0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    C. B.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #60 : Mayıs 10, 2012, 17:42:28 »
Zaferim makarnayı duble hakkediyorsun..

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Belli bir süre çalışıp kendiliğinden mi duruyor ?



demişsin ya..
*

    S. Z.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #61 : Mayıs 11, 2012, 11:46:06 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Zaferim makarnayı duble hakkediyorsun..

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Belli bir süre çalışıp kendiliğinden mi duruyor ?



demişsin ya..

Yani bu mok makinasi Turgut Reis'deki gibi jetonlumu yoksa...   Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Jetonluysa jeton suresinin sonunda makinenin duracagini bilememismi mok makina operatoru  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


*

    C. B.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #62 : Mayıs 11, 2012, 17:51:18 »



Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Zaferim makarnayı duble hakkediyorsun..

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Belli bir süre çalışıp kendiliğinden mi duruyor ?



demişsin ya..

Yani bu mok makinasi Turgut Reis'deki gibi jetonlumu yoksa...   Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Jetonluysa jeton suresinin sonunda makinenin duracagini bilememismi mok makina operatoru  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Doğrudur Suat'çım..
Biliyordu da muhakkak söylemeyi unutmuş kardeşimiz..
Sosyetik makine sadece 3 dakika çalışır dururmuş..Koca guleti görmesine rağmen "ağbi bu birazdan duracak" dememiş; demediği gibi bırakıp gitmiş aleti..
Ne diyelim?
Hep beraber bağıralım:
Mavi kartımız çok yaşa...
İşte sistem,işte çözüm, işte mükemmel hazırlanmış ortam,işte yüksek teknolojili çözüm, işte temiz deniz..

*

    Z. T.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #63 : Mayıs 11, 2012, 18:35:21 »
Geçmiş olsu Cüneyt.

Gönül istiyor ki önce denizlerimizi gerçekten kirleten "Kocabaşlar"ın yolu kesilsin. Sonra sıra bize gelsin. Ama her zaman kolay olan "Önce "Küçükbaşlar" deyip yönetmelik çıkar sonra uygulamaya çalış. Yeterli hazırlık yok. Düzen kurulmamış. Ve hoşnutsuz kılan, bildiğimiz, denizi kirleten durumlar var. Ama karşında da devlet in koyduğu kurallarla gelip ceza kesebilecek görevliler var.

Senin yaşadığın benim başıma gelmedi, ama hazırlıksız kör topal yapılmaya çalışılınca, benim de gördüğüm, yaşanan bazı olaylar var: Atığı çekerken bir biçimde sızdırıp denize karıştıran yada(Motor eski olunca)geri basan vb.

Neyse, gelecek olanlarla hırlaşmaktansa önlemimi alıp savuşturalım durumundayız şimdilik: Açıklarda 4 DM hızın üzerinde giderekten ve de arada bir maviyi işleterekten.





 
*

    S. Z.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #64 : Mayıs 11, 2012, 22:10:47 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Geçmiş olsu Cüneyt.

Gönül istiyor ki önce denizlerimizi gerçekten kirleten "Kocabaşlar"ın yolu kesilsin. Sonra sıra bize gelsin. Ama her zaman kolay olan "Önce "Küçükbaşlar" deyip yönetmelik çıkar sonra uygulamaya çalış. Yeterli hazırlık yok. Düzen kurulmamış. Ve hoşnutsuz kılan, bildiğimiz, denizi kirleten durumlar var. Ama karşında da devlet in koyduğu kurallarla gelip ceza kesebilecek görevliler var.

Senin yaşadığın benim başıma gelmedi, ama hazırlıksız kör topal yapılmaya çalışılınca, benim de gördüğüm, yaşanan bazı olaylar var: Atığı çekerken bir biçimde sızdırıp denize karıştıran yada(Motor eski olunca)geri basan vb.

Neyse, gelecek olanlarla hırlaşmaktansa önlemimi alıp savuşturalım durumundayız şimdilik: Açıklarda 4 DM hızın üzerinde giderekten ve de arada bir maviyi işleterekten.



 Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

*

    K. E.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #65 : Kasım 19, 2012, 18:46:40 »
Asiye kurtulamadı ama denizlerimiz kurtuldu !

Yetkililer toplandı, düşündü, taşındı, sol kulaklarını kaşıdı ve teşhisi koydular:
Denizleri yatlar kirletiyorlarmış!
 
Müjdeler ola denizci dostlara!.. Bundan böyle Muğla ilinin dantela gibi kıyılarını okşayan denizler nihayet kirlenmekten kurtuluyor.
 Yıllardır yazdık, söyledik, bağırdık, ağladık “Yahu Güney Ege gibi yat turizmine bu kadar elverişli yer dünyada yok, aman kıymetini bilelim, denizini kirletmeyelim, ormanını yakmayalım, sahillerini betona çevirmeyelim” diye. Ama bir türlü anlatamamıştık ilgisiz ilgililere...
 Artık o kara günler mazide kaldı, gözümüz aydın sevgili dostlar...
 Çevre Bakanlığı ve ona bağlı “Özel Çevre Koruma Kurulu” ve Muğla ili’nin duyarlı yetkilileri toplandı, düşündü taşındı, sol kulaklarını kaşıdı ve teşhisi koydular: “Denizleri yatlar kirletiyor!”
 Haklı olarak artık buna göz yumamazlardı. Peki çaresi? Dünyada böyle bir uygulama yok. İleri memleketler sahil şehirlerinin kanalizasyon sularını arıtıp içilecek hale getirmişler ama yatlara bir uygulama yapmak akıllarına gelmemiş.
 Yalnız onların mı? Her yıl binlerce fiber yelkenli üretip dünyanın her yanına satan koca firmalar da (şayet koyarlarsa) yalnız tuvaletler için makul ölçüde ufak bir tankı kâfi bulmuşlar.
 
MARS’DA YAŞAYANLAR
 Doğa aşığı bizimkiler nihayet Mars gezegeninde yatlara uygulanan yönetmeliğin Muğla İli denizlerinde de aynen uygulanmasına karar vermişler. İşin komik tarafı yıllardır bu suların kirletilmemesi için çabalayan ve olumlu sonuçlar alan Turmepa’yı da yanlarına almışlar. Onlar da mavi kart basımını, bu kartları okuyacak elekronik cihazların teminini üstlenmişler, okkalı da bir meblağ ödemişler.
 Dünyaya örnek olacak, “Bravo şu Türklere denizlerini nasıl da koruyor” dedirtecek bu önemli karar şöyle:
 Muğla İli sularında kürekten başka sevk sistemiyle hareket edebilen her türlü tekne, onların tabiri ile “gemi”, 70 lira verip bir “mavi kart” alacak. Atık tankı dolunca sahillerde kurulacak 30 adet arıtma tesisine gelip dolu tankını boşaltacak. Bu da hem karta, hem tesisteki deftere, hem de bilgisayara işlenecek. Şayet bir gemi bunlara uymazsa, yandı gülüm keten helva. Cezası 5.000 (beşbin) liradan başlıyor, 8-10 metrelik ikinci el bir tekne fiyatını geçiyor! Böylece yatların denizleri kirletmesi önlenmiş olacak!
 
 MUCİZE İCATLAR
 Dahası var:
 Muğla Valiliği İl Mahalli Çevre Kurulu’nun 3.7.2009 Tarih ve 178 no’lu kararı aynen şöyle buyuruyor:
 Muğla İli denizel ve iç su ortamlarında yerli ve yabancı tüm gemilere uygulanmak üzere:
(Madde 7) Teknelerde el yıkama ve duş sularının mutlak surette pis su tanklarına bağlantılı olması,
(Madde Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Gemilerdeki şamandıralı otomatik sintine boşaltım sisteminin (sintine otomatiği) bulunması durumunda, sintine denize sistem tarafından boşaltılırsa sorumluluğun gemi işletmesine ait olmasına ve cezai işlemin yapılmasına,
(Madde Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Gemilerin pis su tanklarının, açık denizde seyrü seferde kontrol dışı boşaltımlarının engellenmesi ve bunun tespiti amacıyla Çevre ve Sağlık Mevzuatı açısından sakınca görülmeyen renklendirici tabletlerin kullanılmasına karar verilmiş.
 İmzalar: Vali, Çevre ve Orman Md., Belediye Bşk., Jandarma K., Emniyet Md., Muğla Defterdarı, Milli Eğitim Md., Bayındırlık Md., Karayolları 16. Şube Md., Tarım Md., Sosyal Güvenlik Md., Sanayi ve Ticaret Md., Gelirler Md., Kültür ve Turizm Md., Ticaret Odası Bşk., Ziraat Odası Bşk.
 Ne yazık ki bu çok önemli kararlar alınırken Berberler, Kunduracılar, Terziler, Gazinocular, Kahveciler, Hırdavatçılar, Eskiciler Cemiyeti Başkanlarının toplantıya çağrılmaması ve görüşlerinin alınmaması büyük bir talihsizlik. Aziz Nesin’in kemikleri sızlamıştır böyle bir kara mizahı kaçırdığı için.
 
DAHA BİTMEDİ
 Bu yıl Göcek’te uygulanacak daha neler neler var. Göze çarpan bazıları:
-Koylarda bağlanma yeri sayısı kadar gemi bulunabilir.
 -Gemileri ağaçlara bağlamak yasaktır. (30 yıldır Ege’de yaşıyor ve geziyorum, daha bir ağacın yat bağlanmasından devrildiğini görmedim. Ama dikkatsizlik sonucu çıkan yangında binlerce hektar ormanın cayır cayır yanışını yüreğim de yanarak gördüm. Son yıllarda yatlar çok büyük boyutlara ulaştı. Gayet tabii onların dikkatli olması, kayalara çıma tutması doğru olur. Yapılan mapalar ne kadar sağlam, onlar da ayrı bir beton kirliliği yaratmasın.
 -Mapalara bağlanan gemiler en fazla 11 (onbir) gün bağlı kalabilir. Sınırlı gün bittiğinde bağlandığı mapayı terk edecek. (Yandaki mapaya veya başka koya geçince ne olacak? Yaz aylarında yoğun yığılmayı önlemek için bazı önlemler alınabilir. Bilhassa koca motoryatların marina ücreti ödememek için yaz boyu koylarda kalması önlenmeli. Ama yat turizminin en önemli yeri gelişi güzel yatlara kapatılamaz.)
 
SEVGİLİ “ERİŞTE”MİZ
 Bir de efendim muhterem zevatı, “deniz çayırlarını koruma” sevdası almış. “Deniz çayırı” bizim, hani demir atarken denizcilerin korkulu endişesi “Erişte”lerden başkası değil. Her denizci doğanın tüm faunasına da, florasına da saygılı olur, herkesten fazla korunmasına dikkat eder. Erişteler de karadaki ormanlar gibi denizde oksijen üreten önemli bir bitkidir. Korunması gerekir. Ama Göcek Körfezi’nde üç beş koyda erişteyi bozuyor diye, demirlemeyi yasak etmek hangi akla hizmet eder?
 Buralarda şamandıra atacaklar ve gemiler (!) onlara bağlanacakmış. Bu beyler hayatlarında şamandıra nedir, hele 20 metrenin üzerindeki sularda nasıl atılır, o şamandıraya 10 metre yelkenli mi bağlayacak, 50 metre olanı mı, sakin havada mı, 8-10 kuvvet havada mı, bunların bakımı nasıl olur hiç düşündüler mi?
 İşte daha birkaç ay evvel Bodrum’da belediye’ye ait bir şamandıraya bağlı yat, tonoz kopunca parçalandı gitti.
 
 YATLAR “GÜNAH KEÇİSİ”
 Bir memleket ki gelişi güzel avlanma sonucu denizlerinde balık nesli tükendi, bir karışlık ıstakoz avlanır,satılır, bir avuçluk ahtapot tutulur, ondan sonra kalk Göcek’de üç beş koydaki erişteyi kurtaracağım diye yat turizmini feda et!
 Helal olsun bu doğa sevgisine! Kırk yıllık erişte oldu sevgili “enişte”miz.
 Bir memleket ki 3.215 sahil belediyesinden yalnız 141 tanesinde kanalizasyon olup, sadece bunun 43 tanesinde arıtma tesisi vardır. Bu arıtması olanlar da yetersizdir, doğru dürüst çalışmaz, çok sık arızalanır, yağmur yağar, o su da arıtmaya gider, felç eder. Sahillerdeki turistik tesislerin birkaçı hariç hiçbirinin göstermelik arıtması doğru dürüst çalışmaz.
 
Örnek mi: Turgutreis”in hiç arıtması olmayan kanalizasyonu denize akar, Bodrum’un kanalizasyonu daha bu yıla kadar yarıdan fazlası hiç arıtılmadan, diğer yarısı yağmur suyuyla denize gider, Ören’de arıtma yoktur. Termik santralin soğutma suyu olduğu gibi meltemin de etkisiyle doğru Gökova Körfezi’ne gider. Göcek Belediyesi’nin gemilerden alınan atık sularının da toplandığı arıtma tesisinin nasıl çalıştığını bu yaz gözlerimle gördüm. Arıtılan suyun denize verildiği Marintürk iskelesinde denizi, kumsalı ne hale getirdiğini hiç görmüyorlar mı?
 Deniz kirliliğine %95 karadan atılanlar, geri kalanına da tüm deniz araçları sebep olurken, yatların “günah keçisi” yapılması hangi aklı selimle bağdaşır?
 
MARİNALAR
 Göcek Körfezi kapalı bir iç denizdir. Gerekli önlem alınmazsa buranın zamanla kirleneceğini çocuk bile anlardı. Port Göcek yapılmadan önce yeni marinalara izin verilmemesi için Can Pulak’la çok uğraştık. Hatta zamanın Ulaştırma Bakanına bunu anlattığım zaman bana aynen (Club Marina’yı kastederek) şu söyledikleri halen kulaklarımda çınlar: “Burayı (Göcek’i) bir kişiye mi yedireceğiz !..”
 Haklısınız beyler yiyin, yedirin. Böyle arpalık nerede bulunur? Daha yeni iki marinaya izin verildi, yapıldı. Duyduğuma göre Göcek Belediyesi de kendi marinasının yerine 400 yatlık daha büyüğünü yapmaya çalışıyormuş.
 Yarın Boynuzbükü, Taşyaka, Sarsala koylarında da marina veya otel, site yapmaya kalkarlarsa (ki bir zamanlar temelleri bile atılmıştı) hiç şaşırmam. Artık yaş icabı “olmaz”ın, “olur” olduğunu gördük, yaşadık.
 
 TAVSİYELER
 Şimdi ömrünün 60 yılını denizlerde geçirmiş, 30 yıldır bu eşsiz Ege koylarının korunması için Cumhurbaşkanından Valisine kadar hepsine ayrı ayrı anlatmaya çalışmış, yazmış, bir kimse olarak, bugünkü yetkililere (şayet bu koyları hakikaten korumaya niyetlilerse) esas üzerinde durmaları icap eden acizane birkaç tavsiyem var:
 1- Buralara turistik tesis adına beton yığınlarını kesinlikle sokmayın.
 2- Bu koyların etrafını çevreleyen ormanların yakılmaması için azami ve ciddi tedbirler alın.
3- Bu koyların denizine ve sahiline bilhassa turist gezdiren teknelerden çöp ve akla gelebilecek her türlü hırdavatın atılmasına engel olun. Bu koyları temizleyin ve temiz tutun.
 4- Önce iğneyi kendinize batırın. Sahil şehir ve beldelerinin kanalizasyonunu denize koyvermesini önleyin. Arıtılmış suyu denize değil, ormanlara verin, hem kaçaklar denize gitmez, hem bir nebze yaz kurağında basit yangınlara mani olur.
 5- Balık çiftlikleri için çok yazıldı, söylendi. Bunları körfezleri akıntı ve rüzgârla etkilemeyeceği kalıcı yerlerde toplayın.
 6- Yat turizminin baş belası, her biri yüzer disko olan günübirlik gezi teknelerinin ve kabin satışı yapan guletlerin müzik yayınına kesinlikle mani olun.
 7- Her yıl adet ve ebatları artan günübirlik teknelerine bir tahdit koyun.
Yalnız Göcek Körfezi’ne günübirlik teknelerle gelen insan sayısı, Valiliğin dediğine göre günde 5.000 (beşbin) kişiyi buluyormuş. Bu kadar insan bütün gün yiyip, içip denize giriyor. Sahilden ve diğer yatlardan girenler hariç adam başı 1 litre işese, günde 5 ton (beş ton) sidik yapar.Buna mani de olamazsınız.İnsan vücudu olası ısı farkıyla suya girince işer. Hadi onların mesanelerine de “Çevre ve sağlığa zarar vermeyecek renklendirici tablet” koydurun!..
 8-Koylarda uzun zaman bağlı kalan mesela 18-20 m.’den büyük yatların devamlı kalmasına müsaade etmeyin. Bunların tuvalet ve madeni yağ atıklarını denize atmalarına kesinlikle göz yummayın. Çok büyüklerinin, yüzer evlerin körfeze girmesini yasaklayın.
 
BAŞIMIZA GELECEKLER
 Dünyada iç suları (göller, kanallar) haricinde tatbik edilmeyen bu kararları müteaddit ikazlarımıza rağmen, inatla uygulamaya kalkarsanız:
 1- Bu kararları denetlemekle görevlendirilecek Sahil Güvenlik “Bize verilen emir budur” diyerek, küçük büyük yat, balıkçı dinlemeyip cezayı basacak ve işte o zaman kızılca kıyamet kopacak, denizcilerle karşı karşıya bırakılacak.
 2- Yat turizmine büyük bir darbe vurulacak, yabancı ticari ve özel yatların Yunanistan, Adriyatik’e kaçmasına sebep olacak, yat turizminden gelen önemli bir gelire mani olacaksınız.
 3- Denizcilik Müsteşarlığı’nın gayretleri ile bir nebze nefes almaya başlayan amatör denizciliğimiz kösteklenecek.
 4- Tatbiki gayri kabil bu saçmalıkların uygulanması için boşa harcanacak paraların hesabını kim verecek?
 5- Dünya yatçılık âleminde Türkiye sayenizde maskara ve alay mevzuu olacak.
 6- Eninde sonunda nasıl olsa bu kararlardan dönmek zorunda kalacaksınız.Bari daha fazla kurbağayı ürkütmeyin.
 
DENİZCİLERİN ÇİLESİ
 Yahu nedir bu amatör denizcilerin çektiği çile? Bütün günahları denize, doğaya çıkmak mı? Sabah karısı ile kavga eden hıncını biz garibanlardan mı alacak?! Bari bir an evvel bir kanun çıkartın: “Ey Türk vatandaşı sen denize çıkamazsın” deyin de biz de boşuna çırpınmayalım!
 Üstelik denizlerden 1.derecede sorumlu ve yetkili merci olan “Denizcilik Müsteşarlığı” bu kararlara kesinlikle karşı çıkıyor. Bu işe düşünmeden balıklama atlayan Turmepa ise nasıl kıvıracağının sancısını çekiyor. Denize çıkmamış üç-beş akıllı (!) bir taş attı, kırk deli çıkartmaya çalışıyor..
Üzülüyorum yıllardır bir avuç Donkişot’un insanlarımıza denizi sevdirmek, koylarımızı korumak için verdiği mücadeleye, utanıyorum bugün bu satırları yazmaya mecbur bırakıldığımız için.
 Gerçi bu kadarına da şükretmek lazım, beterin beteri vardır. Yarın akıllarına eser de, ya her denize çıkanın poposuna da bir mavi kart takmaya kalkarlarsa ne halt edeceğiz?
 
Sadun Boro
*

    S. Ç.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #66 : Kasım 19, 2012, 21:06:05 »
14.Kasım çarşamba günü Marmaris te marinaya dönüyorum.Güneş batmış,hava hafif kararmış,deniz çalkantılı.Marina giriş rotası üstünde denizin ortasında üç dört tane yat,bir tanede yelkenli resmen park etmiş gibi duruyor.Bir tanesine doğru yaklaşınca,yanına yanaşmış küçük bir sürat motoru gördüm.Birşeyler satıyor zannettim.Biraz daha gidince o küçük sürat teknesi çok hızlı bir manevrayla benim tekneye doğru geldi.Kuvvetli bir fener ve düdük sesiyle içindekiler durmamı işaret etti.İçinde iki asker,birde astsubay olan bir sg botu.Aynı trafik polisleri gibi milleti durduruyorlar.Deniz çalkantılı olduğundan yanaşırken küt diye benim tekneye vurdu.Neyse bişey olmadığını anlayınca tekneye bağlandılar.Teknede hanımla beraberdik.Nüfus kağıtlarımızı,tekne kağıtlarını istedi.Askerin teki transitloguda getirin deyince komutanı görmüyomusun Türk bayraklı dedi.Daha sonra mavi kartı istediler.Bir cihaz ve tlfnla EBT yaptılar.Kibardılar,pissuyu nereye veriyosunuz dediler marinaya parayla veriyoruz deyince belediye rıhtımına ücretsiz verebilirsiniz dediler.Yanaşmak için orada yer yok diyince,madem Ankara lısınız anlatın dediler.Sonradan birsürü broşür verdiler.Ayrılırkende herkese yaptıklarını söyleyip tekneye zarar verilmemiştir diyen matbu bir kağıt imzalattılar.Beş dakika kadar süren bu durdurmadan sonra arkadan gelen diğer tekneyi durdurdular.Anladığım kadarıyla birkaç tane sürat teknesi almışlar.Bu tür durdurmaların artacağını ve kağıtsız dolaşmamamızı söylediler.Bilgilerinize.


*

    A. M.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #67 : Kasım 19, 2012, 21:07:17 »
Sadun Boro ustadimiz bu yas'dan sonra yeniden dunya turuna cikabilir..Mukemmel bir ozetleme..Cik bakalim isin icinden Turmepa..Paylasim icin cok sagoli Kaan..
Fb marina'da yillardir 2 WC,2 dus var..Bu yasa neden orasi icin gecerli olmaz? Bence tum tekneler birlesip marina sahibine dava acmali..Alt yapi yetersiz..Adam hem teknesini bagliyor
hem fahis ucret aliyor  ve de denizin kirlenmesine sebebiyet veriyor diye..Haksiz kazanc bu..Kimse yanlis anlamasin lutfen..Tum kiyi seridin'de bu alt yapi kurulu degilse eger bu uygulamayi sirf yatlar denizi kirletiyor seklinde algilayan anlayisa karsiyim ben..Daha once yazdiklarim ortada zaten...
Bazi is adamlari Yunanistan'da marina yatirimi yapiyorlar..Midilli'de faaliyete gecti biri..Orada boyle bir toplama ve aritma alt yapisi yapmislar mi? Yapildiysa eger,bu adadan  alinan atiklar nereye gidiyor? Bunu merakimdan soruyorum..Midilliye ugrayan korsanlar,korsaniceler bi anlatirlarsa bilgilenmis oluruz..
Gecmise yonelik ceza vermesinler bari..
Bu satirlari yazarken bi ara kendimi suclu gibi hissettim..35 yildir denizlerdeyim'de...Marpol kurallarina uydum hep...Dunyayi dolas gel "Mugla valiligi ile isbirligi yapan "Turmepa'ya" kulak verme..Sanki, butun dunyayi ben kirletmis gibi hissediyorum kendimi.."Marpol"kurallarini koyanlardan daha fazla bildikleri vardir elbet..Yasayip gorecegiz insallah...

*

    A. R. K.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #68 : Kasım 20, 2012, 09:07:00 »


Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

EĞE'de neler oluyor.?
Karaburun Yarımadası’nda 10.03.2008'de onaylanan protokol ve ek protokollerle Balıklıova Kuzeyi, Mordoğan, Küçükbahçe kuzeyi, Küçükbahçe güneyi, Gerence Körfezi ve Ildırı Körfezi, Yarımada halkı ve temsilcileri yok sayılarak, “Su Ürünleri Yetiştiriciliği Potansiyel Alanı” olarak belirlenmiş ve KARABURUN YARIMADASI KIYILARI BALIK ÇİFTLİKLERİNİN KUŞATMASINA AÇILMIŞTIR. Bugüne kadar yaklaşık 45.00 ton/yıl kapasiteli tesise izin verilmiştir. Son olarak, Egemarin firması’nın Küçükbahçe Köyü sınırları içind
e kalan ve doğal bir liman konumundaki Eğri Liman mevkiinde 2.500 ton/yıl kapasiteli ve 117.600 m² deniz alanını kapsayacak tesisi için ÇED başvurusu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından uygun bulunmuştur. Bu çerçevedeki “Halkı Bilgilendirme” (!) Toplantısının 20.11.2012 Salı günü Saat 13:00’te Küçükbahçe Köyü’nde yapılacağı duyurusu yapılmıştır.

Mavi kart diyerek koca koca devlet yetkilileri toplantı yapıp kararlar alıyorlar.  Alınan bu kararlar bazı pisliklerin üstüne örtümü olacak.
Ufacık gezi tekneleriyle ugraşanlar,bunları yapsın. Var mı böyle birşey?bir ülkenin insanı bu denli hain olabilir mi ? Bu işi yapacak hiç mi yer yok dünyanın en uzun kıyılarından birine sahip bu ülkede ;Sanki balıklara turistik tesis yapılmış . Yazıklar olsun.!
*

    G. D.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #69 : Kasım 24, 2012, 13:58:26 »
Bu balık çiftliklerinin kanaatimce önünün alınması şart.
*

    C. B.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #70 : Kasım 30, 2012, 10:24:39 »
Kaan'cığım Erdem'im
Elll sallaa elll saaalllla...
*

    M. Ç.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #71 : Aralık 06, 2012, 07:04:22 »
Yelkenciler Lokali grubuna üye olmayanlar için aktarıyorum:
Alıntı
Teknemde Göçek’de bir koyda demirliyken, gece yarısı büyük bir sesle uyandım irkilerek. Koca bir Sahil Güvenlik Botu devasa projektorlerini açmış benim kamaraya tutuyor. Güvertede bir ses patlıyor ki sormayın ve ardından "Mavi kart gösterile..! " diye bir şey duyuyorum. Bir de bakıyorum az ötede bir Turmepa atık alım teknesi iki hortum takmış tekneme benden habersiz. Biri yakıt ağzına diğeri su deposu girişine. "Napıyorsunuz?" diyorum " “Madem atığını vermedin biz de suyunu ve mazotunu çekiyoruz" diyorlar hain kahkahalar atarak. Yok artık daha neler demek istiyorum çıkmıyor ağzımdan kelimeler. Öyle bakakalıyorum uyku sersemi.  Sonra bir bakıyorum benim havuzlukta Sadun Boro oturuyor. Üstadım sen misin diyorum kekeleyerek, göz göze geliyoruz , soruyorum şaşkın şaşkın "Ne oldu Sadun Ağabey?" diye. "Sorma evlat, Mavi Kartım yok diye beni almadılar bu koya. Ben de Kısmet'e sen git Rahmi Koç'a durumu anlat. O zaten Turmepa'nın başı, en azından seni korunalı bir koya sokup bağlasın, dışarıda hava üfürüyor, fırtına var, deyip gönderdim. Sonra baktım sen buradasın ben de geldim bi tek atmaya, hadi koy bi rakı da kendime geleyim" demez mi?

Ardından baktım güvertede dolaşan birisi var. Aa ! Rüzgar Baba Haldun abim. "Abi sen ne zaman geldin yaw" dedim şaşkın bir sesle. "Ben mavi kart almadım. Gücüme gitti evlat. Sahil Güvenlik gece geç vakit demirli olduğum koya geldi. Yanımda duran Amerikan ve Alman bayraklı teknedekileri "İyi akşamlar efendim, iyi tatiller " diye selamladıktan sonra benim Maviş Evladın ay yıldızlı al sancağını görünce" Hey sen, mavi kartını göster " diye bağırdılar askerler bana. Gösteremeyince de Maviş Evlata el koydular beni de alıp yanlarına götürürlerken senin tekneyi görüp atladım suya, yüzerek kaçtım ve senin güverteye atladım evlat" dedi. Bakıştık bir süre.. Hiç konuşmadan…

Sonra uzaklardan, sanıyorum belediye hopörlöründen bir anons geldi kulağıma "Bundan böyle koylarda yelkenli, yelkensiz, dümenli, dümensiz, sahiden ya da dümenden hiçbir Türk bayraklı tekne konaklamayacak, rüzgar çıkınca yelken yapılmayacaktır... Mavi kartı olmayanlar tutuklanacak ve Silivriye gönderileceklerdir. Denizlere çıkmaları yasaklanacak çıkanlar hakkında soruşturma açılacaktır.

En sonunda da nereden geldiklerini anlayamadığım maliyeciler güverteye paldır küldür çıkmasınlar mi? Ellerinde mezura tekneyi boydan boya ölçüp ölçüp hesap makinesine basıyorlar sürekli. Çat çut..çat çata çut.. En sonunda içlerinden biri " Cezanız 54,000 –TL beyefendi " deyince ben de tekneyi ona hediye ettim... Genovaya camadan vurup gözden kayboldular…

 

Arkada duran dingimize zor attık kendimizi.Sadun ağabey ben ve Rüzgar Baba, karanlıkta kürek çekmeye başladık açık denize doğru... Haldun abi “Yunanistana çek. Bize bir tek orada huzur var galiba” deyince Sadun ağabey de “En iyisi sen Fiji’ye sür evlat, oralar buraları gibi değildir, orada beni hala sever ve saygı gösterirler nasıl olsa demesin mi…

Yaw ben Fijiye kadar nasıl kürek çekecem demeye kalmadı, hadeeeee diye yedik paparayı…

Uyanmışım...

 

Denizciysen, başta denizin, ormanların, büklerin tüm çevreye canın gibi bakıyorsan, doğanın bir parçası olduğunu benimsemişsen, aklın çalışıyor ve dirayetin de yerindeyse, yanlış yapanı, denizi öyle ya da böyle kirleteni uyaracak, engelleyecek ve mücadele edeceksin. Kafanı çevirmeyecek, vurdum duymazlık yapmayacak, yapanın yanına bırakmayacaksın. Otokontrol ve bilinç ile denizlerimizi temiz tutacağız.

Benim olduğum Bodrum ve Gökova denizlerinde ciddi anlamda ne mavi kart alanı gördüm ne de almaya niyeti olanı. Ne Sahil Güvenlik vardı çevrede ne de atık su alan tekneler. Turmepa da yoktu. Denizleri sahiplenip korumak için bunlardan ziyade bize gerçek denizciler lazım zaten. Onlar görünmeye başlarlarsa bu iş tamam demektir.

Denizler Ülkesi bizim evimiz, yuvamız... Devlet baba henüz anlamamış olsa bile…

 

Cenk Şahin

S/Y TRIOLE
*

    Ü. G.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #72 : Ocak 13, 2013, 22:19:55 »
Mavi kart ile ilgili fazla bir bilgim yok malesef. İnternetten araştırdım ama uygulaması hakkında fazla bilgi bulamamıştım. Bu forumu okuyunca bir şeyler öğrendim ama bir teknede mavi karta uygunluk açısından minimum gereklilikler ne olmalıdır bulamadım. Teknemde bu durum biraz sorunlu. Plastik (esnek) bir depo var. Oldukça da küçük (maks. 50lt sanırım) ve dolunca çekmek için bir tahliyesi yok. Maceratör çalıştırılıp dışarı basılıyor. Yani açıkta basmak için tasarlanmış sanırım. Bu durumu düzeltmek istiyorum.

Bir teknede minimum düzeyde (mavi kart şartlarını sağlayan) nasıl bir pis su sitemi olmalı?
En az kaç litre pis su tankıı olmalı?
Tahliyesi nasıl olmalı?
Bir gezi sırasında ne kadar sık işletilmeli (1 gün, 1 hafta ? ...)


 
*

    D. E.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #73 : Ocak 13, 2013, 23:29:14 »
   Sen pohu yemişin Ünsal korsanım,
Tuvalete Pissu tankı bağlancak, Maceratör , Güverte boşaltım ağzı ve tesisatı yapılacak.
   Mutfak , duş ve lavabo suları , ayrı bir Gri su tankına bağlanacak. Bunun da Güverte boşaltım ağzı olacak.
Güneye ilk inişinde , varsa Alaçatı Marinadan Teknene Mavi Kart alınacak, vs....vs...
   Prosedür uzayıp giderrrr.....
*

    N. Y.

Ynt: Bir kaç mavi kart hikayesi
« Yanıtla #74 : Şubat 14, 2013, 15:29:39 »
Hikayenin kahramanı Mavi Kart Muğla sahillerini çok sevmiş olmalı ki il sınırları dışına çıkmaktan vazgeçmiş, Çanakkale sahil güvenliğe göre diğer sahillerde dolaşması ertelenmiş. Ancak Muğla sahillerinde Mavi Kart hazretlerini teknenizle gezdirmez kolunuza takmazsanız ceza 10.000 TL ye yükselmiş.

Bu hikayede Mavi Kart sevgilimize sevgiler günü hediyemiz olsun...

Nalan Korsaniçe...