Gezgin Korsan
Duyurular ve Organizasyonlar => Geziler, Yarışlar ve Diğer Etkinlikler => Konuyu başlatan: Bülent Kale - Ocak 07, 2023, 09:44:21
-
Gezgin Korsan' a kayıt olalı 14 yıla yakın bir zaman geçmiş, neredeyse başından beri buradayım. O zamanlar buraları dutluktu, Sivriada' dan camadan vurarak dönmek veya motorda impeler değişimi bile uzun uzun anlatılırdı. Ankaralı korsanlar olarak bizler, daha henüz Tavukçu restoranda toplanıp tanışmamıştık. HakanZ Maşallah' ı henüz yeni alıp yenilemeye başlamış, HakanE ise Folkboat teknesi ile haftasonu için heyecan yaşarken, forumda çıkıntılık yapanlara usulca kalibrasyon çekerlerdi. O günden bugüne, Gezgin Korsan'ın doğum yaptığı diğer mecralara, belki de yengeç burcunun sadakat özelliğinden dolayı hiç gidesim gelmedi.
Forumda yazılan gezi anılarını okumaktan hep keyif almış ve hep bende yazsam diye heveslenmişimdir. Marmara'da, Ege'de ve hatta Akdeniz'de birçok defa yelkenli ile deneyimlerim oldu ancak, ilk defa kendi teknemle denizde seyir ve benim için de bir ilk, K.deniz'de yaptığım geziyi, eğer ilginizi çekerse sizlerle, bu soğuk kış günlerinde paylaşmak isterim. Geçtiğimiz 2022 Ağustos ayı içinde olan bu gezi, tekneyi ilk defa Ankara dışına götürüp, denize indirmek, benim için baştan sona, çok hoş ve heyecan dolu bir serüven oldu.
(https://i.ibb.co/FhhLcLp/GK1.jpg) (https://ibb.co/FhhLcLp)
Ankara Mogan Gölünde yelken seyirlerinden..
-
Ankara' dan Zonguldak Alaplı' ya :
Niyetim, tekneyi çekerek römorkla Akçakoca' ya götürmek ve sonra orada kalıp etrafta çeşitli yelken gezileri yapmak üzere bir aylık bir tatil planlamıştım. Böylece teknenin denizde olan performansını görebilecek, buna göre daha sonrası için başka seyirler düşünecektim. Akçakoca' yı seçme sebebim ise Ankara'ya en yakın, otoyol üzerinden ulaşılabilecek bir nokta olmasıydı. Ayrıca orada tekneyi suya indirdikten sonra araba ve römorku bırakabileceğim bir arkadaşımız vardı. Fakat 1.4 cc dizel motorlu bir araba ile tekneyi oraya götürebileceğimden de pek emin değildim. Çekicilerden fiyat aldımsa da çok astronomik olması sebebiyle bunu kendim denemeye karar verdim. 8 Ağustos'ta tek başıma sabah yola çıktım. Önceleri rahat gittim, ancak daha sonra Gerede rampalarında motor iyice hararet yaptı. Zaman zaman 1. vitese kadar düşerek Düzce' ye vardım ve otoyoldan çıkarak Akçakoca yoluna, kuzeye döndüm. Bu arada dizel araçla römork çekmenin inceliklerini de pekiştirdim, şöyle ki motor devirini tutturup rampaya vurunca rahatça çıkılabiliniyor. Çünkü Düzce-Akçakoca arasındaki yokuşlar Gerede'den daha da beterdi. Akçakoca'ya varınca çok rahatladım, üzerimden bir yük kalkmış gibiydi. Arabanın baskı-balatası hala sağlam, çekişi de yerindeydi. Ancak orada başka bir sürprizle karşılaştım çünkü Akçakoca' da tekneyi indirmek için uygun bir rampa yoktu veya ben beğenmedim. Bunun üzerine önerilere kulak vererek, Ereğli'ye doğru daha doğuda 30 km. ilerideki Zonguldak Alaplı barınağındaki rampaların çok uygun olabileceği umuduyla oraya devam ettim. Alaplı' ya vardığımda ise müthiş bir yorgunluk ama bir o kadar da rahatlama içindeydim. Hem denize ulaşma yolculuğu tamamlanmış hem de çok geniş ve rahat rampalar bulmuştum.
(https://i.ibb.co/j3TKn9R/20220811-104526.jpg) (https://ibb.co/j3TKn9R)
Zonguldak Alaplı Limanı
(https://i.ibb.co/6Fn1dZJ/20220808-154928.jpg) (https://ibb.co/6Fn1dZJ)
Nihayet Alaplı Liman' ına Varış
-
Çok güzel bir haber bu Bülent Korsan, tekne daha denize bile inmeden içimizi ısıtmayı başardınız, yazınızın devamını dört gözle bekliyorum. 1w5ey8
-
Bülent Mogan gölüne indirdiğimiz küçük yelkenliyi ne yaptın?
-
Çok güzel... Merakla devamını bekliyorum. :)
-
Bülent Mogan gölüne indirdiğimiz küçük yelkenliyi ne yaptın?
O ilk teknemizdi, keyifle yelken yapmıştık. Şimdi Ankara' da oturduğum binanın kapalı otoparkında yeni sahibini bekliyor. Yeni sezonda satış için ilana koyacağım.
https://www.youtube.com/embed/H95jHEguw20
-
Alaplı'da 10 gün hazırlık:
İlk defa geldiğim bu şirin K.deniz kasabasında, barınak görevlisi (onlar buraya Alaplı limanı diyorlar) bana tekneyi hazırlayarak donatıp buradan en kısa zamanda gitme konusunda izin verdi. Çünkü uzun süreli barınma-bağlanma, ancak kooperatife üye olma şartı ile gerçekleşiyormuş. Teknenin altını hazırlayarak zehirli boya işine giriştim. Sonraki günlerde de direğin yerine dikilip armanın donatılması işini aşağıdaki fotoğrafta görülen tanıştığım genç dostlarımla birlikte ve onların yardımı ile tamamladım. Barınaktakilerin hemen hepsi balıkçı teknesiydi ve benden başka yelkenli tekne yoktu. Sonrasında, uygun rampa derinliği olan yeri seçerek, tekneyi sorunsuzca araba ile, önden trifor takviyeli olarak suya indirdim. Suya indirdikten sonra, römorku teknenin altından çekmeden akşama kadar bekleyip, ara ara teknenin içine girerek su yapıp yapmadığını kontrol ettim. Ancak tekneyi indirmeden önce, ileride köşede aportta bekleyen bir kamyon üstü vinç vardı ve koşarak benim yanıma gelerek tek başıma römorkla denize tekne indirmemin çok riskli olacağını burada herkesin bunu vinç kiralayarak yaptığını söyledi. Aksi takdirde, tekneyi düşürürsem çok daha büyük hasarlar olacağını söyleyerek beni korkutmaya çalıştı. (Seviyorum bu tür yurdum insanlarını ve fırsatçılıklarını, çünkü eleştirmek bir işe yaramıyor..). Akçakoca'dan arkadaşım Soner geldi, boş römorkla arabayı ona teslim ettim, götürdü.
(https://i.ibb.co/5cFDSHz/20220810-174924.jpg) (https://ibb.co/5cFDSHz)
Akşama kadar su testi için tedirgin bekleyiş
Ankara'dan ayrılmadan önce, şu 3 harfli marketlerin birinden katlanır elektrikli bisiklet satın alıp onu da yanımda getirdim ve çok iyi bir iş yapmışım. Çünkü Alaplı barınağı kasabadan 4-5 kilometre uzakta gidip gelmek için çok iyi oldu.
Buraya gelip bağlanmak isteyenler olursa, hemen belirtmek isterim ki; girişi eğer mendirek duvarına adeta sürtünerek yapmazsanız sığlığa oturmak garantili.
Bu arada Karadeniz'de birkaç gün hava bozunca ben de elektrikli bisikletime atlayıp 15 km. ilerideki Ereğli Liman başkanlığına gittim. Amacım tekneye mavi kart almaktı. Ancak hiç kimsenin mavi karttan bilgisi olmadığını hayretler içinde görünce, Liman başkanı Ali Bey'in odasına kadar çıktım. Ancak o da tam ne diyeceğini bilemeyip etraftan soruşturdu ve sonunda bana Karadeniz' de seyir için böyle bir belgeye ihtiyacım olmadığını söyledi.
Ereğli'de Liman başkanlığından çıkınca solda çok ilginç ve heybetli bir çınar ağacı dikkatimi çekti. Milli mücadelede Anadolu'ya silah ve cephane taşıyan Alemdar gemisi, gece İngiliz ve Fransız gemilerinden kaçarak buraya sığınmış. Etrafı çevirilerek korumaya alınmış çınar ağacı için önünde bir açıklayıcı bilgi plaketi vardı.
(https://i.ibb.co/JrfJ7Kr/GK4.jpg) (https://ibb.co/JrfJ7Kr)
Daha sonra Alemdar müzesine gittim.
Barınakta hummalı bir hazırlık var çünkü palamut sezonu başlıyor. Herkes birbiriyle dayanışma içinde, zaten tanıştığım herkesle hemen samimi oluyordum. Tekne için bana yardım eden genç çocukların babaları akşamları geliyor sonra hep birlikte yemek yiyip bir şeyler içiyoruz. Ancak bir gece içerken hepsi biraz kantarın topuzunu kaçırdı, benden arabaları ile onları şehre bırakmamı istediler çünkü ben sadece bir kadeh bir şey içmiştim. Ama asıl sebep Alaplı'nın girişinde hemen her gece trafik denetimleri olmasıydı. Onları trafik noktasının ötesine geçirip bıraktım (ama elbette bu arada arabayı durdurup bana alkolmetreyi üflettiler) sonra da arabayı onlar kullanarak devam ettiler ben de arabanın içine koyduğum katlanır bisikletle geriye tekneye dönerken beni kontrol noktasında bulunan trafik polisleri tanıyıp fark etti ve durdurup, "az önce sana alkol testi yapmıştık arabaya ne oldu" diye sorguladılar.
