|
Hürriyet Orsa Temuçin Tüzecan
Sonuncuyuz Gururluyuz
Deniz, geçen cumartesi günü birleştirici gücünü gösterdi. İnternet
üzerinde haberleşerek Kalamış açıklarında toplanan farklı boylarda 22
yelkenli tekne Gezgin Korsan yarışmasına katıldı.
Düzenleyicilerinin adlarını istekleri üzerine sizlerle paylaşamayacağım ilk
Gezgin Korsan yarışmasındaki bu yüksek katılım, internet kullanıcılığının
gezi yatçıları arasında çok yaygın olduğunu göstermekle kalmadı, yatçılığın,
yarışma hırsı dışında, daha keyifli ve eğlenceli olabileceğini, yelkenin
yarış olmadığını da bir kez daha anımsattı.
Ben sportif yarışı ve yarışmayı çok sevmiyorum; itiraf ediyorum. Ortaokul,
lise ve üniversite yıllarında yüzme, sutopu ve kros gibi ağır sporları ciddi
olarak yapmama rağmen, kazanma hırsım olmadığını, sporun beni yorduğunu ve
aslında yorulmaktan hiç hoşlanmadığımı fark ettiğim an, spor yapmayı
bıraktım. İyi bir seyirci oldum ama İnönü’de bile çok önemli Beşiktaş
maçlarını, kollarım bağlı, sakin bir şekilde seyrettiğim için, bir zamanlar
epey takıldığım Kapalı’ya gidip Çarşı’nın gazabını üzerime çekmek istemem.
Attığımız gollerde sesimi kısacak kadar bağırdığım görülmüştür ama...
Neyse...
KORSAN EYLEM
Kaliforniya tarzı yaşamın okyanus aşıp İstanbul’a gelemediği, kendi
kendimize güzel güzel yaşadığımız ve yaptıklarımız nedeniyle suçluluk
duymamızın gerektiğini kafamıza kakan içimizdeki Kaliforniyalıların yanık
yüzleri ve kaslı karınları ile her yerde karşımıza çıkmadığı, güzel,
siyah-beyaz günlerdi 1970’ler. Sporu bırakış da o bırakış; kilolarımın en
önemli nedeni bu. Anlayacağınız, herkesi her an suçlu hissettiren
Kaliforniya yaşamına kafadan, ciddi ve ideolojik olarak karşıyım.
Gezgin Korsan yarışmasına Sanela teknesinin mürettebatı olarak katılmak
üzere Fenerbahçe Setur Marina’ya gittiğimde, derler ya, içimde garip
duygular vardı. Yine mi yarışacaktım? Sağıma soluma baktım, ceplerimi
karıştırdım, hırsımı aradım bulamadım; yine yokları oynuyordu... Acaba
Sanela’nın sahibi Áli San nasıl biriydi? İçimizdeki Kaliforniyalılardan
mıydı? Deli gibi bir yarışçı olabilir miydi, kazanma hırsını bir rozet gibi
yakasına takmışlardan mıydı? Eğer öyleyse nasıl anlaşacaktık? Ne yapacaktım?
Bugüne dek hep kulüplerin düzenlediği, sonuçları aylar, belki de yıllar
geçse de kesinleşemeyen hep "geçici" kalan, protestoların havada uçuştuğu,
protestocu ekiplerin ödül törenlerinde birbirlerine pis pis baktığı, önde
geldiği iddia edilen yelken sporcularının bile resmi protestolarında
rakiplerine küfür etmekten çekinmediği "resmi" yelken yarışları yerine ve
sanki Türkiye Yelken Federasyonu’nun tüm yat yarışlarını tekeline alma
hevesine inat, denizlerde "korsan" bir eylem yapılıyordu. Korsan tüm
eylemler gibi Gezgin Korsan beni heyecanlandırıyordu çünkü Kalamış Koyu
denizlerdeki sessiz çoğunluğun sesinin ne kadar çıkacağının ölçüleceği bir
arenaya dönüşmüştü.
HAKEM YERİNE E-MAIL
İstanbul Yelken Kulübü’nün Altın Kilit Yarışları ile aynı gün ve benzer
rotalarda yapılan Gezgin Korsan’ın başlangıç ve bitiş hatları belliydi ama
bir hakem heyeti yoktu, katılanlar bitiş saatlerini e-mail ile Gezgin
Korsan’a bildirecek ve sıralama bu beyanlara dayandırılacaktı, protestoya
izin yoktu. Beyana inanmayan, karşısındakinden şüphelenmeye dayanan bir
toplumsal kültürü yansıtan ve bu nedenle de sürekli söylentiler ve
şikayetlerle çalkalanan sportif yelken aleminin tam tersi bir söylemle
ortaya çıkanların ne yapabileceklerini merakla bekliyordum.
Saat 10.30 gibi koltuk halatlarını bırakıp, tonozu atıp Sanela ile marinadan
ayrılırken, teknede iki kişiydik: Áli San ve ben. Küçük bir ekip; Áli,
hırsını rozet yapanlardan değildi belli ki.
Kalamış Koyu tekne doluydu; ben 45-46 tekne saydım. Acaba bu teknelerin ne
kadarı Altın Kilit’e katılacaktı; ne kadarı korsan eylem yapacaktı? Altın
Kilit’e katılan kaslı tekneler 11’de tazılar gibi kopup gitti. Marina’dan
hálá tekneler çıkıyordu. Biri yanaşıp, Gezgin Korsan’a nasıl kayıt
olabiliriz, diye sordu ve biz de olmayan yetkimizi kullanıp onları anında
kayıt ettik.
Anarşi Kalamış Koyu’na hákim olmuştu. Yarış sonunda bir Sahil Güvenlik
helikopterinin Kalamış üzerinde uçmasını buna bağladım açıkçası.
TOP ATIŞIYLA BAŞLADI
Türkiye’de gezi yatçılığının duayenlerinden, Ataköy Marina Yat Kulübü’nün
Komodoru Teoman Arsay ve teknesi MAT’ın Gezgin Korsan’ı izlemek için yola
çıktığı öğrenildi. Topu yanında değildi ama yarışmayı başlatabilmek için
karmaşık bir lojistik operasyonla top MAT’a ulaştırıldı. Doğrusu, yarışı top
atışı ile başlatmaktı tabii; çünkü korsan dediğinin kulağı, top sesine
alışık olmalı.
Gecikme... Olsun; Kalamış Koyu 11.30 yerine 11.39’da Teoman Arsay’ın topu
ateşlemesiyle inledi, korsanlar yarışmaya başladı. Ama tazılar gibi değil;
yavaş yavaş ve hatta ağır ağır. Taktik maktik hak getire... Altı metrelik
teknelerle 12-13 metrelikler bir arada. Dişler sıkılı değil, gözler
göstergelerde değil, ilerde rüzgar aramıyor, eller dümende ve yelken
iskotalarında ama asıl parmaklar çalışıyor. Parmaklar deklanşörde ve Efes
kutularının açma halkalarında pek aktif!
TAZILAR KORSAN MI OLDU?
Parkur belli; Kınalı’yı iskelede bırakıp etrafından dönüp geri gelmece... O
sırada, Altın Kilit’e katılan tazılar ilk turu bitirip korsanların arasına
düşünce, durumu bilmeyenler -ki ben onlardan biriyim- "Tazılar da korsan
olmuş" demiş olabilirler. Ben dedim. Ama olmamışlar; yarışa devam ettiler.
Seyirde alkol almayan iki kişilik dev bir ekip olarak İstanbul açıklarında
rüzgar aramayı sürdürdük. Gayet gevşek ve lákayt, yani kayıtsız bir yelken
ekibi olduğumuza karar verdim sevinerek. Varmaktan değil, gitmekten
hoşlanıyorduk ikimiz de. Sloganımızı da belirledik ve o slogan bu sayfanın
başlığı oldu: "Sonuncuyuz, gururluyuz." Ama, sonuncu olmak için mücadele
eden rakiplerimiz de varmış... O nedenle olamadık; yani başlık gerçeği
yansıtmıyor. 11.39’da başladığımız yarışı 14.49’da tamamladık ve sondan
ikinci olduk. Olsun; o da bir başarı!
HEDEF: TÜRKİYE’DE GEZGİN KORSAN
Sanal organizasyonun sanal alemdeki tartışmaları da geniş oldu.
Etkinliğe katılanlar, fotoğraflarını birbirine gönderip, kaybetme öykülerini
paylaştılar.
Yelkencilerin yaygın olarak izlediği tartışma forumlarında, Türkiye’deki
gezi yelkencilerini İstanbul’daki bir öncü etkinlikle bir araya getirmeyi
hedeflediği anlaşılan bu girişime büyük destek verildi. Marmaris ve
Bodrum’dan tartışmaya katılanlar, aynı saatlerde denize çıktıklarını ve
Gezgin Korsan’ı bölgelerinde gerçekleştirmek istediklerini belirttiler.
Gezgin Korsan organizatörleri, yıllardır yapılan resmi yarışlardaki katılım
ile kıyaslandığında, yalnızca sanal ortamda yapılan davet ile 22 teknenin
katılımının büyük bir başarı olduğunu belirtiyor. Bu başarının ardında da,
kulüplerin seçkinci duruşunun etkin olduğunu vurguluyorlar.
Gezgin Korsan’ı eşzamanlı olarak tüm Türkiye denizlerinde düzenlemeyi
düşünüyorlar.
|