0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    N. K.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1260 : Şubat 07, 2015, 03:24:45 »


Morgan teknelerinin fiatlarını inceleyin. Bir de dönüp bu kırmızı Morgan'a bakın. Fiatı şu an 18bin$

İlk arıyan kazanır:)))

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap*&sb=5&so=descend&manufacturer=Morgan&nh=1



*

    N. K.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1261 : Şubat 07, 2015, 16:37:08 »



   YOL HİKAYELERİ 77 . SAYFADAN İTİBAREN KAYBOLMUŞ: ARŞİV OLUŞTURMAK İÇİN KALDIĞI YERDEN YENİDEN DEVAM

    EDECEĞİZ.





KÜBA'ya VEDA

Daltonlar gittikten sonra, yine aynen kızlarımın ayrılışında olduğu gibi  mahzun bir hüzün Içimi kapladı.
Geliyorlar alıştırıyorlar sonra da terk edip gidiyorlar hainler.
İki gündür onlarla beraber olmaktan büyük keyif almıştım.
Ve tekneye geçmelerine engel koyan otoriteye oldukça sinirlenmiştim.
Otorite dediğim de orada  liman görevlisi asker.
Tabii; emir demiri keser.
Arkadaşlar araya girip rica üzerine kimlik karşılığı tekneye bir kahve içimi
geçebilmek için izin çıkartmışlardı.
Dünyanın öbür ucundan vatandaşım geliyor ve tekneye geçmelerine müsade
etmiyor.
Neymiş üstlerinde pasaport yokmuş.
Ulen beyinsiz bu insanlar Küba'dan kaçmak için mi tekneye geçecekler
sanıyorsun.
Kendi vatandaşın için ne tedbir alırsan al;  başka milletlere ne karışıyorsun...

Yol boyunca o limana giremezsin, şuralara demir bırakamazsın, demir
bıraksan da karaya çıkamazsın, kayığı arkadan çekmeyecek teknenin üstüne
alacaksın, şu limanlarda tamir yapamazsın, çok fazla kalamazsın, dışardan
içeri tamirci izni yasak, tamir için bile özel izinler alacaksın.
Özellikle motor tamiri yapılamazsa bu tekne yürümez; zor anlatıyorsun.
Zaman zaman zıtlaşıyorsun, ısrarcı oluyorsun da ancak zaman kaybederek
çözüm üretiliyor.
O otorite, bu otorite gelip bakıyor 'hımm tamam' deyip izin alınıyor.
Mesela Coloma'da  yanıbaşlarında buz fabrikası  ve bu işten anlayan
tamirciler varken yardımcı olsalardı 1 sa. içerisinde buzdolabının sorunu belli
olur belki de tamir ederlerdi.
Buzdolabı açık denizde seyreden tekneler için hayati bir araç.
Küba gezgin tekneler için zor bir yer.
Sorunları olan tekneler daha sıkıntılı günler geçiriyorlar.

Bir de uyanık bir tarafları var.
Diyelim arızan var. Marina olmayan resmi bir limandasın.
Burada herhangi bedel alamıyorlar. Sadece mecburiyet halinde dışardan bulunan tamirciye mütevazi bir bedel ödüyoruz.
Hemen 100 mil uzakta ki marinaya yönlendiriliyoruz. Zira o marinada fiatlar tamamiyle turistik. Tamirciye (gizli) ayrı ve marinaya ayrı saat başı para ödemek gerekiyor ve oldukça pahalıya mal oluyor.
Tamirci marinanın işçisi olduğundan para alması yasak ama buna göz yumuluyor. Yani istemezsen ödemezsin.

Belki de tüm bu nedenler yüzünden gezgin tekne turizmi o kadar yoğun değil.
Deniz turizmine yaklaşımlarını, yeniden gözden geçirmelerinin şart olduğunu
düşünüyorum.



Bu liman bir ayırım noktası.
Şimdi bu limanda kendimi ortada kalmış gibi hissediyorum.
Kuzeye çıkarsan Amerika, batısına gidersen Meksika, Güney batıya inersem
Belize ve  hemen ardında Guatemala.

Meksika beni cezbeden en önemli ülkelerden biri. Çocukluğumda seyrettiğim
kovboy filmlerinden en çok Meksika tarzı olanları beğenirdim.

Kuzey Amerika yerlileri gibi Meksika insanları  hep ilgi odağımda olmuştur.

Avrupa'nın hırsızı, katili, paragözü sözde, bu toprakları keşfetmiş, yaşayan yerlileri katletmiş veya köle olarak kullanmışlardı.
Tarihsel bir ırkın, kültürün yaşadığı bu topraklar nasıl olur da keşifler sınıfına girer.
Yani dünyanın öbür ucundan bir Cristobal Colon (ispanyol adı) benim ülkeme
gelecek ve beni, halkımı keşfetmiş olacak.
Olacak şey mi! Zaten var olan ve yaşayan ırklar ve  milletlerin toprakları
keşifler sınıfına nasıl girer?

Salak dünya insanı halen bu işgal eylemlerine keşif diyecek...


Hem de bütün kuzey, orta, güney amerikada milyonlarca insan yaşarken...
Tabii top, tüfeğe karşı yerlisi ok, mızrak,bıçak ile gelenleri kovalayamamışlar.

Eğer Mars'ta veya diğer gezegenlerde hayat varsa oraları keşfetmiş
sayılmazsın.
Sadece oralara ulaşabilmiş sayılırsın.
Belki de onlar bizi çoktan keşfetmişlerdir ama ne kadar boktan olduğumuzu
görüp yanaşmıyorlardır...
Dünyanın en vahşi hayvan gurubu olan insan ırkı, yaptığı sözde keşifler ile
sadece doğayı katletmiş, insan ve diğer hayvan katliamlarına yol açmıştır.
Ve  halen azgın bir şekilde yoluna devam etmektedir.

Çok erken yaşlarda idrak etmiş biri olarak bügünkü abd den ziyade orta
ve güney amerikaya çok daha fazla ilgi duyuyorum.
Hatta abd ye yerli bölgesi haricinde hiç ilgi duymuyorum.
Ama teknenin çok eksik donanımları adına gideceğim.


Eğer yukarıya yani kuzeye abd ye  geçersem ki çok yakın sayılır. 
Yol beni Bahama'lardan Bermuda'ya kadar sürükler.
Meksika'ya  tekrar dönmem olanaksız olur.

Belize hakkında hiç birşey  bilmiyordum ama güzel yerleri olduğunu gelen
geçenden öğrenmiştim.

Hikmet (Takatuka) bir yandan ısrarla arızalıyım diye Guatemala'ya çağırıyor.
Bense arızalı arızalı 3-5 ay idare eder; hatta belki de Meksika'da motor
parçaları edinirsem Küba'ya döner motoru dışarı alır elden geçirtirim diye
düşünüyordum. Kübalı ustalara daha çok güven duymuştum.
Yani kafam oldukça karışıktı.

Bundan sonra  kuzeye doğru Buenavista adasına kadar çıkacağım, ya da
buradan basıp gideceğim. teknede yiyecek malzeme balık -istakoz hariç
kalmadığından ve bundan sonra ki Küba seyirinde temin edemeyeceğimden
buradan  Meksikaya ya da Belize'e sapmayı düşünüyorum ancak oralar
hakkında elimde  hiç bir bilgi yok.
Kararsızım.

Akşam yemekten önce bir saatte bir önceki gece seyirinin verdiği
uykusuzlukla sızdım kaldım.
Artık kemiklerim sayılır bir haldeyken akşam yemeği yemedim.


Sabah uyandım, gözüm açık denizde Meksika tarafından gelecek  tekne
gözlemliyorum. Onlardan bilgi, rehber kitap  beklentisi içindeyim.
 Los Morrros limanı o taraftan gelen tekneler için Küba'ya ilk giriş limanı .
Öğleye doğru ufukta bir tekne göründü.

Amerikan bayraklı katamaran, kaptan David , arkadaşı ve yardımcı kaptanı.

Teknede Meksika, Belize, Guatemala'yı içeren 2 adet pilot kitap
bulunuyormuş. Birini bana verdiler.
David'in teknesi her türlü teknoloji ve alet edavatı olan  tam donanımlı bir
tekne. Kompresör gazı ve gaz basma aparatı bile var.
David alet edevat ile benim tekneye gelip komprösere gaz bastı ama işe
yaramadı. Komprösörde arıza olduğunu söyledi.
İçimde bir ümit vardı ama olmadı  içim karardı.

Ertesi gün dalışa gittiler. Biraz tuhafıma gitti.  20-25 kt esen  bu havada dalışa
gitmek pek akıllıca gelmedi bana.
Akşam üzeri dönüp iskeleye bağlandılar. Ancak apar topar yeniden ayrıldılar
hatta halatı iskele babasından kurtaramayınca denize bıraktılar. Yanımdan
geçerek acilen demiri almamı peşlerinden gelmemi bağırdılar.
Bütün gün içerde tamir ve temizlik ile uğraştığımdan çevremde neler olup
bittiğinin farkında değildim. İki tur ve balıkçı  teknesinin iskeleden yok
olduklarını yeni farkettim.
David öyle bir telaş ve ısrarla demiri al gel dedi ki; hemen başa koştum bosa
kancasını aldım ama, aniden üstüme boşalan yağmurla beraber gelip
suratımı tokatlayan rüzgara güvertede yakalandım. Dümene geçinceye kadar
sırıksıklam olup dayağı yemiş oldum.

Bir yandan zincir üzerine gitmeye çalışıp bir yandan elimin altındaki kumanda
ile zinciri toplamaya başladım. Üç m.geldi sigorta attı. Aşağı koştur sigortayı
aç, yeniden iki m. geldi yine sigorta attı.
Gözgözü görmez bir durumdayız.
Vazgeçtim demiri almaktan. Olabildiğince rüzgara karşı hafif yollu gaz vererek     
rüzgarın itme gücüne  direnmeye başladık. Bu tür durumlarda  zincir üstüne
tekneyi doğrultmak pek kolay olmuyor. Dalga, akıntı,rüzgar kafayı
çevirebiliyor. Verilecek olan gaz ayarını  iyi tutturmak gerekiyor ki zincire
yük bindirmeden sabit bir konumda kalabilelim. Sığlığın hemen dibindeyiz,
tarama ihtimalini önlemek zorundayız.
Demirin dip çayır, çimen hariç iyi tuttuğuna eminim ama yine de tedbiren
önlemeye çalışıyoruz.

Bir saate yakın bir zaman durumumuzu korumaya çalıştık. Sonunda rüzgar ve
sağnak yağmur hızını kesti rahatladık.
Görüş alanı berraklaşınca katamaranı çok uzaklarda açıkta gördüm.
Oraya gidinceye kadar zaten fırtına etkisini yitirmiştir.
İskeleden ayrılıp kıyının rüzgar altına sokulabilirdi. Fazla bir su kesimi
olmadığından iyice yaklaşabilirdi.
İki haftadır internet ortamından uzaktayız ve hava raporlarından haberimiz
yok.
Ancak televizyon seyreden yerlilere sorarak haber alabiliyoruz.
Burada sormayı ihmal ettim.
Gözüme, ortalıkta pek sağlam bir kaynak görünmedi. İki dalış teknesi kıyıda
sadece bağlıydı ve faaliyeti yoktu.
Teknoloji yüklü katamaran bile son anda iskeleden kaçabildi.
Sırılsıklam olduk ama kazasız belasız atlattk. Irgat sigortasının atma sebebi
fazla gaz vermediğimden ırgatın üstünde halen ciddi bir kuvvet olduğundan
reddetmesi idi.
Gönlümden geçeni O da anlamış.


Buzlar erimeden öğlen  son balığı da yemiş oldum.
Buzlar eriyince artık buzdolabı tamamen devreden çıktı.
Meksika'ya veya Belize'e gidene kadar ne yapacaktım?
İçeçek soğuk birşey olmayacak, dolapta yiyecek barındırılamayacak.

Son  istakozları da kaynattım.  Sonrası  yol için yemek kalmıyor.

Makarnayı yemekten saymıyorum.
Hatta sade ve konserve karışımı  makarnayı hiç sevmiyorum. Midemi
bulandırıyor.

4 km uzaktaki motele  domates, ekmek alırmıyım diye bir kamyon ile gittim.
Motelden ancak yarım domates yarım ekmek alabildim.
Dönüşte araba geçmediğinden aynı yolu yürüdüm.
Yarım domates, yarım ekmeğe talim yapmış oldum.

Yarın Küba'dan ayrılmaya karar verdim . Havana'ya kadar ne alışveriş yapacak
ne de buzdolabını tamir ettirecek bir yer yoktu.  Üç. ay vize 10 gün sonra
doluyordu ve 4. ay vize için ülke giriş çıkışı yapmam gerekiyordu.
Zaten buradan çıkış alıp Küba'nın batı kıyılarındaki adalarda kaçak
dolaşıp sonrası abd'ye geçecektim. Oralarda in cin top oynuyormuş.
Aslında  güneyde de bazı yerlerde in cin top oynuyor. Gir, dolaş, gez;  gelip de
hesap soran olmuyor.

Sabah çıkışı yaptırıp, kahvaltı edip demiri alıp, gelirken geçtiğim resiflerle
kara arasındaki 4 millik kanaldan 1 saat kadar dümende gergin geçerek açık
denize çıkıp rotayı güney batıya 215 dereceye Belize'e çevirdim.


Belize'e inip güneyden kuzeye Meksika'yı  tarayarak Amerika'ya sonra
geçmeye karar verdim

Elveda Küba.
Seni çok sevdim...
Otoriten hariç.



ST ANTONİO FENERİ


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


LOS MORROS


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap



GÜNEY BATI PALENİCİA YARIMADASI


 Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap



DENİZDEN GÖRÜNTÜ



Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap








*

    T. Ö.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1262 : Şubat 08, 2015, 13:33:24 »
Nezih abi,

Bizim ekibin favorı şarkısı. Sana gelirken ve dönerken arabada, Havana'da, hep bu şarkıyı dinliyorduk.
Arabanın içinden, kulağında bu şarkı ile dış dünyaya baktığında hissetiklerimizin tarifi yoktu gerçekten.
Paylaşayım istedim:

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

TANER

*

    H. A.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1263 : Şubat 08, 2015, 13:39:57 »
Taner korsanım güzelmiş, pazar gününe iyi geldi.
*

    N. Ö.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1264 : Şubat 08, 2015, 13:46:03 »
Taner bey, hava bulutlu ve soğuk olmasına rağmen parçayı dinleyince sanki ilkbahardaki gibi yaşama sevinci doldurdu içimi.  Teşekkür ederim.   Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

*

    H. K.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1265 : Şubat 08, 2015, 14:14:52 »
Harika bir gelişme daha olmuş.
Hayırlı uğurlu olsun.
*

    T. Ö.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1266 : Şubat 08, 2015, 22:10:18 »
Çok güzel şarkıdır gerçekten.


TANER


*

    N. K.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1267 : Şubat 09, 2015, 03:00:13 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Çok güzel şarkıdır gerçekten.


TANER

Taner,

Yine depreştirdin beni 3. kez gideceğim Küba'ya.
*

    N. K.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1268 : Şubat 10, 2015, 08:02:22 »
Silinmiş eski yol hikayelerini tamamlamaya devam ediyoruz



BELİZE'E YOLCULUK

Sığlıktan büyük derinliğe çıkar çıkmaz deniz çok sarsmaya başladı. Çok düşük olan rüzgar tekneye hız yaptırmıyordu.

Rüzgarı sancaktan geniş apaza alıp batıya dönerek motor- yelken  rotadan saptım.

Rüzgarın kuzey doğu hakim olacağını sanıyordum. Bir süre sonra güney doğuya dönmesi ve hızını arttırması az da olsa

bana iskele  apazdan rahat bir seyir yaptırmaya başladı. Motora gerek kalmadı.

Yeniden rotaya girdik.

Buzdolabını temizledim. Taşıma buzların kiri, tozu dolabı çok kirletmişti. Bozulan bütün kalanları attım. Buzdolabı tamtakır

oldu.


ilk gün 2 öğün teknedeki son istakozuda yedikten sonra yemek kalmadı. Makarnayı yemekten saymıyorum ama sade

makarna yaptım,daha 2 kaşıkta resmen midem bulandı; denize balıklara verdim.

Köşe bucak teknede ne var diye aranıyorum. Ortaya çıkanlar pirinç, 2 ufak balık konserve, 1 adet etli konserve.

Balık konserveler çok zor durumlarda sandviç için ama ekmek yok domates vs yok. Etli konserve berbat birşey mecbur

kalmazsam yenecek şey değil.

Ekmek yapmayı öğrenmeye hiç hevesim olmadı. Uzun vadeli ocak kullanan zor iş.

Zaten Karayip'lerde hiç gerek duymadım. Uzun bir seyire çıkarken 8-10 ekmek alıp ,buzdolabına atıp idare ediyordum.

Küba'nın otorite takıntısı beni ekmeksiz bıraktı.

Artık çevremde dilenecek yer, mekan yok. Karın doyurmak için balık tutmam lazım.

Boşuna dememişler; ''sadaka vermek yerine balık tutmayı öğret''

Oltayı denize salıverdim.


Hava  3-5' güneye inince Küba'ya göre daha çok ısındı. İki gündür  soğuk bir şey içemiyorum. Ilık ılık ne bira ne meşrubat

içilmiyor. Susadıkça kahve içer oldum. İçim yanıyor.


Bir yandan elimdeki 96 baskısı olan pilot kitabı okuyorum.  Tekne tamir imkanlarının Meksika'da çok daha iyi şartlarda

olduğunu yazıyor, adresler veriyor. Ancak 18 yıl öncesi bilgiler. O zaman ki iletişim bilgileri hakkında telgraf imkanlarından

bahsediyor. internetten hiç söz etmiyor.

Belize'i dolaştıktan sonra oralarda bir hal çaresine bakarız artık.

Oturup teknede ki arıza listesini çıkarttım.


1-Buzdolabı
2-Kırmızı seyir feneri
3-Güverte lambası
4-Banyo tavan lambası.Hatch su sızdırıyor apliğe giriyor.
5-Separ mazot kaçırıyor
6-3 adet enjektör rekoru mazot kaçırıyor.
7-Küçük invertör, akü boşaltıyor.
8-Arka banyo klozet pompa su kaçırıyor
9-Havuzluğa çektiğim mandar ,camadan halatları çalışmıyor.
10-Vinçler iyi çalışmıyor
11-Motor rektifiye istiyor
12-Motor aküsü çabuk boşalıyor.
!3- Duş hortumu ve kafası çürüdü, uydurma hortum ile devam ediyor.
14-Ufak vantilatörler çalışmıyor.
!5-Yağ basınç göstergesi ve takometre  çalışmıyor.
16-Zincir çürük ırgatı kilitliyor.
17-Mizane bumba makarası kırıldı, halat bağlı
18- Sintine otomatiği çalışmıyor
19-Elektrikli mazot pompası bozuk.
20- Mizane-ana yelken güngörmez yakasından  yırtık.
21-Fırın sallandığında zemine takılıp kalıyor.
22-iki gaz tüpü pas içinde tesisler doldurmak istemiyor.
23-Düldülün motoru tekliyor.
24-SSB ve Epirb çalışmıyor.
25 -Can salının çalışacağını hiç sanmıyorum.
Çok mu oldu yahuu!

Motor kabini arızalarından ufak tefek işlerin tamirine vakit ayıramıyorum. Malzeme eksikliği cabası.

Bu listeye  sabit ve hareketli  donanım  eksikleri dahil değil...


Bu kadar arızaya rağmen denizlerde olmanın keyfi bir başka.

Her daim açık denizde sabahları kahve, akşamları rom keyfi ve her an yeni bir manzara, değer...

Teknemi seviyorum her şeye rağmen  bana yol yaptırıyor.


Bu tekneye bir motorcu, bir elektrik, elektronikçi, bir ahçı ve hostes tayfa, bana da bir hamak lazım...

Standart normal bir hayat akışı benim tarzıma uymuyor. Akıntıya kürek çekmek varken ... Kasırga dönemlerinde bile ne

işim olur marinada oturup kitap okuyup; facebooka takılmak...

Yollara devam.

İyi, şimdilerde güzel de, daha da yaşlanınca ne olacak!

Bu beden teknedeki ağır işleri kaldıracak mı! Zaman zaman aynı zincire taktığım ikinci 20 kg luk demiri güverteye nasıl

alacağım? Pinpon pinpon denizlerde gezilebilecek mi!

Herhalde bir köşeye çekilip ölümü beklemek pek hoşuma gitmeyecek.

Zaten şimdiden bel ağrısı yüzünden gerekli güce sahip olamıyorum.

Yukardaki arızaların çokluğu bir bakıma  belimin beni sürekli zorluyor olması. Hele bir dursun ''bugünü var, yarını var''

deyip geçiştirdiğim oluyor. Dolayısıyla birikip duruyor.

Olsun canım, bunun senesi de var ya! Olmazsa seneye bakarız bir çaresine...

Yahu, bir de yol hikayelerini yazma derdi yok mu! Notlar al , yaz, bilgisayara aktar,düzelt tonla vakit alıyor.



Bazen, buralardan kimsesiz kara tenli, kara gözlü bir çocuğu evlat edinip; onu denizci olarak yetiştirip hayatın dibine

kadar denizlerde dolaşmayı tasarlıyorum. Bir kimsesizin de geleceğini kurtarmış olurum. Teknede cıvıl cıvıl bir hareket

olur. Ben de arada bir bağırınırım ''yapma oğlum düşeceksin''

Ama bunun tersi bir durum da  var. Ya bir gün karada kara sevdaya tutulup terk edip giderse veya vefasız biri olup şu

ihtiyardan bir kurtulsam diye düşünürse!!! Yandık.

Karar vermek zor iş vesselam.


Zamanlama yine tutmadı ilk 2 gün çok düşük esen rüzgar 2-4 kt arası hız yaptırdı. Karşıdan gelen 2 kt akıntıyı da hesaba

katmak gerekiyor.

Sonrası rüzgar genellikle iskele - apaz ve orsadan daha fazla esti. Yer yer rotadan sapmalar gerektirdi.

Seyir halinde iken normalden çok daha fazla uykum geliyor. Teknenin salınımları bordaya vuran fışır fışır su sesleri bana

ninni gibi geliyor.

Daha önce karşılaştığım amerikalı çift  Meksika'dan Küba'ya 3-4 günde 21 gemi ile karşılaşmışlar. Hele birinde gece bir

gemi önlerinden diğeri aynı anda arkalarından yakından geçmiş.

Kadın denizci bayağı bir panik yapmış, içeriye kaçmış.

Gülerek anlatıyorlardı.


Söylemleri beni ürkütmüştü  ve  daha ilk gün 9 gemi görmüştüm

Ama uykuya karşı durmam pek mümkün olmadı. Gündüz yatıp gece ayakta kalmaya çalıştım.

Denize bıraktığım rapaladan pek ümidim yoktu ahtapot tipi olan rapalanın artık tüyleri yolunmuş tavuğa benzemişti kalan

3-5 kuyruğa balık geleceğine pek ihtimal vermedim ama çok geçmeden çıkrık ötmeye başladı. Tekneye kadar çektim

gelen mahi mahi  2-3 gün beni kurtaracak büyüklükte idi. Ancak son anda attığı parande ile kurtuldu.

Oltayı yeniden bıraktım. Kısa bir süre sonra bir öğünlük küçük olanı tekneye aldım. 2. öğünü de garantiye almak için

tekrar koyverdim. Bu sefer gelen beni perişan etti.

Misinayı 100 m civarı uzağa bıraktığımdan tekneye kadar çekebilmem yarım saat  sürdü. uzaktan çok iri ve çok güçlü bir

mahi mahi olduğunu görmeye başladım. Kurtulsun diye beklentiye girdim.  Zİra bu sıcakta bunu 1 hafta 10 gün

barındırmam mümkün değildi.

Tekneye alabilmek ve ağzından zokayı çıkarıp yeniden denize bırakmak hiç kolay değildi.

Artık dibime geldiği sırada son bir direniş ile kurtuldu. Vebalinden beni de kurtardı.

Ardından gelen yine büyükçe bir ton balığı idi.

Hem tatsız hem büyük. Onu da tekneye kadar çektim, ama yukarı almadım. Bekliyorum son direnişlerinde bir parande

atsın kurtulsun.. Beklediğim gibi oldu ve kurtuldu.

Hayret, 3-5 kuyruğu kalmış ahtapot tipi rapalaya neler geliyor.

Küçük balık gelir umuduyla yeniden denize saldım.

Uzun bir süre ses çıkmadı. Artık ümidimi kesmek üzereyken çıkrık tekrar öttü.

Bu sefer gelen 3 öğünlük tatsız  torik oldu.


İki balık 3-4 öğün, iki günü kurtarmış oldum, güzel.

Üçüncü gün son  öğün sıcakta 24 saat beklemiş olan son parçayı önce sınıf sınıf bir kokladım. Rengi de kokusu da doğal

duruyordu.

Yerken lezzeti yerinde idi. Küçük torikler babalarına göre daha bir lezzetli olurlar.

Yemekten  bir saat sonra teknenin kenarına işemeye seyirttim. (sakın siz yapmayın) Deniz sakindi. Tam ayağımı kenara

bastığımda bir baş dönmesi hissettim ve olduğum yere çöktüm. Bir iki dakika nefeslenip sürünerek havuzluğa kapağı

attım.

Biraz geçer gibi oldu aşağıya indim. Ayakta harita masası önünde iken yeniden başım fırıl fırıl dönmeye başladı.

Düşeceğimi hissettiğim için kendimi kontrollu bir biçimde yere bıraktım. Hani kontrollü düşmek gibi birşey oldu. Filmlerde

numaradan bayılan kadın tipi gibi.

Hayatımda ikinci  kez böyle bir durumla karşılaşıyordum. Öncesi İstanbul'da bilinen bir ciğerciden sonra olmuş beni birkaç

gün yatağa düşürmüştü.

Hemen balıktan zehirlenme tanısını koydum.

Bir kaç dakika yerde kaldım. Kendimi biraz toparlayınca  tekrar dışarıya teknenin kenarına sürünerek vardevala telleri,

arasından kafamı dışarıya uzatarak en uzun parmağımı boğazıma kadar sokup küçük dili kurcaladım. İçimde ne varsa

dışarıya akmasanı sağladım. İnatla zerresi kalmayınca dek parmağımı boğazımda tuttum. Safrasına kadar midemin

boşalmasını bekledim.

O ağır baş dönmesi ve güçsüzlük oldukça azaldı.


Midem genellikle hassastır çabuk tepki verir. Yemekten sonra bir saat içinde sinyal vermesi önlem almamı sağladı.

Sersemliğim geçmedi. Uyamaya çekildim.

Sanırım 2-3 saat uymuştum ki karnımda müthiş bir sancı ile tuvalete kendimi zor attım. Zehir bağırsaklara kadar sızmış

olmalıydı. Akşama kadar yeniden uyudum. Uyandığımda kendimi daha iyi hissediyordum. Tekne ile anca ilgilenmeye

başladım.


Biraz rotadan sapmışlığı ve rüzgar değişimi vardı. Yeniden yelken trimlerini, rota düzeltmelerini yapıp hayal kurmaya

koyuldum.

Bu son gece idi; yarın akşam üzeri Belize'e varmış olacağız.

Gece uyur uyanık geçti. Güne boş bir mide ile başladım. Artık canım balık tutmak, balık yemek istemiyor.

Gözüm berbat konservede. Daha önce denemişliğim olduğundan biliyorum ne kadar kötü olduğunu.

Bizim memleketin konserveleri ile karşılaştırma ihtimali bile yok.

Ama son çare olarak görünüyor.

Erzak çekmecesinden birkaç diş sarımsak ve bir soğan çıkıyor. Bolca soğanı tencerede hafif kavurup sarımsağı ilave edip

baharat katkılarıyla etli- patatesli konserveyi tencereye boca ediyorum tadına bakıyorum.

Ehh, şimdi biraz daha damak tadına yakınlaşıyor. Günü tek öğün geçireceğim. Yarına kim öle kim kala. Bol kahve, bolca

sigara ile aradaki farkı kapatıyorum.


Aslında teknede un, şeker, karbonat, kakao vardı; kek yapabilirdim. Hem aklıma gelmedi hem de elimde tarifi yoktu. Hiç

olmazsa çayla iyi giderdi. Mutfak zevki yok bende. Yaptığım işler hep karın doyurmaca.

Küba'dan beri yol boyunca toplam 23 adet gemi saydım. Kimi önümden kimi arkamdan geçti.

Uyuduğum saatlerde kaç tanesi  nerelerden geçti orasını bilemiyorum. Bir radar reflektörüm bile yok. O zımbırtıyı tellere

asmayı sevmiyorum. Bir gün bir paraertesi, bir radar alırız artık.

Akşam hava kararmaya başladı. Kanal girişine gün ışığında yetişemedik.

Belize şehri önlerine  gelebilmek için önce güneye resifler arası geçide kadar iniliyor, sonra geriye resifler ardından 15 mil

daha kuzeye yol yapılıyor. 

Küba Los Morros'tan bu yana 400 mil yolu 3.5 günde tamamladık.

Karanlıkta daha fazla devam etmeyip kanal girişinde English Cay (ada) arkasına demir bıraktım. Kanalın girişini belirleyen

küçük bir adacık.

Tekneyi sağlama aldığıma emin olup doğruca yatağa sızdım.




Sığlıktan açık denize çıkar iken

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap,


Gemiler vızır vızır

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


Günbatımında rom keyfi


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


Kurtulup gitsin diye beklettiğim baba torik


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


Küba-Belize rotası. Görülen sapma kıyıdan uzak durup güçlü akıntıdan etkilenmemek içindir.

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap



Kuzey Karayip'te gün batımı


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap







*

    N. G.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1269 : Şubat 16, 2015, 00:03:43 »
Nezih kaptan, seyirlerinizi anlatmaya devam edecek misiniz? Zevkle okuyordum. Notlarınızın kaybolmuş kısımlarını yeniden eklemeye de başlamıştınız ne güzel, kaçırdıklarımı okuyabileceğim için seviniyordum. Keşke devam etseniz... Kolay gelsin size işlerinizde.
*

    N. K.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1270 : Şubat 16, 2015, 20:27:10 »

Sevgili Mustafa Özdemir'in

değerli eşi Selma hanımın acı kaybı, beni oldukça sarsmıştır.

Mustafa beye baş sağlığı ve  sabır dilerim. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    M. Ö.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1271 : Şubat 16, 2015, 23:04:04 »
Teşekkür ederim,Nezih Kaptanım,Allah kimseye vermesin çok zor..
*

    N. K.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1272 : Şubat 16, 2015, 23:28:19 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Teşekkür ederim,Nezih Kaptanım,Allah kimseye vermesin çok zor..

Uzaklara bile o kadar güzel bir çift, güzel insanlar  görüntüsü veriyordunuz ki. Çok üzücü. Kolay değil.

Bir hava değişimi yaşamak için sizi buralara beklerim.
« Son Düzenleme: Şubat 16, 2015, 23:29:04 Gönderen: Nezih Kılınçkını »
*

    N. K.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1273 : Şubat 17, 2015, 02:23:07 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Nezih kaptan, seyirlerinizi anlatmaya devam edecek misiniz? Zevkle okuyordum. Notlarınızın kaybolmuş kısımlarını yeniden eklemeye de başlamıştınız ne güzel, kaçırdıklarımı okuyabileceğim için seviniyordum. Keşke devam etseniz... Kolay gelsin size işlerinizde.

Teşekkür ederim Nur,

Araya çok iş güç girdi

Elbette devam edeceğim.
*

    N. K.

Ynt: BENDEN DENİZCİ OLMAZ...:)
« Yanıtla #1274 : Şubat 17, 2015, 05:22:08 »
Silinmiş yol hikayelerine devam...



BELİZE 1

Sabah ilk işim İngiliz adasına çıkmak oldu. Biri adada diğeri biraz açığı olan sığlıkta iki fener var. Gemiler dahil her açık denizden gelene yol gösteriyor.
Adada bir aile yaşıyor ve balıkçılık, istakoz ile uğraşıyorlar.
Sevimli küçük bir adacık. Eni boyu 200 m.yi geçmiyor. Turiste kiralanan birkaç külübe var. Çok fazla oyalanmadan tekneye döndüm.
Hemen biraz yukarda geçidin üst tarafında Goffs adasını da ziyaret etmem gerekiyordu. Bir daha buralara yolum düşmezdi.
Fazla oyalanacak halde değilim . Bir an evvel açlığımı gidermek için Belize şehrine gitmem gerekiyor. Üstüste kahve ile mideyi oyalıyorum.
Goffs önüne demir bırakıp adaya çıktım. Bu ada daha bir turistik. Bir bar ve bir kaç hediyelik tezgah var. Büyüklüğü İngiliz adası ile aynı. Girişteki tezgahın sahibi ısrarla bişiler satmak istedi. ,
Üstümde para yok Küba'dan yeni geldim dedim. Puro getirdin mi diye sordu. Yoo .
Getirseydin 100$ dan alırdım; bir daha gider gelirsen bana getir dedi. Kutuyu gösterdi Cohiba ,sokaktan 22.5 $ 1 kutu satın almıştım. Hay aksi bilseydim getirirdim diye içimden geçirdim. İyi kar be...
İçtiğim halk tipi purolardan bahsetmek hiç aklıma gelmedi. Zira 25 adetlik paket 1.5 $ dı. Teknede oldukça fazladan vardı.
Israrla rom kokteyl  ısmarladı. 4 gündür boğazıma ilk soğuk bir içecek girdi.
Sağı solu fotoğraflayarak yine fazla oyalanmadan demiri yüklenip. Belize şehri önlerine geldik.
Giriş işlemleri için pilot kitabın belirttiği gibi Port George iskelesine yanaşmak gerektiğini sanıyorum.
Dominican, Jamaica, Cayman,  Küba'dan beri alışkanlık oldu. İlla iskeleye yanaşılacak tekneye girilecek bakılacak. Haritaya bakıyorum bizim su kesimine göre sığ görünüyor.
Telsizden çağrı yaptım. Gelen cevapta gazı fazla ver ilerlersin diyordu.
İskeleye yöneldim. Bir süre sonra tekne yavaşladı. Yavaşladıkça gazı arttırdım. Belki ki salma dibi yararak ilerliyor.
Yanaştık ve hemen bir sürpriz ile karşılaştık. İskeleye yaslandığımız yanal kesim düz değil. Denize çakılmış çapları oldukça büyük kazıklar. Usturmaçaların hiçbiri denk gelmiyor. Teknenin yan kenarı kazıklara dayanıyor. Olabildiğince usturmaçaları yanlamasına denk getirdim ama yine de teknenin oynamalarından kayıp duruyorlar. Hava sakindi.
İskele şefi gelip, giriş yapacaksam otoriteleri arayayım dedi.
Yes, dedim giriş yapacağım.




İNGİLİZ ADASI


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


İNGİLİZ ADASI FENERİ


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap



İNGİLİZ ADASI ARKASINDA DEMİRDE


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


İSTAKOZ TUZAĞI KAFESLERİ


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


ADADAN GÖRÜNTÜLER


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap



Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap