0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*
İlkay korsan , uzun süredir büyükçe bir tekne arıyor. Bir konu başlığında da şöyle yazmış.

"Bunlar denizci tekne değil" diyen eski deniziclere çok kanmayın. Çeneli yapılarıyla sanki geniş havuzluklu bir tekneyle mekik yapıplı bir tekneyi enlemesine ikiye bölü birleştirmişler ve alt kısmı denizci üst kısmı geniş havuzluklu bri teken çıkmış gibi düşünün.

Ben her ne kadar eski denizci değilsem de , Kiraladığım 43 feet ve 41 feet Ben.. ve Hanse de ve en son da Geçen Mart ayında 47 feet Bavaria da , her üçü de havuzlukları çok geniş, yelpaze kıç diyelim (gerçek bir tabir olmayabilir ancak bana göre sanki teknenin arkası ezilmiş gibi duruyor. ) aşağıda anlatacağım şekilde seyir sırasına her üçünde de benzer sıkıntı yaşadım.  Şöyle ki;

Orsa ya da dar apaz seyrinde , Ana yelken ve cenova full basılı ya da cenova biraz küçültülmüş te olabilir ,20-25 knot havada Dar apaz giderken tekne hızla önce orsaya , sonra da rüzgar üstüne dönüyor.

En son 47 feet Bavaria da Leros Didim dönüşününde sancak kontra dar apaz giderken tekne önce orsaya , sonra rüzgarüstüne çakılıp kaldı. Hızımız 1 ,5 knotun altına kadar düştü. Sancak alabanda yaptığım halde tekne sanki çamura saplanmış bir araba gibi kafayı açamadı. Resmen dümen dinlemedi. Çeyrek yol motor açarak tekneyi tekrar dümen dinler pozisyona getirebildim.

Sonuçta her üç geniş havuzluklu , yelpaze kıç tabiri kullanacağım yine. yanlış yada bir denizci terimi olmayabilir ancak durumu iyi açıklıyor.. tekne de de aynı sıkıntıyı yaşadım.  Yine arabadan örnek vermek gerekir ise resmen araba gibi kıç atıyor tekne.

Bu tür tekneler ile ilgili tüm tecrübem bu , bilmediğim bir konu , ya da benim yanlış kullanımım da söz konusu olabilir. Benzer problem yaşayan ya da bu tür tekne sahibi olan bu konuda tecrübeli yelkenciler yorum yapabilirlerse sevinirim.


iki yanlış bir doğru etmez.
*
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #1 : Kasım 21, 2015, 21:30:50 »
İlgiyle izleyeceğim bir başlık..
Öncelikle belirtmek isterim, bu ve benzeri bir tartışmada benim söyleyeceklerim deneyime değil okuduklarım dinlediklerim ve akıl yürütmelerime dayanıyor.

Kendi deneyimimden çok a. Varsayımsal hareket ederek teknenin fiziksel yapısına baktığımda, çeneye kadar bildiğiniz klasik mekik yapı, çeneden sonra ise 'yelpaze', 'ütü' her ne dersek diyelim genişçe bir kokpit görüyoruz. Çeneden daha fazla yatıramayacağıma göre yeterince denizcidir çıkarımı yapıyorum. b. Testleri okuyorum, olumlu gibi geliyor yorumlar.. (Testlerin çoğunun aslında advertorial olduğunu da gözardı etmiyorum elbette.)

Ancak hepsi bir yana en nihayetinde konu tekneden ne beklediğiniz.. Yapılan yorumların hemen hemen hepsi şunu söylüyor.. Bu kokpit yapısıyla kazandığınız alan ve konfor, eğer varsa kaybettiklerinize değiyor.

Bir de Ersin Korsan performans farklı "kontrol edebilmek" farklı. Senin görüşün performans mı düşük, abralamak mı zor yoksa her ikisi mi?
*

    Çevrimdışı Erkan Çaylı

  • * Gezgin Korsan
  • 516
    • Yaşadığı Şehir
  • İzmir - Urla
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #2 : Kasım 21, 2015, 21:59:55 »
Ana yelkeni biraz boşlasaydınız muhtemelen tekne orsalamayacaktı.
Teknenin su altı profili alan merkezi ile yelken alan merkezi arasındaki mesafe moment kolu olarak çalışır. Yelken alan merkezi ne kadar geride ise tekne o kadar kafayı rüzgar üstüne verir. Bunu, bir yere kadar dümen ile düzeltmeye çalışabilirsiniz ama bir yerden sonra dümen yetmez. Yelken alanı merkezini başa taşımak (kıçtaki etkin alanını azaltmak) gerekir.
S/V Candid
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #3 : Kasım 21, 2015, 22:00:37 »
Markoni arma teknelerde eğer yelken alanı rüzgara göre fazla ise tekne rüzgar üstüne döner.
Camadan vaktidir.

*
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #4 : Kasım 21, 2015, 22:05:56 »
Altı dümdüz ve torpil salmaya sahip yeni modern tekneler dümen konusunda çok hassas oluyorlar.

Omurga salmalı eski model tekneler gibi dümdüz gitme eğilimleri yok.

Sarma yelken sistemlerinde anayelken-cenova arasındaki oranı ayarlamak zor olabilir, bu nedenle biraz rüzgar üstüne  "çeken" teknede ufak bir dümen(ci) hatası yaşadığın sıkıntıya sebep olabilir.

Yoksa dengeli bir yelken triminde sağanak veya büyük dalga yoksa modern tekneler de dümeni tutmadan dümdüz gidebilirler.
*

    Çevrimdışı Mehmet Cömert

  • * Gezgin Korsan
  • 722
    • Yaşadığı Şehir
  • İstanbul
    • Sosyal Ağ Hesapları
    • Tekne Adı
  • Seafari, Marmaris
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #5 : Kasım 21, 2015, 22:28:29 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Ana yelkeni biraz boşlasaydınız muhtemelen tekne orsalamayacaktı.
Teknenin su altı profili alan merkezi ile yelken alan merkezi arasındaki mesafe moment kolu olarak çalışır. Yelken alan merkezi ne kadar geride ise tekne o kadar kafayı rüzgar üstüne verir. Bunu, bir yere kadar dümen ile düzeltmeye çalışabilirsiniz ama bir yerden sonra dümen yetmez. Yelken alanı merkezini başa taşımak (kıçtaki etkin alanını azaltmak) gerekir.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

diğer arkadaşlarda,yazmışlar bence de yelken dengesi ile ilgili,ana yelken bir miktar boşlanarak yelken yükü etki noktası
öne doğru kaydırılırsa çözüm olur, form açısından bakarsak optimistte alt düz hidrodinamik açısından pek mükemmel değildir.
*

    Çevrimiçi Ahmet Çelenoğlu

  • * Gezgin Korsan
  • 8.620
    • Yaşadığı Şehir
  • İstanbul
    • Sosyal Ağ Hesapları
    • Eğitim, tekne danışmanlığı, sörvey
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #6 : Kasım 21, 2015, 22:35:53 »
Teknenin  aşırı rüzgar  üstüne dönmesinin nedeni ama yarına  bağlı  olabilir. Direğin  kıça doğru  eğiminin azaltılması rüzgar   üstüne dönmeyi azaltır.  Arma ayarlarının düzeltilmesi  ve  yelkenlerin  iyi  trim  edilmesi ile bu sorun aşılabilir. Kıçı  geniş  olan tekneler yaşam alanlarını arttırmalarının yanı sıra gövde hızları da aynı su hattı boyunda oan  teknelere göre daha  fazladır. bunun nedeni gövde hızına ulaşıldığnda tekne başı ve  kıçının dalga tepesinde kalması ve esas yüzdürücü kabul edilen orta bölümün  dalga çukurunda yani  boşta kalmasıdır.  kıçı geniş bir  tekne  ise kıçta yüzdürme alanı  genişlediği için teknenin  yüzmeye kısmen de olsa devam etmesidir.   yine de  avantajın  bir  dezavantaj getirdiği unutulmamalıdır.  Bir  tekne hem  hızlı, hem denizde  rahat ve konforlu olamaz.

Bir tekne limanda güvenliktedir, ancak tekneler limanda durmak için yapılmazlar.
*

    Çevrimdışı Zafer Türkmen

  • 3.531
    • Yaşadığı Şehir
  • İstanbul
    • Tekne Adı
  • S/Y Petunia
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #7 : Kasım 21, 2015, 22:41:27 »
Erkan korsanın yazdığı gibi ana yelken alanını (Cenovaya göre) daha fazla küçülttüğün zaman sorun kalmayacaktır Ersin, bir de öyle dene derim.

Yelkenli tekneler sıklıkla rüzgar üstüne dönmeye eğilimlidir(rüzgar altına dönmeye eğilimli bir teknen varsa derdin büyük demektir). Böylece oldu ya tekneden düştüğünde yüzerek yetişmek için bir şansın olur(yetişemezsen sonrasında tekne kendi kendine tramolalar atacaktır onu da bil Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap ). Rüzgar üstüne dönmeyi engellemek için dümeni fazlaca kırmak gerekir ki bu da suya karşı direnç oluşturur ve hızını düşürür. Çözümü öncelikle yelken kuvvet merkezini biraz ileri taşımak için ana yelken alanını azaltmaktan geçer.

Petunia da 12-14 knotlar tam arma orsa seyirde bir kez ayarlamaları yaptıktan sonra dümene dokunmadan(kendi haline bırakarak) yol alabiliyorum. 15 knot ve üzeri ana yelkeni küçültmem gerekiyor, yoksa rüzgar üstüne dönmeye çalışıyor. 20 knotlara kadar dümenle idare edebilsem bile yoruyor. Rahat bir seyir için 17 knotlardan sonra kesinlikle ana yelkeni küçültmem gerekiyor yani.

Kıçı geniş tekneler rüzgar pupadan geldiğinde dalgalarla birlikte gerçekten de "kıç atıyor".

Çok selam.

*
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #8 : Kasım 21, 2015, 22:49:42 »
İlkay korsanım, teknenin performansında bir sıkıntı yoktu. Son derece keyifle seyir yaptık. Didim'e yaklaştıkça rüzgar daha bir kafadan esmeye başladı. Bu söylediğim de bu sırada gerçekleşmişti. Üstelik birkaç kez oldu. Zaten konuyu konfor ya da performans değil de denizci tekne ile sınırlamamın nedeni bu. Konfor ve performans ile tartışılabilecek çok birşey yok doğal olarak. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Erkan korsanım yelken  ağırlık merkezini öne almak için sanırım cenovayı sarmak gerekir. Bu durumda da ana yelken ile cenova arasındaki koridor kısalıyor. Belki cenovayı sarmadan , ana yelkeni küçültmek doğru çözüm olabilirmiydi bilemiyorum. Dediğim gibi çok bir tecrübem yok bu konuda. Sanırım tekne yapıları ve yelken alanları ile de yakından ilgili bir konu.

Dün Aali ile Sanela ile ilgili konuşuyorduk, forumdaki eski yazılarından kafa takılanları sorduğumda ilginç bir yorum yaptı. Omurga salmalı teknelerin meşhur şarap kadehi şeklinin bu kadar geniş havuzluk yapmak istendiğinde mümkün olamayacağını söyledi ki bana sınırlı bilgim ile değerlendiriyorum , mantıklı geldi.

Sanela , üzerinde tartışılabilecek çok ilginç bir yelkenli. Özellikle salma yapısı bakımından. Torpil salma ancak , salmanın torpil ile gövde arasındaki  kesimi , normal torpil salma yelkenlilerden farklı olarak çok geniş ve dümdüz iniyor. Birde bana standart torpil salmalara göre salma direğe daha yakın gibi geldi. Yani sanki farklı iki yoğunluktaki akışkan içerisinde iki uçak kanadı gibi. Yani salma ve ana yelkenin ağırlık merkezleri aynı aks üzerinde gibi.

Offf .. her meslekten adam var şu forumda hiç yat tasarımcısı filan yok mu ? Adam gibi biri çıkıp anlatsa..


iki yanlış bir doğru etmez.
*
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #9 : Kasım 21, 2015, 22:54:50 »
Zafer abi, sizin yanıtınızı şimdi gördüm. Cenovayı küçültmeden ana yelkeni küçültmek doğru çözümmüş demek ki. Ben de öyle tahmin etmiştim.  Peki merak ettiğim bir şey daha var. ana yelkeni küçülttük. ancak rüzgar şiddeti arttı. Bu durumda ana yelken yerine cenovayı mı küçültmek gerekir. ?
iki yanlış bir doğru etmez.
*

    Çevrimdışı Zafer Türkmen

  • 3.531
    • Yaşadığı Şehir
  • İstanbul
    • Tekne Adı
  • S/Y Petunia
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #10 : Kasım 22, 2015, 00:23:28 »
Petunia da 20 knotlardan sonra duruma göre Cenovayı da küçültüyorum tabi. Dikkat etmem gereken her iki yelkenin ortak yelken kuvvet merkezinin pruvaya kayması. Bu merkezin pupaya kayma derecesi haliyle, yarattığı moment kuvveti nedeniyle, teknenin rüzgar üstüne daha güçlü olarak dönme isteği yaratıyor. Yelken alanları ile orantılı, yani basitçe: Cenova alanı büyükse rüzgar altına, ana yelken alanı büyükse rüzgar üstüne dönme isteği artar. Kuvvetli rüzgarda tabi her iki yelkeni de birlikte küçültmeli, dediğim gibi ana yelkeni daha fazla. Her teknenin kendine göre davranışı vardır. Reisi bunu bilir ona göre davranır. Bu yazdıklarım rüzgar üstüne dönme eğilimi olan tekneler içindir.

Yelkenlilerin bu yelken kuvvet merkezi hep biraz pupaya kayık olarak tasarlanır. Cenovanın ilerletici, ana yelkenin ise daha çok dümene yardımcı olarak kullanılması gerektiğini akılda tutmakta yarar var.

Dümenin pruva-pupa doğrultusu ile yaptığı 5 derecelik açıdan fazlası suda direnç oluşturmaya başlar, hız keser. Sağanaklarda bu açı haliyle fazlalaşıyor ama geçici olduğu için dümenle idare ediyoruz.

Kuvvetli rüzgarda(Petunia için 17 knotlar ve üzeri) kesinlikle ana yelkeni küçültmeliyim, ya da ıskotasını yeteri kadar boşlamalıyım. Ben sıklıkla yelken alanını küçültmeyi yeğliyorum.
*
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #11 : Kasım 22, 2015, 03:10:48 »
şu rüzgar üstüne dönme eğilimi ile ilgili dikkat çekici nokta , tek başına kullanımlarda sonuçta denize düşme riski her zaman var ve tekneden düştüğünüzde , yelkenlinin rüzgar üstüne dönüp , yavaşlaması sırasında yüzerek yakalama şansı önemli.
iki yanlış bir doğru etmez.
*

    Çevrimdışı Hakan Zorlu

  • * Gezgin Korsan
  • 7.333
    • Yaşadığı Şehir
  • İstanbul
    • Sosyal Ağ Hesapları
    • Tekne Adı
  • S/Y Maşallah
    • S/Y Maşallah
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #12 : Kasım 22, 2015, 07:07:32 »
Özgür Ökten kardeşimin dediğini yıllardır tecribe ile test ettim.

Omurga salmalı ağır bir tekneye sahibim. Sert havada nefis, 29 kt de camadan istiyor ve bende sadece bir camadan var 2. yok çünkü Allah Maşallah'ın 2. camadana ihtiyacı olan havayı kimseye nasip etmesin denizde.

Şimdi neresi avantaj? Sizler modern fiber tekne sahipleri. 365 günün 300 günü esen makul havalarda yelken yaparken biz de yapıyoruz ama sizler 6 knotla giderken bizim tekneler 2.5 knotu yelkenle görse öpüp başımıza koyuyoruz.

Arada kaçıran kaçaklarda tabi ki daha az etkileniyoruz, soluğan ve ölü dalgalar bize dokunmuyor diye keyifleniyoruz ama, sizin karalama ve bakım masraflarınız bizden daha az, sakin havalarda ıslak alanınız az olduğundan daha hızlısınız.

Özgür'ün ütü benzetmesini çok seviyorum çünkü benim de benzetmem.

Denizde neyle mutlusun hocam? Tahtan, denizde yüzen objen var, neye ihtiyacın var? Kamara mı? Daha fazla alan mı? Sportiflik mi? Şov mu? Keyif mi? Ya da hepsinin ortası mı? Ortalamayı alın anacım, amaç denizde ve hayatta mutlu olmak.

Allah hepimizin gönlüne göre versin de denizlerde karşılaşalım.
S/Y Maşallah - Setur Yalova Marina D 05
*
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #13 : Kasım 22, 2015, 09:44:17 »
Bu durum için Cutter Arma gibi ihtiyaç olunca açılabilen Trinket olsa, yelken alanı merkezinin direğe yaklaşmasıyla  çözüm olabilir gibi geliyor.Modern teknelerde pruvada kalabalık istemiyor sanırım. Ama VOLVO Ocean Race teknelerinin de modern olduğunu ve Ütü form olduğu halde Trinket donanımlarının da olduğunu görüyoruz.
« Son Düzenleme: Kasım 22, 2015, 09:45:58 Gönderen: Mustafa Ertör »
S/Y BABA-TUNCA Yeşilköy Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*
Ynt: 2010 yılı ve üstü lüks yelkenliler denizci mi değil mi?
« Yanıtla #14 : Kasım 22, 2015, 09:50:41 »
Ben internette bir tasarımcı buldum. Gecenin köründe okudum da okudum. Bir kere anlaşılabilir bir dil kullanılmış. Özellikle aşağıdaki linkte tasarım sırasında arma seçimi ile ilgili kriterleri anlatıyor. Bilinen tüm önemli armaların hangi durumlarda tercih edilmesi gerektiğini anlatıyor. Bunların avantajlarını ve dezavantajlarını anlatıyor. Üstelik armanın salma ile olan ilişkisini de çok iyi anlatmış. 

Tasarımcı, kullanım amaçlarına uygun tekne tipleri , ve buna uygun ve artık benimsenmiş olan arma ve salma tiplerini anlatmakta. Yani burada kriter birinin diğerine olan üstünlüğü değil. İşi bilenler böyle bir şeyi tartışmıyorlar görüleceği üzere.

Tabi bizim dezavantajımız bu ve benzer armalardan örnekler çok yok ülkemizde. O yüzden de farklı yapıdaki yelkenlileri daha çok konuşmamız gerekiyor bence.

Linkte ayrıca Solocum 'un Spray'ı da bir naval architecth   gözü ile incelenmiş ve görülen eksiklikler sonucu armaya göre gövde yeniden tasarlanmış. Okumanızı öneririm. Gerçekten ilginç.. Link aşağıda..

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
iki yanlış bir doğru etmez.