Sevgili Atilla Abey im Korsanım...
Marmaris de uzun uzun sohbet edemedik. Bana anlattıklarını tekrar okudum şimdi. Daha yeni okuyorum yani...
Tekrar geçmiş olsun...
İletişimin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor...
O sabah, Serçe, Kızılada rotasında, gelmekte olan kuvvetli havadan kaçmak için Arca yatıyla beraber seyirdeydik.
Telsizde bütün patırtları, konuşmaları duyuyor, havuzluktan motor sesinin de etkisiyle konuyu pek anlamıyordum.
Anlayacak da durumum yoktu. Çükü Serçe de uykusuz ve kötü bir gece geçmişti. Bir an önce Marmaris e gelip, sakin limanımda uyumak tek hedefimdi.
Fakat şimdi düşünüyorum...
Eğer, senin olduğunu anlayıp, konuşsaydık ne gibi bir yardımımız olurdu?
Örneğin en azından seni çekmeye gelebilirmiydim?
Bunu yapmak benim gibi bir acemi ve de vizesiz denizci için ne gibi risk oluştururdu?
gibi sorular kafamda hep uçuşuyor...
Yanlız şunu söylemeliyim ki, telsizde (veya telefonda) seninle konuşsaydık ve beni çağırsaydın hiç düşünmeden dümeni Rodos a çevireceğimden emin olabilirsin. Yaklaşık 9-11 dm lik mesafe benim 2 saat civarında yanında olabileceğimi gösteriyor.
Fakat yaklaşık 3-4 saat sonra başlayacak, açıkta 6-7 bofor luk havanın bizim dönüşümüze olanak vermesi de pek mümkün değildi.
En yakın ertesi gün müsait havayla dönebilirdik Marmaris e..
Bu arada özelden telefonumu gönderiyorum....
Netsel de o gürültüde nasıl dinlendin be abi...

Bu arada Atilla abi öyle yılmış ki ben söliim yerini değişterelim abi dediğimde
-sakııın ben memnunum yerimden diye inim inim inliyordu...
Torununa uzun ömürlü ve annesi babasıyla sağlıklı bir yaşam diliyor ve sizi kutluyorum...