SIĞACIK 201712.10.2017 TEOS MARİNA-KOKAR (GÖKLİMAN)Bu sefer plansız oldu. Biraz da zamansız. Ani bir işyeri değişikliği olunca izin kullanmam gerekti. Zor bela eşim de 2 gün izin alınca geriye tekneyi bulmak kaldı. Sığacık bölgesi için zaten çok fazla alternatif yok. En azından bizim bulabildiğimiz yok. Thea sailing firmasına ulaştık ve Teos Marina’da bağlı bulunan ADA-5 isimli Beneteau 38 teknelerini 2 günlüğüne kiraladık. Hava biraz rüzgarlı görünüyordu. Ne kadar rüzgarlı olduğunu kayınpederimin şu cümlesi ile açıklamaya çalışayım;
“Damat, limana ulaşabilirsek toprağı öpecek miyiz?”
Çarşamba akşamı iş çıkışı hemen yola çıktık. İlk hedefimiz Çeşme. Bizim oğlanın uyku saati olmadığı için biraz huzursuz ve uzun süren bir yolculuktan sonra gece yarısı Çeşme’ye vardık. Niyetimiz sabah 09:00’da Teos Marina’da olmak. Bu şekilde sözleşmiştik. Dolayısıyla birkaç saatlik uyku ile yola koyulduk. Arabayla giderken bile hissettiğimiz rüzgar aslında bizi neyin beklediğini gösteriyordu. Sonuçta rüzgarı dünyaca meşhur bir bölgede idik.
Sözleştiğimiz saatte marinaya ulaştık. Tekneyi teslim alma sürecimiz bu kez biraz ters gitti çünkü sintinede bir miktar suya rastladık. Suyu bastık, sonrasında hem biraz hava sakinlesin diye hem de sintinedeki su artıp azalıyor mu diye görmek için beklemeye başladık. Birkaç kez daha pompayı devreye alıp suyu basma ihtiyacı olunca servis istedik. Bir süre araştırma neticesinde suyun temizlik ve yağmur neticesinde etrafta kalan suyun sintinede toplanması olduğuna ikna olup tekneyi teslim aldık.
Planladığımız zamanın çok ilerisinde marinadan ayrılmaya hazır hale gelebildik. Saat neredeyse 14:00 olmuştu. Planımız aslında çok sade. Sığacıktan Kokar’a git, orada gemi şamandıralarına bağlan ertesi gün geri dön. Ancak Kokar’da barınamazsak geri dönecek vaktimizin de kalmasını istiyordum, bu vakti pek bulamayacağız gibi görünüyor. Marina’yı kanal 72’den anons edip vira bismillah dedik. Rüzgar iskelemizden öyle bir geliyor ki palamar botu bize sancaktan yüklenerek pruvamızı çıkışa döndürmeye yardımcı oluyor. Kazasız belasız önce marinayı sonra da kuzey kardinalini geçip limanı terk ediyoruz. Rüzgar 18 knot değerinin altını neredeyse hiç görmüyor. Bu durumda ana yelkene pek bakmadan cenovayı açtık. Tabi birkaç tur sarılı kaldı. Daha doğrusu istemeden full açtık sonra birkaç tur sararak küçülttük.
Sığacık Körfezindeki ilk seyrimiz. Balık çiftliklerinden çok çekiniyoruz. Henüz şamandıralarını göremediğimiz için niyetimiz, haritada uyarı işaretli alana mümkün mertebe az dokunarak güney batı yönünde inmek. Kokar koyu hizasına gelince ya da biraz geçince rotayı koyun girişi olarak ayarlamak.
Motoru kapattık sadece küçültülmüş cenova ile 5.8 knot gördük. Hızımız min. 5 knot. Seyir tabi ki çok sallantılı. Dalga boyu güneye indikçe artıyor. Rüzgar kuzeyden 17 – 23 knot aralığında geziyor.
Ekip; Ekip tanıdık. Mayıs’ta Göcek’teki kadro. Ben, Eşim, Bizim ufaklık, Eşimin anne ve babası. Ekibin hem denize direnci hem de denizcilik bilgisi çok arttı. Dönüşte yakıt iskelesine aborda, atık iskelesine aborda, ve yerimize kıçtankara manevraları var ama daha gidiş yolundayız.
Devam edelim, hızlı sayılabilecek bir yelken seyri ile hedefimize yaklaşıyoruz. Bu arada balık çiftliklerinin yerleri de belli olmaya başladı. Ben iskele dümende tekneyi kontrol ediyorum. Neredeyse hiç motor çalıştırmadan koy girişine kadar geleceğiz diye düşünüyorum. Chartplotter ve telefonumdaki Navionics’i izliyor ve inceliyorum. Bu sırada kayınvalidem “yahu biz şu büyük mavi şamandırayı ne zaman geçtik hiç de fark etmedim diye bağırdı” mavi şamandıra mı? Bizim usturmaçaların kılıfları mavi değil miydi? Ben usturmaçaları toplamış ama kıçtaki balon usturmaçaları bırakmamış mıydım? Hatta sancak taraftakinin kazık bağı gözüme pek de uygun gelmemişti. Saniyeler içinde bunları düşündükten sonra kafamı istemeyerek sancak kıçtaki balon usturmaçanın yerine çevirdim. Tabiî ki artık boş duruyordu. Kafamı pupa istikametine çevirince de bizim balon usturmaçayı hemen gördüm. Denize usturmaça düştü. Hem de 20 knot rüzgarda ve 1,5 metre dalgada. Birisi seyirde usturmaçaları toplamak mı demişti? Olası geri dönüş için ayırmaya çalıştığım değerli vakti usturmaçayı kurtarmaya harcayacaktım. Herhalde 1 saat uğraşacaktık bu iş için.
Karar hızlıca verildi. Görevler paylaştırıldı. Kayınvalidem gözcü. Ben hemen motoru çalıştırıp rüzgara döndüm. Hızla cenovayı kapatmamız ve usturmaçayı güverteye almamız arasında 15dk. geçmedi bile. İlk yanaşmada kaçırdık ama 2. yanaşmada usturmaça güvertede idi.
Ekip alkışı hak etti. Tekrar rotaya girdik ve aynı başarıyı kokar limanındaki şamandıraların yüzen halatını yakalarken de gösterdik. Kokar kapalı bir koy. Daha kuytusuna girer girmez kuzeyli havanın neden olduğu dalgalar kayboldu. Koya girerken iskelemizde balık çiftliği var. Hemen karşıdaki büyük şamandıra sahil güvenliğe ait olduğu yazılan şamandıra olsa gerek. Bu şamandırayı da iskelede bırakıp kuzeye dönünce, sancakta kalan ilk koy balık çiftliklerinin ikmal noktası gibi görünüyor. Buraya kadar kara yolu var ki araçlar görebildik. Biraz daha ilerleyince sancak bordada, ayakları denizin içinde, arka bahçesinde rüzgar türbini ve güneş enerjisi panelleri olan bir baraka, iskele baş omuzluk istikametinde ise yine bir başka baraka görünüyor. Her ikisinin de gece sakinleri vardı.
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapVe işte şamandıralar karşımızda. Her ikisi de boş. Kokar denizlere kapalı bir koy ancak rüzgara kapalı değil. Hele kuzey hava muhtemelen vadide sıkışarak geliyor. Bu nedenle geceyi demirde geçirmek istemiyorum. Şamandıraların sağlam olduğunu marinada tekneye servis için gelen arkadaş söylemişti. Şimdi yapmamız gereken yüzer halatlara dolanmadan bağlanmak. Bunun için tekneyi dümen dinleyebilecek en düşük hıza getirdim. Tabi pruvadan gelen sağnaklar var. Ekibin de yönlendirmesiyle halatı kakıç ile yakalayabilecekleri bir konuma geldik ve şamandıraya bağlıyız. Rüzgar gece boyu esti ve bizde gezip durduk ama rahatsız olmadık ve uyuyabildik.
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapHava tamamen karardıktan sonra tonozu kontrol etmek için baş üstüne geçişlerimden birinde sudaki mavi ışıltıları fark ettim. Evet işte nihayet yakamoz görmüştüm. Aslında suya atlamak lazım ama tabii ki çok soğuk. Böyle olunca palamar halatlarından biriyle suya vurarak yakamozları izledim ve ekibe de gösterdim. Sonra da kafamızı kaldırıp uçsuz bucaksız Samanyolu’nun keyfini çıkarttık.
İlk gün seyri;Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapUsturmaçayı burada yakaladık.
İlk gün rotamız nispeten kolayına ve hızlı oldu. Tabiî ki dalga yüksekliği fazla olduğundan epey sallandık. Asıl macera ikinci günde.