Efenim tüm iyi dilekler için içtenlikle teşekkürler. Yapılan işe dair birilerinden güzel şeyler duymak, iyi dilekler duymak insanı cidden motive ediyor.
Cumartesi sabah 07:00 itibarı ile son iskele tarafın son kat zehirlisi ve sancak tarafın kuşağını boyamaya başladık Nükhetle. Ardından dümen bağlantılarını yaptım. Arada bir kahvaltı ettik, geldik ve lifte kaldırdık Yengeç'i. Felenklerin ve sehpaların yerlerine önce astar attık. Astar kuruyana kadar kıçtaki tamir ettiğim platformun sancak tiklerini yerine oturttum ki bayağı bir uğraştırdı. Ardından tahtaları olmayan ve halen tam bir sırat köprüsü gibi çalışan pasarellayı da monte ettiğimde neredeyse hazır gibiydik. 13:00'te Yengeç ağır ağır havuza ilerlemeye başladı.
Suyla buluşma her daim duygu fırtınası gibi bir şey benim için. Ama bu kez kendi teknem, hemen atladım, indim sintineye; kupkuru. Baş tarafa baktım, aynı, kupkuru. Bir tek kıç tarafta, değiştirdiğimiz bir parçanın üzerinden çok ama çok ince bir sızıntı var. Salmastrada sorun yok. Daha da ne olsun dedim, keyfim yerine geldi. O sızıntı da ahşap şiştikçe kesilir sonuçta...
Sıradaki challange küheylanı çalıştırmak. Separ filtreyi söktüğümden hava sorunum olacağı belli. Asıl endişem aküler. Sonuç; ikibuçuk saat süren bir uğraş. Separın giriş valfinden hava alıyormuş şerefsiz. Tabi bunu farkeden pes edip çağırdığım Aydın Usta oldu
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap Bu arada aküler bırak arızayı marşa bastıkça emrin olur abi dedi, başka bir şey demedi...
Telsizden marinaya kısa bir teşekkür ve ardından Bucak Denizi'ne doğru başladık süzülmeye. Sonunda denizdeyiz tekrar, şaka gibi, tam ikibuçuk ay sonra Yengeç tekrar ağır ağır ilerliyor Akdeniz'in sularında.
Bu arada rölantide 3,5-4 knot gibi çılgın bir hızla ilerliyoruz. Altımız temiz, tekne kupkuru, pervaneye bakarak tıraş olabilirsiniz. 1000 devire geldiğimde hızım 6-6,5 knot, masalsı
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap Sık sık makine dairesini ve sintineyi kontrol ederek başlıyorum Kaş Limanına doğru seyre. Yavaş yavaş devri arttırmaya başlıyorum. 1300 devire geldiğimde küheylan keyifle homurdanırken hızımız 7,5 knot; yürü be
Resimleri görebilmek için üye olmalısınız.
Üye Ol veya Giriş Yap 1500 devire geldiğimde tadım kaçıyor biraz. Alışık olmadığım bir ses geliyor, anlayamıyorum. 1000 devire düşüp canımı sıkmamaya çalışıyorum.
Kepez burnunu dönüp limana yaklaşırken tekrar deviri arttırıyorum ve tekrar dinlemeye başlıyorum. Titreşim eskiyle kıyaslanamaz ama bu ses nedir; emin olamıyorum bir türlü.
AKşamüstü ağır ağır giriyorum Kaş Limanı'na. Başlıyorum manevraya. Kıyıda halat alacak adam olunca tek başına olmak pek sıkıntı olmuyor. Yeni yerime bağlıyorum ağır ağır. Sonra öyle bir ohhh! çekiyorum ki...
Yengeç'i sağlama alır almaz bir duş alıp Final Fling'i kontrol edip fırlıyorum Antalya'ya doğru. Dün sabah da Antalya'dan İstanbul'a.
Cuma şenlik var Ortaköy'de. Sonra hemen dönüş ve kalan işlere gömülmece.
Şimdilik kısaca sevgili Mertcan'a -o olmadan olmazdı bu işler-, Bora'ya, Kalkanlı Mustafa ustaya -ayrıca yazacağım onu- ve Nükhet'e nasıl teşekkür edilebilir, bilemiyorum. Yaptıkları iş gerçekten öyle hatır için falan yapılacak iş değil.
İlk fırsatta uzun uzun yazacağım, bir ahşap tekneyle neden uğraşır insan, nasıl uğraşır, nelerle uğraşır...
Sevgiler hepinize.