Merhabalar,
54 feet tekneyi kışlatmak için Güllük'teki İasos ile Egesu marinalar arasında karar vermeye çalışıyoruz. Fiyat dışında bu marinalarda yaşam, güvenlik, hizmet vb. konularda bilgisi olanlar varsa, görüşlerini paylaşabilir mi?
Değerli önerilerinizi bekliyoruz.
Şimdiden teşekkürler.
Merhaba Alparslan Bey
Bir yıldan beri Güllük Egesu Marina ile sözleşmemiz devam ediyor. Biz geldiğimizde marina yeni açılmıştı. 12+5 ay için 100 Euro/metrekare -%10 Gezgin korsan indirimi karşılığı bir bedel ödedik.
Getireceğimiz her tekne için ilave bir ay bonus vermeyi önerdiler. Biz de bu bonusu da yeni gelecek tekneye vermelerini önerdik. Kabul edilmedi.
Bir yıldan beri oradayız ama bir türlü yazma fırsatı bulamamıştım.Zaten bir yıl içerisinde de bir şeyler değişti.
Değişmeyenlerden başlayayım:
Güllük merkezi Egesu Güllük marinaya, 10 Km değil 1.5 Km uzaklıkta ve taksi ile 10 TL. Güllükte 25 liraya (=6 Avro) çok lezziz bir kiremitte Levrek veya çupra ızgara yiyebiliyorsunuz. Turistik bir yer değil. Herkes işinde gücünde. Ama bodrumda kışın hiç yabancı yok iken burada köy kahvelerinde veya Broken Barrel'da her akşam İngilizleri görüp şasırıyorsunuz. Havaalanı Taksi ile 50 TL ve 15-20 dakika.
Marinaya dönersek: Çalışan insanlar kibar, görgülü, yardımsever. Havuzu ve yanındaki harika manzaralı sosyal tesisleri de bu yıl devreye girmiş.
Su, elektirik, çağırırsanız mazot var. Yurt dışı Giriş çıkış işlemlerini kendimiz yapıyoruz. Herkes çok güler yüzlü ve yardımcı.
Ayrıca marina da bir de acenta var. Motor vb yedekleri satan bir marina hırdavatçısı, ev yapımı gibi köy ekmeği satan bir de bakkalı var. Giren çıkan ustalardan para alınmıyor.
Tuvaletler kusursuz ama duşlar kusurlu. Sırtınızı yıkamak zor oluyor. Çünkü suyun akmaya devam etmesi için 10 saniyede bir düğmeye basmanız, 9 saniye sayarken sırtınızı durulayıp aniden dönüp tekrar basmanız gerekiyor.
En iyisi duşa girmeden hepsinin düğmelerine basıp kaçar saniye aktıklarını saymak ve en uzun süre akana girmek. Su kapanırsa sıcaklık dengesi de bozuluyor ve sadece tepeden akış olduğu için suyu tepenizde ılıştırmak zorunda kalıyorsunuz.
Neyse ki kapıdan itibaren 3. duşun otomatiği bozuldu. Artık düğmeye basmasanız da akmaya devam ediyor.
Hava durumuna gelirsek: Tekneye büyük şehirden her gidişinizde, kekik kokularını , orman havasını fark ediyorsunuz. Gece rahat ve sessiz uyuyorsunuz. Sabah namazına kalmak zorunda da değilsiniz. Trafik gürültüsü, müzik gürültüsü yok.
Sabahları sakin olan rüzgar, öğleden sonra canlanarak sıcaktan bunalmanızı engelliyor.
Balık çiftlikleri yelken yapmanızı engellemiyor aslında. Ama denize girme motivasyonunuzu azaltıyor.
Öte yandan balık çiftlikleri ve yemleme, sudaki organizmaları arttırmış.
Teknemizi ilk bağlayıp bıraktıktan 5 hafta sonra döndüğümüzde, altında beyaz sakallar olmuştu. Ertesi sabah gelen balıkların onları yediğini gördük.
Birkaç hafta sonra gittiğimizde teknelerin altını basınçlı su ile temizleyen bir dalgıç vardı. Bizimkini de 50 Avro karşılığı temizlemeyi teklif etmişlerdi.
İlerleyen aylarda bu dalgıcın ve ekipmanının yerine mekanik yöntem ile sırasıyla tüm tekneleri bilabedel temizleyen bir başka dalgıç görev yapmaya başladı. Böylece görüntü kirliliği giderildi.
Ama bu haziran ayı başında karinamızın temiz olduğunu düşünerek yola çıktığımızda motorun 2100 deviri geçemediğini ve çok da yavaş gittiğini görüp iki saat sonra geri dönmek zorunda kaldık. Ertesi gün pervaneyi temizletip yola tekrar çıktığımızda durum daha iyi idi. Artık her yolculuk öncesi bedelsiz olarak temizliyorlar. Ancak gene de görüntüsü ponza taşından daha pürüzsüz olamıyor.