29-Haziran-2013 Cumartesi Siros adasından Paros ve Naxos adasına doğru…
Sabah 06:30 da uyandık. Her zamanki gibi önce kahvelerimizi hazırladık. 07:30 da palamarları çözdük. William, eşi ve de kedi teknelerinde yol için hazırlık yapıyorlardı. Onlara el sallayarak veda ettik. Kim bilir belki bir gün gene karşılaşırız. Rotalarımız tamamen zıt yönlerde, biz yaklaşık olarak güneydoğuya gidiyoruz, onlar ise batıya gidecekler. Önce marinadan çıktık (37°25'53"N 24°56'26"E), sonra da Hermoupolis limanından. Böylece bizi üç gün misafir eden Siros adasını da dümen suyumuzda bırakmış olduk.
Limandan çıkınca doğuda kalan Didimi ve Stroggilo adalarını iskelemizde bırakıp, Paros adasına doğru rota tuttuk. Rüzgar 9-10 knot esiyordu. Fakat deniz hareketli. Geride bıraktığımız günlerde esen rüzgarın etkisi olsa gerek. Arkamızdan gelen orta boy bir balıkçı teknesinden başka denizde tekne yok. Bir taraftan kahvelerimizi içerken bir taraftan düşüncelere ve anılara dalıyorum. Sonra bunları seslendirdim.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapAli ile keyifli bir sohbete başladık. Kendi teknemiz olmadan önce her yıl ayrı ayrı birer hafta olmak üzere yılda iki hafta yelkenli tekne kiralıyorduk. Bu önceden tespit edilmiş bir haftayı değiştirme şansımız olmadığından hava nasıl olursa olsun yola çıkıyorduk. Yola çıktıktan sonra rüzgarın yönüne göre ya Göcek, Fethiye, Kekova tarafına, ya Hisarönü, Knidos tarafına ya da Gökova’ya giderdik. Genellikle kolayına rüzgar ile güneydoğuya gittiğimiz için son gün dövünerek uzun ve ıslak bir yolculuk yapmak zorunda kalırdık. Sırf bu son gün gerekecek diye yanımızda sörf slopeti veya şorti götürürdük. Ben kendi adıma o zamanlar hava durumu, rüzgarın yönü ve şiddeti hatta yelkenlerin durumu ile de pek fazla ilgilenmezdim. Daha çok gideceğimiz yerler ve yelken yaptığımız zamanlar ilgimi çekerdi. Yelken ile seyir yapmayı her zaman çok sevdim. Motoru susturduktan sonra duyulan denizin sesi
Zaman içerisinde yelken, deniz ve tekne ile ilgili pek çok şey öğrendiğimi düşünüyorum. Hatta gereğinden fazla öğrendiğimi… Hava durumu, nereye gideceğiz, kaç mil yolumuz var, yaklaşık kaç saatte gideriz, hava erken gelirse ne yapacağız, rüzgar kaç knot esiyor, ne zaman camadan vuracağız (ya da niye camadanları hazırlamıyoruz), yelkeni küçültelim, ıskotayı boşlamak gerek gibi pek çok şeyle ilgileniyorum. Zaman içerisinde de fazla tedbirli olmaya başladım. Acaba bazı şeyleri bilmemek daha mı iyi? Yoksa yaşlanıyor muyum?
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapKendi teknemizle seyirler yapmaya başladığımızdan beri daha esnek ve zamana karşı daha rahat olduk. Tabii ki çalışan insanlar olduğumuz için gene yıllık izinlerimizde belirli sürelerde teknemizle seyirler yapıyoruz. Ama her konuda özellikle zaman konusunda daha esnek ve rahat davrandığımız kesin. İlk defa kesintisiz bir ay çıktığımız bu gezi için de kesin bir rota ve plan yapmadık. Sadece Mirina, Efstratios, Kuzey Sporadlar planımızda vardı ondan sonrasına ise hava durumuna ve o günkü şartlarımıza göre karar verecektik. Öyle de yaptık. Örneğin Siros adası planlarımızda yoktu.
Bu arada rüzgar yavaş yavaş artmaya, dalgalar büyümeye başladı. Yelkenlerimizi açtık. Yelkenleri açınca dalgaları daha iyi karşılar olduk. Bir süre sonra ufukta Paros ve Naxos adası göründü. Önce Paros adasına gitmeye karar verdik. Yelken seyri ile Paros adasının kuzeyindeki Naousa’nın önüne geldik. Koya girmeden önce motoru çalıştırdık. Yelkenleri topladık. İçeriye girince dalgalar bitti, rüzgar kesildi.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapResimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapKoydan içeri girince, önce güneybatıya sonra da yarım mil kadar kuzey-kuzeybatıya doğru ilerledik. Doğal limanın kuzeybatısında kalan bu koy sakin sayılırdı. Hemen girişe yakın iki tane motor yat daha ileriye koyun dibine doğru demirlemiş küçük bir yelkenli vardı. Biz de yelkenlinin biraz ilerisine 8 metreye demir attık. Deniz muhteşem! Su berrak, dip görünüyor. Hemen kendimizi denize attık. Denizden çıktıktan sonra havuzlukta keyif yaptık. Burası Mikanos’dan çıkan lüks teknelerin tenha bir yer bulmak amacıyla tercih ettikleri bir koymuş. Gerçekten temiz ve berrak deniziyle de giden herkesi mutlu edecek bir yer burası. Üstelik Naousa limanından buraya yani manastır koyuna pljına (Ionnou) 37° 08'46"N 25°13'35"E koyuna yarı saatte bir dolmuş motoru var.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapGene bize yol göründü. Hafif bir şeyler yedikten sonra saat 17:00 gibi demir aldık.
Bu arada Naxos marinayı aradık. Yer var mı diye sorduk. Teknemizin boyunu sorduktan sonra, buyrun gelin size uygun yerimiz var dediler. Koydan çıktıktan sonra, nereye gideceğimizi, seçeneklerimizi konuşmaya başladık. Ali’nin tercihi Donousa (37° 7'21"N 25°49'26"E) adasında gecelemek ve sabah bizim kıyılara doğru yola devam etmekti ama ben Rod Heikell’in kitabına bakıp orada kalmaya uygun bir yer göremediğimi söyleyince Sirostan Lerosa olan 100 millik yolu tam ortadan bölen bu çok değerli adayı rotadan çıkardık. Bunun yerine Naxos adasının kuzey doğusunda Apollon köyündeki balıkçı barınağına gitmeyi düşündük 37°10'54"N 25°33'11"E. Pilot kitaba göre burası kalınabilecek bir yer. Bu gece orada kalırsak yarın sabah erkenden yola çıkarak Patmos’a gidebilirdik. Fakat beklenen hava erken gelirse yolun bir kısmını sert havada gitmek zorunda kalabilirdik. Ben “risk almayalım, Naxos marinaya gidip bir sonraki makul havayı bekleyelim” deyince, Ali dümenimizi Naxos’a doğru çevirdi. Artık Haziranın sonuna gelmiştik ve iki gün sonra başlayacak sert rüzgarların ne zaman yavaşlayacağını da bilmiyorduk (Zaten yavaşlamadı da). Ancak üç gün boyunca esen rüzgarların kaldırdığı kaba dalgaların da henüz yatışmadığı belliydi.
Koy içerisinde hissedilmeyen hava dışarıda 18-19 esiyordu. Cenovayı açtık. Paros adasını arkamızda bırakıp Naxos adası ile Paros adası arasındaki boğaza geldiğimizde dalgalar biraz daha büyüdü. Akıntının da desteği ile kısa bir süre sonra önce dış mendireği, sonra iç mendireği ve marinanın fenerlerini gördük (37° 06'14"N 25°22'25"E), arasından geçip kuzeye doğru dönünce teknelerin bağlı olduğu pantonlar göründü. Birinci pantondan birisinin bize işaret ettiğini gördük. Pantonun arka tarafına işaret edilen yere katamaranın yanına, tonoz alarak bağlandık. Bize işaret ederek yer gösteren adam telefonda konuştuğumuz Nikolas’dı. Buraya bağlandığımızda yolculuğumuzun en güney noktasına bağlandığımızın henüz farkında değildik.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapResimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapResimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap