0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

    E. Ç.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #30 : Mart 20, 2024, 10:41:31 »
i70 kurulum aşamasında şöyle bir menü varmış.

Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Özgür'ün paylaştığı broşürde, kurulum ekranında Power Cruiser seçilmiş sanırım.


Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


« Son Düzenleme: Mart 20, 2024, 10:52:25 Gönderen: Erdem Çakır »
*

    S. K.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #31 : Mart 20, 2024, 12:36:47 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
i70 kurulum aşamasında şöyle bir menü varmış.

Özgür'ün paylaştığı broşürde, kurulum ekranında Power Cruiser seçilmiş sanırım.

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


okudukça güzel şeyler çıkıyor... auto detection - auto trace orders, collision course alarms, wind-shift alarms... sistemi doğru kurunca istersen gece yat 8 saat uyu gibi bir durum var... ben yap(a)mam tabi de, var yani  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Hatta şimdi hatırladım; geçen aylarda bir youtube kanalında eleman radarı "fırtına oluşumlarını izleyip onlarla kesişen rotalarda da alarm verecek şekilde" konfigüre etmişti... Ya benim tek istediğim ayak parmağımın ucuyla birkaç veriyi döndürüp kontrol ettikten sonra uyumaya devam edebilmek aslında  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
« Son Düzenleme: Mart 20, 2024, 12:40:34 Gönderen: Sedat Kasrat »


*

    M. T.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #32 : Mart 20, 2024, 20:27:25 »
Sedat korsan, donus yolu da yapacagin icin Code 0 al gec dediydim. Tek yon gidip ordan da Bora Bora ya devam ediyor olsaydin, downwind donanimi ile cozerdin isi. Bence bir cruiser teknede en iyi yelken donanimi… self tacking jib, furling main ve Code 0. 4. Yelkene gerek yok.

Sonucta gece buyuk yelken birakmicaksin direkte.. nolur ne olmaz. Ayi bacagi bile gitsen ana yelkeni de muhtemelen kapatican. Gonderle basilmis Genoa kalacak, ana yelken ortada fayda olur mu yalpa ya?

Internetten yanlis okumadiysam 12 saat gun isigi olacak Aralik - Ocak aylarinda. 12 saat buyuk yelken / 12 saat genoa… 21-22 gunde gidersin.

*

    S. K.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #33 : Mart 20, 2024, 22:09:50 »
Adı ne olursa olsun benim için "downwind sail" seçimi seyir performansından çok asıl yelkeni indirmekte, direkten almakta belirleyici olacak... 


Code-0 için biraz bakındım aslında Meriç korsan... furler sarılıyken furler iskotasını kilitleyince sarılı halde kalıyor... O pozisyonda mandar sancak kasara vincindeyken (tüm donanım sancakta diyelim) yelkenin kendi iskotasını sancak cenova vinciyle hafifçe gerip bu sırada mandarı da hafif hafif bırakınca sarılı yelken yavaşça katlanarak güverteye kontrollü şekilde indirilebiliriyor... Bunu yapabilirim çünkü halihazırda bir taraftaki cenova vinciyle aynı taraftaki kasara vincine aynı anda kumanda edebiliyorum benim teknede - ki benim teknede kasaraya daha yakın yere iki cenova vinci daha takılacak port var, why knot yani  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap  Zaten her seferinde sürekli mandar kurcalama durumuna giremeyeceğim için 5. ve 6. vinçleri takma niyetim vardı. Hatta 35'lik kasara vinçlerini oraya takıp yukarı 45'lik vinçler düşünüyorum eğer bunu yapacaksam...


Yani aslına bakarsan şişelerin, varillerin, hatta sargassum denen yosunların bile yaklaşık 2kts süratle katettiği rotayı  üstüne +3kts daha koyup 450-500 saatte gtmek bütün amaç... Çok da şeyetmemek lazım; varsın 5 gün geç olsun...
*

    S. K.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #34 : Ağustos 21, 2024, 00:49:57 »
Bu yaz biraz da bu gündemle aşağı inerken ve yukarı çıkarken yanıma kimseyi almadım... Bugün itibarı ile 800, bittiğinde 1100nm bir yolu tek başıma yapmış olacağım... Eh işte Atlantiğin yarısı eder  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


Tabi bu sene tek seferdeki yolların en uzunu bile, geçen yaz sürekli bir yerlere sığınmaya çalışıp sığınamayarak geçen 20 saatte 103 millik Bozcaada-Avşa etabının yanına yaklaşamadı...


Bu yaz önümüzdeki kışın hazırlık listesini yaparak geçti ve iş öyle bir noktaya geldi ki kendi kendime lan bu tekne bu iş için doğru platform değil galiba oldum... Hatta satışa da koydum tekneyi, başka bir kayığı, en azından major şartları zaten taşıyan bir tekneyi donatmak daha güvenli olacak sanki...


En büyük dert motor... Benim 38Cr D1-30 ile bazı denizleri aşamıyor - ki bunu aşamıyorsa gelgit kolayına değilken bir atole girmesi veya çıkması da büyük dert olacak... Geçen sırf emin olmak için günün en pis vaktinde, tramolayla falan kaçacak alan yokken, tam kafadan da bugüne kadar hiç görmediğim muhtemelen 40+ bir hava üstüme çullanırken Dilek boğazına yürüdüm (süründüm diyeyim ben ona)... Bir ara 15-20 saniye kadar hızım eksiye düştü... 2250 devirde hız 0.2 gösteriyor ama onu da geri gderek yapıyorum... Tabi bunda teknenin altının leş gibi olmasının ve geçen yaz yoklukta bulup taktığımız pervanenin 1.5-2 cm kadar daha küçük çaplı (muhtemelen d1-20 pervanesi) olmasının da etkisi var ama eminim ki motor D2-40 olsa ben o dalgaları vura vura ezer, en kötü 4kts hızı bir şekilde bulurdum... Motor değiştirmek bir seçenek ama D2-40 ve 150s SD paketi (Volvo bulamadım ama emsal yanmar olanın) fiyatı 12-13 K€ civarı...


Bir diğer mesele arma... İlk iki sene çok mutedil yelkenci şekilde takılmıştım... Hem teknede başkaları (özellikle eşim ve çocuk) vardı hem de kendim zaten öyle konforumu bozan tabak çanak deviren aşırı yatmalarda hemen kaçırıyordum tekneyi rüzgar altına veya boşluyordum... Bu yaz onun da üstüne üstüne gittim... Tekne sürekli neta ve küpeşte hep suda şeklinde gezdim... İki balon bir sosis usturmaça bıraktım denizlere (halbuki 3 sezondur aynı bağlarla bağlıydı hepsi ama limite yaklaşınca defoları çıkıyor işte, şeylerin de insanların da)... Bugüne kadar hiç duymadığım uğultular duydum tüm tellerden... Geçen (dün) Sığacık körfezine full arma girdim, hızım 8'e kadar çıktı, kancadan kurtulmuş bir usurmaça suya şap şup girip çıkınca onu da kurban vermemek için rizgaraltından gittim güverteye... dış çarmık telinine tutundum - ki az kaldı düşecektim, orta gerilmiş bir iskota kadar esnekti resmen... Sonra Çamlı koyunda demirdeyken aklıma geldi gittim baktım; iskele sancak gergindi ikisi de ama o an o kadar boşlaması bana pek normal gelmedi (bilmiyorum belki de normal hali budur, sağlam yatmıştık çünkü)...Ha bu arada çift dümen palasının o kadar da gereksiz bir şımarıklık olmadığnı da görmüş oldum... tekne öyle 25-30 derecelerde yattığı zaman, hele bir de benimki gibi cruiser palası varsa altında dümen rüzgarı yenemiyor kolay kolay....   


Ben 1 ay önceye kadar teknemin bu kadar çatırdayan, bu kadar hareketli bir alet olduğunu bilmiyordum; wellcome to the desert of the real sailing  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap  bilmiyorum belki ilk defa bu derece yüklendiğim için gördüklerim normal şeylerdir ama şu yasaklanmayan son pride yürüyüşünden kalan videoda istiklal caddede atılan slogandaki gibi her yeri ayrı oynuyor kayığın...


Şöyle kabaca bir hesap yaptım; sadece karşıya geçmesi değil, geri de dönmesi gerekeceği için hem downwind hem upwind donanımı, hem staysail için ikinci istralya hem de gönder(ler), kokpite 5. ve 6. vinçler (madem yerleri var neden olmasın değil mi ama) yeni cenova ve flok (lar hatta); arma değişimi; hem de mekanikte büyük motor ve belki ona göre SD (kullandığım 130s sanırım D2-40 için uygun, ona bakmam lazım); eski elektroniklerin yenilenmesi ve transcivier vb ilave elektronik(ler); yeni bimini ve sprayhood.. Bunlar yapılacak... 8 kişilik can salı okutulup çanta şeklinde küçük bir can salı ile afa kafaya gelecektir diye düşünüyorum... Satılmasa bile çıkmak zorunda çünkü yeri çok saçma, daha balon yokken flok yokken her tramolada iskota takılıyor sıkışıyor diğer tarafa geçerken... 


Yani her tekneye illa alınması gereken EPIRB'li can yeleği ve/veya bağımsız EPIRB ve uydu iletişim vs gibi normalde olmasa da olur ama okyanusta lazım şeyleri hiç katmadan bile 30-40K€ sıkışmış gibi duruyor... Bu arada tekneyi biraz sadeleştirmem de lazım... sabit pasarella, kocaman koltuk halatı tamburu, büyük liferaft, benzinli OB ve onun vinci gibi şeyler gidecek; yerlerine bir şey gelmeyecek... Epropulsion için salonda yer yaptım, her havada hiç oynamadan hem duruyor hem şarj oluyor...


Yani bütün bunlar uç uca eklenince ya bari bunu satıp üstüne 40-50 koyup (tabi bayraktan feragat ederek) en masraflı kalemleri gereksiz kılacak en fazla 40-41' civarı donanımlı bir kayığa gireyim; ona 20€ harcasam bundan daha hazır olur yolculuğa modu hasıl oldu bende... Baktığım ilanlarda genellikle Fransa anakarasında bulunuyor böyle ocean-going hazırlanmış büyük motor takılmış gönderli code0'lu hatta bazısı windvaneli tekneler... Fazla zamanım da kalmadı, diper taraftan solo seyirde kendimi rahat hissedeceğim tekne modeli de 5'i hatta dördü geçmez; kısa zamanda swap operasyonu mümkün olmazsa yeğeninin düğüne gitmiş hacı gibi, dövizciden bir deste euro alıp benim kayığa saçmaya başlayacağım  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap  En geç 01 Ekim' de T: -200 diyerek başlatacağım bir blog (v-log beceremem diye düşünüyorum)... [size=78%] [/size]

Gezgin Korsan Sosyal Medya Hesaplarını Takip Ediniz

               


*

    Ö. O. D.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #35 : Ağustos 21, 2024, 09:20:10 »
Sedat Korsanım Merhaba,

Adım adım, hayalinize doğru ilerliyorsunuz ne güzel, dilerim tamamlandığını da hep beraber buradan okuyalım.
Yazdıklarınızdan algıladığım kadarı ile titiz planlar yapmayı seviyor ve riskleri en aza indirmenin yolları için gerçekten büyük emek veriyorsunuz. Bu bağlamda Fatih Aksu, Murat Erensoy, Sailing İstanbul gibi yerli yabancı benzeri nice kanalları izlediğinizi, çalıştığınızı düşünmekle yanılmıyorum umarım.

Benim bunlardan gördüğüm, çıkarımım, aslında a sınıfı herhangi bir tekne ile donanımı en düşükten azamiye kadar dünya turu ya da uzun denizler yapılmış. Her yapan da, şimdi çıksam şunu isterdim şuna gerek yokmuş gibi bir dünya veri sağlıyor. Sizin başta motor gücünü az bulmanız neden ile tekne değiştirme tereddütünüze dair benim naçizane yorumum şudur. Benim teknem Bavaria 33 2005 model ve motoru 0 aldığım sizdeki D-1 30. Yaptığım en uzun yol ise ancak Kalamış-Foça oldu. Neyse bu motor 33-37 feet bir tekne için bence gayet yeterli, doğru pervane, temiz bir tekne ile 2300 devirde 6-6,5 Knot bir hızınız olur, evet kimi akıntıda ya da gel gitte dahası olsa mutlaka daha iyi olur ama bu motor gücü ile bu iş defalarca yapıldı sizin gibi planlı birisi gel git zamanını, akıntıyı ve buna bağlı rota planını bir gözü kapalı yapar bence;)

Pupa ya da geniş apaz seyrin çok olacağını düşündüğümüzde, staysail çok işe yarar sanırım bu tercihinizi ben de isterdim, 5. ve 6. vinç demenize, tek ya da 2 vinç ile seyir yapan korsanlar ne der bilmiyorum Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap 4 vinç yeterli ilave masrafı ben bu kaleme ayırmazdım. Arma bakımı gerek varsa değişimi olmazsa olmaz, elektronikler için emin değilim bir tablet bir telefon desteği ile neredeyse herşeyi halledebiliyorsunuz ama olsa iyi olurlar kalemine girer tabi yine bütçe durumu. Bir de su yapıcı ve rüzgar dümeni bana çok mantıklı geliyor, otopilot arızası için harika bir alternatif hatta bunu çok sık kullanan denizcilerde var.

Toparlarsam, elinizde bildiğiniz dünya turuna ehil güzel bir tekne var, eksiksiz olmalı kaygısına takılmadan ama şüphesiz aklınıza yatacak optimum donanım ile bütün denizler sizindir.

Son olarak; "..limite yaklaşınca defoları çıkıyor işte, şeylerin de insanların da.." demiştiniz çok beğendim ama bir katkı olsun, limitlere yaklaşınca sadece defolar değil, cesaret, kuvvet ve başarılar da çıkar bence..

Hazırlık yorumlarınızı okumayı çok isteriz ama bundan daha çok da, hayalinizin gerçek olduğu seyir anılarınızı..

Selametle,
Selamlar, Özgür

*

    H. Ç.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #36 : Ağustos 21, 2024, 11:03:14 »
Cesur kararınızdan dolayı tebrik ederiz, bizim böyle bir hayalimiz yok ancak sizin gibi korsanların bu yolculuklarını takip etmek de hayli heyecan verici.
Yolunuz şimdiden açık olsun  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap


*

    S. K.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #37 : Kasım 18, 2024, 15:08:30 »
Eveett... Bir aydır kendime itiraf edemediğim bir gerçek ete kemiğe büründü; görünen o ki benim solo seyahatim en az bir yıl ertelendi gibi görünüyor maalesef...


Tekne batmadı, evdeki hesap çarşıda şaşmadı, bir hastalık çıkıp her şeyi alt-üst etmedi...


Benim bizim genel meslek ortamından farklı olarak oldukça stabil bir işim var; adliyeye yılda belki 2-3 defa giderim, icra müdürlüklerinin şu an bulunduğu binayı hiç bilmiyorum; bundan bir önceki binalarını da sadece önünden geçerken görüyordum... Zaten biraz da o sayede her yaz 3 ay ofisten uzakta teknede olabiliyorum... Son yıllarda adli süreçlerin elektronik ortama hızla entegre olabilmesi de buna yardımcı oldu tabi... Zaten en başta bu planı yapabilmemi de biraz bu şartlar sağlamıştı...


Ama işte her meslekte bazı bombalar olur; normal işinizin yanına 5-10 yılda bir falan bir şey çıkar ve onu yürütüp tamamladığınızda kendinizle veya eşiniz-çocuğunuzla ilgili kimi endişeler tamamen veya kısmen ortadan kalkıverir... Ben günlük işleri uzaktan yönetmeye ve yürütmeye zaten alıştım şu son 3 yılda ama bu defa ofis olarak bizim değil doğrudan benim yapmam gereken bu tip bir iş çıktı...


İki buçuk seçeneğim vardı... Ya kusura bakmayın ben önümüzdeki mayıstan sonra 18 ay yokum, işi uzaktan kontrol edeceğim ama duruşmalarınızı tespitlerinizi keşiflerinizi murafaalarınızı ofisteki arkadaşlarımız yürütecek, merak etmeyin hepsi çekirdekten bizim ofisten yetişme, onlar demek ben demek vs. vs. demek - ki bu durumda %150 ihtimalle biz bi düşünelim deyip gidecekler (çünkü görüşmelerde defalarca işi siz yapacaksınız değil mi? diye sordular)... ya da hallederim, koparırım, bitiririm diye tek ayak üzerinde bin tane yalan söyleyip işi almak ve geri dönülmez noktayı geçtikten sonra mayıs ayında ortadan yok olmak...  İkinci seçenek benim iş yapma tarzım değil; bugün de değil, geçmişte daha az tecrübeliyken de olmadı...  Birinci seçeneğe gitmek de bu iş özelinde kolay yapılabilecek türden bir şövalyelik değil; en azından benim için...


Geriye iki-buçuk'uncu seçenek kaldı; sözleşmeyi yapıp işi alıp, önümüzdeki 1,5 yılda en azından ilk safhasını tamamlamak; bu arada bu seçeneği buçuk yapan ihtimal olarak da karşı tarafın dürüst ve mesleki farkındalığı yüksek bir avukat bulmasını, vekilinin saçma sapan temelsiz vaatlerine (bkz yukarıdaki 2. seçenek) kanıp işi sonuna kadar götürmemesini, meslektaşımın en geç ocak ayı sonunda beni arayıp "üstat bunları nasıl anlaştırabiliriz diye masaya oturmayı teklif etmesini ummak...  İşte o olursa her iki taraf ve avukatları, yani herkes için tam bir win-win-win-win durumu olur; ben de kalan kısıtlı zamanda hazırlıklarımı hızlandırıp, bu defa maddi anlamda hiç mi hiç arkama bakmadan yine çıkabilirim yola... Yani bu biraz too good to be true ihtimal olduğu için ben yokmuş gibi davranıyorum, olursa sürpriz olsun...




Böyle işte...


Ama ben yine de planladığım bazı işleri başlattım... Önümüzdeki ay iş için ve sonra Ocak ayında maç için bir kere daha Hollanda'ya gideceğim... Şu an 1100€ gibi bir maliyeti olan (o hali bile %20 daha ucuz buradaki fiyattan) i70 display + direk tepesi zımbırtısı + 30 metre kablosu ve bir de kutulu çevirici cihaz paketini hem indirim dönemi kollayarak hem de tax-free şekilde 700'lü avrupa parasına alabilmeyi planlıyorum (o şekilde resmen yarı paraya geliyor)... 


part4engines sitesinden D1-30 için bir alışveriş listesi yaptım; şimdilik sadece raw-water service kit olan kısmını sipariş ettim. Bu paket 40£ muydu neydi... onun gelişinde herhangi bir problem yaşamazsam yakıt - yağ - kayış - dirsek hatta hava filtresi gibi diğer kitleri de sipariş edeceğim; tabi yine tutarlarına dikkat ederek parça parça geçeceğim... en sonunda her bir kitin ikişer tane yedeğini de sipariş geçeceğim yolda kullanmak üzere...


Bu konuda izlediğim videoların istisnasız hepsinde duyduğum tek bir kelime var: redundancy... fazlalık diye çevriliyor ama asıl anlamı ikame edilebilirlik veya genel anlamda yedeklilik mi demek lazım...


Uçaklarda mesela 3 tane altimetre var, biri yanlış data veriyorsa diğer ikisinden onun hatalı çalıştığını anlıyorsunuz gibi... veya iki tane radio-altimetre var ama onun yanına iki tane basınçla irtifa ölçen altimetre, bir de GPS konumuna ve harita bilgisine göre bulunduğun yüksekliği veren cihaz var.. Niye böyle bir manyaklık seviyesinde yedeklenmiş irtifa ölçümü?? çünkü irtifa bilgisi hayati bir konu...


Teknede de hayati olan şeyler var... Biri dümen, diğeri otopilot... Bu konuda ciddi bir eksiklik var bence hemen her teknede... Otopilot var, dümen simidi var, acil durum yekesi var...  eee? dip toplama bakınca bunların hepsi aynı dümen palasını çeviriyor?!? Pala bir gitti mi üç sistemin üçü de gitti... Haydi gittiniz o acil durum macunlarıyla spreylerle şişen köpüklerle falan dümen kovanını kapatıp suyu kesitiniz... Tekneyi nasıl kumanda edeceksiniz?


benim kıç platformun konumlanma şekli yüzünden sabit bir windvane monte etme imkanım yok... ama palasıyla birlikte bir acil durum yekesi yaptırabilir hatta bunun belki braketini belki de lazım olunca braketi oturtmak üzere bir yuva yaptırıp koyabilirim gibi geliyor... Daha ileri gidip, günlerce iptidai şartlarda dümen tutmaktan kurtaracak bir sistem düşünüyorum... Mesela pala gitti ama otopilot duruyor ve dümen simidini de döndürüyor-sa; o acil durum yekesi-palasını makaralarla dümene yönlendirip gerekli kalibrasyonu yaparak otopilotun dümeni döndürmesi, dümenin makarayı sarması, makara üzerindeki incelerin de yekeyi kontrol etmesi mümkün olmalı diye düşünüyorum. Bunun bir benzerini Sadun Boro'nun PY kitabında cenova iskotalarıyla yekeyi yönlendirme amaçlı bir çiziminden hatırlıyorum; aynı şekilde Başak Mireli'nin atlantik geçtiği teknedeki rüzgar dümeninin bağımsız bir yekesi yoktu da sanki rüzgar dümeni dolap dümeni çeviriyordu (o öyle miydi tam hatırlamıyorum ama dümenin üzerinde sarılı ipler vardı hatta sürekli kopup duruyordu). Benim kafamdaki onun tam tersini yapacak, yani dümen dolabı yekeyi çevirecek...


Tabi bu derde kaba-kuvvet (para-kuvvet diyelim ona) derman bulmak da mümkün, al bir st-2000 auto-tiller-pilot, tak yekeye dağlar inlesin... bu da bir çözüm...  bin euroluk dev kadro  Resimleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap  tabi böyle yapmaya bir başlayınca tekne öyle dolar ki daha rüzgarla yatmadan, marina içinde küpeşteler suya girer; bir denge bulmak lazım... ama dümen işi gerçekten hayati...


Bu şekilde bu kışı ve baharı "Mora'nın ötesine geçmiyor olsak da bir ara yapmak lazım" listesindeki işlerle geçirmeyi planlıyorum; sonrasında sonra bakacağız artık... 
*

    E. S.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #38 : Kasım 18, 2024, 15:45:03 »
Yedek dümen palası taşımak biraz fazla tedbirlilik gibi geldi. Bence acil durum yekesine bağlanabilecek bir st2000+ veya muadili daha efektif bir tedbir olacaktır. Bu arada tamamen dümensiz kalan bir teknede usturmaçalar, çapa ve uzunca bir halat ile yapılan ilkel dümen sistemleri var. Bunları incelemenizi tavsiye ederim.
*

    A. G.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #39 : Temmuz 16, 2025, 17:21:28 »
Çok zor geldi ama her bir mesajı baştan okudum. Rahat uyu aslan kaptan.
*

    G. Ö.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #40 : Temmuz 16, 2025, 22:15:40 »
Herhalde denize bir çoğumuzdan daha fazla sevdalıydı. İnsanların uzun yazmaktan sıkıldığı bir ortamda aklına gelenleri ve aklından geçenleri en ince detaylarına kadar sıkılmadan, üşenmeden paylaştı. Bunu da ancak sevdalı ve bu paylaşımlardan keyif alan biri yapabilirdi. Sonrasında ise planlarını ve hesaplarını hepimiz yine ayrıntılı şekilde okuduk. Okudukça da kendisini hatırlamaya devam edeceğiz ve paylaştıkları ile bizlerle yaşayacak.

İki sene önce Bozcaada'da yan yana bağlandığımızda teknesine gıptayla bakmıştım. Hemen her yerinde üzerinde düşünülmüş bir ayrıntı vardı. Irgatında sorun yaşıyordu, galiba bir mesajında da bundan bahsetmişti. Bağlıyken tamir ediyordu ama toplarken yine sorun yaşadı. Aklımda bunlar kalmış ama deniz, hayat ve mücadele de ırgat tamiri gibi galiba.

Sedat Kaptana rahmet, ailesine ve sevenlerine sabırlar dilerim.
*

    A. İ.

Ynt: Bir Hayal.... Bir Plan....
« Yanıtla #41 : Temmuz 17, 2025, 14:01:10 »
Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap

Bağlantıları görebilmek için üye olmalısınız. Üye Ol veya Giriş Yap
Sedat Kaptan biz 70 liğiz . sen bizi gömdün be yahu .

Atilla korsanım sizin yaşlarda böyle bir problem yok ama benim yaşıtlarım/akranlarım kelime anlamıyla dökülüyor, dökülüyoruz... Nedendir blimem, sigara-alkol kullanmayanlar da dahil hatta daha çok o gruptan gidiyor millet... O yüzden birkaç yıl önce kafamda 55 sonrası için belki diye yaptığım planı hem önceye çektim, hem de kesinleştirdim... 55'e varmak sandığım kadar garanti değilmiş, onu gördüm şu son 1-2 yılda...

Dramatik bir tespit. Ama doğru çıktı ):
Mekanı cennet olsun