YOL HİKAYELERİ 77 . SAYFADAN İTİBAREN KAYBOLMUŞ: ARŞİV OLUŞTURMAK İÇİN KALDIĞI YERDEN YENİDEN DEVAM
EDECEĞİZ.
KÜBA'ya VEDA
Daltonlar gittikten sonra, yine aynen kızlarımın ayrılışında olduğu gibi mahzun bir hüzün Içimi kapladı.
Geliyorlar alıştırıyorlar sonra da terk edip gidiyorlar hainler.
İki gündür onlarla beraber olmaktan büyük keyif almıştım.
Ve tekneye geçmelerine engel koyan otoriteye oldukça sinirlenmiştim.
Otorite dediğim de orada liman görevlisi asker.
Tabii; emir demiri keser.
Arkadaşlar araya girip rica üzerine kimlik karşılığı tekneye bir kahve içimi
geçebilmek için izin çıkartmışlardı.
Dünyanın öbür ucundan vatandaşım geliyor ve tekneye geçmelerine müsade
etmiyor.
Neymiş üstlerinde pasaport yokmuş.
Ulen beyinsiz bu insanlar Küba'dan kaçmak için mi tekneye geçecekler
sanıyorsun.
Kendi vatandaşın için ne tedbir alırsan al; başka milletlere ne karışıyorsun...
Yol boyunca o limana giremezsin, şuralara demir bırakamazsın, demir
bıraksan da karaya çıkamazsın, kayığı arkadan çekmeyecek teknenin üstüne
alacaksın, şu limanlarda tamir yapamazsın, çok fazla kalamazsın, dışardan
içeri tamirci izni yasak, tamir için bile özel izinler alacaksın.
Özellikle motor tamiri yapılamazsa bu tekne yürümez; zor anlatıyorsun.
Zaman zaman zıtlaşıyorsun, ısrarcı oluyorsun da ancak zaman kaybederek
çözüm üretiliyor.
O otorite, bu otorite gelip bakıyor 'hımm tamam' deyip izin alınıyor.
Mesela Coloma'da yanıbaşlarında buz fabrikası ve bu işten anlayan
tamirciler varken yardımcı olsalardı 1 sa. içerisinde buzdolabının sorunu belli
olur belki de tamir ederlerdi.
Buzdolabı açık denizde seyreden tekneler için hayati bir araç.
Küba gezgin tekneler için zor bir yer.
Sorunları olan tekneler daha sıkıntılı günler geçiriyorlar.
Bir de uyanık bir tarafları var.
Diyelim arızan var. Marina olmayan resmi bir limandasın.
Burada herhangi bedel alamıyorlar. Sadece mecburiyet halinde dışardan bulunan tamirciye mütevazi bir bedel ödüyoruz.
Hemen 100 mil uzakta ki marinaya yönlendiriliyoruz. Zira o marinada fiatlar tamamiyle turistik. Tamirciye (gizli) ayrı ve marinaya ayrı saat başı para ödemek gerekiyor ve oldukça pahalıya mal oluyor.
Tamirci marinanın işçisi olduğundan para alması yasak ama buna göz yumuluyor. Yani istemezsen ödemezsin.
Belki de tüm bu nedenler yüzünden gezgin tekne turizmi o kadar yoğun değil.
Deniz turizmine yaklaşımlarını, yeniden gözden geçirmelerinin şart olduğunu
düşünüyorum.
Bu liman bir ayırım noktası.
Şimdi bu limanda kendimi ortada kalmış gibi hissediyorum.
Kuzeye çıkarsan Amerika, batısına gidersen Meksika, Güney batıya inersem
Belize ve hemen ardında Guatemala.
Meksika beni cezbeden en önemli ülkelerden biri. Çocukluğumda seyrettiğim
kovboy filmlerinden en çok Meksika tarzı olanları beğenirdim.
Kuzey Amerika yerlileri gibi Meksika insanları hep ilgi odağımda olmuştur.
Avrupa'nın hırsızı, katili, paragözü sözde, bu toprakları keşfetmiş, yaşayan yerlileri katletmiş veya köle olarak kullanmışlardı.
Tarihsel bir ırkın, kültürün yaşadığı bu topraklar nasıl olur da keşifler sınıfına girer.
Yani dünyanın öbür ucundan bir Cristobal Colon (ispanyol adı) benim ülkeme
gelecek ve beni, halkımı keşfetmiş olacak.
Olacak şey mi! Zaten var olan ve yaşayan ırklar ve milletlerin toprakları
keşifler sınıfına nasıl girer?
Salak dünya insanı halen bu işgal eylemlerine keşif diyecek...
Hem de bütün kuzey, orta, güney amerikada milyonlarca insan yaşarken...
Tabii top, tüfeğe karşı yerlisi ok, mızrak,bıçak ile gelenleri kovalayamamışlar.
Eğer Mars'ta veya diğer gezegenlerde hayat varsa oraları keşfetmiş
sayılmazsın.
Sadece oralara ulaşabilmiş sayılırsın.
Belki de onlar bizi çoktan keşfetmişlerdir ama ne kadar boktan olduğumuzu
görüp yanaşmıyorlardır...
Dünyanın en vahşi hayvan gurubu olan insan ırkı, yaptığı sözde keşifler ile
sadece doğayı katletmiş, insan ve diğer hayvan katliamlarına yol açmıştır.
Ve halen azgın bir şekilde yoluna devam etmektedir.
Çok erken yaşlarda idrak etmiş biri olarak bügünkü abd den ziyade orta
ve güney amerikaya çok daha fazla ilgi duyuyorum.
Hatta abd ye yerli bölgesi haricinde hiç ilgi duymuyorum.
Ama teknenin çok eksik donanımları adına gideceğim.
Eğer yukarıya yani kuzeye abd ye geçersem ki çok yakın sayılır.
Yol beni Bahama'lardan Bermuda'ya kadar sürükler.
Meksika'ya tekrar dönmem olanaksız olur.
Belize hakkında hiç birşey bilmiyordum ama güzel yerleri olduğunu gelen
geçenden öğrenmiştim.
Hikmet (Takatuka) bir yandan ısrarla arızalıyım diye Guatemala'ya çağırıyor.
Bense arızalı arızalı 3-5 ay idare eder; hatta belki de Meksika'da motor
parçaları edinirsem Küba'ya döner motoru dışarı alır elden geçirtirim diye
düşünüyordum. Kübalı ustalara daha çok güven duymuştum.
Yani kafam oldukça karışıktı.
Bundan sonra kuzeye doğru Buenavista adasına kadar çıkacağım, ya da
buradan basıp gideceğim. teknede yiyecek malzeme balık -istakoz hariç
kalmadığından ve bundan sonra ki Küba seyirinde temin edemeyeceğimden
buradan Meksikaya ya da Belize'e sapmayı düşünüyorum ancak oralar
hakkında elimde hiç bir bilgi yok.
Kararsızım.
Akşam yemekten önce bir saatte bir önceki gece seyirinin verdiği
uykusuzlukla sızdım kaldım.
Artık kemiklerim sayılır bir haldeyken akşam yemeği yemedim.
Sabah uyandım, gözüm açık denizde Meksika tarafından gelecek tekne
gözlemliyorum. Onlardan bilgi, rehber kitap beklentisi içindeyim.
Los Morrros limanı o taraftan gelen tekneler için Küba'ya ilk giriş limanı .
Öğleye doğru ufukta bir tekne göründü.
Amerikan bayraklı katamaran, kaptan David , arkadaşı ve yardımcı kaptanı.
Teknede Meksika, Belize, Guatemala'yı içeren 2 adet pilot kitap
bulunuyormuş. Birini bana verdiler.
David'in teknesi her türlü teknoloji ve alet edavatı olan tam donanımlı bir
tekne. Kompresör gazı ve gaz basma aparatı bile var.
David alet edevat ile benim tekneye gelip komprösere gaz bastı ama işe
yaramadı. Komprösörde arıza olduğunu söyledi.
İçimde bir ümit vardı ama olmadı içim karardı.
Ertesi gün dalışa gittiler. Biraz tuhafıma gitti. 20-25 kt esen bu havada dalışa
gitmek pek akıllıca gelmedi bana.
Akşam üzeri dönüp iskeleye bağlandılar. Ancak apar topar yeniden ayrıldılar
hatta halatı iskele babasından kurtaramayınca denize bıraktılar. Yanımdan
geçerek acilen demiri almamı peşlerinden gelmemi bağırdılar.
Bütün gün içerde tamir ve temizlik ile uğraştığımdan çevremde neler olup
bittiğinin farkında değildim. İki tur ve balıkçı teknesinin iskeleden yok
olduklarını yeni farkettim.
David öyle bir telaş ve ısrarla demiri al gel dedi ki; hemen başa koştum bosa
kancasını aldım ama, aniden üstüme boşalan yağmurla beraber gelip
suratımı tokatlayan rüzgara güvertede yakalandım. Dümene geçinceye kadar
sırıksıklam olup dayağı yemiş oldum.
Bir yandan zincir üzerine gitmeye çalışıp bir yandan elimin altındaki kumanda
ile zinciri toplamaya başladım. Üç m.geldi sigorta attı. Aşağı koştur sigortayı
aç, yeniden iki m. geldi yine sigorta attı.
Gözgözü görmez bir durumdayız.
Vazgeçtim demiri almaktan. Olabildiğince rüzgara karşı hafif yollu gaz vererek
rüzgarın itme gücüne direnmeye başladık. Bu tür durumlarda zincir üstüne
tekneyi doğrultmak pek kolay olmuyor. Dalga, akıntı,rüzgar kafayı
çevirebiliyor. Verilecek olan gaz ayarını iyi tutturmak gerekiyor ki zincire
yük bindirmeden sabit bir konumda kalabilelim. Sığlığın hemen dibindeyiz,
tarama ihtimalini önlemek zorundayız.
Demirin dip çayır, çimen hariç iyi tuttuğuna eminim ama yine de tedbiren
önlemeye çalışıyoruz.
Bir saate yakın bir zaman durumumuzu korumaya çalıştık. Sonunda rüzgar ve
sağnak yağmur hızını kesti rahatladık.
Görüş alanı berraklaşınca katamaranı çok uzaklarda açıkta gördüm.
Oraya gidinceye kadar zaten fırtına etkisini yitirmiştir.
İskeleden ayrılıp kıyının rüzgar altına sokulabilirdi. Fazla bir su kesimi
olmadığından iyice yaklaşabilirdi.
İki haftadır internet ortamından uzaktayız ve hava raporlarından haberimiz
yok.
Ancak televizyon seyreden yerlilere sorarak haber alabiliyoruz.
Burada sormayı ihmal ettim.
Gözüme, ortalıkta pek sağlam bir kaynak görünmedi. İki dalış teknesi kıyıda
sadece bağlıydı ve faaliyeti yoktu.
Teknoloji yüklü katamaran bile son anda iskeleden kaçabildi.
Sırılsıklam olduk ama kazasız belasız atlattk. Irgat sigortasının atma sebebi
fazla gaz vermediğimden ırgatın üstünde halen ciddi bir kuvvet olduğundan
reddetmesi idi.
Gönlümden geçeni O da anlamış.
Buzlar erimeden öğlen son balığı da yemiş oldum.
Buzlar eriyince artık buzdolabı tamamen devreden çıktı.
Meksika'ya veya Belize'e gidene kadar ne yapacaktım?
İçeçek soğuk birşey olmayacak, dolapta yiyecek barındırılamayacak.
Son istakozları da kaynattım. Sonrası yol için yemek kalmıyor.
Makarnayı yemekten saymıyorum.
Hatta sade ve konserve karışımı makarnayı hiç sevmiyorum. Midemi
bulandırıyor.
4 km uzaktaki motele domates, ekmek alırmıyım diye bir kamyon ile gittim.
Motelden ancak yarım domates yarım ekmek alabildim.
Dönüşte araba geçmediğinden aynı yolu yürüdüm.
Yarım domates, yarım ekmeğe talim yapmış oldum.
Yarın Küba'dan ayrılmaya karar verdim . Havana'ya kadar ne alışveriş yapacak
ne de buzdolabını tamir ettirecek bir yer yoktu. Üç. ay vize 10 gün sonra
doluyordu ve 4. ay vize için ülke giriş çıkışı yapmam gerekiyordu.
Zaten buradan çıkış alıp Küba'nın batı kıyılarındaki adalarda kaçak
dolaşıp sonrası abd'ye geçecektim. Oralarda in cin top oynuyormuş.
Aslında güneyde de bazı yerlerde in cin top oynuyor. Gir, dolaş, gez; gelip de
hesap soran olmuyor.
Sabah çıkışı yaptırıp, kahvaltı edip demiri alıp, gelirken geçtiğim resiflerle
kara arasındaki 4 millik kanaldan 1 saat kadar dümende gergin geçerek açık
denize çıkıp rotayı güney batıya 215 dereceye Belize'e çevirdim.
Belize'e inip güneyden kuzeye Meksika'yı tarayarak Amerika'ya sonra
geçmeye karar verdim
Elveda Küba.
Seni çok sevdim...
Otoriten hariç.
ST ANTONİO FENERİ
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapLOS MORROS
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapGÜNEY BATI PALENİCİA YARIMADASI
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapDENİZDEN GÖRÜNTÜ
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap