Gezgin Korsan - gezginkorsan.org

  •  Önemli Linkler

Temuçin Tüzecan 'Gizli örgüt kurduğumuzu itiraf ediyorum'
(Hürriyet 04.08.2007)
Denizin kuralları var. Saygı duyacaksın ona önce. Sonra davranmayı bileceksin; deniz zaman zaman külhanbeyi olur, zaman zaman da nazlı bir afet. Eğer gerektiği gibi davranır ve saygıda kusur etmezsen, deniz, tadından yenmez bir özgür alan bırakır insana. Çekici yönü de budur zaten.

Yelkenli tekne ile denize çıkmak, hele bu sıcak havalarda, büyük keyiftir. Bu yıl, Piraye’nin doğumu nedeniyle, büyük kızım Ütay’ın tekneyle denize çıkma dayatmalarına direnmek zorunda kalıyorum. Olsun, deniz orada, ben de buradayım; yakında buluşuruz.

Ama sürekli buluşanlar var denizde; hafta içinde internet üzerinden yazışıp, hafta sonu planlamaları ile bir araya gelenler, yani Gezgin Korsanlar... Neredeyse 1 yıl içinde, özellikle İstanbul’da hatırı sayılır bir yelken lobisi haline geldiler. Geçen hafta tekneleri ile Mudanya yakınlarındaki Trilye’ye gittiler. Bu hafta için bir planları yoktu; ama her an olabilir, dikkat edin.

*

Yelken camiasında önüne geçilemeyen bir tatsız durum var. Mektepliler, yani yelkeni kulüplerde öğrenip, olimpik sınıf teknelerinde yapanlar ile hayatlarının bir aşamasında denize ve yelkene ilgi duyup, tekne alıp denize çıkanlar, ya da tekneleri olanlar ile dostluklar kuran alaylılar arasında adı konmamış bir gerginlik var. Performans peşinde koşanlar ile keyif arayanların bu çatışması, yelkenin, hem bir olimpik spor, hem de bir yaşam tarzı olmasından kaynaklanıyor.

Yelkene benzeyen başka bir olimpik spor yok; "Ailece şöyle gidelim de bir halter kaldıralım" demez kimse; ya da "Komşular çok güzel çekiç atıyor, biz de hafta sonu gidip, hem bira içelim, hem de güzel güzel çekicimizi atalım" diyen bir Ayşe, Fatma, Ali, Veli düşünemiyorum. Bu çelişkiden verimli bir uzlaşma yaratmak, tabii ki federasyonun ve kulüplerin işi... Ammaaaa...

Geçen yıl, bu konunun internet ortamında çok kanlı şekilde tartışıldığı günlerde, Ahmet Çelenoğlu, Áli San ve Mehmet Atay ile Fenerbahçe’deki marinada, San’ın Sanela adlı teknesinde buluştuğumda hiçbirini tartışma gruplarındaki yazıları dışında tanımıyordum.

Develi’den gelen kebapların (Evet tekne havuzluklarında da çiğköfte yeniyor ve güzel oluyor; burası Türkiye) ve soğuk biraların eşliğinde birbirimize peşrev geçtikten sonra, gizli bir örgüt kurmaya karar verdik. Bu örgüt, internet üzerinden haberleşecek ve teknesiyle gezenleri bir araya getirecekti. Kulüplere alternatif tabii ki olmayacaktı (şimdilik) ama onları ve federasyonu, gezgin yelkencileri de dikkate almaya yönlendirecekti. Ve bu gezginler korsan eylemler düzenleyecekti. Yanılmıyorsam, Gezgin Korsan adını takan Ahmet Çelenoğlu idi.

*

O keyifli yemeğin üzerinden neredeyse 1 yıl ve teknelerin altından millerce deniz geçti. Sonuncunun da ödül aldığı yarışlar yapıldı (denizde en çok o kaldığı ve keyif aldığı için), ortak geziler düzenlendi. Ve korsanlar, internetin gücü ile örgütlenmenin ve birlikte işler yapabilmenin mümkün olduğunu gösterdiler.

Geçenlerde Ahmet Çelenoğlu’nun teknesi Neptün, bir arıza nedeniyle marina girişinde battıktan sonra başlayan yazışmalar, sanal ortamda yaratılan kolektif dinamizmin gerçek hayatta da işe yarayacağını kanıtladı, tekneyi yüzdürmek ve sonra da onarmak için herkes seferber oldu. İnternetin insanları anti-sosyal yaptığını iddia edenlere duyururum.

Şimdi, sıradan bir üyesi olduğum gezgin_korsan tartışma grubundan beklentilerim şunlar:

İstanbul dışında da örgütlenmeleri,

Tekne bakım ve onarımını eş zamanlı planlayıp, toplu alımlar ile malzeme ve işçilik fiyatlarında indirim sağlamaları,

Yapılan gezileri sistematik bir şekilde yazmaları ve yazılmış olanları elektronik ortamda toplamaları.

Son söz: Korsanlar’a selam olsun...

www.gezginkorsan.org

 

Temuçin Tüzecan 'Sonuncuyuz Gururluyuz'
(Hürriyet 16.09.2006)

Ali San 'Geçilenlerin geçenlere gülümseyerek el salladığı bir yarış!'
(Yelken Dünyası Sayı 270 Ekim 2006)

Beyza Atmaca 'Marmara korsanları, sonuncu olmak için yarıştı'
(Yacht Türkiye Sayı:8, Ekim 2006)




Hürriyet Orsa Temuçin Tüzecan

Sonuncuyuz Gururluyuz

Deniz, geçen cumartesi günü birleştirici gücünü gösterdi. İnternet üzerinde haberleşerek Kalamış açıklarında toplanan farklı boylarda 22 yelkenli tekne Gezgin Korsan yarışmasına katıldı.

Düzenleyicilerinin adlarını istekleri üzerine sizlerle paylaşamayacağım ilk Gezgin Korsan yarışmasındaki bu yüksek katılım, internet kullanıcılığının gezi yatçıları arasında çok yaygın olduğunu göstermekle kalmadı, yatçılığın, yarışma hırsı dışında, daha keyifli ve eğlenceli olabileceğini, yelkenin yarış olmadığını da bir kez daha anımsattı.

Ben sportif yarışı ve yarışmayı çok sevmiyorum; itiraf ediyorum. Ortaokul, lise ve üniversite yıllarında yüzme, sutopu ve kros gibi ağır sporları ciddi olarak yapmama rağmen, kazanma hırsım olmadığını, sporun beni yorduğunu ve aslında yorulmaktan hiç hoşlanmadığımı fark ettiğim an, spor yapmayı bıraktım. İyi bir seyirci oldum ama İnönü’de bile çok önemli Beşiktaş maçlarını, kollarım bağlı, sakin bir şekilde seyrettiğim için, bir zamanlar epey takıldığım Kapalı’ya gidip Çarşı’nın gazabını üzerime çekmek istemem. Attığımız gollerde sesimi kısacak kadar bağırdığım görülmüştür ama... Neyse...

KORSAN EYLEM

Kaliforniya tarzı yaşamın okyanus aşıp İstanbul’a gelemediği, kendi kendimize güzel güzel yaşadığımız ve yaptıklarımız nedeniyle suçluluk duymamızın gerektiğini kafamıza kakan içimizdeki Kaliforniyalıların yanık yüzleri ve kaslı karınları ile her yerde karşımıza çıkmadığı, güzel, siyah-beyaz günlerdi 1970’ler. Sporu bırakış da o bırakış; kilolarımın en önemli nedeni bu. Anlayacağınız, herkesi her an suçlu hissettiren Kaliforniya yaşamına kafadan, ciddi ve ideolojik olarak karşıyım.

Gezgin Korsan yarışmasına Sanela teknesinin mürettebatı olarak katılmak üzere Fenerbahçe Setur Marina’ya gittiğimde, derler ya, içimde garip duygular vardı. Yine mi yarışacaktım? Sağıma soluma baktım, ceplerimi karıştırdım, hırsımı aradım bulamadım; yine yokları oynuyordu... Acaba Sanela’nın sahibi Áli San nasıl biriydi? İçimizdeki Kaliforniyalılardan mıydı? Deli gibi bir yarışçı olabilir miydi, kazanma hırsını bir rozet gibi yakasına takmışlardan mıydı? Eğer öyleyse nasıl anlaşacaktık? Ne yapacaktım?

Bugüne dek hep kulüplerin düzenlediği, sonuçları aylar, belki de yıllar geçse de kesinleşemeyen hep "geçici" kalan, protestoların havada uçuştuğu, protestocu ekiplerin ödül törenlerinde birbirlerine pis pis baktığı, önde geldiği iddia edilen yelken sporcularının bile resmi protestolarında rakiplerine küfür etmekten çekinmediği "resmi" yelken yarışları yerine ve sanki Türkiye Yelken Federasyonu’nun tüm yat yarışlarını tekeline alma hevesine inat, denizlerde "korsan" bir eylem yapılıyordu. Korsan tüm eylemler gibi Gezgin Korsan beni heyecanlandırıyordu çünkü Kalamış Koyu denizlerdeki sessiz çoğunluğun sesinin ne kadar çıkacağının ölçüleceği bir arenaya dönüşmüştü.

HAKEM YERİNE E-MAIL

İstanbul Yelken Kulübü’nün Altın Kilit Yarışları ile aynı gün ve benzer rotalarda yapılan Gezgin Korsan’ın başlangıç ve bitiş hatları belliydi ama bir hakem heyeti yoktu, katılanlar bitiş saatlerini e-mail ile Gezgin Korsan’a bildirecek ve sıralama bu beyanlara dayandırılacaktı, protestoya izin yoktu. Beyana inanmayan, karşısındakinden şüphelenmeye dayanan bir toplumsal kültürü yansıtan ve bu nedenle de sürekli söylentiler ve şikayetlerle çalkalanan sportif yelken aleminin tam tersi bir söylemle ortaya çıkanların ne yapabileceklerini merakla bekliyordum.

Saat 10.30 gibi koltuk halatlarını bırakıp, tonozu atıp Sanela ile marinadan ayrılırken, teknede iki kişiydik: Áli San ve ben. Küçük bir ekip; Áli, hırsını rozet yapanlardan değildi belli ki.

Kalamış Koyu tekne doluydu; ben 45-46 tekne saydım. Acaba bu teknelerin ne kadarı Altın Kilit’e katılacaktı; ne kadarı korsan eylem yapacaktı? Altın Kilit’e katılan kaslı tekneler 11’de tazılar gibi kopup gitti. Marina’dan hálá tekneler çıkıyordu. Biri yanaşıp, Gezgin Korsan’a nasıl kayıt olabiliriz, diye sordu ve biz de olmayan yetkimizi kullanıp onları anında kayıt ettik.

Anarşi Kalamış Koyu’na hákim olmuştu. Yarış sonunda bir Sahil Güvenlik helikopterinin Kalamış üzerinde uçmasını buna bağladım açıkçası.

TOP ATIŞIYLA BAŞLADI

Türkiye’de gezi yatçılığının duayenlerinden, Ataköy Marina Yat Kulübü’nün Komodoru Teoman Arsay ve teknesi MAT’ın Gezgin Korsan’ı izlemek için yola çıktığı öğrenildi. Topu yanında değildi ama yarışmayı başlatabilmek için karmaşık bir lojistik operasyonla top MAT’a ulaştırıldı. Doğrusu, yarışı top atışı ile başlatmaktı tabii; çünkü korsan dediğinin kulağı, top sesine alışık olmalı.

Gecikme... Olsun; Kalamış Koyu 11.30 yerine 11.39’da Teoman Arsay’ın topu ateşlemesiyle inledi, korsanlar yarışmaya başladı. Ama tazılar gibi değil; yavaş yavaş ve hatta ağır ağır. Taktik maktik hak getire... Altı metrelik teknelerle 12-13 metrelikler bir arada. Dişler sıkılı değil, gözler göstergelerde değil, ilerde rüzgar aramıyor, eller dümende ve yelken iskotalarında ama asıl parmaklar çalışıyor. Parmaklar deklanşörde ve Efes kutularının açma halkalarında pek aktif!

TAZILAR KORSAN MI OLDU?

Parkur belli; Kınalı’yı iskelede bırakıp etrafından dönüp geri gelmece... O sırada, Altın Kilit’e katılan tazılar ilk turu bitirip korsanların arasına düşünce, durumu bilmeyenler -ki ben onlardan biriyim- "Tazılar da korsan olmuş" demiş olabilirler. Ben dedim. Ama olmamışlar; yarışa devam ettiler.

Seyirde alkol almayan iki kişilik dev bir ekip olarak İstanbul açıklarında rüzgar aramayı sürdürdük. Gayet gevşek ve lákayt, yani kayıtsız bir yelken ekibi olduğumuza karar verdim sevinerek. Varmaktan değil, gitmekten hoşlanıyorduk ikimiz de. Sloganımızı da belirledik ve o slogan bu sayfanın başlığı oldu: "Sonuncuyuz, gururluyuz." Ama, sonuncu olmak için mücadele eden rakiplerimiz de varmış... O nedenle olamadık; yani başlık gerçeği yansıtmıyor. 11.39’da başladığımız yarışı 14.49’da tamamladık ve sondan ikinci olduk. Olsun; o da bir başarı!

HEDEF: TÜRKİYE’DE GEZGİN KORSAN

Sanal organizasyonun sanal alemdeki tartışmaları da geniş oldu.

Etkinliğe katılanlar, fotoğraflarını birbirine gönderip, kaybetme öykülerini paylaştılar.

Yelkencilerin yaygın olarak izlediği tartışma forumlarında, Türkiye’deki gezi yelkencilerini İstanbul’daki bir öncü etkinlikle bir araya getirmeyi hedeflediği anlaşılan bu girişime büyük destek verildi. Marmaris ve Bodrum’dan tartışmaya katılanlar, aynı saatlerde denize çıktıklarını ve Gezgin Korsan’ı bölgelerinde gerçekleştirmek istediklerini belirttiler.

Gezgin Korsan organizatörleri, yıllardır yapılan resmi yarışlardaki katılım ile kıyaslandığında, yalnızca sanal ortamda yapılan davet ile 22 teknenin katılımının büyük bir başarı olduğunu belirtiyor. Bu başarının ardında da, kulüplerin seçkinci duruşunun etkin olduğunu vurguluyorlar.

Gezgin Korsan’ı eşzamanlı olarak tüm Türkiye denizlerinde düzenlemeyi düşünüyorlar.

 

Copyleft © 2007 | gezginkorsan.org