16 Temmuz Çarşamba, 02:00
Marmara'ya veda vakti. Doğduğum, büyüdüğüm, yüzdüğüm, daldığım... birlikte varolduğum denizle en sonunda ayrılık vakti geldi. Ekip değişti. Kalabalıklaştık. Mazotu sabahtan tamamlamıştım. Son hazırlıkları da tamamlayıp çözdük palamarı.
Nefis bir Temmuz gecesi. Saldık bayır aşağı. Nasıl da güzel akıyoruz. Zırt diye Kepez'e vardık. Derken deniz büyüdü, kabardı. Kafadan kafadan başladık yarmaya Marmara'nın kalan sularını.
Artık Ege'deyim. Yengeç doğduğu denizlerde. Deniz sert, trafik sağlam. Çevirdik pruvamızı Bozcaada kanalından doğru güneye. Bozcaada yakınlarına kadar bayağı bir hırpalandık. Derken Bozcaada göğüs gerdi, nefes aldırdı biraz. Ne zaman ki çıktık duldasından yine başladı dalgalar bordamızı dövmeye.
Bata çıka döndük burnu, sabah 07:00 gibi attık kendimizi Babakale barınağına. Mazot takviyesi yapmak niyetindeydim, olmadı. Hızlı bir kahvaltı ve tekrar avara...
Yengeç'in gelişi de böyle olmuştu; durmamacasına hızlı. Şimdi yine bir an evvel Göcek'e varmak niyetindeyiz. Gece gündüz seyre devam.
Müsellim nispeten makul bir havada geçildi, akşam üzeri 18:00 civarı mazot almak üzere Dikili limanına yöneldik. Önceden görüştüğüm sevdiğim bir dostum liman girişinde bir gırgır teknesine bağlamamızı, akşam boşalacak bir yere bizi alacaklarını söyledi. Fakat geceyi geçirmek konusunda kararsızdım. Sonra bizi daracık bir yere kıçtan kara almaya kalktılar ki sakin liman şenlendi.
Bizim koca götlü hatunla Dikili limanında züccaciye dükkanında fil gibiydik. Liman dar, her yer tonoz halatı ya da demir zinciri. Bir iki denemeden sonra hep beraber oraya sığamayacağımıza ikna olduk. Fakat rüzgarında basmasıyla kafayı kaçırıverdim
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap Bir sonraki manzara 7-8 küçük tekne üzerine aborde olmuş Yengeç! İte kaka kimselere zarar vermeden vaziyeti kurtarmayı becerdik. Tekrar gırgır teknesine aborde olup tankeri beklemeye başladık. Mazot ikmalinden sonra Dikili'de bir şeyler atıştırıp tekrar palamarı çözdüğümüzde saat 23:30 olmuştu.
Karaburun'a doğru yaklaşırken biraz kestirmek üzere nöbeti Cem'e bıraktım. Poseidon bir kez daha doğru informasyonla doğru zamanda geçmemizi sağlamıştı. Tekrar uyandığımda bordadan gelen makul dalgalarla tatlı tatlı sallanarak Karaburnu dönüyorduk.
Sabah kahvaltısı için Eğriliman'a girdik. Bir saatlik bir kısa moladan sonra tekrar demir toplandı ve Doğanbey Adası rotasına girildi. Çok da yormayan, keyifli bir seyirle Sıcak Su Koyuna vardık. Vardığımızda hava biraz sertleşmeye başlamıştı. Biraz dinlenildi, yüzüldü ve tekrar demir alında. Fakat koya girerken dümen artık tamamen boşa dönmeye başlamıştı yine. Gümüldür sahilinde korunaklı bir yer bulmak için nafile dolandık. Sonunda Kuşadası Setur'da karar kıldım. Fakat deniz coştukça coştu. Bir de üzerine hava karardı ve seyir hepten neşeli bir hal aldı. Kuşadası Setur'a daha önce gece girmemiştim. Hele dümensiz, hiç girmemiştim
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap Yaklaşırken marinaya durumu bildirip aborde olacak yer ve palamar desteği istedim. Olaysız bir şekilde bağlandık. Kısa duraklamalardan sonra 48 saatin ardından Kuşadası'ndaydık.
Gece ilerlediğinden dümen için yağ bulmak ciddi sıkıntı oldu. Yaklaşık bir buçuk saatlik yürüyüşün ardından 3 lt 30'luk yağ alıp döndük. Kamaraya girişimi bile hatırlamıyorum. Deliksiz uyumuşum.
Sabah uyandığımda Cem-Cenk kardeşler çoktan dümene girişmiş, çamur kıvamında yağı boşaltıp, bir kaç kez pompalayarak sistemi temizlemiş ve havasını almışlar ve dümen kendine gelmişti. Pis su tankını basıp duş aldıktan sonra yola çıkmak üzere plan yaptık.
Buraya gelene kadar hala mavikart sahibi olamamış ve hala pis su tankımı çekecek bir marina bulamamıştım. Tarih burada da tekerrür etti. Mavikart veremedikleri gibi tankı da flanşları uymadığı için çekememişler. Sonuç olarak 15 € karşılığında 180 lt atık vermiş gibi bir atık transfer formu alabildik. Bu memlekete hastayım!
Kuşadası'ndan çıkarken makul bir hava vardı aslında. Dilek Geçidi nefis bir rüzgarla geçildi. Çiftlikler dışında pek sövülmeyen bir seyir oldu. Ta ki Didim'e yaklaşmaya başlayana kadar. Tekağaç burnunu dönüp Çukurcuk limanına saldık demiri. Yarım saatlik kısa bir mola verdik. Yalıkavak rotasına girdiğimiz gibi hayat kabusa dönmeye başladı.
Bir saat kadar sonra artık sallanmaktan sıkılıp Güllük Körfezi içlerine doğru dalgayı pupadan almaya başladık.
Akşama doğru deniz bizi Torba'ya doğru sürdü. Havanın kararması, hemen İkizadalar'ın önlerindeki balıkçiftlikleri zaten yorucu geçen bir seyrin üzerine tuz biber oldu. Bol küfürlü bir seyrin sonunda Torba'ya girdik girmesine ama nereye bağlayacağımız sorunsalı hala tepsi gibi duruyordu. Barınak ayıptır söylemesi, göt kadar bir şey. Mendireğin dışında tekneler var, araya kaynayalım dedik, olmaz dediler, sahipleri var. Derken bir arkadaşımız barınak sorumlusunu bulup biraz tatlı dil ve biraz tehditle dışarıda kıçtan kara bir yer ayarladı.
Bu arada hava bindirmeye başladı. Manevra yaparken ne kadar mazot yaktığımı düşündükçe deli oluyorum.İlk sefer geldik, halatı vereceğiz, o da ne, tekne gitmiyor! Zincir kısa gelmiş. Küfür yağmurundan Cem'de payını aldı. Önce o dümendeydi, at dediği yere attım. Sonra dümeni bana bıraktı. Topladık demiri, tekrar geldik. İkinci seferde bağlanmayı başardık. Ama böyle anlattığıma bakmayın, bizim danayı o havada geri geri gitmeye, hele ki sizin istediğiniz bir yere gitmeye ikna etmek mümkün değil
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap Attır kıçı, kafayı çevir, ver tornistanı, kaydı, attır kıçı, kafayı çevir, ver tornistanı. Bir de bu sırada hemen dibindeki tonoza takmamaya çalış... eridim gece gece.
Derin bir oh çektik ve hemen çıkıp bir çay içelim dedik ama Bodrum cahili ben Torba nedir, ne değildir hiç bir fikrim olmadığından ağır bir hayalkırıklığına uğradım. Ulan çay içmek ayıp mıdır kardeşim bu Torba denen yerde??? Her yer restoran, restoranlar en azından bana "yaklaşmasan iyi olur" diyor alenen
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap Bu arada ertesi gün havanın patlayacağı aklıma geldikçe daralmaya başladım, ne halt edeceğiz burada diye.
Torba'nın bittiği yerde çayı olan bir restoran bulup çayımızı içince rahatladım. Kara organizatörümüz Abdullah sağolsun, dönüşte de yürümekten kurtulduk. Sabah erken kalkıp havanın durumuna göre Yalıkavak'a geçmek üzere yattık.
Sabah erken kalkmadık. Çünkü hava geceden rengini belli etti. Başta Cüneyt korsan olmak üzere tüm bölgeyi bilen arkadaşlarım da Türkbükü'nden öte geçmeye kalkmayın deyince 10'a kadar uyuduk.
Saat 11:00'de barınak sorunlusu geldi ve artık çıkmamız gerektiğini, yerin sahibinin geldiğini söyledi. Kibarca hasss... dedik ve saat 11:10'da saldık kendimizi tekrar denize.
İlk önce Türkbükü'nde ada kanalına yollandık. O da ne, len denizi parsellemiş şerefsizler! Her teknenin arasında iki teknelik yer var ama halatlar germişler. Dolandık durduk nafile. Bir yerde boşluk bulduk, orada da demir tutturamadık. Zaten demir de dolanabileceği her yere dolanıp bir de üzerine fırdöndü üzerinde dönerek gelmiş. Hava bastırıyor, demir boku yedi, yer yok... çıldıracağım!
Önce koy içerisinde demiri hallettim. Sonra gerisin geri Ilıca Bükü'ne döndük. Koya bir girdik ki içerisi Harem otogarı! İlk kıçtan kara denememiz başarısızlıkla sonuçlandı. İkincisinde becerdik. Fuardan aldığım 22'lik 40 metre halat sonunda gün yüzü gördü
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap Ardından emin olmak için kuşanıp daldım, demiri kontrol ettim. Hava 25-30 aras esiyor, şakası yok! Demir gömmüş kafasını kuma, uslu uslu yatıyor yerinde, rahatladım. Bu arada ağaçtan koltuk alırken bir karınca saldırısına uğradım ki yok böyle birşey! Bütün kollarımı sardılar anında. Yapışıp kalıyor ve fena ısırıyorlar. Suya girmekle de gitmiyorlar. Aklınızda olsun
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapSaat 15:45'te tamam dedik, oldu ve ancak oturabildik. Koyun bir diğer adı Cennet koyuymuş. Zoraki geldim ya, bana cehennem gibi geliyor. Bastıkça basıyor üzerime. Ekip devrildi uyudu. Ben taktım bir kere, ne halt edeceğiz burada diye. Teknede içme suyu bitti. Ekmek ve sigara bitti. Nerede olduğumuzu bile bilmiyoruz doğru dürüst ve hava Pazar da bombok.
Bir kaç sene önce Bodrum'a yerleşen bir arkadaşım aradı, neredesin diye. Ona anlattım durumu. Saat 23:00 gibi su, ekmek, sigara ve bir miktar ıvır zıvırla çıkageldi. Yarını kurtardık. Pazartesi'ye Poseidon kerim
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapYarın yine dümen onarımı, dinginin motorunun onarımı, su koyveren arka sintine pompasının onarımı gibi sıradan işler bizi bekler.
Günün özeti Neyzen'den; an itibarı ile hal bok, ati kenef!