(https://i.ibb.co/3m5VyGK/20220810-191334.jpg) (https://ibb.co/3m5VyGK)
-
Fetih çınarı diye geçer onlar,kdz.eregli sahilinde 8/10 tane filan var...Vinç olayının fırsatcılık yada kurnazlık olarak düşünmüyorum...kdz,eregli limanında neler gördüm🙂..zehirli üstüne elyaf yapıştıranlarmı,yagmurda meges çekip k.plak çakanlarmı(!) 🙂Yanılıpta böyle olmaz dedigimde," bizden iyi mi bilecen" deyip 'fırçalandıgım🙂...eşten dolayı kdz.eregliliyim..gerek alaplı,gerek etegli modern ilçelerdir,halkı iyidir yabancılık çekmezsiniz...alaplı,reregli arası kışla sanayi sitesi var,"kurubacak" diye bir firma var denizcilik malzemeleri bulunuyor ( gerek olursa) sanayidede ufak,tefek işlerini yaptırabilirsin...öyle tekne deyince fiyatlar ikiye,üçe katlanmıyor.🙂
-
Ankara' dan Zonguldak Alaplı' ya :
Niyetim, tekneyi çekerek römorkla Akçakoca' ya götürmek ve sonra orada kalıp etrafta çeşitli yelken gezileri yapmak üzere bir aylık bir tatil planlamıştım. Böylece teknenin denizde olan performansını görebilecek, buna göre daha sonrası için başka seyirler düşünecektim. Akçakoca' yı seçme sebebim ise Ankara'ya en yakın, otoyol üzerinden ulaşılabilecek bir nokta olmasıydı. Ayrıca orada tekneyi suya indirdikten sonra araba ve römorku bırakabileceğim bir arkadaşımız vardı. Fakat 1.4 cc dizel motorlu bir araba ile tekneyi oraya götürebileceğimden de pek emin değildim. Çekicilerden fiyat aldımsa da çok astronomik olması sebebiyle bunu kendim denemeye karar verdim. 8 Ağustos'ta tek başıma sabah yola çıktım. Önceleri rahat gittim, ancak daha sonra Gerede rampalarında motor iyice hararet yaptı. Zaman zaman 1. vitese kadar düşerek Düzce' ye vardım ve otoyoldan çıkarak Akçakoca yoluna, kuzeye döndüm. Bu arada dizel araçla römork çekmenin inceliklerini de pekiştirdim, şöyle ki motor devirini tutturup rampaya vurunca rahatça çıkılabiliniyor. Çünkü Düzce-Akçakoca arasındaki yokuşlar Gerede'den daha da beterdi. Akçakoca'ya varınca çok rahatladım, üzerimden bir yük kalkmış gibiydi. Arabanın baskı-balatası hala sağlam, çekişi de yerindeydi. Ancak orada başka bir sürprizle karşılaştım çünkü Akçakoca' da tekneyi indirmek için uygun bir rampa yoktu veya ben beğenmedim. Bunun üzerine önerilere kulak vererek, Ereğli'ye doğru daha doğuda 30 km. ilerideki Zonguldak Alaplı barınağındaki rampaların çok uygun olabileceği umuduyla oraya devam ettim. Alaplı' ya vardığımda ise müthiş bir yorgunluk ama bir o kadar da rahatlama içindeydim. Hem denize ulaşma yolculuğu tamamlanmış hem de çok geniş ve rahat rampalar bulmuştum.
(https://i.ibb.co/j3TKn9R/20220811-104526.jpg) (https://ibb.co/j3TKn9R)
Zonguldak Alaplı Limanı
(https://i.ibb.co/6Fn1dZJ/20220808-154928.jpg) (https://ibb.co/6Fn1dZJ)
Nihayet Alaplı Liman' ına Varış
hararetin temel sebebi psa motorlarının yüksek hararetli çalışması , peugeotlardaki ibrede hararet 90 dan sonra ki 2. çizgi 100 oluyor , citroenlerde bilmiyorum.marmaris rampasını çıkarken ve yüksek rakımlardayken hararet benim peugeotta yükseliyor , özellikle 1.4 lerde oluyor sebeplerinden biri intercooler yok
-
eşten dolayı kdz.eregliliyim..gerek alaplı,gerek etegli modern ilçelerdir,halkı iyidir yabancılık çekmezsiniz...
Evet çok doğru, bizzat isim vererek örnek vermek istiyorum. Rıhtımda Mustafa Abi ile tanıştık, Hemen ertesi gün bahçesinden taze domates, biber toplayıp tekneye getirdi. Alaplı' dan ayrılırken gelip bizi uğurlayarak rıhtımdan el salladı. Ayrıca, telefonunu verdi (05389621937), dostlarınız bu tarafa gelirse, yardımcı olalım, arasınlar misafirimiz olsunlar dedi. Servet Korsan, madem oralısın, bir ara belki uğrayıp selam ve teşekkürlerimizi iletirsin.
(https://i.ibb.co/56MdKdS/20220817-091821.jpg) (https://ibb.co/56MdKdS)
-
Alaplı-Akçakoca
Akçakoca'ya yalnız olarak seyre çıkacakken Ankara'dan kızım Başak' ta gelip katıldı. Böylece iki kişi Akçakoca'ya doğru öğle civarı (çünkü Poyraz bu saatte esmeye başlıyordu) yola çıktık.
(https://i.ibb.co/ZKnGG0q/Screenshot-2023-01-09-10-38-33-632-com-google-android-apps-docs.jpg) (https://ibb.co/ZKnGG0q)
Rüzgar kolayımıza 10-12 poyraz esiyor, bir o kadar tedirgin ve heyecan içindeyim, acaba nasıl olacak, nasıl gideceğiz ? Tekne yürüyecek mi ? ful arma sorunsuz çalışacak mı ? Tekne ilk defa denizde, performansı vs. ?? Zaten bu "En iyi tekne arkadaşımın teknesi" sözü, tekne sahibi olmayanlar tarafından değil de tekne sahipleri tarafından söylenmiş olmalı, bu kadar endişelendikleri için..
Ana yelken ve motorla çıktığımız Alaplı' dan hemen ileride flok ve trinketi de açıyor, motoru kapatıyorum. Ful arma, rota batıya doğru 245, 15 deniz mili. Nefis, harika bir apaz seyri, teknenin suda duruşu son derece dengeli. Tekne kısa zamanda 4,5 kn. hızı yakalıyor, deplasmanlı bir tekne olduğu için zaten formüle göre maksimum hız 5,5 kn. (v=√18x1.34) keyfimize diyecek yok.
(https://i.ibb.co/826Pt3W/20220817-103920.jpg) (https://ibb.co/826Pt3W)
Alaplı arkada..
Gezgin Korsan' dan tanıştığım Atilla Abi' nin Esperanza teknesinde sohbet ederken bana, "hayat dört ile dört buçuk arasında yaşanır, ya dört dörtlük ya da dört buçuk atarak" demişti, ama yanılmış, şimdi ben Navionics ekranında dört buçuk knot hızı görünce, keyfim tavan yapıyor.
Yolda giderken sancak kıç omuzlukta ve yaklaşık 4-5 mil açıkta Sahil Güvenlik Botunu görüyoruz. Bir süre çapraz olarak bizimle birlikte, bizim hızımıza düşerek paralel seyir yapıyoruz, belli ki dürbünle teknenin kıçında yazılı künyeyi okumaya çalışıyor. Vhf' den beni anons ettiğini "kimsin, necisin, nereye gidiyorsun ? "diye sorduğunu tahmin ediyorum, ama ben de telsiz yok, daha sonra hızını arttırarak yoluna devam ediyor. Saat 15-16:00 arası Akçakoca limanına giriş yapıyor ve hemen soldaki rıhtıma bağlanıyoruz.
(https://i.ibb.co/rHvFrzW/20220817-163746.jpg) (https://ibb.co/rHvFrzW)
Ama yelken seyrinin tadı damağımda kalıyor. Planım Akçakoca'da kalmak, burasının koylarını gezmek, Eylül başında ise Ankara'ya dönmek. Ama Karadeniz beni dürtüp rahat bırakmıyor, "gel bana, durma yola devam et" diye kulağıma fısıldadığını duyuyorum, benim de "kim tutar beni be.. İstanbul'a kadar gider miyim acaba" diye içimden haykırasım geliyor.
Rıhtımda bağlı başka bir yelkenli tekne var ama direği devrik durumda. İsmail bey ve oğlu Batuhan, sıcakkanlı yardımsever insanlar, bizi birşeyler içmeye davet ediyorlar, biz de daha sonra direğin dikilmesine yardımcı oluyoruz.
Akçakoca'nın plajlarında keyif yapıyor, bol bol yüzüyoruz. Geceleri rıhtımda teknede, bebekler gibi uyuyoruz.
-
Akçakoca-Melenağzı-Karasu
İçimdeki sese kulak verip, Karadeniz'in beni yola devam davetine, uyarak muhteşem plajları olan Karasu'ya doğru yola çıkıyoruz. Karasu'da Sakarya nehri Karadeniz'e dökülüyor. Sakarya nehri'nin ağzında çok hoş restoranlar ve çay bahçeleri var. Buraya Yenimahalle deniliyor. Burası da tıpkı Melenağzı gibi doğal bir barınak. Ancak Akçakoca'dan Sakarya nehri girişi, 27 mil civarı, sanırım bizim için biraz fazla. O sebeple yolda 7,5 mil uzaklıktaki Melenağzı' na gidip bir gece orada kalmayı hedefliyoruz. Hava yine yelkene uygun, rahatça 2 buçuk saat gibi bir sürede Melen ağzındaki yerimize ulaşıyoruz. Şirin, ufak ve sessiz bir yer, balıkçı tekneleri için uygun bir doğal barınak. Fakat etrafta çok sivrisinek var, uzun süre burada kalınmaz.
(https://i.ibb.co/NYnLCQ9/20220819-191852.jpg) (https://ibb.co/NYnLCQ9)
Melek'in ağzında bağlandığımız iskele
Ertesi gün Karasu' ya doğru yola devam. Deniz pırıl pırıl ama ortalık denizanasından geçilmiyor, neredeyse hepsi birer futbol topu büyüklüğünde. Ortalama 4 knot hızla, apaz yelken seyri yaparak kilometrelerce uzunluktaki doğal Karasu plajlarını geçiyoruz. Yolun sonuna doğru, Karasu limanı beliriyor, burası tamamen ticari deniz ro-ro taşımacılığı için düşünülmüş, tekneler içeriye alınmıyor.
(https://i.ibb.co/YZ0rKt5/Screenshot-2023-01-10-03-40-33-052-com-google-android-youtube.jpg) (https://ibb.co/YZ0rKt5)
Karasu Limanını bordalıyoruz..
Limanın önüne gelince burada alargada demirli gemilerin arasından geçip 1 mil ileride Sakarya nehrinin girişine devam ediyoruz. Nehir ağzına gelince yelkenleri mayna edip motoru çalıştırıyoruz. Nehrin içine girip, sol kenardan şaşkın şaşkın bağlanacak yer bakınarak motora yarım yol gaz veriyorum. Ali kaptan bize, çay bahçelerinin birinden bağırarak, bağlanacağımız bir yer gösteriyor ve sonra da koşarak gelip halatlarımızı alıyor.
Yeme içme konusunda bütün mekanları deniyoruz ama en güzeli olarak, nehir girişindeki yer olan Ahmet Şefin restoranına çok alışıyoruz. Deniz kum plaj keyiflerine devam. Plajlara gidip gelmek, tekneye mazot almak gibi işleri elektrikli bisikletle yapıyoruz, hem de 2 kişi olarak. Arkasına yumuşak oturma selesi ve ayaklık koymuşlar. Her akşam bisiklet batarya şarjı Ahmet şef'in restoranında.
(https://i.ibb.co/SmSRx5m/IMG-20220821-173032.jpg) (https://ibb.co/SmSRx5m)
Ahmet Şef'in restoranından Sakarya nehri'nin Karadeniz'le buluştuğu yere bakış
Ancak bir gece, tekneye yatmak için giderken, karanlıkta cep telefonunun ışığından faydalanmak isterken cup diye telefon Sakarya nehrine düşüyor. Gecenin karanlığında ne yapacağımı bilemez haldeyim. Telefonun ışığı nehrin dibinde hala açık, ben de hemen üstümü çıkarıp suya dalıyorum ve telefonu alıyorum. Telefon, çıkarıp biraz çalıştıktan sonra tamamen kapanıyor, yapacak bir şey yok. Ancak iyice kuruladıktan sonra pirinç paketinin içine atıyorum, belki kurtarırız diye. Fakat böyle bir gezide telefonsuz kalmak çok önemli bir kayıp, en önemlisi navigasyon için navionics ve hava durumu için windy. Ertesi gün ise pazar, şimdi ben nereden telefon bulurum diye düşünürken sabah erkenden Karasu merkeze gidiyoruz, 15 km. bisikletle. Sonunda açık bir yer bulup yeni bir telefon alıyorum, günün geri kalanını ise yeni telefona gerekli programları yükleyip normal hayata dönmeye çalışarak geçiriyoruz.
Yeterince Karasu' da kaldığımızı düşünerek bir sonraki rota Kefken olabilir mi diye, hava durumunu ve mesafeyi inceliyorum. 40 milin üzerinde bir yol, git git bitmez, gözümde büyüyor.
-
Ereğli Liman başkanlığına gittim. Amacım tekneye mavi kart almaktı. Ancak hiç kimsenin mavi karttan bilgisi olmadığını hayretler içinde görünce, Liman başkanı Ali Bey'in odasına kadar çıktım. Ancak o da tam ne diyeceğini bilemeyip etraftan soruşturdu ve sonunda bana Karadeniz' de seyir için böyle bir belgeye ihtiyacım olmadığını söyledi.
Aynı ülkenin farklı bölgelerinde kanunların bu derece farklı uygulanması inanılır gibi değil, bütün garezleri Ege'ye mi?
Anadolu'nun batısında Astronomik cezalar, Atık alım İstasyonlarından istenen fahiş ücretler, seyirde hatta marina içinde devamlı yapılan kontroller, denetimler...
Anadolu'nun kuzeyinde Liman başkanının bile konuyla alakası yok. Pess >:(
-
Ereğli Liman başkanlığına gittim. Amacım tekneye mavi kart almaktı. Ancak hiç kimsenin mavi karttan bilgisi olmadığını hayretler içinde görünce, Liman başkanı Ali Bey'in odasına kadar çıktım. Ancak o da tam ne diyeceğini bilemeyip etraftan soruşturdu ve sonunda bana Karadeniz' de seyir için böyle bir belgeye ihtiyacım olmadığını söyledi.
Aynı ülkenin farklı bölgelerinde kanunların bu derece farklı uygulanması inanılır gibi değil, bütün garezleri Ege'ye mi?
Anadolu'nun batısında Astronomik cezalar, Atık alım İstasyonlarından istenen fahiş ücretler, seyirde hatta marina içinde devamlı yapılan kontroller, denetimler...
Anadolu'nun kuzeyinde Liman başkanının bile konuyla alakası yok. Pess >:(
Karadenizde ruhsatlı balıkçı tekneleri dışında,8 metreden büyük çok özel tekne ve yelkenli göremezsiniz...Anadolunun kozmopolit olmayan ilçe ve beldelerinde..Devletin ve o bölgelerdeki memurların evel eski yazılı olmayan bir "kanunu" vardır..Yerel halka kanunları uygulama konusunda çok sert yaptırım,ceza vb uygulamazlar ( covid yasaklarında da böyle oldu)..Kestiginde yerel bir politikacı vbg arar,o memurun 'başını' agrıtır...O yüzden uyarmakla geçiştirirler...dogrumu? Degil tabiki yasa varsa herkese eşit uygulanır..Ama yazdıklarımda bir durum tespitidir....Birde çalışanlar kendi mevzutlarına pek hakim degiller..Yazmıştım yine bu bölgede başka bir limanda 5 yıllık vizemi günü geçmeden yenilemek için gittigim liman başkanlıgında,memur vergisini yatır diye vergi dairesine yönlendirmeye kalktı beni..oysa vergiler kalkalı 3/4 yıl oldu sanırım..
-
İşte sırf bu yüzden Anadolunun herhangi bir yerinden geçerken yoldan geçen tavuklara bile dikkat ederim. eğer bir vukuata dahil olursan haklı bile olsan hiç şansın yoktur. Mülki amir ve memurlar adammın ya komşusudur ya da kahvede pişpirik arkadaşıdır.
-
Karasu-Kefken
Yola çıkmak için rotayı ve Kefken'i incelediğimde oraların da harika yerler olduğunu fark ediyor, Karadeniz'in ve Kefken' in beni tekrar mıknatıs gibi çektiğini hissedip yola çıkıyoruz. Kısa bir motor seyrinden sonra yine sessizlik, poyrazın içinde sancak kontra, adeta bir kuğu gibi süzülmeye başlıyoruz. Rüzgar 12-15' lerde esiyor, daha ne isteyelim, kahveler, çaylar, öğle yemeği derken kesintisiz yelken seyri, dönüşümlü olarak dümen tutuyoruz. İlk defa gördüğümüz bu doyumsuz güzellikteki Karadeniz kıyılarını seyrederek geçen saatlerin sonunda, Kefken adası görünüp iyice ortaya çıkıyor. Liseden tarih öğretmenimin söylediği "uzun yolculuklar veya yapılması gereken büyük işler, eğer niyet edilip başlanırsa bir gün mutlaka biter" sözü kulaklarımda. Kefken adasına doğru kuzeybatı giderken, adanın önünden 90 dereceye yakın güneybatıya doğru bir dönüş var. Burada rotayı navionics' ten kontrol ederken' ten bol bol yüzeyin hemen altında kayalıklar olduğunu fark ediyorum, aman dikkat.. Yanlarından geçerken de pırıl pırıl denizin altında sivri sivri kayalar uzaktan görünüyor, Sancak tarafından adaya iyice yaslanıp geçmek gerekiyor, teknenin altını cart diye sürtüp su almaya başlamak da var, pür dikkat motor+yelken gidiyoruz. Kefken adasında bir mendirek ve sığınak yapmışlar. Zorlu kış koşullarında buradaki balıkçılar için eminim ki çok işe yarıyordur.
Adayı döndükten sonra motoru kapatıp pupa seyrine geçiyoruz, fakat o da ne.. amanın az daha kafa gidiyordu.. aniden istemsiz bir kavança yiyoruz, son anda kafayı kurtarıp bumba sancağa geçiyor. Bumba freni, forumda hep yazılırdı önemli, bunu halletmem lazım.
Kovanağzı plajının önünden geçip, denize girenleri yelken seyriyle selamlayarak Kefken limanına giriyoruz. Girişte sağ tarafta boş rıhtıma bağlanıyoruz, ama birazdan tur teknesi gelecek diye bizim geriye gitmemizi isteyip uyarıyorlar.
(https://i.ibb.co/6JfPxML/IMG-20220823-194725.jpg) (https://ibb.co/6JfPxML) (https://ru.imgbb.com/)
Kefken limanı, teknemiz Osmanlı'dan kalma tarihi mermer babaya bağlandı..
Karadeniz suyu pırıl pırıl, Kerpe, Kumcağız, Kapri plajları, Midye koyu, Pembe Kayalar çok güzel, kesinlikle görülmesi gereken yerler.
Birazdan tur teknesi geliyor, o da bağlanıp, müşterilerini indiriyor. Kaptanları ile tanışıyoruz, herhangi bir şeye ihtiyacımız var mı diye soruyorlar, yardımlaşma müthiş.
Elektrikli bisiklete atlayıp bol bol çevreyi geziyoruz, yokuşlarda elbette inip yürümek zorunlu.
Bir gün akşama doğru tekneye geldiğimizde, tur teknesinin kaptanı "sizi acele oradan içerideki balıkçı teknelerinin arasına alalım, hava bu gece kötü bozacak" diyor. Rıhtımdaki güzel yerimizden isteksizce ayrılıyoruz ama gerçekten gece gerekli olduğunu görüyoruz.
Kefken'de geçirdiğimiz güzel günlerden sonra, ayrılmayı planlarken tur teknesinin sahibi Ali Kaptan, beklememizi kendilerinin bile dalgalı denizden dolayı, müşteri olduğu halde tura çıkamadıklarını söylüyor.
-
Çok güzel paylaşım :) Ne güzel anlatmışsınız.. Benim için yepyeni bir sürü bilgi de var. Gidip görmeye özendim oraları. Bağlanma ücretleri hakkında hiçbir şey yazmamışsınız. Bu konuda bilgi de verirseniz komple kılavuz olacak 1w5ey8
-
Çok güzeldi, teşekkürler Bülent Korsanım.
-
Çok güzel paylaşım :) Ne güzel anlatmışsınız. Bağlanma ücretleri hakkında hiçbir şey yazmamışsınız 1w5ey8
Beğenmenize sevindim Nur korsan. Hiç bağlama ücreti ödemedik, çünkü hiç kimse de sormadı.. ⛵
-
Kefken-Ağva
Kefken'de bir gün daha bekledikten sonra, hava durumunu ve deniz'in son halini soruşturup Ağva'ya yola çıkmaya karar veriyoruz. 18 mil yol, ancak rüzgar tam kafadan yani batıdan esiyor. Yola çıkıyoruz çıkmasına ama, işin kolay olmayacağını hemen hissediyorum. Zorunlu motor seyri, hız ancak 3-3.5 knot. Rüzgar değil ama dalgalar oldukça rahatsız edici. İkimiz de can yeleklerini giyiyoruz. Birkaç mil yol aldıktan sonra, dalgalar gitgide daha çok büyüyor en az 1-1,5 metre yükselip alçalıyoruz. Tam bir, sallan yuvarlan, "Rock'n Roll" durumları yani. İçeriden şangır şungur sesler, kırılan bardak v.s belli ki yola çıkmadan önce içerisini iyice neta etmemişiz. Başak kendini kötü hissediyor, deniz tutuyor. Önce içeri gidip yatmak istese de orası daha kötü, onu havuzlukta yatırıp uyutuyorum. O anda, Karadeniz'in kulağıma fısıldadığını hissediyorum, "sana biraz yüz verdik, kendini hemen havalara soktun, dikkatli ol fiyakanı bozarım senin.." ben zaten dikkatliyim, zaten amacım sert havada tekneyi denizde denemek değil miydi.. Aslında bundan çok daha sert havalarda seyir tecrübem olmuştu, ama bu kendi teknemde, insan biraz farklı hissediyor. Diğer taraftan teknenin altında omurga boyunca 550 kg kurşun safra bulunması ve karınlı bir BCC tasarımı olmasının tekneyi oldukça güvenli yaptığını görüyorum. Ayrıca öndeki flok yelkeni açarak tekne başı daha rahat etmeye ve daha iyi yol yapmaya başlıyor. Bir süre sonra, Ağva'ya gitme planını erteliyor, B planı olarak 11 mil ilerideki Bağırganlı (Barganlı veya Barkanlı olarak da söyleniyor) barınağına girmeye karar veriyorum. Barınak içerisi sütliman, burası balıkçı teknelerinin tamir ve bakımı için oldukça büyük bir çekek yeri.
(https://i.ibb.co/hfTsvXd/IMG-20220826-141745-1.jpg) (https://ibb.co/hfTsvXd)
Bağırganlı rıhtımında bir gece kalıyoruz
Windy, ertesi gün için daha iyi rapor veriyor. Ağva yolculuğunda, düne göre yine benzer dalga var ama daha az rahatsız edici. Fazla zorlanmadan Ağva'ya varıp nehir'den içeri giriyoruz ve sağda parkın önündeki rıhtıma bağlanıyoruz. Ağva, Göksu ve Yeşilçay derelerinin ortasında bir sahil kasabası. Çok açız, gecikmiş ama güzel bir öğle yemeği yedikten sonra, teknenin yanında Ağva'nın yerlisi Suat bey ile tanışıyoruz. Gezi boyunca tanıştığımız herkesin ilk başta sorduğu soruyu, o da "nereden geldiğimizi" soruyor. Ben de inadına her seferinde "Ankara'dan geliyoruz" deyince, aramızda tuhaf bir bakışma oluyor. Bize bağlandığımız yerin çok uygun olmayacağını hava sertlerse tekneyi rıhtıma çok vuracağını söylüyor. Bunun üzerine Kefken'den Ali kaptan'ın arkadaşı Şefik Kaptan' ı arayıp buluyoruz, Ağva kooperatifte görevli, tur teknesi işletiyor, bize iç kısımda Ağva Yeşilçay deresi üzerinde yeri olduğunu, oraya bağlanabileceğimizi söylüyor. Hemen onu da tekneye alıp bizi oraya götürüyor. Eski bakımsız bir yer ama, kapısı kilidi var, bizim için adeta bir "yalı". Merkeze biraz uzak, ünlü Ağva Aşıklar yolu üzerinde.
https://www.youtube.com/embed/xCeCRCQeD58
Şefik kaptan'ın yalısına giderken.
Ağva'yı çok beğeniyoruz, muhteşem ötesi bir yer, doğa özenle yaratmış sanki. Tekne devamlı "yalı" nın önünde bağlı kalıyor ve biz etrafta ve plajlarda elektrikli bisikletimizle, etrafta yokuş olmadığı için rahatça dolaşıyoruz. Plaj şemsiyemizi Suat bey veriyor ve ertesi gün için bizi kendi teknesinde çıkacağı palamut çapari' ye davet ediyor. Hep merak ettiğim palamut çapari avını yaşayarak görüyoruz, 2 saat içinde 16 tane palamut tutuyoruz.
(https://i.ibb.co/nBDF8MF/Screenshot-2023-01-12-08-29-33-812-com-google-android-youtube.jpg) (https://ibb.co/nBDF8MF)
Kıyıdan 8 mil açıkta palamut çapari avı
Ağva' da günlerimiz son derece keyifli geçerken, bir sabah teknede uyandığımızda, Başak kendini kötü hissediyor, soğuk algınlığı, hapşırık tıksırık, burun akıntısı. Ancak akşama doğru ben de benzer duruma geliyorum. Ertesi sabah kalktığımızda kendimizi daha da kötü hissedince, mecburen gezimiz buraya kadarmış diyerek dönüş kararını veriyorum. İstanbul'dan bizi ziyarete gelen arkadaşımız Okan' ın arabası ile Akçakoca'ya gidip araba ve römorku getiriyoruz. Tekne ile geçtiğimiz yerleri bu kez bir de arabayla geçmek değişik bir duygu oluyor. Yeşilçay deresinin dip kısmında, bir çekek yeri var. Ertesi gün sabah, oradan tekneyi tekrar römorka alıyoruz.
(https://i.ibb.co/54t60Yp/IMG-20220831-140043-157.jpg) (https://ibb.co/54t60Yp)
Tekne römork'ta, Ankara'ya dönüş yolculuğuna çıkmak üzere hazır.
Önce tekneyi, römorkla Ağva' da, bir park yerinde bıraksam, belki gelecek sezon kaldığım yerden devam ederim diye düşünüyorum, ancak çevredekilerin de fikrini aldıktan sonra Ankara'ya götürmeye karar veriyorum. Halbuki ben ne güzel planlar yapmış, hedef büyütmüştüm. Ağva'dan sonra Şile-Riva deresi ve Rumeli Hisarı, sonrasında ise alkışlar arasında İstanbul boğazına kuzeyden girip boğazı geçmek, Üsküdar-Fenerbahçe' yi bordaladıktan sonra, oralardan bir yerden tekneyi römorka alarak Ankara'ya dönmek.
Kendimi borsada, elindeki kağıdın iki katı gideceğinden emin beklerken, birden satmak zorunda kalan bir oyuncu gibi hissediyorum.
O gün yola çıktıktan sonra, İzmit yakınlarında otoyola girip, rahat ama uzun bir yolculuk yapıyoruz. Ama bu kez Bolu Dağı yokuşunu, Gerede Cankurtaran rampalarını daha rahat ve tecrübeli olarak çıkıp, gece geç saatlerde Ankara'ya ulaşıyoruz. Gelecek sezon tekneyi aynı yoldan gelip, bu defa İzmit Körfezi civarında, Değirmendere, Karamürsel gibi bir yerden denize indirip Güney Marmara'yı gezmeyi kafamda planlıyorum.
Gezimizin hikayesini okuyarak, anılarımıza ortak olan Gezgin Korsan dostlarımıza teşekkür ediyorum.
SON
-
Bülent korsan; ne gerek vardı kocaman SON yazmanıza... Ha devam ha devam diye okurken kalbimizi kırdınız...
Winston Chirchill'in sözü geldi aklıma.. Sanırım o tam tersini söylemişti ama sizin için uygun hali bu bence:
This is not the end, nor the begginning of the end, but the end of the begginning... (hope so :) )
-
but the end of the begginning...
Kesinlikle katılıyorum, doğru tespit. ;) 1w5ey8