0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    S. Ş.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #240 : Temmuz 09, 2017, 23:42:07 »
Murat kaptan bılen var bılmeyen var...

Yazarsanız, bende ızlerım rotanızı...
« Son Düzenleme: Temmuz 09, 2017, 23:42:21 Gönderen: Semih Sener »
*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #241 : Temmuz 28, 2017, 16:53:01 »
Balım Gökova-Kekova yolculuğunu Göcek, Fethiye'den dönüp tamamladı, Gökova Karacasöğüt'e bağlandı. Birkaç not paylaşacağım, ama hemen haberdar etmem gerektiğini düşündüğüm iki bilgi var:

1- Bozburun Söğüt'te Ahtapot Restaurant'ın iskelesinden aldığım su acaip çıktı. Tuzlu bir tadı var. Sabun köpürmüyor. Belki sistemlerinde bir arıza veya kaçak var. Dikkat

2-Göcek Boynuz Bükü iskelesindeki su sanırım dereden basılıyor. Ciddi miktarda dere yosunu var. Dikkat


Balım SY


*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #242 : Temmuz 30, 2017, 14:43:34 »
2017 Gökova-Kekova Notları

Sabah altı gibi takır takır bir sesle uyandım.  Yanımdaki gulet demir alıyor herhalde.  Ne de bitmez zinciri varmış! Neyse, gitsin de uykuya devam... "devam ettt" diye seslendi dışarıdan adam.  Ne bu be? Beşiktaş Belediyesi çöp kamyonu imiş meğerse! Evet, Istanbul'dayım. Sabah erken, bir kahve yapıp balkona kuruldum. Daha dakika bir gol bir, bizim sokak köşesinde iki şoför birbirine giydirdi.  Kahve de zehir oldu mu sana.  Netekim Istanbul'dayım.

Balım, Gökova Karacasöğüt'te Belediye iskelesinde bağlı bu sene. Artık bu döviz kurları ile marinalara yıllık bağlamak epeyi zor benim için.  Yıllar önce de bir yıllığına Karacasöğüt'te -o zaman tahtadan muhtarlık iskelesi idi- bağlı kalmıştık.  Şimdi daha sağlam bir yapı olmuş, oradayız.  Karacasöğüt'te dostlar da var, Gökova'nın efsane koylarına da yakın.  Şimdilik bizim için çok uygun görünüyor.  Seneye ne yaparız bilmiyorum, çünkü her yıl ayrı bir yerde kalmayı adet edinmiştik.

Bu yıl niyetimiz Samos'a çıkmak, iyi dostlarımız Çetin ve Yasemin Akıncı'nın Thassos tekneleri ile Klima koyunda bir hafta, on gün geçirmek, sonra da havaya rüzgara göre kuzeye ya da batıya gitmek idi.  Gel gör ki, plan değişti, Kekova'ya kadar koyları gezmeye, acele etmeden uzunca bir süre teknede yaşamaya karar verdik.  Thassos kendi yoluna gitti, şimdi sanırım ismini aldığı adasına da çok yaklaştı.

Yola çıkmadan önce aile içinde ve yakın dostlarımızı da içine alacak şekilde bir WApp grubu kurdum, ismi Gökova-Kekova, Gevşek-Gamsız-Neşeli diye.  Planımızı güncelleyerek orada sürekli duyuracağımı, isteyenlerin birbirleriyle çakışmamak şartı ile tekneye gelebileceklerini söyledim.  Rağbet de gördü, güzel oldu hepimize.

Her ne kadar Fethiye'de iken Kekova'ya inmemeye ve geri dönmeye karar verdiysek de, iyi sayılabilecek bir seyir planı  ile, giderken de, dönerken de epeyi bir yer gezdik.  Bir ayı az aşan bir sürede toplam 456 DM yol yapmışız.  Yirmi küsur koyda ve limanda kalmışız, gezmişiz.  Temmuz ayı olmasına rağmen beklediğimiz rüzgârları bulamadığımızı peşinen söylemeliyim.  Hele Rodos Boğazı - Göcek Kurdoğlu Burnu gibi uzun geçişlerde rüzgârsızlık gerçekten bunaltıcı oldu. Fethiye Körfezinde, Hisarönünde ve Göcek Ekincik arasında az rüzgâr ile eğlendik diyebilirim.  Ekinci - Kadırga Burnu rotasında Marmaris'in eşek tepmesi gibi kısa süreli karayelini saymazsak, rüzgârdan yana derdimiz olmadı.

Gerçi bu seyir planına denk gelen yerlerin çoğunu Korsan Kardeşlerimiz bilirler.  Üstelik pilot kitaplar ve internet yazıları da oldukça yeterlidir.  O bakımdan, bu sefer bizim 2016 Gökova Gezisi gibi değil de, daha kısa notlar halinde bir şeyler paylaşmaya çalışacağım. 

