0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    E. A.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #15 : Haziran 23, 2015, 15:57:44 »
Ne deseniz Haklısınız,yelken dünyası için küçük,benim için büyük bir adımdı bu transfer  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Tabi zaman geçtikçe tranferde yaşadıklarım basit ve doğal gelmeye başladı.Marinaya giriş çıkışlarda bile ürkek davranan ben yavaş yavaş işin dalgasına bakmaya başlıyorum  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap Şimdi marinaya girerken hava sert essede zorlansam biraz diyorum.Neyse fazla dağıtmayayım konuyu,çok yakında devamı geliyoooorr  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    K. B.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #16 : Haziran 23, 2015, 18:00:08 »
Ender,selam.

Bu gün eşimle bir havalanalım dedik.Burgazdan çıktık,kıyı kıyı Trilye.
 
Limana girer girmez senin tekneyi görünce dayanamadım aldım resmini Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Tekne iyi durumda,hava 2-4, 3-5 arası oynuyor ben ordayken imbat vardı,daha sonra yıldıza drise etti.

Limanda kimsecikler yok.Teknelerin nerdeyse hepsi hazır.

Biri yanlışlıkla palamarları  sökse,fırlayıp gidecek gibi duruyorlar Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Hani ne bilim belki özlemişindir.. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


*

    E. A.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #17 : Haziran 23, 2015, 18:15:35 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Ender,selam.

Bu gün eşimle bir havalanalım dedik.Burgazdan çıktık,kıyı kıyı Trilye.
 
Limana girer girmez senin tekneyi görünce dayanamadım aldım resmini Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Tekne iyi durumda,hava 2-4, 3-5 arası oynuyor ben ordayken imbat vardı,daha sonra yıldıza drise etti.

Limanda kimsecikler yok.Teknelerin nerdeyse hepsi hazır.

Biri yanlışlıkla palamarları  sökse,fırlayıp gidecek gibi duruyorlar Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Hani ne bilim belki özlemişindir.. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Kenan abi özlemez olurmuyum,teşekkür ederim resim  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Cumartesi pazar oradaydım,ufak tefek tamirler yapıp,birkaç saatlik yelken seyrine çıkıyorum tek başıma.Palamarlar çok önemli tabi,Ahmet abimiz var limanda görevli,göz kulak oluyor bilgin olsun  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Yarın akşam gelmeyi planlıyorum,müsait olursan beklerim.

*

    E. A.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #18 : Haziran 23, 2015, 18:47:04 »
Yazmaya uzunca bir süre ara verdik,şimdi devamını getirelim ve yarıda kalmasın transfer hikayemiz...Uzunca bir yazı olacağı için imla kuralları,devrik cümleler bolca olacaktır.Bu konuda hassas olanlardan anlayış rica ediyorum   Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap  Hem kalemim o  kadar kuvvetli de değil,ama bir gün benden beklenmeyecek ve benimde şaşıracağım bir yazı yazacağım,kararlıyım  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Kuşadası Marina’ya girdikten sonra bir haftalık ödememi yapmıştım.Ancak teknenin sigortası olmadığı için marina acil sigorta yapılmasını istedi.Gezgin Korsan sağolsun bana en uygun sigorta şirketini daha önce bildirmişti(reklam olmasın ismini vermiyorum,başarılı bir sigorta gerçekten  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap ).Tekneyi bıraktıktan iki gün içinde (araya hafta sonu girdiğinden) sigortasını yaptırarak faksını geçtim.Sigortadan sonra teknemi daha bir güvende hissettim tabi...
Tekneyi bırakırken cenovayı da indirdim ve Kuşadası’nda bir dostuma bıraktım.Çok ciddi bir şey yoktu.En kolay ve ucuz yolu seçtik ve bir brandacıda araya parça koyarak diktirdik.Eskisi kadar iyi olmasa da beni yolda bırakmayacak kadar tamir oldu.
17 nisan tarihi gelmek bilmedi Bursa’da.Bir taraftan hava raporlarını kontrol ediyorum,bir taraftan yolculuğun devamını kiminle yapacağım bunu düşünüyorum.Sonunda geçen yıl scorcherını bana satan İzmir’de yaşayan arkadaşım bu tranfer için bana katılmaya karar verdi.Bir alışveriş neticesinde tanışsakta sonrası dostluğa dönüştü.Bir hafta kadar seyir yapacağız birlikte,daha önce Foça –Karabiga arasında  gayet uyumlu bir seyir yapmıştık,yine öyle olacağına eminim.Gezgin Korsan’dır kendisi de,Timur’um selamlar  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Havalar hep kuzeyli hep kuzeyli,daha fazla marina parası ödememem lazım ve ne olursa olsun 18 nisan sabahı yola çıkmaya niyetliyim.Transfer içinde sadece bir haftalık vaktim var.Bu hafta olmazsa en az bir ay daha Kuşadası’nda kalmam gerekecek.
17 nisan akşamı Kuşadası’ndayız ve sabah için hava yine kuzeyli.Akşamdan teknenin altına daldık,şaftı fe pervaneyi  kontrol ettik, skıntı görünmüyor.Erzak temininden sonra sabah erken yola çıkmaya karar veriyoruz.Turgutreis- Didim arasında sert havalara yakalanmış,kuzeyli havada tramolalarla 20 dm mesafeyi neredeyse 8-9 saatte almıştık.Akşamdan seyir planlarımız hazır.İlk hedef Çeşme.
18 nisan,1.gün ;
Hava daha öncekilerden de sert.Orsa ve motor seyri ile saatte 6 dm süratle seyre başlıyoruz.Ara ara kafadan gelen dalgalarla baştan aşağı sırılsıklam olsakta bir süre sonra aldığımız keyif artıyor ve çocuklar gibi eğlenerek keyfini çıkartıyoruz.Önümüzde en az 6 gün var ve bu da neşemize neşe katıyor.Teknenin sağlamlığını daha önce test etmiştim,teknenize güveniyorsanız bu size gerçekten ciddi rahatlık veriyor.
Seyrin ilk günü yorucu fakat keyifli geçti diyebilirim.(Akşam üzeri işler değişene kadar)Keyifle seyir yapıyoruz ve artık Çeşme’yi geçmeyi planlıyoruz.Ben bir gece önceden Teos marina hesapları bile yapmıştım ama gelinen noktada Çeşme dahi arkamızda kaldı.Havanın sakinlemesini de fırsat bilip Balta adasını geçtikten sonra güvenli bir koyda demirde kalmayı planlalıyoruz.
Oltalarımız denizde akşam rıskımızı arıyoruz.Yeterince likit var,taze taze balıkta olsa yanında tadından yenmez.Telefonla kıyıdan Çeşme ve Balta adası için öneriler alıyoruz ve adanın bastısından geçip adını bilmediğim haritadan buldugumuz bir koya demirlemeye karar veriyoruz.
Odukça açıktayız  Balta adasına yaklaşırken gözüm derinlik göstergesine takılıyor,100 m’den fazla derinlikte çalısmıyor ve abuk sabuk rakamlar veriyor.Şu anda da benzer durum sanırım 4 metre falan,sancaktan biraz denize eğilip aşağı bakıyorum ve yosunları görüyorum,haritada hiç farketmemiştim,gerçekten de sığlık bir yerdeyiz.Derinlik gönstergesine tekrar bakıyorum ve 3,5 m gösteriyor.Gayri ihtiyari tekneyi açığa iskeleye doğru sert bir şekilde çeviriyorum ve bu esnade motordan olduğunu düşündüğüm bir ötme sesi geliyor,moturu kapatıyorum,resmen panik yaptım.Yerimizde 10-15 saniye kadar durduktan sonra anlıyorum ki ötme sesi otopilottan geliyor,ani manevrada cıkartmıştım, motoru tekrar çalıstırıp iskeye doğru hafifçe yol veriyorum.20-30 saniye içinde derinlik yine artıyor ve derin bir oh çekiyorum.Ama oltaları unutmuşuz,Şimdi motor 1500 devirlerde iken bir tıkırtı sesi yapıyor ?Oltalar kopmuş durumda.Sanırım pervaneye dolandı ve rapalalardan biri pervane ile birlikte dönüyor.Devir 2000’e çıktıgında ses kayboluyor.Bizde devri arttırıp hava kararmadan hedeflediğimiz koya varmayı planlıyoruz.Güneş yavaş yavaş ufka yaklaşıyor,demirleme için yarım saat kadar yolumuz kaldı.Denizde bir çırpıntı var ve rüzgar düşmüş durumda.Oltaları topladık ve akşam yemeği için taze balık umutlarımız tükendi.4-4,5 dm gibi bir hızla seyir yapıyoruz,Çeşme ışıklarını yakmaya başladı artık.Bu esnada Timur’un seslenmesi ile sancak baş omuzlukta denizin üstünde balık sırtı şeklinde karartıları görüyorum,tekneyi oraya doğru sürmemi söylüyor ve oltaları tekrar hazırlayıp denize atmaya hazırlanıyor.Ama bir tuhaflık var,evet ilk bakıldığında birden çok balık sırtı gibi görülen şeyler hep oldugu yerde ?Pruvaya cıkıp yaklaşık 150 m kadar ilerdeki karaltıları daha iyi bir seçmeye çalısıyorum, beni tedirgin ediyor.Az önce yaşadıklarımdan sonra nedense daha bir ihtiyatlıyım.3-5 saniye gözümü kırpmadan bu karaltıyı seyrediyorum ve bunun bir balık sürüsü değil bir kayalık olduğunu anlıyorum.Neyse ki daha oldukça uzağız ve derinlik 20 metrelerde.Dümeni iskeleye kırıp 100 metre kadar tekneyi kayalıklardan açıp koya yaklaşıyorum.Nihayet suların pırıl pırıl oldugu 4 metre derinliği rahlatlıkla görebildiğimiz koya demirliyoruz.Hava yine esiyor ama koyun içinde hiç dalga yok.4 metre derinlikte 25-30 metre kadar zincir döşeyip motoru stop ediyorum ve o anda ne kadar yoruldugumu anlıyorum.Hava ve deniz hala soğuk.Yoksa bu güzelliği kaçırmaz kendimi denize bırakır koyun içinde oradan oraya yüzerdim.Başka bahara artık.Sabah ilk çıktığımız anlar,çeşme açıklarında kayalıklar ve demirleyeceğimiz yere yaklaşırken balık sürüsü sandığımız kayalıklar yeteri kadar adrenaline sebep olmuş ve oldukça yormuş.Önümüzde ki  6 günde olacağı gibi en kolay yemek makarna ve konserve ile karnımızı doyurup yorulan vücütlarımızı dinlendirmeye hazırlanırken dışardan gelen bir sesle irkiliyoruz.Geldiğimizde koyda kimseler yoktu.Açıkçası bir tekne veya motor sesi de duymamıştık,şaşkın şekilde Timur’la  birlikte kendimizi dışarı attık ve dahada şaşırdık.Bir kano,içi tıklım tıklım erzak dolu ve güneşten simsiyah olmuş sarışın bir adam,sanırım ingiliz  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap .Ufak bir sohbetle kanoyla Çankkale’ye gittiğini öğreniyoruz.Adama saygıdan ağlayasım geliyor,sonra tekneme bakıyorum,karşık duygular...Adam sahile çıkıp çadırını kuruyor alaca karanlıkta.Ve sonrası biz uykuya..Demir tarıyor,rüzgar çıkıyor,karaya oturuyoruz,balık tutuyorum ama kaçıyor ve sonra uyanıyorum.Sabah ilk ışıklarla gece gördüğüm rüyaların etkisiyle ama pırıl pırıl bir koyda uyanmanın hazzı ile kalkıyorum.Buraya tekrar gelmeliyim diye geçiriyorum içimden.
*

    K. B.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #19 : Haziran 23, 2015, 21:21:07 »
Teşekkürler Ender,elbet  bir gün denk geliriz. Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
« Son Düzenleme: Haziran 23, 2015, 21:22:01 Gönderen: Kenan Biçen »

Gezgin Korsan Sosyal Medya Hesaplarını Takip Ediniz

               


*

    H. E.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #20 : Haziran 23, 2015, 22:30:52 »
Çok güzel Ender Korsan. Devam. Koyun koordinatları var mı? Hüseyin Abi soruyor.
*

    M. A.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #21 : Haziran 24, 2015, 10:37:44 »
Valla koyu ben de merak ettim...


*

    A. Y. K.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #22 : Haziran 24, 2015, 11:55:04 »
Benim de İzmir civarlarından marmaraya tekne transferi planlarım olduğu için tecrübeleriniz çok faydalı oluyor. Balta adasını yolum düşerse uğrayacağım bir yer olarak not alıyorum. Rotanız sanırım aşağıdaki gibiydi.

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    E. A.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #23 : Haziran 24, 2015, 12:36:56 »
Hakan korsanım,koyun koordinatlarını sanırım asagıdaki haritadan cıkar.Navionics olan telefonumu teknede bırakıyorum ve onda bu seyir rotası kayıtı olması lazım,gittiğimde bakarım.

Ahmet korsan,güzel bir hava yakalarsanız keyifli bir seyir olur,aksi durumda çok zorlanır ve çok yorulursunuz.Tabi teknede çok önemli.İki yılda ikinci kez tırmanıyorum Marmara'ya,giderek tecrübe kazanıyorum   Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Bende sizin haritanın üzerinde belirttim hatırladığım kadarı ile.Konakladığımız koyun girişine yakın belki 0,5-1 dm kadar mesafede balık sürüsü sandıgımız kayalıklar var ama haritada da göremedim.

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    A. Y. K.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #24 : Haziran 24, 2015, 12:46:13 »
Sizin koy olarak işaretlediğiniz yer ada değil burun. Civarında kayalık var ama doğusunda kalıyor. Büyük ihtimalle o taraftan yaklaşmamışsınızdır. Herneyse, işin doğrusu telefonda kayıtlı sonuçta. Zamanı gelince öğrenilir.

Hikayenin geri kalanını sabırsızlıkla bekliyoruz.
*

    H. E.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #25 : Haziran 24, 2015, 14:04:40 »
Balta Adası diye Toprak Ada'nın batısındaki Küçük Ada'yı derler o yörede ama...  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
*

    E. A.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #26 : Haziran 24, 2015, 14:23:51 »
Ahmet korsan,o burunda çok güzel bir koy var,ismini yazacağım bir ara.

Hakan korsanım,ben isimlere haritadan baktım.aslında beraber seyir yaptığım Timur o bölgeyi iyi bılıyor,onunlada konuşup koy ve ada isimlerini yazacağım yazının devamında.
*

    E. A.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #27 : Haziran 25, 2015, 15:09:07 »
İkinci etabın ikinci günü güzel bir kahvaltıyla başlıyor.Büyük şehir telaşından uzak sessiz ve sakin bir yerde uyanmayalı uzun zaman olmuş.Gece gördüğüm rüyalara rağmen kendimi dinlenmiş ve huzurlu hissediyorum.Bugun hava sakin ve neredeyse hiç rüzgar yok.Tüm gün motor seyri yapılacak.Teknenin altı iki yıldır temizlenmemiş,Bodrum’da elimizden geldiği kadar temizlemiştik ama yinede hızımızı hissedilir şekilde azaltıyor.Motor seyrinde 4-4,5 dm yol yapıyoruz.Bugün için net bir planımız yok.Ben temkinli davranıp Foça’ya girebiliriz diye düşünüyorum.Timur Dikli’yi gözüne kestiriyor.Aslında kıyıya yaklaşmadan Midilli’nin doğusuna yakın seyir yapıp Ayvalık en mantıklı rota.Çelişkiler içinde yola devam ediyoruz ve sorunsuz olarak Karaburun’u geçip İzmir körfezi açıklarından Middili’nin doğu kıyısına doğru ilerliyoruz.Sürat ve rotamıza bakıp Ayvalık saatler ilerledikçe daha ulaşılabilir gelmeye başlıyor.Aksilik olmazsa aksam 9 -10 arası varırız diye tahmin ediyoruz.Oltalarımızı tekrar suya atıp birşey tutarız umuduyla bekliyoruz.Rüzgarsız ve dalgasız havada yapacak çok bişey yok.Dürbünleri alıp gelip geçen gemilere bakıp vakit öldürüyoruz.
Öğleden sonra Midilli’ye yakın şekilde seyir yapıyoruz.İster istemez Yunan bayrağını çekiyoruz göndere.Elimizden dürbün düşmüyor.Kıyıya,denize,havaya her yana bakıp bir şeyler bulmaya çalısıyoruz.Okyanus geçişi yapanların ve günlerce hareketsiz bekleyenleri düşünemiyorum.
Akşam üzeri  Yunan karasularında ilerlerken ben kamaraya inip biraz kestiriyorum,uyandıgımda Timur balık tuttugunu söylüyor,ben inanmıyorum tabi  balığı görene kadar.Bir kiloya yakın bir balık,akşam yaşadık yemekte balık var...
Sakin havada sıkıcı yolculuğumuz Ayvalık’a yaklaştıkça dağılmaya başlıyor.Ayvalık acıklarındaki bir çok ada beni tedirgin ediyor açıkçası.Bana kalsa hiç girmeyeceğim,en uçtaki adaya demir atıp orda kalmak en kolayı ama gündüz telefonda dayımla konuştum ve Akşam Cunda’da olacak ve bize katılacak.Mecbur Cunda’ya girmemiz lazım.Kanal’a yaklaştığımızda hava çoktan kararmıştı.Bu esnada zello’dan bölgeyi bilen ve defalarca bu kanalı geçmiş olan  korsanlar yardımcı olmaya çalıstılar,ancak gece seyri tecrübesizliği,tedirgin halimiz ve bu kısmı hiç bilmiyor olmamız neticesinde feneri kaçırdık ve hafifçe kuma oturduk.Ben ilk başta kuma oturdugumuzu bile anlamadım desem yeridir,baktım kayık gitmiyor,Tam yol,tornistan hiç işe yaramıyor.Sadece tekneyi derin suya doğru biraz döndürebildik,hepsi bu.Orhan abi Zello’dan ruzgar varsa Yelken açabileceğimizi az da olsa kayığı yatırmamızın faydası olabileceğini söyledi.Şans bu ya tatlı bir rüzgar ve tamda pupadan esiyor.Cenovayı acıp motora biraz daha gaz veriyoruz ve teknenin hafiften hareket ettiğini hissediyoruz,ve biraz daha gaza  yuklenerek hafif hafif derin suya doğru ilerlemeye devam ediyoruz.Bir kaç dakika içinde de teknenin altı tamamen suya kavuşuyor.Bu arada şamandıra ve fenerlerin yerlerini daha iyi analiz etme ve anlama fırsatı bulmuş olduk.Şimdi nereye gideceğimizi biliyoruz ve yavaş yavaş kanaldan ilerleyerek Cunda’a variyoruz.Önce lokantaların önünde yer bakıyoruz bir süre,daha sonra kıyıdan bir amcanın seslenmesi ile büyük balıkçı teknelerinden birina aborda oluyoruz.Yaşlı amca bağladıgımız balıkçı teknesinin motorunun bozuk oldugunu bu gece orada kalabileceğimizi söylüyor.Teşekkür edip bir süre onunla sohbet ettikten sonra aç karnımızı doyuruyoruz ,gündüz tuttuğumuz balığı gözümüz bile görmüyor,en kolay şekilde resmen tıkınıyoruz.Saat 23:30 gibi üçüncü mürettabatımız (dayım) da tekneye intikal ediyor.Şimdi uyku vakti,yarın hedef Babakale...
*

    E. A.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #28 : Temmuz 09, 2015, 15:27:14 »
Üçüncü gün seyrimiz başladı ancak keyfim yok,teknenin altı kirli evet ama 1800 devirde 3-3,5 dm yolda olmaz ki.Hakikatten gidemiyoruz.Kanalı önümüzde seyreden bir teknenin dümen suyunda geçiyoruz.İlk musait yerde demir atıp teknenin altına dalmak istiyorum.Eger bir sorun varsa ve geri dönmek zorunda kalırsak çok uzaklaşmamak en iyisi.Kanalın karşısındaki adaya yaklaşık yarım saatte varıyoruz.Tedirginlik içinde demir atıp hızlıca hazırlanıp atlıyorum suya.Sudan çıktığımda engel olamadığım bir sırıtma suratımda,keyiflendim gerçekten.Çok daha kötüsüne hazırlıyordum kendimi,pervaneye poşet ve naylon dolanmış.Gördüğüm kadarı ile de sadece pervanede var,şaft temiz duruyor.
Timur’da keskin bir bıçak alıp atladı suya.10-15 dk’lık bir uğraştan sonra pervane prırıl pırıl oldu.Su ne kadar soğuk olsada havanın güzelliği ve masmavi rengi cezbetti ki bizi  tekrar tekrar atladık suya.

Demir attıktan yarım saat sonra işimiz bitmişti,çapayı topladık ve marşa bastık,devir yine 1800 ve hızımız 4,5 dm,beklediğimiz gibi herşey yolunda.Keyifle seyrimize devam ediyoruz ve artık hedef Babakale.Müsellim kayalıklarını herkes bilir sanırım.İkinci geçişim bu bölgeden.Geçen yılda aynı tarihlerde Foça’dan Mudanya’ya geçmiştim.Kuzey-batı esen yakaşık 13-14  knot civarı bir havada Midilli’ye sokulup kayalıklardan uzak durduk,yelken hem motor seyri yaptık.5-5,5 dm hızlara ulaştıgımız oldu.Akşam gün batmadan sorunsuz bir seyirden sonra Babakale’ye ulaştık.Liman bomboş,kimseler yok.Gözümüzü kestirdiğimiz bir yere aborda olduk.Dün tuttugumuz balığı yeme zamanı geldi sanırım.Havuzluğa masamızı kurduk,salata,geleneksel hale gelen yemeğimiz makarna,balık ve sarı sıvı eşliğinde güneşi batırdık.Sonra Babakale’nin muhteşem manzarasına sahip köy kahvehanesine gidip muhabbet eişliğinde çaylarımızı içtik.Yarın için kararsızız.Bozcada çok yakın ve öğlen orda oluruz diye düşünüyorum.Bir sonraki gün boğaz geçişi planımız var ama Bozcada’dan çıkarsak boğazı geçemeyiz,gece seyrini ise düşünmüyorum bile.O yüzden yarın akşam boğaza girebileceğimiz en yakın yerde demirde kalmayı planlıyorum.Evdeki hesap çarşıya uymuyor tabi...
*

    E. A.

Ynt: Bodrum-İlhanköy seyri (Reina'nın transfer hikayesi)
« Yanıtla #29 : Temmuz 09, 2015, 17:04:14 »
Sabah acelemiz yok gibi kalktık ve saat 8:30 gibi yola koyulduk.Havada bir esinti var.Sabah erken saatlerde bu taraflarda rüzgar varsa oglene doğru sertleyecektir diye geçirdim içimden.Fazla zaman geçmedi rüzgar 20 knotları geçti.Kuzeyden esen rüzgar ve kafadan aldığımız dalgalarla orsa seyri yapmaya çalışıyoruz ama hızımız çok düşük.Anlaşılan bol sallantılı bir gün olacak.Aradan geçen bir saatlik sürede Bozcada yakın olsada ulaşılmaz gibi gelmeye başladı.Öğlen saatleri hava daha bir sertledi,tahmini 25-30 arası bir hava var.En az 5-6 tramola atmışızdır,Bozcadanın kuytusuna doğru dümen kırıp kafadan alıgımız dalgadan az da olsa kurtulduk.Kıyıya yakın seyir ile Bozcada’ya girişimiz saat 16:00 ‘yı buldu.
Limana girer girmez ilk gördüğüm sancak tarafımda bir gezgin korsan teknesi  kıçtankara,hemen yanında da bir 575 hanse aborda vaziyette.Tekneler boş,bizde hanse’nin arkasına aborda olduk.Limana iner inmez ilk aklımdan geçen bir lokanta bulup günlerdir ağzıma süremediğim sulu yemek yemek oldu.Adanın meydan kısmında ev yemekleri yapan birkaç lokanta vardır.İstikamet lokantalar.
Yemekten sonra limana döndük ve hanse’nin de tranferde olduğunu,İstanbul’a gittiğini iki kaptanlarından öğrendik.İki kaptanın uzun uzun tekne ve deniz maceralarını 10-15 çay içerek dinledik.Arkadaşların tuzu kuru,teknenin 10 knot seyir hızı var.Onların yerinde olsam ertesi sabah İstanbul’da olurdum herhalde.Sanırım aceleleri yok.
Daha sonra gezgin korsan bayrağı dalgalanan tekneden güzel kokular geldiğini farkettim,ne kadar tok olsakta beyazlasan sıvı ve balık kokusu bir araya gelince dayanılmaz oluyor.Çaktırmadan uzayan denizcilik muhabbetinden kaçıp SEABELLE teknesine sancaktan yanaşıp Süleyman Korsan’ın yanına ilşiyorum.Daha önceden tanışmışlığımız yok ama iki dakika sonra kadeh kaldırdık  Keyifli bir sohbet ettik,teşekkürler Süleyman korsan.Onlar güneye,ben kuzeye gidiyoruz,içim burkuldu...
Hava kararırken ertesi gün seyir planımızı yaptık ve sabah çok erken yola çıkmamız halinde akşam Marmara’ya giriş yapabileceğimizi ve Kemer köyüne ulaşabileceğimizi  hesapladık.Erken yattık ve sabaha karşı saat 4 gibi yola koyulduk.Hava sakin,rüzgar ve dalga yok.Boğaz girişine kadar havanın aydınlanmasını bekliyorum.Gece çok uzaktaki gemiler çok yakında,çok yakındaki gemiler çok uzakta görülebiliyor,bogaz geçecek bir çok geminin Ege’den geldiğini görebiliyoruz.Tahmin ettiğimiz gibi sabahın ilk ışıkları ile boğaza giriş yaptık.Hava bugun sakin ve boğaz geçişi için uygun.Tekne zor gidiyor zaten,akıntıda neler olacak bilemiyorum.Geçen yıl oldugu gibi yine Trakya tarafından geçişi planlıyor ve bu yakaya yakın seyir yapıyoruz.Boğaz akıntısının n sert olduğu kısma geldiğimizde hızımız 1 knota kadar düşüyor,motora biraz daha gaz verip devri 2200 lere çıkartıyorum,yaklaşık yarım saat sonra Kilidbahir önelerine geliyoruz,en zor kısmı geçtik.Bundan sonrası feribot ve gemi trafiğine dikkat etmemiz lazım.Yolu biraz kısaltmak için bu noktada karşı kıyıya dümen kırıyoruz.Boğaz komutanlığının önlerinde balıkçı kayıklarının arasından geçip sancağa döndüğümüzde artık Marmara karşımızda duruyor.Burnu döner dönmez tatlı bir rüzgar alıyoruz ve yelkenleri açıyoruz.Marmara’ya girene kadarda güzel bie yelken seyri yapıyoruz.Boğazı terketmek üzereyken Hanse yetişiyor ve Marmara adasına doğru seyrine devam ediyor.Biz ise dümeni sancak yapıp kemer’e doğru yol alıyoruz.Marmara’ya girdiğimizi için çok mutlu olmasamda bildiğim büyüdüğüm yerlerde olmanın verdiği güveni hissediyorum içimde.İlk defa denize Çanakkale’de girdim,yüzmeyi burda öğrendim,İlk yuttuğum deniz suyu buranın,İlk boğulma tehlikesini burda atlattım,ilk balığımı burda tuttum....
Akşam hava kararırken Kemer’e girdik ve küçük baslıkçı barınagına aborda olduk.Seyehat bitmek üzere artık,bir günlük yolumuz kadı.