Asiye kurtulamadı ama denizlerimiz kurtuldu !
Yetkililer toplandı, düşündü, taşındı, sol kulaklarını kaşıdı ve teşhisi koydular:
Denizleri yatlar kirletiyorlarmış!
Müjdeler ola denizci dostlara!.. Bundan böyle Muğla ilinin dantela gibi kıyılarını okşayan denizler nihayet kirlenmekten kurtuluyor.
Yıllardır yazdık, söyledik, bağırdık, ağladık “Yahu Güney Ege gibi yat turizmine bu kadar elverişli yer dünyada yok, aman kıymetini bilelim, denizini kirletmeyelim, ormanını yakmayalım, sahillerini betona çevirmeyelim” diye. Ama bir türlü anlatamamıştık ilgisiz ilgililere...
Artık o kara günler mazide kaldı, gözümüz aydın sevgili dostlar...
Çevre Bakanlığı ve ona bağlı “Özel Çevre Koruma Kurulu” ve Muğla ili’nin duyarlı yetkilileri toplandı, düşündü taşındı, sol kulaklarını kaşıdı ve teşhisi koydular: “Denizleri yatlar kirletiyor!”
Haklı olarak artık buna göz yumamazlardı. Peki çaresi? Dünyada böyle bir uygulama yok. İleri memleketler sahil şehirlerinin kanalizasyon sularını arıtıp içilecek hale getirmişler ama yatlara bir uygulama yapmak akıllarına gelmemiş.
Yalnız onların mı? Her yıl binlerce fiber yelkenli üretip dünyanın her yanına satan koca firmalar da (şayet koyarlarsa) yalnız tuvaletler için makul ölçüde ufak bir tankı kâfi bulmuşlar.
MARS’DA YAŞAYANLAR
Doğa aşığı bizimkiler nihayet Mars gezegeninde yatlara uygulanan yönetmeliğin Muğla İli denizlerinde de aynen uygulanmasına karar vermişler. İşin komik tarafı yıllardır bu suların kirletilmemesi için çabalayan ve olumlu sonuçlar alan Turmepa’yı da yanlarına almışlar. Onlar da mavi kart basımını, bu kartları okuyacak elekronik cihazların teminini üstlenmişler, okkalı da bir meblağ ödemişler.
Dünyaya örnek olacak, “Bravo şu Türklere denizlerini nasıl da koruyor” dedirtecek bu önemli karar şöyle:
Muğla İli sularında kürekten başka sevk sistemiyle hareket edebilen her türlü tekne, onların tabiri ile “gemi”, 70 lira verip bir “mavi kart” alacak. Atık tankı dolunca sahillerde kurulacak 30 adet arıtma tesisine gelip dolu tankını boşaltacak. Bu da hem karta, hem tesisteki deftere, hem de bilgisayara işlenecek. Şayet bir gemi bunlara uymazsa, yandı gülüm keten helva. Cezası 5.000 (beşbin) liradan başlıyor, 8-10 metrelik ikinci el bir tekne fiyatını geçiyor! Böylece yatların denizleri kirletmesi önlenmiş olacak!
MUCİZE İCATLAR
Dahası var:
Muğla Valiliği İl Mahalli Çevre Kurulu’nun 3.7.2009 Tarih ve 178 no’lu kararı aynen şöyle buyuruyor:
Muğla İli denizel ve iç su ortamlarında yerli ve yabancı tüm gemilere uygulanmak üzere:
(Madde 7) Teknelerde el yıkama ve duş sularının mutlak surette pis su tanklarına bağlantılı olması,
(Madde
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap Gemilerdeki şamandıralı otomatik sintine boşaltım sisteminin (sintine otomatiği) bulunması durumunda, sintine denize sistem tarafından boşaltılırsa sorumluluğun gemi işletmesine ait olmasına ve cezai işlemin yapılmasına,
(Madde
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap Gemilerin pis su tanklarının, açık denizde seyrü seferde kontrol dışı boşaltımlarının engellenmesi ve bunun tespiti amacıyla Çevre ve Sağlık Mevzuatı açısından sakınca görülmeyen renklendirici tabletlerin kullanılmasına karar verilmiş.
İmzalar: Vali, Çevre ve Orman Md., Belediye Bşk., Jandarma K., Emniyet Md., Muğla Defterdarı, Milli Eğitim Md., Bayındırlık Md., Karayolları 16. Şube Md., Tarım Md., Sosyal Güvenlik Md., Sanayi ve Ticaret Md., Gelirler Md., Kültür ve Turizm Md., Ticaret Odası Bşk., Ziraat Odası Bşk.
Ne yazık ki bu çok önemli kararlar alınırken Berberler, Kunduracılar, Terziler, Gazinocular, Kahveciler, Hırdavatçılar, Eskiciler Cemiyeti Başkanlarının toplantıya çağrılmaması ve görüşlerinin alınmaması büyük bir talihsizlik. Aziz Nesin’in kemikleri sızlamıştır böyle bir kara mizahı kaçırdığı için.
DAHA BİTMEDİ
Bu yıl Göcek’te uygulanacak daha neler neler var. Göze çarpan bazıları:
-Koylarda bağlanma yeri sayısı kadar gemi bulunabilir.
-Gemileri ağaçlara bağlamak yasaktır. (30 yıldır Ege’de yaşıyor ve geziyorum, daha bir ağacın yat bağlanmasından devrildiğini görmedim. Ama dikkatsizlik sonucu çıkan yangında binlerce hektar ormanın cayır cayır yanışını yüreğim de yanarak gördüm. Son yıllarda yatlar çok büyük boyutlara ulaştı. Gayet tabii onların dikkatli olması, kayalara çıma tutması doğru olur. Yapılan mapalar ne kadar sağlam, onlar da ayrı bir beton kirliliği yaratmasın.
-Mapalara bağlanan gemiler en fazla 11 (onbir) gün bağlı kalabilir. Sınırlı gün bittiğinde bağlandığı mapayı terk edecek. (Yandaki mapaya veya başka koya geçince ne olacak? Yaz aylarında yoğun yığılmayı önlemek için bazı önlemler alınabilir. Bilhassa koca motoryatların marina ücreti ödememek için yaz boyu koylarda kalması önlenmeli. Ama yat turizminin en önemli yeri gelişi güzel yatlara kapatılamaz.)
SEVGİLİ “ERİŞTE”MİZ
Bir de efendim muhterem zevatı, “deniz çayırlarını koruma” sevdası almış. “Deniz çayırı” bizim, hani demir atarken denizcilerin korkulu endişesi “Erişte”lerden başkası değil. Her denizci doğanın tüm faunasına da, florasına da saygılı olur, herkesten fazla korunmasına dikkat eder. Erişteler de karadaki ormanlar gibi denizde oksijen üreten önemli bir bitkidir. Korunması gerekir. Ama Göcek Körfezi’nde üç beş koyda erişteyi bozuyor diye, demirlemeyi yasak etmek hangi akla hizmet eder?
Buralarda şamandıra atacaklar ve gemiler (!) onlara bağlanacakmış. Bu beyler hayatlarında şamandıra nedir, hele 20 metrenin üzerindeki sularda nasıl atılır, o şamandıraya 10 metre yelkenli mi bağlayacak, 50 metre olanı mı, sakin havada mı, 8-10 kuvvet havada mı, bunların bakımı nasıl olur hiç düşündüler mi?
İşte daha birkaç ay evvel Bodrum’da belediye’ye ait bir şamandıraya bağlı yat, tonoz kopunca parçalandı gitti.
YATLAR “GÜNAH KEÇİSİ”
Bir memleket ki gelişi güzel avlanma sonucu denizlerinde balık nesli tükendi, bir karışlık ıstakoz avlanır,satılır, bir avuçluk ahtapot tutulur, ondan sonra kalk Göcek’de üç beş koydaki erişteyi kurtaracağım diye yat turizmini feda et!
Helal olsun bu doğa sevgisine! Kırk yıllık erişte oldu sevgili “enişte”miz.
Bir memleket ki 3.215 sahil belediyesinden yalnız 141 tanesinde kanalizasyon olup, sadece bunun 43 tanesinde arıtma tesisi vardır. Bu arıtması olanlar da yetersizdir, doğru dürüst çalışmaz, çok sık arızalanır, yağmur yağar, o su da arıtmaya gider, felç eder. Sahillerdeki turistik tesislerin birkaçı hariç hiçbirinin göstermelik arıtması doğru dürüst çalışmaz.
Örnek mi: Turgutreis”in hiç arıtması olmayan kanalizasyonu denize akar, Bodrum’un kanalizasyonu daha bu yıla kadar yarıdan fazlası hiç arıtılmadan, diğer yarısı yağmur suyuyla denize gider, Ören’de arıtma yoktur. Termik santralin soğutma suyu olduğu gibi meltemin de etkisiyle doğru Gökova Körfezi’ne gider. Göcek Belediyesi’nin gemilerden alınan atık sularının da toplandığı arıtma tesisinin nasıl çalıştığını bu yaz gözlerimle gördüm. Arıtılan suyun denize verildiği Marintürk iskelesinde denizi, kumsalı ne hale getirdiğini hiç görmüyorlar mı?
Deniz kirliliğine %95 karadan atılanlar, geri kalanına da tüm deniz araçları sebep olurken, yatların “günah keçisi” yapılması hangi aklı selimle bağdaşır?
MARİNALAR
Göcek Körfezi kapalı bir iç denizdir. Gerekli önlem alınmazsa buranın zamanla kirleneceğini çocuk bile anlardı. Port Göcek yapılmadan önce yeni marinalara izin verilmemesi için Can Pulak’la çok uğraştık. Hatta zamanın Ulaştırma Bakanına bunu anlattığım zaman bana aynen (Club Marina’yı kastederek) şu söyledikleri halen kulaklarımda çınlar: “Burayı (Göcek’i) bir kişiye mi yedireceğiz !..”
Haklısınız beyler yiyin, yedirin. Böyle arpalık nerede bulunur? Daha yeni iki marinaya izin verildi, yapıldı. Duyduğuma göre Göcek Belediyesi de kendi marinasının yerine 400 yatlık daha büyüğünü yapmaya çalışıyormuş.
Yarın Boynuzbükü, Taşyaka, Sarsala koylarında da marina veya otel, site yapmaya kalkarlarsa (ki bir zamanlar temelleri bile atılmıştı) hiç şaşırmam. Artık yaş icabı “olmaz”ın, “olur” olduğunu gördük, yaşadık.
TAVSİYELER
Şimdi ömrünün 60 yılını denizlerde geçirmiş, 30 yıldır bu eşsiz Ege koylarının korunması için Cumhurbaşkanından Valisine kadar hepsine ayrı ayrı anlatmaya çalışmış, yazmış, bir kimse olarak, bugünkü yetkililere (şayet bu koyları hakikaten korumaya niyetlilerse) esas üzerinde durmaları icap eden acizane birkaç tavsiyem var:
1- Buralara turistik tesis adına beton yığınlarını kesinlikle sokmayın.
2- Bu koyların etrafını çevreleyen ormanların yakılmaması için azami ve ciddi tedbirler alın.
3- Bu koyların denizine ve sahiline bilhassa turist gezdiren teknelerden çöp ve akla gelebilecek her türlü hırdavatın atılmasına engel olun. Bu koyları temizleyin ve temiz tutun.
4- Önce iğneyi kendinize batırın. Sahil şehir ve beldelerinin kanalizasyonunu denize koyvermesini önleyin. Arıtılmış suyu denize değil, ormanlara verin, hem kaçaklar denize gitmez, hem bir nebze yaz kurağında basit yangınlara mani olur.
5- Balık çiftlikleri için çok yazıldı, söylendi. Bunları körfezleri akıntı ve rüzgârla etkilemeyeceği kalıcı yerlerde toplayın.
6- Yat turizminin baş belası, her biri yüzer disko olan günübirlik gezi teknelerinin ve kabin satışı yapan guletlerin müzik yayınına kesinlikle mani olun.
7- Her yıl adet ve ebatları artan günübirlik teknelerine bir tahdit koyun.
Yalnız Göcek Körfezi’ne günübirlik teknelerle gelen insan sayısı, Valiliğin dediğine göre günde 5.000 (beşbin) kişiyi buluyormuş. Bu kadar insan bütün gün yiyip, içip denize giriyor. Sahilden ve diğer yatlardan girenler hariç adam başı 1 litre işese, günde 5 ton (beş ton) sidik yapar.Buna mani de olamazsınız.İnsan vücudu olası ısı farkıyla suya girince işer. Hadi onların mesanelerine de “Çevre ve sağlığa zarar vermeyecek renklendirici tablet” koydurun!..
8-Koylarda uzun zaman bağlı kalan mesela 18-20 m.’den büyük yatların devamlı kalmasına müsaade etmeyin. Bunların tuvalet ve madeni yağ atıklarını denize atmalarına kesinlikle göz yummayın. Çok büyüklerinin, yüzer evlerin körfeze girmesini yasaklayın.
BAŞIMIZA GELECEKLER
Dünyada iç suları (göller, kanallar) haricinde tatbik edilmeyen bu kararları müteaddit ikazlarımıza rağmen, inatla uygulamaya kalkarsanız:
1- Bu kararları denetlemekle görevlendirilecek Sahil Güvenlik “Bize verilen emir budur” diyerek, küçük büyük yat, balıkçı dinlemeyip cezayı basacak ve işte o zaman kızılca kıyamet kopacak, denizcilerle karşı karşıya bırakılacak.
2- Yat turizmine büyük bir darbe vurulacak, yabancı ticari ve özel yatların Yunanistan, Adriyatik’e kaçmasına sebep olacak, yat turizminden gelen önemli bir gelire mani olacaksınız.
3- Denizcilik Müsteşarlığı’nın gayretleri ile bir nebze nefes almaya başlayan amatör denizciliğimiz kösteklenecek.
4- Tatbiki gayri kabil bu saçmalıkların uygulanması için boşa harcanacak paraların hesabını kim verecek?
5- Dünya yatçılık âleminde Türkiye sayenizde maskara ve alay mevzuu olacak.
6- Eninde sonunda nasıl olsa bu kararlardan dönmek zorunda kalacaksınız.Bari daha fazla kurbağayı ürkütmeyin.
DENİZCİLERİN ÇİLESİ
Yahu nedir bu amatör denizcilerin çektiği çile? Bütün günahları denize, doğaya çıkmak mı? Sabah karısı ile kavga eden hıncını biz garibanlardan mı alacak?! Bari bir an evvel bir kanun çıkartın: “Ey Türk vatandaşı sen denize çıkamazsın” deyin de biz de boşuna çırpınmayalım!
Üstelik denizlerden 1.derecede sorumlu ve yetkili merci olan “Denizcilik Müsteşarlığı” bu kararlara kesinlikle karşı çıkıyor. Bu işe düşünmeden balıklama atlayan Turmepa ise nasıl kıvıracağının sancısını çekiyor. Denize çıkmamış üç-beş akıllı (!) bir taş attı, kırk deli çıkartmaya çalışıyor..
Üzülüyorum yıllardır bir avuç Donkişot’un insanlarımıza denizi sevdirmek, koylarımızı korumak için verdiği mücadeleye, utanıyorum bugün bu satırları yazmaya mecbur bırakıldığımız için.
Gerçi bu kadarına da şükretmek lazım, beterin beteri vardır. Yarın akıllarına eser de, ya her denize çıkanın poposuna da bir mavi kart takmaya kalkarlarsa ne halt edeceğiz?
Sadun Boro