0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    E. Ç.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #15 : Kasım 05, 2024, 13:06:35 »
İstisnasız tüm projeler önce Yat Limanı adı altında duyuruluyor.

İnşaat bitince hepsi AVMarina oluyor.

İstihdam yaratıyor mu,  evet. Katma değer, hem de nasıl.

Türk amatör denizciliğine, yatçılığına katkısı ?

Son 20 yılda birçok şeyin kayıp gittiği gibi...

Büyük sermaye gruplarının çarkları arasında ezilmekten uzak duranların, kendi teknesine sahip olup güvenli bir şekilde denizde bağlama hayali kayıp gitti elinden.

Bu gruplarının dağıttığı ihalelerden hayatını kazanıp, AVMarina projelerinin olumsuz yanlarını görmezden gelen dostlar, AVMarinalar da besleyin aslanlarınızı.

« Son Düzenleme: Kasım 05, 2024, 13:08:44 Gönderen: Erdem Çakır »
*

    E. Ç.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #16 : Kasım 05, 2024, 13:28:03 »
Komşudan örnek verelim.

Atina merkezden 45dk sürede ulaşabileceğiniz marina sayısı 20, yazıyla, yirmi adet.

Kaçının içinde AVM var ?

Sadece 3

Kaçının içinde restoran var ?

Sadece 6

Kaçında güvenlik var ?

Tamamında.


*

    E. Ç.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #17 : Kasım 05, 2024, 13:34:41 »
Balıkçı Barınakları ve AVMarina arasında başka bir çözüme ihtiyacımız olduğunu önce biz anlayalım.

Sonra yerel yönetimleri ve merkezi yönetimi bu ihtiyacımızdan haberdar edebiliriz.

Bu şekilde, sadece AVMarina lara ihtiyacımız olduğunu düşünüp, sermayenin ürettiği projelere evet demezler belki.

*

    E. Ç.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #18 : Kasım 05, 2024, 13:54:24 »
Akdeniz'e komşu diğer bir ülkeden devam edelim...

Fransa.

Denizcilik ve Balıkçılık Bakanlığının web sitesi

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Daha ilk paragrafta ne diyor ?

Limanların (büyük limanlar hariç) oluşturulması ve geliştirilmesi, bakımı ve yönetimi yerel yönetimlerin sorumluluğundadır.

Devamı şöyle;

Yerel yönetimler, limanlarının yönetim şeklini seçmekte özgürdür: yönetim altında işletme veya imtiyaz (ticaret ve sanayi odaları, karma ekonomi veya özel hukuk şirketlerine, yat kulüpleri, dernekler vb.'ye).

Marina yöneticisi kamu hizmeti yükümlülüklerine tabidir. Sunulan hizmetin sürekliliğini sağlamalı, kullanıcıların eşitliğine saygı göstermeli, Fransız ve Avrupa düzenlemelerini uygulamalı ve spesifikasyonların gerekliliklerini karşılayan araçları sağlamalıdır.

Marina yöneticisi sunulan hizmetlere göre ücretleri toplar: bağlama, su ve elektrik temini, tuvaletler, atıkların geri kazanımı, alet kullanımı vb. Resepsiyon kapasitesini geliştirmek amacıyla, denizden sorumlu bakanlık 2008 yılından bu yana çağrılar başlatıyor. Sürdürülebilir bir kalkınma yaklaşımında yeni alım kapasiteleri arayışı ile çevresel entegrasyonu uzlaştırması muhtemel yenilikçi çözümleri desteklemeyi amaçlayan projeler için.


İkinci paragrafta ne diyor;

Teknecilerin Katılımı

Devamı şöyle;

Her limanda tüm kullanıcıları temsil eden bir liman konseyi bulunmaktadır. Tekneciler bu konsey bünyesinde yılda en az bir kez toplanan kalıcı liman kullanıcıları yerel komitesini (CLUP) oluştururlar.

Her sözleşme veya kiralama hakkı sahibi, teknecilerin konsey içindeki temsilcilerini belirlemek için bir oya sahiptir. Liman konseyi, teknecilerin yanı sıra imtiyaz sahibi, yerel yönetim, personel ve diğer liman kullanıcılarının temsilcilerinden oluşur. Yerel yönetim başkanının sorumluluğundadır. Liman konseyi, liman işleri hakkında görüş bildirir ve bazı durumlarda ona danışılması zorunludur (bütçe, tarifeler, çalışmalar, özel düzenlemeler, liman alanının sınırlandırılması vb.).




Türk amatör denizciliğinde bu seviyeye gelebilmemiz zaten mümkün değil farkındayım.

Sadece bir örnek vermek istedim.
*

    A. K.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #19 : Kasım 05, 2024, 13:57:07 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Balıkçı Barınakları ve AVMarina arasında başka bir çözüme ihtiyacımız olduğunu önce biz anlayalım.

Sonra yerel yönetimleri ve merkezi yönetimi bu ihtiyacımızdan haberdar edebiliriz.

Bu şekilde, sadece AVMarina lara ihtiyacımız olduğunu düşünüp, sermayenin ürettiği projelere evet demezler belki.

-Marinaların amacı full hizmet değil öncelikli güvenli bir barınma sunmalı. Forumda Avrupa örnekleri vardı
-Marinalar şehir dışında olmalı,
-sadece barınma ve masraf istemeyen hizmetler vermeli , en asgari elemanla çalışmalı
-teknik hizmetler bile kısıtlı olmalı
-belki lift bile olmamalı

bölgenin belediye gibi idari amirliğine  bağlı olmalı
« Son Düzenleme: Kasım 05, 2024, 13:58:35 Gönderen: Atilla Kaplan »

Gezgin Korsan Sosyal Medya Hesaplarını Takip Ediniz

               


*

    g.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #20 : Kasım 05, 2024, 14:03:47 »
Sevgili kaptanlar,

Özgür kaptan bana diyor ki, ben tencere tavacı diyerek halkı aşağılıyormuşum.
Ne varsa o tencere tava çalanlarda varmış.

Öncelikle aşağılama gibi bir durum yok.
Bilinçsiz şekilde gidin istediğiniz şantiyenin kapısına tencere tava değil, davul zurna çalın 24 saat "karşıyız" diye bağırın hiçbir halta yaramaz.

Ben şantiye kapısında eylem yapmaktansa, Marmaris Çevreciler derneği ile birlikte hareket ediyorum.
Yapılacak bir iş varsa üstleniyorum.
Yazılacak bir yazı varsa yazıyorum.
Sosyal sorumluluk projelerine katılıyorum.

Yoksa git akşama kadar tencere tava çal, akşam oldumu evli evine, köylü köyüne. İnşaat ise devam.

Siz hiç duydunuz mu, mesela Sinpaş şantiyesinde günlerce aylarca pankartlar açıldı eylem yapıldı.
Gece kameralar ile çalışmalar filme çekildi.
Şirketin bir adım geri attığını, yada hükümetin veya resmi kurumların "AAA burada halk bu inşaata karşı geliyor, dur biz bu inşaatın ruhsatını iptal edelim, hatta yapılanları yıkalım." dediğini duydunuz mu ? tarih boyunca böyle bir olay yaşandı mı ?

Bir inşaat ne zaman durur ve yıkılır.
Çed raporu yoksa.
Ruhsatı yoksa, yada var olan ruhsata aykırı inşaat yapılmışsa vs. vs.

Ben herkesi gerçeklere evet ediyorum.
Hamaset yaparak bir yere varılmaz diyorum.

Ben çok çevreciyim gider her yerde tavrımı koyarım, gösterimide yaparım.
Buyur git, kimse gitme demiyor, sonuç alır mısın ? Bence bağırdığınla kala kalırsın.
Örnek Marmaris'te devam eden inşaat.

Benim bahsettiğim kişiler, Sedat korsanın bahsettiği teyzeler. 
Teyze limana karşıymış, soruyorsun Neden karşısın. Cevap, biz gençkene buradan hep denize girerdik şimdi giremiyoruz.
Bunun adıda çevrecilik oluyor, bu teyzem gibiler gidip tencere tava çalıyor.
Asıl amacı kendine bedava denize girecek yer temin etmek.
Ama sor, çevre için buradayız.

Datça'da eylem yapan çevrecilerden yaşlı bir amca Belediye marinada bağlı olan tekneleri gösterdi, dediki "" Bu teknelere gece gelip benzin döküp hepsini yakacaksın, bak bakalım bir daha buraya geliyorlar mı ?""

Bu amca, bütün gün marina kapsında bağırdı, çağırdı.
Kendi 40 yıl önce kimseler yokken gelmiş oradan ev almış, tabi. eskiden her yerden deniz giriyordu, tabi şimdi nüfus arttı plajlar özel ve paralı oldu amcam için artık denize girmek iyice zorlaştı. 
Teknesi olanlarıda ayrı kıskanıyor, teknelerin biri giriyor, diğeri çıkıyor, müzik açıyorlar havuzlukta eğlenmeler falan gırla gidiyor.
Amcam, istiyorki kendinden başkası Datça'da olmasın sadece kendi ailesi eskisi gibi rahatça her yerden denize girsin.

Ben işte bu tiplere karşıyım.
Varsa projede bir aksaklık bunu bilimsel olarak ortaya koy işi hukuksal olarak durdur veya iptal ettir.

Örneğin, Datça Marinada en son çıkan bilirkişi raporundaki 8 maddedin 6' sı limanın aleyhine 2' si lehine karar verdi.
Şimdi, iş üniversite hocalarında.
Bilimsel olarak ispatla mükellefler.

Size sadece bir örnek vereyim.
Bilirkişinin bir tanesi demiş ki raporda.

Yüzer dalgakıranla inşa edilecek mendirek.
Mendireğin altına gelecek kısım güneş ışığı almayacağı için o kısımda bitki yetişmeyecek.
Onun için yüzer dalgakıran yapılmamalı.
Karşı taraf ta diyorki, bizim proje taş dolgu yapılması üzerine ve taş dolgu için izin ve ruhsatımız var.
Ama biz bu alana yüzbinlerce ton taş, kaya dolgusu yaparak denizi doldurmak istemiyoruz.
taş hem pahalı hemde yeri daraltıyor, ekonomik ve rantabl değil.
Onun için daha çevreci olan yüzer dalgakıranla mendireği yapmak istiyoruz.

Şimdi, son kararı yine bilirkişiler ve mahkeme verecek.

Diyeceğim o ki, bir işe itiraz edilecekse bilimsel ve hukuki delillere dayandırılması gerekiyor.

En son,  Datça yat Limanı kapısında halk ile çevreciler birbirlerine saldırdı jandarma ayırdı.
Esnaf ve bölge halkı marina yapılsın, etraf kalkınsın, daha çok tekne gelsin, zaten 8 ay yatan 4 ay çalışan esnaf daha çok satış yapsın istiyor, çevreci amcam ve teyzem de yapılmasın diyor.
En son dayak yiyorlardı, jandarma kurtardı.

Neden, çünkü biri bütün teknelere benzin döküp yakalım diyor, diğeri proje beni ilgilendirmez ben buradan denize girecem diyor.

Gelin çıkın işin içinden  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

*

    g.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #21 : Kasım 05, 2024, 14:18:43 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Balıkçı Barınakları ve AVMarina arasında başka bir çözüme ihtiyacımız olduğunu önce biz anlayalım.

Sonra yerel yönetimleri ve merkezi yönetimi bu ihtiyacımızdan haberdar edebiliriz.

Bu şekilde, sadece AVMarina lara ihtiyacımız olduğunu düşünüp, sermayenin ürettiği projelere evet demezler belki.

-Marinaların amacı full hizmet değil öncelikli güvenli bir barınma sunmalı. Forumda Avrupa örnekleri vardı
-Marinalar şehir dışında olmalı,
-sadece barınma ve masraf istemeyen hizmetler vermeli , en asgari elemanla çalışmalı
-teknik hizmetler bile kısıtlı olmalı
-belki lift bile olmamalı

bölgenin belediye gibi idari amirliğine  bağlı olmalı

Atila kaptanım,
Olay aslında ticari rant tabiki.
Sonuçta marinalar kimsenin malı değil, hepsini devletten kiralıyorsunuz.
Kira süresince de tabiki maksimum karı yapmaya çalışıyorlar.

Burada diğer sorunda şu, çevrede bir marina var, mesela Ören marina veya Kocabahçe'de marinalar var.

Marina yapmak ve izinlerini, çedini çıkarmak zaten uzun yıllar alan zahmetli bir süreç
Örneğin, Datça Marina'yı adamlar 10 yıl önce ihaleden aldılar,
10 Yıldır hukuk savaşları devam ediyor başlayamadılar işe.
Ama 10 yıldır Devlete kiralarını ödüyorlar.

Şimdi mesela bir bölgede marina var.
Mesela siz aynı bölgede yeni bir marina mı yapmak istiyorsunuz,
Hooop ilk karşı çıkan çevrede marinası olan kimse o karşı çıkıyor.
Dolduruyor otobüslere amcamları, teyzeleri başlıyor eylemler. 
Şikayetler, davalar gırla gidiyor.
İstemiyor başka marina yapılsın, neden çünkü işleri etkilenecek
Halbuki bölgede tek olursanız, istediğiniz rakamı yazarsınız tarifeye.
Anlatabiliyormuyum ?

Sizin söylediğiniz olabilir tabiki, hatta uygulanıyor şu an.

Yine örneği Datça'dan vereceğim.
Adamlar 550 yat denizde 300 yat karada proje yaptılar.
AYGM, olmaz dedi.
Düşüre düşüre, denizde 270, karada 100 yat için ruhsat alabildiler.
Dükkan sayısı sınırlı.
Atıksu ve yakıt istasyonu şartı var.
Butük bir otel olacak vs, vs.

Bu tip kısıtlamalar uygulanırsa, devasa AVM yapımlarının da önüne geçilmiş olur tabiki.








*

    S. K.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #22 : Kasım 05, 2024, 17:46:05 »
Gökhan korsanın ucundan değindiği şu defans hattını sektör içinden finanse etmek konusunda bilmeyen olabilir diye düşünerek bir örnek vereyim...


Çok büyük şehirlerimizden birinde bir çimento fabrikası yatırımı yapılacak; hatta bir de değil iki proje var ama ikisini de aynı grup istiyor, hangi izin önce çıkarsa o yapılacak, diğeri kalacak...


Atıyorum (tam yılını hatırlamıyorum ama) 2015 yılında bu projelerin varlığı gün yüzüne çıkıyor...


2015 yılında yine o şehrimizde; bir köşe yazarı, bir internet sitesi sahibi, bir tanınmış (lokal) sporcu eskisi ve spor muhabiri, bir mimar, bir avukat ve 1-2 emekli tarafından bir dernek kuruluyor... Adı da ..... ili ova koruma ve yaşatma derneği olarak konuyor...


Şehirde onlarca çevre derneği varken kurulan bu dernek çok hızlı girişiyor faaliyetlerine... Çimento fabrikası için resmi başvuru mu yapılacak? o gün valilik önüne taraftar gruplarından falan da takviyeli birkaç yüz kişi doluşuyor, ellerinde kuşe kağıda basılı posterler, işte "yeşil katliamına dur de!" falan tarzı sloganlar...


ÇED raporu yatırım izleme başkanlığına sunulacak; aynı kadro bu defa valilik ek binanın önünde ellerinde ağlayan ağaç resimleri falan...


ÇED bilgilendirme toplantısının yapılacağı köy(ler)de şu beyaz brandalı kameliyeler kurulmuş, anında bunlar geliyor,  köylünün de önünde dikiliyorlar, bağırış çağırış, toplantının başlamasıyla bitmesi bir oluyor... O sırada yerel basında da sürekli aynı kalemlerden tek elden çıkmış köşe yazıları... Halkın da tepkisini çekiyor doğal olarak; kahvelerde falan insanlar "yahu koca ülkede toplamda 25 çimento fabrikası varken buraya ikinci(!) fabrika niye?!?" falan diye sormaya başlıyor (buraya dikkat, ileride lazım olacak)...


Çed olumlu kararı çıkar çıkmaz 48 saat içinde bir Renault Kangoo bagajı dolusu evrakla idare mahkemesine dava açılıyor... Dava dilekçesinin ekinde 15-20 farklı akademik branştan öğrenim üyesinden alınmış her biri 10-15 klasör belge-bilgi içeren uzman görüşleri, mütalaa evrakı vs. vs. Öyle ki haricen fabrika sahasında iki yıldır yapıldığı iddia edilen rüzgar ölçümleri dökümleri falan var mütalaalarda (halbuki tam yeri daha yeni belli olmuş); hava şu kadar ısınırmış, bulutlar bu kadar yükselirmiş... Tabi dava dilekçesi de yine 400-500 kişinin katılımıyla sloganlar eşliğinde geliyor İdare Mahkemesi binasına... Sonrası yürütmeyi durdurma, itiraz, kaldırma, tekrar itiraz, bu defa YD kararını kaldırma, sonra tekrar kaldırma vs. vs.geçen yıllar...


Tabi ilkinden 5-6 ay sonra ikinci fabrika projesinin de ÇED'i yayımlanıyor ve aynı terane orada da tekrarlanıyor...


Sonradan öğreniyoruz ki dernek bu dört dörtlük dava dilekçelerini üyelerin bağışlarıyla finanse etmiş.. Ama bağışların %95'i aynı üyeden... O üye yani bu çevre derneği(!)nin kurucularından biri bir nakliyeci... Bu nakliyeci abisinin şirketinde küçük ortak... Abisiyle birlikte aynı şehrin taşrasındaki büyükçe bir limanın getir-götür işlerini yapıyorlar... O limana yapılmamış bazı hizmetler için faturalar kesmişler...  aynı kamyonlar 3-4dk arayla liman çıkışında kantar fişi kestirmiş... Fazladan alınan paralarla derneğe bağışlar yapılmış... O bağışlarla dernek o profesörlerin avukatların ücretlerini ödemiş...


Bilin bakalım limanın sahibi kim? Tabi ki şehirdeki o biricik çimento fabrikasıyla aynı grup... Bu çevresel etkilere ilişkin hassasiyetler de biraz da böyle zorlamayla oluşturuluyor bazen...       
*

    A. Ç.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #23 : Kasım 05, 2024, 20:32:43 »
Ben konuya geniş bakacağım. Kıyılar halkındır dediler, kıyılarda yapılaşmayı engellediler (mi?). Tüm Türkiye'de kıyılar doldurulup yol yapıldı. Yani kamu yararı diye kıyı falan zaten kalmadı. Biz ise asıl sorunu görmeden kıyıya nispeten küçük bir yatırım olan marina ile uğraşıyoruz. Tamam burası denizcilik öncelikli bir ortam ama kıyıların yollara işgaline karşı çıkmak yerine çok küçük bir sorunla uğraşmak ne kadar doğrudur?  Ayağını denizw sokamayan, sandalla kürek çekip çapariye çıkamayan sözüm ona bir deniz kenarı toplum olduk. 
*

    L. T. .

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #24 : Kasım 06, 2024, 01:36:06 »
Bence en büyük sorun hiç bir plan program doğayı koruma düşüncesi olmadan sadece rant ile hareket etmek. Böyle olunca herkes herşeye karşı. Türkiye de yapılan her iş öyle. 30 sene yurt dışında yaşayan insan olarak söylüyorum. Yollardan tutun kaldırımlardan havaalanlarından tutun limanlara kadar. Aslında o kadar basit ve çevreci olarak çözülecek durumlar ki. İnsan nasıl bu kadar işi zorlaştırabilir şaşırmamak imkansız.
« Son Düzenleme: Kasım 06, 2024, 01:37:08 Gönderen: Levent Tatlı »
*

    E. S.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #25 : Kasım 06, 2024, 09:56:55 »
Meraktan soruyorum,  bu "Avmarina" konsepti neden bu kadar antipatik? Eger daha çok bağlama kapasitesi ve daha uygun bağlanma maliyetlerine çıkan yol bu konseptten geçiyorsa benim için bir sakıncası yok. Hatta uzun yıllardır bağlı olduğum marinada geçen yıl bir kahve dükkanının açılmasına çok sevindim. Mevcut alışveriş imkanlarından da çok mutluyum, aksi takdirde en basit bir cıvata veya sabah 2 simit almak için 20 km yol yapmak gerekecek. Şimdi biri bana Bilale anlatabilir gibi anlatabilir mi, avm marina  konseptine neden karşıyız?
*

    S. K.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #26 : Kasım 06, 2024, 11:11:03 »
Aslında AVMarina işi sayesinde marina sayısı çok artabilir, arz talebi aşabilir ve rekabet kızışabilirdi...


Ama problem şu ki artık AVM işinde talep ciddi şekilde doydu ve inanılmaz bir arz fazlası oluştu... Gerçekten doğru lokasyonda açılmamış bir sürü AVM battı veya ROI süreleri çok uzamış şekilde varlığını devam ettirmeye, kredilerini kredilerle değiştirerek, borç yapılandırmalarıyla, siyasi müdahalelerle kamu bankalarından finansman sağlayarak ayakta kalmaya çalışıyor... Böyle bir ortamda özellikle denize kıyısı olan şehir ve büyük ilçe merkezlerinde sahil hattında AVMarina'nın AV'sini yapacak kara alanı olmayınca daha kıyı-köşe yerlerde de kimse bu işe girmeye cesaret edemiyor...


Kabaca bir hesapla 38' boy 12' en ortalama teknenin ölçüsüdür dersek (benim kayık yani), artık makul ücret diyebileceğimiz 250K-₺ ücretle 250 kapasiteli bir marinanın yıllık tekne bağlama cirosu 60 milyon TL civarında... İçinde AVM - otel falan olmayan bir marinanın sadece teknik tesislerden geliri de bunun yarısı kadar olsa - ki bu tutar abartıdır aslında - toplam ciro 90M-TL'de kalır (kabaca 3 milyon USD yani)... Milli Emlak işgaliyesi, elektrik, su, personel, sgk, bakım-tutum falan filan gibi giderlerle kâr marjını da abartıp %50 yapsak, %100 kapasiteyle çalışan bir marinanın üreteceği EBITDA 1,5M$ / yıl olabiliyor ancak...


Yukarıda bahsettiğim kapasite, Bursa'da yapılan(cak) projenin finish kapasitesi.. Tabi o var olanın genişletilmesi olduğundan maliyeti 12M$ öngörülüyor... Bunu sıfırdan yapsan en dipten 15M$ gibi bir maliyeti olacaktır. Doların finansman maliyeti şimdilerde neredeyse %10 ama biz normal zamanlardaki TR maliyeti olan %5'i baz alalım; yıllık finansman yükü 750K$ yapar... Taşınmaz malların amortismanı yasaya göre 40 yıl, UFRS standardı sanırım 211 ay (17 yıl mı yapar?); biz yasal olanı alalım (yıllık %2.5), amortismana da 350K$/yıl gider demektir bu...  Ne yaptı, FAVÖK'ün F+A'sı 1,1-Milyon USD etti... Kaldı 400K$... FAVÖK'ün V'si girdi devreye ve 100K$ daha gitti, kaldı 300.000-USD... Bundan sonrası benim muhasebe bilgimi aşar ama görünen o ki içinde otel-avm olmayan bir marinanın ROI süresi basit hesapla 50 yıl... ELLİ YIL!!!


Sizin 15 milyon Dolar kredi limitiniz olsa bu şartlarla gidip sadece marina yatırımı yapar mısınız?
*

    E. Ç.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #27 : Kasım 06, 2024, 13:16:34 »
Espressobucks şubesinin teknesinden birkaç adım uzaklıkta olmasını isteyen yatçılar için çözüm yeterince var. Bu tür yatırımlar devam etsin ve edecekte, hiç itirazım yok.

Kahvesini çayını teknesinde demleyen, tek ihtiyacı bir mendireğin içine sığınıp teknesinin kıçını güvenli bir yere bağlamak olan, gerekirse bir civata için saatlerde yol gidebilecek amatör denizcileri hiç mi kimse düşünmez. İtirazım buna.

Kapasite artışını sağlamanın ve bağlama fiyatlarının yükselişini durdurmanın tek yolu, yeni AVMarinalar açmak değil. Eğer böyle düşünürsek yanılırız.

Az biraz okuyan araştıran, üstelik birkaç yıl marinalarda çalışmış biriyim.

Amatör denizcilerin ihtiyacı doğrultusunda kapasite artışının tek yolu, yerel yönetimlerin denetlediği ve desteklediği kooperatif sisteminden geçer. Üstelik her bölgemizde bu amaca uygun mendirekler inşa edilebilecek denizlerimiz varken.
*

    E. S.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #28 : Kasım 06, 2024, 14:29:31 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Espressobucks şubesinin teknesinden birkaç adım uzaklıkta olmasını isteyen yatçılar için çözüm yeterince var. Bu tür yatırımlar devam etsin ve edecekte, hiç itirazım yok.

Kahvesini çayını teknesinde demleyen, tek ihtiyacı bir mendireğin içine sığınıp teknesinin kıçını güvenli bir yere bağlamak olan, gerekirse bir civata için saatlerde yol gidebilecek amatör denizcileri hiç mi kimse düşünmez. İtirazım buna.

Kapasite artışını sağlamanın ve bağlama fiyatlarının yükselişini durdurmanın tek yolu, yeni AVMarinalar açmak değil. Eğer böyle düşünürsek yanılırız.

Az biraz okuyan araştıran, üstelik birkaç yıl marinalarda çalışmış biriyim.

Amatör denizcilerin ihtiyacı doğrultusunda kapasite artışının tek yolu, yerel yönetimlerin denetlediği ve desteklediği kooperatif sisteminden geçer. Üstelik her bölgemizde bu amaca uygun mendirekler inşa edilebilecek denizlerimiz varken.

Erdem Korsanım doğrusu elbette Belediyeler veya Kooperatifler(Fransa-İtalya tipi) aracılığı ile yapılacak kapasite artışları olmalı. Ancak içinde bulunduğumuz ortamda pek çok tekne sahibi koyunun olmadığı yerde keçiye de Abdurrahman Çelebi demeye hazır lakin ortalıkta keçi de yok. Dediğim gibi piyasadaki bağlanma sorununun çözümü Marina yatırımcısının dükkan kirasından da, çekek alanından da marina içerisinde kendi yürüteceği operasyonlardan da gelir sağlamasından geçiyor ise o da olsun. Herkes için olmasa da bu da tekne sahipleri için bir avantaj yaratabilir. 20 barlık bir espresso makinasını teknesine sığdıramayan kahve severleri veya hızlı bir wifi ve sosyalleşebileceği ortamlar arayan ergen denizci adaylarını tekneye getirmek için iyi bir argüman olabilir mesela. "Bu tür yatırımlar devam etsin, edecek de" demişsiniz ama sorun burada, onlar bile devam etmiyor, edemiyor.

Konunun başında Gökhan Korsanın altını çizdiği noktaya geliyoruz. Çocuklarına daha temiz bir dünya bırakmak isteyen kişileri tenzih ediyorum ancak tekerine çomak sokulanların finanse ettiği "satılık çevreciler", aslında sadece kendisini düşünen yazlıkçı çevreciler nedeni ile önüne geçilen yatırımların da azımsanmayacak seviyede olduğu çok bariz değil mi?
Konunun başlığı ayrı bir absürtlük. İkisi bir arada olamazmış gibi anlam barındırıyor. Bugün 1000 tekne kapasiteli bir marina 1000 haneli bir sahil kasabası kadar denize ve doğaya zarar vermez. Ne yapımında ne de işletmesinde böyle bir zararın söz konusu olabileceğini düşünmüyorum. En değerli iki şeyini Parasını ve zamanını denizde olmak için harcayan bir insan hiç bir şekilde bile isteye denizi ve doğayı kirletmez. 
Doğru bir örnek olur mu bilmiyorum ama yıllardır girdiğim çıktığım marinalarda dikkatimi çeken bir nokta da şu; Yakın çevrenin doğal çeşitliliğinin en yoğun olduğu denizler marina alanlarıdır. Balıkçılık yapılmayan, pek çok tür için saklanma ve üreme alanı sağlayan tonozlar sayesinde teknenizin altında tabak kadar sargozlar, karagözler, ölmeyi unutmuş, bacak kadar kefaller görebilirsiniz. Marinaya gelen misafirlerin ilk dikkatini çeken hep bu oluyor. Çeşme'den Fethiye'ye kadar neredeyse çöle dönmüş, futbol topu boyutlarındaki deniz kestaneleri, balon ve aslan balıkları, en büyüğü 1 karışı geçmeyen kefallerden başka hiç bir canlı yaşa(ya)mayan milyonlarca m2 lik denizaltını göz önüne alırsak marinalar denizaltı yaşamı için birer vaha sayılabilir.
« Son Düzenleme: Kasım 06, 2024, 14:44:05 Gönderen: Efe Sarıoğlu »
*

    Ç. B.

Ynt: Marina mı? Doğa mı?
« Yanıtla #29 : Kasım 06, 2024, 15:24:26 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Espressobucks şubesinin teknesinden birkaç adım uzaklıkta olmasını isteyen yatçılar için çözüm yeterince var. Bu tür yatırımlar devam etsin ve edecekte, hiç itirazım yok.

Kahvesini çayını teknesinde demleyen, tek ihtiyacı bir mendireğin içine sığınıp teknesinin kıçını güvenli bir yere bağlamak olan, gerekirse bir civata için saatlerde yol gidebilecek amatör denizcileri hiç mi kimse düşünmez. İtirazım buna.

Kapasite artışını sağlamanın ve bağlama fiyatlarının yükselişini durdurmanın tek yolu, yeni AVMarinalar açmak değil. Eğer böyle düşünürsek yanılırız.

Az biraz okuyan araştıran, üstelik birkaç yıl marinalarda çalışmış biriyim.

Amatör denizcilerin ihtiyacı doğrultusunda kapasite artışının tek yolu, yerel yönetimlerin denetlediği ve desteklediği kooperatif sisteminden geçer. Üstelik her bölgemizde bu amaca uygun mendirekler inşa edilebilecek denizlerimiz varken.

Erdem korsanım size kesinlikle katılıyorum.
Zaten tüm marinalar neredeyse avmarine.
Kooperatif usulü , sadece güvenlik olsa benim için yeterli diyen çok denizci var , şehrin dışında olması da , yolunun sapa olması da ayrıca tercih nedenidir.
Yakıt , atık su , tamirat , bakım işleri için de avmarine'lere gidebiliriz.
Bundan sonra yapılacak marinalar bu doğayla uyumlu , bütün bir koyu kapatmayan , "ilkel" marinalardan olursa , avmarine'lerde de o konforu isteyenler için bolca yer açılmış olur.