Gezgin Korsan

Hobiler ve Eğlence => Gastronomi => Konuyu başlatan: Zafer Dedeoğlu - Kasım 20, 2012, 10:51:48

Başlık: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Zafer Dedeoğlu - Kasım 20, 2012, 10:51:48
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.

Ne verirlerse.. .

Onu yiyeceksiniz.

*
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz. ..
Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli...
Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran...
İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.

*
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için...
İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan!
Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu.
Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.

*
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak?
İstanbul'un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir'de, Antalya'da, Adana'da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye...
İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız...
Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?

*
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun...
Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun...
Ne işe yaradı senin pazara gitmen ?

*
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi... Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!

*
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun.. .
Brüksel lahanası yiyerek mi AB'ye gireceğini sanıyorsun?

*
Çin'den bal getiriyorlar mesela...
Taaa Arjantin'den, Meksika'dan bal getiriyorlar.
Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan... İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin !
Ben iddia ediyorum...
Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli'de, Pervari'de terör bile azalır, terör bile.

*
Uzatmayayım.

Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
*
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA'sını değiştirdi!

*
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.

*
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz...

Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Hakan Erim - Kasım 20, 2012, 11:19:05
Bunu bir İzmirli yazmış. Üsluba da bakarsak Yılmaz Özdil olabilir. Doğru mu?
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: İlhan Güven - Kasım 20, 2012, 13:16:19
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bunu bir İzmirli yazmış. Üsluba da bakarsak Yılmaz Özdil olabilir. Doğru mu?

Kesinlikle! :-*
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Sanem Çırak - Kasım 20, 2012, 16:08:05
Bunu yazan kişi için üzüldüm,nasıl bir çevrede yaşıyorsa...
Bizim ailemiz içinde dört üniversite mezunu nu barındırıyor,mütevazi sayılacak bir mahallede oturuyoruz,küçük bahçeleri olan evlerde.Sizlere kısaca neler yediğimizden bahsedecegim,değerli zamanınızı çalmazsam eğer;
Mahallemize senelerdir gelen yakın köylerden bir sütçü,sebzeci var.Sütümüzü ondan alır kaynatarak bir miktarını yoğurt,bir miktarını tatlı,bir miktarını konsantre süt,bir miktarını da içmek için kullanırız.
Olurda süt kesilirse;lor haline getirip içine ilave ettiğimiz yeşillikler,bazende çörek otu,kırmızı pul biber ile tatlandırır,kahvaltılık olarak kullanırız.
Kışlık hazırlıklarımız da domates sosları,çeşitli sebzelerin ev yapımı konserveleri,erişte,ev makarnası,tarhana,kavut,buğday,nohut,fasulye haşlamaları bulunur.Ekmeğimizi normal ekmek,bazen bazlama,bazen yufka,bazen yulaflı,cevizli,zeytinli olarak genelde evde yaparız.Fırınlarda ve pastanelerde kullanılan unların kalitesini ve üretim esnasındaki temizlik koşullarını bilemediğimiz için;pasta,börek,kurabiye,poğaçalarıda çocuklarımızla kaliteli zaman paylaşımı vesilesi görür,sohbetler,müzik dinleme eşliğinde yapar,komşularımız yada misafirlerimizle afiyetle yeriz.Sebzeleri ve meyvaları mevsiminde ve yerel olmasına özenerek tüketir,sera ürünü almayız.
Sirkemizi,reçellerimizi,turşularımızı kendimiz yaparız.Denizci olduğumuz için deterjan yerine
soda,sirke,karbonat, arapsabunu kullanırız.Kola yerine hoşaf,komposto,limonata,ayran evyapımı değişik bitki çayları,pekmez in kırk çeşide çevrilmiş hallerini içeriz.Kısacası,
Saglığımız İçin bize ne verilirse Onu YEMİYORUZ!
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Sanem Çırak - Kasım 20, 2012, 19:22:50
Bide unutmadan,bahçeye hatmi çiçeklerini eşimiz elleriyle dikti t*"y+...
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Erol Yapıcı - Kasım 20, 2012, 19:32:32
Ama siz annaneden tarif almışsınız :). O yazı tarif almayanlar için idi. Yani, büyük çoğunluk için :-\
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Sanem Çırak - Kasım 20, 2012, 20:04:55
Tarifleri internetten Türkçe,İngilizce,İtalyanca,Çince,Rusça olarak alıyoruz genelde;)
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Noyan Bakır - Kasım 21, 2012, 01:00:19
Kavut ne acaba?
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Sanem Çırak - Kasım 21, 2012, 08:55:05
Buğdayı iki şekilde hazırlar ve saklarız;
1.Haşlayıp buzdolabı poşetlerinde yassılaştırıp üst üste dizerek;bunu aşurede,yoğurt çorbasında,ayran aşında,analıkızlıda,ekşili köftede kullanıyoruz
2.Kavurup,un haline getirip kavanozlarda;bunu da kullanacağımız zaman tereyağıyla karıştırıp kahvaltıda,börek ve özelliklede baklava içinde kullanıyoruz.Kavutla reçel yemenin keyfine doyum olmaz :D
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Zafer Dedeoğlu - Kasım 21, 2012, 08:57:31
Yazı Yılmaz Özdil'in

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12872471.asp (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12872471.asp)

Kavut : Buğday, arpa ,dut unu olarak geçiyor farkli sitelerde
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Sanem Çırak - Kasım 21, 2012, 09:33:31
"kavrulmuş"
Kavurma işlemi buğdayın fırında çevrilerek eşit bir şekilde rengi kızarana kadar devam eder.Sonra mikserde un haline gelene kadar çekilir.Kavanozlara konup saklanır.
Trabzon taraflarında bu mısırla,Tokat taraflarında dutla yapılıyor.Bir diğer yöntemde unları kavurup içine tereyağı ekleyerek olsa da gerçek "kavut" olmuyor.
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Sanem Çırak - Kasım 21, 2012, 09:46:08
Tabii ki toplumun bir kesimi ne harcadığını,ne yaşadığını bilmeden şuursuzca yaşıyor,bu özellikle metropollerin anaforlarıyla yükselenlerde,tüm topluma maletmemek gerekirdi,ülkemizde ayağı yere basan insanlar çoğunlukta bence.
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Özden Oğul - Kasım 21, 2012, 10:30:52
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Tabii ki toplumun bir kesimi ne harcadığını,ne yaşadığını bilmeden şuursuzca yaşıyor,bu özellikle metropollerin anaforlarıyla yükselenlerde,tüm topluma maletmemek gerekirdi,ülkemizde ayağı yere basan insanlar çoğunlukta bence.

Çok iyimsersiniz. :)
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Sanem Çırak - Kasım 21, 2012, 15:49:54
İstatistiklere göre;
"Türkiye’deki 20-64 yaş grubundaki her 100 kadından ancak 29,7’si işgücüne katılıyor. AB ülkelerinde ise bu oran yüzde 62,3’e kadar yükseliyor. Kadınların işgücüne katılımında Türkiye, bütün AB ülkelerinden geride kalıyor. Ortalaması yüzde 62 olmasına rağmen birçok AB ülkesinde çalışabilecek yaştaki kadınların yüzde 70’inden fazlası işgücü içerisinde yer alıyor."
Bu kadın çalışan kadın nüfusunun çok az bir kısmının kendi geleneklerine sahip çıkamadığını,fiziksel yada ruhi gücünün yeterli olmadığını,yada metropol yaşamının anaforundaki yükselişin zamansızlaştırma,ıssızlaştırma etkisi altında savrulduğunu varsayarsak "çok" ekini kaldıralım,ülkemiz adına iyimserim,kadınlarımızın analık duygusunun yüksekliğiyle gurur duymaktayım,toplumumuzdaki erkeklerin kadına kol kanat geren,mutfakta dahi yardımcı olan sorumluluk duygularına ve hatta demokratlıklarına hayranım.Aile olgumuzu yitirmeyişimiz,kadının ve ailenin desteklendiği ve saygın bulunduğu,toplumu oluşturan bireylerin konu üzerinde hemfikir olduğu bir toplumda azınlıkların şahsi yaşam tarzlarının fedakarlık ve sabırla seçici yaşayan,kaliteyi temizliği para harcayarak değil tevekkül(yetinme) ve helal(temizlik) bilinciyle okuyarak geliştiren insanların kul hakkına girmek olarak nitelendiriyorum."Permakültür"adı altında batı toplumlarının bizim zaten sahip olduğumuz bu değerleri eser miktarda kopyalayıp bize enjekte etme çabalarını da hayretle izliyorum.
Tabii ki "diyet" adı altında metabolizmalarımız allak bullak edilmek istenecek,vücudumuz kadar olağanüstü bir fabrikanın her bireyde farklı özelliklerde olduğu unutturulup, kendi iç sesimizin hangi besini arzuladığına kulaklarımız,beynimiz,şuurumuz kapattırılmak istenecek,ürün yeşleştirmelerle nefsimize kılıçlar çekilecek ama iyimserim tabiiki bizim çocuklarımızda aynı bizler gibi;seçebilen,farkında olan,kısacası;
                                                    "Sadece İNSAN"
olarak yetiştiler,yetişecekler.
                                 

Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Anil Yılmaz - Mayıs 08, 2018, 11:24:54
Benim TC de iken karidesler kostige batmadan alinan Hoskoy, saraplar Murefte, beyaz peynir Malkara, sucuk Hamitabat, konserveler Gelibolu, zeytinyagi Havran, hanim Ukraynali :) vs. vs. neyse iste.. demem o ki icinde biraz merak olan bir insanin, birinin bile gostermesine gerek kalmadan olaylarin membagina inmesi cok da zor degil.. o yuzden fazla karamsar olmamak lazim..

haberdar olmak ve zaman ayirabilmeye kaliyor is.. Izmir e dogru yola cikan kimse Gelibolu da "bir sonraki vapura binsem ne olacak, Yaksi konserveden biraz alisveris yapayim, sohpet edeyim" demiyor.. vapura yetisme derdinde.. veyahut Ayvacik da bir kasaba girip "oglak alayim" demez.. halbuki oglagin son yeri ve en ucuzu orda.. 3-5 km iceri girip 10 dakika kaybetmiyor..
Edremit ten Havran a bir sapilsa, Atilla Cobanoz zeytinyaglari Turkiye nin en iyilerinden.. Havran parkinda bir Turk kahvesi 1.5 TL ve birakin 8-9 liralik bulasik sularini, hayatimda ictigim en iyisiydi.. Yarim saat zaman kaybini goze alinca ne hatiralar kaliyor.. 1 yillik zeytinyagi da ucuz sekilde bagaja yukleniveriyor..

Ukrayna ya gelice isler tabi degisiverdi.. denizinden kalkan ve bunlar cikiyor ;

Pelengas (sari kefal) - kilka (Ayvalik papalinasi gibi ama kuzey baligi oldugundan daha yagli, dolayisiyla leziz) - kum baligi (bildiginiz kum baligi, TC de agza surulmez ama burda yeniyor :) ) - Moyva

(https://i.resimyukle.xyz/1NJ1P0.jpg) (https://resimyukle.xyz/resim/1NJ1P0)

Bunlar cografyanin sunduklari.. bir de detaylar var; yamacin karpuzu, dagin cilegi vs gibi :)
misal cografya burda oglak-kuzu vermiyor, domuz veriyor.. nazarimda da bu et lokum.. hele ki kucukbas hayvanin en cok hareket eden yeri oldugundan dolayi en leziz yeri olan ensesini afiyetle..

(https://i.resimyukle.xyz/ez84BU.jpg) (https://resimyukle.xyz/resim/ez84BU)

 neyse.. demem o ki cografya adami esir alir tamam ama insan, meraki ve gayretini birlestirdigi an kacip kurtulabilir ondan..
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Metin Bodur - Mayıs 08, 2018, 14:02:24
Herkese merhaba;

Beslenme ve Diyet Uzmanı olarak bu konu ile ilgili bir çok yazabilirim buraya ama "hastalık yoktur hasta vardır " düşüncesinden yola çıkarak bu tür bilgilerin kişiye özel olması gerektiğini düşünüyorum. Ama madem konu beslenmemizle alakalı, temel besin öğemiz olan SU ile ilgili daha önce hazırlamış olduğum bir yazıyı buradan paylaşmak isterim özellikle sıcakların arttığı bu dönemde.


--- SU ---

Su, yetişkin bir insan vücudunun %65–70’ ini oluşturmaktadır. Bu oran bebeklerde %85’  e kadar çıkabilmektedir.  Vücudumuzu oluşturan organların bünyesinde bulunan su oranları incelendiği zaman beyin, kalp, böbrek ve kasların %75’  inin, kanın %83’  ünün, karaciğer ve akciğerin ise %86’  sının su olduğunu görüyoruz. İnsan vücudunun bütün fonksiyonları yeterli miktarda suyun içilmesi ile sağlanabilmektedir.  Vücudumuzun büyük bir kısmını suyun oluşturduğu ve fonksiyonları göz önüne alınırsa ‘  SU’   Yaşam Kaynağımız’   dır demek mümkündür. 

: Suyun Fonksiyonları :
   
1* Böbrek: Böbrekler vücutta sürekli olarak kanı süzer. Organizmanın yaşamsal faaliyetlerinin devamını sağlayan kimyasal reaksiyonlar neticesinde oluşan ve tamamı suda çözünen üre, ürik asit ve laktik asit gibi zararlı atıkları toplayarak idrar torbasına gönderir. Yeterli miktarda suyun olmadığı zamanlarda ise böbrekler işlevini yerine getirebilmek için daha önceden kullanmış olduğu kirli suyu tekrar kullanmak zorunda kalır ve atıkları uzaklaştırmak için daha çok çalışır. Bu durumda insanlar daha uzun aralıklarla idrar boşaltma ihtiyacı duyarlar ve idrar boşaltma daha uzun sürer. Günlük su ihtiyacının uzun süre giderilmemesi durumunda ise böbrekler kalıcı zarar görebilir. Ayrıca; günlük su ihtiyacını düzenli olarak karşılayan kadınlarda idrar yolları enfeksiyonu riskinin çok azaldığı saptanmıştır. Bununla birlikte su ihtiyacını tamamen karşılayan insanlarda böbrek taşı oluşumunun yavaşladığı ve azaldığı tespit edilmiştir. 

2* Karaciğer: Karaciğerin insan vücudundaki en önemli fonksiyonu depolanmış yağları enerjiye dönüştürmektir. Vücuda yeterli su alımı olmadığı takdirde vücuttan atılması gereken metabolik atıklar böbrek tarafından atılmamakta ve bu görevi karaciğer yapmaya çalışmaktadır. Bu durumda karaciğere daha fazla yük binmekte ve vücutta yağ depolanma oranı artmaktadır. Özellikle rejim yapan kişilerin normalden daha fazla su tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Bunun temel nedeni; kilo kaybı süresince insan vücudunda normale göre çok daha fazla atık oluşmaktadır. Bu atıkların tamamen uzaklaştırılması ve yine karaciğerin düzenli olarak fonksiyonlarını devam ettirebilmesi ancak içilecek yüksek miktardaki su ile sağlanabilmektedir. Ayrıca içilen bir bardak su, rejim yapan kişilerdeki açlık hissinin bastırılmasını sağlayacaktır. Bu sayede karaciğer direkt olarak vücudumuzda depolanmış olan yağları enerjiye dönüştürerek yok edecektir.

3* Terleme: Terleme mekanizması vücudumuzun sürekli olarak aynı sıcaklıkta kalmasını ve bu sayede hayatın devamını sağlamaktadır. Her gün yetersiz miktarda su tüketimi doğal olarak terlemeyi azaltacak ve organizmamızın sıcaklık dengesinin bozulmasına neden olabilecektir.

4* Akciğerler ve Solunum: Solunum işlevimizin düzenli devam edebilmesi için akciğerlerimizin nemlilik düzeyinin sürekli aynı kalması gerekmektedir. İnsan vücudunun akciğer solunumu yoluyla günde ortalama 1 litre su kaybettiği ve kaybedilen bu suyun tekrar içilen su vasıtasıyla ikame ettirildiği bilimsel çalışmalar sonucunda ispatlanmıştır.

5* Beyin: Beyin dokularının %85’  i sudur. Vücuda yeterli su alınmaması durumunda beyindeki enerji üretim seviyesi azalmaktadır. Bunun sonucu olarak da depresyon ve kronik yorgunluk belirtileri sık sık görülmektedir. 

6* Sindirim Sistemi: Suda çözünen asit ve enzimler, midede gıdayı homojenize akışkan hale getirmekte ve sindirimin diğer aşaması olan bağırsaklara göndermektedir. Ancak, yeterli suyun bulunmaması halinde gerekli suyu bağırsaklardan alır ve kabızlık rahatsızlığı ortaya çıkar. Yeterli miktarda suyun vücuda alınması ile bu rahatsızlık ortadan kalkmaktadır.  Günlük su ihtiyacını düzenli olarak gideren bayanlarda kolon kanserine yakalanma riskinin çok azaldığı bilim adamlarınca deneysel olarak ispat edilmiştir.

7* Vücudun Su Toplaması: Vücuda sürekli yeni su girişi olmadığı zamanlarda vücudun kendini koruma mekanizması ortaya çıkmaktadır ve ilk alınan suyun bir kısmını belirli bölgelerde toplamaktadır. Bu da vücutta, özellikle ayaklarda, bacaklarda ve ellerde ödem denilen şişlikleri oluşturmaktadır. Ancak düzenli ve yeterli miktarda su girişi olduğunda vücut, su toplama mekanizmasına ihtiyaç duymamaktadır. Vücudun su toplamaması için, bol miktarda su içmek gerekir. Ayrıca diyet yapıyorsanız, dikkat etmeniz gereken bir nokta da şu ki, yakılan her 100 kalori için, en az 4 su bardağı suya ihtiyaç duyulmaktadır. Su miktarında azalma oldukça, vücutta depolanan yağ miktarı da artmaya başlamaktadır. Bunun nedeni; böbrekler yeterli miktarda su almazlarsa, iyi çalışmazlar. Bu görev de karaciğerin olur. Karaciğer böbreklerin görevini üstlendiğinde ise daha az yağı enerjiye dönüştürür. Bu da zayıflamayı son derece olumsuz etkiler. Vücut özellikle geceleri su almadığı için, sabahları uyandığınızda hemen 1 bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz.  Öğle ve akşam yemeklerinden önce içeceğiniz 1 bardak su iştahı bastırıp, mideyi doldurur ve sindirime iyi gelir. Spor yapmadan önce içilen 1 bardak su da yine metabolizmayı çalıştırırken, kas glikojeninin tükenmesinin önüne geçer. 

8* Susuzluk Refleksi (Susadığınızı anladığınız an geç kaldınız demektir):Ağız kuruluğu aşırı su kaybının bir sonucudur ve vücuttaki birçok oluşumun sekteye uğramaya başladığını belirten bir sinyaldir.  Vücuttan su alımı olmadan %3’  lük bir su kaybı ciddi sağlık problemlerine, %15’  lik su kaybı ise ölüme neden olabilmektedir. Su alımının yeterli olmadığı zamanlarda vücut su ihtiyacını karşılayamaz duruma gelir ve beyin susuzluk hissini oluşturur. Bu olayın zaman içerisinde sık sık ortaya çıkması durumunda ise susuzluk mekanizması tam olarak çalışmaz hale gelir. Buna ek olarak susuzluk hissi yaş ilerledikçe azalmaktadır. Bu da yine yaşı ilerlemiş insanlarda aşırı su kaybına neden olmaktadır. Vücuda yüksek miktarda su alımı başladıktan bir süre sonra susuzluk mekanizması tekrar çalışmaya başlayacaktır. 
Washington Üniversitesi’  nde yapılan bir araştırmada; diyet yapan deneklerden %100’  ünde 1 bardak suyun bile, gece geç saatlerde açlıktan dolayı duyulan ‘  kazınmaları’   tamamen giderdiği görülmüştür.
Su eksikliği gündüz duyulan yorgunluğun bir numaralı nedenini oluşturmaktadır.
Yapılan ön çalışmalar günde 8-10 bardak içilen suyun, sırt ve eklem ağrısı çekenlerin %80’  inde bu ağrıları ciddi oranda azalttığını ortaya koymaktadır. Buna karşılık günde 5 bardak su içilmesi bağırsak kanseri riskini %45 ve ek olarak göğüs kanseri riskini %79, mesane kanseri riskini ise %50 oranında  azaltabiliyor.
Son yıllarda özellikle diyet listelerinin baş köşesinde yer alan suyun, vücudumuz ve hayatımızı sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmemiz için büyük önem taşımaktadır. İnsan yapısı, yemek yemeden 4 hafta yaşayabilirken, su içmeden yaşayabilme süresi sadece 3-4 gün kadardır. İnsan bedeninin 2/3’  ü sudan oluşurken, her insanın kendini zinde hissetmesi için günde 2. 5 litre suya ihtiyacı bulunuyor. Eğer vücutta az su bulunursa, kan yoğunlaşıyor ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden oluyor.  Fakat içtiğiniz su miktarı çok aşırıya kaçarsa, bu da vücut için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çünkü; böbrekler aşırı çalışır ve sık sık tuvalete çıkmanıza neden olup, vücudunuzdaki kalsiyumun atılmasına neden olur.

Suyun rahatlatıcı etkisi …
Günün tüm yorgunluğundan ve stresinden arınmanız için yapmanız gereken en önemli şey; şöyle bol köpüklü bir banyo. Suyun rahatlatıcı etkisi, aslında sandığımızdan çok daha fazla…
Japonya’  da banyo yapmak törensel, kutsal bir havada gerçekleştirilir. Banyo küveti, içinde bütün ailenin         
buluştuğu, küçük bir havuza benzer. Önce vücutlarını iyice sabunlayan Japonlar, daha sonra durulanır ve
ardından sıcak su dolu bir havuzda, bir saat dinlenirler. Çünkü; Uzakdoğu’  nun bu sağlık düşkünü insanları,
banyonun rahatlatıcı etkisini keşfetmeyi başarmışlardır. Sizin anlayacağınız su sadece temizlenmek için değil
arınıp yenilenmek ve yorgunluktan kurtulmak için de birebir…

ÖNEMLİ NOT :
Her sabah elinizi yüzünüzü yıkarken 2 bardak su için (hiçbir şey katılmamış), her öğle ve akşam yemeğinden
önce 1 bardak, sonra 1 bardak su için ve her gece yatağa gitmeden önce 1 bardak su için. Bu kesinlikle
içilmesi zorunlu olan sudur. Onun dışında aralarda bol bol su için.       


Umarım kimseyi sıkmamışımdır..


Metin BODUR
S/Y LEE


Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Hakan Erim - Mayıs 08, 2018, 14:57:11
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Herkese merhaba;

Beslenme ve Diyet Uzmanı olarak ... beyin, kalp, böbrek ve kasların %75’  inin, ...



5* Beyin: Beyin dokularının %85’  i sudur. ...

Son durum nedir? Beynin ne kadarı su?
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Emin Alp Alayunt - Mayıs 08, 2018, 16:33:15
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Herkese merhaba;

Beslenme ve Diyet Uzmanı olarak ... beyin, kalp, böbrek ve kasların %75’  inin, ...



5* Beyin: Beyin dokularının %85’  i sudur. ...

Son durum nedir? Beynin ne kadarı su?

Hakan yaşlandıkça sulanma artıyor bilirsin , bir de fazla mevkii bu işe yol açıyor uzak dursak iyi olur... Metin  paylaşımın için teşekkürler benim de kendi meslek yaşamımda önemsediğim bir konudur...
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Erol Yapıcı - Mayıs 08, 2018, 17:20:06
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Herkese merhaba;

Beslenme ve Diyet Uzmanı olarak ... beyin, kalp, böbrek ve kasların %75’  inin, ...



5* Beyin: Beyin dokularının %85’  i sudur. ...

Son durum nedir? Beynin ne kadarı su?

Şaane bi orta ama... forumda siyaset yasak x(): x(): x():
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Hakan Erim - Mayıs 08, 2018, 22:19:18
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
...
Şaane bi orta ama... forumda siyaset yasak x(): x(): x():

 :D
Başlık: Ynt: Ne verirlerse.. .Onu yiyeceksiniz.
Gönderen: Mehmet Cem Özen - Mayıs 09, 2018, 14:21:50
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Herkese merhaba;

Beslenme ve Diyet Uzmanı olarak bu konu ile ilgili bir çok yazabilirim buraya ama "hastalık yoktur hasta vardır " düşüncesinden yola çıkarak bu tür bilgilerin kişiye özel olması gerektiğini düşünüyorum. Ama madem konu beslenmemizle alakalı, temel besin öğemiz olan SU ile ilgili daha önce hazırlamış olduğum bir yazıyı buradan paylaşmak isterim özellikle sıcakların arttığı bu dönemde.


--- SU ---

Su, yetişkin bir insan vücudunun %65–70’ ini oluşturmaktadır. Bu oran bebeklerde %85’  e kadar çıkabilmektedir.  Vücudumuzu oluşturan organların bünyesinde bulunan su oranları incelendiği zaman beyin, kalp, böbrek ve kasların %75’  inin, kanın %83’  ünün, karaciğer ve akciğerin ise %86’  sının su olduğunu görüyoruz. İnsan vücudunun bütün fonksiyonları yeterli miktarda suyun içilmesi ile sağlanabilmektedir.  Vücudumuzun büyük bir kısmını suyun oluşturduğu ve fonksiyonları göz önüne alınırsa ‘  SU’   Yaşam Kaynağımız’   dır demek mümkündür. 

: Suyun Fonksiyonları :
   
1* Böbrek: Böbrekler vücutta sürekli olarak kanı süzer. Organizmanın yaşamsal faaliyetlerinin devamını sağlayan kimyasal reaksiyonlar neticesinde oluşan ve tamamı suda çözünen üre, ürik asit ve laktik asit gibi zararlı atıkları toplayarak idrar torbasına gönderir. Yeterli miktarda suyun olmadığı zamanlarda ise böbrekler işlevini yerine getirebilmek için daha önceden kullanmış olduğu kirli suyu tekrar kullanmak zorunda kalır ve atıkları uzaklaştırmak için daha çok çalışır. Bu durumda insanlar daha uzun aralıklarla idrar boşaltma ihtiyacı duyarlar ve idrar boşaltma daha uzun sürer. Günlük su ihtiyacının uzun süre giderilmemesi durumunda ise böbrekler kalıcı zarar görebilir. Ayrıca; günlük su ihtiyacını düzenli olarak karşılayan kadınlarda idrar yolları enfeksiyonu riskinin çok azaldığı saptanmıştır. Bununla birlikte su ihtiyacını tamamen karşılayan insanlarda böbrek taşı oluşumunun yavaşladığı ve azaldığı tespit edilmiştir. 

2* Karaciğer: Karaciğerin insan vücudundaki en önemli fonksiyonu depolanmış yağları enerjiye dönüştürmektir. Vücuda yeterli su alımı olmadığı takdirde vücuttan atılması gereken metabolik atıklar böbrek tarafından atılmamakta ve bu görevi karaciğer yapmaya çalışmaktadır. Bu durumda karaciğere daha fazla yük binmekte ve vücutta yağ depolanma oranı artmaktadır. Özellikle rejim yapan kişilerin normalden daha fazla su tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Bunun temel nedeni; kilo kaybı süresince insan vücudunda normale göre çok daha fazla atık oluşmaktadır. Bu atıkların tamamen uzaklaştırılması ve yine karaciğerin düzenli olarak fonksiyonlarını devam ettirebilmesi ancak içilecek yüksek miktardaki su ile sağlanabilmektedir. Ayrıca içilen bir bardak su, rejim yapan kişilerdeki açlık hissinin bastırılmasını sağlayacaktır. Bu sayede karaciğer direkt olarak vücudumuzda depolanmış olan yağları enerjiye dönüştürerek yok edecektir.

3* Terleme: Terleme mekanizması vücudumuzun sürekli olarak aynı sıcaklıkta kalmasını ve bu sayede hayatın devamını sağlamaktadır. Her gün yetersiz miktarda su tüketimi doğal olarak terlemeyi azaltacak ve organizmamızın sıcaklık dengesinin bozulmasına neden olabilecektir.

4* Akciğerler ve Solunum: Solunum işlevimizin düzenli devam edebilmesi için akciğerlerimizin nemlilik düzeyinin sürekli aynı kalması gerekmektedir. İnsan vücudunun akciğer solunumu yoluyla günde ortalama 1 litre su kaybettiği ve kaybedilen bu suyun tekrar içilen su vasıtasıyla ikame ettirildiği bilimsel çalışmalar sonucunda ispatlanmıştır.

5* Beyin: Beyin dokularının %85’  i sudur. Vücuda yeterli su alınmaması durumunda beyindeki enerji üretim seviyesi azalmaktadır. Bunun sonucu olarak da depresyon ve kronik yorgunluk belirtileri sık sık görülmektedir. 

6* Sindirim Sistemi: Suda çözünen asit ve enzimler, midede gıdayı homojenize akışkan hale getirmekte ve sindirimin diğer aşaması olan bağırsaklara göndermektedir. Ancak, yeterli suyun bulunmaması halinde gerekli suyu bağırsaklardan alır ve kabızlık rahatsızlığı ortaya çıkar. Yeterli miktarda suyun vücuda alınması ile bu rahatsızlık ortadan kalkmaktadır.  Günlük su ihtiyacını düzenli olarak gideren bayanlarda kolon kanserine yakalanma riskinin çok azaldığı bilim adamlarınca deneysel olarak ispat edilmiştir.

7* Vücudun Su Toplaması: Vücuda sürekli yeni su girişi olmadığı zamanlarda vücudun kendini koruma mekanizması ortaya çıkmaktadır ve ilk alınan suyun bir kısmını belirli bölgelerde toplamaktadır. Bu da vücutta, özellikle ayaklarda, bacaklarda ve ellerde ödem denilen şişlikleri oluşturmaktadır. Ancak düzenli ve yeterli miktarda su girişi olduğunda vücut, su toplama mekanizmasına ihtiyaç duymamaktadır. Vücudun su toplamaması için, bol miktarda su içmek gerekir. Ayrıca diyet yapıyorsanız, dikkat etmeniz gereken bir nokta da şu ki, yakılan her 100 kalori için, en az 4 su bardağı suya ihtiyaç duyulmaktadır. Su miktarında azalma oldukça, vücutta depolanan yağ miktarı da artmaya başlamaktadır. Bunun nedeni; böbrekler yeterli miktarda su almazlarsa, iyi çalışmazlar. Bu görev de karaciğerin olur. Karaciğer böbreklerin görevini üstlendiğinde ise daha az yağı enerjiye dönüştürür. Bu da zayıflamayı son derece olumsuz etkiler. Vücut özellikle geceleri su almadığı için, sabahları uyandığınızda hemen 1 bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz.  Öğle ve akşam yemeklerinden önce içeceğiniz 1 bardak su iştahı bastırıp, mideyi doldurur ve sindirime iyi gelir. Spor yapmadan önce içilen 1 bardak su da yine metabolizmayı çalıştırırken, kas glikojeninin tükenmesinin önüne geçer. 

8* Susuzluk Refleksi (Susadığınızı anladığınız an geç kaldınız demektir):Ağız kuruluğu aşırı su kaybının bir sonucudur ve vücuttaki birçok oluşumun sekteye uğramaya başladığını belirten bir sinyaldir.  Vücuttan su alımı olmadan %3’  lük bir su kaybı ciddi sağlık problemlerine, %15’  lik su kaybı ise ölüme neden olabilmektedir. Su alımının yeterli olmadığı zamanlarda vücut su ihtiyacını karşılayamaz duruma gelir ve beyin susuzluk hissini oluşturur. Bu olayın zaman içerisinde sık sık ortaya çıkması durumunda ise susuzluk mekanizması tam olarak çalışmaz hale gelir. Buna ek olarak susuzluk hissi yaş ilerledikçe azalmaktadır. Bu da yine yaşı ilerlemiş insanlarda aşırı su kaybına neden olmaktadır. Vücuda yüksek miktarda su alımı başladıktan bir süre sonra susuzluk mekanizması tekrar çalışmaya başlayacaktır. 
Washington Üniversitesi’  nde yapılan bir araştırmada; diyet yapan deneklerden %100’  ünde 1 bardak suyun bile, gece geç saatlerde açlıktan dolayı duyulan ‘  kazınmaları’   tamamen giderdiği görülmüştür.
Su eksikliği gündüz duyulan yorgunluğun bir numaralı nedenini oluşturmaktadır.
Yapılan ön çalışmalar günde 8-10 bardak içilen suyun, sırt ve eklem ağrısı çekenlerin %80’  inde bu ağrıları ciddi oranda azalttığını ortaya koymaktadır. Buna karşılık günde 5 bardak su içilmesi bağırsak kanseri riskini %45 ve ek olarak göğüs kanseri riskini %79, mesane kanseri riskini ise %50 oranında  azaltabiliyor.
Son yıllarda özellikle diyet listelerinin baş köşesinde yer alan suyun, vücudumuz ve hayatımızı sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmemiz için büyük önem taşımaktadır. İnsan yapısı, yemek yemeden 4 hafta yaşayabilirken, su içmeden yaşayabilme süresi sadece 3-4 gün kadardır. İnsan bedeninin 2/3’  ü sudan oluşurken, her insanın kendini zinde hissetmesi için günde 2. 5 litre suya ihtiyacı bulunuyor. Eğer vücutta az su bulunursa, kan yoğunlaşıyor ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden oluyor.  Fakat içtiğiniz su miktarı çok aşırıya kaçarsa, bu da vücut için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çünkü; böbrekler aşırı çalışır ve sık sık tuvalete çıkmanıza neden olup, vücudunuzdaki kalsiyumun atılmasına neden olur.

Suyun rahatlatıcı etkisi …
Günün tüm yorgunluğundan ve stresinden arınmanız için yapmanız gereken en önemli şey; şöyle bol köpüklü bir banyo. Suyun rahatlatıcı etkisi, aslında sandığımızdan çok daha fazla…
Japonya’  da banyo yapmak törensel, kutsal bir havada gerçekleştirilir. Banyo küveti, içinde bütün ailenin         
buluştuğu, küçük bir havuza benzer. Önce vücutlarını iyice sabunlayan Japonlar, daha sonra durulanır ve
ardından sıcak su dolu bir havuzda, bir saat dinlenirler. Çünkü; Uzakdoğu’  nun bu sağlık düşkünü insanları,
banyonun rahatlatıcı etkisini keşfetmeyi başarmışlardır. Sizin anlayacağınız su sadece temizlenmek için değil
arınıp yenilenmek ve yorgunluktan kurtulmak için de birebir…

ÖNEMLİ NOT :
Her sabah elinizi yüzünüzü yıkarken 2 bardak su için (hiçbir şey katılmamış), her öğle ve akşam yemeğinden
önce 1 bardak, sonra 1 bardak su için ve her gece yatağa gitmeden önce 1 bardak su için. Bu kesinlikle
içilmesi zorunlu olan sudur. Onun dışında aralarda bol bol su için.       


Umarım kimseyi sıkmamışımdır..


Metin BODUR
S/Y LEE




Teşekkürler