manevra hakkını onlara bıraktım, çünkü benim manevra kabiliyetim çok yüksek idi..
Yelkenci olmama rağmen 30 knotla giden bir motoryat içinde, onları kıskanmadım, hiçbir motoryatçının da kıskanacağını sanmam , olsa olsa acırlar diye düşünüyorum..
-
Farklı tip denizciler veya kimin kime "gıcık" olduğu ile ilgili bir yazı...
http://nalanozdemir.com/turistik-kita-sahanligi/ (http://nalanozdemir.com/turistik-kita-sahanligi/)
Muhteşem bir yazı. Paylaşım için teşekkürler MErem korsanım.
Yazarında kalemine sağlık.
-
Vural , sen yelkencisin.. Damdan düşmüşsün yani.. :) Tabi öyle yapacaksın..
Nalan hanımın yazı gerçekten iyiymiş.. ama ben yelkencileri sınıflayacağım birzdan... Bir de şu yarışma konusunu açalım biraz.
Bu arada Barış, bu sporu yaparken protein tozu kullanıyormusun?
-
Kıvanç korsanım sana niye takayım.. :) Sen en çok sevdiğim motoryatçısın...
-
Ben bunlara ad taktım... Deniz magandaları..
Biraz nostalji...
https://m.youtube.com/watch?v=OznbTYDhYCk
-
Vural , sen yelkencisin.. Damdan düşmüşsün yani.. :) Tabi öyle yapacaksın..
Nalan hanımın yazı gerçekten iyiymiş.. ama ben yelkencileri sınıflayacağım birzdan... Bir de şu yarışma konusunu açalım biraz.
Bu arada Barış, bu sporu yaparken protein tozu kullanıyormusun?
Supplementler ek gıda takviyesidir. Protein tozu da çeşitlidir. İhtiyaç olduğu dönemlerde kullanıyorum ..
-
Bu daha güzel... Kıyıya yakın seyirdeyim.. Ama illa o koca gövdesini kıyı ile benim arama sokacak...
http://youtu.be/fpV56DE7xpM (http://youtu.be/fpV56DE7xpM)
-
Kıvanç korsanım sana niye takayım.. :) Sen en çok sevdiğim motoryatçısın...
Teşekkürler... canımsın :)
Geçtiğimiz yakın dönemde bi kaptan 30 feet'lik bir yelkenli'yi akdenizden almış yukarıya çıkarıyordu... Çandarlı körfezini geçince gece seyrinde bir lamba kayıgına kafadan patlatmış ve bizim ''Dikili Balıkçı barınağına'' kapak atmıştı... Benim teknenin iki yanına baştan kara yanaşmışlardı... Bende hergün kendi tekneme yaptığım rutin kontrolde onlara herhangi bir ihtiyaçları olup olmadığı sordum... 4. yada 5. gün kaptan artık onarımı tamamladı ve yola devam edecekler ; ''sen buralı mısın ? '' diye takıldı... Bende evet deyince ; bu işte bir yanlışlık var , sen buralısan buradakiler nereli dedi ,,, ''meğersem benden başka kimse adamlara selam bile vermemiş...
Eeeee adı üstünde balıkçı barınağı... x():
Mehmet Erem korsan'ın ilişikte ki gönderdiği yazıyı okuyunca...''balıkçılar'' bölümünde yüzümde bir tebessüm belirdi ;??^+%%
-
Bu daha güzel... Kıyıya yakın seyirdeyim.. Ama illa o koca gövdesini kıyı ile benim arama sokacak...
http://youtu.be/fpV56DE7xpM (http://youtu.be/fpV56DE7xpM)
Usturmaçalar suda , denizciler görmesin.
-
Bir fikrim geldi...
"DENİZ MAGANDALARI" diye bir başlık açalım...
Herkes karşılaştığı magandaların vidyolarını, resimlerini, teknelerin adlarını, mevkilerini gün-tarih-saat belirterek buraya eklesin...
Madem denizcilik ve yatçılık alanıında söz sahibi bir forum burası, bu magandalar da burada aleme teşhir edilmiş olsun...
-
1)Motoryatlardan (Dikkat motoryatçılar demedim) hiç haz etmem. Ama, bu sevginin sürmesinde tanımadığım bir motoryatçının unutulmaz bir katkısı vardır.
2) Bir yere varma amacını taşımayan seyirler, mutlu etmiyor.Bileyim, 20 gün 20 gece veya 20 dakika yol var, ama şuraya ulaşacağız, mutlu oluyorum. Yoksa, çıkayım, azıcık seyir yapayım, geleyim bir daha bağlanayım, sevmiyorum o işi. Hele bu bölgede. Jogging yapmak gibi geliyor. Mutlu etmiyor. "Jogging yapmak koşmak değil, kendi bedenini koşturmaktır".(Baudrillard)
-
Son bir yaşadığımdan örnek vermek isterim; Symi darboğazdan çıkarken Bodrum-Knidos tarafından süratle gelen bir motoryat hiç hız kesmeden boğaza girdi, teknede neredeyse kırılmadık bardak kalmadı, içi savaş alanına döndü.. Hele o 4 m lere kadar düşen derinlikte salma vuracak diye çok endişelendim..
Bırak küfretmeyi, teknede ateşli bir silah olsa peşinden sallayacak kadar kızgındım..
Eyüp yoldaş,
senin gibi sakin birini bile kızdırdığına göre durum ciddiymiş.
O motoryata ateşli silah işe yaramaz.
Ancak Exocet füzesi iş yapar bu durumda. :-)
-
Bu daha güzel... Kıyıya yakın seyirdeyim.. Ama illa o koca gövdesini kıyı ile benim arama sokacak...
http://youtu.be/fpV56DE7xpM (http://youtu.be/fpV56DE7xpM)
Böyle durumda neden stres yapıyorsun iskele göstermeye başla önüne düş iskele göster
-
Tümay , kıyı ile benim aram 100 metre bile yok.. O daracık yere soktu koca gövdesini.. Onu yapan üzerime de çıkar... Dikkatli seyredersen kıyının kayaları göreceksin.. Bu arada orası Knidos burnu.. Havayı az çok tahmin edersin..
-
Bu örnekteki motoryat kaptanı, dalgayı yandan alıp yalpaya düşmemek için, Vural'ın kayığı sancakta bırakmak istemiş belli ki...
"Zaten dalga var ve zaten sen yelkenlisin devrilmezsin" diye düşündüm diye açıklasa hiç şaşırmam.
Bu arada Knidos burnu ile motoryat arasında kalınca dalganın artacağını öngörmekte yarar var
Usturmaçalar konusuna katılıyorum ;)
Eyüp Ağabey'in durumu ama cidden "çek de vur" dedirtiyor )))
Rahmetli ne gör şeytanı ne oku ihlas derdi...
Nereden buluyorsunuz bu kadar motoryatçı anlamıyorumm )))
-
Rotasını değiştirmeden süratini azaltsa olmaz mıydı ?
-
Öncelikle.
Cimriler... Bunar en tehlikeli yelkenci sınıfıdır. Yelken kullanırlar çünkü rüzgar bedavadır. Ciddiyim valla var böyle tipler. Mazot parası olmasa çoktan motoryat alacaklardır aslında. Bunları da ayırt etmek çok kolaydır. 14 beygirlik dizel motorunun ne kadar az yaktığından bahseden bir yelkenci görürseniz ahanda bunlardır işte. 14 beygir bir dizel motordan daha tasarruflu hiçbirşey yoktur ve Onlar hala hangi marka daha az mazot yakıyor diye tartışırlar.
10 HP Lombardini ve 9 HP pancar var
-
Usturmaçalarım hep aşağıdadır...
Teknede iki köpek olduğu sürece aşağıda durmaya devam edecek...
Neden derseniz...
Birincisi Eğer asarsanız , gizli gizli kemiriyorlar
İkincisi bavaria güverte kenarları dardır, güvertede yürüyemiyorlar..
Tek çözüm , tamamen kaldırmak , yanaşınca asmak, ama onun içinde tembel olmayan biri gerekiyor..
Bulacaz bir çözüm ...
-
Usturmaçalarım hep aşağıdadır...
......................................
Bulacaz bir çözüm ...
Vardavelaya paralel asacak şekilde alt uclarına kanca yapabilirsin. :)
Seyirde kullanır, yanaşırken alt uçları serbest bırakırsın..
-
Usturmaçalarım hep aşağıdadır...
......................................
Bulacaz bir çözüm ...
Vardavelaya paralel asacak şekilde alt uclarına kanca yapabilirsin. :)
Seyirde kullanır, yanaşırken alt uçları serbest bırakırsın..
Alt uca krom karabina en pratik çözüm.
-
Rotasını değiştirmeden süratini azaltsa olmaz mıydı ?
Kesinlikle olamaz..... Misafirlerin seyir konforu bozulur. Aynı sürat teknesinde gaz kesince duruyormuşçasına olan yavaşlama bu teknede de olur ve gövde büyüklüğünden dolayı çalkantıya düşer bu yüzden bardaktaki likitlerin dökülme riski ortaya çıkar.
-
Usturmaçalarım hep aşağıdadır...
......................................
Bulacaz bir çözüm ...
Vardavelaya paralel asacak şekilde alt uclarına kanca yapabilirsin. :)
Seyirde kullanır, yanaşırken alt uçları serbest bırakırsın..
Sevgili dostum, denedim, denemedim değil, işte o an oyun sanıp kemirmeye başlıyorlar...
-
Usturmaçalarım hep aşağıdadır...
......................................
Bulacaz bir çözüm ...
Vardavelaya paralel asacak şekilde alt uclarına kanca yapabilirsin. :)
Seyirde kullanır, yanaşırken alt uçları serbest bırakırsın..
Sevgili dostum, denedim, denemedim değil, işte o an oyun sanıp kemirmeye başlıyorlar...
Acı sprey'i deneyebilirsin kaptan, usturmaçaları bilmem ama teknedeki terlik ve ayakkabıların kemirilmesinden böyle kurtulmuştum.
Günde 2 defa sıkmak yeterli oluyor. 1 hafta içinde bırak kemirmeyi, koklamıyorlar bile..
-
Terlik ve ayakkabı kemirme sorunu yok.. Tüm işleri, fırça , usturmaça, onca halat var teknede dokunmuyorlar..
Aslonda bu sene deneyeceğim, ısturmaca invelerşnin ucuna kanca bağlayacağım, seyre çıktığımda tüm ısturmacaları baş ambara toplayacağım, yanaşırken tek hareketle asacağım.. Bir Fransız bunu yapmıştı..
-
Devam edelim...
Arkadaşları bulduk.. Güzel, şimdi de tekneyi bulmaya geldi.. Rahmetli babamla İzmir Buca da at yarışlarına giderdik. Meşhur bir sözünü hatırlarım . Hep ' at koşmaz jokey koşar ' derdi..
Yelkenli teknede de durum aynı aslında . Nasıl bir yelkenli alacaksınız o önemli değil. Kimden aldığınız önemli. Burada da birçok alım hikayesinde gördüğünüz okuduğunuz üzere özellikle ikinci el bakıyor iseniz tekne gerçekten iyi kullanılmışmı buna bakmak gerekli. Yoksa ufak ufak inanılmaz paralar harcamanız kaçınılmaz oluyor. Daha önce de yazdım. Özellikle gizli bir motoryatçıdan alıyor iseniz armayı mutlaka kontrol ediniz. Yelken açmadan asla ama asla tekne almayınız. Bakımsız bir tekneyi çok uygun bir bedel bile olsa eğer elinizden de iş gelmiyor ise asla almayınız.
Birde arkadaş tavsiyesine aman dikkat. Bizde şöyle bir huy var. Ben yandım başkaları da yansın , ya da kendi tercihinin en doğru olduğunu sanan ve bunu size empoze etmeye çalışanlar. Bu tür arkadaşların tavsiyelerinden uzak durunuz. En acemice kararınız bile emin olun bu empozelerden daha iyi olacaktır. en azından sizin kararınız olacaktır.
Param ziyan olmasın, sıfır ve marka birşey alayım sonra satarım %10-15 altına diye de düşünebilirsiniz. Hemen baştan söyleyeyim. Bu da maalesef doğru bir yaklaşım olmuyor. Kendi içinde mantıklı ancak yelkenli tekne doğru bir yatırım aracı değil ticari anlamda. Biz geçen yıl 41 feet markalı bir tekne alıp, güneyde ciddi bir charter firmasına kiralamayı planlamıştık. Baştan karlı görünmüştü. ancak masraflar çıktıktan sonra kalan para 15 günlük charter teke kirasına filan geliyor. O kadar para bağlamaya değmiyor yani. Üstelik değer kaybediyor. Sonuçta sıradan bir gayrimenkul bile daha karlı bir yatırımdır.Geçiniz.
Kendi teknemi yapayımı da hemen geçiniz. Ömer bile teknesini 3 yılda bitirebildi ise siz hiç bitiremezsiniz. (istisnalar hariç tabii)
Marka ve göze hoş gelen muhteşem yatlara da dikkat ediniz. Son 5 yıldır ciddi büyüyen charter pazarının talepleri doğrultusunda üretilmeye başladılar. Çünkü charter firmaları her iki yılda bir tekne yeniliyorlar ve talep hızla artıyor. Geniş havuzluklu , geniş kamaralı, çift tuvaletli, bulaşık makinalı, romantik abajurlu çok şık tekneler yapıyorlar. Ben de chartere gittiğimde bunlardan kiralıyorum. Otel kıvamında. Ailecek rahat ediyoruz. Koylara da götürüyor. Hafif ve orta havalarda yelken de yapılabiliyor. Yüzüyoruz , yiyoruz içiyoruz çok güzel bir tatil oluyor işte. Bunlar tatil tekneleri.Denizci tekneler değiller maalesef. Sert havalarda sıkıntı yaşamanız mümkün. Detayına girmeyeceğim şimdi. Ama hedef bu ise , yani amaç yelkenden çok ailecek tatil ise ideal tekneler bunlardır. Hafif havada açarsınız koca cenovanızı (genoa filan değil , bildiğiniz cenova.. ) hafif yatırırsınız da .. Dolap dümen başında güzel pozlar , sıcak hava , deniz , faceye filan koyarsınız resimleri. sıkı yelkenci pozları verirsiniz. Arkadaşlarınızla geyikler de çevirirsiniz sanal alemde.. Bütün kış anlatacak hikayeleriniz de olur.
Ama bunun için tekne almanıza gerek yok işte. Kiralayın bir yelkenli ve skipper , hele iki aile giderseniz en iyi tatili en ekonomik şekilde yaparsınız. Siz de artık yazının devamını okumayabilirsiniz.
Gerçi bu tekneleri tercih etmenizin bir nedeni olabilir. Bu teknelerin içi öyle konforlu ki alırsınız bir tane , bağlarsınız şehirde bir marinaya , mis gibi yaşarsınız içinde. ev niyetine. Arada seyir de yaparsınız. Hele biraz gençseniz teknede yaşıyorum ambiansı iş te yapar hani. Havuzukta romantik akşam yemekleri , denizci havaları.. İyidir yani..
Yok emekli iseniz de olur. Karı koca yaşarsınız içerisinde. Üstelik çok ta mntıklı. 50 feet bir yelkenlinin marina kirası , aylık bazda marinanın karşısındaki lükse apartman dairesinden daha ucuz. Fiyatı da .. Üstelik onlar denize karşıdan bakarken siz keyfini çıkarıyor olursunuz. Var böyle yaşayan korsanlar. Şahsen tanıyorum bir ikisini. Çok ta keyifliler.
Devam edecek..
-
Hala biz yokuz?
-
acele etme Ahmet korsanım geliyor... ;)
-
Ahmet korsanım..
Bundan sonrasını okumanıza gerek yok diye diye senden başka okuyacak kimse kalmamış.. :)
Neyse efendim biz devam edelim..
Gelelim tekne fiyatlarına.. Şimdi işin zırt dediği yer burası.. Birçok tekne satış sitelerinde ilanların çoğu profesyonel. Gerçekten de sahibinden satan gittikçe azalıyor. 3 senedir tekne ilanlarına bakarım. Hala satılık duranlar var. İlk ilan bakarken bir iki aylık ilanları eski sanır , onları aramazdım bile. Sonradan öğrendim ki eski ilan iki yıllık olana deniyor. Otomobil gibi değil yani..
Her ne kadar amatör gözüküyorsa da GEKO için de de profesyoneller var. En azından ziyaretçiler. Bir şekilde ve doğal olarak izliyorlar da burayı.. Sonuçta yönlendirebiliyorlar da zaman zaman. Sonuçta tekne fiyatları belli bir seviyede tutuluyor bence. Tekne sahipleri de bu bedelin altında bir fiyat vermiyorlar çoğunlukla. Yerli sanayinin neredeyse yok denecek durumda olması da pazarın bir türlü rekabetçi bir duruma getirmiyor. Birçok yerli firma belli kalıplar dahilinde keyifçi tekneleri yapıyorlar sadece.. Son Boatshow son 10 yılda gördüğüm en sönük fuar organizasyonuydu bana göre..
Neyse , bunlar çoğumuzun malumu zaten. Tekrarlamaya gerek yok..
devam edecek..
-
Ben dükkanı bekliyorum.Devam Ersin Korsanım.
-
Bende.. Ben okuyorum..
Birşey yazsada cevap vereyim diye bekliyorum..
Ama konu bütünlüğü yok.. Nerden başladı, aniden nereye geldi..
-
Devam edelim konuları bütünleyelim.. :)
Yelken yapmaya sevdalanmış , bir yelkenli almak isteyen sevgili potansiyel yelkenci kardeşim.
Bu yazdıklarım benim şahsi görüşlerim. Öyle çok uzun süredir de tekne sahibi değilim . Yazdıklarım de benim doğrularım.
Bir yelkenli tekne sahibi olmak demek özgür olmak demektir. Bir şekilde hiç gitmeyecek bile olsan dünyayı dönebileceğini bilirsin. Yapanlar var. Bence şu dünyada yelken yapmaktan daha keyifli hiç birşey yok. Ancak kuş gibi uçmak daha keyifli olabilir sadece.
Denizde yelken açtığında ,her şeyden öte , doğanın gücünü iliklerine kadar hisseder, O'nunla ahenk içerisinde olduğunda herşeyin ne kadar keyifli olduğunu , ve tüm benliğinle O 'na ait olduğunu anlarsın. Koskocaman bir bütünün parçası olduğunu, aslında nereye ait olduğunu görürsün.
Her şeyin sahibi olmadığını , sadece yeteri kadarına hakkın olduğunu öğrenirsin. Sana yeten kadarını istemek.. Tüm yaşamın temel felsefesi bence bu denge üzerine kuruludur.
İşte yelkenlin seni bu büyülü dünyada olmanı sağlayan bir araçtır. Seni yeni yerlere götüren , yeni insanlarla tanıştıran , deniz denilen o inanılmaz dünyada olmanı sağlayan bir araçtır.
Unutma ki bir kara canlısısın ve ne kadar denizi seversen sev, bir süre sonra karada olmak , İçgüdüsel olarak ayağını toprağa basma ihtiyacı hissedeceksin. Denizde olmak sana karda da daha keyifli bir yaşam sürmene imkan verecek.
demek istiyorum ki kardaki hayatını karda bırakacak, oradaki yaşam alışkanlıklarını denize taşımayacaksın. Teknen de sende denize uyumlu ve yeteri kadar olacaksınız. Binlerce yılda oluşmuş denizcilik kültürününde bu var çünkü.
Kızılmasın ama denizde ve bir yelkenlide olmak kadınların çok hoşuna gitmiyor bence. Kadının içgüdüler doğası gereği güvende olama yönünde olduğundan ve sonuçta deniz güven vermediğinden bir kadını bir yelkenlide ancak belli bir süre tutabilirsin. Yelkenci kadınlar mı? Testestoron seviyelerinin normal bir kadından daha fazla olduğuna bahse girerim.
Sevgilin, Eşin, kız arkadaşın gerçek bir yelkenci ise dünyanın en şanslı yelkencisi olduğun kesin. İnsanın yelken yapmaktan daha çok keyif alacağı tek şey, sevdiği ile birlikte yelken yapabilmektir bence.
Zaten yeteri kadar bir yelkenlide günümüz kadının aradığı konforu da bulmak mümkün değildir. Yani demek istiyorum ki yelkenlini seçerken, eşin ya da sevgilin ya da kız arkadaşın veye kızlarının öyle çokta seninle birlikte yelken yapacaklarını sanıp ta umutlanma . Zaten yapmak isteyecek olanlar da gerçekten denizci bir tekne isteyeceklerdir.
Bir yelkenliyi almaya karar verirken dikkate alman gereken temel kriterler zor denzi ve hava şartlarında teknenin davranışları ile ilgilidir. Hava patladığında unuttuğun bütün duğaları hatırlayacak tam bir inanan olacaksın. :) Bu sırada sana yardımcı olacak tek şey teknenin denize olan uyumudur. Tekneni alırken konforuna değil, denizciliğine bakacaksın.
Bir yelkenlinin en önemli parçası dümeni ve buna bağlı palasıdır. BU nedenle dümen ve palan görülebilir , güverteden müdahale edilebilir olacak. Basitlik temel kuraldır. Yeke her durumda ve her şekilde dolap dümenden iyidir. Basittir. Unutma ki ne kadar çok aksam , o kadar çok arıza ya da sorun demektir.
Kamara ihtiyaçlar içindir. Basit bir mutfak, rahat bir yatak ve tuvalet , harita masası yeterlidir. Bunun dışında bir yelkencinin olması gereken yer güvertedir. Rahat etmen gereken yer kamara değil güvertedir. Unutmayalım ki kötü hava yoktur , kötü ekipman vardır.
Yelkenleri göremediğin ya da rahatça müdahale edemediğin her ekipman gereksiz daha kötüsü tehlikelidir. Bunların başında bimini denen tente sistemleri gelir. Yelkeni görmeni engelleyen tüm sistemler gereksizdir. İlla bir koruma isteniyorsa serpinti körüğü yeterlidir. Yazın geniş şapka ve kış günlerinde bir kayak maskesi aynı işlevi görür. Demir attığında yada marinada bumba üzerine gereceğin bir tente yeterlidir. Üstelik çatı formunda olacağından hem daha mahrem , hem de yağmur v.s. için çok daha iyidir.
Teknenin seyir sırasında her noktası en az havuzluk kadar güvende olmalıdır. Teknenin her noktasına en sert havada dahi hatta özellikle en ser havada ulaşabilir olmalı dahası iş yapabilir olmalıdır. . en azından sert bir havada bir kere furlingin sıkışacak. Ve sen en uca gidip bunu sarmak ya da müdahale etmek zorunda kalacaksın.
Fin salma her durumda kötüdür. Salma özellikle kurşun salam son derece pahalıdır. 11 m. gövde salmalı Bir teknenin salması için gerek duyulan kurşun madeni 30 Bin TL kadar tutuyor. Bu nedenle daha az ağırlığı daha derine indirerek maliyetler ucuzlatılıyor. Daha derin fin salma kıyı seyri için ciddi tehlikedir. Üstelik dümen palasını da korumasız bırakıyor ki bu daha tehlikeli bir durumdur. Fin salma da manevra kabiliyeti artıyor gibi ise de sert havalarda dümen dinlemesi daha zordur. Bir yelkenli için olması gereken salam tipi 'long keel' yani omurga salmadır. Doğru yelken trimi ile dümene gerek bile kalamdan seyir yapabilirsiniz. Üstelik dümen palası bunun bir uzantısı olduğundan , hem palayı hem de pervaneyi korumuş olursunuz.
Bilinenin aksine sonuçta bir tekne için en uygun yapı malzemesi ahşaptır. Bakımı zor koca bir yalandır. ahşap, işlemesi kolay, dolayısı ile işçiliği ucuz , ancak buna karşın son derece dayanıklı mucizevi ve doğal bir malzemedir. Fiberglass seri üretim için uygun , düşük işçilik maliyeti nedeni ile üreticinin size bir dayatmasıdır. Ne komiktir ki öyle bir lobi yaptılar ki piyasada ahşap tekneleri daha ucuza bulabilmek mümkün oluyor. 100 yıl öncesinden kalma ahşap tekneler hala denizlerde. İngilizler 1930 yılından kalma tekneleri hala kullanıyorlar. Oysa 80 li yıllarda yapılmış birçok fiber tekne güneşten kavrulmuş, ve neredeyse dayanımını kaybetmiş vaziyette.
Ahşap bir teknede kendinizi güvende hissedersiniz. Ahşap , özgül ağırlığı ve yüzdürücü özelliği ile tekneler için en uygun yapı malzemesidir. Ahşap tekne alamaktan kaçınmayın. Hiç pişman olmayacaksınız.
devam edecek.
-
oy oy oy..... iş nerelere geldi. Korkarım bu başlık bir haftada 100 sayfa olur.
-
Yalnız ahşabı, kamara gereksizi, güvertede her yere gidilebilmeliyi övüp, övüp de sonunda "TayoMar satılık" derse döverim ben bu Ersin'i... :)
-
Benim tahminimcede Gestapo uygun bir anda bende satılık tekne var diyecek ama,hem seni hemde Bökeyi kendime arkadaş kabul ediyorum,iş patak safhasına gelince ben arabulucu olmaya talip ve adayım.
Saygılar
-
Yalnız ahşabı, kamara gereksizi, güvertede her yere gidilebilmeliyi övüp, övüp de sonunda "TayoMar satılık" derse döverim ben bu Ersin'i... :)
Bakınız konunun başlarına, aynı şeyi sormuştum. Ama bu mahalle baskısına rağmen satmaya niyetlenme şansı yok gibi.
-
Bir yelkenlinin en önemli parçası dümeni ve buna bağlı palasıdır.
...................................................................................
....................................................................................
Doğru yelken trimi ile dümene gerek bile kalamdan seyir yapabilirsiniz.
Ersincim, bir sohbet ortamında konuşur tadında yazdığın sürükleyici yazını okuyorum.
Yazıyı, Redaktör'ün düzeltmesine ihtiyaç olduğu kadar yukarıda alıntıladığım örnekteki gibi bir paragraf içinde çelişkiler de yok değil.. x():
En iyi tekne nasıl oluru öyle tarif ediyorsun ki, bütün yollar Tayo Mar'a çıkıyor sanki, sadece adını söylememişsin.. ;D
-
fin keel ve long keel yanında twin keel adı anılmaya değmez salma türü mü oluyor?
Bir cümle bile kurmaya değmez mi ikiz salma hakkında?
-
Hüseyin korsanım teknen hayırlı olsun,
altından su, havuzluğundan neşe, dümen suyundan adam eksik olmasın.
-
:) Eyüp abi, Dur ben sana bir fıkra anlatayım.. İki çoban dağın tepesinde oturmuş muhabbet ediyorlarmış. Hani hep sorulur ya, biri diğerine sormuş.
-Büyük ikramiye sana çıksa ne yaparsın?
Öteki düşünmeden yanıtlamış heyecanla.
-Her gün soğanın cücüğünü yerim..
Sonra ötekisi sormuş bu sefer sen ne yaparsın diye..
Cevap ta hemen gelmiş. Sinirli sinirli..
- E sen bana yapacak birşey bırakmadın ki..
Bizimkisi de o hesap işte ... Görmedik başka birşey ondan.. :)
-
fin keel ve long keel yanında twin keel adı anılmaya değmez salma türü mü oluyor?
Bir cümle bile kurmaya değmez mi ikiz salma hakkında?
Ayrıca hareketli salma çeşitleri var bir de USO nun salması var.
-
Tayo Mar satılık değil.. Hele son HakanE tehdidinden sonra hiç değil.. :D
daha önce bir kere satılığa çıkarmıştım Tayo Marı.. Sadece foruma duyurmuştum. Daha o gece 3 ciddi teklif almıştım.
Demem O ki , satmak istesem böyle bir yazı yazmaya gerek duymazdım. Tayo Mar bilinen bir teke.12 saat içerisinde satarım Tayo Mar'ı hem de hiçbir siteye ilan vermeden.. :)
-
Recep korsanım, Bana göre twin keel fin keel e göre daha iyi bir salma sistemi. en azından daha kısa. Ama benzer dezavantajlar bunda da var. Gerçi hesapları ona göre yapılmıştır ama tekne yattığında sanki biri iyi görev görmezmiş gibi geliyor bana.
Bu tür salmalarda da çoğunlukla pervane açıkta kalıyor. Dümen palası da öyle..
-
Boke
varmisin iddiaya
Tayo Mar i satiliga cikart
12 saatte satamazsin. :)
-
Boke
varmisin iddiaya
Tayo Mar i satiliga cikart
12 saatte satamazsin. :)
Satar ,satar.Emin ol.
-
12 saatte satamaz sende katil iddiaya.
-
Cenk Korsanım ; yukarıdaki kayıkçı tanımlarında falan yer almayan bir grup var , pusu da sessizce bekliyor.
-
Recep korsanım, Bana göre twin keel fin keel e göre daha iyi bir salma sistemi. en azından daha kısa. Ama benzer dezavantajlar bunda da var. Gerçi hesapları ona göre yapılmıştır ama tekne yattığında sanki biri iyi görev görmezmiş gibi geliyor bana.
Bu tür salmalarda da çoğunlukla pervane açıkta kalıyor. Dümen palası da öyle..
Dünyada Twinkeel diye bilinen, iki yanda dikeyle açılı olarak yerleştirilmiş
iki salma şeklinde açıklanan, bizde ikiz salma denen sistem
sanırım sizin bilgilendiğiniz kaynakta eksik olmalı.
Aşağıda ki resimler kaynağınıza bir katkı sunabilir.
(http://1.bp.blogspot.com/-5ZYDYbocQZ0/UzSuZRrixnI/AAAAAAAAAVg/eHSZMGeMqeU/s1600/2014-03-27-1879.jpg)
(http://4.bp.blogspot.com/-8wpxN1GVUEs/UzSuFzS7lWI/AAAAAAAAAVQ/O35G0ZhGNDc/s1600/2014-03-27-1872.jpg)
(http://2.bp.blogspot.com/-2XEv04nW1sA/UzSugPWuFVI/AAAAAAAAAVo/Na3OtwroOfE/s1600/2014-03-27-1881.jpg)
-
...
Dünyada Twinkeel diye bilinen, iki yanda dikeyle açılı olarak yerleştirilmiş
iki salma şeklinde açıklanan, bizde ikiz salma denen sistem
sanırım sizin bilgilendiğiniz kaynakta eksik olmalı.
Aşağıda ki resimler kaynağınıza bir katkı sunabilir.
...
Bunlar sayılmaz. Bu tekneyi biliyorum ben. Manyağın biri filikadan tekne yapıyor, al dünyayı dolaş. :D Doğru örnek değil yani. :o
-
Sorma Hakan,
en azından bu kayık sayesinde
aday adayı korsanlıktan (Hüseyin Korsan)
bir gömlek üste olan aday korsan titrine sahibim. :-))
-
Batsın bu dünya... bırakın tekne sahibi olmayı,tekneye adım atmışlığımız bile yok ya...... vurun abalıya pardon agız alışkanlığı işte düzeltiyorum Vurun ZENCİ ye. :'(
-
Batsın bu dünya... bırakın tekne sahibi olmayı,tekneye adım atmışlığımız bile yok ya...... vurun abalıya pardon agız alışkanlığı işte düzeltiyorum Vurun ZENCİ ye. :'(
İmza da konuşuyor hani...
-
Ersin Korsanım Bu dükkanı açtın ya;
ne zaman girsem ziyaretçi yok. Sadece tekne işinde zirvedeki üyelerin isimleri var onlarında zaten tahtayla mahtayla işi olmaz diye düşünüyorum.( Hüseyin ve Can Abimlerle beni saymazsanız.Onlarında birinin kayığı yok öbürü de yeni yüzdürmeye çalışıyor. Beni sorarsan iki tahta kayık ve bir tahta evi yaşatmaya çalışan bir garip) Dükkan yanlış yerde mi acaba lokasyon mu yanlış.
-
Batsın bu dünya... bırakın tekne sahibi olmayı,tekneye adım atmışlığımız bile yok ya...... vurun abalıya pardon agız alışkanlığı işte düzeltiyorum Vurun ZENCİ ye. :'(
İmza da konuşuyor hani...
Hüseyin korsanım siz asıl ahmet korsana kızın,
birden fazla teknesi var.
Ahmet korsan dışında da bazı korsanların üçten fazla teknesi var mesela.
Onların yüzünden sizin istihkak güme gidiyor.
-
benim kızmaya hakkım yokki.Bakınız imza :-\
-
Belli, yine büyük büyük konuşacak bu tahtacı!!! 9kly3
Yanılmışım ::) ÇOK BÜYÜK konuşuyor!!! 8)
Fikrine karşılık fikrimdir; boş konuşuyor!!! x():
Ağızdan ağıza sakız olmuş, nuh nebiden kalma, günümüzden kopuk jargonları dizeliyor. O yetmezmiş gibi, bir de bunlardan sonuç çıkarıyor. Üstüne üstlük sonuçlarını da dayatıyor. :o :o :o
Diyeceğim o ki; Erken!!! daha erken! Moda koyundan dışarı çık! Sonra başka teknelere bin, dolaş.
Eyüp abiye takıl, bir yarışa katıl.
Bir swan' a, bir amel' e, bir ip' ye, bir x yacht' a, bir open70' bin... Olmadı kürek sandalına bin.
Sonrasında TayaMar'ı satarken üzerine dolar mı veririsin, japon yeni mi istersin bilmem... :o :o :o
Bir de gözlem iyidir, ama çok zordur gözlem yaparken görmek istediğini görmekten bağımsız bakabilmek. Yoksa hep soğan cücüğü...
Cenk öpüyorum! ;) :o :o :o
-
Öle deme. Ömer...
Baksana Ayvalık'tan nasıl çıkış alınır onu araştıryor..
-
Öle deme. Ömer...
Baksana Ayvalık'tan nasıl çıkış alınır onu araştıryor..
Ayvalik'tan cikis Turyol yolcu motorlari ile gidis donus 20€
-
O zaman kesin Midilli' den teslim diye sahibindene koyar tekneyi! :o :o :o
Öle deme. Ömer...
Baksana Ayvalık'tan nasıl çıkış alınır onu araştıryor..
-
Ahhh ahhhh! Geçmişte bir tekne daha Ayvalık' ta bu şekilde satılmıştı... Geçmiş tekkerrür edecek yine belli ki! :'(
-
Ömer , ben yaşadıklarımdan kendi adıma gözlemler yapıyorum ve yeni tekne alacaklara en azından , eksik ya da doğru , haddim de değil aslında görüşlerimi paylaşıyorum. Baştan da taraflı olduğumu, çok tecrübeli bir yelkenci olmadığımı da söylüyorum üstelik. Bunların benim şahsi görüşlerim olduğunu da söylüyorum. Yani kimseye bir dayatma yapmıyorum..
Söylediklerimde yanlışlar varsa ki olabilir , sen de bunları daha deneyimli bir yelkenci olarak yorumlarsın. Ya da yorumlamazsın.. Geyik yaparsın . Ona da kabul..
Bunlar benim görüşlerim. Genelden biraz farklı. Ben kullanığım tekneyi bilerek almadım. Çok hoşuma gitti ve fiyatı da iyiydi ondan aldım. Ama benim için başlı başına bir serüven oldu. Olmaya da devam ediyor. Her bir özelliğini keşfettiğimde heycanlanıyor, keyif alıyorum. Bunları da dikkat çekici bir üslupla yazmaya çalışıyorum. Benden başka yazan olmuyor zaten.
Ahmet korsanımın dediği gibi okunmuyor bile. Olsun ben zaten tekne sahipleri için yazmadım ki bunları. alacak olanlara fikir vermeye çalışıyorum mümkün olduğunca.
Kaldı ki 120 bin Euro vermişsin gidip 41 feet fuarden bir marka tekne almışsın , ya da ikinci el.. Sonra biri çıksın bunlar iyi değil desin. eksik ya da fazla.. Her halde ben de gıcık olurdum doğal olarak..
deneyimli bir yelkenci ve tekne yapmış birisi olarak..
Long keeel mi iyidir Fin keeel mi..
sen de tecrübeli yelkenci ve tekne yapan birisi olarak görüşlerini yaz. Benim yanlışlarım ortaya çıksın .. Daha ne..
-
Long keeel mi iyidir Fin keeel mi..
Semi long keel :-[
-
Atar yapma Ersin Kardeş, bizde fikrimizi yazıyoruz.
Böyle büyük lafların altı daha dolu olsa diyoruz. De' me dersen demeyiz.
Long keeel mi iyidir Fin keeel mi..
İyi?...... İşte böyle bir sorunun doğru cevabı olmayacağını biliyorum ben. İnşallah gelecekte sende öğrenirsin.
Yolun aydınlık olsun.
-
İyi niyetsizsizsiniz. İlk yorumdan son yoruma kadar. Amaç yeni tekne alacaklara yol gösterip göstermemek, ahşap mı beyaz mı iyidir doğrusunu veya hangi durumda doğrısudur bulmak değil. O kisve altında kimin kimle açık ya da üstü kapalı derdi, gıcıklığı, sorunu varsa tekne-deniz bahanesiyle ortaya sürme yeri olmuş. Biz de oltaya gelip giriyoruz kıymetli birşey var mıdır diye, meğer hasanla hüseyinin şahsi konusuna girmişiz..
-
Kime, ne demek istediniz?
İyi niyetsizsizsiniz. İlk yorumdan son yoruma kadar. Amaç yeni tekne alacaklara yol gösterip göstermemek, ahşap mı beyaz mı iyidir doğrusunu veya hangi durumda doğrısudur bulmak değil. O kisve altında kimin kimle açık ya da üstü kapalı derdi, gıcıklığı, sorunu varsa tekne-deniz bahanesiyle ortaya sürme yeri olmuş. Biz de oltaya gelip giriyoruz kıymetli birşey var mıdır diye, meğer hasanla hüseyinin şahsi konusuna girmişiz..
-
İlkay bey , Ömer Kırcal , son derece saygı duyduğum çok iyi bir yelkencidir. Bırakın yelkenciliğini, bu forum sayesinde tanıdığım, sevdiğim, teknesine misafir olduğum kabul ederse arkadaşım diyebileceğim , Daha iki gün önce beraber yelken yapmak için aradığım , sözleşmiş gibi denizde karşılaştığım ,şakalaştığım öğrenecek şeylerim olduğuna inandığım bir kimsedir.
anlayacağınız , aramızda bir sıkıntı söz konusu değildir. Yazımın başında da iflah olmaz bir ahşap tekne sever olduğumu, görüşlerimin yanlı olabileceğini, yanlışlıklar da olabileceğini baştan belirtiyorum. Kimseye de akıl öğretmek haddim de değil. Sadece yazılanlara cevap verilsin diye iğneleyici bir üslup kullandığım oluyor, hepsi bu. Böyle bir dil kullandığım zaman karşılığında iyi niyetli olmadığım gibi yorumlardan çok daha hoş olmayanlar ile karşılaştım.
İyi niyetli olmadığımızı söylemeniz biraz haksızlık olmuş. en azından Ömere..
-
Dostlar arası benim alanım olmaz. Araya girdiysem de affola. Ama "oo nefis konu" diye girip aynı sohbeti görünce "hay allah" diyor insan. Ben diğer konulara geçeyim, bölmeyeyim..
-
estafurullah.. Sevgiler.. :)