BİR KEZ DAHA HİSARÖNÜ KÖRFEZİHaziran sonu ve temmuz başında ilk kaptanlık deneyimlerimi, yıllardır gidip geldiğim, eğitimlerimi de koylarında aldığım, bana bildik, tanıdık, beni kucaklayıp kollayacakmışım gibi hissettiğim Hisarönü Körfezi'nde yaşamayı tercih etmiştim. Hemen akabinde Denizhan Korsan, telefonda "neden orası, nasıldı, nereden tekne kiraladınız?" gibi sorular sormaya başladıktan sonra "biz de eylülde Fethiye civarında bir tekne ile dolaşmak istiyoruz" deyince, hemen üzerine atlamıştım bu fırsatın. İki hafta beni kesmemişti çünkü ve deklare etmiştim herkeslere "bir fırsat çıksa da bir hafta daha gitsem, ne iyi olur" diye. "Biz de gelelim" dediğimde Denizhan'ın "ne demek, ağabey, mutlu oluruz" demesiyle tekne arayışına girmem arasında en fazla bir gün, telefon konuşması ile tekneyi kiralamam arasında ise en fazla bir hafta geçti diye hatırlıyorum.
Yüksel Yatçılık'ta bayram sonrasındaki hafta için 2-3 tekne boşta görünüyordu. 43 feetlik bir Beneteau bize kısmet oldu. Eski müşterisi olarak güzel bir indirim de alınca, 18 Eylül 2010, cumartesi günü teknede buluşmak kaldı bize de. Denizhan'lar (Akkaya) ve Mehmet'ler (Helvacıoğlu) cumartesi erken uçakla Dalaman'a gelecekler. Biz ise Adana'dan Has Turizm'in 19.00 otobüsü ile yola çıkacak ve artık kısmette ne kadar varsa o kadar bir yolculuk sonrasında aşağı yukarı onlarla aynı saatlerde Marmaris'te olacağız.
Bu kez fazlaca bir heyecan yok. Nedendir, bilemiyorum. Oysa haziran sonunu iple çekmiştim. Belki de ilk olmasının getirdiği bir heyecandı. Bu sefer öyle olmuyor. Son güne kadar da böyle bir heyecan hissetmiyorum. Endişelerim biraz daha az, korkularım neredeyse sıfırlanmış. Gelen ekip, tekne sahibi (Çanga). Ondan kaynaklanan bir güven mi bu acaba, bilemiyorum.
Mehmet ve Denizhan'larla yıllarca önce mavitura da çıkmıştık. O nedenle grup uyumu konusunda da bir endişe hissetmiyorum. Hadi bakalım hayırlısı. Yüksel Yatçılık'tan Burçin Hanım'la son görüşmelerimizi yaptığımızda mürettebat listesi için TC kimlik numaraları, doğum tarihleri lazım oluyor. Mehmet'te gelen mesajda bir misafirimiz daha olduğunu görüyoruz. Dört buçuk yaşında bir kız: Nehir. Yazışmalar tamamlanıyor. Ödemelerin son bölümü Marmaris'te elden ödenecek. Rota konusunda ekiple mutabık kalıyoruz. Denizhan mesajında "Temiz hava, Mavi yeşil deniz, berrak su, doğayla iç içe bir parkur arzu ediyoruz. İsmi önemli değil." demiş. Ben de bu sene de kendimi daha güvenli hissettiğim Hisarönü körfezini tercih ediyorum.
Yola çıkacağımız gün yaklaşıyor. Bavula koyacağım malzeme listesi hazır. Bavullarımızı çarşamba akşamından hazırlıyoruz.Cuma akşamı 19.00 otobüsüne Onur Can bizi bırakıyor. Uzun zamandır otobüs yolculuğu da yapmamıştım. Keyifli olur inşallah. Otobüs hareket eder etmez, gözlerim kapanıyor. Uyuklaya uyuklaya gece yarısını buluyoruz. Sabaha kadar iki kez daha mola sonrasında Denizli ve Muğla otogarlarını gün ışında ziyaret ediyoruz. Sonra ver elini, o muhteşem yeşilin içindeki yollardan geçerek, Marmaris. Marmaris yolu, inşaat halinde, çift yol çalışması var. Ama trafiği engellemiyor.
11.15'te Marmaris'teyiz. Dönüş için Pamukkale'den İzmir bileti aldıktan sonra taksi ile beş dakika sonra Netsel Marina'dayız. Hasret giderildikten sonra teknemize gidiyoruz. Teknemizin adı Opal. Çok alımlı bir tekne. Baştaki kamarayı Denizhan'lara veriyoruz. Hemen yanında bir ranzada iki kişinin yatabileceği büyüklükte, bir de dolabı olan bir kamara daha var. Onu da küçük misafirimiz, Nehir alıyor. Kıçta, tuvalete kapısı olan sancak kamarayı Mehmet ile Ayşegül alırken, bize de iskele kıç kamara kalıyor. Teknede ikinci bir tuvalet var. O da Denizhan'lar ve bizim kullanımımıza tahsis ediliyor. Sıra geldi alışverişe. Alışveriş listeleri zaten elimde hazır. Ayşegül'ler de bir liste yapmış. Bendeki liste ile karşılaştırıp eksik kalemleri de listeye ekledikten sonra ver elini Migros. Marina'daki Migros'ta bazı kalemlerde eksikler olmasına karşın her seferinde arabaları yükleyip yürüyerek tekneye kadar gelmek kolayıma geliyor. Bu kez de öyle oluyor. Bazılarımız kendi listesini tamamlamak yerine diğerleri ile alışverişe takılınca, kasada su ve içki eksiğimiz olduğunu Esma fark ediyor. İçecekler listesinin tamamlanmasından sonra marketten çıkıp onları tekneye yerleştirmemiz çok uzun zamanımızı almıyor. Bu arada sipariş verdiğimiz döner dürümler de teknemize geliyor. Açlığımızı bastırıp yola çıkmaya hazır hale geliyoruz.
Önce marinadan kazasız belasız çıkılacak, sonra Marmaris körfezinde teknenin dümen, gaz kontrolüne alışılacak, yelken açılacak, sonra Kumlubük'te demir atma çalışması yapılacak ve ardından Hollandalı Ahmet'in yerine bağlanılacak. Gezgin korsanlara sormuştum, "Bow thruster" nasıl kullanılır, nelere dikkat edilmelidir?" diye. Teknenin halatları suya düşerken öğreniveriyorum hemen. 43 feetlik bir tekne ile pontondan karşı pontonda duran teknelere çok yaklaşmadan çıkmak benim için zormuş. Teknenin kıçı sancağımızda bağlı duran tekneye temas etmesin diye iskeleye biraz geç kırmayı planlıyorum. Ancak bir anda pruvamızdaki bağlı olan tekneye çok yaklaştığımı hissedip Bow Thruster'a şöyle bir dokununca teknenin burnu hop diye dönüveriyor iskele tarafına ve tehlike ortadan kalkıveriyor. Sonra 2 knot hızla teknelerin arasından süzülerek marinadan dışarı çıkıyoruz ki değmeyin keyfime.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yapİşte yine Marmaris körfezinin rüzgarı yüzümde, bazen ensemde, yanaklarımda, tüm yüreğimde. Ekipteki herkesin, tekneyi bir süre kullanmasını istiyorum hemen marina çıkışında. Sekiz çiziyor önce, sonra tornistanda tekneyi kullanıyoruz. Teknenin tornistanda söz dinlemesinin biraz geciktiğini fark ediyoruz. Sonra sıra yelken açmaya geliyor. Körfezde rüzgar biraz fazla gibi geliyor bana, ama rakamlar öyle demiyor: 13-15 knot: Yine de 1. camadanda açıyorum yelkenleri, Suat'ın kulakları çınlasın. Çok çabuk hızlanıveriyor tekne rüzgarı alınca. Yıldız adasına doğru yelkenle biraz yaklaştıktan sonra cenovayı kapatıp boğazdan motor-yelkenle geçmeyi tercih ediyoruz. Daha ilk günden boğazın değişken rüzgarları ile keyfimizin kaçmasını istemiyorum.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapHedefimiz, Kumlubük'te Hollandalı Ahmet'in yeri. Kumlubük'te demirleme çalışmasından vazgeçtik. Yarın sabah, Kadırga Koyu'nda yaparız. Hollandalı Ahmet'in Yeri'ni arayıp, rezervasyon yaptırıyorum. Hava kararmadan, bize denize girecek zaman kalacak bir saatte, 18 gibi iskeleye bağlanıyoruz. Bu iskeleye bu sene 3. bağlanışım. Bu kez çok rahatım. Süratle elektrik bağlantımızı yapıp denize atlıyoruz. Akkaya ailesi ise kumsala kadar gidip denize oradan girmeyi tercih ediyor.
Ben, teknenin kıçında duş alırken hanımlar duşlara gidiyorlar iskeleden. Bu arada yandaki tekne iskeleden ayrılıyor, önündeki katamaran çatışmadan kendini zor kurtarıyor. Deneyimli (!) bir kaptan edası ile süzüyorum olayı, irdeliyorum kendimce. Katamarını da iskelenin iç tarafında bağladıklarında artık hava kararmak üzere.
İlk biralar sonrası her seferinde keyifle yemek yediğim, o bembeyaz örtüler serilmiş masalardan bize ayrılmış olanına oturuyoruz. Bu akşam burası oldukça kalabalık. İçki tercihimiz, geçen seferki gibi DLC Sultaniye, Beyaz. Diğerlerimiz ise su konulunca beyazlayan bir içkiyi tercih ediyorlar. Tabaklarımızı çok leziz balık ve etler süslerken, hava oldukça keyifli, üzerimizde ince birer kıyafet ile oturmamıza izin veriyor.
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş YapÇok keyif alıyorum bu geceden. Biraz kumsaldaki yastıkların üzerine uzanıyorum. Has Turizm'in konforu, günün yorgunluğu ve etil alkolün ağırlığı ile uykuya dalmam çok sürmüyor. Beş dakika sonra ayaktayım, herkesin keyfi yerinde. Tekneye dönerken saat 24.00'e yaklaşıyor.