0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    B. B.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #165 : Nisan 23, 2014, 11:02:13 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

İsmi de ' Dümen suyumda Yunan Adaları kaldı  ' olabilir. 





      Ya da "Teknem Ege'de kaldı" olabilir mi acaba? Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap








Tuna nehri Karadeniz tarafınıda gezip kitabı öyle çıkarın...Adı " Tuna'dan Ege'ye Özlem'le" olur,  mecburen Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

O zaman çok bekleriz. Uzun sürer o iş. O ikinci kitap olur mesela...
« Son Düzenleme: Nisan 23, 2014, 11:03:00 Gönderen: Bülent Büyükdağ »
*

    N. İ.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #166 : Nisan 24, 2014, 13:24:55 »
Naxsos'a gidipde Nuran ustanın Zorbas tavernasına uğramamak olmaz.Geçen sene Naxsos'a gelmeden önce motorumuz arıza yapmıştı.Sorunlarımızı Nuran usta olmadan çözebilmemiz gerçekten imkansızdı. Sağolsun kendi işiymiş gibi bizimle birlikte uğraşarak tüm işlerin üstesinden geldik.

Kısaca yolunuz Naxsos'a düşerse Nuran ustanın restuarantına uğramayı ihmal etmeyin derim.Türkiyeden o kadar uzakta bir dostun orada olması inanın çok güven verici birşey.


*

    Z. Ö.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #167 : Nisan 24, 2014, 15:24:00 »
Özlem Hanım,
Yazılarınızı zevkle okuyorum, insanı çok özendiriyor, kaleminize sağlık. Siz de bahsetmiştiniz, belki bilmeyen olabilir diye hatırlatayım dedim, dünya turunda olan Buket ve Ender Yüce'nin gezisini Buket'in kaleminden okumak isteyenler için link;
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

*

    Ö. B.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #168 : Nisan 27, 2014, 01:34:59 »
01-Temmuz-2013 pazartesi Naxos…


Dün akşam Apollon Tapınağının kalıntısı Büyük Kapıda (Portara) güneşi batırdıktan sonra tepeden aşağıya indik. Ersin'in istediği fotoğrafı çekmeyi unuttuğumuzu fark edince tekrar yukarı çıkmaya üşendik ve geç saatte aşağıdaki fotoğrafı çektik. Ne yapalım artık, unuttuğumuz resmi çekmek için önümüzdeki günlerde  bir daha çıkacağız yukarıya.
 
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Bir süre sahilde yürüdükten sonra yemek için alternatif yerler bakmaya başladık. Dar sayılabilecek bir sokağa girdik. Masalarını sokağın kenarına koymuş bir restoran dikkatimizi çekti. Tahtadaki listeye bakarken garson yanımıza gelerek çok sempatik bir şekilde sokağı gören ama çok ayakaltı olmayan bir masa önerdi. Prensip olarak “buyrun” diyen işletmelere pek itibar etmeyiz ama bu içten ve güler yüzlü yaklaşım hoşumuza gitti. Bize gösterilen masaya oturduk. Günün yemeği güveçte et. Günlerdir çeşitli deniz ürünleri yemekten yüzgeç çıkarmıştık. Et iyi fikirdi. Her ihtimale karşı önce gittim yerinde kontrol ettim. Harika görünüyordu. Aşçı gülümseyen kırmızı suratıyla tabaklara servis yapıyordu. Bu manzarayı görüp de hayır ben balık yemek istiyorum demek yanlış bir seçim olurdu. Sanırım yemek için aradığımız yeri bulmuştuk. Masaya döndüğümüzde içkilerimiz gelmişti bile. Az sonra yemeklerimiz de geldi. Bir taraftan yemek yiyerek sohbet ederken, bir taraftan da önümüzdeki sokağı ve insanları izledik. Hava durumuna bakarsak çarşambaya (iki gün daha ) kadar buradayız gibi görünüyordu. Çarşambadan sonra ne yapacağımızı düşünmemiz gerek. Benim aklıma bir alternatif geliyor ama şimdilik bir şey söylemiyorum.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Sabah biraz tembellik yapıp geç kalktık. Havuzlukta kahvelerimizi içerken yanımızdaki Fransız komşularımızla sohbet ettik. Madie ve Jean emekliydi.  Tekneleri Fransız imalatı olmasına rağmen hatch kapakları gibi bazı donanımları bizim “eski Alman malı” teknemizle birebir aynıydı. Thalatta çağdaşı bir tekne ile komşu olmaktan mutluydu.
Otuzbeş yaşındaki teknelerini on yıl önce İspanya’dan almışlar. İki arkadaşları ile birlikte Fransa ve İtalya kıyılarını geze geze Ege’ye kadar gelmişler. Beş altı yıldır bütün yazı Ege’de Yunanistan kıyıları ve Yunan adalarında geçiriyorlarmış. Kasım ayında teknelerini Yunanistan’da karaya alıp, kışı geçirmek üzere Paris’e dönüyorlar, Nisan ayında da sezonu açıyorlarmış… Fakat Madie, sıcak iklimde köpeğinin tüyleri döküldüğü için, Temmuz ve Ağustos aylarını geçirmek için Paris’e gidiyor, hava biraz serinleyince Eylül gibi geri geliyormuş. Üç gün sonra, köpeğini alıp, teknesini ve kocasını burada bırakarak iki aylığına Fransa’ya gidecekti. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bu dönemde Jean arada sırada günlük seyirler yaparak ve yakın adaları dolaşarak Naxos civarında eşini bekliyormuş.

Jean, tamir işlerini sevdiğini, bugün de teknede ufak tefek tamirat işleri yapacağını söyledi. Ali de bu fırsatı kaçırmayıp hemen hareketlendi. Çanakkale’den Limnos’a giderken montajını yaptığı katlanır salon masasını havuzluğa çıkarıp vernikledi. Myrina’dan aldığımız bu su bazlı verniği ilk defa kullanıyoruz. Masayı cilalanmış gibi bir tabaka ile kaplamadan ve doğal dokusunu bozmadan, içine işleyerek ıslak ahşap gibi canlı bir tona bürünmesini sağlıyor.
 
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Artık cilalı gibi görünmeyen ama leke tutmayan bir masamız var. Böylece yapılacaklar listesinde bir kalem daha eksilmiş oldu. Sanırım birçok teknenin böyle bir listesi vardır, hiçbir zaman kısalmayan, gittikçe uzayan.
Masanın işi bitince, dinlenmek üzere güneydeki plaja gittik. Plajdan çok buradaki buz gibi bira ve patates kızartmasının ilgimizi çektiği kesin. Akşam yemeğimizi dün servisini beğendiğimiz Sarris restoranda yedik. Her şey çok güzel ve lezzetliydi.


02-Temmuz-2013 Salı

Sabaha karşı saat 03:00 de esmeye başlayan rüzgar, sabah oldu hala esmeye devam ediyor. Bugün araba kiralamaya karar verdik. Teknede ıvır zıvır işlerle ilgilenirken öğlen oldu. Hazırlanıp tekneden çıktık. Marinadan çıktıktan sonra hemen yolun karşısındaki “rent a car” tabelası gördüğümüz yere gittik. Adının Nikol olduğunu öğrendiğimiz güler yüzlü kız bize çok yardımcı oldu. 24 saat için küçük bir araba kiraladık. Günlük 27 avro. Nikol harita üzerinde adanın görülecek yerlerini işaretledi. O kadar özenli anlatıyordu ki, işaretlediği yerlerin bizim için ikinci planda olduğunu söyleyemedik. Kız doğrusunu yapıyordu, garip olan bizdik. Oysaki bizim önceliğimiz adanın diğer kıyılarını ve koylarını dolaşıp, nereye tekne bağlanabilir, nerede kalınabilir gibi gözlemler yapmaktı.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Arabamızı teslim aldıktan sonra önce arkeoloji müzesine, öğlen yemeğimizi yemek üzere iç kısımlarda şirin bir köye, ardından da adanın kuzeydoğusuna küçük sahil köyü Apollonas’a gittik. Pilot kitapta buranın gecelemeye uygun olduğu yazılıydı. Ali, Naxos limanına girmeyip burada konaklayarak sabah bizim kıyılara doğru devam etmeyi önermişti. Bu seçeneği değerlendirmeyerek hata mı ettik acaba diye anlamak için ilk iş burayı görmeye geldik. Gelince bir de ne görelim daha doğrusu göremeyelim! Rod amcanın bahsettiği mendireğin yerinde 30-40 metre uzunluğunda yarısı sular altında kalmış bir taş dolgu vardı. 37°10'55"N  25°33'13"E
Kuzeyli ve doğulu havalar için korunaklı bir koy olmadığını görmüş olduk. Aslında Rod Amcanın yazdıklarını biz yeterince dikkatli okumamışız sanırım. Bir tek 80-100 metrelik mendireğin yarısının su altında olduğunu söylemek yerine 30-40 metrelik mendirek var diyor. Gerisini tam yazmış ama biz eksik okumuşuz  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap[/img]


Burası küçük bir yerleşim. Kıyıda evler, bir iki pansiyon ve restoran  vardı. Daha sonra adanın doğu kıyılarını ve iç kesimlerini dolaşarak akşamın ilerleyen saatlerinde Naxos marinaya geldik. Yarın adanın güneyini ve batısını dolaşacağız.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Üstümüzü değiştirip akşam yemeği için teknemizden ayrıldık. Yürümeye başladık. Uzaktan müzik sesi geliyordu. Öğrenci görünümlü dört genç sokağı şenlendirmişlerdi.  Naxos, gördüğümüz diğer adalara göre daha kalabalık bir yer. Belki de artık aylardan Temmuz olması nedeni ile tatil mevsiminin başlamasının da bunda etkisi vardır. Biz gitmedik ama marinanın güney tarafındaki sahilde bulunan pek çok bar sabahın ilk ışıklarına kadar açıkmış. Bu akşam adanın eski zamanını hatırlatan dar sokaklarını dolaşmaya karar verdik. Uygun bir yerde de yemek yiyeceğiz.
 Sahildeki ana yolun arkasındaki dar sokaklar ve buradaki dükkanlar biraz kapalı çarşıyı hatırlatıyor. Birkaç dükkan yeniden yapılıp modern bir görüntü kazanmış ama pek çoğu eski yapısını korumakta. Önceki gün yolun kenarında panoda klasik müzik konser ilanı görmüştük. Konser salonunu da merak etmiştik. Bir geçidi andıran dar sokaktan yukarı doğru tırmanınca burada girişi ücretsiz bir müze gördük.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

İçerideki güler yüzlü hanımefendi müzeyle ve içindeki eşyalarla ilgili bilgiler veriyordu. Müzenin biraz ilerisinde deniz manzarasına hakim açık hava konser salonu vardı. Açık hava deyince tabii ki burası İstanbul'daki açık hava tiyatrosu gibi bir yer değil. Kapıdaki görevliden izin isteyip içeriye girdik. Akşamki konser için hazırlıklar devam ediyordu. Burası çok minimalist ve sade bir yer. Yeriyle uyumlu yaklaşık 50 kişilik ahşap sandalye var. Kapıdaki görevliden, fiyatına bir kadeh şarabın da dahil olduğu biletlerin tükendiğini öğrendik. Ilık bir yaz akşamı (ama yine de her akşam yanımıza bir rüzgarlık alma ihtiyacı duyduk) klasik müzik, açık hava, şarap… Konser salonunun yerini seçenler her şeyi çok iyi düşünmüşlerdi. Şimdilik konseri kaçırdık ama bir sonraki sefere mutlaka geleceğiz.

Feribot iskelesinin karşısına gelen sokakta tekne malzemeleri satan bir dükkan var. Dükkanı geçince büyükçe bir market, onu da geçince çıkmaz sokak gibi arada bir yerde, bahçe içinde güzel bir lokanta görmüştük. Yemeğimizi orada yemeyi tercih ettik. Sessiz sakin ve serin bir bahçe. Temmuz için bu kadar güneyde bir enlemde, böyle bir serinlik bize şaşırtıcı geldi.
*

    Ö. B.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #169 : Nisan 27, 2014, 23:38:51 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Özlem Korsanım, Naxos'da marinanın karşı hizasındaki Zorba Taverna sahibi Nuray Ustaya uğradınız mı? Yıllar önce bir gemiyle Yunanistan'a gitmiş orada çeşitli işlerde çalıştıktan sonra bir Yunanlı kızla birbirlerini sevmişler, evlenmişler ve Naxos'a yerleşmişler.. Birbirinden güzel 3 kızıyla Tavernalarını işletiyorlardı.

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Naxsos'a gidipde Nuran ustanın Zorbas tavernasına uğramamak olmaz.Geçen sene Naxsos'a gelmeden önce motorumuz arıza yapmıştı.Sorunlarımızı Nuran usta olmadan çözebilmemiz gerçekten imkansızdı. Sağolsun kendi işiymiş gibi bizimle birlikte uğraşarak tüm işlerin üstesinden geldik.

Kısaca yolunuz Naxsos'a düşerse Nuran ustanın restuarantına uğramayı ihmal etmeyin derim.Türkiyeden o kadar uzakta bir dostun orada olması inanın çok güven verici birşey.


 Nuran ustayı duymuştuk ve hikayesini biliyorduk ama restoranı adanın en turistik noktasındaydı. Biz genel olarak denenmemişleri denemek eğiliminde olduğumuz için önceliği ara sokaklarda bulduğumuz yerlere verdik. Sonra gideriz dedik ama sıra gelmedi.




Gezgin Korsan Sosyal Medya Hesaplarını Takip Ediniz

               


*

    Ö. B.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #170 : Nisan 30, 2014, 00:49:32 »
03-Temmuz-2013 Çarşamba

Sabah 07:00 gibi uyandık. Bir gün önce kiraladığımız arabamızı öğleden sonra teslim edeceğiz. Zamanımızı iyi değerlendirmemiz gerek. Kahvaltımızı havuzlukta yaptıktan sonra sırt çantalarımızı alıp teknemizden ayrıldık. Akşamları marinanın önündeki yol araç trafiğine kapandığı için arabayı marinanın ve piyasa caddesinin güney tarafındaki açık otoparka bırakmıştık.
Önce adanın batı kıyılarını dolaştık. Adanın batısı plaj yönünden oldukça zengin. Bunlardan en bilineni Agios Georgios ve Mikri Viagla. Uzun bir kumsala sahip olan Kastraki ise bize Patarayı hatırlattı.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Batı kıyısını seri bir şekilde dolaştıktan sonra gene iç karaya yöneldik. İç kısımları dolaştıkça, Naxos’un diğer adalara göre daha çok yükseltiye ve yeşil örtüye sahip olduğunu gördük. Adadaki 1010 metrelik Zeus dağı da Kikladlar içindeki en yüksek tepeymiş. Filoti ‘de kahve molası verdikten sonra Chalkio (Halki) ye geldik. Chalkio küçük ve pek turistik olmayan bir yer. Fakat sokakları insana huzur veriyor. Burada küçük bir likör müzesi var. Müzenin adı  “Distillery of the Naxos Kitron Liqueur”

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Müzede eskiden üretim için kullanılan aletler vardı. İçerideki hanımefendi distile işleminin nasıl yapıldığını anlattıktan sonra bize tadına bakmamız için ikramda bulundu. Söylediğine göre Kitron sadece Naxos adasında yapılan bir likörmüş.
Ali’nin deyişiyle fare zehiri rengindeki bu içki, liköre değil daha çok brendiye benziyor.
Tadımdan sonra iki küçük şişe aldık. Bu kasabayı sevmiştik. Burada yemek molası verdikten sonra merkeze dönmek üzere yola koyulduk. Saat 14:00 de güler yüzlü Nikol’e arabayı teslim edip markete gittik.

Marketin marinaya servisi olduğunu daha önce marinada gördüğümüz sepetli bisikletle dolaşan çocuktan öğrenmiştik. Eksik birkaç şey ve su aldık, tekneye göndereceklerini söylediler.
 
Alışverişten sonra teknemize döndük. Geçerken İzmirli korsanların karşı pantondaki teknesine uğradık, ama yoktular...

Ersin korsanın istediği ama bizim unuttuğumuz resimleri çekmek için bir kez daha Apollonun Büyük Kapısına çıktık.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Dönüşte gene kalenin altındaki çarşının dar sokaklarında dolaşırken küçük ve şirin bir restoran dikkatimizi çekti, içeriden canlı müzik sesi geliyordu. Kapısından içeriye bakarken, birisinin el salladığını fark ettik. Dikkatle bakınca bize el sallayan adamı tanıdık, marinanın herşeyi Nikolas’tı. Daha dördüncü günden Naxos’lu olmuştuk. Artık tanıdıklarımıza rastlayabiliyorduk.
Bizi masasına davet etti. Hemen masaya iki sandalye eklendi ve oturduk. Burası on, on iki masalık küçük bir aile işletmesi. Restoranın köşesinde iki kişi çalıyor, hem de söylüyorlardı. Bizim Nikolas da oturduğu yerden onlara eşlik ediyordu. Anladığımız kadarıyla istek parçalarına ve ikinci karafa geçilmişti.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Restoranın adı Lucullus, sahibinin adı ise Hristo. Kapı, pencere ve tavandaki ahşaplar orijinaline sadık kalınarak elden geçirilmiş. Duvarlarda ve çevrede eskiden kalma eşyalar, objeler, resimler vardı. Nikolas burası yapılırken yardım ettiğini söyledi. Buraya sık sık gelirmiş. Nikolas’ın önünde üzeri iri karideslerle kaplı spagetti yanında da şarap vardı. İçtiği beyaz şarabın rengi alışılmıştan farklıydı. Sorumuz üzerine bize içtiği şaraptan ikram etti. Farklı bir yoğunluğa sahip, dömi sek diyebileceğimiz tatta bir beyaz şaraptı. Şarabı pek beğenmiştik. Nikolas “Bu Hristo’nun özel şarabıdır, kendisi için yapar ve sadece arkadaşlarına verir” dedi. Bundan sonraki gelişlerimizin hepsinde içkimizi Hristo’nun özel şarabından istiyoruz diyerek sipariş ettik. Anlaşılan bu şarap Hristo için de kıymetli idi. Doğruluğunu teyit etmek olanaksız ama, Nikolas bu restoranda kullanılan neredeyse her şeyin Hristo’nun kendi üretimi olduğunu söyledi. Yemeklerimizi sipariş ettik.

Nikolas müzisyenlere bizim Türk olduğumuzu ve İstanbul’dan geldiğimizi söyleyince, repertuarı değiştirip Zeki Müren’in “manolyam” şarkısını önce Türkçe sonra Yunanca çalıp söylediler. (videolarını you tube yasağı kaldırılınca yüklemeye çalışacağız) Ardından da Nilüfer’in de seslendirdiği güzel bir şarkıyı gene yarısı Türkçe yarısı Yunanca seslendirdiler.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Nikolas ile sohbet ettik. Marinada teknesi olduğunu, orada yaşadığını, yaklaşık dört beş senedir marinacılık yaptığını, daha önce yıllarca diskotek işlettiğini, ekonomik kriz nedeniyle bırakmak zorunda kaldığını, 58 yaşında ve dört tane yetişkin oğlu olduğunu öğrendik. Sohbet koyulaşmışken marinadan telefon geldi. Gitmesi gerektiğini söyleyip, özür dileyerek kalktı. Giderken hesap ödemek için çaba gösterdiğini fark edince kendisine engel olduk. Yemeğimizi keyifle sürdürdük. Nikolas’ın eksikliğini hissettirmemek için kendimize yeni bir şarap sipariş ederken, iki kişilik orkestraya da bir karaf gönderdik.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Müzisyenler mola verince yanımıza geldiler ve sohbete başladık. Bize İstanbul ile ilgili sorular sordular. Ülkemizin içinde bulunduğu durumu gayet iyi biliyorlardı. Gezi olaylarını yakından takip ediyorlar, kendi ülkelerinde de böyle bir patlamanın yaşanacağını ümit ediyorlardı.  Uzun uzun Yunanistanın ve Türkiyenin ekonomik ve politik durumlarını karşılaştırdık. Biraz sonra bize teşekkür edip, tekrar çalıp söylemeye başladılar. Burada diğer akşam yemeklerimizden farklı olarak ana yemeklerle karnımızı doyurmuş olduk, mezeye pek yer kalmadı. Müzisyenler son parçalarını da söyleyip, toparlandılar. Canlı müzik eşliğinde güzel bir akşam geçirmiş olduk. Hesap ortalamanın biraz üzerinde gelse de lezzet ve porsiyonlar bu farkı hak ediyordu. Burada siparişleri verirken, porsiyonların büyük geleceğini akılda bulundurmakta yarar var. Hristo bizi sıcak bir şekilde uğurladı. Yarın da canlı müzik olduğunu, kapıdan girdikten sonra sağdaki masayı bizim için ayıracağını söyledi. Teşekkür ederek ayrıldık. Gelemezsek telefonla haber verebilmek için numaralarını aldık.
Yürüyerek marinaya teknemize döndük.
Marinada rüzgarın sesinden başka bir ses duyulmuyordu.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    M. A.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #171 : Nisan 30, 2014, 01:10:46 »
Heyyy ilk ben okudum Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap) çok keyifli... O karidesli spagettiyi, yanında içeceğiyle, çok fena canım çekti... Diğerlerini saymıyorum bile, tekrar elinize sağlık...

çok acıkmış bir okuyucu...


*

    Ö. B.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #172 : Nisan 30, 2014, 01:18:07 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Heyyy ilk ben okudum Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap) çok keyifli... O karidesli spagettiyi, yanında içeceğiyle, çok fena canım çekti... Diğerlerini saymıyorum bile, tekrar elinize sağlık...

çok acıkmış bir okuyucu...

Tam da "herkes yıldı, artık kimse okumuyor" derken...
Biz de sizi forumda her gördüğümüzde, Midilli'de geçirdiğimiz güzel günler, anılar aklımıza geliyor... Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    V. P.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #173 : Nisan 30, 2014, 01:41:05 »
Başlığı değiştirsek mi acaba...

Yaz geldi de...
*

    E. O.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #174 : Nisan 30, 2014, 08:17:40 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Tam da "herkes yıldı, artık kimse okumuyor" derken...
Özlem Korsan, hiç okunmaz mı? hergün merakla bekliyoruz yazınızı..
Konuları bölüp, takibi zorlaştırmayalım diye araya yazmak istemiyorlardır, yoksa mutlaka en çok okunan başlık burası bence.. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    Ö. B.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #175 : Nisan 30, 2014, 10:23:33 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Tam da "herkes yıldı, artık kimse okumuyor" derken...
Özlem Korsan, hiç okunmaz mı? hergün merakla bekliyoruz yazınızı..
Konuları bölüp, takibi zorlaştırmayalım diye araya yazmak istemiyorlardır, yoksa mutlaka en çok okunan başlık burası bence.. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

  Eyüp Korsan, ne güzel şeyler yazmışsınız... Teşekkürler  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap




*

    E. B.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #176 : Nisan 30, 2014, 13:21:15 »
her gün bakıyorum yeni bir şey yazılmış mı diye
*

    B. B.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #177 : Nisan 30, 2014, 18:55:23 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Heyyy ilk ben okudum Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap) çok keyifli... O karidesli spagettiyi, yanında içeceğiyle, çok fena canım çekti... Diğerlerini saymıyorum bile, tekrar elinize sağlık...

çok acıkmış bir okuyucu...


Tam da "herkes yıldı, artık kimse okumuyor" derken...
Biz de sizi forumda her gördüğümüzde, Midilli'de geçirdiğimiz güzel günler, anılar aklımıza geliyor... Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Boşa konuşuyoruz biz tabii.
« Son Düzenleme: Nisan 30, 2014, 18:55:59 Gönderen: Bülent Büyükdağ »
*

    N. B.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #178 : Nisan 30, 2014, 19:44:37 »
Takipteyim Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    Ö. B.

Ynt: Kış için özenle saklanmış bir yelken yolculuğu hikayesi
« Yanıtla #179 : Nisan 30, 2014, 23:09:51 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Takipteyim Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Heyyy ilk ben okudum Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap) çok keyifli... O karidesli spagettiyi, yanında içeceğiyle, çok fena canım çekti... Diğerlerini saymıyorum bile, tekrar elinize sağlık...

çok acıkmış bir okuyucu...


Tam da "herkes yıldı, artık kimse okumuyor" derken...
Biz de sizi forumda her gördüğümüzde, Midilli'de geçirdiğimiz güzel günler, anılar aklımıza geliyor... Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Boşa konuşuyoruz biz tabii.
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
her gün bakıyorum yeni bir şey yazılmış mı diye


  O halde yazmaya devam...  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

  Zaten yazacak pek bir şey de kalmadı sayılır ( dönüşü saymazsak )  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap