Gönderen Konu: Hırvatistan yolları sudan  (Okunma sayısı 3879 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı
Mehmet Erem

  • S/Y Lotus
  • Vardiya Zabiti
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 2.285
  • Istanbul
  • 75 Mesajı Toplam
    142 Kere Beğenildi
    • lotus seyir defteri
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #120 : Temmuz 10, 2010, 20:49:47 »
Teşekkür ederim...
Anladın sen onu ;)

S/Y Lotus

Çevrimdışı
Mustafa Aziz Çınar

  • Y/T organics
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 3.963
  • İstanbul
  • 76 Mesajı Toplam
    104 Kere Beğenildi
FILAŞŞ FILAŞŞ FILAŞŞ !! KEDİ TEKNESİ EGEDE KAYBOLDU !!!
« Yanıtla #121 : Temmuz 20, 2010, 14:03:47 »
 ya ateş abi 10 gündür yazmıyo.  telefonla iletişim kuran varmı? merak ettim, ondan şeettim..  ;D


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #122 : Temmuz 29, 2010, 13:47:45 »
09.07.2010
Hava raporu alamadığımız için ve biraz da solucanlar azalsın için burada kalmaya karar verdik.. Kebaptayız yane.
Sabahtan sancağımızdaki iri motoryatabi çıktı. Sancağımızdan esen rüzgarı kestiği için emniyetteydik. Ama öte yandan da hiç rüzgar alamadığımız için sıcaklıyorduk.
Öğlene doğru 35-37 ft boyunda Danimarka bayraklı sac bir double ender girdi koya. Baktım bağlanacak yer bakıyor, ben her zamanki gibi palamarlık görevime soyunup atladım rıhtıma. Teknenin reisi 50-55 yaşlarında bir adam. Tek başına kullanıyor teknesini. Önce bizim sancağımızdaki motoryatın çıktığı yere bakındı, sonra biraz daha iç tarafa girip oldukça dar bir yere bakındı.. Ben de bu arada rıhtım maymunu olarak bir ileri bir geri gidip geliyorum. Abi sonunda o dar yere girmeğe karar verdi. Fakat oradaki teknelerden biri şişme botunu kıçına bağlamış ve bot aradaki boşluğa doğru hafifçe taşmış. Aslında fazla bir çapariz yaratmıyor. Neyse bu abi, yandan aldığı 7-10 kn. rüzgar altında baş pervanesinin de yardımıyla demirini güzel bir noktaya bıraktı. Fakat geri manevrasında o kadar başarılı olamadı. Teknelerden birinin zincirinin üzerine düştü. Zaten girmeye çalıştığı yer de kendisi için oldukça dardı. Anca ittire kaktıra girebilecekti. Sinirlendi çıktı ordan, bu sefer bizim yanımızdaki yere geldi. Rıhtım maymunu olaraktan bendeniz de onunla birlikte tabii :D Bu sefer kazasız belasız geldi yanaştı. Önce rüzgar altı! Halatını attı bana. Ben rüzgarüstünü de atacak diye beklerken bir acele koştu makinayı kapattı, sonra bir hışım iskeleye atlayıp “bu adam şişme botu için buraya kira ödüyormu” demez mi. “ne bileyim ben” deyip ucu boşta olan halatını eline tutuşturup Kedi’ye döndüm. Delinin zoruna bak.
Öğleden sonra alışveriş etmek için tabelalarını gördüğümüz süper! Markete gittik. Market hakkaten süperdi. İçeride ne ararsan yok :P Zaten dükkanın tamamı Kedi’den az büyük :D. Ama yolda suyu akan, üstelik te mandalında kilidi olmayan bir sokak çeşmesi gördük ki adalarda pek görülesi birşey değil bu. Üstelik te Kedi’ye 200-25 metre uzaklıkta. Hemen Kedi’de ne kadar boş kap, duş torbası varsa iki tekerlekli çek çek arabasına koyup hepsini bir güzel doldurdum. Bir seferde yaklaşık 30 lt kadar su taşıyıp 2 seferde depodaki eksilen suyumuzu tamamladık, 3 seferle de bir miktar daha su yedekledik.


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #123 : Temmuz 29, 2010, 13:49:07 »
11.07.2010
Bu gün ekabiriz. Demirimizi neredeyse 9’da vira edip Levkas’a doğru yola koyulduk. Hava yanık. GPS’imiz saat 14:55 gibi Levkas köprüsünde olacağımızı söylüyor ama yol uzun, pisi pisine 2-3 dakikayla köprünün önünde 1 saat boşuna beklemeyelim diye hızı biraz arttırdım. Tahmini varış saatimiz 14 30’a düştü. Olsun Levkas körfezinde, sıkışan hava nedeniyle sert rüzgarlar olabileceği uyarısı var pilot kitapta. Üstelik köprünün hemen önü de oldukça korunaklı.
Saat 14 28’de Levkas köprüsünün Kuzeyindeki plajın önüne 3 metreye demirimizi koyup köprünün açılmasını beklemeye başladık. Minik koyda bizden başka tekneler de olduğu için hiç Levkas köprü trafiği aramadım. Belli işte, oraya papatya toplamaya gelmedik, geççez :D. Koyda bizimle birlikte bekleyen –ve nerdeyse koyun yarısını dolduran- 44 ft’lik bir katamaran var. Üzerinde mebzül miktarda çocuk. Adeta çocuk yuvası gibi cıvıl cıvıl bişey :D. Neyse saat 15:00 oldu. Köprünün sirenleri çaldı ve açılmaya başladı. Telsizden bir anons “KATAMARAN KAM” :P Sadece o kadar ama “katamaran kam” :D). Neyse bizler de takıldık katamaranabinin peşine, vardık Levkas kasaba rıhtımına. Levkas’ta marinanın hemen yanında bir yakıt iskelesi var. Fakat baktık ki kasaba rıhtımında da bir minitanker duruyor, hiç yakıt istasyonuna gitmeden direk minitankerin önüne kıçtankara bağlandık. Yakıtımızı aldık. Su nereden alabiliriz diye sordum tanker şöförüne. Yerde açık duran bir kapağı işaret etti. “hortumun ve uygun ucun varsa buradan alabilirsin” dedi. Sonra gidip baktı ve üzgün bir yüz ifadesiyle bişeylerin yerinde olmadığını söyledi ama yerinde olmayan şeyin ne olduğunu anlamadım. Sonra gidip ben baktım açık kapağın altında bir boru var. Ucunda bir küresel vana ve vananın çıkışında da  ¾” nipel. E daha ne olsun. Sadece küresel vananın açma kapama kolunu sökmüşler. Peeeh yer mi bunu Anadolu delikanlısı. Hemen hortumu taktım, vanayı da bir 8 anahtar vasıtasıyla açtım. Bingoooo. Bir güzel suyumuzu tamamladık. Tekneyi yıkadık. Sonra hızımısı alamayıp birer de banyo yaptık. Hemen suyumuzu tekrar tamamladık. Artık öğrendik. Bir yerde beleş birşey varsa hemen kullanıcan. Sonra ya bitiyor, ya başka birileri kullanıyor ya da birileri o beleşin farkına varıp kesiveriyor. Nitekim biz işlerimizi bitirip içerde mayışma moduna geçtikten 1 saat kadar sonra dışarıdan gelen bir çemkirme ile irkildik. Adamın biri, başka bir adama -sanırım- niye bu kapağı açık bıraktın, bak millet şakır şakır su alıyo diye bağırıp çağırıyordu. Bu Yonanlılar çemkirmeyi çok seviyo. Öbür adam da kayıtsız bir biçimde ayağıyla kapağı itip kapattı. Döndü arkasını gitti :D


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #124 : Temmuz 29, 2010, 13:50:15 »
12.07.2010 (Olmaz böyle şey)
Sabah her zamanki saatlerimizde Levkas belediye rıhtımından ayrılıp Serpil’in çok görmek istediği Cephalonia adasına doğru yola çıktık. Saat 11 gibi Cephalonia adasının Fiskhardo koyuna girdik. Koyda L şeklinde bir rıhtım var. Ben bir hata yapıp (daha doğrusu düşünemeyip) L’nin köşesine yakın bir yere bir restaurant’ın önüne demiri bırakıp yaklaşık 30 metre filan zincir döşeyerek yanaştık. Sonra 54 ft bir tekne geldi. L’nin diğer koluna o da uzunca bir zincir döşeyerek bağlandı. Bu arada tabi zinciri de bizim üstümüze döşemiş oldu. Hasbükeee. Adamın günahı yok tabi. Kim dedi sana git oraya gir üstelik 30 metre de zincir döşe diye. Homur homur. Ya yarın erken çıkmazsa diye bir yandan kendime söyleniyorum bir yandan da neyse yarınki yolumuz kısa diye kendimi avutuyordum ki bu defa iricesinden bir katamaran gelip 54’ün yanına girmez mi. Tabi onun zinciri de bizim üzerimizde. Eh dedik gayrımenkul olduk burada. Yapacak birşey yok. Çıktık biraz köyü dolaştık. Pek hoş biryer. Sonra karnımız açıktı. Hadi dedik bugün bir hovardalık yapalım, önüne bağlandığımız restaurantta yiyelim. Zaten restaurantın en deniz kenarındaki masasıyla Kedi’nin havuzluğundaki masa arasında ancak 2 metre mesafe var :P Garson da oldukça sempatik birisi. Hoş bir yemek yedik. Garsonla muhabbet ederken, “buralarda gördüğüm ilk Türklersiniz” dedi. Daha önce Sakız adasında çalışmış. Oraya çok gelirlerdi filan dedi.
Yemekten sonra mutad vechile oğlen şekerlemesine çekildik. Derken rüyamda davudi bir sesin bana seslendiğini duydum. “ATEŞ REİİİİSSSSSSSS ATEŞ REİİİİSSSSSSSS”. Ula nooluo. Nasıl bir rüyadır bu. İlk ayılan Serpil oldu. “kalk kalk Turan abiler” deyip fırladı dışarı. Ulan rüyanın bu kadar gerçeğe yakın olanını, gerçeğin de bu kadar rüya gibi olanını da ilk defa görüyorum. Uyku sersemi ben de fırladım havuzluğa. Aklım sıra Serpil’e mukayyet olacağım. Her halde rüya gördü kız diye düşünüyorum. Ne Turhan aabisi. Olacak şey mi bu... demeye kalmadı, bir baktım Serpil Turhan (Akman) abi ve şeker eşi Nilgün ablayla sarmaş dolaş. E yuh yani, tesadüfün iğne deliği. Gerçekten de Turhan-Nilgün Akman çifti kanlı canlı karşımızda duruyorlar. Meğer onlar da arabayla adalar turuna çıkmışlar. Cephalonia’nın bir başka koyunda kalıyorlarmış ve oradaki restauranttaki garsonun tavrını beğenmedikleri için buraya gelip onca restaurantın arasından tam bizim önünde durduğumuz restauranta oturmuşlar :) Yani biri anlatsa inanmazdım. Turhan abi ve Nilgün ablanın bol kahkahalı sohpetleriyle vaktin nasıl geçtiğini anlayamadık. Ama ne yazık ki ayrılık vakti gelmişti. Korsanları uğurladık. Ve “vay beeee vay beeeee” diyerekten kayığımıza döndük. Garson bile dumur oldu :D
Biz Turhan abilerle kakara kikiri yaparken yanımızdaki boş yerlere Sunny firmasının filosu geldi. Hepsi nası zır acemi anlatamam. 2 rehberleri var. Kıyıdan telsizle komut vererek, zaman zaman da botla ittire kaktıra adamları zor bela yanaştırdılar. Tam sancağımızdaki teknenin zinciri sanki üstümüzde gibi ama artık takmıyorum. Nasılsa üstümüzda en az 2 zincir var. Ha 2 ha 3 :D


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #125 : Temmuz 29, 2010, 13:51:36 »
13.07.2010
Sabah geç kalktık. Yolumuz kısa. Rahat rahat kahvaltımızı yaptık. Koydan ilk ayrılan katamaranabi oldu. Az sonra da 54’te hareketlenme başladı. E güzel üstümüzdeki zincirlerden teker teker kurtuluyoruz. Sunny’nin rehberlerinde de hareketlenmeler var. Gidip teker teker tekneleri çalıştırıyorlar filan. Tekne reisleri mi? Onlar pek takılmıyorlar :P. Ben çıkabilirmiyiz diye sancağımdaki adamın zincirine baktım. Peheeeeyyyy. Adamın zinciri acayip yamuk gidiyor. Rehbere sordum bunlar ne zaman çıkacaklar diye. “valla bilmiyorum her halde 1 saate kadar çıkarlar” dedi. Eh hadi insanları uğraştırmayalım deyip biz de oyalandık. 1 saat kadar sonra tekneyi kiralayan ailede hareketlenmeler başladı. Ha şimdi çıkarlar ha sonra çıkarlar diye bekliyoruz. Fakat çocuklar botla oynuyor, fotoğraflar çekiliyor saat te oldu 11:30. Sonunda dayanamayıp “ne zaman çıkacaksınız” diye sordum. Adam anlamsızca suratıma bakıp “10 dakkaya kadar çıkıyoruz” dedi. “Benim üzerime zincir döşemişsin, çıkmak için seni bekliyorum” dedim. “Haaa ok” dedi ama fotoğraflar çekilmeye devam. Homur homur. Ben artık motoru falan çalıştırdımki adam acık rahatsız olsun çabuk davransın diye. Nafile. Saat 11 50 gibi rehber geldi nasıl çıkacaklarını anlattı !. İşte diyor ki, biri zinciri toplayacak, o arada sen de makinaya ağıryol ileri vereceksin filan. Adam sormaz mı “nasıl? Şu kolu mu iteceğim?” ahhhh zavallı Kedi :(. Neyse abi başladı çıkmaya. Çıktıkça anlaşıldı ki adamın demiri Kedi’nin 2 tekne iskelesindeki teknenin hizasında :P
Ardından biz de demirimizi alıp fırladık. Biraz yelken biraz motor 13:50 gibi gene Cephalonia adasının Eufima koyuna sağanaklarda 26 knot esen bir rüzgarla girip, Eufima marinanın hemen önüne 6 metreye demirimizi bırakıverdik. Az sonra Sunny’nin filosu da marinayı doldurunca alargada kalmakla ne kadar akıllılık ettiğimizi anladık :)
Botu şişirmeye üşendiğimizden, en fazla da koyun ortasında beleş internet bulduğumuzdan karaya çıkmadık. Onun yerine denize girdik.


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #126 : Temmuz 29, 2010, 13:52:14 »
14.07.2010
Sabah erkenden demirimizi alıp 13:30 civarında giderken de girdiğimiz Mesolongion’a vardık. Mesolongion kanalından içeri bir girdik ki, içerde eni nerdeyse kanal genişliğinde bir kargo gemisi duruyor. Aman Allah’ım bir durum. Ula bununla kanalda karşılaşsak ..tık. Hemen geminin uzağına bir yere marinanın önüne kaçıp demirimizi bıraktık. Burada görülecek birşey bulamadığımızdan hiç karaya çıkmadık. Burası bizim için bir ara durak zaten.


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #127 : Temmuz 29, 2010, 13:53:43 »
15.07.2010
Sabah 05:45’te vira bismillah deyip demiri aldık. Aldık ta, hava karanlık, Mesolongion kanalının girişini bulamıyorum :(. Daha doğrusu emin olamıyorum. Çünkü kanalın hemen dışı çok sığ. Neyse yavaş yavaş bakınarak kanala girdim. Meğer kanalı işaretleyen fenerlerden peş peşe 2 FLG olan bozulmuş. Kanalda olduğumdan emin olduktan sonra verdim Yanmar’a ayarı. Bir yandan da kargo gemisine bakıyorum. Peşimizden gelip bizi çiğnemesin diye :D
Rahat bir seyirle Trizona marinaya vasıl olduk. Daha önceki geçişimizde marinaya girmeyip dışında koyda kalmıştık. Bu defa marinaya girdik. Marina dediysem bizdeki marinalar gibi birşey gelmesin aklınıza. Burası da başlanmış, yarım kalmış biryer. Güzel pontonlar falan var ama hizmet yok. Neyse, girdik marinaya, yer bakınıyoruz. Aman Allah’ım o da ne. Marinanın ortasında 2 tane direk yan yatmış duruyor :( Güzel bir keçmiş sanırım. Pontonların az açığında batıvermiş. Hüzünlü bir manzara. Hemen ordan geri dönüp girişte gördüğümüz ama köye biraz daha yakın biryer bulurmuyuz diye girmekten vaz geçtiğimiz yere aborda olduk. Marinanın içinde su tertemiz. İnsanlar yüzüyor. Biz de bıraktık kendimizi tertemiz ve oldukça soğuk olan suya


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #128 : Temmuz 29, 2010, 13:56:56 »
16.07.2010
Sabah 06:30’da Trizona marinadan avara olduk. Hedefimiz eski dost Itea marina. Rahat, sakin bir seyirle Itea marinaya 11 civarı aborda olduk. Aslında bu ayakta yolumuz kısaydı ama, Itea’da öğlenden sonra birtek yerde ekmek bulunuyor, oranın ekmeği de kötü :(. Niyetimiz oğleden önce Itea’da olup güzel ekmekler bitmeden ekmek alabilmek ;)
Burada ne elektrik ne su var. Elektrik ve su için kutuları koymuşlar ama marina inşaatı yarım kalmış. Sadece külüstür bir kamyonetin üzerine eğriti monte ettiği tankla mazot satan bir adam ikide bir bip bip diye korna çalarak dolaşıyor. Bizim de yakıta ihtiyacımız vardı zaten. Geçerken durdurup yakıt alacağımı söyledim. Kaç litre dedi. Dedim 80 lt civarı. Hımmm dedi, yanımda o kadar yok, gidip istasyondan alayım da geleyim. Bu arada Serpil de daha fırından ekmek almak üzere yola çıktı. Amcam yoldan Serpil’i aldı, birlikte fırına kadar gittiler. Yolda Türk olduğumuzu öğrenince illa dönüşte beni bekle seni alırım demiş ama Serpil “ula ne beklicem adamı” deyip dönüşe geçmiş. Bir baktım adam yolda bip bip bip diye kendini yırtıyo. Meğer Serpil’i uzaktan görüp ona korna çalarmış :D Neyse geldi amcam. Ben de bidonları çıkarttım. Birden yüzü asıldı bunun. “Aaaa benim tabancam otomatik değil, aslında bidona vermiyorum, hay allah napcaz şimdi, çok ta zor olacak, Türk olmasanız hayatta da varmezdim” vır vır söylenip duruyor. Sanki uzay mekiğine katı yakıt dolduracak :D  Neyse oldukça temiz bir çalışmayla nerdeyse hiç taşırmadan bidonları doldurdu. Aslında bidona ne kadar yakıt dolduğu yandan bakınca görülüyor. Zaten eleman da o sayede taşırmadan doldurabildi. Dedim ki, “teşekkür ederim, hiç taşırmadan doldurdun, çünkü ne kadar yakıt koyduğunu görüyorsun. Depoya koysaydın göremeyecektin. Neden o kadar panik yaptın” Hönk diye kaldı. Cevap yok ???
E dedim ya, burada elektrik su yok. Ama Allah’tan acık bir tuvalet var ve sular akıyor. Hemen saka Ateş alır bidonları, tuvaletten su çalar :P getirir depoya koyar. Artık uyandık demiştim dimi. Nerde beleş oraya yerleş ;)
Itea’da çok komik bi port polis var. Adımlarını öyle küçük atıyor ki. Ördek gibi bir yürüyüşü var. Öğleden sonra eline bir defter alıp bütün tekneleri tek tek dolaşıp ofisine çağırıyor. Fakat her bir teknenin ismini yazması için en az 10 kere filan etrafında dolanması gerekiyor :D Bize de geldi. Dedik belki kalmayacağız. Ok kalırsanız gelin dedi gitti. Aslında amacımız yakıt ve kumanya alıp daha önceki gelişimizde internetini kullandığımız bir kafeteryanın tam önüne demire çıkmaktı. Ama hava acık sertledi, biz de alışverişe gitmekte gecikince vaz geçip marinada kaldık. İyi de yapmışız çünkü internetten aldığımız hava raporuna göre ertesi gün hava iyice sertleyecekmiş.


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #129 : Temmuz 29, 2010, 13:59:59 »
17.07.2010
Itea’dayız. Biraz kasabayı dolaştık. Ben makinanın yağını değiştirdim. Şanzımanın da yağ değişim zamanı gelmiş. Fakat ne akla hizmetse şanzıman yağının yedeğini almamışım yanıma. Zaten elimdeki son motor yağını da kullanmış oldum. Kasabada yağ aradım ama bulamadım. Çok ta üstüne düşmedim açıkçası. Ne olur ne olmaz diye motordan çıkan eski yağı atmadım. Şanzıman da birkaç saat daha eski yağla çalışsa sanırım bana küsmez :P
Kedi kışın karadayken dümen milinde bir boşluk olduğunu görmüş ve alt-üst yataklarını yenileyerek bu sorunu çözmüştüm. Fakat karadayken palanın üzerinde yük olmadığı için fark edemediğim bir başka sorunu suya inince gördüm. Aslında görmedim biliyordum. Kaç senedir vardı da herkes (işi yaptırmak istediğim Kalamış’taki usta dahil) 25 yaşında kayıkta normaldir olur bu kadar takma kafana dediği için ben de fazla takılmıyordum. Fakat dönüşte Ege’nin hırçın sularında başıma birşey gelirminin endişesini de duymuyor değildim. Evet dümen bu şekliyle yıllardır çalışıyor ama ??? Sorun kısaca şu: Dümen milini yekeyle irtibatlandıran dümen kütüğü ile dümen mili arasında çok az bir boşluk var. Dolayısıyla sert havalarda bütün yük kütükle mil arasından boydanboya geçen saplamaya biniyor. Gerçi oradaki saplama 12 mm’lik bir cıvata ama tam kesme yönünde bir kuvvet bindiği için acık pimpirikleniyorum. Yol boyunca ne yapabilirim ne yapabilirim diye plan yaptıktan sonra, Itea’daki boş günü bu işe ayırmaya karar verdim ve sıvadım kolları. Önce dümen palasının altından 2 halat geçirip palayı emniyete aldım. Sonra yekeyi ve dümen kütüğünü söktüm. Amacım kütüğün bir tarafına, cıvatanın sıkma yönüne dik bir yarık açmak, dolayısıyla saplamayı sıktığımda kütüğün esneyerek dümen milini tam kavramasını (sıkmasını) sağlamak. Aldım kütüğü elime, bir de demir testeresi. Testereye de kullanılmamış yeni bir bıçak taktım ki çok uğraşmayayım. Ama nerdeeee, namussuz bronz sanki bir çelik. Zaten yanımdaki mengene de küçük kaldığı için testereyi ancak tek elimle kullanabiliyorum. Güneşin alnında 1 saat kadar uğraştıktan sonra baktım olmayacak, çıkarttım dremeli ;). Bağladım ucuna bir sert metal kesme taşı. Dremeli de taktım invertöre. Cızzz diye 10 dakikada açıverdim yarığı :) Kütüğü yerine taktım, saplamasını sıktım ve bingoooo. Taş gibi oldu. Ama pimpirikliyim ya, yapılacak bir iş daha var. Saplama dümen kütüğünün epey altından takılmış. Yani üstte daha bi dünya yer var. Kütüğü ve dümen milini boydan boya delip oraya bir saplama daha taksam tam süper olacak. Ama Kedi’deki invertör 500W. 125W’lık dremeli çalıştırdı da 500W’lık matkap onu üzer :(. Şimdilik bu kadar deyip, delik delme işlemini elektrik bulduğumuz bir limana bırakarak tamir gününü kapattım.
Port polis, adeti olduğu üzere bugün tekrar geldi. Fakat bize gelin demedi. Biz de tekrar gitmedik.


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #130 : Temmuz 29, 2010, 14:02:08 »
18.07.2010
Itaka’dan sonra planımızda Paralia koyuna girmek vardı. Ama Itea’da bir gün kaybedince Paralia’dan vaz geçip doğrudan Aegina’ya gitmeye karar verdik. GPS’imiz 11:30 civarı Corinth kanalının kuzey girişinde olacağımızı söylüyor. Burada problem kanalın belli bir açılış saatinin olmayışı ve bazen 3 saate varan beklemeler olabiliyor(muş). Gene rahat bir seyirle kanal girişine yaklaştık. Kanala 1 mil falan kala dürbünle bakınca kanaldan güneyden kuzeye geçen tekneler olduğunu gördüm. Kuzey girişinde de 2 motoryat bir de iri bir yelkenli tekne bekliyor. Aman dedim şimdi bu güneyden gelen teknelerin ardından kuzey girişini açacaklar. Bunu kaçırırsam 3 saat beklemek var. Hemen makinaya biraz daha yol verdim. Bir yandan da kanal trafiğini dinliyorum. Girişe varmamıza 3.5-4 gomina kala kuzeyde bekleşen tekneler hareketlendi. Hemen asıldım mandala, kanal trafiği aradım. Dedim kanala girmeye 2 dakikam var girebilirmiyim. Bir sürü soru. Yelkenli misin? Kaç mil uzaktasın? Vs vs. Ulan sana diyorum ki 2 dakika sonra girişteyim. Neyse kanal trafik dedi ki bekle seni bir sonraki seferde anons edeceğim. Ama ben hala girişe doğru tam yol gidiyorum ;). Son tekne de kanala girdi, aramızda 1 gominadan biraz fazla bir mesafe var. Tekrar aradım kanal trafiği, dedim girişe 1 gominadan az (!) kaldı giriyorum :P. Bir süre sessizlik oldu sonra telsizden şöyle bir anons geldi “FULL SPEED KEDİ, FULL SPEED” :D Yaptık yane burada da korsdanlığımızı :D Kanala 3300 dd makina devriyle 7.5 knot süratle girdik. Biz geçerken kanal girişindeki batar köprüyü kaldırmaya başlamışlardı bile. Kanal çıkışında büyük motoryatlar ve iri yelkenliabi nereye bağlansak diye bakınırken biz fırt diye bir yere yanaşıverdik. Ben hemen evrakları alıp ofise fırladım. Bir önceki geçişte doldurduğum formu atmamamı, bir daha geçersem onu göstermemi söylemişlerdi. O formu verince tekrar form doldurmaya da gerek kalmadan hemen parayı bayılıp döndüm tekneye. Biz ayrılırken diğer reisler daha yeni ofise gidiyordu ;)
İşler aksar, hava artarsa kanalın güneyinde koyda kalırız diye plan yapmıştık ama işler bu kadar kolayına yürüyünce Aegina’ya gitmeye karar verdik. Yanlız Aegina marinaya girmemeye, bir daha o pis SG kaptanının yüzünü görmemeye kararlıyız. Aegina marinanın arkasına demirimizi bıraktığımızda saatlerimiz 16:30’u gösteriyordu. Hemen yemek ve istirahat. Haa tabi bir de beleş internet arayışı. Bu sefer de şansımız yaver gitti, zayıf, yavaş ta olsa bir internet bulduk gene ;)
Yaşasın beleş hayat :D


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #131 : Temmuz 29, 2010, 14:03:40 »
19.07.2010
Sabah 07:00’de Aegina’dan demirimizi vira edip çıktık. Çıktık ta, artık Aegina’nın piçi olduk ya :P GPS daha uydularını bulmadan ben makinaya verdim yolu. Ama amanındır o da nedir ? derinlik düşüyor. Düştü düştü 0.2 oldu. Ula bi terslik var. Oturucaz şimdi. Gerçi klasik bir tırsak olarak derinlik göstergesini oldukça toleranslı set etmiştim. 0’a bile rahatlıkla girebiliyorum ama gene de altında 20 cm su var diye ciyak ciyak bağıran bir gösterge yeterince sinir bozucu oluyor. Hemen tornistanla geldiğim yerlerden geçerek demirlediğim yere geri döndüm. Tornistanda yürüdükçe derinlik arttı arttı sonunda 2 metreyi bulduk. Ohh neyse. Zaten bu arada GPS’te uydularını bulmuştu. Meğer benim gittiğim yerde 0.7 metrelik bir sığlık varmış. Biraz daha devam etsem oturacakmışım en dokuz oturağından.
Çıkıştaki heyecandan sonra Kithnos’a doğru rotamıza girdik. Rüzgar tam iskelemizden apaz 10-12 knot esiyor. Yelkenlerimizi bastık. Uçuyoruz. Başlangıçta 0.5-1 metre arası olan dalga yüksekliği biz ilerledikçe 1.5-2 metreleri buldu. Rüzgar da ara ara sertliyor. Yelkenlerimizi biraz küçülttük. Çamaşır makinasında gibi yuvarlana yuvarlana gidiyoruz. Gözüm bir yandan da dümen kütüğünde. Operasyon başarılı. En ufak bir oynama yok. Kea adasını iskelemizde bıraktıkıp adanın kuytusundan çıktıktan sonra, açıktan gelen dalgalar iyice büyüdü. Bunlar artık kuzu muzu değil. Kurt oldular. Allah’tan periyotları oldukça uzun da Kedi dalgaları bordadan almasına rağmen, dalgaların büyüklüğüne kıyasla az yalpaya düşüyor. Tabi bir de yelkenler kurtarıyor. Dalga çukuruna indiğimizde, bir sonraki dalga vardevelaya asılı bot motorunun epey üzerindeler. Sonradan merak edip ölçtük. Dalga yüksekliği 3 metrenin üzerindeymiş. Ben bu dalga yüksekliği işinde biraz temkinliyim. Söylenen ölçülerin yusufmetreyle :P ölçülmüş olabileceğini düşünürdüm. Ondan sebep limana girdikten sonra aldık elimize metreyi ve ölçtük :D Her neyse, Kithnos limanının girişine gelince ada dalgaları kesti. Sakinledik. Ve serpil dedi ki “tekne boyu 50 ft oldu”. Höö ??? Biz her havaya girdikçe Serpil “bizim kayığımız küçük, çok hırpalanıyoruz. Bundan sonra xxx ft altında tekneyle yola çıkmam” diyordu. Önceleri 37-38’ler telaffuz edilirken sonra sonra 40’lı rakamlar başladı. Bu havadan sonra 50’ye çıktık. Allah sonumuzu hayır etsin :D Dönüşte her halde IDO’dan bir vapur satın alacağız :D
Bizim kayıkta fazlaca yer olmadığından, seyir sırasında usturmaçalarımızı yatay olarak vardevela tellerine asıyoruz. Bunun için usturmaçanın bir altına bir de üstüne uçlarında kanca olan birer lastik halat bağlamıştım. Usturmaçayı hiç çözmeden iki kanca vasıtasıyla  tellere asıveriyoruz. Tam limana yaklaşırken hadi usturmaçaları indirelim dedik. Serpil iskele tarafı indiriyor, ben de sancaktakileri indiriyorum. Baştakini indirdim, bir arkadakine geçtim. Usturmaçayı kancalarından kurtardım, cupp. Hay bin kunduz. Nasıl olmuşsa bağlantısının düğümü gevşemiş usturmaça gitti denize. Neyse döner alırız, hele diğerlerini de indireyim deyip bir arkadakine geçtim. Ulan o da cupp :D Kamera şakası mı bu yaa. Artık dördüncüyü iyice kontrol edip indirdim ;) O kadar yediğimiz dayağın üzerine bir de dönüp denizden usturmaça kurtarma oyunu oynadık. Neyse ki usturmaçalar oyunbozan çıktı, hemen yakalattılar kendilerini de oyun kısa sürdü.:D
Limana bağlandığımızda saatimiz 17:00’ı gösteriyordu. Gidip bir tavernada birşeyler yedik. Mönüde yiyeceklerin ismi yan yana Yunanca ve İngilizce olarak yazıyor. Garsona da kontrol ettirerek Yunanca isimleriyle birşeyler ısmarladık. Biraz sonra siparişlerimiz geldi ama bir tanesi bizim ısmarladığımız şey değil. Meğer bir tek onda bir satır kaydırma olmuş, Yunanca bilenler zaten Yunanca ismiyle istediği, bilmeyenler de Ingilizce ismini kullandığı için problem çıkmıyormuş. Biz ukalalık edip bilmediğimiz bir dili kullanmaya kalkınca, üstelik garson da İngilizce bilmeyip her söylediğimiz şeye “yes yes” deyince böyle bir karışıklık olmuş. Sonradan gelen garson (İngilizce biliyordu) hemen durumu izah edip özür diledi ve biz daha birşey demeden, gelen tabağı geri gönderip bizim istediğimizi yaptıracağını söyledi. Söyledi de gelen tabakta da gözümüz kaldı :P Ama diğer siparişimizi de istiyoruz. Bi ayılık edip, hem geri gönderdiği tabağı hem de esas siparişimizi istediğimizi söyledim. Yanına bir de ouzo. Sonra bir tane daha. Yemekler gelene kadar aç karnına da bir tane içmiştim zaten. Bayaa bi güzelleştim. Sonra garson, bizim jestimize karşılık 2 tane ouzo da ikram etmesin mi. Eh ikram bu, içmemek olmaz. Zaten bütün gün sallanıp durmuşuz, bir de yer sallanmaya başladı :D
Sonra ?? Sonra bir uyandım sabah olmuş :D O arada bi kafeye gidip internetten hava raporu falan almışız :P


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #132 : Temmuz 29, 2010, 14:06:19 »
20.07.2010
Hava bu gün de çıkılası değil. Yoksa tekne 53 ft falan olacak :P
Yanımızda 47 ft bir Yunan teknesi vardı. Öğleye doğru onlar çıktı. Buradaki pedestallerde de elektrik kartlı. Bir kart alıyorsun bilmemkaç KWh elektrik veriyor. Tamamını kullanmazsan kalan yanıyor. Baktım pedestalde ışık yanıyor. Hemen bağladım bizim kabloyu. Matkabı, matkap uçlarını vs çıkarttım, tezgahı kurdum. Baladım dümen kütüğünü delmeye. Allah’tan paslanmaz uçlarını da almışım yanıma. Zira dümen milinin kütüğe girdiği noktadaki çapı 30 mm. Kütükle birlikte deleceğim mesafe toplam 70 mm  yaklaşık 3 saat kadar uğraştıktan sonra boydan boya 8 mm’lik bir delik delebildim. Yapacağım işi kafamda planladığımda, bulabildiğim her yerde nalbur, hırdavatçı karışımı yerlere M8X80 ya da daha uzunundan cıvata soruyordum. Hepsi de bön bön yüzüme bakıyorlardı. Gerçekten de her yerde bulunabilecek bir ölçü değil aradığım. Kedi’deki cıvatalar da bir dolabın epey derinlerinde olduğundan bakmaya üşenmiştim. Fakat aradığım cıvatayı bulamayınca, dolabın derinliklerinde cıvata kutusunu bir çıkarttım ki yanımda tam 4 tane M8X100 cıvata varmış :D Hemen birisini bu iş için kenara ayırmıştım. Ayırdığım cıvatayı, açtığım delikten  geçirip bir güzel sıktım. Fazlasını da gene dremelin sert maden kesme diskiyle uçurdum. Bir saha onarımı için fıstık gibi oldu. Artık içim rahat.
Akşamüzeri daha önceki gelişimizde gördüğüm benzinciye gidip hem anzıman için hem de motor için yağ aldım. Tekneye gelip bir de şanzımanın yağını değiştirdim. Eh artık bi soğuk birayı hak ettim ;)


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #133 : Temmuz 29, 2010, 14:06:58 »
21.07.2010
Aldığımız hava raporlarına göre, hava sabah 9 civarı daha iyi. Biz de sabah kahvaltımızı yapıp 08:58’de demirimizi toplayıp koyulduk yola. Bu sefer amacımız Andi Partos adasının güneyindeki koy. Rahat bir seyirle Andi Paros adasının güneyindeki Dhespotiko koyuna akşam üzeri 17:00’de 4 metreye demirimizi bıraktık. Burası, kuzeyinde Andi Paros adası; güney ve güneybatısında Despotiko adası;  batısında da minik Tsimintiri adası sayesinde oldukça korunaklı bir koy. Üstelik derinlikler de demirlemeye çok uygun.


Çevrimdışı
Ateş Erim

  • S/Y Kedii
  • Gezgin Korsan
  • *
  • İleti: 1.890
  • Bozburun/Muğla
  • 5 Mesajı Toplam
    7 Kere Beğenildi
Ynt: Hırvatistan yolları sudan
« Yanıtla #134 : Temmuz 29, 2010, 14:10:42 »
22.07.2010
Sabah erken bir saatte hava 7.4 esiyor. Tam da arkamızdan gelecek. Fakat korsaniçem dedi çıkmayalım. Eh peki çıkmayalım bakalım. Vurduk kafayı yattık. Hava 10 gibi biraz sertledi. Koy içinde 15-17 filan esiyor. Problem yok. Ama internet te yok. Yunanistan’dan aldığımız wind operatörünün modemi bir türlü çalışmıyor. Programını kaldır, yeniden kur, makinayı aç kapa. Yok yok yok. Hava raporu alamıyoruz. Ama hava da gittikçe sertliyor. Hadi bakalım hayırlısı.


 


Hırvatistan yolları sudan Konusuna Ait Benzer Konular

ENAVIGO CUTTER- Hırvatistan
Size bir başka tekne daha sunuyorum. Yine İngiliz iş teknelerinden hatta BCC'den esinlenerek Tony Gondola tarafından tasarlanmış... Devamı...

Gösterim: 525 - Yanıt: 13 - Başlatan:Cem Gür
Avrupa Su Yolları - Rotterdam/Köstence
Malumunuz sürekli arayış içerisindeyim.Amerikan kızları ucuz ama çok uzak nakliyeleri pahalı,denizden gelmekse hem vakit hemde d... Devamı...

Gösterim: 195 - Yanıt: 12 - Başlatan:Erdem Çakır
Hırvatistan'da bir charter seyri
Bayram dolayısıyla, Hırvatistan'dan kiraladığımız charter teknesindeydik.8 yetişkin bir bebek, 8 gün boyunca doyasıya yelken yap... Devamı...

Gösterim: 1420 - Yanıt: 67 - Başlatan:Mehmet Erem
Hırvatistan yolları....
Uzun süredir yaptığım araştırmalar sonucunda görünen o ki türkiye sularından bir tekne sahibi olamayacağım elimdeki paraya yada ... Devamı...

Gösterim: 10565 - Yanıt: 492 - Başlatan:Alper Kez
Bakırköy Yolları....
Sevgili KorsanlarYeni korsanlarımızdan Tarık Altıok kardeşimle beraber bir roberts 27 almış bulunuyoruz (aslında kaporasını verd... Devamı...

Gösterim: 3618 - Yanıt: 182 - Başlatan:irfan
Çeşme-İstanbul yolları zigzaglı, Ah şu kaptanımın rotaları!
Sevgili Korsanlar,Bilenler bilir, bilmeyenlere ufak bir özet olsun; Biz hep teknemizden uzaktık. O güneyde biz İstanbul'da.. Alt... Devamı...

Gösterim: 7226 - Yanıt: 325 - Başlatan:İclal Elgün Sarp


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal