Gezgin Korsan
Makine Dairesi => Bağlanma ve Demir Yerleri, Seyir Notları => Konuyu başlatan: Dilek Ergül - Ağustos 10, 2016, 15:19:17
-
Herkese Merhaba;
Bu bölümde sizlere Eos ile gelecek günlerde yapacağımız seyirler ve diğer konuları aktaracağım.
Eos Moody 34 Feet CC 1986 yapımı.. Ben beğeniyorum. Dengeli, yumuşak bir tekne. Benim yapmayı planladığım işler için uygun.
(https://s10.postimg.org/8wbs5wf6t/IMG_20160502_WA0007_002.jpg) (http://postimg.cc//image/8wbs5wf6t/)
İlerleyen günlerde daha fazla ayrıntı yazacağım..
Ayrıca www.rotaatlantik.com (http://www.rotaatlantik.com) bloğumdan da takip edebilirsiniz.. Blogda olanları burada aynen yazacağım. Hangi taraftan isterseniz takibini yapmanız için..
Sevgi ve Saygılarımla,
Dilek Ergül
-
1.BAŞLIK : Tekne güzelde ne harcayacağız konusu:
Arkadaş korkma..! Biz çok zengin falan değiliz. Teknesi var denilince aman da aman ''Dolce Vita'' (Tatlı Hayat) yaşamıyoruz yani. Bir kere elbette zengin kişiler aramızda var. Zaten yaşamın içinde var. Ama o zengin kişi bile 40Knot havada limana sığınırken motoru su atmayı keserse impellerini değiştirmeyi bilmek zorunda. Yani asıl önemli olan kaç para harcayacağın değil..Ne seviyeye kadar zorluğa katlanacağın. Bazen artık yeter dediğim, bazen cidden mi ya ama haksızlık dediğim, çoğu kez 1 günlük mutluluğun ardından gelen 3 ayrı sorun ile yıkıldığım olmuştur ve olacaktır. Öte taraftan o 1 günlük mutluluk var ya her şeye değer. Denizcilik dediğin rahatsızlıktan zevk alma işidir, ayrıyetten gayet psikolojik bozukluktur. Biz denizciler bu bozukluktan çok zevk alırız.
Abla hayat sana güzel.. t*"y+ t*"y+ :----) :----)
Evet güzel! Yıllarca Türk filmlerinde her tür tekneye ''kotra'' diyen ve her üvey anneyi Aliye Rona zanneden sevgili dostum, durum bu değil. Bak şimdi; sen ev alıyorsun ya hani.. hah işte kaça aldın? Bu gün İstanbul'da en azından ev dediğin 300.000-400.000TL, 15 yıl bankaya borç ile değil mi? Diyelim tekne 100.000TL, her tarafına abartılı masraf etsen olsun sana 180.000TL. O da ciddi yol yapacaksın ki ben yapacağım... ( Tüm uzun yol masrafı için diğer bir yazıyı hazırlıyorum )
Şimdi elbette bu 180.000TL az değil ve ben de senin gibi zar zor kazanıyorum. Sadece senden farkım benim evim, arabam yok teknemiz var. Teknede yaşıyoruz ailecek. Seçim yapıyoruz. Marina; diyorsun aklından biliyorum. West İstanbul Marina 34 foot tekne için senden alacağı ayda 900TL. Alma kardeşim kocaman tekne, küçük tekne candır.Her yere gidersin hem, hem de yaşarsın işte.. 900TL dediğin pek çok evin 2 aylık aidatı. Sizler ev aldığınızda harcama orada da bitmiyor ki mutlaka aidat var. Olimpik havuzun 1/10'u kadar havuz adını verdiğiniz bir servis ve nedenini anlamadığım şekilde; kendi çöpünüzü dökme yeteneğinizi kaybettiniz diye 400 kaat aidat ödüyorsunuz. Beni en çok şaşırtan ise dar gelirli bir ailenin çocuklarına bildiğin şaşalı düğün yaparak, el alemi besleyeceğim, memnun edeceğim diye borca girmesi. Bu kısmı anlamadım, anlamayacağım... Neyin geleneği, iki gencecik insan hayatlarında bir iki düğün hariç bir daha göremeyecekleri insanlarla dans edip göbek atıyor ve aile elli altmış bin lira borca giriyor. Cidden haksızlık.. Sadece deniz yaşamı değil, pek çok alternatif yaşam var aslında hem işinizi yürütüp hem de hobiniz ile birlikte yaşayabileceğiniz. Gayet keyifli. Evet 18 ayakkabı, 12 çantam yok. Gerçi benim hiç yoktu o ayrı ama zaten istesem de yer yok. Kısıtlı yerde yaşamak zor mu, bence değil. Ona göre alışveriş yapıyorum. Daha pratik çözümler ile yaşıyorum. Televizyonumuz yok mesela. İzlemek istediklerimizi internetten seçerek izlemek hem zaman tasarrufu hem de bilgi tasarrufu. Bir sürü gereksiz bilgi ile beynimizi doldurmuyoruz. Daha fazla birlikte konuşuyor daha fazla okuyoruz. Düğünde ter döken gençlere gelince o para ile Dünya'nın başka başka ülkelerini görebilir, edindikleri tecrübe ile mesleklerinde çok daha farklı bakış açıları ile daha başarılı olabilirler. Ben demiyorum illa kariyer kötü bir şey.. Hayır değil. Kariyeri yaparken her anını dolu dolu yaşayacağım üretken hayat koşullarını yaratmak elinizde diyorum. Biz bunu yapıyoruz.
Tatilinizi çadırda geçirmek, teknede geçirmek, karavanda geçirmek ayıp değildir. Sizi küçültmez. Dağda bayırda olmak diye bir durum da var, Bodrum'da delüküs bir tatil köyünde de.. Kurtulun şu güvenli sahanızdan ve risk alın.. Kimsenin yüzmediği bir minik kum sahasında denize girin, kimsenin olmadığı akşamlarda yıldızların altında uyuyun, buruşuk giydiğiniz gömleği de kimse görmesin!
Tekrar söylüyorum aslında aynı para miktarı ile daha mutlu bir yaşam sizin için de var. En azından hafta sonu hava durumuna göre ben ailemi alıp İstanbul'da adalardan birinin arkasına demir atıyorum. Paramız var ise rakı, roka, balık lokantada yeniyor, paramız yoksa teknemizde Allah ne verdiyse.. Baktık hava döndü koyu değiştiriveriyoruz..
Evet zor bir yaşam tarzı, ama ödülleri o kadar güzel ki zorluğu örtüyor.. Ve siz her gün yeni bir şey öğrenmenin o müthiş keyfinde kendinizi daha genç,enerjik hissediyorsunuz.
Sevgi ve Saygıyla,
Dilek Ergül
(https://s10.postimg.org/ggz6qucxh/IMG_20160502_WA0006_002.jpg) (http://postimg.cc//image/ggz6qucxh/)
-
https://www.youtube.com/watch?v=zfr3d-cOyk8 (https://www.youtube.com/watch?v=zfr3d-cOyk8)
-
Dilek'in yazması kısıtlansın, insanları kışkırtıyor...
-
son haftaların en güzel ekran görüntüsü, Dilek'imin yazmaya tekrar başlaması.
aylavyu
-
Ne güzel yazmışsınız.. Duygularımıza tercüman...
-
Uzaylı da olsam ben bir dostum.. Herkese teşekkür ederim.. Ahmet Ağabey haklı.. 1w5ey8 ama ne yapalım be uslanmaz bir deliyim..
-
Muhteşem 1w5ey8 1w5ey8 1w5ey8
-
Vur kafamıza! 1w5ey8
-
Beklenen yazı :D
-
Dilek korsan, siz seyir notları demişsiniz ama ben affınıza sığınrak bir soru soracağım. Skeg'e (türkçesini bilmiyorum) bağlı dümen palası olan tekneler tornistanda değişik davranıyorlar. Sizinki nasıl? Bilgi toplayarak benimki için bir çözüm arayışındayım.
Selametle
-
2. Başlık: Daracık yerde nasıl yaşıyorsunuz..peki ne yiyorsunuz..:
Bu soruya verilecek cevaplar arasında benim hınzır ve edepsiz ruhuma uygunları var ama çok gülersiniz diye aşağıda ki ciddi cevapları vereceğim..
Bi kere teknemiz gayet geniş ve şaşırmayın biz yemek yiyoruz. Aslında mideyi zorluyor diye akşam yemeklerini kestik. Daha ziyade salata vs .. Teknede ben balık dahi kızartırım. Mis gibi… Ama ne yapıyorum; bir ufak fedakarlık ile sirkeli su ile balığın pişmesinin hemen ardından etrafı siliyorum ki koku anında gidiyor. Birazcık sofraya geç oturuyorum.. ne yapalım.. Eğer yemek normal ev yemeği modundaysa tüpten tasarruf ve doğaya daha az zarar bakımından ''wonderbag'' kullanıyoruz. Özellikle etli bakliyatlar dillere destan..tandır gibi pişiyor..
(https://s10.postimg.org/621bu9tpx/20160312_095313.jpg) (http://postimg.cc//image/621bu9tpx/)
Eos; iç saklama hacmi çok büyük ve kullanışlı bir tekne. Center Cockpit yani orta havuzluk tabir edilen tekneler bu konuda avantajlılar. Elbette ki bizim sizlerin evinizde ki kadar kıyafetimiz yok. Bu bize akıllı alışverişi öğretti. Hem yaz hem kış giyilen giysiler gibi. Hemen her şey birbiri ile uyumlu, giyelebiliyor. Ayakkabı içinde çok mutluyum; spor ayakkabı moda oldu.. Hoş biz olmadan da klasik kıyafetin dahi altına spor ayakkabı giyiyorduk. Ben tekstil işinde çalıştığım için zaten bu giyim tarzı karizmatik dahi oluyor. Gıda ile ilgili olarak da en büyük zorluk; un, bakliyat gibi ürünlerin deniz seviyesinde çok çabuk bayatlaması. Kesinlikle ve kesinlikle mutfak dolaplarında nem için açıkta pirinç bırakmak gerek. Ve hatta varsa vanilya tozu.. koku için.. Elbette pek dekoratif olan ahşap eşyalardan uzak durun. Nem onları kullanılmaz hale getirecektir. Uzak durun. Genelde metal malzeme size en dost olacak malzeme türüdür. Elbette bizde de bir iki parça ahşap salata kasesi vs var. Ancak her an elimiz üzerlerinde. Tüm bakliyat ve baharatlar uygun boyutta ki kutuların ve kilitli plastik kapların içinde. Sık sık kontrolleri yapılıyor. Her tür baharat var, lezzet severler olarak.. Ama azar azar, yeteceği kadar. Yiyecek atmamaya gayret ediyoruz. Eğer bir yiyecek bozulacak gibiyse hemen onu yiyoruz. Ekmeği buzdolabında saklıyoruz. Böylece tarihi kadar dayanıyor.
Buzdolabımızı mümkün oldukça sirkeli su ile temizliyoruz. Bu arada bulursanız beyaz sirke en iyi dezenfektandır. İşin aslı beyaz sirke. Diğerleri aslında o kadar etkili değil. Ama yoklukta kullanılıyor elbette. Teknede yer kısıtı ve çabuk bozulmanın yarattığı sonuç, ufak meblağlar ile sık alışveriş.
Zeytinyağlı yaprak sarma dahil hemen her tür yemek teknede pişirilebiliyor. Yeter ki siz bir miktar pratik olun..
Televizyon yıllardır doğru düzgün seyretmiyoruz.. ama arada hareketli filmlerde Ali Korsan illa da tavandan inen tv isterüz diye tutturunca, ben de ona bu düzeneği yaptım..şimdilik ikna oldu gibi..
(https://s10.postimg.org/n5xtkmplx/20160228_190123.jpg) (http://postimg.cc//image/n5xtkmplx/)
Kışın elbette zorlukları var.. Bi kere buz gibi tekneye geliyorsunuz.. Komşulardan ya da palamarda ki görevli dostlarımızdan biz gelmeden evvel webastoyu açmalarını rica ediyoruz, sağolsunlar bizi kırmıyorlar.. 1 saat bile mis gibi yapıyor içerisini.. WİM evimiz oldu 6 yıldır malum..Komuşlar ile aile olduk..seyirlere de birlikte çıkıyoruz..
(https://s10.postimg.org/jlz2lhxcl/DSC_0881.jpg) (http://postimg.cc//image/jlz2lhxcl/)
Yaşam her safhasında aynı kurala uymayı gerektiriyor, benim baş kuralım.. her şeye uyum sağla ve tüm duvarlarını aç.. böylece daha fazla görüyor, hissediyor ve öğreniyorsunuz.. Yaşamın tamamının öğrendiğimiz bir zaman dilimi olduğunu unuttuğumuz sürece; o bize fırsatlar ile gelmeyecektir..
Olmaz ise olmazlarımız yok mu? Var! Ama bu bamya yemem, ay ben her gün yıkanırım (pisim ben evet ) aaa ama ayakkabım çantama uyacak değil..
Bizim olmaz ise olmazlarımız:
1. Atatürk fikren bizim bulunduğumuz her yerdedir..
2. Sigara içilen ortamda bulunmayız.. (Koku ve duman bize gelmiyorsa, açık havadaysak sorun etmiyoruz)
3. Karısına, çocuğuna bağıran, döven adamı direkt biz de dövüyoruz...( Ben bu konuda daha agresivim diyelim )
(https://s9.postimg.org/669rd5yi3/20150929_150254.jpg) (http://postimg.cc//image/669rd5yi3/)
Sevgi ve Saygılarımla,
Dilek Ergül
-
Elinize sağlık Dilek Korsan 1w5ey8
-
Elinize sağlık Dilek Korsan 1w5ey8
Tv düzeneği için dimi :)
-
Ne güzel oldu bu. Özlemişiz yazılarınızı.
-
Dilek korsan, siz seyir notları demişsiniz ama ben affınıza sığınrak bir soru soracağım. Skeg'e (türkçesini bilmiyorum) bağlı dümen palası olan tekneler tornistanda değişik davranıyorlar. Sizinki nasıl? Bilgi toplayarak benimki için bir çözüm arayışındayım.
Selametle
Özelden cevap yazdım size..
-
Dilek korsan, siz seyir notları demişsiniz ama ben affınıza sığınrak bir soru soracağım. Skeg'e (türkçesini bilmiyorum) bağlı dümen palası olan tekneler tornistanda değişik davranıyorlar. Sizinki nasıl? Bilgi toplayarak benimki için bir çözüm arayışındayım.
Selametle
Özelden cevap yazdım size..
Ben de merak ettim ama...
Aslında konunun bütünlüğünü bölmesek iyi olur. Bu tü konular için ben olsam yeni başlık açmaya üşenmezdim. Sanıım moderatörlere çok ş yüklüyoruz. Konu bölüneen bölünen kısım ayıklanacak yeni başlığa taşınacak.
-
Dilek süpersin. Bunları bizim 2.kaptana mutlaka okutacağım.
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
Dilek korsan, siz seyir notları demişsiniz ama ben affınıza sığınrak bir soru soracağım. Skeg'e (türkçesini bilmiyorum) bağlı dümen palası olan tekneler tornistanda değişik davranıyorlar. Sizinki nasıl? Bilgi toplayarak benimki için bir çözüm arayışındayım.
Selametle
Özelden cevap yazdım size..
Ben de merak ettim ama...
Aslında konunun bütünlüğünü bölmesek iyi olur. Bu tü konular için ben olsam yeni başlık açmaya üşenmezdim. Sanıım moderatörlere çok ş yüklüyoruz. Konu bölüneen bölünen kısım ayıklanacak yeni başlığa taşınacak.
Aslında bunu ciddi düşünüyorum..bir sürü teknik konu paylaşağım..Elektrik yenilenecek, elektronikleri aldık takılacak, arma değişecek..nasıl yapsak..Eos teknik diye ayrı başlık mı açsak..
-
Burası uygundur bence, tabiki öncelik televizyon montajında olmak kaydıyla :P
-
Bu arada blogda hazırladığım bir video.. İlk başta verdim ancak atlandığını düşündüğüm için bir kez daha yayınlıyorum.. blog adresim www.rotaatlantik.com (http://www.rotaatlantik.com).. Tekrar ediyorum önemle ! Burada ki her şey blogda var.. Sadece blogda bazen başka videolar da olabilir.. Ziyaret edeseniz sevinirim..
https://www.youtube.com/watch?v=zfr3d-cOyk8 (https://www.youtube.com/watch?v=zfr3d-cOyk8)
(https://s9.postimg.org/c40nebisb/9_A810_A29_946_F_4365_8233_A84367072650.jpg) (http://postimg.cc//image/c40nebisb/)
-
Konunun bütünlüğünü korumak için bence Dilek elinden geleni yapıyor. Tüm konularda başka bir soru için özellikle konuyu başlatana sorulan sorular oluyor ve bunlar konu dışı olabiliyor. Bazı konuları takip ederseniz: "Hasan özledik kardeşim, ... günü görüşelim." gibi tamamen konu dışı ve gerekise sadece kişisel mesaj aracılığı ile yapılması gereken yazışmalara rastlıyoruz. O sırada kolay görülebili ama bu forumun çok fazla üyesi var ve bir çoğu bir konuda arama motoru kullanıyor. İstatistiklere ben ulaşamıyorum ama yukarıda sohbet kutusunu arama motoru gibi kullanmak isteyenlerin çoğunluğundan bunu uygulayanların çok olduğunu tahmin ediyorum.
Konunun bütünlüğünü bu sefer de ben böldüm. Özür dilerim.
-
İşte budur!
Kalemine sağlık..
Herşeyi yaz.. kimsenin yazmadığı şeyleri, gezgin gözünden yaz.. açız! :)
öZgür (tapatalk)
-
Dilek korsan.Elinize sağık videoyu izleyince acayip gaza geldim,Git iki yelken yap gel moduna girdim zor tutuyorum kendimi:)
-
Benim eşim'de aynı sizin gibi , belki yelken yapmasak ve pek yelkeni sevmese'de ufak bir trawler'da yaşayabilir belki yaşlanınca... :)
-
Ne güzel :) ufak bir ek ben yaşlı değilim x(): :D :D :D :D
Zaten anlatmak istediğimiz fikir..İstanbul'da..aktif çalışırken bunu yapmak..emekli falan yaşamı değil biz ikimiz de 45 yaşında ve çalışıyoruz..:)
-
Gekopedia bunun için var.
Konu bitince temizlenip sadece seyir notları oraya aktarılıyor.
Ayrıca video çekerken telefon yatay tutulur.
-
Merhaba Dilek, ne iyi yaptın, özlemişiz...
-
Güzel bir başlangıç olmuş, özlemişim...
Viya böyle...
-
Teşekkürler, elinize sağlık.
-
Dileğin yazıyor olmasına gerçekten çok seviniyorum. Aslında denizde olmasına , yelken yapıyor olmasına, standart dışı işler yapıyor olmasına çok seviniyorum. Bu anlamda aykırı insan hele kadın öyle az ki bizim memlekette.
Kadın demek medeniyet demektir. Dilek , yaptığı işler ile bir rol model oldu. Daha çok Dilek lazım. Onun için de elde olanın kıymetini de bilmek lazım.
Yeri gelmişken, videoyu izledim. Şimdi yukarıda yazdığım düşünceden hareketle bir iki gözlemimi paylaşmak istiyorum. seni izleyen özellikle kadınların (neden özellikle kadınar dedim ki , hepimize ) aslında bu işin çok da zor olmadığını göstermek adına görüntüler paylaşsan. Mesela yelken ayarları yaparken, vincin başında halatı gererken görseller olsa, bu sırada sen de neden o yelken ayarını yaptığını anlatsan.
Ya da tekne iyice yatmışken bunun ne kadar da keyifli olduğunu , teknenin asla devrilmeyeceğini o sırada kahve içerek göstersen. Ya da tekne o kadar yatmışken buna hiç aldırmayıp, kendine kahve yapıyor olsan..
Bir gününün nasıl geçtiğini , o keyifli anları , kitap okurken, yemek yaparken , ve hafif hafif sallanan bir teknede ne kadar rahat kestirildiğini anlatan görsellerin olsa..
Diyorum.. Yani şu klasik cenova altından deniz görüntüsü artık çok baydı:)
Bu arada Ali ile diyaloğa çok güldüm. Çok hoşuma gitti . Çok sempatik. Monolog mu desek acaba? Pek seninle aynı kanıda değilmiş, Biraz üşümüş ve küfür etmek üzere imiş gibi duruyor :)
-
Dilek Korsan, Eline sağlık, çok fazla dile getirilmeyen konuları bir bilenden dinlemek güzel..
-
Sevgili Ersin,
İşte geldik en zor konuya benim için... Ben fotoğraf çekmekten ve ya video hiç hoşlanmam..Hatta bu projeye kadar bir fotoğraf makinem dahi yoktu..Nasıl kullanılacağını dahi bilmem.. Facebook hesabımı kapattım ancak takip edenler bilir başkalarının çektikleri haricinde kendi çektiğim fotoğraf sayısı o kadar az ki.. Dolayısıyla kışın mesela hemen her akşam marinanın yanında ki koya gidip tek başıma yemek yapıyor ve yiyorum..Sonra gecenin keyfini çıkarıp geri dönüyorum.. Her seferinde bunu çekmek gerektiğini düşünüyorum ama elim telefona gitmiyor..Adam gibi bir gün biri gelse de; ben tüm bunları yaparken çekebilse keşke.. Bu benim kendi yaptığım ilk video toparlamam.. öğrenmeye gayret ediyorum;her ne kadar sevmesem de.. Gopro da var.. Özellikle bu hafta sonu kendime söz verdim..tekne içi çekimler yapacağım..tekne yerleşimi ile ilgili... Motor sintinesi temizleyeceğim.. Ama tek başına olunca çekim de çok düzgün olmuyor..Ali malum çalışıyor..çevrede de gönüllü olan bulmak zor..
Bu konuda fikir verebilirsen çok sevinirim.. ya da yardım edersen... keşke biri botla olsa da ben de yelken yaparken beni dışarıdan çekebilse..mesela...
Bu sefer fikir verenlerin başı dertte..
Rüzgar kolayına olsun,
Dilek Ergül
-
:)
Olur.. Ama bence daha profesyonel olmalı. Taner korsandan rica edebiliriz belki. Muhtemelen Merem 'i çekmekten sıkılmıştır. :) , Ya da başkaca bu konuda tecrübeli korsanlar vardır.
Bu anlamada aslında bunu planlamak lazım. anlık çekimler olabileceği gibi bölüm bölüm önceden planlanmalı. İçeriği yazılmalı ve sahneler çekilmeli diye düşünüyorum. Mesela Kaan korsan gördüğüm kadarı ile çok bilgili ve mesleği gereği çok yardımcı olabilir. Bence bir ekip kurmak lazım.
-
Daha yeni, korsanlardan biriyle kadın korsanlarımız niye yazmıyor ya da daha sık yazmıyor diye dertleştik. Her zamanki gibi okuması çok keyifli olacak.
Eos' ta kabak çiçeği dolmasını nasıl hazırlayıp sunduğunun videosunu bile isterim. Ne zaman? İşi bilen korsanlardan teknik desteği aldığında. :)
-
Reis hoşgeldin, viya bööölee....
-
3. Başlık.. Teknede tamirler
Bana denizcilik başka anlatıldı...
Ben hep hayalimde böyle; elimde mohito...fırışka rüzgarda yelkenlerim açık giderken,ohhh missss gibi güneş kemiklerimi ısıtmış, teknedeyim..kandırıldım!
Aaa sintinede su var, hayırlara vesile olsun.. Tadına bakalım! Evet evet yanlış duymadınız artık bahtınıza ne suyu çıkarsa..yani deniz,tatlı su ve pis su..üç ayrı alternatiften birini seçeceksiniz ve her halükarda tadı mohito gibi olmayacak.
Ohh kurtuldum tatlı su.. Bu sızıntı bir yerden geliyor ama nerden bulmak lazım.. Başladım ne kadar sintine var ise açmaya.. Eos eski tip teknelerden olduğu için tüm farş kapakları vidalı. Tek tek tüm vidaları söküp takmak gerekiyor. Ben hızımız alamayıp merdiveni de söktüm, masayı da yerinden ettim..Tüm hortum bağlantılarına baktım..yok..bulamadım.. Çaresiz su depolarının bulunduğu yatakları sökeceğim.. OOOo karemala sepeti,birbando,alazando,bir ceket bir paltoooooo ooopppppp sancak! Başladım tek tek yine onlarca vidayı sökmeye. Vee bingo!
Yatak altında ki su deposunun üstü komple kapak.
(https://s4.postimg.org/7jlsmc53t/IMG_20160813_WA0010.jpg) (http://postimg.cc//image/7jlsmc53t/)
Bu uzun dikdörtgen parça sıkı bir şekilde siyah ''Sikafix'' ile ana parçaya yapıştırılmış. Vidalar ile de sıkıştırılmış. Ancak bir vidası eksik ve hemen yanında ki vida da monte edilirken izole edilmemiş..biri tümden fışkırıyor, diğeri ise sızdırıyor. Haliyle her su deposu doldurduğumda taşıyor. Her seyirde de iskele kontralarda yine sızdırıyor.
(https://s3.postimg.org/6q76vhy27/IMG_20160813_WA0008.jpg) (http://postimg.cc//image/6q76vhy27/)
Neyse; vidaları hallettikten sonra tekrar yatak konstrüksiyonunu yerine monte ettim.. Hızımı alamadım ya kafamdaki tüm işleri yapacağım. Filtreler!
Geçen hafta duş gideri tıkanmıştı.. Ama yan komşum Halit Ağabey; büyük işe kalkışmadan evvel küçükten başla..filtreye bak dedi.. ancak filtrenin üstünü imkan yok açamıyorum. Ben bir de güçlüyüm derdim..Iııhhh yok yok açılmayacak. Halit Abbeeeyyyy...Yahu evlat edinsek seni demeye başladı.. Filtre anahtarını aldım ki 12 dakika sonra el koyacaktım ve bir filtre anahtarım olacaktı; pıt açıldı. Alet işler el övünür budur herhalde. Tanrım! ne koku ne pislik..pismişiz biz yahu.. temizledim. Dur dur bitmedi, motor deniz suyu filtresinde bir kaç yosun vardı. Hadi Dilekciğim açıver hazır elin değmişken. Of offfff...filtreden bir parça deniz anası çıktı..ayrı konu gövdesinin kalanı filtreyi sarmış..jöle gibi bi şeee... Iyyy..hemen yıka pakla ve yerine tak..
Hımmm dur bakiim daha ne vardı..Hah buzdolabına raf..
Bu arada kıç kamara yatak altı durumları aşağıda ki gibidir..Şekil 1 Örnek A:
Yakuplu'da bir plastikçi var..Plastik malzeme adına yok yok.. feci yararlı bir yer. Oradan lavabo içine konulan süzgeçlerden almıştım. Dikdörtgen. Dolabın içine onlarla 2 adet raf yaptım. rafı vida ve pul ile tutturdum. Deldiğim yerlere de kırmızı ''Akfix'' sıvı conta ile izolasyon yaptım. -20 - +300 derecelerde, motor parçalarında sızdırmazlık için kullanılan bir sıvı conta türü.
(https://s3.postimg.org/4zsr7r5wv/20160814_101517.jpg) (http://postimg.cc//image/4zsr7r5wv/)
Artık kahvaltılık küçük malzemeler için rafım ve meyve rafım var. Böylece dolabın dibinde meyvelar kalmayacak ve bozulmayacak. Yiyecek atmaktan nefret ederim. Bir de torbaların birbirine girmesinden..Dolabın dibi karışık pazar yeri modundaydı..şimdi düzeldi..
(https://s3.postimg.org/mqhz92q27/20160814_095436.jpg) (http://postimg.cc//image/mqhz92q27/)
(https://s3.postimg.org/fy53ffban/20160814_190841.jpg) (http://postimg.cc//image/fy53ffban/)
Raf bedeli 7TL.. Dükkanda ''Marin'' yazmıyor..! İki adet raf 14TL.. işçilik bedava..El konulan filtre anahtarı günün karı..
Bir de şu yanağımda ki ağrı olmasa..haydaa dişim mi acep? Halit Abeeyyyyy...(kendisi dişçidir)
Sevgi ve Saygılarımla,
Dilek Ergül
-
Ne denir ki. :) 1w5ey8
-
Ha ha ha .. Tepem atmış , işi gücü bırakmış laf yetiştiriyorken ilaç gibi geldi ..Hele ilk paragraf... İKi kere teşekkürler. Üsluba çok imrendim.. x():
-
https://www.youtube.com/watch?v=jH9veQ_cRqg (https://www.youtube.com/watch?v=jH9veQ_cRqg)
Dilek bu tür bir video..
-
Anladım.. da..tabi... nasip..olmadı içeriz be Ersin.. :----) t*"y+ x():
-
Tam bir hayranlıkla izledim. Tşk Ersin ve Dilek.
-
Özellikle kardeş dayanışması mükemmel. Hech kapağından önce büyüğü atlıyor. sonra ne bekliyor derken bakmışsınız küçüğe basamak olmuş..
Hele ayağı ile dümen tutması..
süper gerçekten..Bana da Mustafa abi önermişti..
-
Videoda ki anne babanın bazen dikkatsizliğinden yada düşenemediklerinden dolayı tehlikeli olabilecek anlarda olmuş.
5.56 da aşağıya akan zinciri küçük kız avuçu içinden geçiriyor ki zincir baklalarının ek yerlerinden kızın elinin sıkıştırabilir, baklası üstündeki bir çıkıntı-çapak kızın avucunu yırtabilir.
10.08 de Küçük kız çarmıhdaki ip merdivene önlem almadan çıkmış bir de bir elini bırakıp aşağıya sallıyor her an düşebilir.
11.13 Küçük kız berbat bir zeminde yürüyor,çivi batabilir,hayvan ısırabilir,ağaç parçası batabilir.
12.40 Küçük kız teknenin burnunda hiç bir tedbir alınmadan ,can ipi olmadan tek başına ayakta duruyor.Denize düşebilir.
-
Videoda ki anne babanın bazen dikkatsizliğinden yada düşenemediklerinden dolayı tehlikeli olabilecek anlarda olmuş.
5.56 da aşağıya akan zinciri küçük kız avuçu içinden geçiriyor ki zincir baklalarının ek yerlerinden kızın elinin sıkıştırabilir, baklası üstündeki bir çıkıntı-çapak kızın avucunu yırtabilir.
10.08 de Küçük kız çarmıhdaki ip merdivene önlem almadan çıkmış bir de bir elini bırakıp aşağıya sallıyor her an düşebilir.
11.13 Küçük kız berbat bir zeminde yürüyor,çivi batabilir,hayvan ısırabilir,ağaç parçası batabilir.
12.40 Küçük kız teknenin burnunda hiç bir tedbir alınmadan ,can ipi olmadan tek başına ayakta duruyor.Denize düşebilir.
Abi, Seinfeld diye bir dizi vardır, efsanedir... Onun bir bölümünde eski 3 tekerlekli bisikletlerinden bahsediyorlar. Sokakta nasıl çılgınca bindiklerinden, çok eğlenen çocuklar olduklarından, yokuştan inip virajı alamayıp düştüklerinden, her yerlerinin yara kabuğu olduğundan, şimdi bisiklete binen çocukların kask, gözlük, dirseklik, dizlik, yansıtıcı kıyafet, güneş sütü, dudak nemlendirici vs. giymek zorunda olmalarından falan bahsediyorlar... Sonra Seinfeld şu efsane cümleyi kuruyor: "Aaaah, oyuncakların çocukları öldürebildiği şahane günlerdi onlar!" :)
-
Teknede yaşamak hele seyir halindeki bir teknede yaşamak oyun değilki.O küçüçük çocukların her şeyinden yanlarındaki büyükleri sorumlu.Her an ona göre davranmaları hele videoda buna çok dikkat etmeleri gerekir diye düşünüyorum
-
vay anasına.... aynen öyleydi.. ilk yaptığımız kano bizle beraber batarken az kaldı boğuluyorduk. Sonra kanoyu beceremeyince sal yapmaya karar verdik. Öyle tırsmışız ki batıcaz diye, inşaatlardan kalas çalıp, altına vita yağ tenekelerini bağlamıştık. Öyle sağlam ve yüzen birşey yapmışız ki orada midye çıkaranlar bizim sala el koymuşlardı. Çıkardıkları midyeleri sal üzerine yığıyorlardı..
Üç kafadardık.. Engin , Kurt , ben.. Daha 8 yaşındaydık.. Tüm bunlar İzmir , Karşıyaka Bostanlı'da daha Emlak bankası o bölgede denizi doldurmadan önceydi..
-
4. Başlık: Eos'un satın alınması ve seyirler
Eos’u görmeye gittik..
Öncesinde ben marina marina dolaşarak tekne baktım. Bildiğin yola çıktım, bahtıma misali.. Taaaaaa Finike’ye kadar gittim.. Dolaştım… Bu arada Teoman Ağabey bana Finike Marina’nın eski müdürü Osman Bey’in telefonunu verdi. Osman Bey artık tekne alım satım, giriş-çıkış işlemleri yapan bir acente açmış. Bana elinde tam istediğim amaca uygun bir, iki tekne olduğunu söyledi. Ben de görmeye geleceğimi söyledim. Bu arada Marmaris’te de Gino Yatçılık ile görüşüyorum. Açıkçası Gino’da kiler gayet açıklıkla bana göstermek istedikleri her bir teknenin olası masraflarını da bildirdiler ki teknenin aslını bilmek çok da rahatlatıcı bir durum. Önce Marmaris Yatmarin’de ki tekneleri gördüm. Bazı tekneler pek hoşuma gitti ancak bütçemi de aşmayı hiç istemedim. Çünkü sonrasında çıkacak masrafları da göz önüne almak gerekiyordu. Tekne alırken benim için iki seçenek var.. Ya tam donanımlı bir tekne ya da tüm donanımını kendim takip edip-yapacağım bir tekne.. Birinci seçenek rahatlık demek ama ekstra borç demek. Bir anda cebinizden 55.000-60.000Eur çıkması gerekiyor. Bu benim sevmediğim bir durum. Banka kredisi vs gerektiriyor. İkinci seçenek ise sağlam gövde, direk bir tekne alıp 2-3 yılda kendin yapmak. İkinci seçenek de aynı zamanda çok şey öğreniyorsun. Çünkü neyin nerden geldiğini ve nereye gittiğini kendin biliyorsun. Ben ikinci seçeneği takip ettim. Bu arada; Akdeniz havzasının tamamını nerdeyse araştırdığımızı ve her olasılığı maliyete kattığımızı burada uzun uzun anlatmak istemiyorum. Gerçi bu tembelliğim bana sonradan ‘’Ama siz de buna da ya da buraya da baksaydınız’’ gibi gereksiz ukalalıkları duymama yol açacak farkındayım.. Umurumda değil.. Bu nedenle şimdiden çenenizi kapatabilirsiniz. Çünkü bu yorumları yapacaklara yaranmaya çalışmak deveye hendek atlatmaktan zordur. Ki deve hendek atlamaz.. atlayamaz..
Her neyse biz devam edelim.. Gino’da ki görevliler bana Finike Marina’da bir tekne var görmek ister misin Moody 34 CC diye sordular.. Ben nasıl olsa gideceğim tamam dedim. Hakan Hamiş’i aradım.. Araba lazım.. Ona da eğlence lazımmış herhalde ki hiç naz etmedi.. Atladık ertesi günü sabah erkenden gittik. Tekne normalde kapalı. Anahtarı da marina ön büro da. Açtılar, içini gördük..
Eos… haydaa gene mi yahu.. sen de ne şıpsevdisin be kardeşim..
Eos… Eos… Sahibi hiçbir yere el sürmesinler demiş.. Ben geleceğim, ben göstereceğim her yeri demiş.. Saygı duyduk.. ve gerçekten dokunmadan çıktık.. Bu arada forumda Öcal Korsan’ın da yazdığı, Osman Bey’in önerdiği bir tekneyi gördüm.. Full keel.. ama bana çok büyük de demeyeyimde…çok geldi.. bilemiyorum.. sevemedim.. Bir de zaten bütçemi aşıyor.. Masrafı belli.. Çünkü tecrübe ile birlikte ihtiyaçlarınız da netleşiyor..
Romantik denizciler motor bile takılı olmayan teknelerde seyahat edebileceklerini sanıyorlar. Yanılmıyorlar..ama derseniz ki yolda kaç tane gördün.. Bir.. Herkes kendi bedeninden sorumludur. Bedeni yapabilirliklerin vardır ve unutma yaşlanıyorsun. Bu tekne de uzun yıllar yaşamak istiyorsan eğer mutlaka arma ve donanım kendi bedenine göre olacak. Hava atmaya gerek yok..ben direk dibinde ki arma ile zorlanıyorum. Kaldı ki tek seyirde de teknenin üzerinde bale yaparım diyenlere gülüyorum.. Biz yapamıyorsak kötü müyüz yani.. Hiç alakası yok. Bunu size yapmalarına izin vermeyin derim ben..
Ve Alfred gelir!
İki hafta sonra tekne de Alfred ile buluştuk. Enteresan Alman olduğu düşünen bir Avusturya’lı.. Kamyon şoförü.. Eşi Tayvanlıymış.. Ne yapayım diyor..tek başına olmuyor..eşim denizi sevmiyor..ee bir de üzerine çalışıyor, nasıl gelsin buraya…
Baktım gözleri doldu.. Havuzluktayız Ben, Ali, Hakan, Alfred ve Gino’dan Anatol ..bi tuhaf olduk.. Çoşkuyla anlatıyor..tek tek, bölme bölme her yanı açıyor anlatıyor.. Neler var neler her bir bölmede. Sonrasında kendisini St.Alfred ilan ettik ve 23 Eylül’ü St.Alfred günü diye kutluyoruz. Dalış takımı ve asimetrik balon çıktı tekneden!
Sonra ben anlattım..o anlattı..ben anlattım..o anlattı..sonra bir bira Symina’ya içtik.. Ağladık ikimizde; bildiğin iç çekerek hüngür hüngür.. Derken bir bira Eos’a içtik..gene ağladık ikimiz hüngür hüngür çocuklar gibi..ohh beee..var ya..ruhun yıkanıyor ağlayınca..
Ali,Hakan ve Anatol ellerinde biralar dona kaldılar..biz ağlıyor,içiyor ve serserice sıralamasına bakmadan onlarca güzel anıyı anlatıyoruz..
Derken Alfred elini kasaraya sürdü.. Eos dedi.. Dilek senin yeni kaptanın..ona iyi bak ve onu okyanusa götür..
Orada işte zaten herkes koy vermiş palamarı.. yazarken bile zordur o anı anlatmak sizlere..
Sonrasında survey yaptırdık bir İngiliz beyefendi geldi.. 16 sayfa ayrıntılı survey sonucunda verdiğimiz paraya değecek bir tekne olduğunu da iç rahatlığıyla görünce kızı aldık..
Ve Eos ilk seyrini benimle değil Ali Korsan ve Hakan Hamiş ile yaptı.. Hakan Hamiş sağ olsun ben iş yerinden izin alamayınca (hatta bırak izni Londra’daydım bir dizi toplantı için) bila bedel teknemi getirmeyi teklif etti. Ali Korsan yolda çok şey öğrendiğini ve eğlendiğini anlatır durur hala..Bu arada bir durak da Kerim Şengel Korsan Hakan’a eşlik etti.. Tüm fotoğraflarını kıskandım..imrendim..çatladımmmmmmmmm…
https://www.youtube.com/watch?v=lw884lif26c (https://www.youtube.com/watch?v=lw884lif26c)
Sonunda Marmara Adası’nda Eos ile buluştuk.. Önce Trilye, sonra West İstanbul Marina’ya geldik. Ve Evimiz olan G pontonuna ulaştık..
Zaman ve para kaygısı arasında bulunan mutluluklar şerefine içmek istiyorum..
Biz bulabilen şanslılardanız. Bu nedenle egoluyuz, bu nedenle kıskanç.. O kadar büyük bir işi aslında başarıyoruz ki.. keşke birlik olmanın bunun dışında olduğunu da kavrayabilsek. Ve büyüttüğümüz egoyu pasarellanın dışında bırakabilsek.. Hımmm..yok! bu;benim kuracağım bir hayal değil, hiç niyetim yok..
(https://s10.postimg.org/syzr11dc5/IMG_20160629_WA0002.jpg) (http://postimg.cc//image/syzr11dc5/)
Benim hayalimin yeterince derin gerçekleri var.. Para kazanmam gerek.. ve tekne donatmam, tamir yapmam, ailemle ilgilenmem, bir de kalan zamanda denize çıkmam.. kendi gerçeklerimi kabullendiğimden bu yana çok mutluyum. Size de ısrarla tavsiye ederim.
Yazılarımızı www.rotaatlantik.com (http://www.rotaatlantik.com) bloğumuzdan takip ederseniz sevinirim.. :)
Sevgi ve Saygılarımla,
Dilek Ergül
-
3. Başlık Teknede tamirler (2)
Ufak ufak Eos'da bazı eklemeler ve tamirlere başladık.. Tamirler aslında genelde bozulan üzerine değil de, daha iyisi olsun ya da daha güvenlisi olsun üzerine. Bu nedenle aciliyeti olmadığından bizi çok da rahatsız etmiyor. Bu sefer zaman kısıtımız yok, keyif almaya bakıyoruz. Maddi olarak da sıkılmamaya dikkat ediyoruz elbette.
Bana göre insan emek verdiğini seviyor. belki de eşler anlasalar da anlamasalar da tamir ve değişiklik işlerini birlikte yapmalılar. Eğer bu işlemi bir usta yapacak ise birlikte usta ile çalışmalı ve öğrenmeliler. Bunu ne kadar beraber yaparlar ise o kadar emek birlikte verilmiş ve tekne eşit olmasa da birbirine yakın değerlerde sevilmiş olur fikrindeyim. En azından denemesi bedava. Sevmeyen yine sevmeyecek nasıl olsa. Ancak Ali Korsan tamir vs işlerinde çalışma koşulları sebebiyle bulunamıyor. Aslında pek istekli de değil. Ama tuhaf bir şekilde tekneyi benim kadar seviyor. Bu da benim savımın tam tersi esasen.. Bilemiyorum, bu bir çelişki mi...
Eos'da; VDO markalı rüzgar-hız-derinlik ile chartplotter vardı. Ancak Hız ve Chart plotter arızalı idi. Kartının değişmesi gerekiyordu. Firmayla yaptığım yazışmalarda da VDO firmasını Navico Grubunun aldığı öğrendim. Ve İstanbul'da Promar yetkili satıcı/servis olarak; eski ürünlerinin artık parçaları olmadığı için tamir imkanı da yok. Kaldı ki B&G servis verdiğinden dolayı saati 50Eur gibi bir bedel değmez diye düşündüm.
Geçtiğimiz Şubat Ayı Cnr Fuarı'nda Raymarin ile görüşmüştük. Bize uygun bir indirim ile malzeme sponsorluğuna devam edeceklerini bildirdiler ve etraftan da aldığımız sonra ki tepkilere bakılırsa bu sözü de tuttular. Radar,Ais Transponder,Chart Plotter A7 serisinden almıştık. Ciddi bir taksitlendirme ile neredeyse evlat ediniceklerdi desem abartmış olmam. Takılan radar anteni dijital 4KW. Bu nedenle denizin üzerinde ki belirli büyüklükte ki kütük parçasını dahi gösteriyor. Kör noktası yok ve montajı direkte olduğu için de bana zarar verecek mesafeden uzakta.
Geçenlerde montaj işlemi yapıldı. Değerli arkadaşlarım Yavuz ve Mustafa tüm işleri özenle yaparken bir yandan da bana katlandılar. Bu sefer teknede her ne yapılacak ise ben de başında olacağım dediğim için..
Radar kablosu çok kalın olduğundan dolayı geçiş yollarını iyi anlamak amacıyla tüm teknenin tavanlarını söktük. Böylece ben son 2 haftada hem taban, hem tavan her bir tarafını söküp takmış oldum. İçim rahatladı. Aşağıda ki fotoğrafta Yavuz direkte poz verirken...
(https://s14.postimg.org/4gece5n71/20160818_103318.jpg) (http://postimg.cc//image/4gece5n71/)
Ve bu da benim yeni oyuncağım..
(https://s3.postimg.org/mm24fm4i7/IMG_20160818_WA0006.jpg) (http://postimg.cc//image/mm24fm4i7/)
Bir başka değişiklik ise kışın yaptığımız seyirlerde şafttan az miktarda da olsa su girişi oluyordu. Bu şaftın birazda modelinden kaynaklı idi. Ben önlem olarak 500'lük sintine pompası taktırmıştım ki hem de içimiz rahat etsin diye. Ancak su seviyesi hiç bir zaman pompa seviyesinde olamadığından her seyir sonrası temizlik yapmam gerekiyordu. Sistem aşağıda ki gibiydi:
(https://s10.postimg.org/868j8huol/20150705_114124.jpg) (http://postimg.cc//image/868j8huol/)
Bu şekilde ilk 8 ay seyirler yapmıştık. Bu konuda yaptığımız araştırmalardan sonra aşağıda ki gibi bir sisteme karar verdik..Bu PSS (Packless Sealing System) denilen ve Mat teknesinde Teoman Ağabey'in 20 yıldır kullandığı bir sistemdi. Son 6 aydır sürekli ve her havada yaptığımız seyirlerde su konusunda sıkıntı yaşamadık. Şimdilik memnunuz. Önümüzde ki zamanlarda bir sıkıntı ya da memnuniyeti de burada yazarım.
(https://s9.postimg.org/94gf5d1iz/20160428_150405.jpg) (http://postimg.cc//image/94gf5d1iz/)
Görüleceği üzere motor soğutma suyu filtresi de değişti. Böylece içini görebildiğim ve rahatça açıp filtre temizliği yapabildiğim sisteme dönüldü.
Motor dairesinde ki karalık sorununu da tavana bir seri led aydınlatma takarak basitçe hallettik. Şimdi motor dairesi hem dışarıdan kapağında ki küçük pencereden görünüyor hem de içeride daha ferah bir çalışma ortamı oluyor.
Bazen yorgunluk iyi geliyor.. Beni amacıma yaklaştırıyor.. Her bir adım ve zorluk daha da güçlendiriyor. Kendimi; listemden sildiğim her işte çok daha iyi hissediyorum.
Sonrası devam edecek..
Sevgi ve Saygılarımla,
Dilek Ergul
Not: Yazılarımı www.rotaatlantik.com (http://www.rotaatlantik.com) bloğumdan da takip edebilirsiniz..
-
4. Başlık: Eos'un seyirleri...
2015 Yaz ve Kışın yaptığımız Marmara denizi içi seyirleri oldukça keyifliydi..Her ne kadar kışın üşümek çok da keyifli değilse de denizde olmayı özleyen bencileyin için yeterli geldi.. Özellikle Marmara Açık Deniz Yelken Kulübü'nün düzenlediği Kış Kasımı Rallisi moralimizi yükseltti. West İstanbul Marina'dan başlayan Yalova'ya uzanan seyir, orada buluşulan diğer denizci dostlar, Ümit Sarp-Muhsine Şengöz 'ün muhteşem Akdeniz sunumu, Yalova Pirensi 8) Fatih Korsan'ın muhteşem katkıları ile harika bir hafta sonu geçirdik.. Hava sakindi maalesef çoğunlukla motor seyri ile gidilip gelindi.. Ben sırf ufak kalmamak için Mat'ın yanında geçmeden açtım yelkenleri ama.. yine dingi gibi görünmekten kurtulamadık :D
(https://s9.postimg.org/da53wu3jv/1170.jpg) (http://postimg.cc//image/da53wu3jv/)
(https://s12.postimg.org/pxg9pgm55/9_A810_A29_946_F_4365_8233_A84367072650.jpg) (http://postimg.cc//image/pxg9pgm55/)
(https://s16.postimg.org/4csz30g0x/20151113_163125_resized.jpg) (http://postimg.cc//image/4csz30g0x/)
(https://s13.postimg.org/y8ee4zpo3/IMG_2267.jpg) (http://postimg.cc//image/y8ee4zpo3/)
(https://s12.postimg.org/5jp36ksrd/1162.jpg) (http://postimg.cc//image/5jp36ksrd/)
Bazen akşamları erken kaçabilirsem iş yerinden marinanın yan tarafında ki koyda demir atıp güneşi batırıyordum..
(https://s9.postimg.org/4ki9oln9n/IMG_20150905_WA0006.jpg) (http://postimg.cc//image/4ki9oln9n/)
Bazen de hafta sonu Cumartesi akşamlarını Yeşilköy koyunda tek başına geçiriyordum.. Kış için en ideali oluyordu.. Yakıyordum webastoyu..mis gibi..kitabım elimde.. Sabah beni küçük bir civciv karşılıyordu optimistinde..Tabi teyzeden alınan ilham ile kışın dahi denizde eğitimine ara vermeyen sevgili yeğenim, yarı kızım, Selin Delfin..
(https://s9.postimg.org/w0mqdslq3/20151226_120516.jpg) (http://postimg.cc//image/w0mqdslq3/)
Sonra ben görev gereği uzunca bir süre Bangladeş'e gitmek zorunda kaldım.. Ama sonuçta iş ve kazanılan paranın amacı açıkçası Eos ve ailemden uzun süre ayrı kalmayı göze almama sebeptir..
Bangladeş macerasını size ayrı bir başlıkta aktarmaya çalışacağım..
Sevgi ve Saygılarımla,
Dilek Ergül
-
4. Başlık Eos seyirleri..
Elbette 2016 Yaz geldi.. Ben Bangladeş'teyim ama ölüyorum teknem de teknem diye.. Yine de daha evvel dediğim gibi para kazanmanın amacı hayallere gitmekse.. neden olmasın..
Derken Şeker Bayramı öncesinde beni şirketten toplantıya çağırdılar..bana da böylece bayram öncesi 2 gün fazladan kalmış oldu. Ben hızlıca tekneyi seyre hazırladım. Plan oğlum Deniz ve ben tekneyi Ayvalık'a indireceğiz.. Akabinde kardeşim, ailesi ve eşim gelecekler.. West İstanbul Marina'dan 29 Haziran sabah erken yola çıktık.. Ben Marmara adası Saraylar limanını seviyorum. Orada lokantası olan Yaşar Ağabey'in dükkanının önüne bağlanıyoruz. Hem rahat uyuyoruz hem de yemekleri falan güzel.. Son 3 yıl ramazana denk geldik..mis gibi ev yemekleri vardı..ve her zaman ki gibi eşi harikalar yaratmıştı.. Ertesi sabah saat 06.00'da yine yola çıkıp sakin bir havada motor yelken Çanakkale limanına doğru indik. Yolda sahil güvenlik gelip uyardı yelkeni kapatın diye.. Ben de ''Komutanım motoruma güvenmiyorum, güvenlik gereği yelkenim açık dedim'' ''Alındı anlaşıldı'' dedi.. haa unutmadan bir de gemi yolundaymışız x(): arkamızdan da devasa bir destroyer geliyormuş ;??^+%%
Yoldan çekilin diye sanki fırça kaydı gibi geldi bize..
Çanakkale marinaya geldiğimizde hava 5-6 Bofor olunca ben baştan kara olmayı tercih ettim. daha önceden de biliyorum ki tekneden inip çıkmak sorun olmayacak.. Nitekim olmadı da.. Bir gece konakladık.. ve ertesi sabah yola devam ettik.. Amacım Sivrice Koyuna girmek ve yüzmek idi.. Pek de heves ettiydim.. Ama akşam üzerine doğru hava arttı.. Akşam 6 Bofor'a oturdu ve çok ilginç Müsellim yine yapacağını yaptı ve hava tahminlerinin aksine bir rüzgar hızı ve yönü ile Batı-kuzey batı estirdi.. Tabi Sivrice'de durmak imkansız hale geldi..Her bir yerine girdik..baktık olmayacak İsmail Oruç Ağabeyi aradık.. Küçük Kuyuya gelin dedi.. Biz iki yer arasında Kadırga Koyunu tercih ettik.. Nitekim tam da kapalı ve gayet rahattı.. Demir güzel tuttu.. Ancak bu koylarda kimsede bot vs yok.. Bu arada bizim botta pek eski ve motorumuzda arızalı idi.. Ben aşağıda babamın bir arkadaşına tamir ettirmeyi planlıyordum. Ertesi sabah planımızı Ayvalık yerine Bademli olarak belirledik.. 3-4 Boforluk Kuzey-Kuzey Doğu rüzgarı ile çıktığımız yol sonlara doğru 5-7 Bofor aralığına oturdu. Geniş apaz enfes bir yelken seyri ile Bademli'ye geldik ki oranın malum civarnası bizi karşıladı..
Rotamızın bu kısmına kadar özellikle iki konudan bahsedeceğim..Yolda ki hemen her barınağı ve koyu İsmail Ağabey ile istişare ettik ve girip çıktık..Çok faydası oldu. Çanakkale'de Çardak'ta daha evvel demir atmıştım.. Ama başka demir yerleri de belirdik.. Bazı havalarda bence gayet rahat kalınır.. Özellikle Gelibolu-Eceabat arası çok hoşumuza gitti.. O nedenle boğaz geçişimiz saatlerce sürdü ve biz çok keyif aldık.. Babakale bence harika bir yer.. Biz ıssız, az nüfuslu yerleri seviyoruz.. Bozcaada'ya daha evvel de gitmiştik..hiç giresimiz gelmedi..Deniz ''Anne kalabalıktır şimdi boş ver '' dedi.. Assos'a aslında girilebilirmiş..girişi 2mt kadar.. dikkatli olunur ise sorun yaşamazmışız öğrendik.. Bizim teknenin su çekimi 1,60mt.. Kadırga Koyuna kesinlikle bir kez daha gideceğiz..
İkinci konu ise:
Bizim ailede gelenektir çocuklar her yere götürülür.. Özellikle tüm ufaklıklar teknede büyümüştür denilebilir.. Bu nedenle bizde ki çocuklar denizde yaşamaya alışkındır..Ha sever sevmez ayrı konu.. Benim şansıma Deniz sevdi.. Sevmekle de kalmadı benimle her yere de geldi.. Şimdi ise baya baya teknenin reisliğini yapar gibi.. Kıskançlıktan :D yapar gibi :D diyorum sonrasında size aktaracağım bir başka bölümde Deniz'in tek başına etapları var..
(https://s21.postimg.org/mge7m6a77/20160701_081822.jpg) (http://postimg.cc//image/mge7m6a77/)
Bu yıl fark ettim ki aile ile iyi geçinince teknede reislik daha zevkli oluyor.. Hiiççç kasmamak gerek.. Her ne kadar ben kasmıyorum desem de kastığımın ve aşırı kontrolcü olduğumun farkındayım.. Bu da tabi yeni nesli rahatsız ediyor haliyle.. haklı da.. ne sorun çıkarsa çıksın ben eğer kendime güveniyorsam hallederim diye bakmak gerek dimi.. Yok ama olmuyor.. İşte ben bu sefer daha anladım ki çocukları her yere götürmek ve denizi öğretmen onlara inanılmaz bir öz güven veriyor.. ve sizi çocuğa ayrı bir bağ ile yaklaştırıyor.. kırılmayacağına inandığım, klasik anne - baba sevgisi haricinde çok daha güçlü bir bağ..
(https://s3.postimg.org/dahks0ulr/20160723_125519.jpg) (http://postimg.cc//image/dahks0ulr/)
Deniz bu sefer ''Deniz''ile birlikte çok daha keyifli idi.. Ah ben azcık daha çenemi tutarsam olacak bu iş...
(https://s3.postimg.org/knuo7mj0v/20160701_082438.jpg) (http://postimg.cc//image/knuo7mj0v/)
Bedemli'de baktık hemen Kalem adası ile kara arasında ve ada tarfına yakın demirde bir tekne var.. Aslında başka tekneler de var ama çizgisi Vagabond benzeri keç arma tekne bana daha tecrübeli birinindir imajı verdiğinden yaklaşıp ağabey nereye demir atayım diye sormayı uygun buluyorum.. İyi ki de soruyorum ve sonrasında görüşmeye devam edeceğimiz harika dostlar ediniyoruz.. Hazal 1 teknesi..Boray Ağabey ve Ebru Hanım ile oğulları Osman kardeşim.. Hemen atlıyor botuna bizzat tarife başlıyor..
''Şurasıyla şurası arası karşılıklı elektrik kablosu geçer..aman atma..Burası tutmaz..Burası tutar...Ahanda at buraya''
Ve demirimiz bir güzel tutar.. Biz Bademli'nin keyfini ana oğul çıkarırız.. Haaaa unutmadan çocuklara denizi öğretmenin en güzel yanı.. Suya onlar girip demire bakıyor.. x(): 8)
(https://s16.postimg.org/m3jx9a1yp/20160702_173841.jpg) (http://postimg.cc//image/m3jx9a1yp/)
Ertesi gün kardeşim ve eşim İzmir'den gelecekler..tekneyi toparlayıp..gün batımının içeriye bıraktığı renkler ile şarabımızı yudumluyoruz.. Deniz ben bu sene Çin'e gitmeyeyim diyor.. (Ankara Dil Tarih Sinoloji Mezunu..ve bu sene dili pekiştirmek için Çin'e gidip yarım dönem daha okuyacaktı)
Tekneyle vakit geçirmek istiyor.. Bak ne iki yüzlüyüz.. Ben ilk Ege'ye tek başıma çıktığımda sanki daha evvel tek çıkmıştım da.. ''Aman oğlum diyorum..tek olmaz..'' Başlıyoruz tartışmaya olurdu olmazdı.. Ali ağabeyine sor diye topu ona atıyorum.. Sonrasında Ali elbette olur diyecek.. ben evsiz kalacağım 1 ay ve Deniz rüştünü ispat edecek.. Bu soruyu sorduğunda Ali'nin bana bakışını unutmayacağım..Ayıp çok ayıp Dilek diye bakıyordu..
Güvenmek zorundayız..yoksa sevdiklerimiz bizim kadar denizi sevmeyecek.. ve biz denizi onlarla paylaşamayacağız.. neyse sonradan olan bazı memleket vukuatları neticesinde yine gitmeye karar veriyor.. ve 2 hafta sonra ben evime kavuşuyorum... ama bu daha sonra anlatacağım bir hikaye..
Sevgi ve Saygılarımla,
Dilek Ergül
-
Bademli icin kucuk bir not : )
Yanimiza bir bot yanasir; sanirim gezgin korsanmissiniz diyor.. Evet dedim.. Arkadaki tekne kanal 72'ye cagiriyor sizi..onlar da korsanmis dedi..Tamam, tesekkurler dedim
Telsizi actim.
"Margarita margarita, burasi Eos"
"Margarita dinlemede.."
"Kaptanim, geko flamanizi gorduk, selam verelim istedik. Ben Dilek Ergul, esim ve oglumla beraberiz..Bir iki gun daha buralardayiz. Yardima ihtiyaciniz olursa seve seve."
"Memnun olduk, cok tesekkurler"
Isimleri anlamaya calisirken biz, esim sesleniyor. Bizim de isimlerimizi saysanaaa diye : )) biz de 4kisiyiz diye : )
Yaaa durrr ne ismi ne 4u, bu bayan o bayannnn diye bagiriyorum"
Marina disinda ilk defa telsiz kullaniyoruz desem yeridir, onun da heyecani var biraz.. : )
Ama telsiz konusmasi bitiyor o arada.
Bakiniyoruz geko'dan internetten.. Evet, bu bayan o bayan :))
Atliyorum bota, tekneye davet etmeye gidiyorum aksam icin.. Onlar da kirmayip geliyorlar. Sohbet muhabbet derken 3-4 sisi sarap iciliyor..
Bir suru sey ogreniyoruz onlardan.. Yeni kisiler taniyoruz, onlari taniyoruz. Hala da gorusuyoruz. Hatta bizim buyuk kiz zeynep asik oluyor Dilege : )
Iyi tanimisiz sizi.. Ali ve Deniz kaptanlara da coook selamlar : )
Sent from my iPhone using Tapatalk
-
4. Başlık Eos Seyirleriı
Özgü Korsan benden evvel davranmış sağ olsun..
Ama ben bundan evvel hikayenin devamına gireyim izninizle :
Bademli'de kardeşim, eşi ve kızları geldi.. Demirdeyiz.. Ama ben biliyorum ki ertesi gün 3 gün boyunca Ege esecek.. Kaz dağlarından inecek hava da koyda solugan yapmasa da, içeri giren katabatik bir hayli güçlü olacak.
(https://s11.postimg.org/l4z5fcv67/20160702_173841.jpg) (http://postimg.cc//image/l4z5fcv67/)
Şimdi; daha evvel tekneyle Palma de Mallorca’ya gittiğimde bizi bir tanıdığımızın denizci dostu olan Alman çift karşılamıştı.. Yaşları bir hayli vardı ve ben elbette o enerjide ki insanlara sorma gereği duymadım kaç yaşındasınız diye.. Bana o akşam bir ders verdi Thomas..
‘’Ben dedi Dünya’nın en mutlu adamıyım. Karımı denizde asla üzmedim..’’ ‘’İyi kaptan mürettebatını, misafirini üzmez’’
Bademli Kalem adasında Olivia Resort diye bir otel var. Otel koya tonoz atmış. Tonozlar belediyeden kiralıkmış bu arada.. Ya da sanıyorum bir izin alınıp para ödenmiş.. Her neyse 200TL gecelik.. Çok ama çok pahalı bizim için.. Bize kalsa demirde iyiyiz de, misafirler bu konuya pek sıcak değil. Biz öderiz sen tonoza git dediler. Tonozlar hayli sağlam.. Her biri 900kg imiş. Ayrıca tonoz halatı ve zinciri de sağlam, daldık baktık. Tabi ben her zaman ki gibi Deniz’i daldırdım. Ne de kötü anneyim yahu.. Neyse mecbur tonozda kaldık. Ben yine de onlar rahat etsin diye havuzlukta uyudum 1 hafta ve hemen her gece kalkıp tonoz halatını ve tekneyi kontrol ettim. Tonoz alırken yeterince uzunluk bırakıp hem baş hem öksüzlerde ki koç boynuzlarına halat aldım. Dengeli bir şekilde gerilim ile salınıp durduk 3 gün 6-7-8 bofor havada. Sonradan baktım otelin görevlisi çocuklar gelen tekneleri de benim tarzımda bağladılar.. Hoşuma gitti doğrusu.
(https://s12.postimg.org/sxyuubmzd/20160707_085516.jpg) (http://postimg.cc//image/sxyuubmzd/)
O hafta herkes rahat mutlu oldu. Mürettebat ve misafirler mutlu ise sen de en az gerginlikte oluyorsun. Benim küçük yeğen o rüzgarda dahi denize girsin babası endişelenmesin diye bir ara usturmaça ve halatlar ile teknenin arkasında ufak bir havuz yaptım. O kadar mutlulardı ki her yorgunluğa değdi doğrusu. Bu arada tonoz parasına rağmen yaptığımız en ucuz tatildi. Teknede pişirip yedik, içtik.. Çok da keyifli oldu..
(https://s22.postimg.org/imd7z2hb1/IMG_20160716_WA0003.jpg) (http://postimg.cc//image/imd7z2hb1/)
Bayram sonu misafirlerimiz gitti.. Biz eşim Ali Korsan, oğlum Deniz ile baş başa kaldık. Ama zaten parası ödenmiş tonozda olduğumuzdan o akşamüstü demire geçmek yerine ertesi sabah geçmeyi uygun bulduk. Hem de bu gece ben rahatça uyuyacağım bizimkiler nöbette olacak. Derken bir tekne geldi.. Aaaaa Gezgin Korsan Flaması.. Hadi bakalım bir merhaba diyelim. Ahbap olduğumuz otelin görevlisi gence seslendim ve tekneye telsizi açmalarını söylemesini istedim.. Sonrasını Özgü Korsan anlatmış yukarıda zaten.
Ne güzel bir aile ve dostlar kazandık. Yalnız sanırım 5 şişe şarap içildi.. Utanıyorum söylemeye.. Sohbette anlamamışız bile.. Hatta o kadar ki ertesi gün sabah zımba gibi kalktık ve gayet keyifliydik. Demek ki sohbet ve iyi yürekler ile birlikte olunca, beyin farklı algılıyor içinde bulunulan durumu.
Bayram ertesi 2 gün sonra Bademli’den Ayvalık Marina’ya doğru yola çıktık.. Amacımız bazı ufak tefek tamirleri yapmak ve bazı düzenlemeleri yapmak. Oldukça hızlı geçen 2 gün süresince amacım Deniz’e tekneyi tek başına kullanacağı daha düzenli hale getirmek idi. Gerekli bazı ekler ve tamirler ile içime sindi. Ayvalık'ta dev, siyah renkte deniz anaları görmek üzücüydü. üstelik su önceki yıllara göre hayli bulanıktı. Cennet koyunda bile artık deniz anaları nedeniyle denize girmenizin imkanı yok. Ne kötü..
(https://s3.postimg.org/63m1bvhzz/20160710_104836.jpg) (http://postimg.cc//image/63m1bvhzz/)
Ayvalık'ta bize orada tavsiye edilen bir elektrik ve tesisat ustası bazı onarım ve yenilemelerde yardımcı oldu. Biz memnun kaldık açıkçası. En azından o sırada acil olanı çözebildi. Bizim için önemli olan bir diğer konu da uygun fiyat işçilik idi. Aslında marinada vinç operatörü olan arkadaş yıllar içerisinde ufak tefek tamirleri yapar duruma gelmiş. Düzgün, efendi biri.
Ayvalık'da ki işlerimizi tamamlayıp, teknenin eksiklerini de giderdikten sonra Eos ve oğlumuzla vedalaşıp İzmir’e hava alanına doğru yola çıktık. Ben zaten Bangladeş’e gideceğim için teknesizlik o kadar da canımı acıtmayacak. Ali Korsan ben idare ederim dedi.. Ve İstanbul’a döndük..
Zor iş çocuk büyütmek vesselam... Teknemizi aldı resmen elimizden.. ve Bademli'ye doğru tek başına yola çıktı..
(https://s17.postimg.org/f6mftxo2z/IMG_20160722_WA0011.jpg) (http://postimg.cc//image/f6mftxo2z/)
Sevgi ve Saygılarımla,
Dilek Ergül
Not: Yazılarımı www.rotaatlantik.com (http://www.rotaatlantik.com) adresinden de takip edebilirsiniz...
-
Koç boynuzlarının olduğu yer niye öksüz kalmış?
-
Annesi ölmüş Hakan E..😈 Benim bildigim teknemde ki tam karina hattinda iki yanda olan koc boynuzlarinin bulundugu yer öksüz.. derdi buyukler evde..😊
-
Annesi ölmüş Hakan E..😈 Benim bildigim teknemde ki tam karina hattinda iki yanda olan koc boynuzlarinin bulundugu yer öksüz.. derdi buyukler evde..😊
Onu anladım da niye öksüz deniyor? O ilginç geldi. Kemere, vasat diyenler var da öksüzü ilk defa duydum. ???
-
Bende merak ettim...Fiber tekne de öksüzün ne işi var diye
-
Aynen ahşaptan kalan bir terim. Ben hala kullaniyorum. Öksüz denmesin sebebi tam orta hattin iki yaninda ki guverte kamaraya denk geldiginden kemeresi karsidan karsiya olmadigindan marangoz agzi "öksüz" denirmis. Vasat yine benim bildigim ahsap teknelerde direk önünde ortada koc boynuzu olurdu..ona derlerdi.. benim teknemde vasat yok..😊 her iki terimi de ben fiber tekneme kullaniyorum.. yan guverte hosuma gitmiyor..
-
Aynen ahşaptan kalan bir terim. Ben hala kullaniyorum. Öksüz denmesin sebebi tam orta hattin iki yaninda ki guverte kamaraya denk geldiginden kemeresi karsidan karsiya olmadigindan marangoz agzi "öksüz" denirmis. Vasat yine benim bildigim ahsap teknelerde direk önünde ortada koc boynuzu olurdu..ona derlerdi.. benim teknemde vasat yok..😊 her iki terimi de ben fiber tekneme kullaniyorum.. yan guverte hosuma gitmiyor..
Haa, çok güzel. Demek ki altı boş, zayıf manasında kullanılıyormuş. Ama öyle bir yere koç boynuzu koymazlarmış herhalde.
Yeni bir şey öğrendim. Çok çok teşekkürler.
-
Kaporta gibi yerlere gelince, kemere haliyle kesiliyor. Diğerleri gibi tam değil.. Kısa kaldığı için öksüz diyorlar. Altı boş olduğu için değil.
-
Şanslı günündesin yanlış öğrendiğin bir şeyin aynı gün doğrusunu da öğrendin. Bazen bu bir ömür sürer.. Ciddiyim.. Hatta hep yanlış bilip, ölür gidersin..
-
Kavuşamayan aşıklar uzun diye bir de adına öksüz demiş olabilirler 😀😀
-
Şanslı günündesin yanlış öğrendiğin bir şeyin aynı gün doğrusunu da öğrendin. Bazen bu bir ömür sürer.. Ciddiyim.. Hatta hep yanlış bilip, ölür gidersin..
Öğrenemedim ki... Yanlış dediler ama nooluyomuş da oluyomuş yine karıştı. ::)
-
(http://i.hizliresim.com/A37rk7.jpg) (http://hizliresim.com/A37rk7)
Tanım : Ambar ağızları ve güverteler üzerine açılmış kaportalar dolayısı ile alabandadan alabandaya kadar uzamayan ve bir uçları ambar veya kaporta hizasında kesilen kemereler.
İşte o kemereye Öksüz kemere, uçlarına da öksüz derler
-
Tanım : Ambar ağızları ve güverteler üzerine açılmış kaportalar dolayısı ile alabandadan alabandaya kadar uzamayan ve bir uçları ambar veya kaporta hizasında kesilen kemereler.
İşte o kemereye Öksüz kemere, uçlarına da öksüz derler
3 sorum var:
1- Teknenin neden yarısı yapılmış?
2- Yandan bakınca öksüz kemereler neden görünmüyor da analı babalı tam kemereler görülüyor?
3- Öksüz kemerenin hangi ucuna öksüz deniyor?
-
Tanım : Ambar ağızları ve güverteler üzerine açılmış kaportalar dolayısı ile alabandadan alabandaya kadar uzamayan ve bir uçları ambar veya kaporta hizasında kesilen kemereler.
İşte o kemereye Öksüz kemere, uçlarına da öksüz derler
3 sorum var:
Bence,
1- Teknenin neden yarısı yapılmış?
Aslında tam yapılmış ama mirasta dikine bölüşmüşler
2- Yandan bakınca öksüz kemereler neden görünmüyor da analı babalı tam kemereler görülüyor?
Bazı yerde kuşak altı bazısı kasara tavan altına kadar öksüz gerisi çizimde boşlukla anlatılabilirmiş bence
3- Öksüz kemerenin hangi ucuna öksüz deniyor?
Baktığın ucuna
-
...
3- Öksüz kemerenin hangi ucuna öksüz deniyor?
Baktığın ucuna
Ama ben bi bu ucuna bakıyom bir öbür ucuna bakıyom. 9kly3
Şey gibi oldu;
Adam dükkana girip tezgahtara soruyor:
- Sizde tek ucu b..lu değnek var mı?
- Maalesef takımı bozamıyoruz canım. :D
-
Ama ben bi bu ucuna bakıyom bir öbür ucuna bakıyom. 9kly3
Aynı şeyi görüyorsanız, Kuantum fiziği ve Schrödinger'in Kedisi bıdı bıdısı olabilirmi ki acep :D Hem öksüz hem değil ama hangisi ? ;D
-
Öksüzde ki koç boynuzunun hayatımda ki yeri:
Tek başına seyirde eğer aborda olacaksam ki İtalya'dan sonra gelgit nedeniyle tüm marinalarda ''finger'' sistemi var; mutlaka iskele ya da sancak öksüze halatımı hazırlarım. Eğer yanaşacağım yerde kimse yok ise; aborda olduğum tarafta ki babaya kement atar gibi halatımı atıp, hemen öksüzde ki koç boynuzuna voltalarım. Sonrası kolay zaten.. Eğer biri var ise hemen o halatı neta etmesini rica ederim. Benim için çok pratik bir yol..
Bir diğer yöntem de; yanaşacağım taraf rüzgar altı ise, teknem kafayı açmasın diye baştaki halatı uzun tutar dümene, yanıma getiririm, eğer yanaşılacak yerde birisi var ise hemen o halatı veririm ve baş halatı olduğunu belirtirim. O kişi başı bağlarken ben hemen kıçtan kementimi atmış olurum. Böylece tekne açılmadan çabukça bağlanırım.. Rüzgar üstü ise zaten tekneyi aborda etmek kolay.. Eğer yanaşacağım yerde kimse yok ise; baş halatını uzun tutarım dümene kadar yanıma alırım. Bu halatın gövdesine bir geniş halkalı izbarço ile 2. bir halat bağlarım. Bu halat diğer halatın üzerinde hareket edecektir. Yanaşınca hemen atlar baş ve kıç palamarı aynı zamanda çabucak ve gergince bağlarım. Diğer izbarçolu halatı hemen başa doğru getirerek tekne başı açmadan ön bağlamayı yapmış olurum. Akabinde asıl bağlamaya geçerim.
Tabi bütün bu zihni sinir projelerini tek başına seyirde ayrı ayrı kombinasyonlu yerlerde deneyerek buluyorsunuz. Mesela rüzgar çok basıyor ise öksüzden bağlanmak sonrasında hemen başa koşmak gerek ki tekne saçma bir pozisyon almasın.. Ben de diğer yöntemleri denedim.. Memnun da kaldım.
Yukarıda ki anlatım da yemek tarifi gibi oldu iyi mi.. :D :D
-
O kayan izbarçolu halatı anlamadım. Baş ve kıç palamarları bağlıyorsan bu kayan halatla bi daha niye başı bağlıyorsun? ::)
-
Dur ya.. hafta sonu video çekeyim.. o kadar eğlenceli ki.. :-* :D :D
Baş ve kıç halatı kıç tarafında ki iskele/ponton babasına bağlıyorsun gergince..tekneden atladın, tek başınasın ve az zamanın var ise en iyisi bu denediklerimin. Sonra halkayı kaydırarak doğru başa yürü bu arada sen teknende değilsin ama halat senin elinde.. Kaydırdıkça başa iskeleden ilerle ve bağla tekneni.. Bir kaç kez yavaş kalınca kıçtan bağlayıp başını açmış tekneyle baş başa kaldım da.. :D :D yahu palamar hizmeti denilen şey İspanya'da çok ilginç. Adam eline halatı alıyor ve herhangi bir yere bağlıyor...çekip gidiyor.. yada sen tekneni bağlıyorsun o tonozu uzatıyor.. koştur dur.. böyle hiç gelmesin daha iyi..kendi işini kendin gör..
-
Haaa.. Baş ve kıç palamarlar tekneye bağlı, sen atlayıp ikisini de rıhtımda, kıç hizasındaki babaya bağlıyorsun.
-
evet en yakın kıç çünkü..bu arada hızlı volta ve başa doğru elimdeki izbarçolu halatı kaydırarak ilerliyorum.. Ersin fena gaza getirdi beni..bol bol video çekip bunları aktaracağım...
-
4. Başlık: Eos Seyirleri
Elbette yaşam insana sürekli yeni öğretilerle geliyor. Mesela yalnızlık değil.. tek olmak.. denizde tek başına olmak.. Yalnız hissetmedim; asla, hayır! Tam tersi kendimin en kalabalık halini yaşıyorum.
Deniz eğer size bir kadını ya da erkeği ''sevmek gibi'' olarak gelmiyor ise..
Sisli bir havada Marmara denizinin ortasında kara görmediğim yere kadar gidişim anlama arzum yüzünden. Sisli bir havada kara görmemek için çabalama nedenim tamamen kendi içimde olan biten.. Sen huzur de..ben tam olarak ''solitude'' diyorum. Tek başınalık!
https://vimeo.com/196938030
Nefes aldığım an..
https://vimeo.com/196939611
Dünyayı anlamadığım kadar kendimi de anlamadığım bir dolu an.. Ay of bir sürü şey varda ne nasıl desem bilemedim.
Seyredin işte ve nasıl derseniz deyin.. Hani yorum yapıyorsunuz ya bazen.. anlamadan falan.. sormadan.. üstün gelmek, haklı çıkmak uğruna skora gidiyorsunuz ya.. Hani illa da karşınızdakini bööleee nassı desemmm kusurunu bulacaksınız da illa söyleyeceksiniz ya hani... kırmak karşınızdakini çok da iyi gelecek.. ohhh missss...
Boş iş.. Doğa gelir.. hatta bazen doğa ananın çocukları, insanlar.. yıkar gider ortalığı..kala kalırız ortada.
Sevgi ve Saygılarımla
Dilek Ergül
-
1w5ey8
-
Bişii demediğim tutanaklara geçsin lütfen. x():
-
Anladık yatay.. !*. ;D
-
Dilek Hanım,
Deniz ve Sen videosu, hislere ne de güzel tercuman olmuş; özellikle tam da 37. saniyedeki sükunetle tüylerim diken diken oldu.
Çok teşekkürler,
1w5ey8 1w5ey8 1w5ey8
Saygılarımla,
Erman
-
Dilek korsanım.Tebrikler olay budur gerisi teferruat. 1w5ey8 1w5ey8 1w5ey8
Birde denizde seyirde,sahil yollarında trafikte bekleyen araçları gördüğümde gülümsüyorum. :D
-
Sağ olun vakit ayırdığınız için. Şimdi teknenin üzerini kapatıp..''kıç bahçesi'' diye dalga geçtiğim bir oluşum ile, kışın daha bol seyre çıkmak istiyorum.
-
2. Başlık: Daracık yerde nasıl yaşıyorsunuz..peki ne yiyorsunuz..:
Peki biz teknede ölüyor muyuz.. ne yiyoruz.. ne yapıyoruz.. tekne ve ev yaşımı farkı.. konularında soruları olanlara kapımız her daim açık..
www.youtube.com/watch?v=cHWm-VOOfxs
Tarhaha çorbası soğukta seyirde birebir ilaçtır..
www.youtube.com/watch?v=vW_3vXYKTYQ
İyi seyirler..
Dilek Ergül
-
Dilek korsan ,
Teşekkürler 1w5ey8 1w5ey8
-
Dilek korsan, güzel videolar. Tekneyi de tanıtan yeni videoları bekleriz. Yalnız anlamadığım şey, İkinci videoda eskimo gibi giyinmişsiniz, bir ısıtıcınız bile yok mu? :)
-
Yok fakiriz biz.. :D x(): yazık bize.. !*.
-
Üşür o
D6603 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
-
Dilek korsan, güzel videolar. Tekneyi de tanıtan yeni videoları bekleriz. Yalnız anlamadığım şey, İkinci videoda eskimo gibi giyinmişsiniz, bir ısıtıcınız bile yok mu? :)
Erdal Korsanım, Benim hınzırlıklarımı hoş görün.. Seyirde çekilen bir video.. hava 7 derece.. teknenin kapısı malum açık ve ben yemek yaparken sürekli dışarı çıkıp kontrol ediyorum.. 7-8 saat seyirde ve 7 derecede üşünüyor malumunuz.. :) Sürekli üstünü çıkar giy açıkçası çok da pratik değil benim için..
-
Dilek korsan, biliyorum, aynı şeyleri ben de çok yaşadım. Biraz hoşluk olsun diye, biraz da fakir olduğunuzu itiraf ettirmek için söylemiştim. ;D
-
Siz tabi unuttunuz soğuk havayı oralarda.. ahh ahh.. !*.
-
Şu anda Kalkan yağmurlu, ama yarın havanın açacağını düşünüyorum. Malum, tekneyi sattıktan sonra kanomun değeri arttı. Yarın biraz yüzeyim biraz da kano yapayım diyorum. Resimlerini de forumda paylaşacağım, gıcıklık olsun diye x():. Niye yaa, herkes tekne alıyo ben teknemi sattım. :(
-
2. Başlık: Daracık yerde nasıl yaşıyorsunuz..
Tekne de yaşamak çok zor..İki gecedir uyuyamıyorum doğru düzgün.
Rüzgarda komşu teknelerin mandar sesleri..pat pat.. arkadaş bağlasanıza mandarınızı.. elli defa da mesaj attım herkese. Her seferinde gecenin bir yarısı ben çıkıp el incesi ile bir tarafa bağlayı veriyorum mandarları ki direğe vurmasınlar diye.. Öyle gerince falan bir işe yaramıyor. İlla direkten uzaklaştırmak gerekiyor..
Hem sonra; bulutsuz havalarda bir de ay ışığı çıktı başıma.. kaportada ki camlı kapaktan gelen ve göz kapaklarımdan girmeyi başaran, beyaz parlak ışık.. rüya ve gerçek halini ayırt edemediğim ilk on saniye ve ardından gerçeği anlama halleri. Donuk, ısıtmayan, kıç kabini olduğu gibi aydınlatan dolunay; kalbime bütün gücü ve anlatımıyla doldu. Uyumak o denli zorlaştı ki ben ranzamın değişik kenar, köşelerine kaçarak göz kapaklarıma karanlık düşmesi için çabaladım. Olmadı.. Mandar sesi bu sefer duyularımın kalanına etki ediyor. Görüyorum, duyuyorum ve hissediyorum hatta kekremsi tadına bakıyorum, tuzlu tuzlu.. Beynimizin; dokunma duyumuzun en yoğun hali olan yatay halimize geçince, dokunmayı hissetmemeyi nasıl başardığını anlamam zor. En azından bu his yok benim orkestramda şu anda.. Yoksa dokunmanın gürültüsü çekilmez olurdu.
Ay ışığının bütün kabini aydınlatmasına izin veriyorum. Mandar sesine limanın sesleri eklendi, derken marinada yaşayan köpek sürüsünün alfası havlıyor. Belli ki, evini, bölgesini koruyor. Dün gece de meydan aynıydı. İşe gideceğim ve zor bir haftayı zor bir gün ile kapatacağım. Uyumam gerek. Dün gece emekliliğimi kutlamak adına bu kadar içmemeliydim. Aslında hafta içi içki içmemeliyim. Gençlik yıllarımda olmadığımı anlamam gerekiyor. Evet yaşlı değilim.. henüz.. ama öyle iç sonra geç zıbar yat, sonra erken kalk yaşları da ufaktan beni terk ediyor…
Gözlerimi Ay’a dikiyorum.. O kadar ki gözlerim kamaştı. Dolunay güzelliğinin doruğunda.. gülümsüyorum. Bir cm boyu uzun olmuş giysilerin, baskı rengi de sanırım biraz kırmızıda kalmış.. hatta kumaşın otu, boku, püsürü varmış yaşam şekline yirmi sekiz yıl dayana bilmemin tek nedenini bir kez daha aklıma getirmeye çalışıyorum.
Ay ışımaya ve göz kapaklarımı işgale devam ediyor. Binlerce gün batımı ve gece gördüm. En güzelleri denizdeydi. Gözlerim Ay ışığında rüyalar seyrettiriyor bana. Az kaldı üç vakte kadar uzun uzun yollar görünüyor.. Ama önce, motor sintinesinde ki yapı temizlemeli, şanjman yağına bakmalı ve hatta değiştirmeli, ana sintineyi temizlemeli, rafları boşaltıp; küf olmasın diye havalandırmalı, tüm sintine ve yatak altlarını jelkot boya ile boyamalıyım.. daha bir sürü gündüz düşü beni beklemekte..
Mandar ve limanın sesi birbirine karışarak yavaş yavaş kulak zarımı terk ettiler. Ay ışığı artık yumuşak bir kadifeden el gibi gözlerime dokunmakta.. kulağıma rüzgarın sesi yerleşti ve ben sabah 05.00'te bir saatlik uykuya daldım..
Teknede yaşamayın, yoksa karada yaşamak çok zor gelecek, ııhhhh hiç alışmayın.
(https://s28.postimg.org/hg0d5ts8p/IMG_1551.jpg) (http://postimg.cc//image/hg0d5ts8p/)
(https://s27.postimg.org/4xfrte8tr/20140908_203821.jpg) (http://postimg.cc//image/4xfrte8tr/)
(https://s28.postimg.org/xsxnp9fih/Cartagena_Marina2.jpg) (http://postimg.cc//image/xsxnp9fih/)
(https://s27.postimg.org/vfjrbm3cv/20140827_205805.jpg) (http://postimg.cc//image/vfjrbm3cv/)
(https://s28.postimg.org/unnkp63pl/Sunset_in_Ithaka_Vathy_s.jpg) (http://postimg.cc//image/unnkp63pl/)
Sevgi ve Saygılarımla,
Dilek Ergül
-
Bunun olmadığı söylenilemez.Ama bu karadada olur tıpkı Doğan Canku'nun söylediği gibi.Güneşin alevden saçları aşınca karşıki tepeden,Bütün dertler beni bekler yatağımın başucunda...
-
Dilek korsan, ne güzel anlatmışsınız. Teknede yaşayan herkes özellikle marinalarda aynı sorunları yaşamıştır. Ama her şeye rağmen teknede yaşamayı tek geçerim. Fotoğraflarsa tek kelimeyle muhteşem. Işığın, tasarlanmış gibi kendini gösterdiği anları çok iyi yakalamışsınız :-*. Bu tür kış fotoğrafları bana kuzey Avrupa ülkelerini hatırlatıyor. Genelde tekne, yelken denildiğinde tropik sular akla gelir. Benimse ilk gideceğim yerler Norveç, Finlandiya gibi kuzey ülkeleri olacak.
-
Aslında fotoğraflar sıcak yerlerden x(): İlki Atlantik Okyanusu'ndan.. Diğerleri İspanya ve Yunanistan'dan bazı duraklar.. :-*
-
Olsun :), önemli olan verdiği his. Demek istediğim, güneş, kumsal ve turkuaz rengi deniz algısının dışında.
-
Dilek korsanim 1 ci resme bayildim, valla icim isindi.
Sahara kumlarinin azizligi muhtesem