Selametle

*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #243 : Temmuz 30, 2017, 15:06:07 »
Balım, 2000 model 38 feet bir Bavaria.  2010 yılında ikinci el olarak satın almıştım.  Bu yıl yaz öncesi de Türk Bayrağına geçirdik, telsiz kaydımızı da yaptırdık  Baş ve sancak kıç kamaralarını korurken, iskele kıç kamaradaki yatağı da çıkartmak suretiyle orayı depo yaptık.  Kontra mutfağı ve ara kanepeyi çıkarttıktan sonra vasattaki oturma düzeni ile rahat bir tekne.  Çok hafif havalarda yelkeni iddialı olmasa da, makûl hızlarda bizi götürüyor.  2 x 160 lt tatlı su, 160 lt mazot, 70 lt siyah su ve 120 lt gri su tankı var.  Mutfak lavaboları ve bir tuvaletin lavabo ve duşu bu gri su tankına bağlı.  2 x 220 Ah servis aküsü, 1 x 90 Ah motor aküsü, 50 Amp redresörü, 3000 W invertörü var.  Kışın da gittiğimiz için Webasto ile ısıtıyoruz.  Bu yıl bimini arkasına, elimizden geldiğince az dikkat çekecek şekilde 2 x 100 W Solara güneş paneli taktık, geçen seneki çin malı flex panel faciasından sonra.  Yolculuğumuz sırasında invertörden beslemek suretiyle elektrik süpürgesi ve küçük de olsa bir çamaşır makinası çalıştırmamıza ve buzdolabının kapağıdaki ısı kaçağı dolayısıyla 24 saat aralıksız çalışmasına rağmen aküler hiçbir zaman boşalmadı. Geç öğlen saatlerinde regülatör "float" durumuna geçiyor. Karinasında Ecelak var, bu yıl üçüncü yılı (dördü denemeyeceğim  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap).  Artık güneş ışığını daha çok aldığı façasında ve façaya yakın yerlerinde yumuşak yosun oluyor, ben de düzenli temizliyorum. 
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

İşte, her neyse, bilinen şeyler... Balım ile Gökova-Kekova kalkiyoooo
*

    S. Ş.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #244 : Temmuz 30, 2017, 15:34:02 »
Murat kaptan,

İki tespitiniz yelkenleri daha performanslı yapmak  ve buzdolabının aralıksız çalışması konularında  bende ıyıleştırme dusunuyorum,ortak noktamız...

Gezgin Korsan Sosyal Medya Hesaplarını Takip Ediniz

               


*

    E. O.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #245 : Temmuz 30, 2017, 16:46:35 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
2017 Gökova-Kekova Notları
............
............
............

Gerçi bu seyir planına denk gelen yerlerin çoğunu Korsan Kardeşlerimiz bilirler.  Üstelik pilot kitaplar ve internet yazıları da oldukça yeterlidir.  O bakımdan, bu sefer bizim 2016 Gökova Gezisi gibi değil de, daha kısa notlar halinde bir şeyler paylaşmaya çalışacağım. 

Selametle

Murat Korsanım, seyrinizin notlarını merakla bekliyordum..
Kısa kısa değil de uzun uzun yazarsınız umarım.. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Selametle..
*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #246 : Temmuz 30, 2017, 21:26:29 »
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)

Efendim, malûm bu Türk Bayrağına geçiş ile ilgili yasal imkân çıkınca, hiç ikiletmeden geçiş kararı aldık. İleride, hatta belki de yakın zamanda Bodrum'a yerleşme kararımız olduğu için ve Bodrum'da Bodrum bandıralı teknelere limanda indirim yapıldığı için orayı seçtik.  Birkaç ay içinde ilgililer tecrübe kazandıktan sonra Türk Bayrağına geçiş işlemlerini tamamlamıştık.  Tabii bunun ertesinde telsizleri de kaydettirmek lazım.  Onun için de İzmir'i seçtik.  Bu yolculuk için tekneye giderken bir gün İzmir'de kalalım, işlerimizi yapalım, hem de güzel İzmir'in tadını çıkartalım dedik.  19 Haziran Pazartesi günü Istanbul'dan erken çıkış ile öğleden önce İzmir'de olduk.  Alsancak'ta, ilgili dairelere yakın, makûl bir otel bulduk.  Hem Liman Başkanlığında eski KMT Ehliyetini değiştirme, hem de Kıyı Emniyette telsizlerimizin ruhsatname başvurularını yaptık.  Vallahi her ikisi bittiğinde akşam olmamıştı Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Deniz Restaurant'ta güzel bir İzmir akşamı, sonra da Dostlar Fırınında boyoz ile ondan güzel bir İzmir sabahı... kendimizi Karacasöğüt'e, tekneye attık.

Birkaç gün alış-veriş, yeni takılacak güneş panellerinin krom ölçülerinin alınması, Marmaris'te takılmaca falan derken, 22 Haziran Perşembe sabah 10'da Karacasöğüt'te palamarı çözdük, hedef Çökertme.  Bu gezinin parolası Gevşek-Gamsız-Neşeli.  Eşim bana, gerekmedikçe çok uzun seyirler yapmak istemediğini, tarifeli vapur gibi gitmek istemediğini söyledi.  Oh, canıma minnet.  Hele Gökova'da batıya doğru giderken. işim olmaz.  Gökova'da (neredeyse) rüzgâr nereden eserse essin, sizin havanız kafadan batı olur.  Rüzgâr lodostan, karayelden körfeze girer, ortalarına erişmeden batılı olur, Yedi Adalarda patlar, Bördübet'e acır, oraya yüklenmez, kuzeydoğu yakasını yalayarak Değirmen Bükünden içeriye yüklenir.  O bakımdan eğer orsa ya da biraz kolayına dar apaz yaprak Gökova'nın kuzey ve güney yakalarına değerek batıya yükselmek gibi bir planınız yoksa, sabahın köründe çıkıp, Bodrum Kara Ada girişini öğlen vakti tutmak gerekir ki, bana bu gezide uymaz.  Dolayısıyla uyduk Arzu Hanım'a: gevşek ve gamsız.

Karacasöğüt'ten çıkınca, hemen batısındaki Çanak Koyunun önündeki, pek de tehlikeli olmayan sığlığı geçince rota batıya çevrilir, 270 baş ile önce Değirmen Bükü, sonra Köremen Adaları, Löngöz, Nergislibaşı, Tuztutan Burnu, fenerli Koyun Burnu tavav edilir, sonra da hafif karayel yönüne dönülerek Çökertme önüne gelinir. Biz de öyle yaptık, motor ile sakin güzel bir seyir oldu. Çökertme'ye yaklaşırken, pek tabii dalga rüzgar derken ortalık karıştı.   

Yıllardır bu sulardayım, hayatımda ilk defa Çökertme'ye gireceğim.  Hep önünden yelkenlere, dümene abanıp geçmişiz, nedense.  Ama önceden bilgim var ki, koyun kuzey yakasındaki lokanta iskelelerine takılmayıp, batı yakasına yöneldim.  Batıda artık ismi "Mandıra "Filozofu Koyu" dile anılan yer var.  Hakim rüzgâr da oradan, batıdan Çökertme'ye yayılıyor.  Bu koy da kıyı sığ olduğu için, uzunca halat ile koltuk alınabilir, alargada kalınabilir veya bu küçük koyun güney ve kuzey yamaçlarına rüzgar üstüne açmaz almak suretiyle kıçtan kara olunabilir.  Biz, bu Mandıra Filozofu Koyunun kuzey yakasının bittiği köşeye, kıçımızı rüzgâra verip demir attık, koltuk aldık.  Pek rahat bir gece oldu.  Çökertme'nin geneli açısından rüzgâr üstü olduğu için deniz hem temiz, hem de berrak. 

Sabahında kahvaltıyı nasıl uzun tutarım diye planlar yapmaktayım ki, hiç değilse mazottan tasarruf edelim.  Ve fakat hem benim, hem Arzu'nın aileleri Bodrum'da ve bayram dolayısıyla bir beklentileri var.  Sabah dokuzbuçukta avara olduk, vira demir, hedef Bodrum.  Bu Çökertme-Bodrum arası aslına çok keyifli bir seyir olur.  Hem Kisse, hem de Orak Adası, hemen ardından Kara Ada boğazı güzeldir.  Hava da pek sakin ki, ben işkillendim, çünkü bu Gökova sabahları masum genç bir kız gibi durgun, öğleden sonra kaprisli kıskanç bir kadın, akşama doğru da uslu, şefkatli bir anne olur.  Nitekim, Orak Adasının içinden güzel güzel giderken önce 5, sonra 6 kuvvet bir çullandı üstüme.  Dalga bir yandan, rüzgar bir yandan.  Teknenin baş bodoslaması hangisiyle baş edeceğini bilemedi.  Daha ne olduğunu anlamadan, ana yelkeni açarken bir serpinti... yok yahu dalga geçti üstümden, zil gibi etti bizi.  Neyse, tam ana yelken, iki camadanlı ön yelken Kara Ada içine attık kendimizi.  Bodrum'a hoşgeldin canım!

Bu yelken işinde de ilginç bir ikilem var.  Millet kıyıda güneşleniyor ya, kum, deniz falan.  Uzaktan bir yelkenli geçiyor, diyorlar ki aaa ne güzel, yelkenliye bak.  Yaa, gel de yakından bak diyesim geliyor.  Sen gel buraya, ben geleyim oraya, oh kıyıda şezlong... margarita... hep bunu düşünüyorum bazen kıyıya yakın seyrederken.

Her neyse, Bodrum'a yaklaşıyoruz.  Ve fakat Bodrum Büyükşehir Limanda yer yok, Gümbet'te yer yok, alargada dursam anneyi babayı tekneye taşıyamam, artık yaşlandılar.  E, nerede yer var?  Milta'da var Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap orası da gerçekten pahalı.  Bilemiyorum, limanların ve diğer iskelelerin verdiği hizmet ile aldığı parayı düşününce, Milta'nın hizmeti pahalı mı, bilemiyorum.  Ama mutlak değer olarak bana fazla geliyor.  Neyse, girdik işte, iki gün buradayız. Anne baba ile koylar gezilecek, denize girilecek, Bodrum'un tozu alınacak, Bitez'den Sabriye Hanımın profiterolleri yenilecek, belki Şirin Döner veya Sakallı'da tıka basa yenilecek, dostlarla bayramlaşılacak.

Uzatmayalım, iki gün burada kaldık, atık su verdik ki, ülkenin en pahalı atık su alım servisi: 70 TL alıyorlar (Fethiye Ece Marina'da 10 TL vermiştim).  Yani b.ktan bile para kazanmaya çalışmanın anlamı nedir Sayın Aydın Doğan diyecektim ki, marina Setur'a gitti haberleri geliyor bugünlerde.

Milta'dan çıkıp, oh sabahın firişka rüzgârında Ortakent'in ötesinde Kargı'ya gittik, şimdi de Arzu'nun ailesi ile bayramlaşmaya.  Gittik de böyle rüzgar yok yahu.  8 metreye demir attım 85 metre, tekne kelebek gibi bir oraya, bir buraya... tutunamadık gitti.  Dürbünle bir yer aranıyorum, kıçımı yaslayacak.  Neden sonra Kargının lodos yönünde, Kargı plajının bittiği yerine az ötesinde Ilgınlar diye bir kamping buldum Navionics'den, önünde alçak beton iskele.  İşte Navionics'in güzelliği şu ki, birisi bu işletmenin telefonunu yazmış oraya. Aradım, tabii buyrun gelin, bağlanın, para da istemez, alış veriş yaparsınız büfeden dediler iyi mi?  Kıçımı Kargı rüzgarına verip bir bağlanmışım ki, nasıl! Dikkat: bu iskelenin tek mahsuru her gün öğlen 12 ile öğleden sonra 16 arasında Bodrum'dan tur tekneleri geliyor ve size fena halde söyleniyorlar.  Eğer buraya bağlanmak isterseniz, iskelenin en ucuna veya en içine bağlanmanızı tavsiye derim.

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bodrum - Kargı - Ilgınlar iskelesi

Bu arada Kargı koyuna GeKo flamalı bir tekne geldi, demir yeri arıyor, dolanıyor falan.  Dürbünle de bakmama rağmen ismini okuyamadım ki, telsizden yanıma çağırayım. meğerse Shima imiş.  Ama dedim ya, okuyamadım grafik yazıyı.

Bodrum'da aile işlerimiz bitti.  Beş gündür buradayız, tamam, yeter.  Yarın Kos'un doğu ucu üzerinden Knidos. (devam edecek)

Selametle



*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #247 : Temmuz 30, 2017, 22:30:36 »
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)

30 Haziran'da Bodrum Kargı'dan kaçarcasına ayrıldık.  Galiba Bodrum bize fazla geldi.  Bu yol yaklaşık 22 DM.  Hakim rüzgâr karayel olduğu için biraz bekleyelim de, yelkenle güzel gidelim dedik, öğlen 12'de çıktık.  Hakikaten Bodrum Boğazı esiyor, kuzucuklar da artmış, ama yelkeni ikinci göndere kadar açtım, ön yelken iskota köşesi de direği geçmeyecek kadar açtım, durum iyi.  Bu Bodrum Boğazı, Bodrum Akyarlar ile Kos arasındaki geçiştir ve derinlik taş çatlasa 35 metreyi geçmez.  O bakımdan kuzeybatıdan hava yüklendiğinde burada sıkı dalga yapar.  Hava 5-6 derken 7'ye dayandı, 32-35 knots esiyor.  Biz de allah ne verdiyse apazda koşuyoruz.  Birden ana yelken (sarma ana yelken) rollerinden boşaldı, oldu mu don gibi!!! iskotayı boşalt, alt gerginin boşunu al falan derken epeyi uğraştırdı.  Ama hata işte!  o kadar rüzgârda, apaz olunca hem ön, hem ana yelken tekneyi rüzgâr üstüne basıyor.  Dümen rüzgâr altında sona dayandı, tekne yine de rüzgâr üstüne kaçıyor.  Oysa, öyle bir durumda, ön yelkenin girebildiği kadar orsaya gidip, ana yelkeni küçültseydim daha iyiydi.  Gerçi yine boşalacakmış, sonra, Kos'u bordaladıktan sonra anladım ki, ana yelken rollerine kumanda eden sonsuz halatı ters çekmişim, dolayısıyla roller kilidi çalışmamış.  Şimdi yelkeni açan tarafın piyanosuna kırmızı bir etiket koyacağım!!!

Neyse bu tecrübeyi de yaşadıktan sonra, Kos'u bordaladık, az daha gittik, rüzgâr da bitti Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Motor ile sakin havada Deveboynu Burnunu, Knidos fenerini dolaşıp büyük limana, yani güneydeki malûm limana girdik, iskeleye aborda olduk.  Bu iskelede her zamanki gibi su basınçsız, elektrik oradaki büyük teknelerin klimaları yüzünden habire kesiliyor.  Ama denizi çok güzel.  Berrak, çok soğuk.  İnsanın neredeyse içesi geliyor.  Kooperatif bu sene 60 TL yapmış bağlama ücretini. 

Burada, iskelede Gonca kayığı vardır - Metin.  Metin Marmaris itfaiyesinden emekli.  Sohbeti güzel olur.  Çocukluğunda fenere eşekle su çekermiş.  Onunla eski günleri, eski Marmaris'i konuştuk.  İskelenin öbür tarafında güzel bir Beneteau var, Panda My Love.  Mustafa kemal Bey ve eşi ile tanıştık, nazik ve iyi insanlar.  Arkamda da bir bareboat Bavaria 50 var, ismi Heaven Can Wait!  Güzelmiş. 

Bu yıl artık Knidos antik kent gezisi yapmayacağız.  İki sene önce gezmiştik.  Çalışmalar halâ devam ediyor.  Sabahtan akşama mermer kesiyorlar, epeyi gürültü var.  Ama yine de Cevat Şakir'in Anadolu Efsaneleri kitabından Knidos bölümünü tekrar okudum.  Herkese tavsiye ederim, bu kadar coşkulu bir Knidos anlatımı herhalde yoktur.

Sabahı 1 Temmuz.  Denizcilik ve Kabotaj Bayramı! Niyetimiz bugüne kadar hiç uğramadığımız Hayıt Büküne gitmek.  Öğlen 12 gibi avara olduk.  Rüzgâr yok.  İşte Arslanlı Burun, Divan Burnu, Palamut Adası falan derken iki saate Hayıt Büküne geldik.  Gerçi duymuştuk Ogün'ün iskelesinin kaldırıldığını, ama küçük koyun ve plajının Florya Birlik Kampı gibi olduğunu kimse söylememişti.  Kıyı son derece kalabalık ve gürültülü.  5 metreye demiri funda edip, alargada kaldık.  Deniz çok berrak ve temiz.  Kıyıda dolaştık, arkadaki bahçelere yürüdük, insanlarla konuştuk.  Tabii bu pansiyon işi bir ekonomi getirmiş, ama bize pek yaramamış.  Akşama doğru kızgın dağdan esen şiddetli ve çok sıcak rüzgârdan bezip, ani kararla demiri aldık, Hisarönü Bencik koyuna doğru 20:45'te hareket ettik.

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Hayıt Bükü - solda kayıklar için dalgakıranlı rıhtım, sağda sahil

Kıyıdan açınca, hava sakinledi.  Hele İnce Burundan sonra Datça açıklarından gelen serin hava ile rahat bir seyir oldu.  Gece bir iki tekne dışında trafik de yoktu.  Hazır yeri gelmişken bir derdimi söyleyeyim: teknelerin pek çoğunda seyir feneleri usulüne göre değil ve/veya kuralına göre yakılmıyor.  Kemeremde sancağını gördüğüm teknenin iskele fenerini halâ görüyor olmak çok garip.  bu durum demirlemiş teknelerin, hele kıçtan kara yapmış teknelerin gösterdikleri ışıklarda daha da vahim.  Demir feneri yanıyor, ki çokça kırmızı demir feneri gördüm.  Başta bir çakar, üç renklisini bile gördüm, kıçta deniz dibi aydınlatma sistemi!!!! koltuk halatlarında sarı kırmızı çakarlar... vallahi uzaktan yaklaşırken petrol platformu gelmiş sanırsınız. 

Bu arada bizim pupa feneri ampulü de yolda gümledi.  Yenisi ile değiştirdim, ama çok ısındığını farkettim, ilk fırsatta bunu da LED ile değiştirmeli.

Her neyse işte, İnce Burun - Dişlice Adalar rotası üzerinden Bencik'e 01:15'te girdim, eski MTA kampı önünde (palmiyelerin olduğu sahil) 12 metreye demiri funda ettim.  Hava nefis, sabah nerede uyanacağımı çok iyi biliyorum Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Hisarönü Körkezi - Bencik Koyu
*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #248 : Temmuz 30, 2017, 23:04:07 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
2017 Gökova-Kekova Notları
............
............
............

Gerçi bu seyir planına denk gelen yerlerin çoğunu Korsan Kardeşlerimiz bilirler.  Üstelik pilot kitaplar ve internet yazıları da oldukça yeterlidir.  O bakımdan, bu sefer bizim 2016 Gökova Gezisi gibi değil de, daha kısa notlar halinde bir şeyler paylaşmaya çalışacağım. 

Selametle

Murat Korsanım, seyrinizin notlarını merakla bekliyordum..
Kısa kısa değil de uzun uzun yazarsınız umarım.. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Selametle..

Sevgili Eyüp Korsan, bu sene sizin efsane seyriniz gibi değil ki bizimkisi, ancak onuncu sayfaya koyarlar gazete olsa.  Dilimiz döndüğünce biraz köpürtüp yazacağız artık.
*

    E. O.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #249 : Temmuz 30, 2017, 23:23:18 »
Balım seyir notlarının 17 sayfasını da en az 2-3 kez okumuşumdur.
Türkçeyi kullanışınız, nesir yazınızda kullandığınız sanatlar yazınıza edebi bir değer de katıyor bence..
Deniz ve yelken deneyiminizi biz amatörlere aktarmanız çok değerli..

Açıkçası, Gökova, Hisarönü, Göcek-Fethiye kıyılarını bu haliyle gezen son nesil olabiliriz gibime geliyor.
Bu açıdan da baktığımızda seyirleri yazıya dökmek, kayda geçirmek çok önemli..

Sevgiler..
*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #250 : Temmuz 31, 2017, 00:02:45 »
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)

Sabah Bencik Koyunda gerine gerine uyandım.  Bir latif hava! Kendimi denize attım, sabah kahvemi yaptım, sigaramı yaktım, oh dedim hayata.  Arzu da kalktı.  Mükellef bir kahvaltıya giriştik.  Bizim teknede yemek düzenimiz şöyledir: sabah kahvaltısını sıkı tutarız - öğlen yemek yemeyiz, isteyen bir şeyler atıştırır - akşamüstü eğer demirlemiş isek kek, krep vs tatlı bir şey yapılır - akşam uzun ve muhabbetli bir yemek yenir.  O bakımdan sabah kahvaltısı önemli.  Zaten bugün Bencik'ten kıpırdamayacağız.  Hem de çamaşır günüm Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Teknede çarşaf, havlu dışında küçük parçaları ve bilhassa t-shirtleri uzun seyirlerde yıkayabilmek lazım.  yaz mevsiminde zaten bunlar dayanmıyor.  Eh, marinalarda çamaşırhaneye versen çok para.  Sadece Fethiye Ece Marina'da 10 TL'ye jetonlu büyük çamaşır makinaları var.  Geçenlerde kayınvalidenin evinde mini bir çamaşır makinası gördüm. Gördüğüm gibi de kaptım.  220V ve sadece 140 Watt. Sıkması yok, olsun.  Pek memnunum, tavsiye ediyorum uzun seyir yapanlara ve azıcık yeri olanlara.



İşte Bencik'te güneşlendik, denize girdik, yine girdik, bot ile azmağı gezmeye gittik.  Bencik'te ve aslında hemen arkasındaki Balıkaşıran'da da durum şudur ki, bu iki koy süratle sığlaşmaktadır.  Bunlara açılan azmaklar ciddi alüvyon getiriyorlar.  Balıkaşıran'da dıştan takma motorun neredeyse pervanesi kuma vurur oldu.  Ne yapılabilir bilemiyorum.  Yakında sinek cenneti olacak. Biliyorum, burası kum köpek balıklarının yumurtlama yeridir, ama 50 yıl sonra onlar da giremeyecekler.  Geçiş yeri olsa, "dregging" gibi bir temizleme çalışması yaparlardı.  Kimbilir belki bir gün Balıkaşıran ile Bencik arasındaki 500 m kanal açılır? Yağmacı, TOKİ'ci, azgın müteahhit takımı olmasa şahane bir arazi geliştirme çalışması ile buraya bir kanal açılır, Bördübet ve diğer tarafta Dişlice Ada tarafına birer marina konur, hem buralar daha bakımlı olur, hem de kapanmaktan kurtulur. 

Ertesi gün artık Orhaniye Marina'ya gidilecek, çünkü hem siyah, hem de gri su tanklarımız doluyor.  Maalesef bu sene Hisarönü Körfezinde atık su alım teknesi çalışmıyor.  Ben de pek hayret ediyorum ki, tekneler bundan şikayetçi değiller - maalesef.  Her ne ise, yine bu tatsız gri su muhabbetini açmayacağım, sevimsiz olduğumun farkındayım.  Ne diyeyim?  Amatör denizci denizi pisletmez diye bir jargondur gidiyor.  Duyduğuma mı inanayım, gördüğüme mi?  Kapatayım bu konuyu....

Orhaniye Martı Marinanın girişini geçip, Orhaniye'ye doğru doğu yakasından ilerleyince, marinanın arka köşesinde benzin istasyonu ve atık alım istasyonu var.  Bu yıl oraya iki adet parmak iskele yapmışlar.  Artık dört tekne aynı anda yanaşabiliyor.  Opet gitmiş, başka bir benzinci tanker ile dolum yapıyor.  Atık su çekme tertibatları da fena değil - 40 TL.

Atık su verdikten sonra çıkıp, hiç görmediğimiz Turgut'un yalısına gittik.  Alargada kaldık, Ella'yı gezdik, hoşumuza gitti.  Kışın orada sıkı yıldız eser, tekneler nasıl duruyor pek anlamadım, ama tesis çok güzel.  Gece orada kaldık.  Turgut'a şelaleye de çıkacaktık, ama internetten resimlerine bakınca nedense biraz hayal kırıklığı oldu. Belki sakin sonbahar günlerinde geliriz?

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Hisarönü Körfezi - Turgut

Akşam olurken, ağını atıp dönen bir piyadeye takıldı gözlerim.  Ah piyadem, ah Orfos'um.  Şimdi böyle transatlantik gibi teknede takılıyoruz ya, o piyadenin tadı hiçbir şeyde yoktur billahi.  Zordur, yokluktur, yalnızlıktır falan ama, ah o pancarın sesi yok mu?  Bu işler için çok da küçük değildik de, tecrübesizdik be ya.  18'inde Alanya'da yaptırmıştım Orfos'u.  7 metre piyade.  İsmi, Marmaris Turunç'taki en yakışıklı balıkçının kayığının ismi.  Hem de köyün en güzel kızıyla evlenmişti.  Gövde çam, küpeşteler duttan.  Çivileri eski Perşembe Pazarından çentikli-galvanizli; her bir vidasının kanalı dik, yere bakar, su tutmasın diye. Pervanesi Arap Camiinin oradan. Güverte beyazına az cam göbeği katardık ki, o beyaz yansın, parlasın. Gazipaşa'dan Göcek'e kadar gider gelirdik.  Balık tutar, karşılığında birkaç günlük sebze yemeği alırdık lokantalardan. Gelidonya Burnunda, Yedi Burunlarda kalbimiz ağzımızdan çıkacak gibi olurdu, Göcek Boynuz'da denize eğilmiş ağacın altına girerdik ki, şimdi kurudu, devrildi zavallı. Offf, özlemişim.  İşte bu yüzden piyade gördüm mü, içim gider, aklım gider...

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

(devam edecek)
*

    M. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #251 : Temmuz 31, 2017, 10:09:02 »
2017 Balım Gökova-Kekova Notları (devam)

4 Temmuz sabahı Turgut'ta alargada erken saatte çalkalanan bir teknede uyandım.  Hava kuzeyden bastırmış gece, Turgut'a kadar da epeyi deniz kaldırmış.  Önümüzdeki program, Datça Aktur'a gitmek, ablamları ziyaret etmek, onları alıp Selimiye'de güzel bir gün geçirmek, sonra da yeni güneş panellerimizin montajı için Orhaniye Martı Marina'ya bağlanmak.  Bir günde mi, yoksa beş günde mi, işte onu bilemiyorum - gevşeğiz ya Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Arzu uyuyor... Körfeze çıkınca hava batıdan 5 kuvvet oldu.  Malûm Hisarönü Körfezinin güzelliği, aynı rüzgârda Gökova kadar dalga yapmamasıdır.  Ahhh, işte yelkenleri basıp, bir oraya, bir buraya Aktur Kurucabük'e gitmek var.  Var da, eşime de kıyamadım, uyuyor.  Verdim motora, kuzey yakasını yalaya yalaya ağır yol gidiyorum Kurucabük'e.  Bencik Dişlice Adalar, Azmak Bükü (hurmalı) vs kıyı kıyı gidiyorum.  Arkaya da bir rapala attım. Gerçi bu sene hiç atlayan olmadı.  Bu sırtı işine kısmet-metre diyorum artık.  Kısmetimiz hiç yokmuş, öyle çıktı sonuç.

Kurucabük'e girerken artık hava oturmuştu 6 kuvvete.  Nitekim o günün gece yarısına kadar da esti, tozuttu.  Kurucabük, Aktur'un iki koyundan doğusunda kalanı.  Küçük liman diyelim.  Burada evleri olanların plajı büyük koyda.  Ama öğlen saatlerinden itibaren orası dalgalı olduğu için bu tarafa geliyorlar, pek lüks bir şey.  Burada bir yüzme iskelesi, önünde yüzenleri motorlardan koruyacak toplar var. Kurucabük'e girerken bu iskeleyi karşınıza aldığınızda, sancağınızda kalan kuzey yakası teknelerin alarga yeri ve arkadaki orman kampı binalarına kadar uzanıyor. Ancak bugün hava o kadar sert ki, demir atanlar uğraşıyorlar, demir tazeliyorlar, bir iki tekne ayrıldı.  Önce demiri 6 metreye attım, uzunca bir kaloma verdim, ama çok uzun koyverecek durumum yok, diğerlerine çarparım.  I-ıh, olmadı, beş dakikaya kalmadı rüzgar altına kayıyoruz.  Ne yapalım, ne edelim derken, bu yüzme iskelesine daha yakın tarafta tonozlar gördüm.  Bir tanesine yaklaşıp aldık, bağlandık, durum fena değil.  Herhalde birisi gelir bu tonoz için diyorum, ama gelen giden yok.  Tonoz şamandrasında başka bir tekne ismi de yazmıyor.  Eh, sağ olsunlar.  Bu arada rüzgâr bindirdikçe bindiriyor, tonoz halatının gözünden geçirdiğim halat veya tonozun halatı kopar diye, tonoza dalıp ikinci bir halatı mapasından geçirdim, ikinci bir bağ yapmış oldum ki, bir gün sonra onu aldığımda mis gibi 14'lük üç-kolunun kopacak hale geldiğini gördüm.  Tonoz betonunun içinden çıkarıp yaptıkları mapa, bildiğin nervürlü inşaat demiri... kesmiş bizim halatı.  Şimdi ortasından örgülü oldu bizim güzellik mavi halat. Bu denizin her anı, her eylemi bir tecrübedir diyoruz da, pahalıya patlıyor, beteri olmasın diye geçtik ne edelim?

Hemen arkamda yine tonoza bağlı güzel bir Grand Soleil var.  Sahibi dalıyor, çıkıyor, uğraşıyor tonoz bağını sağlamlamak için.  Tonoza bağladığı baş halatını gereğinden fazla koyverdi gibi geldi bana ama, bakalım...

Bu Aktur'a 1980'lerin başında, arkadaşlarımızla gelmiş, bu küçük koyun arkasındaki kamping alanında çadırda kalmıştık.  O zamanlarda da, popüler ve kalabalık bir yerdi.  Şimdi otuz sene sonra halâ tertipli, bakımlı, güzelliğini koruyor.  Bu kadar büyük bir sitenin bu derece düzenli olması kolay değildir herhalde. İki tane Migros, haftada iki defa gayet geniş bir pazar, Datça'ya Marmaris'e düzenli minibüs, seçmece iki plaj, içeride lokantalar vs, yazlık ev meraklısı olan insanlar için herhalde cazip bir yer.  Tabii bana gelmez, toprak bozar beni, demir atıp kayaya takmış gibi, gitsen gidemezsin kalsan kalamazsın...

Her neyse, ablam ve eşi evden bisikletleriyle geldiler ki, burada bisikletsiz bir yerden bir yere gitmek cesaret ve sıkı kalp ister.  Yaşlılar artık çok popüler olan elektrikli ve üç tekerlekli motorları kullanıyorlar. Eve gittik, diğer akrabalarımızı görük, çocukları, torunları sevdik. Aktur'un batıda kalan ve Çiftlik denen büyük koyun ortasından bir azmak deniz dökülür.  Denizden bakınca, kumsalın ortasında kıyıda beyaz taşlardan örülü bir duvar, hemen arkasında büyük bir ağaç ile hemen fark edilir.  İşte orada güzel bir lokanta var.  Akşam orada yedik, beklemediğim kadar lezzetli ve özenli idi.  Fiyatları da makûl.  Akşam güneş batarken, insanlar kıyıda yürüyorlar, yaşlılar elele oturmuşlar bir banka veya şu 3-teker motorlarında gidiyorlar... reklam filmi çeksen bu kadar olur. Çok beğendim.

Sabahında deniz masum, deniz yatık, rüzgâr ölü. Ablamı ve eşini alıp Selimiye yapacağız.  Gece de sakin geçti.. diyebilirim.  Tek olay, tonozuna bağladığı halatı fazlaca koyveren Grand Soleil'ci kardeşimizin teknesi bizimkine şöyle "tok" diye bir vurması oldu.  Alargada nasıl ki zinciri diğer teknelere sarkmayacak kadar bırakıyoruz, tonozda da öyle olmalı. Neyse, çelik küpeşteli Bavaria'mda bir sıkıntı yok.

Şimdi bu yıl Kavaklıdere Şarapları Leyla diye bir roze şarap çıkardı.  Belki daha önce de vardı da, biz yeni gördük.  Ucuz da.  Tekneye iki kasa almıştık, bir ay gider diye.  İşte onlardan birisi, öğlene doğru Selimiye yolunda, Topan Ada, Uzun Ada, Koca Ada, Kameriye Adası falan derken hoop gitti.  Dört kişi, allahtan kedimiz içici değil.  Selimiye'ye giderken eğer yelken yapılmıyorsa, Hisarönü Körfezinin bu Atabol-Selimiye arasındaki adalarının arasından gitmek güzel oluyor.  Sığlıklara dikkat ederek ve bilhassa Kameriye Adanın kanalındaki küçük adacığın etrafındaki dalgıçlara dikkat edilirse, sorunsuz, gevşek bir seyir oluyor. 

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Sığ limanı sancakta bırakıp, Selimiye'ye daldık.  Bu Sığ Liman ve Sığ Burnu dönüp de içeriye girerken sancakta kalan sığlığa dikkat edilmesi gerekir.  Gerçi birkaç senedir burada hep bir şamandıra görüyorum.
Motor ağır yolda, Sığ Limanın arkasına düşen kıyıdan itibaren Selimiye sahillerini tavaf ederek Sardunya'ya doğru geliyoruz.  Teknede herkes mutlu ki, daha ne isteyeyim? Selimiye'de mutlu belli ki.  Her yıl biraz daha büyüyor, kalabalıklaşıyor, ama sanki karakterini koruyor.  Sahilde küçük rıhtımları olan evler, moteller, lokantalar... acaba günün birinde Göcek'teki gibi bu sahil evlerinin önüne bilmem kaç bin ton kaya atıp yeni rıhtım yaparlar mı?


Selimiye

Giritimu önünde 8 metreye demiri funda ettik, 30 metre kadar kaloma verdik.  Başka tekneler de var alargada.  Geldikçe de geliyor.  Niyetimiz ve emelimiz Sardunya'da güzel bir yemek yemek.  Ardından da Arzu'ya ve ablamlara Paprika sürprizi yapacağım.

Yeyip içtiğimiz bizim olsun, akşamüstü misafirlerimiz taksi ile Aktur'a döndüler, biz de Balım'ın havuzluğunda Selimiye'yi seyrediyoruz.  Güzellik bir durum var.  Öyle Bodrum gibi bangır bangır müzik yok, Göcek gibi histerik kahkalar yok, bağıran, nağra atan yok... öyle sakin bir gece var.  Rıhtımdaki lokantaların sarı ışıkları altında sohbetler gidiyor. Kıyıda, araya sıkışmış bir pansiyon ya da ev... ağacın altında bir muhabbet.  Sakin, yumuşak bir ud sesi geliyor.  Ardı ardına nihavend şarkılar.  Dikkat etmesen, duyamazsın.  Ah, bir kadeh rakı alıp, kayıkla yanaşsam mı gecenin karanlığında?

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Selimiye

(devam edecek)
*

    H. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #252 : Temmuz 31, 2017, 13:47:32 »
O küçük çamaşır makinelerinden epeydir bakıyorum ama piyasada yoklar son iki senedir.
*

    D. E.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #253 : Temmuz 31, 2017, 14:07:31 »
Bunca hengamede bu güzellikleri okumak o kadar iyi geliyor ki.. Çok yaşayın..
*

    M. A.

Ynt: BALIM SY Seyir Notları
« Yanıtla #254 : Temmuz 31, 2017, 15:02:39 »
Çok güzel gitti bu sıkıcı İstanbul günlerinde..
Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz..
Güzel gezmeleriniz olsun... Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap