0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #15 : Eylül 05, 2019, 21:03:58 »
Aldıklarımı Ebabil'e bıraktıktan sonra on metre ileride  Cemil'in yanına gidip oturdum. Cemil hala uyuyordu. Etrafı seyre koyuldum. Dere yatağındaki bağlanma yerine giren bir jetskinin dalgaları Ebabil'i yerinden oynatıp kıyıdaki kayalara vurdu. Gidip önce hasar var mı diye baktım. Gözle görülür olan sadece oluşan çiziklerdi. Amerikan bezini alıp o kayaya sardım. Böylece Ebabil daha fazla çizilmedi. Ayrıca yerinden oynamaması için çıpayı güçlendirdim. Baştan kıçtan omuzluklardan aldığım ek halatları irili ufaklı kayalara bağlayıp Ebabil'i sabitlemeye çalıştım. Tabii bu söylediklerim dört beş ayrı zamanda yapıldı.

Cemil uyanınca belediye tesisinden yiyecek ve içeceğimizi aldık, keyfini sürdük. Harcama biraz yüksek gelse de Türkbükü'nde olduğumuzu hatırladık. Olmadığından değil, dışarıda harcanan paranın ziyan olduğunu düşündüğümden pek harcama yapmamaya çalışırım. Harcadığımı satın aldığımın değil de mekanda bulunmanın bedeli olduğunu düşünürüm. Yoksa bana göre en kötü ev yemeği dışarıda yenen en iyi yemekten daha faydalıdır.

Karın doyurma işi bitince çay aldık. Çay taze ve lezzetliydi. Cemil : "Türkbükü'nün denizini beğenmedim, kirlilik var." 

Topa girmemeye çalışıyorum. Girersem yapacağım konuşmanın  uzunluğundan dolayı ben bile usanacağım.

Çicekler, böcekler derken akşam oluyor. Cemil'le birlikte sahil yolunda balıkçı barınağına doğru yürümeye başlıyoruz. Kadınlar, erkekler yavaş yavaş sahildeki restoranlara yöneliyorlar.

Bazı karşılayıcılar  (Ne diyeceğimi bilemedim. Host mu deseydim?) bizi selamlıyor ve içeriye girmemizi ümit ediyor gibiler. Tabii selamı alıp oralı olmuyoruz.

Akşam vakti yaptığımız kadınlı erkekli lokantalı bu hoş göz banyosundan sonra plaja geri dönüyoruz. Cemil çadırını kuruyor, ben Ebabil'e geçip yatıyorum. Her zaman olduğu gibi kısa sürede uykuya dalıyorum. Bir ara seslere uyanıyorum. Gece hayatı başlamış olmalı. Sonra uyumayı sürdürüyorum.
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett
*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #16 : Eylül 06, 2019, 17:18:12 »
Sabah şafak vakti olmasa da erken uyanıyorum. Cemil kalkmış bile. Günaydın deyip toparlanıyoruz. Uzun seyirlerde yaşanan onca yorgunluğun üstüne Orsa 1'de veya Ebabil'de her sabah yenilenmiş olarak kalkmak bana mucizevi bir lütuf olarak görünmeye devam ediyor. Çünkü deniz hayatının  tersine kara hayatına geçince yüz seksen derecelik bir performans düşüklüğü yaşıyorum. Daha az enerjili, daha yorgun, daha edilgen, özellikle İstanbul'dayken...

Deniz hayatı derken seyir anılarımı yeni okumaya başlayanlarımız için biraz açıklamak gerekebilir. Kapalı bir mekanı olmayan bir yüzer nesnenin üzerinde yol alıp onun üstünde uyumak... Tabii ki güneş ve yağmura karşı korunmak için bir tente lazım. 

Toparlandıktan sonra belediye tesislerinde servisin açılmasını beklerken telefonlarımızı şarj ediyoruz. Zamanı gelince taze çayımızü içip seyre koyuluyoruz.

Kürekle yarım gomina kadar açıldıktan sonra rüzgar olmasa da mizana yelkeni ve ön direk ön yelkenini basıyorum.

Türkbükü koyunda biri diğerinden büyük iki tane ada var. Koyu ortalayıp çıkarken önce küçük sonra büyük olan ada olmak üzere  ikisi de Ebabil'in iskele tarafında kalıyor.

Küçük adayla aynı hizaya gelince rüzgar karşıdan esmeye başlıyor. Bir önceki günden bir saat önce...Bu da yan koya kürekle geçme planını alt üst ediyor. Geçen sene bu yelken kombinasyonuyla, üstelik dümen olmadan hafif bir havada orsa gitmenin verdiği ümitle hafif sancak yapıp yelkenlerin rüzgarla dolmasını sağlamaya çalışıyorum. Ana ııh, olmuyor. Orsaya girmiyor.

Kürekle iskeleye manevra yapıyorum yine olmuyor. Ben de rüzgarı apazdan alıp küçük adaya yaklaşıyorum. Adalar civarında rüzgar yok gibi. Hiç olmazsa rüzgar direnci olmadan kürek çekerek ilerleriz. Her iki adayı da geçip koydan çıkıncaya kadar bu ümit hayat buluyor.

Sonrasında iskele tarafından yaklaşan motorla seyir halindeki guleti görüyoruz. Görünüşe göre rotalarımız çakışıyor. Yani çatışma riski var. Çok dikkatli bir şekilde onu takibe alıyorum. Yol hakkı bizde olmasına rağmen küçük olan biz olduğumuz için daha çok risk altında olan biziz.

Buradaki temel sorunlardan biri guletin kurallara uyup uymayacağı. Ama hangisini yapacak bilmiyorum. Bilsem ona göre  davranacağım. Günhan reisin hediye ettiği düdüğe var nefesimle üfleyip düdük sesiyle beni farketmelerini umuyorum. Olmuyor!

Risk büyüyor. Son anda gulette o sırada gözcülük yapan birinin olmayabileceği, hatta guletin otopilotla yol alıyir olabileceği aklıma geliyor. Cemil'e haykırıyorum : "Kürek çekmeyi bırak!"
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett
*

    Çevrimdışı Alp Coşkun

  • * Gezgin Korsan
  • 154
    • Yaşadığı Şehir
  • Ankara
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #17 : Eylül 06, 2019, 17:36:44 »
F5 tuşu şimdi elimde kalacak...
*
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #18 : Eylül 06, 2019, 17:49:11 »
Enes, tam da burada kesilir mi? Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #19 : Eylül 07, 2019, 11:31:03 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
F5 tuşu şimdi elimde kalacak...

 😊
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett
*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #20 : Eylül 07, 2019, 11:32:05 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Enes, tam da burada kesilir mi? Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Öyle denk geldi. Özür... 😊
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett
*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #21 : Eylül 07, 2019, 13:06:09 »
Gulet yaklaşıyor ve pruvamızdan geçiyor. Köprüde üç kişi var. Ayaktalar. Ayrıca  havuzlukta  dört beş kişi... Köprüdekiler kendi dünyalarında gibiler.

Gulet geçtikten sonra biraz daha ilerliyor, sonrasında Gündoğan yönüne doğru dümen tutup kürek çekmeyi sürdürüyoruz.

Yan koydan önceki burna ulaştık, geçmeye çalışıyoruz. Rüzgar galip geliyor. İlerleyemiyoruz. Aklıma gelen fikri hemen uyguluyorum. Pruvadaki halatı alıp suya atlıyor ve kıyıya, kayalıklara doğru yüzüyorum. Boya geldiğim noktada kanoyu yürüyerek çekecek, burnu o şekilde aşacağım. Bu arada Cemil kürek çekmeyi sürdürüyor.


Arasam da boya geldiğim bir yer bulamıyorum. Başarısızlık...Bunun üzerine  kanoya çıkııyorum. Geri dönüp burunda kuytu bir yer buluyoruz. Kanoyu baştan kara yapıyorum. Ben kayalıkların üstünde Cemil kanonun üstünde bir süre dinleniyoruz.


İkinci kez girişiyoruz. Kanoyu bu sefer karadan çekerek sevk edeceğim.  Cemil dümen tutacak. Yavaş yavaş ilerliyoruz. Bu arada deniz trafiği başlıyor. Oradan geçen fiber tabanlı şişme bir bot yardım teklif ediyor. Nazikçe geri çeviriyorum. Bir süre sonra oradan geçen büyük bir motor yatın dalgasıyla kontrolü kaybediyoruz. Dalga kanoyu alıp kayanın üstüne oturtuyor.

Kano başka bir malzemeden imal edilmiş olsa paniğe kapılabilinirdi. En fazla kayanın sivri uçları kanonun tabanını delmiştir diye düşunüyorum. Tamamen su dolsa da batmaz. Denesem de kanoyu kayanın üstünden alamıyorum.

Bunun üzerine bir dalganın gelmesini bekliyorum. Dalga kanoyu kaldırdığı zaman kanoyu ileri itip kurtaracağım. Ama kano bana doğru gelip yıkabilir veya kano inerken ayaklarım kanoyla kaya arasında kalıp ezilebilir. Bundan başka bir kötü durum senaryosu aklıma gelmiyor. Uygun dalga gelince kanoyu kurtarıyorum. Sanki bu tür bir kurtarmayı defalarca yapmışım. Ama bugünkü başarısızlığa bir ikincisi eklenmiş oluyor.

Bugün bu burnu geçeceğim! Nihai başarısızlık bir seçenek değil!

"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett.

Samuel seni bir bulursam...

« Son Düzenleme: Eylül 07, 2019, 13:17:26 Gönderen: Enes Save »
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett
*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #22 : Eylül 09, 2019, 16:21:32 »
Cemil'e anlatıyorum, o uyguluyor. Pruvadaki halatı çözüp iskele tarafında pruvaya en yakın olan   tutamağa bağlıyor. Böylece çekeceğim halat Ebabil'le açı oluşturacağından ben halatı, dolayısıyla Ebabil'i çektikçe Ebabil'in salmaları denizin suyuyla iş birliği yapıp  bu çekişe direnip karaya paralel şekilde ilerleyecek. Cemil'in dümenle düzeltme yapmasına da gerek kalmayacak.

Tekrar deniyoruz. Her şey iyi ilerliyor. Ta ki bir başka büyük motoryat dalgası Ebabil'in kıyıya paralel konumunu bozana kadar...

Üçüncü başarısızlık... Günlük yaşantımda her ne kadar rahat kıyafetler giysem de takım elbise giymek çok hoşuma gider, kendimi daha havalı ve iyi hissederim.


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Sevgili arkadaşım ve mentörüm Gülümser'le bir konferans sonrası resmimiz.

Bankacıklıkta buna lacileri çekmek denirdi.  Bu sefer giyeceğim elbise farklı, başarısızlık elbisesi. Üzerime cuk oturdu ve Türkbükü'nü geçene kadar üstümde duracak.

Elbise her tarafımı sarıyor. Tüm benliğimle hissediyorum. Tenimin gözenekleri açılıp onu içeri alıyor. Değişik bir duygu. Hiç sevmediğim bir yemeği, örneğin baklaýı yemek gibi. Olsun bunu hissetmeli, tadını çıkarmalıyım.

Burnun korunaklı bölgesinde baştan kara, kıçtan çıpa bağlanarak akşamı bekliyoruz. Oraya yakın demirleyen motoryatın kaptanının yardım etme teklifini geri çevirmeyip dingisinin yedeğinde Türkbükü'ne geri dönüyoruz.
« Son Düzenleme: Eylül 09, 2019, 16:31:24 Gönderen: Enes Save »
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett
*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #23 : Eylül 09, 2019, 21:53:16 »
Akşam olduğu için Ebabil'le halk plajının denize girme alanının içine girip demir atıyorum. Karaya  çorba içelim diyoruz. İkinci markete giden yolun sağındaki lokantada aradığımızı buluyoruz. Çorba çeşidi olarak sadece mercimek çorbası var. Çorbanın gelmesi uzun sürse de buna değiyor. Çorba nefis.

Sonrasında belediye tesislerine gidip çay içiyoruz. Çay yine taze ve lezzetli. Demek bu standardı tutturmuşlar.

Sohbet sonrası yine ben Ebabil'e, Cemil çadıra...

Edinilen deneyimler akılda tutularak  bir sonraki gün şafakla birlikte kalkıp kürek tahrikiyle seyre koyuluyoruz. Önce burnu sonra komşu koyu geçiyoruz. Sonra bir burun daha. İkinci koy küçük ve koyun iki burnunun arasındaki sanal hat ile sahil şeridi arasindaki uzaklık kısa olduğundan ister istemez yazlıklara bakıyoruz. Ülkemiz insanının her konuda fikri var. Biz de onlardan olduğumuzdan yazlıklarla ilgili  yorum yapmakta gecikmiyoruz :

- Beyaz olanları beğenmiyorum. Çevrenin yapısına uymuyor. Elbiseni  üstündeki lekeler gibi görünüyor.

- Evet haklısın. Taş olanlar harika. Hem göze patlamıyor hem daha güzel görünüyor.

Bodrum evleriyle ilgili bu sıradaşı (!) yorumu yapmanın verdiği  tatmininle koyun uzaktaki burnunu aşıp Gündoğan koyuna giriyoruz.

Hedef Gündoğan limanının yanındaki sığlık. Ancak zamansız başlayabilecek hakim rüzgarı düşünerek rotayı uzatıyorum. Koyun ilerideki burnunun birkaç gomina soluna doğru kürek çekiyoruz. Oraya varınca tek nefesle derin su dalış antrenmanı yapan bir ekip görüyoruz. Ekibi geçer geçmez iskele yapıp pruvayı limana çeviriyoruz.

Sonrasında kah rüzgarla kah kürekle limana yaklaşıyor,d emir atmayı planladığım alanda teknelerin kıçtan kara bağlı olduğunu görünce çözümsüz kalıyorum. Limanın bize göre sağının  halk plajı olduğunu, Ebabil'i kıyıya çekemeyeceğimizi anlıyoruz. Plajın deniz alanının dışına yaklaşık on altı metreye demir atıp halatla doksan metre kadar kaloma veriyorum. Dip deniz çayırıyla kaplı görünüyor. Yani çıpanın dibe tutunması daha zor. Buna verilen kalomanın yetersizliği eklenince çıpanın tutmama olasığı artıyor. Fakat uygun bir "b"planım yok. Zinciri İstanbul'a götürdüğüm  için kendime bir kez daha kızıyorum. Zincir olsaydı demir tarama gibi sorunum olmayacaktı.

Cemil uzanıyor. Bir süre sonra uyuyor. Ben de öyle. Uyandığımda rüzgarın sertleştiğini fark ediyorum. Bir süre sonra Cemil uyanıp karaya çıkıyor. Ben karaya akşam çıkacağım. Demir tararsa diye Ebabil'in başında kalmam şart.

Etrafı seyre koyuluyorum. Koya girerken gördüğüm Hobie katamaranda küçük öğrencilere uygulamalı yelken eğitimi veriliyor. Yakın tarafta minik bir kız çocuğu yine kendisi gibi minik bir rüzgar sörfüyle bir süre gidiyor, sonra düşüyor. Kimi zaman eğitmeni botla yanına gidip onu ve rüzgar sörfü takımını alıp yeniden başlaması için başlangıç noktasına geri götürüyor. Bu sürekli böyle oluyor. Samuel aklıma geliyor. Bazen kızsam da onun haklı olduğu gerçeği değişmiyor : "Daha iyi yenil." veya bir başka deyişle : "Citius, fortius, altius."

 Bir bebek yürümeye başlamadan önce kaç kere düşer?

Çevreyi izlerken akşam oluyor. Demir alıp Ebabil'le kıyıya gidiyorum. Cemil bana bir şezlong getiriyor. Biraz sohbetten sonra kalkıp bir marketten sarı leblebi alıyorum. Ben gelene kadar Cemil şarap şişesini açmış, boş küçük pet şişeyi ortadan kesip iki bardak haline getirmiş. Sohbetle birlikte şarabımızı yudumluyoruz. Cemil ertesi gün dönecek. Ebabil ve ben baş başa kalacağız.
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett
*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #24 : Eylül 09, 2019, 22:19:25 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Gündoğan ve Ebabil
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett
*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #25 : Eylül 10, 2019, 16:26:28 »
Şafakla birlikte kalkıyorum. Bakıyorum, Cemil hala uyuyor. Uyandırmamaya özen göstererek toparlanıp seyre koyuluyorum. Tabii yine kürekle...

Rota Tilkicik limanı. Ağır ağır koyun dışına çıkıp iskele tarafına dönüyorum.

Pruvayı Yalıkavak yarımadasının açığındaki fenere doğru tutmaya özen gösteriyorum. Fenere varırsam Yalıkavak'a geçip bir gün kazanabilirim. Tabii olmuyor. Rüzgar başlayınca apaz seyriyle Tilkicik limanının Yalıkavak yarımadası tarafındaki küçük bir koyuna geçiyorum.  Umduğumdan az planladığımdan daha iyi bir noktaya vardım.

Önce demir atıyorum. Zemin kayalık olduğu için halat dipte kayalara sürtünerek kopabilir. Bu yüzden baştan ve kıçtan kıyıdaki  kayalara doğru yaklaşık on ikişer kulaç halat çekip iyice geriyor,  tabiri caizse Ebabil'i  hamak gibi asıyorum. Çıpa dipte sigorta olarak duruyor.

Sonra kıyıya çıkıp dinlenmeye çekiliyorum. Kıyıdaki çam ve okaliptüs ağaçları gölge yapıyor. Keyfim yerinde.

Bir süre sonra arabayla bir aile geliyor. Bir baba, iki kızı ve damattan oluşan bir aile. Küçük olan kız henüz ilkokul çağında değil ve öksüz. Yalıkavak'ta yaşıyorlar. Bunları onlarla yaptığımız sohbet sırasında öğreniyorum.

Baba küçük kızını kısa bir süre Ebabil'le gezdirip gezdiremeyeceğimi soruyor. Hava şartlarının olumsuzluğunu açıklarken kendimi kötü hissedince babanın telefon nunarasını istiyorum. Yalıkavak yarımadasını dönüp baba kızı sabahın rüzgarsız bir saatinde gezdireceğim.

Ertesi gün Yalıkavak tersane önünde demirleyip babayı telefonla arıyor, bir sonraki gün sabah onları beklediğimi söylüyorum. Baba gelemeyeceklerini, önemli olanın niyet olduğunu söyleyip teşekkür ediyor.

Bir süre sonra demirlediğim yerde tonozda duran yelkenlinin sahibi geliyor, selamlaşıyoruz. Kısa bir sohbetten sonra kendisinin ayrılacağını sadece bu gece için orada bulunacağımdan tonozuna bağlanabileceğimi söylüyor. Sevinçle kabul edip teşekkür ediyorum. Yelkenlinin adı Viola. Tonoz şamandırasının üstünde de aynı isim yazılı.

Akşam olunca yatıyorum. Şafakla büyük güne başlayacağım.
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett
*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #26 : Eylül 10, 2019, 16:29:33 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Tilkicik limanında bir koy
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett
*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #27 : Eylül 11, 2019, 04:38:18 »

Güzel ve sessiz geçen geceden sonra şafakla birlikte tonoz yerinden avara olduk. Rota Yalıkavak'tan çıkarken solda kalan yakın ada, sonra onun batısındaki en yakın ada, son olarak da Gümüşlük.

İkinci adayı sancak baş omuzlukta bıraktığımızda uzakta Akyarlar tarafından gelen biri gulet olmak üzere iki teknenin yaklaştığını gördüm.

Bir yandan kürek çekiyorum diğer yandan pür dikkat bu iki tekneyi ve çevremi gözlüyorum.

Önce gulet geliyor. Çatışma kaçınılmaz görünüyor. Çünkü kürekle guletin önünden çekilmek olanaksız. Düdüğü ağzıma götürüp çalıyorum. Ayrıca küreğimi sallıyorum. Yelkenim de açık  Gözle görünür olmama rağmen guletin yönünde bir değişiklik yok. Acaba benle dalga mı geçiyor? Çarpışmanın son anına kadar bekleyip ona göre denize atlayacağım. Neyse guletin manevra yaparak kaçması olanaksız hale gelmeden biri  farkedip köprüye giderek dümendekini uyarıyor. Gulet dümeni kırıp  geçiyor. Biraz  daha hayattayım. On dakika sonra aynı durum diğer tekneyle yinelense de özel yelkenli teknedeki  kaptan daha önce farkettiğinden selam verip geçiyor.

Sonrasında rüzgar başlıyor, yelkenimi dolduruyor. Ben günün başında Gümüşlük'e kadar gitmeye razıyken geniş apaz gelen rüzgar Gökova'ya girme hayali kurmamı sağlıyor.

Turgutreis'in karşısında ince uzun bir ada var. Rotamı değiştirip adanın batı tarafından dolaşıp yolu uzatsam mı? Yoldan biraz kaybetsem de sonrasında karlı çıkarım. Çünkü ada rüzgarımı kesemeyecek.

Rotayı değiştirmiyorum . Bunu da adayı gectikten bir süre sonra yavaşlayan rüzgarla yavaşlayıp ödüyorum.


Rüzgar bir süre sonra yeniden hızlanıyor. Akyarlar'a girmeyi düşünsem de vazgeçiyorum. Akyarlar'dan hemen sonra iskele yapıp dönüyorum. Bodrum'a giden rotada hemen soldaki koya gireceğim. Ama olmuyor. Demirdeki gezi tekneleri geçişimi engellediğinden yelkeni indirip demir atmak zorunda kalıyorum.

Bulunduğum nokta rüzgarın bir oradan bir buradan dönüp vurduğu son derece rahatsız edici bir yer. Demir alıyorum. Yeniden hareket ediyorum. Rüzgar sertleştiği için yelkeni tam basmıyorum.

Tekrat hareket ettikten yaklaşık beş dakika sonra  uzaktan TCSGK botu beliriyor. Düşündüğüm gibi bana geliyor. Çok hızlı ve yakın. Aniden yavaşlayıp yanımda duruyor. Bu arada botun dik dalgaları gelip Ebabil'i havalandırıyor. Ebabil şaha kalkmış at gibi yükselip güm güm suya vuruyor. Bottaki asker :

- "İyi günler efendim. Yardıma ihtiyacınız var mı?"

-"İyi günler. Varsa su rica edeyim."

Bu, neredeyse bu gibi durumlarda benim repliğim oldu. Su hayattır. Suyum olsa bile bu yüzden isterim.
Kepçenin içine kapalı su bardaklarından koyup uzatıyorlar. Teşekkür ediyorum. Selamlaşıp ayrılıyoruz. Selam olsun 3 numaralı TCSGK botuna.

Yoluma devam ettikçe dalgalar büyüyor. Aralıklarla  üçer üçer gelen dalgalar başlıyor. Bunlar Güllük Körfezindeki dalgalardan daha büyük. Zaman zaman dümen tutmakta zorlansam da Ebabil"in durumu iyi. Rüzgarın biraz azalması  ve Ebabil'e olan güvenimin artması üzerine yelkeni tam basıyorum . Ebabil hızlanıyor. Dümen tutmak artık çok kolay. Ebabil dalgalarla sevişiyor. Sonunda Ebabil'le ikimiz su oluyoruz. Deniz oluyoruz. Keyfimize diyecek yok.

Kara Adaya iyice yaklaştık. Adaya paralel seyrederken girip geceleyeceğimiz bir yer bakınıyorum. Bir ara başımı kıçtan gelen denizlere çevirince dev dalgaların bize doğru gelişini görüyorum. Ama Ebabil bunları umursamıyor. Artık bir lodos fırtınasında sınavdan geçmeyi hak etti.

Kara Adanın güneyinde bir koya sapıyorum. Düdüğümü öttürüp orada demirde olan teknelerden yardım istiyorum. Bir dingi gelip beni kıyıya kadar çekiyor. Çeken denizcinin adı Boris. Dünya turunda mısınız, hangi ülkedensiniz diye soruyor. Hayır, ama hazırlanıyorum. Túrkiye. Ben ona teşekkür ederken bir şeye ihtiyacım olursa teknelerine olduklarını söylüyor.

Sonraki gün Çökertmeye varıyorum. Samarkand Bodrum guletinin kaptanı Erol beyin yardımıyla lokantaların olduğu yerin denizden bakınca solundaki koya demirliyorum. Bir sonraki gün de o koyun yanındaki Mandıra Filozofu koyuna...

Yardımları için TCSGK 3 numaralı botuna, Gülümser Özharar'a, Hakan Erim'e, Sailing Kalamari Yacht Club'a ve sayısız denizciye teşekkürler. Kuşlar birbirlerinin kanatları ardında uçarlar.
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett
*

    Çevrimdışı Enes Save

  • * Gezgin Korsan
  • 634
    • Sosyal Ağ Hesapları
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #28 : Eylül 12, 2019, 13:40:37 »
Çökertme

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett